ga mahkum oldugu gibi korunmayan temeller de yikihr, yok olur

Belgede ihyau 'ULOmI'D-DIN TERCUMESi (sayfa 50-53)

Miilkun

tamamlanmasi

ve korunmasi hukumetle miimkundur. Husfi-metlerde miilkii

korumak

ve nizami

kurmak

da fikihla halledilir.

Halki, siyasetle idare, bizzat dinden olmayip, ancak din'in

kendi-52 iHYAu 'ULOmI'D - DlN

Cilt: 1

RUB'U'L.- iBADAT

siyle tamamlanabilecegi geylere yardimci oldugu gibi, idare ve

nizam

yollanni bildiren fakih de

bunun

gibidir.

Nitekim hacca gidenler haydutlardan

korunmak

icin muhafiza muhtactir; (muhafiz

olmadan bu

farizeyi yapamaz.) Fakat

bunun

hacc ile munasebeti cok uzaktir.

£unku

:

Hacc

baska,

bu

yola girmek ba§ka, hacci

tamamlayacak

olan yolda

muhafaza

ve

korunmanm

ka-nun

ve hilelerini bilmek ba§ka bir §eydir. l§te fakihler de hacc yolcu-luguria gikan zatlann emniyetle yolculuklarim te'min icin

korunma

garelerini bildiren kimselere benzerler.

Onun

hacc ile alakasi ne dere-ce ise, fakihlerin de din ile alakasi o nisbettedir ki, dordimcii derecede kaliyor.

Bu

davamiza

Peygamber

Efendimizin su hadisi acikca §ahit-tir:

a 1

nlnsanlara ancak iic. kimsc fclvu vcrcbilir. Emir, mc'niur ve niii-tekellef.» (62)

uEmiri),

imam

ve hiikumdardir.

nMe'mum onun

naibidir «Mute-kellef» ise, ihtiyac. olmadigi halde, kendi kendine yorulup taklid yolu

ile fetvaya kalkigan kimsedir.

Halbuki Sahabe-i kiram, ahiret ve Kur'an'dan soiulduklarmda

hemen

cevab verdikleri halde, fetva vermekten kacinir ve fetva i^ini yekdigerine havale ederlerdi. Hadis'deki «MiitekelIcf» yerine bazi riva-yette «EI-murain yazilmi§tir. Qunkii : Fetva igin tayin edilmedigi hal-de kendi kendine taklidlie fetvaya atilan kimsenin gayesi

mal

ve

mev-ki talebinden ba§ka bir,§ey olmadigi icin riyanin tarn kendisidir.

Eger: <(Senin

bu

soylediklerin, diinya nizami icin olan cezalarda, diyet, kisas ve davalarda hakliyi haksizdan ayirmak gibi kisimlarda dogrudur. Fakat ibadetten olan

namaz

ve orug mes'eleleriyle

muame-lattan olan helal ve harami ta'yin etmekte dogru olamaz. icQiinku : Bunlar

tamamen

dini'dir.n dersen cevaben deriz ki: «Bir fakihin ahi-ret amellerine en

yakm

olarak mevzu-i bahs ettigi s.eyler islamiyet, namaz, zekat, helal-

haram olmak

iizere iic'dur.

Du§unursen

bunlar-da bunlar-da fakihin gorusjeri

dunyadan

oteye gecemez.

Bunlann

da diinyayi alakadar eden i§ler oldugumi anladiktan sonra artik digerlerinde

r,ub-he kalmaz.

(§imdi bu iic §eyi teker teker ele alarak diSnyevi olduklanni

acik-layahm:)

Fakihler, islamiyetin sihhat, fesad ve. §artlrmndan bahsederler;

(62) ibn Mace, Amr b. guayb'den.

1 inci KiTAB

2 nci BAB

§ER'I iLtMLERIN KIS1MLARI 53 ancak

insanm

soziine, diline bakar, ona gore hukiim verirler. Kalb ise

fakihin idare ve tahakkiimu haricinde kalir. Qiinku: Bizzat

Peygam-ber Efendimiz kuic.

ku§anan kumandan

ve ba§kanlan [Erbabu's-siiyuf ve's-saltana'yi] kalbe miidahaleden men' etmi§tir. Nitekim kelirae-i

§ehadet soyleyen kimseyi oldurene:

Kelime-i §ehadet getirdigi halde nicin oldiirdiin? diye sorunca:

— Ya

Resulallah, korkudan soyledi, yoksa kalbinden inanmadi, diye oziir beyan etmesi uzerine

Peygamber

Efendimiz

:

«Kalbiiii

yardm

da baktin mi?» (63) dedi.

(Yam:

«Kalbi, senin vazifen degil, diline bak.» diye kalbi

arama-dan

men' ettiler.) Belki fakih, kilig altinda §ehadet getirenin islami-yetinin dogruluguna hiikmeder.

Bununla

beraber iyi bilir ki, tslami-yet

onun

kalbine i§lememi§, cehalet ve §a§kinhk perdesini kaldirmamis., niyyetine duzeltmemi§tir.

Ancak

kilicin sahibine i§a.ret ediyor, cunkii bir

yandan malma

el atihrken, ote

yandan

da kilic

boynuna inmek

uzeredir. i§te

yalmz

diliyle getirdigi §ehadet,

boynunu

ve

malun

kur-tarmi§ oluyor;

bu

ise diinyahktir.

Bu

sebepten

Peygamber

Efendimiz

sjoyle buyuruyorlar

:

f/

«Ben insanlarla «Lailahe illallahn deyincege kadar harb etmekle einrolundum.

Bunu

dediler

mi

can ve mallarini benden

korumu§

olur-1ar.» (64)

Peygamber

Efendimiz, §ehadetin faydasmi,

bunu

ikr&r edenlerin

mal

ve canlarimn korunmasiyle beyan buyurdu. Ahire'tte ise

malm

fayda vermiyecegi meydandadir. Ahirette ancak kalbin ihlasi ve

nuru

fayda verir ki,

bu

da

hkh

ile alakali degildir. Eger bir fikh alimi

bun-dan

bahsetmek isterse, kendi ihtisasi haricinde kalan, tababet ve

ke-lamdah

bahsetmesine benzer.' .

(63) MOslim, Usftme b. Zeyd'den.

(64) Buhari ile Muslim. Ebfi Hureyre'den.

54 1HYAU ULUMi'D- DlN

Cilt: 1

RUB'UX IBADAT

Namaza

gelince: Bir fakih nama-z kilan kimse, her ne kadar Allah

huzurunda

oldugunu unutur ve zihni ile car§idaki i§lerini

ayarlamak

ile me§gul olursa da Allah rizasi icin tekbir

ahp

zahiri §art ve

erkamna

riayet ederek kilanin

namazinm

sihhati ile fetva verir. Halbuki kalbe

niiffiz etmeyen §ehadetin Allah indinde kiymetl olmadigi gibi bu

na-mazm

da ahirette bir faydasi yoktur. Fakih:

«Bu namaz

sahihdir.<>

derken, evet

Hak

Teala'nin emrine

uydu

ve

bu

sayede ta'zirden ken-dini kurtardi

demek

ister.

Hu§u-i batmi ve

namaza

kahbiyla girdigi gibi kalbiyle girme key-fiyyeti ki asil ahiret ameli budur. Zahiri ameller ancak

bununla

fay-da verir; fakih ise

buna

kansjmaz, ciinkii

mevzuu

di§indadir.

Zekata gelince : Fakih, zenginin, vermekten yiiz gevirdigi vakitte padi§ahin zenginden cebren alacagi miktan, zenginin odeyip odeme-digine bakar. Zengin, bu

muayyen miktan

verdigi vakit, fakih de zen-gin icin: «Beraet-i

zimmet

etmi§tir» der.

Hikaye edildi ki : Kadi

imam E

b

u Yusuf,

zekat borcunu du-giirmek icin sene tamamlanacagi sirada malini ailesine hibe ederr

sonra da ailesi kendisine hibe eder ve

bu

suretle mal, bir scne bir elde kalmazmi§.

Bu

hal,

tmam-iA'zam'a

duyuruldu;

imam-i A'zam

da:

«Evet, bu

onun

fikh bilgisindendir.n dedi. Evet bu,

dunya

fikhindan oldugu tasdik edildi. Fakat

bu

alimin ahirette zaran, her cinayetten tistundur; cunkii

bu

gibi ilimler zararh ilimlerdir.

Belgede ihyau 'ULOmI'D-DIN TERCUMESi (sayfa 50-53)