1090 Gudi darbesinin Türk ve Yunan kamuoyuna yansıması

190  Download (0)

Tam metin

(1)T. C. STANBUL ÜNVERSTES SOSYAL BLMLER ENSTTÜSÜ TARH ANABLM DALI. Yüksek Lisans Tezi. 1909 GUD DARBESNN TÜRK ve YUNAN KAMUOYUNA YANSIMASI. Leonidas MORAS 2501020675. Tez Danımanı: Prof. Dr. Ali hsan GENCER. stanbul-2006 0.

(2) Tez Onay Sayfası. 1.

(3) ÖZ Yunanistan 1830’da Osmanlı mparatorluu’ndan koparak baımsız bir devlet haline gelmi ti. Yunanlılar, kendi devletlerinin hudutları dı ındaki Rumca konu an nüfusun da üzerinde ya adıı topraklarla birlikte Yunan krallıına katılması demek olan Megali dea’nın gerçekle mesi için 1922 yılına dek, devamlı olarak çaba sarf etmi lerdi. 19. yüzyılın son yıllarında gizli, fakat kudretli bir cemiyet olan Etniki Eterya’nın, “Büyük Ülkü”nün vücuda getirilmesine yönelik faaliyetleri etkili oldu ve bunun neticesinde Girit Adası’nda Müslümanlar ile Hıristiyan ahali arasında çatı malar meydana geldi (1896). Bir sonraki sene Girit’teki galeyanlar sonucunda ba. gösteren. Osmanlı-Yunan. Harbi,. krallıın. hezimete. uratılması. ile. sonuçlanmı tır. 1897 yenilgisi Yunanistan’ı karı tırmı tı. Ancak ülkenin Megali dea’dan vazgeçemeyen milliyetçi unsurları, Yunan silahlı kuvvetlerinin yeni ba tan örgütlenmesini talep ediyorlardı. Fakat devletin idare ve adalet mekanizmasının yozla ması ve ekonomik krizin büyümesi buna ciddi bir engel olu turuyordu. Üstelik partilerin kısır rekabeti, rü vetçilik ve Balkan Yarımadası’ndaki milliyetçilik çatı malarının iddetlenmesi Yunanistan’da a ırı bir memnuniyetsizliin domasına sebep olmu tu. Böylece, Yunan zabitanı Genç Türk Subayların müdahale örneinden de esinlenerek, ülkenin alt ve orta tabakalarının destei ile hareketlendi.. Gudi. “htilali” bu ko ullar altında meydana geldi. Gudi’deki askeri hareket hükümet dei ikliine yol açtı ve Kiriakulis Mavromihalis yeni bir kabine kurmakla görevlendirildi. Ülkenin ihtiyaç duyduu reformlar ve özellikle ordunun reorganizasyonu konusuna dair birçok yeni yasa çıktı. Bütün bunlara ramen “Askeri ttifak” kısa bir zaman içerisinde, Yunan toplumundaki muhafazakâr unsurların tepkisi ve askeri cemiyet üyelerinin politik deneyim eksikliinden ötürü çıkmaza dü tü. Yunan subaylar bunun üzerine uzun zamandan beri Girit’te youn siyasi faaliyetlerde bulunan ve büyük bir ün kazanan E. Venizelos’u Atina’ya çaırmayı karar verdi. Venizelos, 1910 Eylül’ünde yeni bir hükümet kurdu ve geni çaplı reformlar ba lattı. Gudi htilali ve sonrasındaki geli meler kâh Yunan, kâh Osmanlı basınına yansıyordu. Yunan gazeteleri. I.

(4) subayların hareketini genel olarak desteklemise de Osmanlı basını farklı bir tepki göstermitir.. II.

(5) ABSTRACT Greece won her independence in 1830, disengaging from the Ottoman rule. During the 19th century the Greek irredentism, under the motto, Megali dea (Great Idea), the expansion of Greece’s frontiers to the Balkan Peninsula where Greekphone populations were living, became the dominating theme in Greek foreign policies until 1922. During the last years of 19th century a secret organization called “Ethniki Eteria” (National Society) was working for the accomplishment of the “Great Idea”. Organization’s activities in Crete and the frustration between the Christian and the Muslim population of the island culminated in the Turco-Greek war of 1897 and the military defeat of Greece. The calamitous war of 1897 was a stunning blow for the country. The nationalist elements of the Greek Kingdom, demanded a well-organized army in order to realize their national aspirations. However, the Greek governmental end economical chaos was a very important obstacle to the fulfilment of this demand. Besides, the divisive nature of the Greek parties, the corruption of the political life and the aggressive competition for territory between the Balkan states cast a dark shadow over Greek politics. As conditions worsened some Greek officers, inspired from the Young Turk reform-minded officers, decided to intervene to kingdom’s political life with the approval of the urban middle class. As a result of Greek army’s intervention (the 1909 Coup d’ état in Goudhi) Kiriakulis Mavromichalis took over the reigns of government and accepted the reformist demands of the officers and especially those that related to the reorganization of the army. But very soon the “Military League” faced numerous difficulties because of the reaction of Greek State’s conservative elements and the lack of political experience of its members. The Military League decided to bring E. Venizelos, who formed a government in Greece in September 1910 and tried to solve all the existing problems by following a reformatory policy. The Greek press in general supported the army’s sedition but the Ottoman press adopted a critical opinion on it.. III.

(6) ÖNSÖZ 1830 yılında baımsızlıını kazanan Yunanistan o tarihten itibaren, Avrupa Devletlerinin de yardımıyla, geli meye çalı mı tır. Yunanistan’ın geli mesi her defasında Osmanlı Devleti aleyhine gerçekle mi , özellikle iki ülke arasında Girit uzun bir süre anla mazlık konusu olmu tur. Bu arada Kırım Sava ı, 1877-78 Osmanlı Rus Sava ı gibi, Osmanlı Devleti’nin girmi olduu sava lardaki zaafından da faydalanarak, Yunanistan Osmanlı Devleti’ne kar ı sava a girmek istemi se de Büyük Devletlerin araya girmesiyle herhangi bir Türk-Yunan sava ı meydana gelmemi tir. 1864 senesi Yunanistan için bir dönüm noktasıdır. Zira bu tarihte ngiltere’nin kontrolünde bulunan Yedi Ada’nın Yunanistan’a verilmesi, Yunanistan’ın Ege ve Ege Adaları üzerindeki hak taleplerini daha da kamçılamı tır. Girit Meselesi’nin zaman içerisinde iki ülke siyasetinde önemli rol almaya ba laması ve sonuçta 1897 Türk-Yunan sava ının çıkması, bu sava sonucu malup olan Yunanistan’da meydana gelen iç olaylar, özellikle ekonomik durum ülkeyi süratle bir ihtilale götürmü tür. Nitekim Gudi Ayaklanması siyasî, sosyal ve ekonomik birikimlerin bir neticesi olarak 1909’da patlak vermi tir. Küçük rütbeli subayların gerçekle tirdii bu ayaklanma Yüksek Lisans tezimizin konusunu te kil etmektedir. Bu konuyu üç bölüm üzerinde incelemeyi uygun bulduk. Birinci bölümde Gudi htilali’nden önce Yunanistan’ın iç ve dı politikası, iktisadî durumu ve Yunanistan’da geli en siyasî ve fikrî akımlar ele alınmı tır. kinci bölümde Gudi Ayaklanması incelenmi , Gudi htilali’nin Türk ve Yunan basınındaki akisleri çalı mamızın üçüncü bölümünü te kil etmi tir. Konu hakkında Türkçe ve Yunanca eserlerin azlıı, özellikle her iki ülke basınının konu ile alakalı görü lerinin ara tırılmaması çalı mamızın daha ziyade basın üzerine younla masına sebep olmu tur. Tabi bu arada basının eri emedii bazı noktaları Türkçe ve Yunanca eserlerle destekledik. Ayrıca II. Me rutiyet’in ilanının Yunanistan’daki akisleri de ara tırmamızın bir kısmını te kil etmektedir. Her iki ülkede geli en siyasî, sosyal ve ekonomik meselelerin birbirleriyle taban tabana zıt geli meler olmadıı görülmektedir. Hiç üphesiz bu konu daha IV.

(7) detaylı bir ekilde incelene bilirdi. Fakat bu sahada yapılacak çalı malara ı ık tutacaı kanısındayız. Konu seçiminde ve çalı malarımda emei geçen danı man hocam Prof. Dr. Ali hsan GENCER’e te ekkürü bir borç bilirim. Ayrıca yardımlarından dolayı Yrd. Doç. Dr. Ali Fuat ÖRENÇ ve Ar . Gör. Metin ÜNVER’e de te ekkür borçluyum.. Leonidas MORAS. V.

(8) KISALTMALAR a.e a. y. bkz: BOA Çev: C. Ed. Gnkur Haz: HR. SYS AYE .Ü. nr. s. Sa. TKAE ÜATS yy.. : : : : : : : : : : : : : : : : : :. aynı eser aynı yer bakınız Babakanlık Osmanlı Arivleri çeviren cilt editör Genelkurmay Hazırlayan Hariciye Siyaseti Siyasi storiko Arxeio Ypourgeiou Eksoterikon stanbul Üniversitesi numara Sayfa Sayı Türk Kültürünü Aratırma Enstitüsü Üçüncü Askeri Tarih Semineri yüzyıl. VI.

(9) ÇNDEKLER ÖZ............................................................................................................................ I ABSTRACT ......................................................................................................... III ÖNSÖZ................................................................................................................. IV KISALTMALAR ................................................................................................. VI GR ......................................................................................................................1 XIX. YÜZYıLDA YUNANSTAN’ıN DURUMUNA G ENEL BR BAKı ................................................................1 BRNC BÖLÜM ...........................................................................................................................11. GOUD HTLAL’NDEN ÖNCE YUNANSTAN’IN Ç VE DI POLTKASI, KTSADÎ DURUMU, SYASÎ VE FKRÎ AKIMLAR .............11 A) 1897–1909 YILLARI ARASINDA YUNAN STAN’IN Ç POL T KASI.............................11 1) Siyasî Durum .................................................................................................................................11 2) Dil Meselesi...................................................................................................................................14 3) Toplumsal Yapı.............................................................................................................................16 4) Askerî Durum ................................................................................................................................19 B) YUNAN STAN’IN DI

(10) POL T KASI ......................................................................................24 1) Makedonya Sorunu .......................................................................................................................24 2) Girit Meselesi ................................................................................................................................29 C) YUNAN STAN’IN KT SADÎ DURUMU ...............................................................................33 D) OSMANLI DEVLET ’NDE II. ME

(11) RUT YET’ N LANININ YUNAN STAN’DAK TES RLER ........................................................................................................................................40 E) YUNAN STAN’DA F K R AKIMLARI ...................................................................................47 1) Megali dea ( Büyük Ülkü) ..........................................................................................................47 2) Helenottomanizm (Yunan-Osmanlılı ı) ......................................................................................52 3) Japonlar Grubu ..............................................................................................................................57 4) Sosyologlar Grubu ........................................................................................................................58. KNC BÖLÜM...................................................................................................60 GOUD HTÂL..................................................................................................60 A) 1909’UN LK AYLARINDA HO

(12) NUTSUZLU UN ARTMASI VE “ASKERÎ TT FAK”IN TE

(13) EKKÜLÜ...................................................................................60 B) GEL

(14) EN OLAYLAR VE “ASKERÎ TT FAK”IN MUHTIRASI ....................69 C) GUD HT LÂL ’N N MEYDANA GEL

(15) VE HÜKÜMET DE

(16) KL ...80 D) GUD HT LÂL ’NDEN SONRA CEREYAN EDEN OLAYLAR ...................83 1) Muhafazakârların Tepkisi ...................................................................................83 2) Esnafların Darbe Lehine Gösterileri....................................................................85 3) Askerî ttifak’a Kar ı Tipaldos’un syanı ............................................................87 4) Mavromihalis Hükümetinin Yasama Faaliyetleri ve Askerî ttifak’ın Çıkmaza Girmesi...................................................................................................................89 5) Venizelos’un ktidara Geli i ...............................................................................91 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM....................................................................................................................... 101. VII.

(17) GOUD HTLAL’NN YUNAN VE OSMANLI BASININDA YANSINMASI .............................................................................................................................101 A) GUD DARBES ’N N DEERLEND R LMES ............................................101 1) 1909 Gudi htilâli’nin Hakkında Bazı Dü ünceler.............................................101 2) Jön Türk Devrimi’ne Kıyasla Gudi Darbesi ......................................................106 B) YUNAN BASININDA GUD DARBES ’N N AKSETMES ..........................112 C) GUD DARBES ’N N OSMANLI DEVLET ’NE YANSINMASI ..................122 1) Atina’daki Osmanlı Sefiri Tarafından Gudi Darbesi’nin De erlendirilmesi.......123 2) Osmanlı Basını’nda Gudi Darbesi’nin Yansıması .............................................130 SONUÇ................................................................................................................146 BBLYOGRAFYA ............................................................................................147 EKLER................................................................................................................155. VIII.

(18) GR XIX. Yüzyılda Yunanistan’ın Durumuna Genel Bir Bakı Girit Meselesi’nde Yunanistan’ın uzla maz tutumu yüzünden 1897’de Osmanlı mparatorluu ile kopan kısa süreli sava Yunan Krallıı’nın hezimetiyle sonuçlanmı tı. Yunanistan’ın sınırları 1830’da Londra Antla ması ile kesin olarak tespit edilmi se de Yunanlıların “Megali dea”, “Büyük Ülkü” adını verdikleri bir tezi savunuyorlardı. Bu, Yunan politikasının daimî hedefi, devletin sınırları dı ında bulunan ve soyda olarak gördüü Yunanca konu an nüfusun da üzerinde ya adıı topraklarla birlikte Yunanistan’a katılması idi. Megali dea terimini ilk kez dile getiren oannis Kolettis: “Yunan Krallıı tüm Yunanistan deil, yalnızca onun en küçük ve en eksik parçasıdır. Doma büyüme Yunanlı olan yalnızca bu Krallık içerisinde ya ayan deil, aynı zamanda yonya’da, Tesalya’da, Serez’de, Edirne’de, stanbul’da, Trabzon’da, Girit’te, Sisam’da ve Yunan tarihi ya da Yunan ırkıyla ili kili herhangi bir toprakta ya ayandır... Helenizm’in iki büyük merkezi vardır: Atina yalnız Krallıın ba kentidir. stanbul; büyük Ba kent, büyük Yunanlıların kenti, dü ü, umududur...” 1 demekteydi. Bunun neticesinde Osmanlı idaresinin altında bulunan Girit Adası’ndaki Rum nüfusu, kendilerine geni haklar verilmesine ramen sık sık ayaklanarak adanın Yunanistan’la birle mesini (Enosis) iddetle talep etmekteydi, dolayısıyla Krallık da Dou Akdeniz’in en büyük adalarından birisi olan Girit’i elde etmeyi amaçlamaktaydı. 19. yüzyılın son çeyreinde Girit’teki nüfus dengesi Rumların lehine dönü üyor, bu durum Yunanistan’da devletçe ve halkça büyük heyecanla kar ılanıyordu2. 1878’de imzalanan Halepa Fermanı’nın uygulanarak Hıristiyan bir vali atanmasını isteyen Girit ahalisi 1894 yılında isyan etti. Türk- Rum çatı ması adanın her tarafına yayılmaa ba lamı tı. II. Abdülhamit galeyanı önlemeyi amaçlayarak Kara Teodor Pa a’yı Nisan ayında Girit’e vali olarak atadı. Karı ıklıkların devam etmesi üzerine Teodor Pa a görevden alınarak, 8 Mart 1896’da 1. Yücel Aktar, “Yunanistan’ın Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’ne Yönelik Geleneksel Politikasında Temel Yakla ımlar”,Tarih Boyunca Türk-Yunan likileri, ÜATS, Gnkur Basımevi, Ankara 1986, s. 2. 2 Erdoan Yeen, “XIX. Yüzyılın son çeyreinde Girit olayları ve Osmanlı- Yunan ve Büyük Devletlerin ili kileri”,Tarih Boyunca Türk- Yunan likileri, ÜATS, Gnkur Basımevi, Ankara 1986, s. 282.. 1.

(19) yerine Turhan Pa a atandı. Bu tayinler artan gerginlii yatı tıramadı ve 18 Mayıs 1896’da isyancı Rumlar, Vamos adlı bir köyde 1600 askerden ibaret bir Türk birliini ku attılar. Bunun yanında 24 Mayıs’ta Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında Hanya ehrinde çarpı malar meydana geldi3. Girit’te cereyan eden olaylar, hem stanbul hem de Atina’da büyük bir yankı yarattılar. Bu arada, Avrupa Büyük Devletleri Dou Akdeniz’deki dengeyi bozabilecek yeni bir bunalım çıkmasını istemediklerinden, Osmanlı-Yunan buhranının yatı tırılması için baskı yapmaya ba ladılar. Bu nedenle Mayıs sonunda Girit sahillerine sava gemileri gönderdiler. Yukarıda zikredilen olaylar sırasında Yunanistan’daki hükümet, Kral Yorgo ve kamuoyu, milliyetçi basın, o devirde kudretli, fakat gizli bir örgüt olan Etniki Eterya’nın (Milli Cemiyet) kontrolü altında idi. Cemiyet birisi üstemen (Konstantinos Konstaninopulos) dierleri ise temen rütbesine sahip 14 genç subay tarafından 12 Kasım 1894 tarihinde kurulmu tu. 1895 kı aylarında yüksek rütbeli subayları kabul etmeye ba layan Cemiyet, üye sayısını arttırdı ve 1896’da akıl almaz bir hızla büyümeye devam etti. 1895’ın son aylarında Etniki Eterya’nın sivillere de açılmaya ba ladıını görmekteyiz. 1896 tarihinde 500 üyesinden 100’ünün sivil olduu görülmektedir. Bunların arasında Atina Üniversitesi’nden akademisyenler, mesela tarihçi Spiridon Lambros, arkeolog Georgios Sotiriadis, halkbilimci Nikolaos Politis gibi üyeler de bulunmaktaydı. Bu profesörlerin katılmasıyla Cemiyet ününü ve faaliyet sahasını arttırabilmi ti. Eterya gizli bir örgüt olmasına ramen kaynaklarımızdan anla ılıyor ki, 18 ki ilik (9’ar sivil ile asker) bir yönetim kurulu tarafından idare ediliyordu. Ancak bu “görünmeyen güç” olarak bilinen yönetim kuruluna, Türk-Yunan sava ının patladıı anda kimlerin katıldıını ispatlamak henüz mümkün deildir. Sava ı müteakip aylarda konseyin üye sayısında dei iklikler olmu tu4. Cemiyetin idaresi ve faaliyetlerinin yürütülmesi Etniki Eteryacı genç subayların kontrolünün altında idi.  Sholi Evelpidon adlı Askeri Akademi’nin reorganizasyonu (1882), askeri eitim almak için Fransa’ya subayların gönderilmesi, i Sholi 3. osif kassesian, O “Atuhos” Ellinotourkikos Polemos tou 1897 (1897’deki “Talihsiz” Yunan- Türk Sava ı), Kurier Yayınları , Atina 1997, s. 15. 4 Giannis Gianoulopoulos,  Eugenıs mas Tiflosis (Nazik Körle memiz), Ellinika Grammata Yayınları, Atina 1999, s. 33-41.. 2.

(20) paksiomatikon adlı astsubaylar yeti tiren Harp Okulu’nun kurulu u (1882) hatta Bahriye Okul te ekkülünün meydana gelmesi (1884) Yunan topluluunda askerlerin itibarını yükseltti5. 1894’te anayurttaki bozuk ekonomi ve asayi sizlikten dolayı dönemin önde gelen yazarlarından biri, Vlassis Gavriilidis, Akropolis Gazetesi’nin sütunlarında hem politikacıları hem de askerleri sorumlu tutup, onlara kar ı çe itli tenkitler yapmaktaydı. Kendilerine yönelen bu ele tiriler, rütbeli askerleri rahatsız etmi ti. Böylece Atina garnizonuna mensup olan 87 genç subay Atina’nın merkezinde bulunan Akropolis basımevini basarak büyük zarar vermi lerdi (20 Austos 1894). Buna ramen subaylar aleyhine açılan davada (24 Eylül 1894), Akropolis “Yunanistan’ın kutsal deerler ve müesseselerine hainlik yaptıı” gerekçesiyle, subaylar beraat etti6. Kanaatimizce bu vaka görünü te önemsiz, fakat gerçekte büyük bir önem ta ımaktadır; çünkü bu karar bir taraftan askerlerin mesleki dayanı ma, dier taraftan da onlara a ırı güven vererek Yunanistan’ın siyasi hayatında i ba ına gelme yolunu açmaktaydı. Böylece politikacılara ve saraya rekabetçi bir tutum benimseyip, kapıldıkları Megali dea’nın gerçekle tirilmesi için youn çalı malarda bulunabilmekteydiler. Bu noktada Eterya’nın kurulu amacının üç noktaya dayandırıldıı belirtilmelidir:. a). Bulgaristan’ın ç Makedonya htilal Örgütü (MRO) komitacılarıyla Makedonya’da giri tii terör eylemlerinin engellenmesi,. b). Girit’in Yunanistan’a ilhak edilmesi,. c) Yunanistan dı politikasının, ihmalkâr davranı gösteren Yunan hükümeti ve Kral Yorgo tarafından deil de Cemiyet tarafından yürütülmesi. Böylece Eterya’nın verdii milli vaatler ve onun esrarengiz mahiyeti Yunan kamuoyunun ilgisini iyice çekmeyi ba armı tı. 1896’nın Aralık ayında Cemiyetin ünü ve taraftarları Yunanistan sınırlarını a mı , Kuzey Amerika’da hatta Hindistan’da. sempatizan. bulabilmi ti.. 1896. yılında. Atina’da. düzenlenen. Olimpiyatlar, Yunan milliyetçileri tarafından iyi bir fırsat olarak deerlendirildi.. 5 6. Giannis Gianoulopoulos,  Eugenıs mas..., s. 48. Giannis Gianoulopoulos, a. e , s. 1-9.. 3.

(21) Avrupa ve Amerika’dan gelenler üzerinde Cemiyet etkili olmu , istedii propagandayı uygulamı , yeni üye ve sempatizanlar kazanmı tı7. Bu cihetle Girit’te cereyan eden olaylardan dolayı Atina’da heyecan gittikçe büyüyor ve Yunan kamuoyu hükümetten Enosis urunda Osmanlı Devleti’ne kar ı sava açmasını istiyordu. Bu kanaatin yerle mesinde milliyetçi Yunan basınının da büyük payı vardı. Yunan gazeteleri, bir taraftan hükümeti zorlamak, dier taraftan da Yunan halkını tahrik etmekten vazgeçmiyordu. Yunan basını hükümetlerin Osmanlı mparatorluu’na kar ı izledii ‘’mutedil’’ politikasının yanlı olduunu ve Türkleri Rum Tebaa’ya kar ı iddete sevk ettiini, hatta Yunanistan’ın haklarını ihlal etmeyi cesaretlendirdiini ileri sürüyordu: Örnein, “Girit’teki galeyanlar gün geçtikçe kemeke halini alıyor... Hıristiyan aileleri tehlikeye maruz kalıyor,. malları. mutaassıp Müslüman güruhu tarafından yamalanıyor...”8. Osmanlı yönetiminin ve ahalisinin, Giritli Rumları ezdii iddiasıyla basın, dönemin gazetelerinde yayımlanan makalelerle Yunan halkının duygularını sürekli kı kırtıyordu. Yunan halkının devletin askeri yetersizliini ve mali sıkıntılarını görmeksizin sava a taraftar olmasında kilise de önemli bir rol oynadı. 1870’de Atina’da i Sinaksis ton Presviteron adlı ‘’Evli Papazlar Dernei’’ kurulmu tu. Zaten Ekümenik Patriklilii ile ili kilerin kopartıldıı ve 1833’teki kilise düzenlemesi ile Yunan Kilisesi’nin kendi kendini yöneteceinin ve devlet denetimi altında tutulacaının duyurulmasıyla kilise, Yunan Devleti’nin yayılmacı politikasında bir araç haline gelmekteydi. Bu çerçevede mevzubahis dernein kurulması iki amacı hedefliyordu: Birincisi ruhban sınıfının manevi inki afı, ikincisi ise Osmanlı mparatorluu’nda bulunan “soydalarını” Yunan hudutlarının geli mesi marifetiyle baımsızlıa kavu turmak idi9. O dönemde halkın kiliseye balı olduu dü ünülürse Osmanlı Devleti’ne kar ı sava havasının meydana gelmesinde kilisenin payının büyük olduu görülmektedir.. 7. Murat Hatipolu, Türk-Yunan likilerinin 101 Yılı (1821-1922), TKAE yayınları 75 seri: 1, SA: A. 10, Ankara 1988, s. 39. 8 Katerina Mistakidou, H Megali dea ston Tipo tou Genous, O Tipos stin Ellada kai stin Othomaniki Autokratoria 1800-1928, (Rum basınında Megali dea, Yunanistan’da ve Osmanlı mparatorluu’nda Basın 1800-1928), Patakis yayınları, Atina 2003 (2. baskı), s. 122. 9 Andreas Nanakis, Ekklisia Ethnarhousa kai Ethniki (Ulusal ve Ekümenik Kilisesi), Vanias yayınları, Selanik 2002, s. 17-18.. 4.

(22) te Girit’te çarpı maların devam ettii esnada Yunan Ba bakanı Deliyannis, Dı i lerinde saldırgan bir politika izleme yanlısı görünse de, Yunanistan’ın Osmanlılarla silahlı çatı maya girecek kadar hazırlıklı olmadıı kanısındaydı. Fakat gizlice Girit’ten Yunanistan’a göç edenler, Giritli Rumlardan kurulan gönüllü birlikler, para ve mühimmat göndermekteydi10. Deliyannis, Eterya’nın ve halkın youn baskısı altında bulunduu için, Kral Yorgo’nun itirazlarına ramen, Girit sularına sava filosu (12 ubat 1897) gönderdi. Bir sonraki gün Kralın yaveri olan Timoleon Vassos yönetimindeki 100’ü subay toplam 1500 askerden ibaret olan birkaç taburu Hanya yakınlarında karaya çıkarttı11. Bu arada, yukarıda belirtildii üzere, Büyük Devletler böyle bir bunalımın çıkmasını istemiyorlardı. Avusturya, Balkanlar’ı kendi nüfuz alanı sayarak Yunanistan’ın bölgede güçlenmesine kar ı çıkmaktaydı. Almanya yeni politik ve ekonomik ili kiler geli tirdii Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüünden yanaydı, dolayısıyla Yunanistan’ı desteklemesi söz konusu deildi. ngiltere ve Fransa ise Yunanistan’ın oldubitti politikasına açıkça kar ı çıkmı lardır12. Rusya ise bütün bu devletlere karsı çıkarak, Yunanistan’a yardım edemezdi. Osmanlı Devleti, Vassos’un gönderilmesi olayını iddetle protesto etti. Avrupa Devletleri Yunanistan’a böyle faaliyetlerden vazgeçmesini, adadan askerlerini çekmesini, aksi takdirde kendilerinin harekete geçeceklerini bildirip, Vassos’tan Girit’i terk etmesini istediler. Önerileri Yunanistan tarafından reddedilince Girit’i abluka altına alarak, adada özerk bir yönetim kurdukları beyanında bulundular (21 Mart 1897). Ertesi gün adaya asker çıkartarak Girit’i geçici olarak i gal ettiler13. Bu ekilde adada yeni muhtariyet idaresi kurulup Krallıın isteklerini önlemeye çalı tılar. Geli en olaylar, yukarıda açıklandıı gibi, Yunan kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı. Avrupa Devletleri’nin tüm önlemlerine ramen Yunan Hükümeti halkın baskısı altında bulunduundan saldırgan bir tavır takındı. Yunanlılar Girit’te harekete geçemeyeceklerini anladıkları vakit dikkatlerini Epir ve Makedonya üzerine çevirip. 10. Erdoan Yeen, “XIX. Yüzyılın..., s. 283. osif Kassesian, O “Atuhos” Ellinotourkikos..., s. 23. 12 Sabri Sürgevil, “1897 Osmanlı-Yunan Sava ı ve zmir”, Tarih boyunca Türk-Yunan ilikileri, ÜATS, Gnkur. Basımevi, Ankara 1986, s. 297. 13 Rifat Uçarol, Siyasi Tarih (1789–1999), Filiz Kitabevi, stanbul 2000 (5. baskı), s. 371. 11. 5.

(23) Mart ayının ortalarında seferberlik ilan ettiler. Ayrıca 28 Mart 1897’de Yunan ordusunun ba komutanlıına Veliaht Prens Konstantin getirildi14. Bu ortam içerisinde sava kaçınılmaz hale geldi. Avrupa Devletleri Atina ve stanbul’daki elçileri vasıtasıyla 6 Nisan 1897’de Yunan ve Osmanlı Hükümetlerine ortakla a bir ültimatom vererek sava ın çıkması durumda tarafsız kalacakları, ayrıca statükonun dei mesine izin. vermeyeceklerini. bildirdiler15.. Dier. taraftan,. Yunanistan’ın Makedonya’ya yayılması öteki Balkan Devletlerinin çıkarlarına aykırı dü mekteydi. Bunun yanında Sırbistan ile Bulgaristan tarafsız kalacaklarını ilan ettiler. Bütün bu sebeplerle Osmanlı-Yunan sava ı tecrit edilmi oluyordu16. Aslında II. Abdülhamit harbe taraftar deildi, fakat uluslararası siyasi durum Osmanlı mparatorluu’nun lehine idi. Bu kez barı ı bozan devlet Yunanistan’dı. Padi ah, Yunanistan’ın özümsedii kavgacı politikaya kar ılık vermeliydi; üstelik Osmanlı kamuoyu Yunanlara bir ibret verilmesini talep etmekteydi. Bunun üzerine 17 Nisan 1897’de Yunan Krallıına harp ilan edildi17. Harp Tesalya, Epir ve denizlerde yapıldı. Tesalya ve Epir’de mevcut Osmanlı ordusunun ba komutanlıında Mü ir Ethem Pa a bulunuyordu18. Osmanlı kuvvetleri 192 tabur ve 350 toptan müte ekkildi. Bu arada General Baron von der Goltz maiyetinde bulunan Alman subaylarının sayesinde yeniden te kilatlandırılmı tı19. Yunan kuvvetlerine gelince, yukarıda belirtildii gibi, Veliaht Prens Konstantin komutasında idi. Tesalya’da bulunmu olduu Yunan ordusu 42.256 er, 730 sipahi ve 96 toptan; Epir’de ise 22.343 er 240 sipahi ve 48 toptan ibaretti20. Fakat bu atılgan serüvene Yunanistan askerî bakımından gerekli hazırlıkları yapmadan girmi oluyordu. Pagalos’un yazdıına göre “seferberlik depolarında 50.000 askerin ihtiyaçlarına bile yetmeyecek mühimmat mevcut idi”21. Hatta Yunanlar geleneksel. 14. osif Kassesian, O “Atuhos” Ellinotourkikos... , s. 32. osif Kasssian, a. e, s. 33. 16 Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi C.8, Türk Tarih kurumu, Ankara 2000 (5. baskı), s. 116. 17 Rifat Uçarol, Siyasi..., s. 371. 18 Adem Ölmez, “Gazi Ethem Pa a’nın Askeri ve Siyasi Hayatı (1844-1909)”, stanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, stanbul 2004, s. 101. 19 Enver Ziya Karal, a. e, s. 116. 20 osif Kassesian, O “Atuhos” Ellinotourkikos..., s. 47. 21 Teodoros Pagalos, Ta Apomnimoneumata mou 1897-1947, ( Hatıralarım 1897-1947), C.1, Aetos yayınları, Atina 1950, s. 7. 15. 6.

(24) harp usulüne yıllarca balı kaldıkları için düzenli sava maktan çok, çete muharebesine girmeyi tercih ediyorlardı. Sava ın ba gösterdii gün maceraperest solcu olan Garibaldiciler’in de katıldıı Yunan çeteleri hudutları a ıp Makedonya topraına girdiyse de Osmanlılar tarafından kolayca püskürtüldüler. Epir cephesinde Yunanların Preveze, Yanya ve Meluna üzerine gerçekle tirdikleri taarruz ba arısızlıkla sonuçlandıktan sonra geri çekilmeye ba ladılar22. Tesalya cephesinde ise Deliler, Yeni ehir ile Tırhala’yı Osmanlı ordusu ele geçirip, Yunanları mevkilerini bırakarak geri çekilmeye mecbur bıraktı. Arka arkaya gelen bu yenilgiler Atina’da büyük panik yarattı ve Deliyanis hükümetinin dü mesine yol açtı. 30 Nisan 1897’de Ba bakanlıa Dimitris Rallis getirildi23. Sava sahasında ise en kritik muharebe Dömeke civarında yapıldı. Bu, dünyada ender rastlanan önemdeki müstahkem mevkiide Yunanlılar kuvvetlerini toplayıp müdafaa halinde Osmanlı ordusunu beklediler. 15 Mayıs’ta ba layan harp Yunanlıların malubiyetiyle sonuçlandı. ki gün sonra Dömeke Osmanlılar’ın eline geçiyordu24. Bu arada Yunan filosu denizlerde de etkili olamamı tı. Sava tan önce çizilmi planlara göre Yunan donanması Anadolu’dan gelen takviye askerlerin Tesalya’ya ula masını engelleyecekti, hatta mümkünse Selanik’i ve Ege Denizi’nde bulunan en büyük ve en mühim stratejik konuma sahip adalarından bazılarını i gal edecekti25. Ama harp esnasında varlık gösteremedi. Bu suretle muzaffer Osmanlı ordusuna Atina yolu açılmı oldu. Yunan askerlerinin kesin bir hezimete uratılması ve daılması Krallıın ba ehrinde büyük bir korku ve tela yarattı. Çünkü Osmanlıları durdurabilecek hiçbir Yunan gücü kalmamı tı. Halk, Kral Yorgo, Yunan ordusunun ba komutanı olan Veliaht Prens Konstantin ve politikacıları durumdan sorumlu tutuyordu. Rallis kabinesi, Rusya ba ta olmak üzere, Düvel-i Muazzama’ya ba vurarak Türklerin ilerlemesini 22. Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, (Haz: Mümin Çevik), kra ve Devran yayıncılık, C. 9, stanbul 1994, s. 614. 23 Tasos Vournas, storia tis Neoteris kai Sighronis Elladas (Yunanistan’ın Yeni Ça ve Modern Tarihi), C.1, Patakis yayınları, Atina 2003 (6. baskı), s. 555. 24 Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi..., s. 117; Adem Ölmez, “Gazi Ethem Pa a’nın Askeri ve…”, s. 144-150. 25 osif Kassesian, O “Atuhos” Ellinotourkikos ..., s. 112-113.. 7.

(25) durdurulması ve mütareke yapılmasını istirham etti26. Nitekim Rus Çarı, Padi ah’a bir telgraf göndererek sava ın durdurulmasını istedi. Bu durum kar ısında Abdülhamit Osmanlı ordusunun ba komutanlıına ate kesilmesini emretti ve 20 Mayıs 1897’de Türklerin i gal ettikleri yerler elinde kalmak artıyla, ate kes imzalandı27. Sava ı takip eden müzakereler esnasında Avrupa Devletleri harp süresince izledikleri tarafsız politikayı bir yana bırakarak Yunanistan lehine müdahale etmeye çalı tılar. Bunun üzerine Yunanistan ile Osmanlı mparatorluu arasındaki sorunların halledilmesi için Avrupa Kuvvetleri devletlerarası bir konferans toplanmasını istediler. Böylece, barı ın artlarını saptamak üzere 3 Haziran 1897’de Osmanlı Hariciye Nazırı Tevfik Pa a’nın reisliinde stanbul Konferansı toplanmı oluyordu. Konferansa Osmanlı temsilcileri ile Yunanistan’ın menfaatlerini koruyan Almanya, Avusturya, Rusya, ngiltere, Fransa ve talya’nın stanbul sefirleri katıldı. Nitekim uzun görü meler sonucunda 18 Eylül 1897’de Tesalya hududundaki bazı düzeltmeler dı ında, genel olarak harpten önceki statükoyu esas alan bir geçici sulh imzalandı28. Yunanistan’ın bu ön barı planını kabulü üzerine Babıâli ile Yunan Krallıı arasında ikili görü meler ba lamı tı. Müzakereler uzun ve çeki meli idi, fakat 4 Aralık 1897’de kesin sulh antla ması imzalandı. Antla manın ba lıca esaslarını öyle özetleyebiliriz: a) Osmanlı kuvvetlerinin i gal ettikleri Tesalya Yunanistan’a bırakmakla beraber sınır Osmanlı Devleti lehine düzenlenecekti, b) Yunanistan Osmanlı Devletine 4 milyon lira harp tazminat verecek, c) Osmanlı tebaasının uradıı ahsi zararlara kar ı Yunan Devleti ayrıca 100.000 lira ödeyecek, d) Sınır bölgelerindeki e kıya çetelerinin mahzurlu faaliyetlerine kar ı tedbir alınacak ve. 26. Tasos Vournas, storia tis..., s. 556. smail Hami Danismed, zahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, C. 4, Türkiye yayınevi, stanbul 1972, s. 341. 28 Rifat Uçarol, Siyasi…, s. 373. 27. 8.

(26) e) Yunanistan’ın istifade ettii kapitülasyonlar kısıtlı olacaktı29. Bu suretle Osmanlı mparatorluu, sava alanından galip çıkmasına ramen, anla ıldıı gibi, kârlı bir sulh salayamadı. Bununla beraber Türkiye – Yunanistan sulhu Avrupa Devletleri’nin Osmanlılara kar ı besledikleri duygularının açık bir belirtisi. olmakla. beraber,. Balkanlar’daki. statükonun. dei mesine. taraftar. olmadıklarının bir göstergesi idi. Ancak 1897 Sava ı bir taraftan Türk ordusunun prestijini, dier taraftan uzun zamandan beri sarsılmı olan . Abdülhamit’in ahsi itibarını yükseltti. Bundan ba ka Osmanlı ordusu, Alman subayları tarafından düzenlenmi olması, Almanya’nın Türkiye’ye yayılmasına yol açtı. 1897 yılındaki yenilginin ardından Krallık politikası yine eski tatsız günlerine döndü. Kral Yorgo ile Veliaht Prens Konstantin sava a karı tıkları için öhretlerini kaybetmi lerdi. Bunun üzerine 14 ubat 1898’de Kral’a kar ı iki sivil tarafından ba arısızlıkla sonuçlanan bir suikast giri imi oldu. Bundan sonra Kral kamuoyunun sempatisini yeniden kazanarak malubiyetin sorumluluunu politikacılara yüklemeyi ba armı tı. Yunan halkı kendisinden ıslahat yapmasını istediinde, Kral Yorgo’nun vermi olduu cevap üzerine, Atina’daki ngiliz sefiri öyle yazıyordu: ‘’ Kral Yorgo; Yunan ahalisinin, mevcut politik sistemden memnun olmadıı halde, sürekli aynı kiilere oy vermeye devam ettiini tespit etmiti. Bunun için en esaslı ıslahat yapmak isteyenleri manen ve madden halkın desteklenmesi lazım geldii kanısındaydı. Kral biliyordu ki, eer askeri bir darbe önderliinde bulunmu olsaydı halkça Mesih gibi karılanırdı. Buna ramen anayasayı ihlal etmek istemediine inanmaktayım. Ayrıca böyle bir teebbüste bulunsaydı kısa zamanda öhretini yitirebileceini biliyormu...”. 30. . Bu çetrefilli ortam içerisinde politikacılara kar ı. ho nutsuzluk gittikçe büyüyordu fakat dalaverecilik, demagoji, rü vetçilik, hatta siyasî partilerin çeki meleri, Yunanistan’ın hezimete uratılması ba ta olmak üzere, çe itli nedenlerden ötürü gündelik bir olay haline geliyordu. Bu suretle yava yava dı politikanın yürütülmesi Saray’ın eline geçmeye ba ladı31.. 29. smail Hami Danismed, zahlı Osmanlı..., s. 341. Thanasis Bohotis, “Esoteriki Politiki” ( ç Siyaset ), storia tou Ellinikou Ethnous ston 20 aiona (20. yy’da Yunan Tarihi), Varometro yayınları, Atina 1998, s. 39. 31 Konstantinos Svolopoulos,  Elliniki Eksoteriki Politiki 1900 – 1945 (Yunan Dı Politikası 1900 – 1945), Vivliopoleion tis Estias yayınları, Atina 2001 (7. baskı), s. 16. 30. 9.

(27) Yunanistan bu yenilgi üzerine, Makedonya ve Girit üzerindeki ihtiraslarından vazgeçmekte, daha dorusu ertelemek zorunda kalmakta ya da ba ka bir deyimle, yakın istikbalde Megali dea’yı gerçekle tirme umutlarını kaybetmekteydi. Ayrıca Yunan ordusunun ve donanmasının a ırı derecede zayıf olduu anla ıldı. Bu tespit üzerine Krallık, uluslararası siyasi arenada ılımlı bir politika takip etmeye mecbur oldu. Sava ın getirdii en önemli sonuçlardan biri, Osmanlı mparatorluu’nda 1881’de olduu gibi, Yunan iktisadının bir Devletlerarası Mali Komisyon kontrolü altında yürütülmesi idi. Zaten Yunanistan’ın iyi olmayan mali durumu, sava tazminatı ödemesi sebebiyle daha da kötüle ti. Bu örgütün birinci kurulu amacı, Avrupalı alacaklarının tediye etmesinin salanması ikincisi ise harp tazminatının ödenmesinin teminat altına alınması idi. Bu ekilde 1898’de Yunanistan ile Avrupa Devletleri arasında ilkbahar aylarında imzalanan bir antla maya göre: Tuz tekelleri, petrol, kibrit, sigara kaıdı, zımpara ve tütün vergilerinden salanan gelirlerin tümü Devletlerarası Mali Komisyon’un kontrolü altına geçmekteydi32. Bu suretle Yunanistan, Büyük Devletlerin etki alanına tamamen girmi oluyordu. Bu vecihle, Yunanistan için 1897 Sava ı’nın müspet bir sonucunun da mevcut olduunu savunmak olanaksız deildir, çünkü müteakip bölümlerde de açıklanacaı gibi, söz konusu Komisyon sayesinde 20. yüzyılın ilk senelerinde Yunan ekonomisinde kademeli lakin kısıtlı bir kalkınma görülmeye ba lanmı tı.. . Düyun-u Umumiye’nin kurulması. Tasos Vournas., storia tis..., s. 556.. 32. 10.

(28) BRNC BÖLÜM GOUD HTLAL’NDEN ÖNCE YUNANSTAN’IN Ç VE DI POLTKASI,. KTSADÎ. DURUMU,. SYASÎ. VE. FKRÎ. AKIMLAR A) 1897–1909 YILLARI ARASINDA YUNANSTAN’IN Ç POLTKASI 1) Siyasî Durum 1897 Harbi’nde Yunanistan’ın hezimete uratılması, alt ve orta tabakaların ekonomik sıkıntıları, partilerin sınır tanımayan rekabeti, mühim konuları içeren programlar karısındaki kararsızlıkları, halkın ve ülkenin kalkınmasını yakından ilgilendiren milli görevlerini yerine getirmedeki yetersizlikleri, kendilerini bir nevi aristokrasi gören zengin bir sosyal sınıfın spekülatif tutumu, ülkenin askerî zaafı, hatta saray ile hükümet arasında meydana gelen rekabetin sonucu olarak politikacıların krala “boyun emesi”, Yunan halkının tümünü olumsuz yönde etkilemekteydi. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın ilk on senesinde, siyasî alanda Yunanistan’da iki partinin bitmek bilmez ve demagojiye dayalı koltuk çekimesi (dikommatismos). egemen. olmutur.. Daha. önceki. babakanlardan. Harilaos. Trikoupis’in kurduu Reform Partisi (Neoteriko Komma)’nin, Trikoupis’in ölümü üzerine (1896), devamı olan ve Theotokis’in kendi adıyla “Theotokis’in Partisi” diye anılan parti ile Milli Parti’nin (Ethniko Komma) lideri Theodoros Deliyannis arasında ülkenin çökmesine yol açacak nitelikte, kısır rekabete dayalı çekimeler daima gündemde idi. Kral Yorgo’nun desteiyle Aleksandros Zaimis’in önderlik yaptıı yeni bir parlamenter grup oluturulmutu. Hatta 1905 Mayıs’ında oyun salonu kapatılan bir kumarbaz tarafından Deliyannis’in öldürülmesinden dolayı Milli Parti’nin iki partiye bölünmesi -Kiriakoulis Mauromihalis ve Dimitrios Rallis yeni parlamenter gruplarının önderliini yapan zevat idi- durumun iyilemesine katkıda bulunamadı. Bu çetrefilli ortam dönemin basın sütunlarına da aksettiriliyordu. Vlassis Gavriilidis “Akropolis” Gazetesinde meclis hakkında “siyasî pazarlıkların patolojik müzesi ve oligarik tiranlıın Panteon’u” eklinde eletiride bulunuyordu.. 11.

(29) “En azından on yıldır parlamentomuz var ve gene de yok...” diye ikayet etmekten geri durmuyordu1. deolojilerden çok önde gelen siyasî adamların pe ine takılan partiler genelde dei ken gruplar olu turuyordu. Bu nedenle siyasal yetki ve onun getirdii üstünlükler uruna yürütülen çeki mede politikacılar sürekli dei en, uydurma koalisyon kurma eilimindeydiler. Böylece, seçim mücadeleleri sertçe ve çou zaman kaba kuvvetle yürütüldü. Politikacıların bu tavrı, yani ufak parti hesaplarından ve iktidara gelmekten ba ka bir ey dü ünmemeleri, Yunanistan dâhilinde gerginliin artmasına ve istikrarsızlıın zuhur etmesine neden olmu tu. Buna, üphesiz iki önemli etken katkıda bulundu: Birincisi rü vetçilik, ikincisi ise “velinimet” (patronas) diye adlandırdıkları ki ilerin youn faaliyetleri. Yukarıda da deinildii gibi, siyasal partiler belirli bir ideolojiden mahrum idiler. Aynı zamanda muayyen bir toplumsal sınıfın çıkarlarının savunucusu ya da temsilcisi sayılmazlardı. Bundan dolayı seçmenlerin oylarını elde etmek için onların ki isel isteklerini yerine getirmek eilimindeydiler. Rü vetçilik yerel parti ba kanlarının -velinimetlerin- vasıtasıyla gerçekle tiriliyor, bu cihetle patron-mü teri ili kileri toplumun her düzeyine i leniyordu. Böylelikle devlet memurlarının tayin ve terfilerinin politikacılara ya da patronlara balı kılınması, kamusal memurların görevlerinden azledilmeden devamlılıın salanması, Atina veya ba ka bir büyük ehirde çalı abilme hakkının tanınması ve mü teri-seçmenlerin çe itli vergilerden muaf tutulması durumu iyiden iyiye karı tıını ve salam bir hükümetin kolay kolay kurulamayacaını gösteriyordu. 1897-1898 yıllar arasında A. Zaimis ve D. Rallis’in yaptıı kısa süreli ba bakanlıktan sonra 1901 Kasımı’na kadar Theotokis kabinesi iktidardaydı. 1901 Kasımı’ndan itibaren 1902 Aralıı’na dek gene Zaimis, Haziran 1903’ten Aralık’a kadar Theotokis ve müteakiben 1904 Aralık’ına dek Rallis, hükümet kurma olanaı buldular. Deliyannis ise öldürülünceye kadar (1905 Mayısı’nda) iki kez ba bakanlık yapabildi (1902 Aralık–1903 Haziran, 1904 Aralık–. 1. Murat Hatipolu, Türk-Yunan..., s. 47. 1911 yılında geni ölçüde anayasal dei iklikler gerçekle tirildi. Eitime ve kamu sektöründe çalı anlara ili kin önemli yasal çıkarıldı. Böylece, sivil hizmete atanacaklara genel bir sınavdan geçirilmeleri ko ulu getirildi; ayrıca çe itli kamu mevkilerinde bulunan memurlarının devamlılıın salanması yasası yürürlüe kondu. . 12.

(30) 1905 Mayıs)2. Theotokis Hükümeti 1905-1909 yıllar arasında iktidarda kalabilmi se de sonraki bölümde bahsedilecei üzere, çe itli baskılardan dolayı istifa etmek zorunda kaldı. Yukarıda açıklanan durum, tabiatıyla, Yunanistan’ın terakkisine temel bir engel olu turmaktaydı. Salam yasalar yapmasında oyalama olaylar ve bürokrasinin a ırı derecede büyümesi ki, bir Yunan vatanda ı ba ına dü en bürokrat oranı garbî Avrupa’dakinin kat kat üstündeydi, perde arkası faaliyetlerinin sonucu olarak deerlendirilmektedir. Ayrıca, yerel parti ba kanı kılıklı büyük toprak sahiplerine devlet tarafından kolaylık salanması, borçlu olan köylülerin tutuklanmasının tehiri ya da tefecinin verdii borcun ödemesinde uzatma döneminin garantilenmesi, halkın ve ülkenin sorunlarına cevap vermektense bunların sonsuza dek sürdürmesine katkıda bulunuyordu. Dahası hırsızlık ya da dolandırıcılık yapanlara müsamaha gösterilmesi ve seçmen-mü terilerinin kabiliyetsiz ve vasıfsız çocuklarının kamu mevkilere atanması ku kusuz istikrarlı bir ortamın yaratmasına aykırı dü üyordu. Bu artlar altında e kıya çeteleri ve kaçakçılıın çoalması, çiftçilerin ve dier alt tabakaların ezilmesi, hatta oy avcılıı ve velinimetlerin kamu i lerine müdahalesi Yunanistan’ın siyasi, sosyal ve son tahlilde ekonomik az geli mi liine yol açıyordu3.  te böyle bir siyasi ortam içerisinde asayi sizlik ve isyan hadiseleri alı ılagelmi haldeydi. Örnein, 10 Temmuz 1900’de emekli olan Binba ı Fikioris taraftarlarıyla beraber Mora Adasının güneyinde bulunan Sparti ehrine basarak polis binasını i gal etti. syanın bastırılması ancak askeri müdahale ile gerçekle ti. 1902 Mayıs’ında Tatoi’deki yazlık saray, kralın özel garnizonu tarafından yamalandı. 1905’te Korent ahalisi yerel asliye hukuk mahkemesinin nakledilmesi vesilesiyle isyan edip trenleri i gal ediyordu4. Vaziyet bu haldeyken, 31 Ocak 1909’da Vlassis Gavriilidis “Akopolis” gazetesinde öyle yazıyordu: “...Gayr-i ahlaki bir hükümetimiz var... ktidardaki parti yedi, doydu, her eyi mahvetti! Ancak hala açtır. 2. Kostis Moskof,  Ethniki kai Koinoniki Sineidisi Stin Ellada 1830-1909, deologia tou Metapratikou Horou, (1830-1909 yıllar arasında Yunanistan’daki milli ve sosyal bilinci, komprador burjuva sınıfının ideolojisi), Vanias yayınları, Selanik 1972, s. 248. 3 Georgios Dertilis, Koinonikos Metashimatismos kai Stratiotiki Paremvasi, 1880-1909 (Toplumsal Transformasyonu ve Askeri Müdahale, 1880-1909), Eksadas yayınları, Atina 1985 (3. baskı), s. 151152. 4 Kostis Moskof, a. e, s. 249.. 13.

(31) Politikacıların tiyatro oynadıklarını artık herkes anlar ve durumun bu ekilde devam etmesi mümkün deil…” 5 Fakat bütün bunlara ramen, bugün tarihçinin geçmi e mesafeli bakı ıyla, hükümetlerin ba arısız olsa bile durumun iyile mesine yönelik hiç bir giri imde bulunmadıklarını ve tamamen kayıtsız kaldıklarını söyleyemeyiz. Mesela adem-i merkeziyete yol açacak Theotokis hükümeti tarafından yapılan idarî ıslahat, ziraat fakülteleri ve tarım kimya laboratuarlarının kurulması, posta ve telefon hizmetlerinin yeniden te kilâtlandırılması, borçlardan dolayı insanların tutuklanmasını öngören kanunun ortadan kaldırılması6 hatta kara ve deniz kuvvetlerinin güçlendirilmesi için çıkartılan yasalar, dü üncelerimizin geçerliliini kanıtlamak için kâfidir. Bununla birlikte, uygulanan tedbirlerin ciddi bir ekle i lenmemesinin, Yunanistan’da kamuoyunun memnuniyetsizliinin sınırlandırılması için yeterli olmadıı a ikârdı.. 2) Dil Meselesi 18. yüzyıl sonlarında Yunan kültürel hayatının ve milliyetçiliinin en mühim konularından biri de ulusun kamu hayatında ve eitimde kullanması gereken dilin biçimi üzerineydi. Yunan münevverlerinin önemli bir bölümü Yunan geçmi le özde le tirilmi ve tıpkı Türklerin Osmanlıca’sı gibi konu ulmayan bir dil ve ya ayan telaffuzla bada mayan bir imladan olu an ve Bizans’ın Atikizm’i ile konu ulan dil arasında bir “uzla ma” gibi olan katharevusa’nın kullanılmasını savundular. Bol miktarda Slav, Türk ve tabii ki Arapça-Farsça kelime ve deyimler içeren, halkın konu tuu dili (Dimotiki) kamu hayatında ve edebi dil olarak kabul etmemek gerektii kanısındaydılar7. Aksi görü ü savunanlar ise ulusun bütünlüünün ancak yazın dilinin (Dimotiki) temel alınarak ba arılabileceini iddia ederek, Katharevusa’nın yabancı bir dil olduunu savundular. Baımsız Yunan devleti kurulunca Katharevusa resmi dil oldu. Bu seçim devletin antik geçmi e duyduu özlemi yansıtıyordu. Fakat halkın konu tuu ile okullarda okutulan dil bamba ka iki dil gibidir. Bu ekilde, çifte dil meselesi o zamandan itibaren büyük bir sorun olarak kök salmı ve 20. yüzyılın önemli bölümüne dek etkisini koruyarak sadece aydınların deil halkın da kutupla tıı temel 5. Akropolis, nr. 6398; 31 Ocak 1909, s. 1. Spiros Melas, H Epanastasi tou 1909 (1909 Devrimi), Biris yayımları, Atina 1972, s. 160. 7 lber Ortaylı, mparatorluun en Uzun Yüzyılı, leti im yayınları, stanbul 2003 (16. baskı), s. 83. 6. 14.

(32) meselelerden biri haline gelmi tir. 1880’den sonra dil sorunu canlanıp yeni boyutlar kazandı. 1888 yılında güçlü kalemiyle tartı maya yeni bir hava getirir. Halk dilinin en hararetli taraftarlarından birisi olan Yannis Psiharis “Vatanı için savaıp ölen insanların vatanlarının dilini anlamaya hakları da olmalıdır” diyerek dil sorunun münevverlerin i i olmadıını, bu konuda Yunan halkının karar vermesi gerektiini savunmaktaydı8. Bu ortam içerisinde 1898 yılında Kraliçe Olga’nın te ebbüsü ile ncil Katharevusa’dan. Dimotiki. diline. çevrilip,. 1901’de. Akropolis. gazetesinde. yayımlanmaya ba lanmı tı. Çevirinin amacının Yunan halkının inancı ve milli uurunun azaltılması olduunu iddia ederek, kilise önderliinde Yunan toplumunun bütün muhafazakâr unsurları ncil’in çevrilmesinde Bulgar parmaını gördüler! Yunan basını, Makedonya bölgesini ilhak etmek isteyen Bulgar milli örgütlerinin, halkın dini ve milli duygusallıının kaybolmasından yararlanacaını ileri sürerek, milleti körüklemekten geri durmadı. Bunun üzerine 5-12 Kasım arasında Atina’da meydana gelen iddetli çatı malar sonucunda 11 ki i öldü, yüzlerce ki i de yaralandı. Kriz o kadar büyük boyutlara ula tı ki, Ba bakan Theotokis istifa etmek zorunda kaldı9. Aynı ekilde, Kasım 1903 Atina’da büyük ölçüde fırtınalı protestolar ve iddetli çatı malar meydana geldi. Örenciler, ruhban sınıfı ve Yunan topluluun dier mürteci unsurları Antik Yunan trajedi yazarı Eskilos’un yazdıı “Orestia”nın halk diline çevrilmesinden dolayı ayaklandılar. Kanlı olaylarının sonucunda 3 ki i hayatını yitirdi. Rallis yönetimi çaresiz kalarak istifa etti10. Görüldüü üzere dil meselesi dönemin en kritik sorunlarından biri niteliindeydi. Yukarıda da açıklandıı gibi mesele sadece edebî dünyanın bir problemi olarak kalmayıp, arkasında siyasî ve fikrî bir mücadele yer almaktaydı. Katharevusa taraftarları gelenekçi, örf ve âdete balı, Yunanistan’ın antik çaına ve Bizanslı geçmi ine hayranlıkla bakan, Yunan topluluunda kilisenin önemli rolünü savunan, muhafazakâr ve milliyetçi kimselerdi. Bunların tersine halk dili yanlıları, yenilikçi,. hürriyetperver. ve. orta. burjuva. ideolojisinin. temsilcileri. olarak. 8. Herkül Milas, Geçmiten Bugüne Kadar Yunanlılar, leti im yayınları, stanbul 2004, (2. baskı), s. 43. 9 Tasos Vournas, storia tis... s. 568. 10 Thanasis Bohotis, “Esoteriki..., s. 45.. 15.

(33) nitelendirilebilir. Fakat dilde bu halkçılık hareketi (Dimotikismos), milli ya da toplumsal sorunlardan tecrit olarak Yunan topluluunda etkili bir rol oynayamadı. Sınıfsal mücadeleye katılmayıp burjuva ve genel olarak Yunanistan’ın inki afına katkıda bulunamadı. Üstelik milli davalara yüzeysel bir ilgi gösteriyordu. Halk dili taraftarlarının “Megali dea”sı, örenim ve edebi alana halk dilinin hâkim olmasıydı ve sadece bunun uruna hararetle hareketlendirildiler11.  te, böylece 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın ba ları arasında meydana gelen sarsıcı ve naho olayların kaynaı olan dil meselesi Yunanistan dâhilinde büyük bir sorun yaratmaktaydı. Yenilikçi sayılan halk dili yanlılarının bile özümsedikleri. pasif. tutum,. siyasal. veya. ekonomik. alanda. reformların. gerçekle mesine yardımcı olamadı. Kanlı çatı malara neden olan dil meselesinin ülkede gergin ortamın olu masında büyük payı vardır.. 3) Toplumsal Yapı 19. yüzyılın son çeyrei ile 20. yüzyılın ba larında Yunan Krallıı’nın üst tabakaları u unsurlardan olu maktaydı: a) Eski Fenerli aristokrat ailelerin halefleri. 18. asırda olu an Fener aristokrasisinin Osmanlı Devleti katındaki gücünün 1821 Yunan isyanı ardından oldukça zayıflaması üzerine büyük bir kısmı Yunanistan’a göç edip yerle ti. yi eitimli ve varlıklı olmaları sayesinde devlet mekanizmasında ve iktisadi hayatta önemli rol oynadılar. Yüzyılın ortasından itibaren Tanzimat reformlarıyla birlikte Osmanlı idaresinde bazı güçlü Rum aileleri yer bulmaya ba ladıı halde eski Fenerli ailelerin evlatları Yunanistan’da kalmayı tercih ettiler ve zaten nüfuz sahibi olup Krallıın üst tabakalarının en önemli unsurlardan birisi olarak sayıldılar. b) Özellikle Teselya’da ve ülkenin dier bölgelerinde bulunan büyük toprak sahipleri (tsiflikades).. 11. Elli Skopetea,  Dusi tis Anatolis: Eikones apo to Telos tis Othomanikis Autokratorias (Dounun Batması: Osmanlı mparatorluunun son döneminden görüntüler), Gnosi yayımları, Atina 1992, s. 60.. 16.

(34) c) Yunan isyanına katılmalarından dolayı büyük ehemmiyet kazanan. adalı. vapur sahipleri. Bunlar yüzyılın son çeyreinden itibaren armatör olarak ekonomik alanında hareketlendirilip zenginle tiler. d) Büyük burjuvaya mensup olan sanayiciler, bankerler. Yunan topluluunun bu üst zümresi, Batı Avrupa’nın asiller sınıfının aksine, aristokratik unvan ve rütbeden mahrum oldukları için prestijlerini arttırmak ve kâr elde etmek amacıyla eylemlerini politik alana yönelttiler. Buna binaen anayasal düzenden yararlanıp politik bir “oligari” kurup, iktidara mütenavip olarak gelen partileri kendi denetimleri altında tutmayı ba arabiliyorlardı12. Bu üst katmanlar kendi menfaatlerini savunmak uruna her çe it yolsuzlua ba vurmaktan çekinmediler. Aslında, seçimlerde kaba kuvvetin kullanılması ve “velinimet”-seçmen aının younla masının, bu yozla mı sınıfın perde arkası faaliyetlerinin sonucu olduunu söylemek olanaksız deildir. Batı Avrupa ülkelerine kıyasla Yunan orta burjuvası hayli küçük idi. Bu sınıf münhasıran ticaretle ura makla siyasal nüfuz sahibi deildi. Asiller sınıfı ile boy ölçü emediinden politik geli melerdeki etkisi asgari derecede zayıftı. Osmanlı mparatorluu’nda olduu gibi, sözü geçen sınıf 19. yüzyılın son çeyreinden itibaren te ekkül etmeye ba lamı tı. Orta burjuva, zenginle me ve geli mesine ramen, belli bir parti kendi menfaatlerini temsil etmedii ve muayyen bir ideolojiden mahrum olduu için, özel bir sınıfsal hüviyet veya bilinç sahibi olamadı. Hatta 20. asrın ba larında zuhur eden i çi ve sosyalist hareketinden çekinerek sıkça büyük burjuva ile i birliinde bulundu. Bununla birlikte, kendi menfaatlerini ilerletemeyince ve siyasi alanda etkili bir rol oynamayınca daima vaziyetten ikâyet etti. Küçük burjuva o dönemde ehirlerde ya ayan halkın ekseriyetini kapsıyordu. kincil derecede önemli devlet memurları, lonca mensupları ve küçük çapta mülk sahipleri adı geçen sınıfın mensupları olarak sayılırdı. Yunanistan’daki demagojiye. 12. Dimitrios Kitsikis, Sugritiki storia Tourkias kai Ellados ston 20. Aiona (20. Asrında Mukayeseli Türk-Yunan Tarihi), Vivliopoleion tis Estias yayınları, Atina 1998 (3. baskı), s. 120.  Doktorları, avukatları ve devlet mekanizmasının mühim mevkilerinde çalı anları da orta burjuvanın mensupları olarak sayabiliriz.. 17.

(35) dayalı parti çeki meleri, aır verdi uygulaması ve ülkenin askerî zaafı bu sınıfın memnuniyetsizliini had safhaya ula tırdı. Çıkarlarını o sıralarda hiçbir parti temsil etmedii için tam bir çıkmaza girmi ve halk, iddetli protestolara ba vurmaktan geri durmamı tır. Örnein, 18 ubat 1909’da lonca mensupları, hükümetin uygulamak istedii yeni vergilerin yürürlüe konmasına iddetle kar ı çıktı ve meclis binasının etrafında, meclisi koruyan askerlerle halk arasında kanlı çatı malar meydana geldi13. Fakat bu noktada belirtilmeli ki, naho durumun olu masında küçük burjuvanın payı büyüktür; çünkü politikacılardan hep ikâyetçi olsa da aynı ki ilere oy vermekten vazgeçmiyordu. Ayrıca, evlatlarının kamusal mevkilerine atanmalarını salamak amacıyla. velinimetlerle. ili ki. kurup. çürümü. “velinimetlik”. sisteminin. müzminle tirilmesine katkıda bulunuyordu. Sınırlı olsa bile Yunanistan’ın sanayile tirilmesi i çi sınıfının büyümesine yol açtı. 1874’te ülkede 7342 i çi varken 1909’da Atina’da 26074, Pire’de 10500, Volos’ta 7000 ve dier Yunan ehirlerinde 16040 olmak üzere toplam 59614 i çi vardı. çi ücretinde 1870-1909 yılları arasında dei ikliin olmadıını göz önünde bulundurursak, i çilerin, orta ve üst tabakaların sömürüsüne maruz kaldıını söyleyebiliriz. 1908’de kurulan “ çiler Birlii”, “Sosyalist ve Demokratik Birlik” ve “Volos’un  çi Dernei” gibi kurulu ların i çilerin menfaatlerini etkili bir ekilde koruyamadıı a ikâr idi14. te bu ko ullar altında i çilerin sefalete dü mesi kaçınılmaz oldu. Fakat buna ramen, siyasi faaliyetler yoluyla haklarını koruyup ilerletmek için hareketlenmediler. Yunan halkının en büyük kısmı, yukarıda da söylenildii gibi, küçük toprak sahibi ya da marabalardan ibaretti. Eitimsizlik, büyük mülklerin devlet tarafından istimlâk edilerek, yoksul çiftçilere daıtılmaması, aalar tarafından bunların istismar edilmesi, hatta aır vergilendirmeye tabi tutulması çiftçilerin ho nutsuzluunun ba lıca nedenlerdendi. Bununla birlikte, i çilerde olduu gibi örgütlenip siyasi arenada haklarını muhafaza edemediler. Bunda büyük toprak sahiplerin varlıı ve marabalar ile küçük toprak sahipleri arasında ortaya çıkan anla mazlıın büyük payı. 13 14. Hronos, nr. 1942; 19 ubat 1909, s. 3. Kostis Moskof,  Ethniki kai Koinoniki..., s. 250-259.. 18.

(36) vardı, çünkü çiftçiler açık bir ideoloji benimseyip dier zümrelere birle ik bir “cephe” alamadılar. 1864’te Kral Yorgo’nun cülûsu vesilesiyle bir anayasa kurulu yeni bir anayasayı benimsedi. Daha evvelki anayasada kabul edilen demokratik özgürlüklerin geni lemesine ramen, kralın önemli ayrıcalıklarına ve dı politika konularına tam olarak açıklık getirilmemi , görece geni yetkilerine dokunulmamı tı. Sık sık seyahat eden, Batı Avrupa hanedan üyeleriyle ili kilerini deerlendirmeyi iyi bilen Kral Yorgo bu yetkileri kullanmaktan geri durmadı. Partilerin kısır rekabeti ve siyasilere sivillerin duydukları güvensizlik, kralın itibarını yükseltip politikacıların iç ve dı alanda izledikleri siyasete açık bir ekilde müdahale etmek hakkı saladı. Örnein, kral meclisi feshedip daıtarak iktidara yeni bir ba bakan tâyin edebilirdi. Bundan dolayı kralı günlük politikadan uzak tutulmak mümkün deildi. Veliaht Prens Konstantin bütün askerî kuvvetlerin daimi Genel Ordu Komutanlıı’nın ba ına getirildi; dier prensler ise önemli askeri mevkilerde görevlendirildi. Böylece bir yandan hanedanın, hükümet ve ordu üzerindeki nüfuzu artmı ken dier yandan da saray ile hükümet ve muhalefet arasında uyu mazlık ve mühim siyasi konularda anla mazlıklar meydana geliyordu. Bu yüzden halk, birçok mevzuda kralı sorumlu tutuyor, “yozla mı ” politikacıların izledikleri siyasete kar ı müdahale etmesini talep ediyordu. Hatta 1909 yılının ilk aylarında Yunan basınında krala kar ı dü manca tavır takınan bir akımın varlıı hakkında ayialar dola maktaydı15. Fakat bütün bunlara ramen, genel olarak kral Yunan halkı tarafından seviliyor ve sık sık “ulusal kurtarıcı” olarak nitelendiriliyordu.. 4) Askerî Durum 1897 Harbi’ni takip eden yıllarda ülkenin bütün askerî kuvvetlerinin ıslahı için bazı çabalar gerçekle tirildi. lk önce 1899’da askerin reorganizasyonu hakkında iki ayrı taslak hazırlandı; birincisi Ordu Bakanı K. Kumunduros, ikincisi ise Genelkurmay tarafından sunuldu. Theotokis’in Ba bakanlıı sırasında ikinci taslaın kabul edilmesiyle Genel Ordu Komutanlıı ve Ordunun Genel Müfetti lii veliaht. 15. Hronos, nr. 1935; 12 ubat 1909, s. 1.. 19.

(37) Prens Konstantin’e verildi16. Bu taslaın kanunla ması, ordudaki dier subayları da ıslahata katkıda bulunmak üzere harekete geçirdi. Ancak Theotokis buna yeltenen subayları ordudan uzakla tırdı. Bu hareket, hatta ordunun sarayın etki alanına girmesi, uzakla tırılan subayları rahatsız edecekti17. 1903’te Deliyannis kabinesi ordudaki veliaht prensin yetkilerini azaltmaya çalı mı sa da krallın ısrarı üzerine bundan vazgeçmek zorunda kaldı. 1899’da Theotokis kabinesi bütçeden 90.000 drahmi ayırarak, Yunan ordusunun yeniden düzenlenmesi için yabancı uzmanların çaırılmasını hedefliyordu. Veliaht Prens Konstantin kayınbiraderi olan Alman mparatoru . Wilhelm’i ziyaret edip, ondan askeri bir heyeti Yunanistan’a göndermesini rica etti. Ancak . Abdülhamit itirazları üzerine, Alman mparatoru bu istei reddetti18. 1904 yılında, gene Theotokis hükümeti ordunun yeniden te kilâtlandırılması için bir dizi yasa çıkarttı. lk önce, bütün Yunan topraklarının üç büyük askerî bölgeye bölünmesi öngörülüyordu. Merkezleri Atina, Larisa ve Mesolongi’de olmak üzere, sava durumunda bütün ordu hareketinin e güdümü amaçlanmaktaydı. Ba ka bir yasal düzenleme askerlik hizmetinin süresini 24’ten 18 aya indiriyordu. Böylelikle her sene 7.000-13.000 iyi eitim görmü asker sava a hazır olacaktı. Eer bu plan düzenli uygulanabilseydi on sene içinde Yunan ordusu 120.000 iyi eitimli ve teçhizatlı askerden ibaret olacaktı. 1904’te “Milli Müdafaa Ödenei” kuruldu. Uygulanacak yeni vergilerle devletin gelirlerinde bir artı öngörülüyordu. Bu gelirin büyük bir kısmı dorudan doruya sözü geçen müesseseye verilecekti. Onun asli görevi, köhnemi Yunan ordusunun teçhizatını yenilemekti. Bu cihetle Kasım 1905’te Yunan devleti ile Avusturya’daki Steyr Arms Factory arasında bir antla ma imzalandı. Buna göre Yunan ordusu 60.000 Mannlicher-Schönauer tüfekle donatılacaktı. Hatta bununla yetinmeyen Theotokis hükümeti ertesi yıl (1906’da) aynı türden 40.000 tüfek daha istemi ti. Bütün bu ihtiraslı taslaklar hiçbir zaman 16. Thanos Veremis, O Stratos stin Elliniki Politiki, Apo tin Aneksartisia eos ti Dimokratia (Yunan Politikasında Asker, Baımsızlıktan Cumhuriyete Kadar), (Çev: Silia Papathanasiou), Kourier yayınları, Atina 2000, s. 80. 17 Murat Hatipolu, “1909 Gudi Darbesi’nin Yunan Siyasi ve Askerî Hayatındaki Yeri ve TürkYunan li kileri Üzerine Oynadıı Rol”, Hacitepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, C. 3, Sa. 2, Ankara 1985, s. 67. 18 Victor Papacosmas, The Millitary in Greek Politiks, The 1909 Coup d’ Etat, The Kent State University Press, Ohaio 1977, s. 22.. 20.

(38) vücut bulmamı tı, çünkü Yunanistan’ın ekonomisi gereken harcamaları ödeyecek halde deildi19. Aynı ekilde, 1906’da Theotokis hükümetinin inisiyatifi ile Bahriyenin yeniden düzenlenmesi için Fransa’dan askerî bir heyetin gönderilmesi istendi. Yunanistan’a Alman sermayesinin sızmasından rahatsız olan Fransız hükümeti, Theotokis’in yaptıı teklifi iyi bir fırsat olarak algılayarak, Atina’ya amiral Fournier’yi gönderip, durumu deerlendirmesini istedi. Fransa ayrıca, Yunanistan’a 20 milyon frank borç vermeyi taahhüt etti. Adı geçen amiral, ülkenin jeo-stratejik konumunu göz önüne alarak Yunan filosunun küçük kruvazör ve hücumbotlarla desteklenecek torpidobot ve deniz altı gemilerden olu ması gerektiini savundu. Böylece bir taraftan, tilaf Devletleri Yunanistan’ı güçlü ve deerli bir müttefik haline getirecek, dier taraftan da Yunanistan Girit ve Makedonya’da kendi yayılmacı politikasını daha etkili bir biçimde uygulayabilecekti. Amiralin öngördüü taslak hem Atina, hem de Paris’te olumlu kar ılandı. Fakat ngiltere’nin itirazları ve Makedonya’daki tedhi eylemlerinin devam etmesi nedeniyle kara kuvvetlerinin düzenlenmesine daha çok önem verilmesi üzerine, Yunan Hükümeti Fransız tekliflerine olumsuz bir yanıt verdi20. Ba arısızlıkla sonuçlanan bu giri imden sonra Teotokis kabinesi Almanya’ya ba vurmayı uygun gördü. Çünkü Yunan politikacıların büyük bir kısmı, Rusya’nın benimsemi olduu Panslavizm ideolojisine kar ı Berlin’in yürüttüü Pangermanizm politikasında dü manlık belirtileri tespit etti. Üstelik Almanya’ya yakınla ması TürkYunan ili kilerinin yumu amasına yol açacak dü üncesiyle Kerkira’daki . Wilhelm’in yazlık sarayında görü meler gerçekle ti. Daha evvel Fransa’ya yapılan teklifler tekrarlandı, ama yine de bu diplomatik pazarlıın sonucunda Yunanistan önemli bir ey elde edemedi21. Görüldüü gibi askerî reorganizasyon için Thetokis ba ta olmak üzere Yunan hükümetleri bazı giri imlerde bulunmu sa da bütün çabalar suya dü mü tü. Bu. 19. Victor Papacosmas, The Millitary..., 23-24. Konstantinos Svolopoulos,  Elliniki..., s. 24-26. 21 Konstantinos Svolopoulos, a. e, s. 27-28. 20. 21.

(39) noktada askerî vaziyete dair Nikolaos Zorbas’ın te hislerini aktarmanın faydalı olacaı kanısındayız: “...1897 Harbi’nde alınan utanç verici yenilginin ardından Genel Ordu Komutanlıı müessesinin kurulması subaylar tarafından coku ile karılandı. Fakat kısa zamanda tamamen baarısız bir kurulu olduu kanıtlandı... Acemi erler basit bir askerî eitim aldıktan sonra polis, çeitli ofisler ve bakanların muhafız birliklerine tâyin edilirlerdi. Bu suretle kılalar tenha ve bo bir alan gibi görünmekteydi. Askerlerin eksikliinden dolayı subaylar durgunlaıp vakitlerini atalet içinde geçiriyorlardı... Tatbikat ayaküstü bir biçimde yapıldıından hiçbir faydası olmayıp, bir güruh içtiması haline geldi...” “...Bahriyede de aynı, umut kırıcı durum hüküm sürüyordu. Deryada tatbikat nadiren yapılıyordu, yapıldıında ise subayların elenme seyahati niteliinde idi. Destroyer gemilerinin kazanları berbat durumda, büyük çaplı ateli silahların atıı ise aırı derecede yava idi... Deniz üssünde çalıanlar sava gemileriyle deil, yatların tamiri ve mobilyanın yapısı ile uramaktaydı. Filonun ıslahı için konulan programlar. subaylar. arasında. tartıma. ve. uyumazlıın. nedeni. haline. gelmekteydi...” “...Kara ve deniz kuvvetlerine ait depolarda giysi, mühimmat ve gereken askerî malzeme de bulunmuyordu... Cephane, makineli tüfekler, toplar, atlar, katırlar, arabalar, telefonlar, telgraf, vb gerekli malzemenin salanması için hükümet hiçbir eylemde bulunmadı... Kıladaki yeni depoların inası. yetkin bir ekilde. yapılmaktansa, veliaht Prens Konstantin’i talebi üzerine, lüks bir biçimde inaat edilmekteydi22...” Zorbas Ordonat Sınıfının müdürü olduu esnada, 1907 yılında askerî depolarda 60.000.000 fi ein mevcut olması gerekirken sadece 1.837.000, 1908 yılında ise 1.000.000’dan daha az fi ek bulunuyordu.  te ecnebi bir devlet Yunanistan’a harp ilan etseydi, Yunan ordusu kelimenin gerçek manasıyla ona silahsız kar ı çıkacaktı. Buna ramen Genelkurmay subayları, harp durumunda Yunan ordusunun kuvveti 22. Nikolaos Zorbas, Apomnimoneumata ’ Pliroforiai Peri ton Sumvadon Kata tin Diarkeia tis Epanastaseos tis 15is Augoustou 1909 (15 Austos 1909 Devrim’in Sırasında Meydana Gelen Olaylar Hakkında Bilgiler ya da Hatıralar), Lambropoulos yayınevi, Atina 1922, s. 6-9.. 22.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :