Padi§ahlar I^ki Iqer miydi?

• • NCELIKLE iQKiNIN Osmanli i^indeki durum una bakm ak

la-O

zim... U nutm ayin ki, Osmanli Devleti, iginde farkli inane; - lardan envai ge§it insam n kayna^tigi bir mozaikti. iqinde M iisliiman olm ayan topluluklar da vardi... Bunlar igkiyi “h aram ” saymiyordu. Bu agidan igki iiretimi, ta§inmasi ve ticareti belli

§artlar dahilinde onlara serbestti.

Ozellikle bogazlar, gayrimiislim reaya kayiklarim n ve gemile- rinin sabaha kadar cirit attiklari yerlerdi. B uralarda birkag sar- ho§a rastlam ak m um kundti. Sarho§ naralari bazen saraya kadar gelirdi...

1800 yili ba§larinda sarho§larin verdigi rahatsizlik oylesine artmi§ olm ali ki, Sultan III. Selim, sadrazam a gonderdigi bir Hatt-i H iim ayunda “Son bir defa d aha soyle, edepsizlik etm esin- ler” diyerek uyarm ak zorunda kaldi. Padi§ahin bu Hatt-i Hiima- yu nundan sonra, M usliim an ve gayrim uslim lerin alenen igmele- ri, iqki sati§i yap m alan ve m eyhane agmalari yasaklandi.

18. asrin ba§lannda Padi§ah III. Ahmed zam am nda, ikisi kale di§inda ve biri de G alata’d a olm ak uzere ii<; m eyhane varken,

as-K A y 1T D 15 1 T A R i H I M i Z

rin so nlanna dogru bunlarm sayisi gogalmi§ti. Bu konuda Os- m anli Devleti azinliklann kendi özel hukuklarini dikkate aliyor- du. Yoksa d aha önceki islam devletlerinde oldugu gibi, Osmanli Devleti’nde de M üslüm anlarm igki igmesi, üretm esi ve ticaretini yapm asi yasakti.

M üslüm anlar arasinda ise icki yasagi olm asina ragm en, kagak olarak igenlerin bulunm asi m üm kündür.

Sultan III. Selim

S e k b a n b a § i/n m ö n e r i s i

istanb ul’un duru m u n u en iyi bilen Sekbanba§inm getirdigi bir öneri sadrazam tarafin d an uygun b u lu narak Sultan III. Selim’e arz olundu.

Buna göre m eyhanelerin hepsi kapatilacak, fakat reayanin bekärlan igin §ehrin kenar yerlerinde iki üg tane m eyhane agik birakilacaktir. M eyhanelere M üslüm anlarm girm em esi igin kapi- larina güvenlik görevlileri konulacaktir. Bu §ekilde hem bekärlar b u ralara giderek me§gul olacaklar, hem de salm alar ve

yasakgi-P A D i $ A H L A R V E i Ç K I

larin m asraflari eskiden oldugu gibi tahsil edilm eye devam edi- lecektir. Ancak sekbanbaçinin birkaç m eyhanenin açilmasi oneri- si uygun görülm edi. Çünkü çeyhülislam dan fetva alinam adi.

Padiçah III. Selim, “Ehl-i islâm in içkiden külliyen m en edil- m esi”ni istiyordu. Bu konudaki uygulam anm esaslanm çeyhülis- lam a ve sadrazam a birakmiçti.

Sonuçta m eyhanelerin tam am i kapatilarak m ühürlendi. An­

cak bu da çôzüm degildi. Kapisi m ühürlü m eyhanelerle kayiklar- lardaki içkilerin gayrim üslim reayaya satilm asi için on günlük bir sûre taninm asim teklif etti. Bôylece reayam n ekonom ik açidan

Sadrazam i, sadece konuçm akla ve i§ yapm am akla suçlayarak:

“Kiyl ü kal (gereksiz ayrinti) ve söze ba’is olm ak küçküllügü kendinize ‘ad etmiçsiniz. islam bol’da iki üç m eyhane kapatup bir iki avretin hakkindan gelm esi için yirmi gün kadar me§veret edip bir nizam verem iyorsun sübhanellah” diyordu.

Elçiliklerde D u ru m

istanbul, Galata ve Bogaziçi’nde içki yasagindan etkilenen- lerden bir kismi da istanbul’da bulunan yabanci elçiliklerin tem - silcileri ve buralarda görev yapan gayrim üslim lerdi. içki yasagi karari alinm asindan sonra, içki tem in edem ez olmuçlardi.

Birkaç defa elçilik tem silcileri Sadarete (Basbakanhk) m üra- caat ederek, içki yasaginm kendilerini kapsam am asm i talep etti- ler, am a bu konudaki israrlari dikkate ahnm adi.

K A y 1 T D 1 5 1 T A J U H i M i Z

M eyhanelerin yikilm asindan sonra, sadece ingiltere elcisinin on varil ve Felem enk elgisinin iki §i§e §arap alm ak igin yaptiklari m üracaat, bir defaya m ahsus olm ak üzere kabul edildi. Ve Sul­

tan III. Selim’in onayiyla elgilik m en su p lan n a “kifayet m ik ta n ” igki satin alm alanna izin verildi.

R ü f v e t v e S u iis t im a lle r

igki ve m eyhane yasaginm takibinde istanbul’daki yerel gö- revlilerin ihm alleri ve suistim alleri oluyor; bu yüzden bazi aksak- liklar görülüyordu. istanbul Bostanciba§isi, rü§vet kar§iligmda Bogazigi’nde bazi m eyhanelere ruhsat verm eide kalmiyor, kayik- larla adalardan ve diger yerlerden gelen igkilerin bogaza getiril- m esine ve bunlarm sati§larinm yapilm asina da göz yum uyordu.

Bostanciba§inm, Bogaz’a §arap yüklü gelen h er kayiktan bir m iktar rü§vet aldigi söyleniyordu. §ikäyet üzerine Bostanciba§i azledilerek “sa’ire ibret icjin” Rodos Adasi’na sürüldü. Yerine Ha- seki Agasi, Bostanciba§i tayin edildi.

igki yasaginm uygulanm asindan sonra istanbul ve gevrelerin- de kurallara uym ayan veya suistim al ederek haksiz kazang sag- lam aya gah§an görevliler, görevden ahnarak sürgüne gönderili- yorlardi. Yasaga ragm en, istanbul’da igki bulm ak zor olm uyordu.

istanbul’un belli ba§h yörelerinde bu i§i yapan karaborsacilar türem i§ti. Bunlara “Ayaklilar” deniyordu. Ayaklilarin yam sira bazi sem tlerde igki igilen ve satilan gizli m ekänlar da türem eye ba§lami§ti.

P a d i§ a h v e l§ki

insan herhangi bir padi§ahi begenm eyebilir, sevmeyebilir, an- lam ayabilir; bunda yadirganacak bir §ey yok; ancak karalam aya, asagilam aya kalkismaz, günü kurtarm a dü§üncesiyle iftiraya bu- la§maz...

Hatirlaym iz ki, Avrupah krallardan birine “Asian Yürekli Ric­

h ard ” derken, kim ine “Güzel Philip”, kim ine de “Korkusuz Jea n ”

P A D i $ A H L A R V E ¡ Ç K i

derken, tarihim izin parçasi, bizim de ninem iz ve dedem iz olan insanlari “Kizil Sultan”, “hain”, “sarho§”, “gad d ar” diye länetliyo- ruz... Sizce bunda bir terslik yok mu?

K aralam aya kalkiçtigimiz insanlar giinahlan-sevaplanyla bi­

zim ecdadim izdir, geçmiçimizdir! Hiçbir hayirli evlât kendi ec- dadina iftira atm am ali, ecdadm i günlük siyasi kavgalarin içine çekmemelidir.

Gelin görün ki, “ekran tarihçileri” padiçahlara içki içirtiyor...

H atta bu konuda hiç sikilm adan genellem e bile yapiyorlar... Ka- ralam adan Fatih de nasibini aliyor, lâkabi “Veli” olan Sultan II.

Bayezid de... Bu genellem e, tam bir aldatm acadir!

Hiçbir hayirli evlât kendi ecdadina iftira atmamali, ecdadmi günlük siyasi kavgalarin

içine çekmemelidir.

Peki bu iddia nereden çikti?

1. Bu iddia, çogunlukla Osmanli’m n dinî idrakini, farza- sünnete baglihgm i, ahlâki yapisim, sosyal durusunu, yaçam a ga- yesini algilayam ayan yabanci tarihçilere aittir. Büyük Osm anli vak’anüvisleri ve tarihçileri bu iddiaya pek itibar etm em islerdir.

