17. yüzyıl Osmanlı şehzadelerinin yaşam ve giyim tarzları

219  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

HAL Ç ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ

TEKST L VE MODA TASARIMI ANASANAT DALI TEKST L VE MODA TASARIMI PROGRAMI

17. YÜZYIL OSMANLI EHZADELER N N YA AM VE G Y M TARZLARI

YÜKSEK L SANS TEZ

Hazırlayan Cansu YILMAZ

Danı manı Prof. Esin SARIO LU

STANBUL - 2012

(2)
(3)

ÖNSÖZ

“17. Yüzyıl Osmanlı ġehzadelerinin YaĢam ve Giyim Tarzları” konulu tezde;

Ģehzadenin tanımı yapılarak Ģehzadelerin o dönemde yaĢam ve giyim tarzlarında geliĢimi incelenmiĢtir. ġehzadenin yaĢantısındaki bütün evreleri ve giyim tarzının özellikleriyle ayrıntılı araĢtırılmıĢtır. Osmanlı döneminde 17. yüzyıldaki hem Ģehzadelerin yaĢamı içinde sosyal, kültürel ve ekonomik durumları hem de Ģehzadelerin giyim tarzındaki özellikleri üzerine inceleme amaçlanmıĢtır.

AraĢtırmanın her aĢamasında desteğini esirgemeyen ve sonsuz güven veren Haliç Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm BaĢkanı ve tez danıĢmanım Sayın Prof. Dr. Esin SARIOĞLU’na, engin bilgilerini benden esirgemeyen Haliç Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. ġebnem TEMĠR’e, Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlileri Sayın Yrd. Doç. Altan ORAN’a, Yrd. Doç.

Bahattin ġEBER’e, Yrd. Doç. Engin AKDOĞAN’a ve araĢtırmanın Ģekillenmesinde yardımcı olan Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sayın A.Gamze ÖNGEN ’e saygılarımı sunar sonsuz teĢekkür ederim.

Güvenini, varlığını, dostluğunu ve en önemlisi de beni kardeĢi olarak benimseyen, araĢtırmam boyunca beni yalnız bırakmayan kuzenim Sayın Zeynep Dilek BĠLĠR’e, her zaman varlığını hissettiğim canım dostum Sayın Bahar KALMAZ’a, Yüksek lisans tezimde bana güven veren, her kötü anımda yanımda olan, sevgilerini benden eksik etmeyen canımdan çok sevdiğim babam Sayın Sinan YILMAZ’a ve annem Sayın Hülya YILMAZ’a, son olarak ailemin en küçük üyesi olan, araĢtırmam boyunca odamda beni yalnız bırakmayan canım kardeĢim Sayın Canan ġebnem YILMAZ’a Ģükranlarımı sunarım.

Cansu YILMAZ Ġstanbul, 2012

(4)

I

Ç NDEK LER

Sayfa No.

KISALTMALAR L STES ………..V EK L L STES ...VI ÖZET………... ….XII ABSTRACT...XIII

1. G R ... 1

2. EHZADE TANIMI... 3

2.1. Dünya Tarihinde ehzadelik Kurumu ve Veraset Sisteminin Tarihçesi...6

2.1.1. Batı Medeniyetleri………..…….7

2.1.2. Do u Medeniyetleri……….. 11

3. 14. VE 16. YÜZYIL ARASINDA TAHTA ÇIKAN EHZADELER…………28

3.1. Osman Gazi……….28

3.2. Orhan Gazi………..31

3.3. Sultan I. Murat………33

3.4. Yıldırım Bayezid……….38

3.5. Sultan I. Mehmet……….41

3.6. Sultan II. Murat………...43

(5)

II

3.7. Fatih Sultan Mehmet………...45

3.8. Sultan II. Bayezid………...47

3.9. Yavuz Sultan Selim……….48

3.10. Kanuni Sultan Süleyman………...…49

3.11. Sultan II. Selim……….…...50

3.12. Sultan III. Murat………....51

4. EHZADELER N HANEDAN Ç YA AMI, SOSYAL, KÜLTÜREL VE EKONOM K DURUMLARI ... 52

4.1. Osmanlı Hanedanında ehzadelerin Aile çi li kileri...52

4.2. Osmanlı Hanedanın Yönetim Politikasında ehzadelerin Yeri...63

4.3. ehzadelerin Do umu...68

4.4. ehzadelerin Sünnet Dü ünü...76

4.5. ehzadelerin E itimi...90

4.5.1. ehzadelerin Okul Öncesi E itiminde Annenin Yeri ... 91

4.5.2. ehzadelerin Okul Öncesi E itiminde Daye (Taye, Taya) ve Dadının Yeri……... 93

4.5.3. ehzadelerin Okul Öncesi E itiminde Lalanın Yeri... 96

4.5.4. ehzadelerin Okul Öncesi E itiminde Oyunun Yeri ... 97

4.5.5. ehzadelerin Okula Ba laması... 101

4.5.6. ehzadelerin E itiminde Hatim Duası... 104

4.5.7. ehzadelerin E itiminde Gösterdikleri Yetenekleri ve Hocaları ... 104

4.5.8. ehzadelerin E itimindeki Dersleri ... 107

4.5.9. ehzadelerinde E itiminde Spor ve Avın Yeri ... 110

4.6. ehzadelerin Dü ünleri ve Evlilikleri...122

4.7. ehzadelerin Unvan ve Lakapları...124

4.8. ehzadelerin Ekonomik Durumları...125

(6)

III

4.9. ehzadelerin Tahta Cülusları, Biat ve Kılıç Ku anma Törenleri...126

4.10. ehzadelerin Kafes Hayatı...129

4.11. ehzadelerin Sanca a Çıkı ı...133

4.12. ehzadelerin Ölümü...138

5. OSMANLI EHZADELER N N G Y M KU AM ÖZELL KLER ... 140

5.1.Osmanlı Döneminde Giyim...140

5.1.1. Osmanlılarda 17. Yüzyılda Kullanılan Kuma lar ... 149

5.1.1.1. Aba……….. ... 149

5.1.1.2. Altıparmak ... 149

5.1.1.3. Atlas ... 150

5.1.1.4. Beledi ... 150

5.1.1.5. Bindallı ... 151

5.1.1.6. Çatma ... 151

5.1.1.7. Canfes... 152

5.1.1.8. Hatai ... 153

5.1.1.9. Hind Kuma ı... 154

5.1.1.10. Kadife... 154

5.1.1.11. Kemha ... 155

5.1.1.12. Kutni (Kutnu)... 156

5.1.1.13. Seraser... 156

5.1.1.14. Tafta ... 158

5.1.2. Osmanlılarda 17. Yüzyıl Dokumalarında Kullanılan Malzemeler .. 158

5.1.2.1. pek... 158

5.1.2.2. Altın ve Gümü ... 159

5.1.2.3. Yün ve Tiftik... 159

5.1.2.4. Pamuk ve Keten ... 160

5.2.Osmanlı ehzadelerinde Giyim...160

(7)

IV

5.3.17. Yüzyıl Osmanlı ehzadelerinin Kaftanları...168

5.4.Osmanlılarda 17. Yüzyılda Tılsımlı Gömleklerin Yeri...184

6. SONUÇ ... 192

7. KAYNAKLAR ... 195

8. NTERNET KAYNAKLARI... 199

9. ÖZGEÇM ... 203

(8)

V

KISALTMALAR

a.g.e : Adı geçen eser Bkz. : Bakınız

s. : Sayfa

(9)

VI

EK LLER L STES

Sayfa No.

ekil 2.1. ehzade I. Ahmet’in ya lı boya tablosu (XVII. yüzyılın ba ı)... 3

ekil 2.2. ehzade II. Genç Osman’ın ya lı boya tablosu... 4

ekil 2.3. ehzade IV. Mehmet’in ya lı boya tablosu (1630-1640 yılları arası)... 5

ekil 2.4. ngiltere Prensi I. Charles’ın ya lı boya tablosu... 6

ekil 2.5. Gaius Julius Caesar Octavianus’un büstü... 8

ekil 2.6. Toga Virilis. ... 9

ekil 2.7. Roma hanedanlı ının soy a acı. ... 10

ekil 2.8. Müslüman devlet olan Abbasilerin soy a acı. ... 14

ekil 2.9. Göktürklerin soy a acı... 15

ekil 2.10. Uygur ve Karahanlı devleti soy a acı... 18

ekil 2.11. Gaznelilerin soy a acı... 19

ekil 2.12. Selçuklu devletinin soy a acı... 21

ekil 2.13. Anadolu Selçuklu devleti sultanları ve önemli olayları... 22

ekil 2.14. Anadolu Selçukluların soy a acı. ... 23

ekil 2.15. O uz Türkmenlerinde Bozoklar ve Üçoklar... 26

ekil 3.1. Osman Gazi’nin ya lı boya tablosu... 29

ekil 3.2. Osman Gazi’nin Bursa’daki türbesi... 30

ekil 3.3. Orhan Gazi’nin ya lı boya tablosu. ... 31

ekil 3.4. 1326 yılında Orhan Gazi tarafından bastırılan ilk gümü sikke. ... 33

ekil 3.5.Sultan I. Murat. ... 34

ekil 3.6. Bursa’da Murat Hüdavendigar Camii... 37

ekil 3.7. Yıldırım Bayezid... 38

ekil 3.8. Yıldırım Bâyezid’in o lu Musa Çelebi... 39

ekil 3.9. Yıldırım Bayezid, Timur'un elinde esir iken. ... 40

ekil 3.10. Sultan I. Mehmed’in ya lı boya tablosu. ... 41

ekil 3.11. Sultan I. Mehmed’in Bursa’daki Ye il türbesi. ... 43

ekil 3.12. Sultan II. Murat... 44

(10)

