Ş E H Z A D E M E H M E T T Ü R B E S İ Yazan: Tahsin Öz
Tophapı Müzesi Müdürü
bun-
t-Şehzade Mehmed'in türbesindeki eşyadan altın sırma bezemeli kaftan (Topkapı Sarayı Müzesi)
ların içinden çıkan ve bir çok sanatları alâkadar eden mumyalar, lâhitler. ve diğer bir çok eşya değeri ölçüle»nez birer varlıktır.
Arkeoloji aleminin en verimli bir kaynağını teşkil eden bu eserler, dünya müzelerinin en müstesna mevkiinde yer almaktadır, işte insan hayatile başlayan san'at bu
ha-yatın sönmesi ile de devrine göre bir çok eserler vermek-tedir.
Türbenin alçı pencerelerinden biri
Her ne kadar ifrata varan ve hurafe halini alan bazı itikatlar ve haraketler yüzünden türbelerin -kapanması hakkında bir kanun çıkmış isede vazn kanun tarihî ve mi-marî değeri olan türbelerin muhafazalarını ve hattâ hak-kiyle restore edilmelerini temin için bu gibi türbeleri Millî Eğitim Bakanlığı emrine vermiş, Bakanlık da. İstan-bul da bu değeri taşıyan türbe erin bakımını Topkapı Sa-rayı Müzesine havale etmitir.
İstanbul türbelerinin en eskisi 1464 tarihinde yapıl-mış olan ve Fatih Mehmet II sadrazamı Mahmut paşanın, en sonuncusu da 1913 yılında yapılan Mehmet V
türbesıdir. Şu halde istanbul türbeleri, beş yüz yıla yakın bir za -manı kaplıyan pek mütenevvi san'at eserlerinden mürek-kep bir silsiledir.
Bilindiği veçhile türbeler, tarihi şahsiyetlerin doğum ve ölüm tarihlerini tesbitte mühim birer menba olduğu gibi taşıdıkları kitabelerde, lisan, tarih ve yazı yöniindea ayrı birer kıymettir.
Türbeler, mimarî bir tipin meydana gelmesine sebep olmakla beraber her türbe devrine ve yapılış tarihine göre ayrı bir hususiyet taşır .Binaenaleyh bir türbe mimari us-lubu itibariyle ne kadar incelemeğe değerse. kapısından parmaklıklarına kadar süsleme san'atları yönünden o de-rece önemli bir çok parçaları ihtiva eder.
Bu gibi binaya ait san'at aksamından sonra, türbe-lerde en mühim unsur, sandukalarla, bunların etrafına çer-çeveleyen şebekeler teşkil eder.
Türbe; kimin namına yapılmış ise binanın tam orta-sında onun sandukası bulunur. Ekseri türbelerde görül-düğü veçhile sonraları bir çok kimseler daha gömüldükçe, ilk sandukanın sağı solu, arkası irili ufaklı bir çok san-duklarla dolar ki, türbenin dahilî zevki ve nisbeti kaybo-lur.
Selçukilerle muasırı türbelerde ve Osmanlıların ilk devirlerinde sandukaların ekseriyeti çiniden ve bazıları a-ğaçtan oyma süslemeli yapılmıştır. Şunu da söyliyelim ki bu zamanlarda, mumya yapıldığı gibi ölüler türbenin ?.!-tında yapılan mezar odasına tabutlarla bırakılırdı.
İstanbul türbelerinde çini sanduka bulunmamaktadır. Bu türbelerin sanduka üzerlerine kıymetliörtüier konmak üzere tahtadan yapılımştır. Bazıları mermerden olup ara-sında pek nefis işlenmiş ve cidden incelemeğe değeri olan-larda vardır.
Sandukalarda kavuklar, bunların üzerinde yakut ve zümrütlü sorguçlar, fevkalâde nefis işlemeler, şallar, ölü-ye ait kaftanlar bulunur. Bunlardan başka medfıın jlan zatın silâhları, kullandığı leğen ve ibriği ve hattâ mendi-line kadar eşyasının saklandığı görülmektedir. Diğer ta-raftan türbeye teberru edilen yazma kelâmı-kadimler, levha'a. şamdanlar, halılar, cüz mahfazaları, rahlelerde ilâve edilince, türbenin o zatın şahsi eşyasiyle zamanının kıymetli san'at eserlerini bir araya toplayan sessiz fakat manii bir müzecik halinde olduğu anlaşılır. Şu suretle en eski devirlerde oTduğu gibi mütevaffaya ait eşyanın türbelerde saklandığı görülür.
Binaenaleyh türbeleri, devrinin nefis ve çeşitli mima-ri eserlemima-ri ile süsleme san'atinden birer varlık olarak göz-den geçirirken bunlarla beraber kitabelerini, eşyalarını da düşününce, ehemmiyeti bir kat daha artar. Sözümüze şu-nu da ilâve edelim ki geçen yüz yıllar zarfında, türbe eş-yasının çoğu mahvulmuş. çalınmış, hattâ satılmış, kalan-lardan. nadir ve kıymetli olanlarda son senelerde müzele-re kaldırılmıştır.
Esas konumuz olan Şehzade Mehmet türbesine gele-lim; Bilindiği veçhile kanunî Sultan Süleymanın oğlu Şehzade Mehmet 1521 yılında doğmuş ve Sarulıan valisi iken 1543 senesinde 22 yaşında ölmüştür.
Bu ölümden pek müteesir olan babası Kanunî (Seh-zadeVr güzidesi şehzade Mehmed'im) tarihini söylemiştir. Şehzadenin naşi Manisadan Üsküdarda.îbrahim ağa çift-lisine kadar araba ile getirilmiş ve oradan tabuta konarak îstanbula naklonulmuştur.
bera-Türbenin içinde çini üzerine yazı ve bezemeler
ber türbenin yapılması mimar Sinana havale edilmiş, bu külliyenin inşasına 1543 yılında başlanmış ve 1548 de tamam olmuştur.
Koca Sinan'ın çıraklık eseri saydığı, bu manzume cidden bir varlıktır. Konumuz olan türbe de bunun bir incisidir. Genç Sinan binaya iç ve dış süsleme itibariyle genç şehzade namına dikilmiş bir anıt ifadesi vermiştir.
Türbe sekiz köşelidir. Her cephede altta ve üstte ikişer penceresi vardır. Pencere süvleri mermer olup süvelerin dışındaki köfekileri altı köşeli ufak ve büyük kırmızı Us-lar gömülerek pek nefis bir bordür yapılmıştır. Pencere-lerin alın taşları yarım daire şeklinde pembe Porfirdir Pencere aralarındaki kitabelerde besmeleden sonra
fatiha-dan başlayarak diğer sureler celi-sülüs ile kabartma ala-rak hâk edilmiş ve her kitabenin etrafı da yeşil porfir ile çevrilmiştir. Her cephe, binanın alt kısmından kubbe eteğine kadar devam eden yarım sütunlarla bir birinden ayrılmıştır. Bu yarım sütunlar kubbe etrafını süsleyen is-telâktitlere ulaşmakta ve ayrıca dilimli bir tezyinat d i kubbenin muhitini çevrelemektedir.
Kubbe bileziği (kasnağı) da kubbe gibi dilimli ve üzeri kurşun örtülü olup binaya altın yaldızlı bir bakır âlem ile tamamlanmaktadır.
Türbenin ön cephesi kapıya hasredilmiştir. Kapının önünde üç kemerli bir revak bulunmaktadır. Bu kemerler ikisi penbe ikisi yeşil porfir sütuna istelaktitli başlıklar
,
>>
ile oturtulmuştur. Revaktan girince, gapının iki yanında tatlı sarı, yeşil, lâcivert, türkuvaz, soluk kırmızı, ve beyaz renkli çiçekleri havi iki çini pano bulunmaktadır.
Sağdakinin üst kısmında« JÜ-I ji-l lil'-l «4)1 4 V » solundakinin üstünde « J\-VUcj jy„» jJ- » yazı-lıdır. Bu panoların üzerine konulan mermer kitabeye i ^C^Jıc ,-MJ1 » ayeti hakkedilmiştir.
Kapının üstünde mermer kitabede girift bir yazı ile aşağıdaki tarihi bulunmaktadır.
• r
1^ y-3
1-r^ ^ ^
. iltfil i)L S i l ^ jjJ ı>l z f
. jl f (j fV! |;
. J^I <1! _,<=. j s i JO'U ^c ^ . f
JAü J Ailj Ojl jJ- j j j
• ' u - J V jllal— A?^
Dışı süsîeme itibariyle İstanbul da en ziyade özenil-miş olan bu türbenin içine girilince; bu san'at varlığı ve ahengi karşısında gayri ihtiyari bir hayranlık ve heyecan hasıl olur. Bunu da, binanın içini, yerden kubbeye örten, çinilerin renk ve ahenginde, alçı pencerelerinde aramak lâzımgelir.
XVI inci yüz yılın birinci nısfına ait bu çinilerdeki tatlı sarı ile onu tamamlayan yeşil, mor, türkuvaz öy'.e imtizaç etmiştir ki bu güzellik tarif edilemez. Ancak gö-rülerek hissedilir. Bu çiniler pencere aralarından başlaya-rak her yerde ayrı ayrı bir pano teşkil edecek şekilde çi-zilimiş, münasip yerlerine kufiden başlayarak çeşitli yazı-lar istif edilerek yaptırılmış birer tablo halinde dir. Bu
sayede bina kitabede yazıldığı veçhile san'at yönünden de bir cenneti firdevs halini almıştır.
Kubbe merkezden ayrılan geniş uzun motiflerle na-kışlı alçı pencereler de Süleymaniye camiinde görülenler derecesinde ince ve başarılıdır.
Türbede, dört sanduka bulunmaktadır. Bunlardan üçü-nün etrafı ceviz bir şebeke ile çevrilmiştir. Tam ortadaki sanduka Şehzade Mehmede aittir. Bu sandukanın üzerinde hiç bir türbede tesdüf edilemiyen büyük bir kürsiye ben-zer çerçeve bulunmaktadır. Fildişi kakma süslemeli dört ayağa istinat eden bu çerçevenin üstü geometrik parmak-lıklarla kapalıdır. Bu kısmın sonradan yapıldığına kaniiz. Dört ayklı bu çerçevenin şehzadenin nail olamadığı talıtı gösterir bir sembol olduğu rivayeti vardır.
Şehzade Mehmed'in sağ tarafında, kardeşi Cihangir, sol tarafında kızı Hümaşah Sultan metfundur. Şebeke ha-ricine gömülmüş olan kadın sandukasının kime ait olduğu tesbit edilememiştir. Hümaşah Sultanın kızlarından biri olsa gerek.
Türbede şimdi kandil, şamdan gibi eşya bulumakta-dır. Türbedeki pek kıymetli eşyadan Şehzade Mehmed';ıı
altun tel işlemeli iki hil'ati ile mendilleri, pabucu, sorguç-ları, kavuk örtüleri Topkapı sarayı Müzesinde teşhirdedir. Bunların her biri Türk İşleme san'atının örııeksiz birer parçası olmakla kalmıyor, dünya işleme san'atında da en önde gelen birer varlıktır.
İşte dört asır evvel genç Şehzade Mehmed'in ölümii, İstanbul'un tam göbeğinde mimari varlık olan bu külliye ile türbenin yapılmasına ve sözü geçen san'at eserlerinin elimize intikaline vesile olmuştur.
Allah rahmet, eylesin Tahsin Öz
Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü
A
L
E
V
Yüksek fırınlar, maden eritme ve tasfiye fırınları, cam, havagazi, elektrik ve gazojen vesair endüstriye lâzım, yüksek hararete, asit ve bozlara dayanıklı çeşitli malzeme ve ateş tuğlaları sipariş üzerine arzu edilen eb'at ve terkipte imal edilir. Mamulâtımızın üzerindeki ALEV markası en büyük garantiyi teşkil eder.