2. Osm anli Devleti bir “arçiv devleti”dir. Saraya giren bir bas soganin dahi bir yerlerde kaydi vardir. Binaenaleyh, bu iddiayi ortaya atanlar, bu kayitlari (yabanci ziyaretçilerin sarayda misa- fir bulundugu dönem ler hariç) gösterm ek zorundadirlar.

3. Bazi padisahlar, hayatlarinm bir dönem inde “çahsi kusur”

kabilinden bazi günahlar içleseler bile “tôvbe” ihtim alini dikkate alm ak ve “k u surlan ö rtü n ü z” hükm ünce, çoktan ölmü§ in sanlan suçlam am ak gerekir. “Tôvbe müessesesi” herkes gibi padisahlar için de gerekli ve geçerlidir.

4. Bu konudaki iddialara “kaynak” olarak gösterilen Osman- zâde Taib Ahmed Efendi’nin Telhisü M ehasini’l-adab isimli kita- binin adi, ciddi tarihçilerin “vesika: belge” saydigi kitaplar ara- sinda geçm em ektedir.

.i

5. Kaldi ki, Taib Ahm ed Efendi, o hükm e kendi ara§tirm alan sonucunda varmami§, Arap ilahiyatgi Cahiz’in (776-868) “Min- hacü’s-süluk” isimli eseri ile M ustafa Ali Efendi’nin (1541-1600)

“M ehasinü’l-ádab” isimli eserlerinden alintilami§tir.

6 . Sultan IV. M urad’in §eyhülislam i Zekeriyazade Yahya Efendi’nin “M escitte riyami§ler etsin ko riyayi/M eyhaneye gel kim ne riya var ne m ürai...” (Birak m escitte ikiyüzlüler devam etsin riyakárliga/Sen m eyhaneye gel ki o rada ne riya var ne ri- yakár) §eklindeki m isralan m eyhane ve igkiye övgü gibi algilan- mi§tir. Bunun sebebi, O sm anh’m n tefekkür kaynaklan ile tasav- vuf ahlákindan ve tabii tarih bilgisinden ve tarih sosyolojisinden habersiz olm aktir (§eyhülislam , o m isralarda Yenigeri generalle- rinin S ultanahm et Camii’nde toplam p fitne dü§ünm elerini ve is- yan etm elerini hicvediyor).

F a t i V e Iftira A t m a k

íddiaya göre, “Fatih Sultan M ehm ed Han ko m u tan lan ve ve- zirleriyle arada sirada iy§ u nu§ (igki älem i) edermi§... Fatih’e

P A D Í § A H L A R V E ¡ C K i

boyle bir isnatta bulunm ak, en hafifinden fitnedir, insafsizliktir, izansizhktir!

Peygam ber vasiyetini yerine getirm ek igin canmi divine tak an bir Padi§ah... Gengligini bile ya§ayam adan Peygam ber h a tin n a ólüm ün kollarm a atilan, bu ugurda tah tim ve hayatim riske so- kan bir Padisah... Rumeli H isan’m n m azgallarm da Peygamberi- nin sanli ism ini haykiran bir Padi§ah... Allahü Teala’yi kastede- rek: “Bir § ah ’a kul oldum ki, cihan an a gedadir! (fakir, kimse- siz)” m isralanm yazm ak suretiyle kullugunu asirlara haykiran bir Padi§ah... ilklerden biriyim) yazildi. Konferanslar, sem ineler, etkinlikler (tarihi anlatm a am aciyla ülkenin gitm edigim kó§esi herhalde kalmami§tir) yapildi. Derken, tarih Türkiye’nin gündem ine gir- di... Gazetelere, radyo m ikrofonlarina, nihayet televizyon ekran- larina yansidi.

Kagimlmaz olarak da popülist sapm alar olu<¡maya ba§ladi.

Daha fazla izlenm e (reyting) arzusu sürekli dikkat gekici bir §ey- ler soyleme tela§ina dónü§tü. Bu da bazi tarih program lanm “ge- yik m uhabbeti” konum una, bazilarm i ise “tarih i kurum larla padi-

§ahlara sald in odagi” haline getirdi.

B unlardan biri var ki, hem en h er program inda Sultán II.

A bdülham id’e “rom ” (bir ge§it alkollü igki) iqirtip, “Bu §eker su- yudur, Kur’an ’da sadece §arap haram edilm istir” dedirterek,

al-K A y I T D 1 51 t a r í h í m í z

kollü i^eceklerin tü m ü n ü n haram iyeti konusundaki agik hükm ü inkár ettirm ek suretiyle itikadi bir sapm a iqine de dü§ürüyorlar.

Bir de §ahit gosteriyorlar: Sultán II. A bdülham id’in toru nu Er­

tugrul Osman... O tarih te hanedanin en ya§li üyesi oían “Devletli N ecabetli Osm an Ertugrul Efendi H azretleri” (23 Eylül 200 9’da vefat etti) 1912’de dogmu§. Sultán II. Abdülham id ise 1918’de vefat etmi§. Yani Ertugrul Osman, Sultán II. Abdülham id óldü- günde sadece yedi ya§indadir. O ya§ta bir gocuk tarihe nasil §a- hitlik edebilir?

§eh zad e Ertugrul O sm an O sm anoglu

Ayrica hazret 1933’ten beri W ashington’da ya§iyor. Saltanat ve hilafet kaldirildiginda (1922) bü tü n han ed an la birlikte sinir di§i edilmi§. O tarihte henüz on ya§inda. Bu ya§ta bir <¿ocuk olup biteni tüm iiyle kavrayabilir mi?

Apar to par simrdi§i edilen han edan üyelerinin yád ellerde son derece macerali, kirik dókük bir hayat yasadiklarm i biliyo- ruz. A ralarm da garsonluk, h atta bula^ikqihk yapm ak zorunda ka- lanlar olmu§. isin bu tarafi tam bir yürek sizisidir ve hepim izin

P A D Í 5 A H L A R V E Î Ç K i

yüregini sizlatm aktadir. Fakat o sürgün hayatin içinde yalm z yü- rekler degil, beyinler de kavrulm uç olmali ki, Osmanli haneda- nina yakiçm ayacak davraniçlar sergileyen “efendi”lere (çehzade) ve “sultan’la r a rastlanm iç.

Tüm hayatini Fransizlarla, ingilizlerle ve benzerleriyle geçir- mi§ insanlardan, Osmanli padiçahlannm dinî hassasiyetlerini beklem eye eibette kim senin hakki yoktur. ister istem ez etkilen- dahi bilirler ki, Osmanli Devleti bir ar§iv devletidir.

Sultan II. Abdülham id dönem inin m utfak kayitlannda, sade- ce Alman im paratoru II. W ilhelm ’in e§iyle birlikte istanbul’a ge- lip Sultan II. A bdülham id’e yemege gittigi tarih te saraya alinan

“rom ” di§inda, m utfak defterlerinde tek içki kaydi gösterebilecek bir babayigit var mi? Ne yani, koskoca Osm anli Padiçahi, kosko- gi tarihe sahitlik edebilecek ya§ta bulunm asi §arttir! “Dengeli”

olmasi, farkli kültürlerin baskisi altm da bulunm am asi da gerekir.

Ekranda gözlerim izin içine baka baka ve bagira çagira, “Sultan Abdülham id rom içerdi” diyen ve buna dogm am iç çehzadeyi §a- hit gösteren beyefendi, bir de tehdit savurdu: Üzerine gidilirse h an ed an m ensuplarm i ek rana çikanr, dedeleri hakkinda

sôyle-K A y I T D 15 t T A R i H i M i Z

yeceklerini m illete dinletirm i§...

“Padi§ah dedeleri ve sultán nineleri hakkinda óyle olum suz

§eyler anlatirlar ki, II. Abdülham id’in igki igmesine itiraz edenle- rin dudagi uguklar” dem eye getiriyor.

Uguklamasina uguklar da, ólmü§ dedelerinin ve ninelerinin aleyhine §ahitlik eden “to ru n ”la n bu m illet ciddiye alir mi, bile- mem!

Bir de itham atti ortaya: “Bu ülkede Abdülham id’den gegi- nenler var”mi§ da, onlar “veli” dermi§ de, dogrularm ortaya gik- masini istemezlermi§... Anladik am a A bdülham id’i d urdu k yere büyütüp ovm ek kadar, igki filan icjirip du rd u k yerde kügültm ek de aym kapiya gikmaz mi? Bu da bir nevi ticaret degil mi?

O smanli Devleti’nin yikilmasim 33 sene geciktiren bir padi§a- hin ólüm yildónüm ünde “rom igerdi” di§inda anlatilacak bir ta- rañ yok muydu?

S e k i z i n c i B ö l ü m

Belgede kayitdi i Yayin Yönetmeni Editor Sayfa Düzeni Kapak ISBN Yayinci Sertifika No Matbaa Sertifika No Baski Tarihi Baski Cilt (sayfa 109-119)