VII

ekil 3.13. Fatih Sultan Mehmet’in ya lı boya tablosu... 45

ekil 3.14. Fatih Sultan Mehmet’in stanbul’u fethederken kullandı ı kılıç... 46

ekil 3.15. Sultan II. Bayezid... 47

ekil 3.16. Sultan I. Selim... 48

ekil 3.17. Sultan I.Süleyman. ... 49

ekil 3.18. Sultan II. Selim. ... 50

ekil 3.19. Sultan III. Murat. ... 51

ekil 4.1. Venedikli Safiye Sultan. ... 53

ekil 4.2. Sultan III. Mehmet. ... 54

ekil 4.3. Sultan I. Mustafa... 55

ekil 4.4. Sultan I. Ahmet. ... 56

ekil 4.5. Sultan II. Osman. ... 57

ekil 4.6. Sultan IV. Murat. ... 58

ekil 4.7. Sultan brahim... 59

ekil 4.8. Kösem Valide Sultan. ... 60

ekil 4.9. Sultan IV. Mehmet... 60

ekil 4.10. Sultan II. Süleyman... 61

ekil 4.11. Sultan II. Ahmet... 62

ekil 4.12. Sultan II. Mustafa. ... 63

ekil 4.13. Topkapı Sarayı ve bahçesinde günlük hayat (Hünername). ... 65

ekil 4.14. Hatice Turhan Sultan. ... 67

ekil 4.15. Do um sahnesi (Hubanname-Zenanname)... 68

ekil 4.16. Sedef kakmalı do um sandalyesi... 69

ekil 4.17. Sedef kakmalı ah ap be ik... 70

ekil 4.18. Sedef kakmalı ah ap be i in detayı. ... 70

ekil 4.19. Yorgan. ... 71

ekil 4.20. Altın ma allah. ... 71

ekil 4.21. Darüssaade a ası (Kızlar A ası)... 72

ekil 4.22. XVIII. yüzyıla ait altın be ik. ... 73

ekil 4.23. Fransız yapımı gümü düdüklü çıngırak... 74

ekil 4.24. Fransız yapımı gümü süt kupası... 75 ekil 4.25. Kanuni’nin ehzadeleri Mustafa, Mehmed ve Selim için 1530 yılında At

(11)

VIII

Meydanı’nda düzenlenen sünnet dü ünü için ehzadelerin meydana

geli leri... 77

ekil 4.26. Sultan III. Murat’ın ehzadesi III. Mehmet için At Meydanı’nda düzenledi i sünnet dü ünü enlikleri için nahılların meydana getirili i. .... 79

ekil 4.27. Sultan III. Murat’ın ehzadesi III. Mehmet’in alayla Eski Saray’a varması... 83

ekil 4.28. ehzade III. Mehmet’in sünnet dü ünü enli inde pe temalcılar, pe temallardan yaptıkları ku biçimdeki bayrakları. ... 84

ekil 4.29. ehzade III. Mehmet’in sünnet dü ününde Müslüman olan Hıristiyan çocuklarla isteyen ailelerin çocuklarının sünneti... 85

ekil 4.30. 18. yüzyıla ait altın üstüne zümrüt ve yakutlarla bezeli sünnet bıça ı. ... 86

ekil 4.31. Feyzullah Efendi. ... 89

ekil 4.32. Handan Sultan... 92

ekil 4.33. Divan-ı Hümayun... 94

ekil 4.34. Mahfiruz Hadice Sultan. ... 95

ekil 4.35. Küçük çocukların gezmesi için yapılmı keçilere çektirilen araba... 97

ekil 4.36. Çocuk Eyeri. ... 98

ekil 4.37. Çift ki ilik sepet eyer. ... 99

ekil 4.38. Kırmızı çadırın içine kurulmu hayal perdesi... 100

ekil 4.39. ehzade mektebi. ... 101

ekil 4.40. Edirne Sarayı Babüsade Kapısı... 102

ekil 4.41. Etrafı yaldızlı ah ap çerçeveli rahle... 103

ekil 4.42. Sırmayla i lenmi cüz kesesi. ... 104

ekil 4.43. E itimde kullanılan bir gümü küre... 108

ekil 4.44. E itimde kullanılan bir gümü kürenin detayı... 109

ekil 4.45. Bir dü ün enli i için yapılan At Meydanı’nda at ko usu... 111

ekil 4.46. Osmanlı döneminde cirit oyununu gösteren bir minyatür. ... 112

ekil 4.47. Osmanlı dönemine ait sava okları. ... 113

ekil 4.48. Osmanlı dönemine ait sava oklarının demir uçları “Temren”lerin detayı. ... 114

ekil 4.49. Küçük ehzadelerden birine ait bahriye kılıcı... 115

ekil 4.50. Sultan III. Ahmet’in ehzadeli ine ait bir yay... 117

(12)

IX

ekil 4.51. Guy’u Çevgân’dana bir av sahnesi. ... 118

ekil 4.52. Matrakçı Nasuh... 119

ekil 4.53. Sultan III. Ahmet’in ehzadesi II. Süleyman’ın çakmaklı tüfe i... 120

ekil 4.54. Saraydaki ehzadelerin kafes hayatından bir minyatür... 123

ekil 4.55. Cülus töreni... 126

ekil 4.56. ehzadegân daireleri. ... 130

ekil 4.57. Köprülü Mehmet Pa a... 132

ekil 4.58. Amasya Sarayı. ... 134

ekil 4.59. Manisa Sarayı. ... 135

ekil 4.60. “Süleymanname” minyatürlerinde ehzadelerin sanca a gitmek üzere ayrılmaları. ... 136

ekil 5.1. XVII. yüzyıla ait saray dokuma kuma ından detayı... 140

ekil 5.2. talyan ipek kadifesinden dikilmi kaftan. ... 142

ekil 5.3. Padi ahın geçece i yere çe itli kuma ların serilmesi. ... 144

ekil 5.4. Padi aha hediye edilen kuma ların listesi... 146

ekil 5.5. ehzade Ahmet’e hediye edilen kuma lar. ... 147

ekil 5.6. Aba kuma örne i……….………149

ekil 5.7. Altıparmak kuma örne i... 149

ekil 5.8. Atlas kuma örne i. ... 150

ekil 5.9. Beledi kuma örne i………...………150

ekil 5.10. Bindallı kuma örne i………..151

ekil 5.11. Çatma kuma örne i………...152

ekil 5.12. Canfes kuma ı örne i……….153

ekil 5.13. Hatai kuma örne i……….153

ekil 5.14. Hind kuma örne i………..154

ekil 5.15. Kadife kuma örne i………...154

ekil 5.16. Kemha kuma örne i………..155

ekil 5.17. Boyuna kutni kuma detayı... 156

ekil 5.18. Seraser kuma örne i………..157

ekil 5.19. Tafta kuma örne i………...158

ekil 5.20. pek ipli i………159

ekil 5.21. XVII. yüzyıla ait çocuk kaftanı... 161

(13)

X

ekil 5.22. Beyaz effaf hint pamuklusundan dikilmi çocuk iç entarisi... 162

ekil 5.23. XVII. yüzyıla ait çocuk ayakkabıları... 163

ekil 5.24. Kenarları tel kırmayla i lenmi tülbent örtü. ... 163

ekil 5.25. XVII. yüzyıla ait takma kolluklar. ... 165

ekil 5.26. Çocuk alvarı (çak ır). ... 165

ekil 5.27. XVII. yüzyıla ait kemhadan dikilmi çocuk takkesi... 166

ekil 5.28. 1620 yılına ait IV. Murat’ın ehzadeli inde kullandı ı takke. ... 166

ekil 5.29. 1640 yıllına ait çocuk gecelik takkeleri. ... 167

ekil 5.30. Kolundan hasta bir çocuk için özel dikilmi kaftan... 167

ekil 5.31. II. Osman’a ait çocuk iç entarisi. ... 168

ekil 5.32. I. Ahmet’e ait çocuk kaftanı... 169

ekil 5.33. I. Ahmet’in portresi... 170

ekil 5.34. Sultan Genç Osman’ın portresi... 171

ekil 5.35. Çocuk Sultan IV. Mehmet at sırtında ya lı boya resmi... 172

ekil 5.36. Bebek kaftanları... 173

ekil 5.37. Batikle desendirilmi çocuk kaftanı... 173

ekil 5.38. Kemha kaftan... 174

ekil 5.39. Kemha kaftan detayı. ... 174

ekil 5.40. Çocuk kaftanı... 175

ekil 5.41. Çocuk kaftanı... 176

ekil 5.42. Çocuk kaftanı... 177

ekil 5.43. Çocuk kaftanı... 178

ekil 5.44. Çocuk kaftanının detayı. ... 179

ekil 5.45. XVII. yüzyılın ba larına ait bir çocuk kaftanı. ... 179

ekil 5.46. XVII. yüzyılın ba larına ait bir çocuk kaftanının detayı... 180

ekil 5.47. IV. Murat’a ait bir çocuk entarisi... 180

ekil 5.48. I. Ahmet’in ehzadeli ine ait çocuk entarisi... 181

ekil 5.49. XVII. yüzyıla ait II. Ahmet’e ait üçlü noktalı motifli kaftan... 182

ekil 5.50. XVII. yüzyıla ait I. Ahmet’in kısa kollu kaftan... 183

ekil 5.51. Eteklerinde uzay betimlemeleri olan gömle in arka yüzü... 185

ekil 5.52. Sultan III. Mehmet’e ait tılsımlı gömlek... 186

ekil 5.53. Sultan III. Mehmet’e ait tılsımlı gömle in detayı... 187

(14)

XI

ekil 5.54. IV. Murat’a ait tılsımlı gömlek. ... 187

ekil 5.55. IV. Murat’a ait tılsımlı göle in detayı. ... 188

ekil 5.56. En renkli tılsımlı gömlek. ... 188

ekil 5.57. En renkli tılsımlı gömle in arkası... 189

ekil 5.58. Tılsımlı gömlek... 189

ekil 5.59. Tılsımlı gömle in arkası. ... 190

ekil 5.60. Takke. ... 190

ekil 5.61. Tılsımlı takke. ... 191

ekil 6.1. Osmanlı Hanedanının Soy kütü ü. ... 194

(15)

XII

GENEL B LG LER

Adı ve Soyadı : Cansu YILMAZ

Anabilim Dalı : Tekstil ve Moda Tasarım Programı : Tekstil ve Moda Tasarım Tez Danı manı : Prof. Esin SARIO LU

Tez Türü ve Tarihi : Yüksek Lisans – Haziran 2012

17. YÜZYIL OSMANLI EHZADELER N N YA AM VE G Y M TARZLARI

ÖZET

“17. Yüzyıl Osmanlı ehzadelerinin Ya am ve Giyim Tarzları” konulu yaptı ımız tez ara tırmasında da; ehzadenin tanımı yapılarak o dönemde ehzadelerin ya am ve giyim tarzlarındaki geli imi incelenmi tir. ehzadenin ya antısındaki evreler ve giyim tarzının bütün özellikleriyle ara tırılmı tır. 17. Yüzyıl Osmanlı döneminde hem ehzadelerin ya amının içinde sosyal, kültürel ve ekonomik durumlarıyla hem de ehzadelerin giyim tarzındaki özellikleri üzerinde ayrıntılı inceleme amaçlanmı tır.

Anahtar Kelimeler : ehzadenin tanımı, ehzadelerin ya amı, ehzadelerin giyim tarzları.

(16)

XIII

GENERAL KNOWLEDGE

Name and Surname : Cansu YILMAZ

Department : Textile & Fashion Design Department Course : Textile & Fashion Design Department Thesis Advisor : Prof. Esin SARIO LU

Academic Degree –Term : Master - June 2012

17. CENTURY OTTOMAN PRINCES AND CLOTHING STYLES OF LIFE

ABSTRACT

“17th Century Ottoman princes and clothing styles of life” theme fort he investigation of our thesis; prince of princes, that period of life, and clothing styles, the development is defined and analyzed. Investigated in all its stages in the life style of the Prince and clothing. 17th Century Ottoman period in the life of princes, social, cultural and economicsituation of the detailed investigation on the properties of both princes was to wearstyle.

Keywords: Definition of the Prince, Princes’s life, Clothing styles of princes.

(17)

1. G R

Geçmi ten günümüze kadar, Anadolu toprakları üzerinde ya amı olan insanlar daima tekstil açısından zengin do al kaynaklara sahip olmu lardır. Tarih boyunca bu zengin Anadolu toprakları üzerinde önemli ula ım yolları geçmi , ticaretler yapılmı ve farklı kültürlerden göçler almı tır. Ancak kendine has, zengin bir kültüre sahip olmu ve belli bir kimlik ta ımı tır. Yapmı oldu umuz tez ara tırmasında da; bu topraklarda ya amı ve farklı kültürlerle kendi geleneklerini sentezleyen Osmanlı kültürünün tarihsel açıdan de i iminin Osmanlı ehzadeleri üzerinde etkisi ve bu sürecin ehzade giyim ku amına olan etkisi incelenmesi istenmi tir.

Anadolu’da, daha önce ya amı olan uygarlıkların miras bıraktı ı dokuma gelene iyle, bu bölgeye göç eden Türklerin dokumacılık gelene i etkile erek yeni bir dil olu turarak, günümüze kadar muhte em örneklerini sergilemi tir. te bu dokumalar Anadolu’nun her bölgesinde ve ehrinde ayrı ayrı özellikler ta ıyan ürünleriyle kendilerinden söz ettirmi ve tarih boyunca rekabet gücüne sahip olmu lardır. Ba langıçtan, bu güne kadar bu topraklardaki tekstil ve giyim ürünleri, rekabet gücüne sahip üretimiyle, zengin ve geli mi kültür mirası ile birlikte mükemmel görsel bir ileti im kayna ı haline gelmi tir.

Osmanlı mparatorlu u, kurulu undan bugüne kadar kültürel, ekonomik, dini, siyasi ve co rafi ke iflerle toplumu aydınlatan bir konu haline gelmektedir. XIV.

yüzyıldan itibaren Osmanlı uygarlı ında bu olguların de i imi üzerinde durulan ve zamanla geni leyen tekstil ve giyim alanı içinde gerek sivil toplumda, gerekse Osmanlı hanedan üyelerinde tepeden tırna a denetlenen bir konu olmu tur.

Eski uygarlıklardan beri devam eden hükümdar o lu yani veliahtların ya am konusu özen ve dikkat edilmesi gereken bir konu olmu tur. Bu nedenden dolayı Osmanlı dönemindeki padi ah o lu yani ehzadenin ya amı tarih boyunca daima merak edilmi ve giyim tarzları bakımından geçirdikleri süreç incelenmi tir.

(18)

2

Yapmı oldu umuz tez ara tırmasında; Osmanlı ehzadelerinin gerek ya am biçimleri gerekse toplumsal ve tarihsel olguların de i iminin giyim tarzlarına olan etkisi ayrıntılı olarak incelenmesi hedeflenmi tir.

(19)

3

2. EHZADE TANIMI

XV. ve XVI. yüzyıllarında Osmanlı padi ahlarının erkek çocuklarına

“Çelebi” denilmi ancak Sultan Çelebi Mehmet zamanına kadar kullanılmı tır ( Bkz.

ekil 2.1.). “Çelebi” sözlük anlamıyla “Görgülü, terbiyeli ve olgun” erkek çocuklarına verilen Türkçe bir kelimedir. Bu kelime ilk defa Anadolu’daki Türkler tarafından kullanıldı ı tarih kaynaklarında sıkça ifade edilmektedir1.

ekil 2.1. ehzade I. Ahmet’in ya lı boya tablosu (XVII. yüzyılın ba ı).

Kaynak: http://www.biyografim.net/i-ahmet-kimdir, (05.11.2011).

1 UZUNÇAR ILI smail Hakkı, Osmanlı Devletinin Saray Te kilatı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara-1984, s.107

(20)

4

“ ehzade” sözcü ü, farsça hükümdar anlamındaki “ ah” ile o ul anlamındaki

“Zade” sözcüklerinden türemi tir. Ancak “ ehzade” kelimesi XVII. yüzyılda kullanılmaya ba lanarak padi ahın erkek çocuklarına verilen unvan olmu tur. Bu unvana sahip çocuklar, padi ahların haseki, ikbal (Gözde Cariye) veya odalıklarından da do arlardı; yani kimden do arlarsa do sunlar ehzade adı verilirdi. Aynı zamanda babası ehzade, büyükbabası padi ah olan erkek çocuklarına da “ ehzade” unvanı verildi i bilinmektedir. Böylece Osmanlı hanedanına mensup padi ah dı ındaki tüm erkek çocukları “ ehzade” unvanını ta ımaktaydı2 ( Bkz. ekil 2.2.).

ekil 2.2. ehzade II. Genç Osman’ın ya lı boya tablosu.

Kaynak: http://www.harbiforum.org/siyaset-tr/17094-genc-osman-genc-osman-kimdir-ikinci-sultan- osman-hakkinda.html, (05.11.2011).

2 http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehzade, (06.11.2011)

(21)

5

“ ehzade” kelimesi Avrupa ülkelerinde kullanılan prens unvanına kar ılıktır.

Klasik devirde ehzadeler (Bkz. ekil 2.3.), bu unvandan sonra sultan olarak anılmı ve kendi isimlerini en son kullanmaktaydılar.

ekil 2.3. ehzade IV. Mehmet’in ya lı boya tablosu (1630-1640 yılları arası).

Kaynak: http://www.osmanli-padisahlari.org/iv-mehmet-hayati/, (05.11.2011).

Klasik Dünya tarihini inceledi imizde; sınırları çizilmi hükümdarlıkta bulunmu soyların erkek nesline aktarılmasına batıda “Prens” (Bkz. ekil 2.4., s.6), Ortado u'da ise “ ehzade” denildi ini daha önce de inmi tik. ehzade unvanı sadece Osmanlı Hanedanı'nda kullanılmamakla beraber Türk ve slam medeniyetlerinin kurmu oldu u Devlet ve Beyliklerin Hükümdarlarının erkek

(22)

6

çocukları ve ondan sonra devam eden soylarına da verilen bir unvan olmu tur.

Örne in; Orta Asya'da, Anadolu'da ve Ortado u’da kurulan Timur Devleti, Akkoyunlu Devleti, Karakoyunlu Devleti, Dulkadiro lu Devleti ve lhanlı Devleti hükümdarlarının erkek çocuklarının ehzade unvanı kullanmasıdır. Tarihçilerin, yazılı eserlerini ve belgelerini inceledi imizde bu durumundan çok net ifade edildi i görülmektedir 3.

ekil 2.4. ngiltere Prensi I. Charles’ın ya lı boya tablosu.

Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/File:Charles_1_Mijtens.jpg, (06.11.2011).

3 http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehzade, (07.11.2011)

(23)

7

2.1. Dünya Tarihinde ehzadelik Kurumu ve Veraset Sisteminin Tarihçesi

Osmanlı Devletinin kurumları içerisinde ehzadelik Kurumunun önemli olması ve bu güne kadar fazla incelenmemesi, yapmı oldu umuz tez konusunu biraz daha ayrıntılı incelemesine neden olmu tur. Bu kurum ile ilgili olarak yapılacak bu tez çalı masında de erlendirilmesi gereken en önemli konulardan birisi de Osmanlı Veraset Sistemidir. ehzadelik Kurumu’nun yapısı ve i leyi i ortaya çıkarılırken Osmanlı öncesinde Dünya tarihinde var olan Veraset Sistemi ve ehzadelik Kurumu’nun da incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme yapılırken tarihi perspektif göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle Türk Devletleri’ndeki uygulanı ının yanı sıra di er devletlerdeki uygulamaların da incelenip de erlendirilmesi gerekir. Bu cümlede sözü edilen kar ıla tırmada ele alınacak devletler, klasik bir anlayı la ikiye bölünmü olan dünya medeniyetlerinin ( Do u ve Batı Medeniyetleri ), Batı Medeniyetinin ba ı olan Roma mparatorlu u, Do u Medeniyetinin ba ı olan ise Çin Hanedanlıkları olacaktır. Bununla birlikte hiç üphesiz ki Osmanlı Devletine gelene kadar etkisini daha önceki Türk devletlerinde de görülen ran kültürünün ve Do u slam Medeniyetlerinin hâkimiyet anlayı ları da ele alınacaktır. Amaç, aslında bire bir kar ıla tırma yapmaktan ziyade bu gelenekler arasındaki dokuyu görebilmektir.

Bu medeniyetler arasındaki ba bilimsel bir nitelik kazanmı tır.

2.1.1. Batı Medeniyetleri

Batı kültürünün temelini olu turan Roma mparatorlu unda gerçek anlamda sistemli bir veraset gelene i bulunmamaktaydı. mparatorlu un, Cumhuriyet Dönemi sonrasında Octavianus (Bkz. ekil 2.5., s.8) ile birlikte Princepslik dönemi ba lamı tı. Roma hanedanlı ı, bu dönemde imparator tarafından tahta veliaht tayin edilirdi. Fakat kendi erkek çocu u olmayan imparator evlatlık edinerek tahta varis tayin ederdi. mparatorun birden fazla çocu u varsa e er veliaht atadı ı çocu undan bir sonra geleni de ikinci veliaht olarak tahta atayabilirdi. Böylelikle veliaht adayına bir ey olursa di er adayın tahta geçmesi kolayla tırılmaktaydı. Bu gelenekle hanedanın ve tahtın gelece inin kurtarılaca ına inanılıyordu4.

Roma mparatorlu unda, yerine geçecek olan birini seçme hakkına sahip olan imparator bu seçim i leminde genellikle kendi mensubu oldu u aileden olan birini

4 ÇELEB CAN Özcan Karadeniz, Roma Hukuku, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınevi, Ankara-1986, s. 27

(24)

8

tercih ederdi. Aksi takdirde aile içi bir iç sava ın çıkması söz konusu olabilirdi. Evlat edinilerek varis olanlar ise aile mensubu olsa bile dahi imparatorun kızı veya kız karde i ile evlendirilmek zorundaydılar. Böylelikle veliahdın varisli ine ve dolayısıyla imparatorlu una me ruiyet kazandırılmı oluyordu. Roma mparatorlu unda Veraset gelene inde evlatlıkların yanı sıra di er hanedan üyeleri de varis olarak atanabiliyordu. Ayrıca tek tayin edici olan imparator tahta iki veliahdı mü terek varis olarak gösterdi i de olabiliyordu5.

ekil 2.5. Gaius Julius Caesar Octavianus’un büstü.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Caesar_Divi_Filius_Augustus, ( 07.11.2011).

Di er bir kuralda hayatta kaldı ı sürece tahtta olacak olan imparatorun seçimini, halk meclisi (Comitia Curiata) denilen imparatorlu u olu turan kazaların

5 AK T Oktay, Roma mparatorluk Tarihi (M.Ö 27- M.S 395), stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, stanbul- 1985, s. 60-77

(25)

9

mensuplarının olu turdu u Senato onaylardı6. ayet imparator ölmeden önce veliaht tayin etmi se gene aynı uygulama geçerliydi. Yani Toga Virilis (Palto) (Bkz. ekil 2.6.) giymi bir veliaht, halk meclisi ve senatonun onaylanmasından sonra imparator olabiliyordu. Bu yöntemle imparatorun, hâkimiyetini halktan aldı ı kabul edilirdi.

Ancak henüz Toga Virilis giymemi se ve tahta mü terek varis varsa saray içi entrikaları ba arıyla yürütüp kazanan, imparator oluyordu. mparatora ba lı ordu komutanının tutumu bu mücadelede etkin bir rol oynamaktaydı. Evlat edinilme yolu ile Roma mparatorlu unda varis olarak atanan veliahtlar çok iyi bir e itimden geçiriliyordu. Bütün veliahtların bilgili olmalarına özen gösterilirdi. Bilgilerinin yanı sıra tahta layık olduklarını ispatlanmaları için sava meydanlarında askeri yeteneklerini göstermeleri gerekirdi. mparatorluk alametleri olarak yukarıda de inilen Toga virilisten ba ka imparatorluk yüzü ü denilen bir durumda söz konusu idi. Veliahdın tahta çıkması için imparatorda bulunan bu yüzü ü alması gerekirdi ve e er bu ki i evlat edinilen biri ise yüzü ü alması için aileden birisi veya imparatorun kızı ile evlenmesi gerekliydi7.

ekil 2.6. Toga Virilis.

Kaynak: http://www.mmdtkw.org/VToga.html, (10.11.2011).

6 ÇELEB CAN Özcan Karadeniz, Roma Hukuku, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınevi, Ankara-1986, s. 186

7 AK T Oktay, Roma mparatorluk Tarihi (M.Ö 27- M.S 395), stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, stanbul- 1985, s.62-105

(26)

10

Roma imparatorlu unda (Bkz. ekil 2.7.) M.S IV. yüzyıldan itibaren veraset ve yönetim anlayı ında köklü de i iklikler meydana gelmi tir. Bu tarihe kadar imparatorlar aileden seçtikleri veya evlat edindikleri veliahtlara miras yoluyla imparatorlu u bırakabiliyordu. Ancak artık palto giymek miras hakkı sayılmıyordu.

mparator kendisinin istedi i birini ortak Agustus seçme hakkına sahipti. Artık veliahtlı a seçilen bir evlat, imparatorlu u kendisine babasından gelen bir hak olarak de il, ancak babasının kendisini seçmi olmasından dolayı hak kazanabilmekteydi.

Bu dönemde imparatorlar büyük evlatlarını veliaht olarak atamaya ba lamı lardır.

Seçilmek için veliahdın ya ı hiç önemli de ildi. Genel kurallar yerine getirilir ve bu kurallara hiç itiraz edilemezdi. Artık hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurdu u yönetim biçimine dönü mü tü. Bu kurallara göre, mparator, Tanrı’dan aldı ı egemenli ini yine Tanrı adına yerine getiriyordu. Roma imparatoru, Roma vatanda ları arasında hiçbir zaman birinci de ildir. Bütün Roma halkının tümü e it bir ekilde imparatorun uyru u durumundaydılar8.

ekil 2.7. Roma hanedanlı ının soy a acı.

Kaynak: http://www.ailevadisi.net/tarih/556789-roma-imparatorlugunun-dorduncu-imparatoru- caligula.html, (12.11.2011).

8 ÇELEB CAN Özcan Karadeniz, Roma Hukuku, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınevi, Ankara-1986, s. 33

(27)

11 2.1.2. Do u Medeniyetleri

Do u medeniyetinin en önemlilerinden biri de Çin Hanedanları ve gelene idir. Ünlü bilgin Konfiçyus’a göre; “Çin hükümdarı bizzat Tanrı’nın o ludur ve Tanrı tarafından kendisine vazife verilmi bir ki idir” dü üncesidir. Gökyüzünün altındaki ülkeleri, gökyüzünün bir temsilcisi olarak idare eden hükümdara Çinliler

“gökyüzünün o lu” anlamına gelen “Tien-tse” derlerdi. Çin devlet felsefesine göre, hiçbir ey yapmayan gökyüzünün o lu olan hükümdarında, hiçbir ey yapmaması gerekmekteydi sadece bir sembol olmalıydı. Tanrı tarafından tayin edilen hükümdarın o lunun ba a geçmesi diye bir kural yoktu. Tanrı, hâkimiyeti hükümdardan alır ve ba ka birisine vererek onu ba a geçirebilmekteydi9.

Tanrının bir o lu olarak görülen hükümdarın görevi, gök ile yere saygı göstermek ve Tanrı adına yeryüzünü idare etmekti. Hükümdar olacak olan veliahdın her eyden önce akıllı ve faziletli olması gerekmekteydi, e er bu ki i sözü do ru biri de il ise çok ya ayamayaca ına inanılırdı. Çin hükümdarlarının o ullarıyla ilgili çok fazla bir bilgi bulunmamakla beraber veliahtların vilayet yönetiminde bulundukları ve bu görevlerini hükümdarın adına yerine getirdikleri bilinmektedir10.

Kendisinden sonra tahta varis olarak mparator, ba kadının, yani kraliçenin, büyük o lunu gösterirdi. Varis olarak atadı ı veliahdın tahta oturması için üç büyük Duk’dan birini Büyük Potektör tayin eder ve ölümünden sonra bu ki i veliahdın tahta geçmesini sa lardı. Bu görevinin kar ılı ında ise vezirlik makamına geçerdi. Bu sayede, imparatorun ölümünden sonra çıkabilecek herhangi bir karı ıklık önlenmi olunurdu. Çin veliahtların e itimlerine çok önem verildi i bilinmektedir. VII.

yüzyılda (624) imparatorların çocuklarının e itimleri ile ilgili ayrı bir idari kurum kurulmu tur. Çinli veliahtların kendilerine ait sarayları bulunmaktaydı. Veliaht ise büyüyünce babasının sarayından çıkar ve ark Sarayı’na gönderilirlerdi. Ayrıca bu dönemde veliaht sarayları için ayrı bir bakanlık kurulmu tu11.

Türk devlet anlayı ını incelerken göz ardı edilmemesi gereken di er bir önemli medeniyet de ran devletleridir. Eski ran devlet anlayı ına göre ba ta

9 KAFESO LU brahim, Türk Milli Kültürü, Bo aziçi Yayınevi, stanbul-1993, s. 258

10 ÖGEL Bahaaddin, Türk Kültürünün Geli me Ça ları, Milli E itim Bakanlı ı Yayınevi, stanbul-1971, s. 55-67

11 GÜNALTAY emsettin, Türk Tarihinin lk Devreleri Uzak ark, Türk Tarih Kurumu Yayınevi, Ankara-1937, s. 55-56

(28)

12

bulunan hükümdar “büyük kral”, “kralların kralı” unvanı ile tek hâkim olarak gösterilirdi. Hükümdar mutlak bir hâkimiyete sahip olmakla birlikte kendi halkı tarafında bir tanrı gibi kabul edilirdi. Bu yüzden kendi idaresi altındaki bütün kavimlerin her türlü karar ve imtiyaz hakkı yine hükümdarın emri altındaydı, devlet yönetiminde hâkim olan hukuk ve kurallar de il, hükümdarın emir ve fermanları geçerliydi. Eski ran’ın bir sonraki döneminde hüküm süren Partlar devrinde (M.Ö 250- M.S 226) ise durum biraz daha de i ik anlatılmaktadır. Artık ülke bir derebeylik sistem ile yönetilmekte ve hükümdar da bu derebeyliklerin üstünde, yani bir Boy Reisi gibi hükmetmekteydi. Her evin, köyün ve kabilenin ayrı senyörleri vardı ve bu dönemde hükümdarlık babadan o la geçme yöntemi ile de il, senyörlerin verece i karara ba lıydı. Hatta aralarında bu konuda anla mazlık çıkması durumunda sava çıkması kaçınılmazdı. Eski ran dönemlerinden birisi de Sasaniler mparatorlu udur, bu dönemde de Akamenidler zamanında oldu u gibi mutlak bir hâkimiyet anlayı ı kabul görmekteydi. Hükümdarın kararı kanun görevi görürdü ve yaptıklarından sorumlu tutulamazdı. Böylece kendisine ba lı olan kabilelerin krallarını yine hükümdar seçmekte ve kendisi “kralların kralı” unvanını ta ımaktaydı.

ran’ın slami döneminde ise halife, kanunlar yapmakta hür ve serbest bırakılırlardı.

Ancak dinin asıl kaide ve kurallarını de i tiremezdi, bunun dı ındaki konularda (mülki ve askeri) kendi takdir hakkını kullanarak kanunlar yapabilirdi12.

Türk Devlet anlayı ını etkileyen en önemli ilkelerden birisi de slami Devlet gelene idir. Hz. Muhammed’in slam peygamberi olu uyla birlikte slam devletinin yönetimi de ekillenmeye ba lamı tır. Hz. Muhammed sonrasında bir nevi padi ahlık olan Halifelik makamı yönetimin ba ı durumuna gelmi tir. slam halifesi di er devletlerin hükümdarlarından farklı olarak hem dünyevi ve dini lider konumunda bulunmaktaydı13.

Di er devletlerde yönetim devlet büyüklerinin ve toplumun ileri gelenlerinin koydu u kurallara göre yönetilirken, slam devletinde kurallar ilahi durumdaydı.

slam dini, halifede bulunması gereken dört art aramaktadır. Bunlar: lim, adalet, kifayet ve selamet-i havis’tir. Bunun dı ında be inci bir kural olarak da, halifenin Kurey kabilesinden olması gereklili idir. Hz. Muhammed ve daha sonraki Hülefa-yı

12 DONUK Abdülkadir, Türk Devletinde Hâkimiyet Anlayı ı, stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Dergisi, sayı X-XII, (1979-1980), s. 38-39

13 ZEYDAN Corci, slam Medeniyeti Tarihi Cilt 1, Üç Dal Ne riyat, stanbul-1972, s. 158-159

(29)

13

Ra idin (dört halife) döneminde halifelikte hükümdarlı ın babadan o ula geçmenin olmadı ını, yeni halifenin seçimlerle ba a geçmesi kuralının var oldu u bilinmektedir. Ancak Emeviler zamanında itibaren halifelik irsîlik kazanmı , babadan o ula veya akrabalarından birine geçen bir hal almaya ba lamı tı. Daha sonra Emevi, Abbasi (Bkz. ekil 2.8., s.14), Fatımi ve di er Müslüman Devletlerinde halifelik, hükümdardan o luna veya karde ine geçen bir hal almı tı. Ayrıca slam devletlerinde veliaht tayin etme gelene i de vardır ve bu uygulamanın ilk izlerine daha dört halife döneminde rastlanmaktadır. Halifelik Emeviler döneminden sonra hanedanlık halini alarak kendinden sonra o ul ya da karde ine geçer bir hal aldı.

Böylece slam halifeli inde veliaht tayin etme gelene i daha da belirginle mi ti.

Halife olan ki inin ilk i i kendinden sonra halife olacak ki iyi veliaht olarak tayin etmekti. Veliaht olacak ki i, bazen o lu oldu u gibi bazen de karde i veya akrabalarından biri de olabilirdi. Veliaht tayin edilen ki iye aynı halife olana yapıldı ı gibi Biat Töreni düzenlenirdi. Veliaht tayin olan ki iye bazen di er karde tarafından itiraz da edildi i olabiliyordu. Bunun yanı sıra bazı durumlarda vekil veliaht tayini de yapılabiliyordu. Halifenin o lu e er küçükse, veliaht olarak karde ini tayin ederdi. Ancak bu veliahtlık o lunun büyümesi süresi ile sınırlı olmaktaydı. Halifenin o lu büyüdü ünde veliaht olarak onu tayin ediyordu.

Halifelerinde bazen iki o lunu birden veliaht tayin etti i de olurdu, hatta üçüncü o lu varsa o da veliaht tayin edilebilirdi. Ancak üçüncü veliahdın tayini için, veliaht tayin edilen ilk iki o lunun iste ine bırakılırdı. Halife tarafından veliaht tayin olunana bir ferman veya ahitname yazılır ve bu halifenin akrabaları tarafından imzalanırdı.

mzalı belge veliahdın kendisine, e er küçükse vasisine, verilmekteydi. Verilen bu belge daha sonraki zamanda gerekli olursa gösterilmek üzere veliaht tarafından saklanırdı14.

14 ZEYDAN Corci, slam Medeniyeti Tarihi Cilt 1, Üç Dal Ne riyat, stanbul-1972, s. 158-170

(30)

14 ekil 2.8. Müslüman devlet olan Abbasilerin soy a acı.

Kaynak: http://www.huncular.com/belgeler.html, ( 16.11.2011 ).

Türkler dı ında hükümdarlık gelene i ile ilgili gösterilen bu örneklerden sonra Osmanlı öncesi Türk devletlerindeki uygulamaların neler oldu una bakmak gerekir. Fakat Osmanlı öncesi Türk tarihi ile ilgili yapılacak bir ara tırmada göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konuda, Türklerin, ran- slam co rafyasına girerek farklı bir medeniyet ile kar ıla ması ve bu medeniyete dâhil olmasıdır. Artık Türkler, önceden var olan Gök Tanrı inancını slam anlayı ı ile bütünle tirmi lerdi. Türkler açısından yeni bir inanç sistemi ile birlikte gerek

(31)

15

hâkimiyet anlayı ında gerekse devlet ve millet hayatında de i iklikler olmaya ba lamı tır. Bu nedenle burada konu slam öncesi ve slami dönem olmak üzere iki ba lık altında incelemek gerekir.

• slam Öncesi Dönem

slam öncesi dönemde, hâkimiyetin Türk hükümdarına, bizzat Tanrı tarafından verildi ine inanılırdı. Ancak Çin hâkimiyeti anlayı ından farklı olarak, hükümdara Tanrı’nın o lu denilmi tir. Türk hükümdarları Tanrı tarafından

‘kutlanmı ’ ve kendisine hanlık unvanı verilmi ki ilerdi. Türk hükümdarı Tanrının yerdeki temsilcisi olarak kabul edilirdi. Bu anlayı a göre kimin tahta çıkaca ına ancak Tanrı karar verirdi. Tanrı’nın iradesi, tahta çıkmak için seçti i ki iye kuvvet ve ba arı vermekle, ba ka bir deyi le, “teyid-i irade” ile belirmekteydi15.

ekil 2.9. Göktürklerin soy a acı.

Kaynak: http://aygunhoca.com/tarih/35-tarih-konular/1530-gokturk-kaganligi-gok-turk-kok- turkler.html, (17.11.2011).

15 TANER Aydın, Türk Devlet Gelene i, Milli E itim Bakanlı ı Yayınları, stanbul-1997, s. 106- 107

(32)

16

Eski Türk devletlerinde ayrıca, kesin olmamakla birlikte veliaht gösterme gelene i de vardı. Ka an’ın gösterdi i gibi veliaht her zaman büyük evlat olmayabilirdi. Ka an bu hakkı birine vermemekle devletin ba ına geçecek olan ki inin yeteneklili ini ve ba arısını göstererek tahta oturmasını beklerdi. Böylece Türk devlet anlayı ındaki “Kut” görü ü gerçekle mi olurdu. Fakat bu durumda bazen tahta geçmek üzere yapılan sava lar devletin bölünmesine ve hatta parçalanmasına neden olabildi i görülmektedir16.

Bununla birlikte eski Türk devletlerinde tegin, yabgu gibi adlarda tanımlanan veliahtların ka an olmaları için bazı vasıflarda olması gerekirdi. Her eyden önce ka an olacak ki inin tegin soyundan olması yani Türk soyundan gelmesi gerekmekteydi. Kendisinde bu özellikleri toplayan bir tigin’e ayrıca tanrı tarafında ülüg (kısmet) verilmeli, di er insanlardan ayrı olarak iyi talih yani kut ile donatılır.

Bir ka an’ın iyi kısmeti olması halinde ba arıya ula abilece ine inanılırdı17.

Bu özellikleri kendisinde toplanmı olan veliahdın büyük ya da küçük oldu u önemli olmamakla birlikte önceli in büyük evlatta oldu unu belirtmek gerekir. Her ne kadar veliahtlardan biri ya da birkaçı öldürüldü ü zaman kalan veliahdın devleti halkın deste i ile devam ettirebilir oldu u görülür. M.Ö. 53 yılında yapılan Türk kurultayında aslında ilk önce hakkın büyük evlada ait oldu u, onun veliahtlık görevine layık olmaması durumunda kendisinden küçük olan karde lerin tahta geçebilece i belirtilmektedir;

“ imdi (devletimizde içinde) büyük ve küçük karde ler, devleti ele geçirmek için u ra ıyorlar. (Devleti ele geçirmeyi) büyük karde ba aramazsa küçük karde ba arabilir. (Devleti ele geçiren karde ) öldükten sonra ise bize, onun ünü ve erefi kalır. Onun torunları ise, daima devletin ba ında kalarak (devleti idare ederler.)” (ÖGEL Bahaaddin, 1982: s. 115-116).

slam öncesi Türk tarihinin en önemli devrelerinden birini olu turan Kök Türk devleti (Bkz. ekil 2.9., s.15) döneminde de ka anlar ba a geçtikleri zaman yabgu ve ad tayin ederlerdi. Hunlardan itibaren devletin ortasında bulunan

16 KAFESO LU brahim, Türk Milli Kültürü, Bo aziçi Yayınevi, stanbul-1993, s. 258-259

17 GÖMEÇ Saadettin, Kök Türk Tarihi, Akça Yayınları, Ankara-1999, s. 21

(33)

17

hükümdarlar “Sol-Bilgelikler” adı verilen devletin do usuna veliahtlar atardı. Bu durum Kök Türk Devleti zamanında da devam etmi tir. Ka an devletin merkezinde oturur böylece do uya ve batıya, tiginler tayin ederdi. Ba langıçta do uya atanan tigine Tölös ad, batıya atanan tigine, Tardu Yabgu unvanı verilmi tir18. Bu dönemde veliahtlar önemli görevler üstlenmi lerdir, bu görevlerin ba ında askeri i ler gelmekteydi. Devletin ba ına geçen veliaht, ka an olduktan sonra artık devletin hâkimi görülüyordu ve bütün gücü kendinde topluyordu. Yeni ka an ise kendisine kar ı herhangi bir isyanı önlemek ve kendisi ile çocuklarının gelece ini kurtarmak içinde bazen yerine geçti i önceki ka anın aile üyelerini öldürebiliyordu19.

Kök Türk Devletinin yıkılı ı ile ilgili yazıtlar devlet yönetimindeki veliahtların ve ka anların önemini ortaya koymaktadır. Devlet yönetiminde bulunacak ka anlar devletin gelece ini belirlemekteydiler. Her eyi ile devletin hâkimi olduklarından her türlü sorumluluk ka anlara ait olmaktaydı.

Türk devlet tarihinin slam öncesindeki en önemli dönemlerinden biri de Uygur Devleti dönemidir. Bu dönem veliahtlık uygulamaları bakımından Kök Türk devletleriyle benzerlikler gösterir (Bkz. ekil 2.10., s.18). O zamanlarda Uygur ka anlarının o ullarını da Tardu ve Tölös üzerine ad tayin edilirlerdi. Fakat Uygur Devletinde ka anlar genelde büyük o ullarını veliaht olarak gösterirlerdi. Veliahtlar ka an’a ba lı olarak hareket ederlerdi, ancak her zaman durum böyle de ildi. Bazen yabgular kendi ba larına hareket edebiliyorlardı. Fakat bunun sonucunda hayatlarını kaybedebilirlerdi. Uygur Devletinde hükümdar olmak için askeri alanda ba arılı olmak gerekliydi. Yabgu tayin edilen büyük karde lere kar ı ba arılar kazanan küçük karde ler ku kusuz askeri ba arıları sayesinde de tahta geçebilmi lerdir. Çünkü aynı Kök Türk Devleti döneminde oldu u gibi burada da görülen odur ki, büyük evladın hükümdar olmak için veliaht tayin edilmesi onun kesin bir kural olarak kabulünü gerektirmemektedir. lk defa böyle bir durumla kar ıla ılarak babaları tarafından büyük karde ler veliaht tayin olunmakta ancak veliaht olmayı hak etmedikleri durumlarda ise bertaraf edilmekte ve yerlerini istemeden de olsa karde lerine bırakabilmekteydiler20.

18 GÖMEÇ Saadettin, Kök Türk Tarihi, Akça Yayınları, Ankara-1999, s. 90

19 GÖMEÇ Saadettin, Kök Türkçe Kaynakların I ı ı Altında Eski Türklerde Hükümet, Gök Dergisi, sayı 14, Ankara-1996, 17- 18

20 GÖMEÇ, A.g.e., s. 90

(34)

18 ekil 2.10. Uygur ve Karahanlı devleti soy a acı.

Kaynak: http://www.aygunhoca.com/tarihi-videolar/1646-uygur-devleti-745-840.html, (19.11.2011).

Bu dönemlerde Türklerde tahta geçmek üzere büyük karde in tayin edildi ini ancak veliaht tayin edilen büyük evladın tahta geçmesinin kesin bir kural olmadı ı görülmektedir. Ço unlukla büyük karde in veliaht atandı ı kabul edilebilir. Ancak tahta veliaht gösterilen adayın tahta uygunluk bakımından yetersizli i söz konusu ise o zaman uygunluk prensibi devreye girmekte ve tahta geçmesi planlanan ki inin büyük ve küçük karde olmasından ziyade tahta yeterlili ine önem verilmekteydi.

Fakat bazen ka anın o lunun yerine ka anın karde i de tahta geçebiliyordu.

Önemli olan yeni ka anın devleti ve milleti en iyi ekilde yönetmesiydi. De inilmesi gereken di er bir nokta da gerekli görüldü ü takdirde hanedan üyelerinin ortadan kaldırılması yönetimidir, tahtın ve devletin karı ıklıklarla kar ıla maması için böyle bir yol izlenmektedir. Ayrıca Osmanlı Devletinde kanunnamelere giren karde katlinin me ru sayılmasının tarihi temelleri bu dönemden ileri gelmektedir.

Türkler ile ilgili yapılan ara tırmalarda ise genel kabul gören görü e göre ilk Müslüman Türk devleti, Karahanlı Devletidir (Bkz. ekil 2.10.). Karahanlı döneminde hükümdarlı ın beye veya bey çocu una, Tanrı tarafından verildi i fikri

(35)

19

hâkim olmaktaydı. Ayrıca, slam öncesi dönem Türk devletlerinde görülen dünyanın tek hâkimi olan Türk hükümdarlık anlayı ının yine bu dönem de devam etti i açıkça görülmektedir21.

slam öncesi Türk devletlerinde oldu u gibi Karahanlı devletinde de hükümdarda olması gereken özellikler; cesaret ve kahramanlık, akıllılık, bilgelik ve erdemlilik olarak belirtilmi tir. Bu döneminin ehzadelerine genel olarak Tigin adı verilmektedir. Tigin adından ba ka Karahanlı ehzadelerine Tegit, Tarım ve Berkeç adı da verilmektedir.

Karahanlı ehzadelerinin devlet idaresinde bir takım görevlerinin oldu u bilinmektedir. Devletin, 1041-1042 tarihinde do u ve batı olarak ikiye ayrılmasından sonra Karahanlı hanedanına mensup ehzadeler, “il” kelimesiyle ifade edilen devletin ba ımsız vilayetlerinde, o bölgeleri yönetiyorlardı. Bu ba ımsız bölgelerde yönetim görevinde bulunan hanedan üyelerinin kendi emir ve komutaları altında her zaman orduları bulunmaktaydı. Ayrıca bu dönemde ehzadelerin gerekti inde merkezi otoriteye bile kar ı gelebilecek derecede güçlü oldukları görülmektedir22.

ekil 2.11. Gaznelilerin soy a acı.

Kaynak: http://aygunhoca.com/tarih/35-tarih-konular/1500-gazneli-devleti.html, (20.11.2011).

21 GENÇ Re at, Karahanlı Devlet Te kilatı, Kültür Bakanlı ı Yayınları, stanbul-1981, s. 67

22 GENÇ, A.g.e., s. 293-294

(36)

20

Di er bir Türk Devleti de Gazneliler’dir (Bkz. ekil 2.11., s.19). Yakla ık olarak bugünkü Afganistan bölgesinde kurulan ve ba kenti olan Gazne ehrinden adını alan devlete Sebüktiginler de denilmektedir. Sebüktigin ile birlikte artık kurumsalla maya ba layan Gazneli Devletinde, saltanat babadan o ula geçmeye ba lamı tır. Göz ardı edilemez bir gerçek ki merkezi ele geçirmek isteyen bir taht adayının dengeleri iyi gözetip kendisine taraftar toplaması gerekmekteydi. Merkezi otoritenin deste ini kazanmı olan bir adayın tahtı ele geçirmesi daha kuvvetli bir olasılıktı23.

Gazneli Devletinde hükümdarlar kendilerinden sonra tahta geçecek olan o ullarının her eyden önce çok iyi bir e itim almaları gerekti ine inanıyorlardı.

Teorik bilgilerin yanı sıra bizzat hükümdarlarla birlikte sava lara katılan veliahtlar, askeri bilgi ve tecrübelerini artırıyorlardı. Di er taraftan eyaletlerde, ba ımsız olarak hareket edebilecek yetkilerle, vali olarak atanarak idari bilgi ve tecrübe de kazanıyorlardı.

Osmanlı Devletinden önce incelenen dönemlerde ise, ehzadelerle ilgili gözlenmesi gereken en önemli dönemlerden bir di eri de Selçuklu Devletleri dönemidir (Bkz. ekil 2.12., s.21). Selçuklu Devletinde, slam öncesi Türk devletlerinde oldu u gibi idari ve askeri tecrübeler açısından ehzadeler, daha küçüklüklerinden itibaren eyaletlere Melik olarak atanırlardı. Kendilerini yeti tirmek ve i leri idare etmek üzere her ehzadeye bir Atabey, tayin edilmekteydi. Atabeyler siyasi nüfuzlarını artırmak için bazen ehzadeler ile kızlarını evlendirdikleri gibi, bazen de dul kalmı ehzade anneleriyle de evlenebilirlerdi24.

Selçuklu Devleti döneminde ise hükümdarlık babadan o ula geçmektedir.

Hükümdarın çocu u olmasa bile hanedan yerine veliaht seçebilmektedir. Veliahtlık için bazen hanedan mensuplarının arasında kavgalar çıkmı tır. Gerek kendinden önceki veliahtların tahta çıkmaları, gerekse kendisinin tahta veliaht gösterilmemesine ra men tahtı ele geçirmesinde kar ıla tı ı olaylardan çıkardı ı derslerden dolayı artık hükümdar veliaht tayin etmeye ba lamı tır. Hükümdar kendisinden sonra tahta oturmasını garanti altına almak için seçti i veliahdı dört defa farklı yer ve zamanda

23 MERÇ L Erdo an, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara-1991, s. 34-36

24 TURAN Osman, Selçuklular Tarihi ve Türk slam Medeniyeti Tarihi, Bo aziçi Yayınları, stanbul-1993, s. 314

(37)

21

ilan etmi ve emirlerinden bu konuda söz almı tır. Hükümdar seçti i veliaht için emirlerine itaat etmeleri konusunda ahitnameler almı tır25.

ekil 2.12. Selçuklu devletinin soy a acı.

Kaynak: http://www.bilgitay.net/gnnp/gevhernesibe.php, (23.11.2011).

Vali olarak atanan bütün ehzadeler kendi adlarına para bastırabilmek gibi geni yetkiler verilmi tir. Yine hükümdarlar tarafından bu törende gelene ine uygun olarak ehzadelerini eyaletlere melik olarak atarlardı. Bunun dı ında ehzadelerin melikleri, halifeler tarafından onaylanması gerekiyordu.

Tarihi Türk devletlerinden bir di eri ise Harezm ahlar’dır. Hemen her açıdan oldu u gibi hâkimiyet ve veraset gelene i açısından da Harezm ahlar Devleti bütünüyle kendinden önceki Türk devletlerinin, özellikle Büyük Selçuklu Devletinin, bir devamı niteli ini ta ımaktadır. Harezm ah sultanları da ehzadelerini ülkesinin

25 TURAN Osman, Selçuklular Tarihi ve Türk slam Medeniyeti Tarihi, Bo aziçi Yayınları, stanbul-1993, s.156

(38)

22

de i ik eyaletlerine vali olarak atıyordu, hatta torun ehzadeler de vali olarak tayin edilebiliyordu. Harezm ahlar Devleti tarihi içerisinde ba a geçerek sultan olan

ehzadeler hep büyük evlatlar olmu tur26.

Osmanlı Devleti öncesi Anadolu co rafyasında ya amı olan Türk Devleti, Anadolu Selçuklularıdır (Bkz. ekil 2.13.). Orta Asya’dan gelen ve oradan beslenen Türk kültürü, Anadolu co rafyasında son eklini almı tır. Bu özelli inden dolayı Anadolu Selçukluları Devleti tarihte ayrı bir öneme sahiptir. Anadolu Selçuklu Devletinde de daha önceki Türk Devletlerinde oldu u gibi sultan çocukları her eyden önce çok iyi e itim almaları arttı, ehzadelerin tahsil ve terbiyesinden ise önceki dönemlerde oldu u gibi Atabeyler sorumluydu. Bu dönemde de tıpkı önceki Türk devletlerinde oldu u gibi sultan çocukları eyaletlere vali olarak atanır ve yanlarına atabey tayin edilirdi. Atabey’e “ ci” lakabı verilirdi. Melik olarak eyaletlere atanan ehzadelerin yanında görevli bulunan atabeyler idari i lerinde de ehzadelerin en büyük yardımcısı konumundaydılar. Eyaletlere melik olarak atanan ehzadeler ise görev yerlerine giderlerken yanlarında anneleri ba ta olmak üzere üst düzey görevlilerini de alırlardı27.

ekil 2.13. Anadolu Selçuklu devleti sultanları ve önemli olayları.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Anadolu_Sel%C3%A7uklu_Devleti, (25.11.2011).

26 TANER Aydın, Harezm âhlar, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara-1993, s. 95

27 TURAN Osman, Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara-1988, s. 16-17

(39)

23

Melikler atandıkları eyaletlerde kendi adlarına para bastırma ve yaptırdıkları binalara kendi adlarını yazdırma haklarına sahiplerdi. Hatta Cuma ve bayram namazlarında okunan dualarda veya ö ütlerde sultanın adından sonra kendi adlarını zikrettirebilirlerdi. Meliklerin kendilerine ait idare ve te kilatları vardı, böylece vergileri ise kendi memurları toplardı. Bulundukları bölgenin halkının i leri bizzat meliklerin Divanına ba lı olmaktaydı. Dı i lerinde ba ımsız hareket edebilirler, Bizans’la barı anla ması bile yapabilirlerdi. Merkezle olan ba ları sadece yılda bir kez babalarına ba lılıklarını bildirmekten ibaretti. Sultanın be kez nöbet çaldırmasına kar ılık melikler üç kez nöbet çaldırabilirlerdi28.

Melik olarak atanan ehzadeler, gittikleri eyaletlerde hemen ba ımsız bir padi ah gibi hareket etmektedirler. Fakat yetkileri elinde bulunduran hiçbir ehzade gerek babalarının sa lı ında ve güçlü oldukları dönemlerde, gerekse babalarının ölümünden sonra, sultan oluncaya kadar bu unvanı kullanamazlardı. Sultan unvanı, ancak tahta oturduktan sonra kullanılabilecek bir eydi. Sultanın ölümünden sonra ayet hanedanın di er üyeleri ile mücadele edeceklerse bile, bunu melik unvanı ile sürdürüyorlardı.

ekil 2.14. Anadolu Selçukluların soy a acı.

Kaynak: http://www.turkvedunyatarihi.com/kategorisiz/anadoluda-ilk-turk-beylikleri-2.html, (26.11.2011).

28TURAN Osman, Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara-1988, s. 40

(40)

24

Anadolu Selçuklu ehzadelerinin geçim kaynakları, sultan tarafından kendilerine mülk olarak verilen arazilerdi. Selçuklu ehzadesine mülk olarak verildi ine dair sultanın da ıtmasıyla bilinmektedir. Bu da ıtmada Selçuklu ehzadesine verilen köyün sınırlarını belirleyerek, mülk olarak tasarruf edilece i ve elde tutmak, satmak, ba ı lamak, vakıf durumuna getirmek hakları da verilmektedir29.

Bütün bu eldeki belge ve bilgilerden anla ıldı ı üzere gerek Anadolu Selçuklularından önceki Türk hükümdarlarının, gerekse Anadolu Selçuklu hükümdarlarının kendilerine veliaht tayin ettikleri açıktır (Bkz. ekil 2.14., s.23).

Veliaht tayinleri içinde Büyük Selçuklularda oldu u gibi veliahtlık töreni yapılırdı.

Sultanlar ise her zaman büyük o ullarını veliaht göstermezlerdi. Bu gibi durumlarda sultanın ölümünden sonra devlet ileri gelenleri toplanarak geleneklere göre büyük olan evladı tahta geçirirlerdi. E er sultan ölümünden önce bir veliaht tayin etmemi ise o zaman devlet erkânı toplanır ve bir karara varırlardı, kararlarında en büyük faktör ise tahta çıkacak ehzadenin büyük o ul olmasıydı.

1243 yılında Köseda Sava ı’ndan sonra Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflaması üzerine Türkmen Beyleri bulundukları bölgede ba ımsız beylikler kurmaya ba lanmı tır. Beyliklerin tümün de hükümdarlık babadan o ula ve ailenin kararıyla ba a geçmektedir. Hükümdar veliahdın adına Cuma ve bayram namazlarında dualar okutmu tur. Anadolu Beylikleri sırasıyla Karamano ulları Beyli i, nanço ulları Beyli i, Sahipatao ulları Beyli i, Pervaneo ulları Beyli i, Tacettino ulları Beyli i, Alaiye Beyli i, E refo ulları Beyli i, Mente e o ulları Beyli i, Karesio ulları Beyli i, Candaro ulları Beyli i, Germiyano ulları Beyli i, Hamito ulları Beyli i, Saruhano ulları Beyli i, Aydıno ulları Beyli i, Tekeo ulları Beyli i, Dulkadiro ulları Beyli i, Ramazano ulları Beyli i ve Kadı Burhanneddin Ahmet Devleti olu turmaktadır. Bu beyliklerden biri olan Osmanlı Beyli i, zamanla bütün beyliklerin topraklarını ele geçirmi tir ve çok büyük bir imparatorlu a dönü mü tür.

Türk siyasi ve kültürel tarihinin en önemli mirasının temel ta larından birisi de hiç üphesiz O uz Gelene i’dir. Osmanlı Devleti hayatında O uz Gelene i’nin de

29 TURAN Osman, Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara-1988, s. 32-33

(41)

25

tıpkı di er Türk devletlerinde oldu u gibi etkilerini görmek mümkündür. Anadolu’da Osman o ullarının ba lı oldu u a iretin yükselerek imparatorluk kurmasının, adı geçen O uz Töresi ile ilgisi oldu u do rultusunda görü lerde belirtmi tir30.

Türk Töresinde büyük evlatların lk defa hanedan içerisinde yerini belirleyen gelene in izlerine O uz destanında rastlanır. Destanda bahsedilene göre; O uz, bir ziyafet düzenlemi ve bu ziyafet sırasında, kendisiyle beraber seferlere katılan altı o lu, bir gün gittikleri avda altın bir yay ile üç altın ok bulduklarını ve babalarından buldukları bu ok ve üç yayı kendileri arasında adilce bölü türmesini istemi lerdi.

Nitekim bu istek üzerine baba O uz, o ullarının buldu u bir yay ve üç ok’u payla tırdı, yayı üçe parçalayarak büyük olan üç o luna verdi (Bkz. ekil 2.15., s.26). Üç oku da küçük olan üç o luna verdi. Bu payla ımdan sonra O uz unları der31;

Kendilerine yay verdi i üç o lunun soyundan gelecek kavme

‘Bozoq’(Bozok) densin. Çünkü bunlara yayı payla tırmak için onu muhakkak parçalamak gerekir. Bozoq sözünün de zaten manası parçalamaktır, bozmaktır.

Kendilerine ok verdi i di er üç o lunun kavmin lakabı ‘üçoq’ (Üç-Ok) olsun. Bu

‘üç oq’ yani üç tane ok demektir. Biz hepimiz bir soydanız deyip orduda da kendi yerini ve rütbesini bilsinler Yay verdiklerinin yeri daha üstte olsun ve orduda sa kolu te kil etsinler. Kendilerine ok verdiklerimin yeri daha altta olup sol kolu te kil etsinler. Zira yay padi ah gibi hükmeder. Ok ona tabi bir elçidir” ( TOGAN Zeki Velidi, 1972: s.47).

O uz’un bu uygulaması ile Türk devlet yönetiminin temellerini atılmı oldu unu ve böylece hanedanlık veraset usulünün sistemle tirildi i söylenebilir.

Hanedanın büyük çocuklarının hâkim unsur olarak kabul edildi i ve o devrin en önemli güç göstergesi olan ordudaki rütbe ve mevkiler de göz önünde bulunduruldu unda, daha o dönemlerde bile hanedanın büyük evladı, rütbe ve mevki bakımından kendisi küçük karde lerden daha önde gelmekteydi.

30 NAN Abdülkadir, “ ‘Orun’ ‘Ülü ’ Meselesi”, Türk Hukuk ve ktisat Tarihi Mecmuası, c.1, stanbul- 1931, s.125

31 TOGAN Zeki Velidi, O uz Destanı, Re ideddin O uznamesi, Tercüme ve Tahlili, stanbul-1972, s.47

(42)

26 ekil 2.15. O uz Türkmenlerinde Bozoklar ve Üçoklar.

Kaynak: http://tarihmektebi.blogspot.com/2012/04/oguzlar-turkmenler.html, ( 28.11.2011).

O uz bu ziyafette koydu u kuralları ilk uygulanan ki i olmu tur ve “ben öldükten sonra yerim, tahtım ve yurt, e er Kün o zaman sa ise onundur.” diyerek hem tahta varis gösterilmesi hem de büyük o lunu tahta kendi yerine geçirme yönetimini uygulayarak bir yasa koymu durumda oluyordu. Bu uygulamalar her dönemde hemen her Türk devletinde uygulanmı tır. Bu bakımdan O uz gelene inin, hem Osmanlı öncesi Türk devletlerinde uygulandı ını hem de Osmanlı döneminde geçerlili ini korudu unu söyleyebiliriz32.

O uz Han’ın ölümünden sonra yerine, vasiyeti üzerine, büyük o lu Kün Han geçti i, ve bu uygulamanın onun zamanında daha belirgin bir hal ile sistemle ti i ve hiyerar ik düzenin daha da belirginle ti i tespit edilmi tir. Kün Han’ın daima danı tı ı Irkıl Hoca, Kün Han’a:

O uz büyük bir padi ahtı ve yeryüzünü idaresi altına alıp pekçok hazine ve sayısız hayvan toplamı tı. imdi bunların hepsi sizindir. Siz altı o ulun Tanrı’nın izniyle her birinizin dörder taneden yirmi dört evlatınız var. Olabilir ki onlar sonradan birbirleriyle çeki ebilirler. Bunun çaresi, her birinin rütbesi, mesle i, adı ve lakabı kararla sın; her birinin bir ni anı ve tamgası olsun. Bununla bilinip tanınsınlar ve hiçbirinin di eriyle bir çeki mesi olmasın. Onların her birinin evladı da kendi yerini bilsin. Bunu yapmak devletin devamlılı ı ve uru unuzun iyi nam kazanmasının gere idir” (TOGAN Zeki Velidi, 1972: s.49).

32 TOGAN Zeki Velidi, O uz Destanı, Re ideddin O uznamesi, Tercüme ve Tahlili, stanbul-1972, s.47

(43)

27

Irkıl Hoca’nın verdi i bu tavsiye üzerine O uz o ullarının her birine bir lakap verilmi tir. Ayrıca her birine hayvanlara vurulmak üzere birer damga verilirken her bir o ula hangi hayvanın çok verimli olaca ı da belirtilmi tir. Bununla birlikte bu boyların kesilen hayvanın hangi bölgelerini yiyebilecekleri belirlenerek olası herhangi bir anla mazlı ın ve çeki menin çıkması da önlenmi ti. Ziyafette biri Bozoklar’a ve di eri Üçoklar’a verilmek üzere iki at kesilecekti. Fakat kesilen hayvanın boynuna yakın olan arka kemi i, arka’ya yakın sırt omurgası ve bir Sa - Kol hükümdarın ve milletinin büyük bir hissesi olacak ekilde di er parçalar ise her boya ve O uz’un o ullarına ortak olarak payla tırılıp verilecekti. Bu kararın alınması ile sa taraftaki birinci çadıra Kün Han’ın büyük o lu Kayı’yı oturttular. Ona sa aya ın uyluk kemi ini verdiler33.

Böylelikle hiç kimse ba kasının hakkını yeme fırsatı bulamayacaktı, her bir boy nelere sahip oldu unu veya nelere hakkının olmadı ını bilecek ve ona göre davranacaktı. Ziyafetlerde oturmaya hak kazandı ı mevki ve hayvanın neresini yiyece i ile ilgili kararlar, hiyerar iyi ortaya koymakta ve devlet yönetimindeki kademe ve dereceyi göstermekteydi. Bu uygulama ile birlikte Türk tarihindeki devlet yönetimi ve hak sahipli i prensibini ortaya koyarak yeni bir yönetim sistemi olu turmaktaydı. Bununla birlikte olabilecek her türlü karı ıklı ın veya çeki melerin önünün kesilmesi dü ünülüyordu. Gerek Osmanlı öncesi Türk devletlerine gerekse Osmanlı Devletinde esas olan böylece daha O uz Han ve onun yerine geçen büyük o lu Kün Han zamanında hiyerar ik düzenin temelleri atılmı bulunuyordu. Bu temele oturan veraset gelene inin izlerini her dönem Türk devletlerinde görmek mümkün olmu tur.

33 TOGAN Zeki Velidi, O uz Destanı, Re ideddin O uznamesi, Tercüme ve Tahlili, stanbul-1972, s.52

(44)

28

3. 14. VE 16. YÜZYIL ARASINDA TAHTA ÇIKAN EHZADELER

Osmanlı Devletine baktı ımızda klasik döneminde tahtın babadan o luna geçti i ve bütün hanedanlık tarihlerine bakıldı ında hükümdarlar kendilerinden sonra tahta geçmek üzere bir erkek evlat sahibi olmak istedikleri görülür. ehzade do umları, hükümdar veya ehzade için sadece baba olmakla sınırlı kalmıyor, ayrıca o dönemde kendi soyunun ve hanedanının devamını gösteren siyasi bir gerçeklikte kazanmaktaydı.

3.1. Osman Gazi

Osmanlı Devleti’nin ve hanedanın kurucusu olan Osman Gazi 1258 yılında Sö üt’te O uzların Kayı boyundan, Anadolu Selçuklu devletinin uç beyi olan Ertu rul Gazi’nin Hayme Hatun’dan dünyaya gelmi o lu olup Anadolu’ya göçen Kayılara mensup bir Türkmen obasındandır. Osman Gazi uzun boylu, yuvarlak yüzlü, esmer tenli, ela gözlü, kalın ka lı, omuzları arası oldukça geni , vücudunun belden yukarı kısmı a a ı kısmına oranla daha uzun ve davudi bir sese sahipti34 (Bkz.

ekil 3.1., s.29).

Osman Gazi ba ına kırmızı çuhadan yapılmı Ça atay tarzında Horasan tacını takardı. ç ve dı elbiseleri geni kalıplı giyinirdi ve kaftanının yakası boldu.

Üzerindeki elbiseye kim biraz dikkatlice bakarsa baksın hemen çıkartıp ona hediye ederdi. Kıyafetlerini giydi inin ertesi günü mutlaka yoksullara verirdi. Çok cömertti ve sofrasına hiç ayırım yapmadan, çevresindeki herkesi davet ederdi. Her ikindi vakti evinde misafir olanlara ikramda bulunur, ziyafet verirdi. üphesiz her zaman fakirlere yedirip, içirmeyi ve giydirmeyi çok severdi. Devletten hiç maa almamı tır ve sadece kendisine ait sürülerin geliriyle ya amı tır. Konaklarda de il, herkesin oturdu u evlerde oturmu tur. Osman Gazi, küçüklü ünde önemli hocalardan askerlik ve din e itimi derslerini almı tır. Ata binmek, ok atmak, kılıç kullanmak, her türlü silahı kullanmakta ve sava makta çok usta birisiydi. Samsa Çavu , Akça Koca, Saltuk Alp, Aykut Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi gibi namlı yi itlerden sava sanatının inceliklerini yava yava ö renmi tir.

34 SUAD Âdem, Osmanlı Padi ahları ve Büyükleri, Tutku Yayınevi, Ankara- 2011, s. 11

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :