bir takim kimseler gordum ki, iman etmeden ewel kendisine Kur'an geldigi halde Fatiha'dan sonuna kadar okur da emr'inden nehy'inden

Belgede ihyau 'ULOmI'D-DIN TERCUMESi (sayfa 194-198)

bir gey anlamadigi gibi, tizerinde de durmaz,

hurmanm yaramayani

gibi

onu

kan§tirir durur.n Deml§tir.

(Bunu Hakim

rivayet etti ve

Buhari

ile

Muslim'

in §arti iizerine sahihtir dedi.) Diger bir

haberde

aym

me&lde §6yle buyttruyor:

nBiz Peygamber'e Kur'an gelmeden

iman

ettik. Bir takim

kim-seler gelecek ki

Iman etmeden

Kur'an kendilerine verilecektir.

On-lar, harflei'ine rlayet edecek fakat Qer^evesini a§acak,

hukmiinu

gig-neyeceklerdlr. "Biz okuyucuyuz, bizden

daha

iyi

okuyan

kimdir? Biz allmiz bizden alimi kimdir?" derler. t§te Kur'andan hisseleri

ancak

budur.n Diger bir ifadede ise: «t§te bunlar,

bu ummetin

fenalan-dir.»

Denildi ki : «Ahiret alimlerinin alametlerinden olan be§

Ahlak

Kur'an-i Kerim'in be§ ayetinden almmi§tir. Onlar da: Hagyet [Kor-ku], Hu§fl' [Kalbi ve bedeni tevazu], Tevazu' [aleak gOnulliiluk], giizel ahlak ve ahireti diinya'ya tercih ki,

buna Zuhd

denir.

Hagyet'in alindigi ayet

:

tcAUah'tan korkan, ancak alimlerdir.n (35-Fatir: 28) Hu§u"un alindigi ayet

:

«AUah

icin korkarlar da, Allah ayetlerinden az olsun para

al-mazlaro* (3-

AH imran

: 199) Tevazu'un alindigi ayet

:

196 IHYAU 'ULOMi'D -DlN

Cllt : 1

RUB'UX- IbADAT

"-.

•Mti'mitiler 151a kanadlarim £Icalt.» (15-Hicr: 88) GUze] Ahl&k:

J4j '^J * jj ^ V

*

ttAllah'in rahmeti ile onlar

1cm

miilayim davran.w (3-Al-i

Im-ran: 159)

Ztihd'un ahndigi ayet

:

^1 j*J ^^

-oil

^IjJ JJjj -Jwi

!_jJ_ji

jjJJt JUj)>

«flim kendilerine verilenler dediler ki, veyl size,

Iman

edip salih ameller igleyenlere Allah'm verecegi sevap

daha

hayirlidir.u (28-

Ka-sas: 80)

Vakta ki

Peygamber

Efendimiz

:

',• ,, >*• '

'-'stmts',

f -*A r * <*'

,

«AUah, hidayetini diledigi kimsenin gogsunii islam i<;in genis-lendirir.»

Ayet-i celllesini okudu, kendilerine

:

— Bu

§erh-i sadr [gogiis geni§ligi] nedir? Diye sordular.

Pey-gamber

Efendimiz

:

«XAr, kalbe akitildtgi

zaman

gogiis acilir ve geni§ler.» buyurdu.

— Bunun

bir alameti var midir? Diye sormalan tizerine,

Pey-gamber

Efendimiz:

«Evet vardir,

O

da aldatici olan

dunyadan

uzakla$ip, ebedi olan ahiret'e teveccuh ve gelmeden once oliim'e hazirlanmaktir.» buyurdu.

. 1 inci KtTAB

6 nci BAB

YAKlN'iN ARANACaGi

VERLER

197

- -

-.

- '

».»,-

hi..,,,.,. , , , ^

Ahiret aiimlerinin alametlerindsn blri de, ameli bozan, kalb'in

huzuranu

kagiran, vesveseyi hazirlayan ve fenahgi harekete getiren seyler iizerinde

durmalan

ve bunlari dlkkatle ara§tirmalandir.

Qiin-ku

Din'In ash, fenaliktan korunmaktir.

Bu

sebebden denildi ki:

nFenaligi, Cenalik

yapmak

i$in degil, fenalikdan

korunmak

igin ogrendim. Fenaligi bilmeyenlerin 90511, bilmeyerek kendisini fenah-ga kaptirir.»

Aynt

zamanda

i§ledigimiz ameller yakindir [yani kolay elde edi-Jirler.] Bunlarin en ustiimi Kalb ve dil ile Allahu Teala'yi anmaktir.

t§te asil.huner bunlari bozan ve kan§tiran seyleri bilmek (ve

onlar-dan

sakinmak) tir.

Bu

i§aret ettiklerlmizin dallan ?ok, yollan ise

uzun

obnakla hepsine de ehemmiyetle ihtiyag vardir. gunkii ahiret yolculugunda

umumun

kars,ila§tigi §eylerdir.

Dunya

alimleri ise:

Huktim

ve fetvalarmda garib ve Itizumsuz

§eyleri ararlar da kendilerine omurlerinde -bir def'a bile lazim olma-yacak-olsa da onlar i$in degil; belki gelecek nesiller icin olacak- lu-.

zfimsuz geylerle yorulur dururlar. Halbtiki boyle bir §ey olsa

da onu

Sozecek nice kimseler vardir. §ayan-i hayrettir ki, gece gtindiiz te-kerriir edip durah hatiralannda, vesvese ve amellerinde kendilerine lazim olan miihim tarafi ihmal ederler. Allahu Teala'mn nzasina,

halkm

teveccuhunii ve dtinya

kodamanlannin

kendisine

muhakkik

ve

mudekkik

demelerini tercih ederek, kendisine ehemmiyetle lazim olan §ey'i ba§kasina pek ender lazim olacak sey ile degisMrmek kadar, saadetten uzak ne olabilir?..

Bu

glbi alimlerin cezasi, Diinya'da nalk tarafindan hlisn-u kabul

gormemek, zamamn

nbbet nobet gelen inuslbetleri ile kederlenmektir. Ahirette ise, hakikl alimlerin alacak-lan btiyuk muk&fatlan ve kendilerinin muflis oldugunu gormekle hasret cekmektir ki,

bundan

btiyuk husran olmaz.

Sozu, en 50k Peygamberler soziine, hidayeti, en cok Sahabe hi-dayetine benzeyen ve

bunda

herkesin ittifak ettigi,

Hasan-i Basri

'nin (Allah

rahmet

etsin) en 50k anlattigi ve iizerinde

dur-dugu

kaibe gelen hatiralar, amellerin fesadi, nefsin vesvesesi ve nef-sani gehvetlerin gizli ve

kapah

taraflan idi.

Hasan -lBasri'ye,

«Ya

Eb&

Sa'id,

bu

senin dediklerini kim-seden duymuyoruz, bunlari nereden 6grendin?» diye sorduklannda

:

aHuzeyfetu'l

-

Yemani'den»

derdi. Huzeyfe'ye de

aym

§e-kilde, oSahabenin hie birinden duymadiklanmizi senden dinliyoruz,

bunlan

nereden 6grendin?» diye sorduklannda Huzeyfe : <cResuIu'-llah'tan Sgrendim, Resulullah

bunlan

yalniz

bana

ogretti.» diyerek S&yle

devam

etti:

198 JHYAU 'ULtfMl'D-DflJ

-

CUt: 1

-

RUBU'L- 1BADAT

alnsanlar, soyle boyle amel edenlerc ne gibi mtikafatlar var diye

daima

hayirdan ve amellerin faziletlerinden sorarlar,

hayn

ilk ogre-ilen ben olmadigimi bildigim i$in,

ben

de "falan falan sey'i ifsad eden nedir?" diye amellerin afetlerinden ye fenahga dftsmemek icin fena-liktan sorardim. Qiinkti bilirim ki, fenahgi bllmeyen iyiligi de blle-mcz.

Bunun

igin

Peygamber

Efendimiz de

bunlan bana

i>gretti.»

Nifak'in sebebini ve nifak ilmini, fitnelerin inceliklerini en iyi ge-kilde bilen yine

H u

ze

y

ie idi. Hatta

Omer, Osman

ve diger btiyuk

SaMbe

(R.A.) fitnelerden kendisine sorarlardi. Mttnafiklan

Ogrenmek

isterlerdl.

O

da: «§u kadari kaldi.» der, fakat isimlerini sdylemezdi.

Hazret-i Omer,

kendisi icin

Huzeyfe'ye:

«Bende nifak alametl var mi?» diye sordu;

Huzeyfe

: «Sende

ni-fakdan eser yok.» dedi. Hatta

Hazret-i Omer

cenazelerde bakardt,

Huzeyfe'

yi g&rmeyince,

namazi

kilmazdi.

Huzeyfe'

ye nSir sa-hlbi» derlerdl.

Hiilasa: Kalbin

makaam

ve hailerine dikkat etmek, onlan lslah etmek, ahiret alimlerinin adetleridir. gtinkii Civar-i iiahiye yfiksele-cek olan kalbdir.

Bu

kalb ilmi, garib kaldi ve hatta kayboldu. Bii.

filim, kalb ilminden bahsetse, dinleyiciler:

«Bu

ne anlagilmaz ve ga-rib seyler diyor.» diye sasarlar ve kendisi icin: «i§te

bu

yaldizli va'z ediyor ve laf satiyor, nerde o miicadele inceliklerini ortaya

koyan

va-Mer.» derler.

Abdu'l-vahid

b.

Zeyd

su giirini ne gtizel soyledi:

((Yollar (ok fakat

hak

yollan birdir. Haklki yol'a girenler ise ax kimselerdir. Onlar da bilinmez ve

maksadlan

anlagilmaz; agir agir gayelerine dogra ilerlemektedlrler. Insanlar kendllerinden istenilcn

§eyde gafiller, feak yolunda ise $oklan uykudadirlar.w

Hulasa, insanlann c,ogu tabi'atlerine muvafik ve kolay tarafa

meyl

ederler. Hak, aci,

ona

vakif

olmak

zor.

Onu anlamak

§etin, yo-lu ise sarptir. Bilhassa kalbin vasiflarim bilmek ve ktittt huylardan kalbi temizlemek zordur. Qunkii

bu daima ruhu

cekmekle kaablldir.

Sahibi ise, §ifa umldiyle acihgina dayanarak ilaci igen kimseye,

olii-mtinde melek'in mtijdesi lie iftar

etmek

icin

Smrunu

oruc lie geciren kimseye benzer.

Bunun

icin denildi ki: Basra'da

yuz

yirmi vaiz

var-ken

bunlardan

yalmz

tig tanesi yakln ilminden, kalbin hallerinden ve

ie, sifatlardan bahsederdi. Bunlar

da: Abdullah Ttisteri, Su-bayhl

ve

Abdurrahlm

idl. Ctekilerin dersine kalabahk

ce-ma'at

devam

ettigi halde

bunlann

dersine pek az kimseler gelirdi; on

klsiyi gecmezdi. giinku kiymetli §ey"in kadrini

muayyen

kimseler bi-Vce. Ztra kiymetli seyler, ancak

muayyen

kimselere yaragir. Herkese vertlen sey^n kiymetl de azdir.

1 inri KlTAB

6 nci BAB

YAKlN'tN

ARANACA& YERLER

199

Belgede ihyau 'ULOmI'D-DIN TERCUMESi (sayfa 194-198)