• Sonuç bulunamadı

Türkiye'de neo-liberal politikalar çerçevesinde devletin yeniden yapılandırılması: Siyasi ve idari anlamda yerel özerklik

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Türkiye'de neo-liberal politikalar çerçevesinde devletin yeniden yapılandırılması: Siyasi ve idari anlamda yerel özerklik"

Copied!
123
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TÜRKİYE’DE NEO-LİBERAL POLİTİKALAR ÇERÇEVESİNDE DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI:

SİYASİ VE İDARİ ANLAMDA YEREL ÖZERKLİK

(Yüksek Lisans Tezi)

Kemal DEMİR

(2)

Kamu Yönetimi Anabilim Dalı

Yüksek Lisans Tezi

TÜRKİYE’DE NEO-LİBERAL POLİTİKALAR ÇERÇEVESİNDE

DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI: SİYASİ VE İDARİ

ANLAMDA YEREL ÖZERKLİK

Danışman: Doç. Dr. Fevzullah ÜNAL

Hazırlayan: Kemal DEMİR

(3)

Devletin Yeniden Yapılandırılması: Siyasi ve İdari Anlamda Yerel Özerklik” başlıklı Yüksek Lisans tez çalışması, jüri tarafından lisansüstü yönetmeliğin ilgili maddelerine göre değerlendirilip oybirliği / oyçokluğu ile kabul edilmiştir.

26/12/2017

Tez Jürisi İmza

Kabul Red

Doç. Dr. Feyzullah ÜNAL (Danışman) Yrd. Doç. Dr. Selami ERDOĞAN Yrd. Doç. Dr. Fahri Altan GÜLERCİ

Doç. Dr. Ayhan KAHRAMAN Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü

(4)

Çerçevesinde Devletin Yeniden Yapılandırılması: Siyasi ve İdari Anlamda Yerel Özerklik” adlı çalışmamın, tarafımdan bilimsel ahlak ve geleneklere aykırı düşecek bir yardıma başvurmaksızın yazıldığını ve yararlandığım kaynakların kaynakçada gösterilenlerden oluştuğunu, bunlara atıf yapılarak yararlanılmış olduğunu belirtir ve bunu onurumla doğrularım.

/ .../2017 Kemal DEMİR

(5)

ilkokulunda, Ortaöğretimini Çakmaklı Cumhuriyet Lisesinde tamamladı. 2013 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu. Kısa bir süreliğine özel bir firmada görev aldı. 2014 yılında Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu yönetimi Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Eğitimine başladı.

(6)

ÖZET

TÜRKİYE’DE NEO-LİBERAL POLİTİKALAR ÇERÇEVESİNDE DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI: SİYASİ VE İDARİ ANLAMDA YEREL

ÖZERKLİK DEMİR, Kemal Yüksek Lisans Tezi, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Fevzullah ÜNAL

Aralık, 2017, 123 sayfa

Liberalizm, bireylerin özgür olması gerektiğini vurgular. Neo-liberalizm ise politika olarak ekonomik liberal anlayışın kolektif düşünce karşısında bireyi öncü görerek piyasa temelli çözümler sunması olarak görülür. Türkiye’deki neo-liberal politikalar 1980’den sonra özelleştirme, deregülasyon, siyasi liberalizasyon ve küreselleşmenin yaygınlaştırılması olarak ortaya çıkmaktadır.

Modernleşen dünyada özgürlüklerin, devlet düzenlerinin ve ekonomideki gelişmelerin bir dayanak noktası her zaman bulunur. Bu gelişmelerin ışığında liberalizmin dünyada modernleşmenin ön ayağı niteliğinde olması Türkiye’de de etkisini ortaya koymaktadır. 1980’den sonra ülkemizin içinde bulunduğu durum toplumun içerisinde bulunduğu kriz, mevcut politikaların yetersizliğini ortaya koymaktadır. Yönetimsel krizler sonucunda yeniliğe ihtiyaç duyularak reform çalışmaları yapılmaktadır. Böylece kendi kendine yetebilme fikrinden dolayı özerklikliğin neo-liberal eksende yaşanan gelişmelerle ortaya çıktığı söylenmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda; yeniden yapılanma, neo-liberal anlayışın ortaya çıkışı, yönetim ilkeleri, yerel yönetimler, merkezden ve yerinden yönetim arasındaki ilişki açıklanmaktadır.

Faaliyet gösterme alanlarının ülkede meclis tarafından ortaya çıkarılan kanunlarla belirlendiği özerk yapılara yerel yönetimler denir. Özerklik; muhtariyet ve otonomi olarak da kullanılır. Ülkede yaşayan bireylerin ve grupların, sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmeleri için özerklik, ön koşuldur. Gerçekleşen neo-liberal dönüşümün ülkemizde ortaya çıkardığı yeni kurumlar ile gelenekselliğini bir kenara bırakmaya çalışan toplumsal yapı çerçevesinde modernleşme süreci geçiren kurumların incelenmesi yapılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda neo-liberal politikalar çerçevesinde siyasi ve idari özerklik konuları izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liberalizm, Neo-Liberalizm, Yeniden Yapılanma, Siyasi Özerklik,

(7)

ABSTRACT

REFRIGERATION OF THE STATE IN THE FRAMEWORK OF NEO-LIBERAL POLITICS IN TURKEY: LOCAL AUTONOMY IN POLITICAL

AND ADMINISTRATIVE PERCEPTIONS DEMİR, Kemal

Public Administration Department Supervisor: Doç. Dr. Fevzullah ÜNAL

December, 2017, 123 pages

Liberalism, the individual must be free of stresses. Neo-liberalism, however, understanding the collective thinking in the face of liberal economic policy as the pioneer of seeing the individual, market-based solutions are seen as offering. Turkey's neo-liberal policies after 1980, privatization, deregulation, and globalization is emerging as the dissemination of political liberalization.

Modernizing the freedoms in the world, a mainstay in the economy of the state of developments and is always close. In light of these developments in the world of liberalism to be in the nature of the impact of modernization in Turkey reveals the front foot. Society of the prevailing situation in the country after the crisis in 1980, reveals the inadequacy of existing policies. As a result of administrative reform are being made by the crisis need for innovation. Thus, the self-sufficiency of ozerkliklig by the idea of neo-liberal said to have emerged with the developments in the axis. Therefore, our study is the restructuring of the neo-liberal approach to the emergence of principles of management, local government, describes the relationship between the Central and local administration.

To operate the Parliament in the areas of the country that is called is determined by the laws that are revealed by Autonomous local government structures. Autonomy; self-government and autonomy as it is used. Live in the country in order to fulfill the duties and responsibilities of individuals and groups is a prerequisite for autonomy. The actual neo-liberal transformation of our country with new institutions to put aside the tradition revealed in trying to investigate the social structure of organizations undergoing a process of modernization within the framework were examined. In this context, neo-liberal policies of political and administrative autonomy within the framework of the topics are explained.

Keywords: Liberalism, Neo-Liberalism, Reconstruction, Political Autonomy, Administrative Autonomy.

(8)

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET ... v ABSTRACT ... vi İÇİNDEKİLER ... vii KISALTMALAR ... xi GİRİŞ ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM LİBERALİZM VE NEO-LİBERALİZM 1.1. LİBERALİZM, NEO-LİBERALİZM KAVRAMI VE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR ... 7

1.1.1. Liberalizm Kavramı ... 7

1.1.2. Demokrasi Kavramı ... 8

1.1.3. Liberal Demokrasi Kavramı ... 8

1.1.4. Neo-Liberalizm Kavramı ... 9 1.2. LİBERALİZMİN TÜRLERİ ... 10 1.2.1. Klasik Liberalizm ... 10 1.2.2. Sosyal Liberalizm ... 11 1.2.3. Ahlaki Liberalizm ... 12 1.2.4. İktisadi Liberalizm ... 13 1.2.5. Siyasi Liberalizm ... 14 1.2.6. Kültürel Liberalizm ... 15 1.3. LİBERALİZMİN UNSURLARI... 15 1.3.1. Bireycilik ... 16 1.3.2. Özgürlük ... 17 1.3.3. Sınırlı Devlet ... 17

1.3.4. Serbest Piyasa Ekonomisi ... 18

1.4. NEO-LİBERALİZMİN TEMEL POLİTİKALARI ... 19

1.4.1. Özelleştirme ... 20

1.4.2. Deregülasyon ... 21

1.4.3. Siyasi Liberalizasyon ... 22

1.4.4. Küreselleşmenin Yaygınlaştırılması ... 22

1.5. NEO-LİBERALİZMİN TEORİK TEMELLERİ ... 24

1.5.1. Devlet Müdahalesi, Mülkiyet ve Liberteryenizm ... 24

(9)

İKİNCİ BÖLÜM

MERKEZİ YÖNETİM VE YERELYÖNETİM BAĞLAMINDA DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

2.1. TEMEL KAVRAMLAR ... 29

2.1.1. Yetki Genişliği ... 29

2.1.2. Adem-i Merkeziyet ... 30

2.1.3. Yerel Yönetim Kavramı ... 30

2.1.4. Merkezi Yönetim Kavramı ... 31

2.2. NEO-LİBERAL ANLAYIŞIN ORTAYA ÇIKIŞI İLE MERKEZDEN VE YERİNDEN YÖNETİM ANLAYIŞININ DEĞİŞİMİ ... 31

2.2.1. Margaret Teachear ile Ortaya Çıkan Neo-Liberal Anlayışının Diğer Ülkelere Yansıması ... 31

2.2.2. Türkiye’de Turgut Özal İle Kamu Yönetiminde Gerçekleşen Dönüşüm .. 33

2.2.3. 2003 Yılında Kabul Edilen Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısının Getirdiği Kavramlar... 35

2.3. YÖNETİM İLKELERİ VE YEREL YÖNETİMLER ... 37

2.3.1. Merkezden Yönetim İlkesi ... 38

2.3.2. Yetki Genişliği İlkesi ... 38

2.3.3. Yerinden Yönetim İlkesi ve Yerel Yönetimler ... 39

2.4. MERKEZİ YÖNETİM VE YEREL YÖNETİM İLİŞKİLERİ ... 41

2.4.1. Yerel Yönetimlerin Özerklik ve Denetim Sorunu ... 41

2.4.2. Yerel Yönetimlerin Siyasal Boyutu ... 42

2.4.3. Türkiye’de Merkez Yerel İlişkileri ... 44

2.4.3.1. Türkiye’deki Yerel Yönetim Birimleri ... 44

2.4.3.2. Türkiye’de Yerel Yönetimler Üzerinde Vesayet Denetimi ... 46

2.4.3.2.1. İdari Vesayet Denetimi ... 47

2.4.3.2.2. Mali Vesayet Denetimi ... 48

2.4.3.3. Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Siyasal Karakteri ... 50

2.4.3.3.1. Türkiye’ye Özgü Siyaset ... 50

2.4.3.3.2. Yerel Yönetimlerde Siyaset Yasağı ... 51

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRKİYE 'DE SİYASİ VE İDARİ ANLAMDA YEREL ÖZERKLİK 3.1. NEO-LİBERALİZM POLİTİKALARI VE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR ... 54

(10)

3.1.1. Neo Liberal Politika Kavramı ... 54

3.1.2. Yerel Özerklik Kavramı ... 55

3.1.3. Siyasi Özerklik Kavramı ... 55

3.2. TÜRKİYE’DE 1980 SONRASI NEO-LİBERAL DÖNÜŞÜMLER ... 56

3.2.1. 1980’li Yıllar ve Neo-Liberal Politikalara Giriş ... 56

3.2.2. Dış Ticaretin Serbestleşmesi ... 57

3.2.3. İhracatın Teşvik Edilmesi ... 58

3.2.4. Para ve Finans Piyasalarının Serbestleştirilmesi ve Deregülasyonu ... 59

3.2.5. Devlet Müdahalesinin ve Boyutunun Sınırlandırılması ... 61

3.2.6. Devletin İdari Örgütlenmesinde Yeniden Yapılanma ... 62

3.2.7. 1990’lı Yıllar ve Neo-Liberal Politikaların Derinleşmesi ... 63

3.2.8. Neo-Liberalizmin Üçüncü Evresi: Düzenleyici Devlet ve Düzenleyici Reformlar ... 64

3.3. NEO-LİBERAL POLİTİKALAR ÇERÇEVESİNDE İDARİ ÖZERKLİK 66 3.3.1. Etkinlik ve Verimlilik ... 66

3.3.2. Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik ... 67

3.3.3. Yönetişim ... 68

3.3.4. Özelleştirme ve Deregülasyon ... 69

3.3.5. E-Devlet ... 71

3.3.6. Yerelleşme ... 72

3.3.7. Stratejik Yönetim... 73

3.3.8. Kamu Kesimi ve Örgütsel Öğrenme ... 74

3.3.9. Kamu Yönetiminde Benchmarking ... 76

3.4. NEO-LİBERAL POLİTİKALAR ÇERÇEVESİNDE SİYASİ ÖZERKLİK77 3.4.1. Piyasaların Tarafsızlığı, Doğallığı ve Devlet... 77

3.4.2. Devlet-Piyasa İlişkisi ve Devletin Rolü ... 79

3.4.3. Yönetimin Yaygınlaşması ve Ortak Yönetim ... 80

3.4.4. Subsidiyarite İlkesi, Muhtarlık Kurumu ve Yerel Yönetimler ... 81

3.4.5. Govarnance İlkesi, Sivil Toplum Kuruluşları ve Yerel Yönetim ... 82

3.4.6. Refah Devleti Anlayışından Neo-liberal Devlet Anlayışına Geçiş ... 83

3.4.7. Küreselleşme ve Kamu Yönetimlerinde Değişim ... 85

3.5. NEO-LİBERAL POLİTİKALAR SONRASI YEREL YÖNETİMLERDE ÖZERKLİK ... 86

3.5.1. İdari Özerklik ... 86

3.5.1.1. Karar Organlarının Serbest Seçimle Oluşması ... 86

3.5.1.1.1. İl Özel İdareleri ... 87

3.5.1.1.2. Belediyeler ... 88

3.5.1.1.3. Büyükşehir Belediyeleri ... 88

3.5.1.2. İcrai Karar Alma ve Uygulama Yetkisi ... 89

(11)

3.5.1.2.2. Belediyeler ... 90

3.5.1.2.3. Büyükşehir Belediyeleri ... 91

3.5.2. Mali Özerklik ... 92

3.5.2.1. Mali Özerklik Yerel Yönetim İlişkisi ... 93

3.5.3.2. Mali Kaynakları Yaratabilme Yetkisi ... 94

3.5.2.3. Fonksiyonel Özerklik ... 95

SONUÇ ... 96

KAYNAKÇA... 101

(12)

KISALTMALAR ABD Amerika Birleşik Devletleri

ANOVA Multivariate Analysis of Variance AR-GE Araştırma Geliştirme

BM Birleşmiş Milletler

EMAS Eko Yönetim ve Denetim Programı EPA European Productivity Agency

GATT Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması GSMH Gayri Safi Milli Hasıla

IAU Uluslararası Üniversiteler Birliği IIE Institute of International Education ILO Uluslararası Çalışma Örgütü IMF Uluslararası Para Fonu

ISO Uluslararası Standartlar Örgütü İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi KİT Kamu İktisadi Teşebbüsleri

KOBİ Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler

KOSGEB Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı

LYS Lisans Eğitimine Yerleştirme Sınavı NGO Non-Governmental Organization

OECD Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü SSCB Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği STK Sivil Toplum Kuruluşları

UCAS The Universities and Colleges Admissions Service

UNESCO United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization YGS Yüksek Öğretim Giriş Sınavı

YÖK Yüksek Öğretim Kurumu YÖS Yabancı Öğrenci Sınavı

(13)

GİRİŞ

Dünya’da son dönemlerde gerçekleşen krizler neticesinde ortaya çıkan bunalımlar ile varlığını sürdürebilme endişesi çerçevesinde birtakım sorunların meydana geldiği söylenebilir. Ortaya çıkan bu sorunların, liberalizmin doğuşuna katkı sağladığı ifade edilmektedir. Liberalizm, etkili bir kavram olarak gelişme göstermesinin yanında kayda değer değişimleri de beraberinde getirmektedir. Liberal eksende ülkemiz ve dünyanın genel siyasi düşüncesinde yaşanan değişimler; bağımsız, özgürlükçü ve ulusçu yapıya sahip olamayan ülkelerin oluşmasına neden olmaktadır. Demokrasi de insanların toplumsal düzen içinde politikaların belirlenmesi aşamasında eşit haklara sahip olması ve egemenliğin millete ait olmasını sağladığı söylenebilir. Neo-liberalizm, ekonomi ile devletin birbirinden ayrılması ve piyasanın da özel girişimlerle yönetilmesi gerektiğini savunan düşünce olarak karşımıza çıkmaktadır. Liberalizmin de neo liberalizme dönüşmesi; deregülasyon, küreselleşmenin yaygınlaştırılması, özelleştirme ve siyasi liberalizasyon ile sağlanmaktadır. Çalışmada da bu bağlamda; liberalizm, demokrasi, liberal demokrasi ve neo-liberalizm kavramları ele alınmıştır.

Çalışmanın temel amacı; dünyada ve ülkemizde gerçekleşmekte olan siyasi ve idari değişimlerin liberal çerçevede geldiği noktaların belirtilmesidir. Hazırlanan bu çalışma neticesinde liberal akımların Avrupa’dan sonra ülkemizde siyasetin idari yapı dada reformlara neden olması ve gerçekleştirilen değişimlerin demokratikleşmeye uygun ortam hazırlamasının sağlanması açısından önemli görülmektedir. Ülkemizin içerisinde bulunduğu siyasi ekonomik ve toplumsal yapı doğrultusunda siyasi ve idari anlamda demokrasinin gelişimi için özerkliğin üzerinde durulması önem arz etmektedir.

Son yüzyılda yaşanan krizler, savaşlar ve ülkelerin yok olma eşiğine gelmesi ile birtakım yeni oluşumlar siyasi düşünce arayışına girildiğini gözler önüne sermektedir. İfade edilen bu durum neticesinde liberalizmin etkili bir akım olarak her alanda güçlü bir duruma geldiği belirtilmesi önem arz etmektedir. Pek çok kesim her ne kadar liberalizmin iki çeşidi olduğunu savunsa da farklı birçok liberal kavramın olduğu söylenebilir. Liberalizmin aynı zamanda içerisinde pek çok ilke ve alt konu barındırdığı belirtilmektedir. Çalışmada bu kapsamda liberalizmin türleri başlığı altında; klasik, sosyal, ahlaki, iktisadi, siyasi ve kültürel liberalizm, bireycilik, özgürlük, sınırlı devlet, serbest piyasa ekonomisi başlıklarına yer verilmiştir.

(14)

Neo-liberalizm, piyasa ekonomisinin hızlı bir şekilde istihdamın sağlanabileceğini vurgulamaktadır. Neo-liberalizmin bu bağlamda pek çok temel politikası bulunmaktadır. Özelleştirme, bir ürünün özel hale getirilerek ekonomik alanda devlet kontrolünde bulunan kurumların, özel sermayeye bırakılması şeklinde tanımlanmaktadır. Deregülasyon, neoliberalizmin önemli kurallarından biri olarak kabul edilmekle birlikte kuralsızlaşma şeklinde ifade edilmektedir. Küreselleşme ise ulusal sınırların aşılarak toplumsal, siyasi ve ekonomik beraberliğin arttığını ortaya koyan bir kavram olmaktadır. Küreselleşme bu bağlamda 1980’li yıllarda başlayarak 1990’lı yıllara kadar artış göstermektedir. Neo-liberalizmin ayrıca teorik açıdan temelleri de bulunmaktadır. İktisadi liberal anlayış, politika veya paradigma olarak kolektif düşünce karşısında bireyi öncül görmektedir. Neo-liberalizm, piyasa temelli çözümler sunan siyasi bir uygulama şeklinde de ifade edilebilir. Çalışmada bu kapsamda, neoliberalizmin temel politikaları bağlığı altında; özelleştirme, deregülasyon, siyasi liberalizasyon, küreselleşmenin yaygınlaştırılması; neoliberalizmin teorik temelleri başlığı altında da devlet müdahalesi, mülkiyet ve liberteryenizm ile kamu tercihi teorisine yer verilmiştir.

Merkezden yönetim; karar alma, emir verme ve uygulama yetkisinin devletin merkezinde toplanması şeklinde tanımlanmaktadır. Merkezden yönetimde taşralarda karar alma aşamasında merkezin de bu kararlardan haberinin olması önem arz etmektedir. Merkezi ve yerel yönetimlerin anlaşılması açısından da pek çok kavrama dikkat edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla çalışmada bu kapsamda; yetki genişliği, adem-i merkeziyeti yerel yönetim kavramı ve merkezi yönetim kavramlarına yer verilmiştir.

Merkezi devlet yapısının meydana geldiği günden günümüze kadar ülkelerde yer alan bütün kamusal hizmetlerin bir bütünlük içinde olması amacıyla üç klasik yönetim ilkesinden faydalanıldığı ifade edilebilir. Üç klasik yönetim ilkesi olarak da yetki genişliği, merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkeleri karşımıza çıkmaktadır. Yerel yönetim ve merkezi yönetimlerin aynı zamanda birbirinden farklı sorumluluk, yetki ve görevlerinin olduğu söylenebilir. Dolayısıyla çalışmada, yönetim ilkeleri ve yerel yönetimler başlığı altında; merkezden yönetim, yetki genişliği ve yerinden yönetim ilkesi; merkezi yönetim ve yerel yönetim ilişkileri başlığı altında da yerel yönetimlerin özerklik ve denetim sorunu, yerel yönetimlerin siyasal boyutu, Türkiye’de merkez yerel ilişkileri başlıklarına yer verilmiştir.

(15)

Neo-liberalizm, toplumsal yapının yeniden inşa edilmesine yönelen siyasal ve toplumsal programlar şeklinde tanımlanabilir. Neo-liberalizmin yanında bağımsız politika oluşmasına ve politika yapmaya olanak tanıyan kaynakların olması da yerel özerklik kavramını açıklamaktadır. Kurumların sorumlulukları altında, devlete fayda sağlamak amacıyla yapılan hizmetlere gerekli hakların verilmesi de özerklik olarak tanımlanmaktadır. Özerkliğin sağlanması amacıyla verilen bu haklar; idari yapıyla ilgili ise idari özerklik, siyasi yapıyla ilgili ise siyasi özerklik olarak tanımlanır. Çalışmada bu kapsamda; neo-liberal politika, yerel özerklik ve siyasi özerklik kavramlarına yer verilmiştir.

Türkiye’de 1980’lerden bu yana dışa açılım konusunda, neo-liberal politikalarda meydana gelen gelişmelerin büyük bir etkiye sahip olduğu ifade edilmektedir. İmalat sektörünün zaman kazanması için de dış ticaretin serbestleştirilmesinin büyük bir önem taşıdığı söylenebilir. İthalattaki kademeli serbestleşme de 1980’lerin sonuna kadar devam eden kötü fikirlere rağmen ciddi bir olumsuzluk yaratmadığı da belirtilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de 1980 sonrası neo-liberal dönüşümler başlığı altında; 1980’li Yıllar ve Neo-Liberal Politikalara Giriş, dış ticaretin serbestleşmesi, ihracatın teşvik edilmesi, para ve finans piyasalarının serbestleştirilmesi ve deregülasyonu, devlet müdahalesinin ve boyutunun sınırlandırılması, devletin idari örgütlenmesinde yeniden yapılanma, 1990’lı yıllar ve neo-liberal politikaların derinleşmesi, neo-liberalizmin üçüncü evresi: düzenleyici devlet ve düzenleyici reformlar başlıkları ele alınmıştır.

Neo-liberalizm, liberalizmin temel görüşlerinin farklı bir şekilde tekrardan ortaya çıkması şeklinde tanımlanmaktadır. Neo-liberalizm kapsamında oluşturulan neo-liberal politikalar da toplumsal yapının yeniden inşa edilmesi amacıyla oluşturulan siyasal ve toplumsal bir program anlamına gelmektedir. İdari özerklik ise yerel yönetimler tarafından seçilen aracılar ile merkezi yönetimin etkisi olmadan karar alması ve uygulaması olmaktadır. Bu kapsamda neo-liberal politikalar çerçevesinde idari özerklik anlaşılması açısından pek çok kavram ele alınarak; etkinlik ve verimlilik, şeffaflık ve hesap verilebilirlik, yönetişim, özelleştirme ve deregülasyon, e-devlet, yerelleşme, stratejik yönetim, kamu kesimi ve örgütsel öğrenme, kamu yönetiminde Benchmarking başlıklarına yer verilmiştir.

(16)

Yönetim birimlerinin kendi çevre ve bölgelerinde rahat bir şekilde hareket edebilmesine siyasi özerklik denilmektedir. Siyasi özerkliğin neo-liberal politikalar çerçevesinde pek çok rolü bulunmaktadır. Böylece; piyasaların tarafsızlığı, doğallığı ve devlet, devlet-piyasa ilişkisi ve devletin rolü, yönetimin yaygınlaşması ve ortak yönetim, subsidiyarite ilkesi, muhtarlık kurumu ve yerel yönetimler, Govarnance ilkesi, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetim, refah devleti anlayışından neo-liberal devlet anlayışına geçiş, küreselleşme ve kamu yönetimlerinde değişim başlıklarına yer verilmiştir.

Özerklik, devletin kendi organlarının yine kendilerine ait olan eylemleri gerçekleştirme yetkisini devletin altı olarak ifade edilen bir topluluğa ya da gruba aktarması şeklinde tanımlanabilir. Mali anlamda özerklik ise merkezi yönetime ihtiyaç duyulmadan yerel yönetim birimlerine verilen yetki, görev ve sorumluluklarını gerçekleştirmek amacıyla rahatça harcayabilecekleri gelir ya da kaynaklara sahip olmaları şeklinde tanımlanmaktadır. Dolaysıyla çalışmada neo-liberal politikalar sonrası yerel yönetimlerde özerklik başlığı altında idari özerklik ve mali özerklik konuları ele alınmıştır.

Özerkliğin ve özgürlüğün gelişmeye başladığı bu dönemlerde siyasetin ve toplumun yaşadığı evreler göz önünde bulundurulmaktadır. Hazırlanan bu çalışma birbirinden ayrı düşünülemeyen özerklik ve liberalizm kavramları üzerine bina edilmektedir. Özerklik ile belirtilmek istenen kendisine yetebilen vesayet ve tahakküme tabi olmayan yapılar hedeflenmekte, liberalizm ile de özgürlüğün karar almanın hegemonik yapılarda da baskı altında tutulamayacağı toplumsal ve bireysel hakların sınırlandırılmasının yanlış bir yöntem olduğuna değinilmektedir.

Bu çerçevede çalışma üç bölümden oluşmaktadır.

Çalışmanın birinci bölümünde liberalizm kavramının köken, yapı, tanım ve gelişimi ile ilgili bilgilere yer verilmektedir. Böylece kuramsal çerçevesi çizilen liberalizmin siyasete, yönetime ve birçok alanda gerçekleştirdiği değişimi yer almaktadır. Liberalizmin türleri, unsurları, neo-liberalizmin temel politikaları ve teorik ilkeleri başlıkları da ele alınmıştır.

(17)

İkinci bölümde ise liberalizmin dönüşümü ile ortaya çıkan neo-liberal politikaların merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin yaşadıkları dönüşümlerin ülkemizdeki yansımaları üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda; merkezi ve yerel yönetimlerle ilgili temel kavramlar, neo-liberal anlayışın ortaya çıkışı ile merkezden ve yerel yönetim anlayışının değişimi, yönetim ilkeleri ve yerel yönetimler, merkezi yönetim ve yerel yönetim ilişkileri başlıkları incelenmiştir.

Çalışmanın üçüncü bölümünde ise liberal düşüncenin gelişimi ile ortaya atılan neo-liberal fikirler neticesinde özerkliğin edindiği yer belirtilmektedir. Bu bölümde ülkemizde son çeyrek yüzyılda gerçekleştirilen reformlar sonucunda elde edilen hakların toplum tarafından benimsenmesi ve daha demokratik bir yönetimin hedeflenmesi üzerinde durulmaktadır. Çalışmada bu konu ile ilgili olarak; neo-liberalizm politikaları ve temel kavramlarına, Türkiye’de 1980 sonrası neo-liberal dönüşümler, neo-liberal politikalar çerçevesinde idari özerklik ve siyasi özerklik, neo-liberal politikalar sonrası yerel yönetimlerde özerklik başlıklarına yer verilmiştir.

Hazırlanan yüksek lisans tez çalışmasında destekleri ve yardımlarını esirgemeyen değerli tez danışmanım sayın Doç. Dr. Feyzullah Ünal’a, tezimin belli bir şekilde ilerlemesine katkı sağlayan sayın Aygün Öztürk Hocam’a, daima yanımda olan ve araştırma aşamasında yardımlarını esirgemeyen değerli arkadaşlarım Süleyman Alağaş’a, İbrahim Akgün’e ve Ziya Kurt’a, son olarak hayatım boyunca maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen kıymetli aileme teşekkürü bir borç bilirim.

(18)

BİRİNCİ BÖLÜM

(19)

1.1. LİBERALİZM, NEO-LİBERALİZM KAVRAMI VE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Siyasi hayatta yeni ortaya çıkan kavramlardan biri olsa da yönetim biçimlerini etkilemesi açısından dikkate alınması gereken akımlardan birinin liberalizm akımı olduğu söylenebilir. İnsanın sadece insanla değil devletle ve toplumla olan ilişkilerini, diğer siyasi sistemlerden daha çok güvence altına alarak koruyan rejim olarak demokrasi karşımıza çıkmaktadır. Liberal demokrasi bir yönetim politikası olarak, toplumda kabul görmüş siyasi görüşleri bir araya getirerek milletin çıkarları için gerekli olan her yönde esneklik göstermektedir. Piyasanın özel girişimlerin yönetmesini ve ekonominin devlet işlerinden ayrılması gerektiğini savunan düşünce akımına neo-liberalizm denilmektedir.1 Liberal demokrasi, insanların özgür bir biçimde hareket etmelerine imkan tanımakla beraber onların sosyal ve siyasal alanda da önemli haklara sahip olmalarına olanak sağlamaktadır.

1.1.1. Liberalizm Kavramı

Liberalizm kavramsal olarak bireyi ön planda tutmaktadır. Liberalizm, bireyin siyasal ve ekonomik, hak ve özgürlüklerini koruma altına alarak devletin "gece bekçisi" rolünü üstlenmesini ve piyasa ekonomisine olan müdahalesini en aza indirilmesini savunmaktadır. Ekonomik olarak serbest piyasa, bireyin hürriyetini ve özel mülkü benimseyen liberalizm, son dönem siyasal hayatta gelişme göstermekle beraber yönetim tarzları üzerinde de etkisini göstermektedir. Avrupa ülkelerinde ortaya çıkması ile birlikte liberalizm, bütün modern yönetim tarzlarına da etki etmektedir. İçerisinde, özgürlük, serbestlik ve hürriyeti barındıran liberalizm "liberty" kelimesinden türetilmektedir. İçerdiği bu anlamlarla beraber liberalizm, modern devlet yönetim şekillerinde de etkisini göstermektedir. Gelişimini sürdüren liberalizm, bir yandan da modern yönetim tarzları içinde yerini almakta ve popülerliğini korumaktadır, ancak bazı durumlarda geri plana da itildiği görülmektedir.2 Liberalizmin bireye sağladığı özgürlükler nedeni ile son dönemde Avrupa devletlerinin de benimsediği önemli bir ideoloji halini aldığı söylenebilir.

1 Atilla Yayla, (2009), Liberalizm, Liberte Yayınları, Ankara: s. 23.

2 Coşkun Can Aktan, (1995), Klasik Liberalizm, Neo-Liberalizm ve Libertarianizm, Amme İdaresi Dergisi,

(20)

Liberalizm, bundan dolayı toplumlar nezdinde uygulanabilirlik açısından etkili olmaktadır.

1.1.2. Demokrasi Kavramı

Demokrasi, bir toplum ya da organizasyon içinde bir arada yaşayan üye veya vatandaşların devlet politikasının belirlenmesinde aynı yetki ve hakka sahip oldukları yönetim biçimi olarak tanımlanmaktadır. Genel olarak demokrasi devletlerin yönetim şekli olarak görülmekle beraber, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, işçi ve işveren sendikalarının yönetimlerinde de söz konusu olmaktadır. Demokrasi, halkın kendi kendisini yönetebilmesi anlamına gelmekte ve diğer yönetim sistemlerinden daha fazla itibar görmektedir. Köken itibari ile Latince bir kelime olan demokrasi, "demos" halk ve "kratos" iktidar-egemenlik sözcüklerinden oluşmaktadır. Halkın kendi kendisini yönetebilmesi, egemenliğin halka ya da millete ait olabilmesi anlamına gelen demokrasi, halka ait olan bir iktidarı ortaya koyan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.3 Demokrasinin devlet yönetim biçimi olarak kabul görmesi, devlet içerisindeki diğer kurumların da bununla yönetilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Bireylerin özgür bir şekilde hayatlarını idame ettirebilmelerine yardımcı olabilmesinin yanında, adaletli bir şekilde hizmet sunumundan yararlanabilmelerine de imkan tanınmaktadır.

1.1.3. Liberal Demokrasi Kavramı

Liberal demokrasi kavramsal olarak toplum tarafından kabul görmüş farklı siyasi görüşlerin genel bir düşünce etrafında bir araya getirilerek, ulusal çıkarlar doğrultusunda farklı kararlar alınabilmesini sağlayan yönetim politikası olarak görülmektedir. Bireyin hakları ve özgürlüklerinin yasal olarak korunduğu, hukukun devletten üstün görüldüğü anlayışını liberal demokrasi savunmaktadır. Azınlıkta olanların çoğunlukta bulunanlar karşısında haklarının korunduğu, özel mülkün ve özel hayatın değerli olduğunu liberal demokrasi savunmaktadır. Demokrasiyi temsil etmesinin yanında liberal demokrasi, eşitlikçi bir siyasi prensibe uygun şekilde düzenlenmekte olan seçimler sayesinde iktidarların belirlenebildiği bir sistem olarak ta görülmektedir. Liberal demokrasi, siyasi çoğulculuğun hoşgörü ya da zıt fikirlerin doğru bir şekilde var olması için rekabeti de içinde barındırmakla beraber, devlet ve sivil toplum ayrımını da açık bir şekilde yapmaktadır. Bu ayrımı, ekonomik düzenin piyasa şartlarına göre organize edilmesinde

(21)

özgür grup ve çıkarların kabul edilmesi şartına dayandırmaktadır.4 Toplum tarafından kabul gören ve birbirinden farklı görüşleri bir arada barındıran liberal demokrasi, zıt fikirlerin özgür bir biçimde ifade edilmesine de imkan tanımaktadır. Rekabetin gelişme gösterdiği böyle bir ortamda demokrasinin de özgürleştirici yanının etkin bir hal almasının dikkatlerden kaçmaması gerekmektedir.

1.1.4. Neo-Liberalizm Kavramı

Neo-liberalizm kavramsal olarak Milton Friedman, Friedrich Hayek ve Robert Nozick’in de içinde bulunduğu serbest piyasayı savunan iktisatçı düşünürlerin görüşleri doğrultusunda geliştirilmiş klasik siyasi iktisadın güncelleştirilmiş bir türü olarak kabul edilmektedir. Liberalizmin önündeki “Neo” eki ise yeni bir türünün ortaya konulduğunu göstermektedir. İktisadi liberalizm ilk olarak Avrupa’ da ortaya çıkan bir kavram olmakla beraber 19 ve 20. yüzyıllarda ABD dahil diğer ülkeler tarafından kabul görmektedir. Kapitalizmin, 1930’lu yıllarda yaşadığı büyük krizle beraber iktisadi liberalizmin etkisinin azaldığı görülmekte ve yeni görüşler ortaya atılmaktadır. Liberalizmin sermayedarlar için etkili bir politika olmadığını savunan J. M. Keynes, kapitalizmin büyüme gösterebilmesi için tam istihdamın gerekli oluğunu, hükümet ve merkez bankalarının istihdamın arttırılabilmesi için gerekli olan müdahalelerin yapılması ile bunun sağlanabileceğini savunmaktadır. Yapılan bu müdahaleler ile devletin kamu yararını ön planda tutması sonucunda oluşan kriz ile kar oranlarının düştüğü, büyük sermayedarların iktisadi liberalizme olan taleplerinin arttığı ve yeni bir akım olan neo-liberalizmin doğmasına neden olduğu belirtilmektedir.5 İktisadi liberalizmin farklı bir kolu olan neo-liberalizm, düşmekte olan kar oranlarının yeniden arttırılabilmesi için farklı politikalar ve çözüm önerilerini sunmasından dolayı makul görülmektedir. Neo liberalizm aynı zamanda, kapitalizmin içerisinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulabilmesi için bir yol olarak kabul edilmektedir. Kamusal yararında göz ardı edilmemesi, neo-liberal görüşün etkili bir politika olarak görülmesini sağlamaktadır.

4 Göksel N. Demirer, (1999), Neo-liberal Saldırı, Kriz ve İnsanlık, Ütopya Yayınevi, Ankara: ss. 96–97. 5 Demirer, a.g.e., s. 107.

(22)

1.2. LİBERALİZMİN TÜRLERİ

Libealizmin türleri ile ilgili bazı düşünürler iki çeşit liberalizmden bahsetmektedirler. Liberalizm tanımında ortaya çıkan kavramlar, klasik liberalizm ve pozitif özgürlükleri savunan liberalizm olarak tanımlamaktadır. Düşünürler her ne kadar liberalizmin iki çeşidinden bahsetseler de farklı birçok liberal kavram bulunmaktadır. Liberalizm kavramları; 6

• Klasik liberalizm, • Sosyal liberalizm, • Ahlaki liberalizm, • İktisadi liberalizm,

• Siyasi liberalizm şeklinde sıralanabilir.

1.2.1. Klasik Liberalizm

Liberal düşüncenin temeli olarak kabul gören klasik liberalizm daha sonra orta çıkmış liberal hareketlere öncülük etmektedir. Klasik liberalizm 17. yy’ da J. Locke ve D. Hume tarafından ortaya atılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Klasik liberalizm; adalet, bireycilik, negatif özgürlük, devlet müdahalesinin sınırlı olduğu, liberal sosyalizmin benimsendiği sosyal hayatın kendiliğinden geliştiği ve devlet müdahalesinin sınırlı olduğu, liberal sosyalizmin benimsendiği sosyal hayatın kendiliğinden geliştiği ve müdahale edilmeyen bir piyasa ekonomisinin unsurlarını içerisinde barındırmaktadır. Klasik liberal anlayış bireyciliğe önem vermekte ve beşeri varlıkların kendi çıkarını gözettiğini, egoist ve kendisine güvenen varlıklar olarak görmektedir.7 Klasik liberalizm, bireyin sahip olduğu özelliklerden dolayı sosyal hayatta kendiliğinden gerçekleşen yani bir arada yaşayabilme ve kaynaşabilme durumunun ortaya çıkabileceğini ve bencil bir yapıya sahip olan bireylerin özgürlüklerine düşkün olduklarından bahsetmektedir.

Klasik liberal anlayışını H. Spencer’ın temsil ettiği görülmektedir. Spencer’ın evrimci bir görüşe sahip olduğu ve tabiatın kendi kendisini ayarlayabilen bir özelliğinin bulunduğunu belirtmektedir. Spencer’a göre toplum da tabiat misali kendi kendisini

6 Yayla, a.g.e., s. 26.

(23)

ayarlayabilme özelliğine sahip olması gerekmektedir. Toplumun sahip olduğu kanunlara müdahale edilirse toplumsal bir yıkım ortaya çıkmakta ve toplum da uyum gösteremeyenleri tasfiye etmektedir. Toplumsal yapıya yapılan müdahale ise topluma iyilikten çok zarar vermektedir. Spencer, bu nedenden dolayı sınırlı devleti kabul etmekte ve devletin yapacağı müdahalelerin tabii duruma zarar vermemesi gerektiğini savunmaktadır. Spencer’a göre devletin asli görevi düzeni koruyabilmek ve adli (hukuki) idareyi sağlamaktır. Devlet; mülkiyete, fakirlere yapılan yardımlara, sağlık gibi alanlarda müdahalede bulunmamalıdır.8 Spencer’ın da ifade ettiği gibi devletin asli görevinin, gece bekçisi misali hareket etmesi gerektiği ifade edilebilir. Devletin, toplumsal hayata müdahalesinin sınırlı olması gerekmektedir. Sınırlı devlet düşüncesi ise bireylerin özgürlüklerinin kısıtlanmaması ve toplumun sahip olduğu kanunların zarar görmemesini sağlanmaktadır.

1.2.2. Sosyal Liberalizm

Klasik liberalizme bir tepki olarak ortaya çıkan sosyal liberalizm, farklılaşmış ve sosyal özelliklere sahip olan klasik liberal anlayışı savunmaktadır. Sosyal liberalizmi ilk olarak ortaya atan T.H. Green’dir. Klasik liberalizmin aksine soysal liberalizm; pozitif özgürlük, sosyal adalet, toplumsal ve bireysel hayatta devletin daha fazla yer edinmesi, toplumculuk, kartezyen rasyonalizm ve pozitivizm kavramlarını kabul etmektedir. Sosyal liberalizm, temelinde doğal haklar sistemini barındırmasının yanında pozitif özgürlüğü benimseyerek devlete aktif bir rol ve görev alanı bırakan görüşleri de benimsemektedir. Pozitif özgürlük ile birey, toplum içinde üretilen değerlerden pay alabilmektedir. Devlet bu durumda, aktif role sahip olarak özgürlüğün sağlanması noktasında çaba sarf edebilmektedir.9 Sosyal liberal anlayışın benimsediği pozitif özgürlük sayesinde bireyin, sahip olduğu doğal hakları etkin biçimde kullanabildiği savunulabilir.

Sosyal liberalizm çerçevesinde özgür toplumun amacı, içerisinde zorlama barındırmayan liberal bir toplum ortaya koyabilmektir. Nihai amaç ise bireylerin kendi hayatlarını belirleyebilmeleri noktasında onlara saygı göstermek ve herkese bu hakların tanınmasını sağlamaktır. Toplumdaki bireylerin ahlaki olarak eşit olmaları ve birbirlerine saygılı davranabilmeleri gerekmektedir. Görüldüğü üzere toplum içinde zorlamanın en

8 Aytekin Yılmaz, (2001), Çağdaş Siyasal Akımlar, Vadi Yayıncılık, Ankara: ss. 32–33. 9 Yayla, a.g.e., s. 160.

(24)

aza indirilebilmesi gerekmektedir. Bu ihtiyacın devletin uygulamak istediği zorlamalar içinde geçerli olmakta, bireylerin özgür ahlaklı birer birey olmaktan çıkaran zorlama türleri içinde geçerli olmamaktadır. Az katlanılır olan diğer zorlamaları önlemek ve giderebilmek yasal zorlamayı haklı kılmaktadır. Sosyal liberalizmin kabul ettiği bir diğer kural ise kendiliğinden gerçekleşen düzendir. Kendiliğinden düzen ise herhangi bir bireyin dahil olmadığı, toplumun kendi yapısı içinde gelişme gösterdiği, bireylerin doğal görünüşlerini rahat bir şekilde sergilemek istediği, kendi kendine bir değişimi gerçekleştiren toplumsal düzen olarak görülmektedir. Toplumsal düzen ile ilgili görüşler ortaya koyan Hayek; kurgulayıcı aklın karşısında durarak toplumsal değişmenin kendiliğinden ve belli aşamalardan geçerek değişmesini savunmaktadır.10 Liberal sosyal anlayış çerçevesinde kendiliğinden gerçekleşen düzen, bireylerin temel haklarına saygılı olmayı da içerisinde barındırmaktadır. Toplumsal düzen içerisinde zorlayıcı bir yapının olması da bireyin diğer insanların haklarına riayet etmesini de sağlamaktadır.

1.2.3. Ahlaki Liberalizm

Ahlaki liberalizm üç farklı ilke ile karşımıza çıkmaktadır. Sırası ile bu ilkeler; özgürlük, bireycilik ve hoş görüdür. Bireycilik ve özgürlük daha önce liberalizmin unsurlarının belirtildiği başlıkta incelendiği için bu bölümde hoş görü kavramı ele alınacaktır. Hoşgörüyü felsefi ve ahlaki bir kavram olarak gören liberalizm, özgürlük ve bireycilik kavramları içerisinde hoşgörüye önemli bir yer vermektedir. Bireylerin farklılıklarını rahatça yaşayabilmelerinin ancak hoşgörü ile gerçekleşebileceğinin dikkatten kaçmaması önem arz etmektedir. İçerisinde hoşgörü barındırmayan bir yerde özgürlükten bahsedilemeyecek ve liberalizm den de uzaklaşmak manasını taşıyacağı gözden kaçmamalıdır. Sosyal kuralların katı olduğu, gelenek ve göreneklerin bulunduğu ortamlarda farklılıklar ortaya çıkması kolay bir şekilde gerçekleşmemektedir. J. Locke’de içinde yaşadığı dönemin hoşgörüsüzlük sebebi olarak kiliseyi görmüş ve kiliseye karşı yaptığı eleştiriler yüzünden ceza gördüğü belirtilmektedir.11 Hoşgörü kavramının bireysel haklar ve toplumsal yapı içerisinde ciddi bir yere sahip olduğu görülmektedir. Katı bir toplumsal yapı içerisinde hoşgörü bulunmaz ise ayrışmaların ortaya çıkabileceğinin gözden kaçmaması gerekmektedir.

10 Ömer Çaha, (2001), Dört Akım, Dört Siyaset, Zaman Kitabevi, İstanbul: s. 53. 11 Çaha, a.g.e., s. 25.

(25)

Bir arada yaşamak zorunda olan insanların her konuda anlaşabilmeleri ve birbirlerini sevebilmeleri beklenmemeli, insanların bir arada yaşamlarının devam ettirebilmeleri için hoşgörüyü benimsemeleri gerekmektedir. Bireyin kendi yaşam tarzını istediği gibi yaşayabilmesinin yolu, diğer insanlara karşı gösterdiği saygının yanında onlarında ona karşı saygılı olmalarından geçmektedir. Herhangi bir şeyi hiçbir insana zorla sevdirme hakkı kimseye verilmemekte, kısacası bir milleti, devleti, bir vatanı ya da yaşam düzenini insanlara sevdirme hakkı kimseye verilmemektedir. Sübjektif bir duygunun ürünü olan sevmek bireyin içinden gelmektedir. Başkasının yaşamına hükmetmek, bireyin yaşama hakkına müdahale etmekle aynı anlamı taşımaktadır. Belirtilen bu hakların varlığını kabullenmek ise objektif bir gerekliliği göstermektedir. Toplumsal yapı içerisinde belirtilen kuralları, birlikte olmayı sürdüren değerleri istemediği halde kabullenmek ahlaki bir ödevin göstergesi, ancak bunların kabullenilmemesi ise toplumsal barışı zarar verebilmektedir.12 Bireylerin içinde bulundukları toplumsal yapı, farklılıkları içerisinde barındıran bir çatı görevi görmekte, bunu da hoşgörü ve karşılıklı anlayış sayesinde devam ettirmektedir.

1.2.4. İktisadi Liberalizm

İktisadi liberalizm, Manchester ya da klasik liberalizm olarak da adlandırılmaktadır. İçerisinde barındırdığı temel fikrin mülkiyet hakkı ve sözleşme serbestisi üzerine bina edildiği söylenmektedir. Klasik iktisat anlayışının temel fikri olarak kabul edilen “bırakınız yapsınlar” görüşü de bu doğrultuda, ticari hayatın önünü, tıkayan yasal engellemelerin, sübvansiyon ve tekel gibi devlet tarafından sağlanmış olan ayrıcalıkların kaldırılmasını önermektedir. İktisadi bakış çerçevesinde liberalizm piyasanın serbest şekilde işlemesini, devlet düzenlemelerinin kaldırılmasını savunmaktadır. Birtakım liberal iktisatçılar ise tekellerin kaldırılmasını savunmaktadır. Liberal iktisatçılar tekellerin ve kartellerin devlet nezdinde kısıtlanabilmesini kabul ederken, bazıları gerçekleşen piyasa aksaklıklarının da devlet faaliyetleri neticesinde oluşturulduğunu düşünmektedir. Devletin rolü ve sınırlılıkları noktasında liberal iktisatçılar arasında da çeşitli farklılaşmalar görülmektedir. İktisadi liberalizmin temel varsayımı ise mal ve hizmet değerinin bireylerin özgür bir şekilde verdikleri tercihler

12 Fatmagül Berktay, (2007), Liberalizm: Tek Bir Teorik Pozisyona İndirgenmesi Olanaksız Bir İdeoloji,

(26)

sonucunda yani piyasa mekanizması tarafından belirlenmesini kabul etmektedirler.13 Liberal iktisadi görüşün savunduğu sınırlı devlet düşüncesi ile devletin müdahale alanı daraltılmaktadır. Bırakınız yapsınlar düşüncesi üzerine inşa edilen klasik liberal anlayış sayesinde devletin, sadece gerektiğinde düzenleyici bir kurum rolü üstlenmesi istenilmektedir.

1.2.5. Siyasi Liberalizm

Siyasi liberalizm, kavramsal çerçevede iktisadi liberalizmi tamamlamaktadır. Siyasi ve iktisadi liberalizm birbirini destekler niteliktedirler. Rıza kavramı her iki liberal görüş için de ortak nokta kabul edilmektedir. Toplumsal anlamda rızanın modern hali ise seçimlerdir. Bireyin, demokratik ortamlarda yarışabilen partilerden birini özgürce seçebilme hakkına sahip olması gerekmektedir. Rıza temelli bir yönetimin, ancak demokratik yapılarda oluştuğunu söylemek mümkündür. Parti ya da gruplar liberal ortamlarda programlarını belirleyerek propaganda yapmaktadır. Özgür bir ortamda geçekleşen olaylar neticesinde bireyler bir tercihte bulunarak en çok kabul gören grup ya da partinin başa geçmesine yardımcı olmaktadır. Liberal siyasetin projesi olarak ortaya çıkan demokrasilerde, bireylerin rızası ya da toplumun onayı neticesinde yönetimin meşruluğu kabul görmektedir.14 Siyasi liberalizm, bireyin demokratik haklarını kullandığı ilk alan olan seçimlerde daha özgür hareket edebilmesini sağlamaktadır. Özgür bir ortam içerisinde bireylerin rızası dahilinde çoğunluğun iyiliği anlamına gelen demokrasinin uygulanması, daha güçlü bir şekilde gerçekleşmektedir.

Siyasi liberalizmin diğer ilkesi ise temsil mekanizmasıdır. Liberalizmin kabul ettiği yönetim şekli temsili demokrasidir. Temsili demokrasi ise ideoloji, doktrin ve inanç gibi kavramları kabul etmemektedir. Liberal düşüncenin kabul ettiği temsil sistemi mutlak otorite olmamakla beraber denetime açık ve belli sınırları olan otoritedir. Yöneticiler belli bir süre için seçilerek başa geçer ve bu süre sonunda toplumun desteğini alamadıkları zaman görevleri bitmektedir. Siyasi liberalizmdeki diğer önemli nokta ise devletin en az seviyede devrede olmasıdır. Liberalizme göre özgürlüklerin önündeki en büyük engel devlet kabul edilmekte ve devletin sınırlandırılması gerekmektedir. Sınırlandırılmış devlet ise hukuki olarak sınırlı ve anayasal nitelikte olmalıdır. Sınırlı

13 Bahar Burtan Doğan, (2007), İktisadi Liberalizm Nedir, Ne Değildir?, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Dergisi, 183-220, Diyarbakır: s. 194.

(27)

devlet noktasında ise güçler ayrılığı devreye girmektedir. Güçler ayrılığı ise devlet ana organlarının birbirini denetlemesini sağlamaktadır. Siyasi liberalizm güçler ayrılığı ile yasama ve yürütmenin yargının denetimine bırakılarak yöneticilerin faaliyet ve kararlarının yasal çerçevede sürdürülmesini sağlamaktadır. Liberal devletin belirtilen faaliyet alanlarından elini çekerek ekonomide ve hizmet alanında küçülmeye gitmesi gerekmektedir.15 Liberal anlayış çerçevesinde sınırlandırılmış devletin siyasi liberalizasyon sayesinde kendi içerisinde denetimini gerçekleştirmektedir. Özgür bir ortam içerisinde seçimlerin gerçekleştirilmesi, yasama ve yürütmenin yargının denetiminde olması, siyasi liberalizmin özgür bir ortam tahayyülünün oluşmasına yardımcı olmaktadır.

1.2.6. Kültürel Liberalizm

Kültürel liberalizm; dinsel, bilişsel, seksüel özgürlükler noktasında, özel yaşamın devlet müdahalesi karşısında, kişilerin vicdan ve yaşam tarzı açısından tam bir özgürlüğe sahip olmaları konusuna yönelmektedir. Kişisel ya da toplu bir şekilde hareket serbestisi söz konusu olduğunda, toplumun garanti vermesi gereken temel amaç kendisini korumaktır. Medenileşmiş toplumlarda bir bireyin rızasına ters bir şekilde güç kullanmak ancak bu değer ve amaçlara zarar vermesini önleyebilmek için söz konusu olmaktadır. Kültürel liberal anlayış; sanat, edebiyat, siyasal, dini, seksüel tercihler konularında devletin yapacağı müdahalelere karşı çıkmaktadır.16 Toplumsal hayat içerisinde bireylerin rahat bir şekilde yaşamlarını idame ettirebilmelerinin ve sosyal faaliyetlerini özgür bir şekilde gerçekleştirmelerinin sağlanması, kültürel libealizmin önemli bir yanı olmaktadır. İnsanların farklı kültürler ile bir arada yaşamlarını devam ettirmeleri daha kolay sağlanmaktadır.

1.3. LİBERALİZMİN UNSURLARI

Liberalizm, kavramsal açıdan içerisinde birden fazla alt konu ve temel ilkeyi barındırmaktadır. İlkelerin herhangi birinde aksaklık olduğunda liberal sistemde problem oluşmaktadır. Birbirinden önemli görülen bu kavramlar, bazı yazarlar tarafından sıralansa da birbirinden farklı içeriklerin ortaya çıktığı görülmektedir. Öz itibari ile hepsi aynı

15 Fikret Elma, (2013), Liberal Düşünce Geleneğinin Oluşumu ve John Locke, Akademik Perspektif Dergisi,

45-53, İstanbul: s. 48.

16 Nazım İrem, (2006), “Liberal Cumhuriyetçilik, Çok Kültürcülük ve Kültürel Demokrasi Talepleri”,

(28)

anlamı içerisinde barındırmaktadır. İfade edilen bu anlatımlar ile liberalizm kavramı daha açık bir biçimde ifade edilerek daha kapsamlı bir içeriği çalışmamızda aktarılmaya çalışılmaktadır. Liberalizmde yer alan unsurlar; özgürlük, bireycilik, serbest piyasa ekonomisi, sınırlı devlet olarak ifade edilmektedir17.

1.3.1. Bireycilik

Liberalizme göre birey, kolektif bir oluşum ya da sosyal gruplar karşısında üstün görülmekte ve bireylerin sahip oldukları kimliklerin birbirinden farklı oldukları kabul edilmektedir. Bireylerin sahip oldukları farklılıkların temelinde kendi çıkarları doğrultusunda özgür bir şekilde hareket edebilmelerini sağlayan, müdahale etmeyen devlet bulunmaktadır. Bireycilik kavramsal olarak bireyin haklarının devletin haklarından üstün görüldüğü her türlü inanç ve değerin bireyden geldiği kabul edilerek bireyi toplumun üstünde tutan toplum felsefesi olarak kabul edilmektedir. Devletin bireye müdahalesi olmadığı takdirde birey kendini gerçekleştirerek üretime geçmektedir.18 Birey kavramı, liberal görüş içerisinde devletin sahip olduğu haklardan daha üstün haklara sahip bir özelliğe sahip olmaktadır. Özgür bir birey, demokratik bir ortamın oluşturulmasında temel nokta kabul edilmektedir.

Bireycilik; merkezi otoriteye karşı çıkarak ekonomik alanda bireyi ön planda tutmaktadır. Bireycilikte devletçiliğe karşı durulmakta ve bireyin kendi menfaatlerini ortaya koyabileceği savunulmaktadır. Bireycilik, insan merkezci bir yapıya sahip olmakla beraber insan hak ve özgürlüklerini temel amaç edinerek felsefi olarak toplum, millet ve devleti soyut kavramlar olarak görmektedir. Birey ontolojik olarak somut bir varlık olarak kabul edilmektedir. Soysal bütünlükler esas itibari ile bireyden oluşmaktadır. Rasyonel birey liberal düşüncenin temeli olarak görülmekle beraber kurumsal yapı ve toplulukların üstünde görülmekte, hakları toplum haklarından önce gelmektedir. Bireyin insan ve diğer varlıklardan farklı olmasını aklı ve zihinsel faaliyetleri sağlamaktadır.19 Liberalizmin bireyin kendi faydasını gerçekleştirmesinde rasyonel hareket etmesini sağlama özelliğine sahip olması, bireycilik kavramının en önemli yanı kabul edilmektedir.

17 Gülgün Erdoğan, (2001), Demokratikleşme Perspektifinden Devlet - Sivil Toplum İlişkisi: Türkiye

Örneği, Alfa Yayınları, İstanbul: s. 104.

18 Yayla, a.g.e., s. 69.

19 Barış Seçer ve Efe Çınar, (2011), Bireycilik ve Yeni Kariyer Yönelimleri, Yönetim ve Ekonomi Dergisi,

(29)

1.3.2. Özgürlük

Özgürlük; tarihsel süreç içerisinde birçok tartışmaya konu olmakta ve kendinden sonraki akımları da etkilediği gözden kaçmamaktadır. Etkilediği alan bakımından özgürlük kavramı; siyasi, ekonomik, basın, seyahat, kişi ve toplumsal özgürlükleri de ortaya çıkarmaktadır. Esas itibari ile özgürlük; bağlı olmama, dış etkilerden uzak, zorlanmaya karşı durmak gibi kişiyi baskı ve denetimden uzak tutan bir kavram olarak kabul edilmektedir. Liberal anlayış çerçevesinde özgürlüğün iki temel özelliği bulunmaktadır. İlk olarak özgürlük bireysel bir değer kabul edilerek sınıf, ulus, toplum gibi toplu yapılar değil de sadece bireysel olarak insanı ön planda tutmaktadır. Liberal anlayışa göre özgür toplum bağımsız bireylerden oluşmaktadır.20 Bireyin özgürlüğü temeli üzerine kurulmuş liberalizm, sınıfsal ve kültürel özgürlüklerin sağlanması için devletin geri planda olması gerektiğine değinmektedir.

Özgürlük, doğası gereği bireye olan inanç ve insanların istedikleri gibi davranmasından doğmaktadır. Liberal düşünce ise bireyin özgür olmasının diğer insanlara zarar verebileceğini ve kuralsız bir yaşam yerine “hukuka bağlı özgür” bir yaşamın benimsenmesini istemektedir. Hukuki özgürlük sayesinde herkes eşit özgürlüğe sahip olabilmektedir. Devlet, özgürlüğün önündeki en büyük tehdit görülmektedir. Bireyin varlığı için gerekli olan bir kurum olarak görülmesi devletin sınırlandırılmasını kolaylaştırmaktadır. Bireylerin haklarına ve mallarına ne devletler ne kilise ne de kişilerin müdahalesine izin verilmemektedir.21 Bireyin özgür bir biçimde hayatlarını sürdürmelerini ancak hukuki yapı sayesinde sağlamaları mümkün olmaktadır. Devletin hukuki yapı sayesinde bireyin özgürlüklerine müdahalede bulunması kısıtlandırılmaktadır.

1.3.3. Sınırlı Devlet

Liberal devlet anlayışı bireysel özgürlüklerin temel alınmasından bahsetmektedir. Bireysel özgürlüklerin hayata geçirilebilmesi için devletin küçültülerek sınırlandırılması gerekmektedir. Devlet toplumsal yapıya müdahale ederken bireysel özgürlükleri dikkate almaz ise liberalizmin uygulanması gerçekleşmemektedir. Liberal yapı devlet müdahalelerinin gerçekleşmediği özgür işbirliği ortamından doğmaktadır.

20 Mustafa Özel, (1998), Birey, Burjuva ve Zengin, Kitabevi Yayıncılık, İstanbul: s. 17.

(30)

Toplumsal düzenin devamı ancak dış müdahalelerden uzak ve baskı olmadan görüş birliği içinde gerçekleşmektedir. Devlet bunu gerçekleştirebilecek otoriteye sahip olmakla beraber, kurallar ortaya koyarak bu kuralların değişmesine yardımcı olarak dengeyi sağlamaktadır. Devlet kurallara uymayanları cezalandırma görevini de üstlenmektedir.22 Liberal düşüncede sınırlı devlet görüşü ile birey haklarına müdahale edilmeden bir arada yaşayabilmeyi sağlayabilen hakem rolü ortaya konulmaktadır. Devletin özel hayata müdahalesi ancak toplumsal düzenin korunması için yapılması gerekmektedir.

Liberal düşüncede gerçek manada özgür toplumdan bahsedebilmek için hukuki düzenlemeler ile devlet otoritesinin sınırlandırılması gerekmektedir. Devletin bu durumda temel hak ve hürriyetleri garanti altına alma zorunluluğu bulunmaktadır. Birey sınırlandırılmadığı taktirde devlet sınırlandırılmış olmakta ve özgürlüklerin önündeki engel olmaktan çıkarılmaktadır. Devlet, vatandaşları üzerinde sonsuz otorite sahibi ise onlardan üstün tutulan devletin de liberal olması beklenmemektedir.23 Bireysel hak ve özgürlüklerin, hukuki yapı ile korunması gerekmektedir. Devletin otoritesi arttırıldığı taktirde demokratik yapı yerine otoriter yapı devreye girerek birey geri plana itilmektedir. Geçekleşen bu durumda özgürlüklerden bahsetmek mümkün olmamaktadır.

1.3.4. Serbest Piyasa Ekonomisi

Piyasa şartlarında bireyin serbest bırakılması önem arz etmektedir. Liberalizme göre insan yaşamının her alanında yer alan ekonominin de serbest bir şekilde kendisine yer bulması gerekmektedir. Piyasa ekonomisinin olmadığı bir durumla serbest piyasa şartlarının olduğu durumdaki çıktıların aynı olması da mümkün olmamaktadır. Piyasa ekonomisinin olduğu durumlarda istenilen şartlara daha kolay ulaşılabilmektedir. Liberal anlayış iki şekilde piyasa ekonomisi ile alakalı görülmekte ve bunun nedeni olarak da mülkiyet-miras ile sözleşme-mübadele özgürlüklerinin liberal bir toplum için vazgeçilmez olması görülmektedir. Belirtilen bu özgürlüklerin piyasa ekonomisini oluşturduğu kabul edilmektedir. Sınırlı devletin devamını piyasa ekonomisi oluşturmakta ve devletin sınırlı olabilmesi içinde ekonomik alanda küçülmeye gitmesi gerekmektedir. İktisadi olarak üretim araçlarını ve yönetimi elinde bulunduran devletin bireyin özürlüklerine zarar vereceği söylenmektedir. Devletin görevi, piyasadan elini çekerek

22 Milton Freidman, (1988), Kapitalizm ve Özgürlük, (Çeviren: Doğan Erbek), Altın Kitap Yayınları,

İstanbul: s. 52.

(31)

piyasanın sahibi olan bireylere piyasayı teslim etmektir.24 Serbest piyasa ekonomisi ile sınırlı devlet fikri ekonomik alanda da kabul görmekte ve bireyi, ekonomik açıdan da özgürleştirmesi kabul edilmektedir.

Piyasa ekonomisinde her insan kendi adına kararlar almaktadır. Dolayısıyla bireysel ihtiyaçlarını elde etmeye uğraşan kişilerin fiilleri aynı zamanda diğer insanların ihtiyaçlarının giderilmesine de hizmet etmektedir. İnsanların yaptığı bütün fiiller diğer insanlara da yapılan birer hizmet olarak nitelendirilmektedir. Bireylerin her biri tek başına bir son ve amaç, diğer insanların hedeflerine ulaşmaları için de kullandıkları birer araç kabul edilmektedirler. Karşılıklı yarar üzerine kurulu düzen pazar tarafından yönlendirilmektedir. Bireylerin faaliyetlerinde, insanların ihtiyaçlarının tatmin edilmesinde ve en başarılı olan alana yönlendirilmesinde pazar payı etkili olmaktadır. Piyasa ekonomisi ile gelirin bölüşümün de farklılıklar ortaya çıkmakta ve belirtilen bu durumdan dolayı gelirin dağılımında adalet ve eşitliğin sağlanabilmesi için piyasanın işleyişine müdahale edilmemesine önem verilmektedir. Piyasaya yapılan müdahalelerin artması ile özgürlüklerin tahribe uğraması özgür toplumlar yerine paternalist sistemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Piyasa yapısının gerçekleşen bütün olumsuzluklara rağmen kendi işleyişi içinde dışarıdan müdahale olmadan çözülebilmesi gerekmektedir.25 Serbest piyasa koşullarında toplumsal yapı içerisinde bireyler arası farklılıklar düzensizliğe de neden olmaktadır. Ortaya çıkan bu olumsuzluklar sonucunda, devlet müdahalesi gerçekleştiğinde özgürlüklerin sadece düzenin ve piyasanın devamı için sınırlandırılması gerekmektedir.

1.4. NEO-LİBERALİZMİN TEMEL POLİTİKALARI

Neo-liberal düşüncenin temel varsayımları, piyasa ekonomisinin kendi kendisine ve hızlı bir şekilde istihdamın tam olarak sağlanabileceğini varsaymaktadır. ABD, neo-liberal politikaları uygulayan ülke olmasına rağmen, 2001’de gerçekleşen durgunlukta vergi indirimlerini gerçekleştirmekte kullanmaya çalışarak bu indirimlerin varlıklı kesimlerde gerçekleşmesine neden olmaktadır. Neo-liberalizmin temel

24 Mustafa Erdoğan, (2002), Türkiye Özgürleşebilir Mi? , Liberte Yayınları, Ankara: s. 10. 25 Yayla, a.g.e., ss. 180-181.

(32)

varsayımları sıralanacak olursa; özelleştirme, deregülasyon, siyasi liberalizasyon ile küreselleşmenin yaygınlaştırılması olarak sıralanmaktadır.26

1.4.1. Özelleştirme

Özelleştirme son dönemlerde ortaya çıkmış bir kavramdır. Devlet belli bir dönem sermaye birikimini sağlayana kadar üretimi elinde bulundurmak zorunda olduğu için ileriki aşamada piyasadan çekilme kararı alsa da bunu başarmada yetersiz kalmaktadır. Gerçekleşen bu durum nedeni ile piyasalar olumsuz etkilenmekte ve liberal anlayışın benimsendiği piyasa ekonomisinin işlemez durumda kaldığı görülmektedir.1900’lü yılların başına kadar savunulan devletçilik politikaları, ülkemizde dahil olmak üzere liberalizmin hayata geçişine engel olduğu görülmektedir. Özelleştirme kavram olarak önem kazanmakla beraber tanımsal olarak genel bir ürünün özel hale getirilmesi, ekonomik alanda bulunan devlet kontrolündeki kurumların özel sermayeye bırakılması olarak tanımlanmaktadır.27 Devletçilik politikalarının son yüzyılda işlemez hale gelmesi ile özelleştirme olgusunun önem kazandığı görülmektedir.

Özelleştirmenin temel varsayımı ekonomik alanda devlet rolünün azaltılması ve özel teşebbüslerin üretim kaynakları, hizmet ve sanayide söz sahibi olmasını ön görmektedir. Özelleştirme ihale yöntemini de kullanmaktadır. Hükümetin finanse ettiği faaliyetlerin özel teşebbüslerce sunulması ve bunların üstlenilerek kendi aralarında rekabet ortamı oluşturması ve ekonomide liberal ilkelerin kabul görmesini sağlamaktadır. Özelleştirme kavramı batılı ülkelerde bile geç uygulanmasının yanında ilk olarak İngiltere’ de M. Thatcher zamanında uygulandığı görülmektedir. İngiltere’ den sonra bir dalga şeklinde Avrupa’yı ve bunun sonucunda dünyayı etkilediği söylenmektedir.28 Serbest piyasa şartlarının gerçekleştiği bir ortamda özelleştirme olgusunun işlerlik kazandığı kabul edilmektedir. Nedeni ise kamusal hizmetlerde devletin zarara uğramaması ve rekabetçi ortamın oluşması ile özgür toplumsal yapının gerçekleşmesi sağlanmaktadır.

26 Thomas Palley, (2007), Keynesçilikten Neoliberalimze İktisat Biliminde Paradigma Kayması:

Neoliberalizm Muhalif Bir Seçki, (Çeviren: Şeyda Başlı), Yordam Kitap, İstanbul: s. 42.

27 Recep Bozlağan, (2003), Kamu Yönetimi Paradigmasında Değişim ve Özelleştirme Yaklaşımı, Nobel

Yayın Dağıtım, Ankara: s. 278.

28 Gerald Caiden, (2001), Administrative Reform, Handbook of Comparative Development in Public

(33)

1.4.2. Deregülasyon

Deregülasyon yani “kuralsızlaştırma” kavramsal olarak özelleştirme ve liberalleşme ile anılan neoliberalizmin önemli kurallarından biri olarak kabul edilmektedir. Anlam olarak siyasi iktidarların özel sektörün önündeki engellemeleri kaldırmaları olarak ta tanımlanmaktadır. Neo liberal çerçevede düzenlemelerin olabildiğince aşağıya indirilmesi ile piyasadaki rekabetin arttırılması sağlanmaktadır. Gerçekleşen bu durum sayesinde verimlilik optimum seviyeye çıkartılarak ücretler ile fiyatlar aşağıya çekilebilmektedir. Liberalizmdeki laisses faire, laisses passe ilkesinin neo liberalizmdeki karşılığı olarak deregülasyon kabul edilmektedir. Uygulama olarak deregülasyon, sermayenin hareket serbestisinin sınırlandırılmasının ortadan kaldırılmasına yardımcı olduğu söylenebilir.29 Deregülasyon, serbest piyasa koşullarında devletin özel sektörün önündeki engellemeleri kaldırarak daha kolay rekabet etme ortamının oluşmasına katkı sunmaktadır.

Deregülasyon ile beraber devletin desteklediği sektörler özel sermayeye açılarak devlet müdahalesi de ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Neoliberal düşünceye göre deregülasyon, üretim ile beraber verimliliğin artmasını sağlayarak bürokrasinin azaltılması, kalitenin yükseltilmesi ve maliyetlerin düşmesine yardımcı olmaktadır. Vatandaşlar bu sayede mal ve hizmetlerden ucuz fiyata yararlanarak vergi indiriminden faydalanmaktadır. Deregülasyon ile birlikte emek piyasası krize uğrayarak sendikal haklarının kısıtlandığı, haftalık ve günlük çalışma saatlerinin arttırıldığı, iş güvenliğinin azaldığı ve sağlık standartlarının aşağı çekilmesi gibi olumsuz sonuçlarında ortaya çıktığı da gözlemlenmektedir. Çalışma şartlarına getirilen esneklik ile işverenlerin keyfi davranması, neoliberalizmin eşit işe eşit ücret ve fırsat eşitliği ilkelerinin uygulanmadığı sonucunu doğurmaktadır.30 Deregülasyon sayesinde devletin belli sektörleri özel sermayeye bırakması ile daha kaliteli ve uygun hizmet sunumu halka ulaşmaktadır. Özel sektör, deregülayon sayesinde rekabetçi bir ortam da yüksek kazançlar elde etmektedir. Gerçekleşen bu durumlar sonucunda devletin düzenleyici görevini elden bırakması, olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

29 Le Hong Gıan, (2000), Financial Openness and Financial Integration, Asia Pasific Press, New-York: p.

3.

(34)

1.4.3. Siyasi Liberalizasyon

Neoliberal düşüncenin bir diğer özelliği “politikanın liberalleşmesi” uluslararası örgütlenmelerin siyaset üzerinde etkinlik kazanmaya başlaması ile saygınlık kazandığı görülmektedir. Küresel ve bölgesel alanlarda faaliyet icra eden örgütlenmeler, ülkelerin siyasi olarak da liberal politikaları benimsemelerini zorunlu kılmaktadır. Süreç içerisinde siyasi iktidarların giderek yeni bir hal alması ve bir “siyasal küreselleşme” süreci yaşandığı gözden kaçmamaktadır. Gerçekleşen siyasal küreselleşme sonucunda ülkelerin yönetim biçimleri şekil itibari ile birbiriyle benzerlik göstererek bağımsız hareket etme imkanlarının azaldığı görülmektedir. Küresel anlamda homojen hale gelen siyasal bir örgütlenmeyi mecbur kılan bir durum ortaya çıkmaktadır.31

Neoliberal görüş açısından piyasa, kaynakların dağıtımında akılcılığı temsil etmektedir. İktidarın piyasaya müdahale etmesi, özgürlüğe ve akılcılığa yapılan sınırlama olarak ifade edilmektedir. Uyum içinde işleyen toplumsal düzen için bireyin özgür olması gerekmektedir. Neoliberalizm toplumsal uyumun, değişim süreci ile mal ve hizmetlerin sunulduğunu ortaya koymaktadır. Piyasadaki kuralların uygulanabilmesi ve özümsenebilmesi için toplumsal ilişkilerin ekonomik sistemde kendine yer edinmesi gerektiği savunulmaktadır. Dolayısı ile piyasa ekonomisinin piyasa toplumunda uygulanabilir bir kavram olduğu kabul edilebilir. Alternatif yaklaşımlar açısından toplum ve piyasa tasavvurunun neoliberal görüşün aksine kendiliğinden oluşan bir eylem olmaktan çok içerisinde çekişmeler barındıran bir süreç olarak kabul edildiği söylenebilir.32 Neo liberal düşünce çerçevesinde toplumsal yapıda özgür olan bireyin ekonomik alanda da ilişkilerini geliştirebilmesi gerekmektedir. Toplumsal uyumun sağlanacağı bu durumda iktidarın piyasaya müdahale de bulunmaması bireyin özgürlüğünü sağlamasına katkı sağlayacaktır.

1.4.4. Küreselleşmenin Yaygınlaştırılması

Küreselleşme, kavramsal açıdan ulusal sınırların aşıldığı ekonomik, toplumsal ve siyasi birlikteliğin arttığını ifade eden bir kavram olarak benimsenmektedir. Teknolojinin küreselleşme sürecini hızlandırmasının yanında bilgi, ham madde, mal ve

31 Fourcade Healy, a.g.e., p. 3.

32 Karl Polanyi, (2001), The Great Transformation: The Political and Economic Origins of Our Times,

(35)

hizmetlerin uluslararası alanda paylaşılması 1980’lerde başlayarak 1990‘lı yıllarda da artma gösterdiği söylenmektedir. 1980’li yıllardan sonra ekonomik ilişkilerin yaygınlaştığı, ideolojik çeşitliliğin temel alındığı, ayrışmaların çözüldüğü, liberal bir kültürün, inanç ve değerin birbirine benzediği düşünülmektedir. Küreselleşme kavramından zaman ve mekanın sıkıştığı bir durum olarak bahsedilmekte, hakimiyetin ulusal devletin üzerinde (AB-BM) bir güç olarak kabul görüldüğü de dikkatten kaçmaması gerekmektedir. Küreselleşme ulus devletin etkinliğinin eskiye nazaran azaldığı ve bu nedenle para, insan ve düşüncenin sınırların ötesinde kendisine hayat bulduğu kabul edilen bir düşünce olmaktadır.33 Dünyanın globalleşen bir hal alması ile küreselleşmenin ekonomik alanda da gücünü gösterdiği ve ulus devlet fikrinin çözülmeye yüz tuttuğu ifade edilmektedir.

Küreselleşme düşüncesinin sınırsız kapitalizmi harekete geçiren bir süreç olduğu, neo-liberalizmi savunanlar ve eleştirenler tarafından ortak fikre varılan bir nokta olarak kabul edilebilmektedir. Neo-liberaller küreselleşmenin serbest piyasanın doğal sonucu olarak eşit ve serbest mübadelenin önündeki engellemelerin kaldırılması ile birlikte ortaya çıktığını söylemektedirler. Neo-liberallere göre kapitalizm ile verimliliğin önündeki en büyük sınırlama olan müdahaleci ve bürokratik yapının ortadan kaldırılarak, akılcı ve fayda temelli örgütlenmelerin önü açılarak piyasa dengesinin oluştuğu ifade edilmektedir. Piyasa dengesinin oluşumu ile refahın ve kaynak dağıtımının etkili rolü gerçekleşmektedir. Neo-liberal küreselleşme ile siyasi engellerin hegemonik grupların çıkarları doğrultusunda dayattıkları düşüncelerin ortadan kaldırıldığı, küresel refahın ortaya konulmaya çalışılarak bölüşüldüğü bir sistem olarak kabul edilmektedir. Küreselleşme, toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan sınırsız olarak görülmektedir. Son otuz yıllık süreç içerisinde çok uluslu şirketlerin sayı olarak arttığı, etkinliklerinin genişlediği ve uluslararası örgütlenmelerin de arttığı gözden kaçmamaktadır. Ulus ötesi ilişkilerin geliştiği ve bunların engellenmesini mümkün olmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda vahşi kapitalizmin eşit olmayan ve hiyerarşik yapısının güçlendiği de dikkatlerden kaçmamaktadır. Ortaya atılan bu görüş doğrultusunda küreselleşmenin her durumda insanlık için hizmet etmediği ve süreç içerisinde benzersiz bir eğilimin olmadığı görüşünün daha da güçlenmesini

33 Alejandro Colas, (2007), Neo-Liberalizm, Küreselleşme ve Uluslararası İlişkiler: Neo-Liberalizm

Referanslar

Benzer Belgeler

Ve mantıksızlık öylesine büyüktür ki, İstanbul’dan vapura binen yabancı herşeyden habersiz Ada’ya kadar gelmektedir.. Geminin görünmez bir köşesindeki

Majeste'nin Ortaköy'de oturdu~unu, Ortaköy'de ele geçen tabletlerdeki çe~itli yerlerden Majeste'ye yaz~lm~~~ olan görevli mektuplar~n~n çoklu~u gös- termektedir (3/4). Ayr~ca,

Edip Cansever‟in ses getiren eserlerinden biri olan Yerçekimli Karanfil, Ģairin Ġkinci Yeni çizgisine eklemlenmesinin nedenidir. Önceki kitaplarından gerek dil

Dünya Sosyal Forumu Tertip Komitesi taraf ından organize edilen yürüyüşe, Brezilya Komünist Partisi, Brezilya Eko-Sosyalist Ağı, Para Eyaleti Tarihsel Miras Enstitüsü,

Bunu çeşitli geli şmelerde görmek mümkün: birçok ülkede nispeten daha toplumsal refah odaklı hükümetlerin iktidara gelmesi, hükümetlerin korumac ı politikalara

Genel greve kamu ve özel sektör çal ışanlarının kitlesel katılımı beklenirken, halkın yüzde 75'inin grevi desteklediği belirtiliyor.. Fransa'da ocak ayının ilk

Ekolojik krizin en büyük mağduru olan dünyanın kırlarında yaşayan köylülerle, yeni dönem s ınıf hareketinin inşasında büyük rol oynayacak, yeni bir tür çevre

Televizyonlarınız, gazeteleriniz yer vermedi aman rezalet çıkmasın diye, zirvenize toz konmasın diye… Yine de Irak’ta direnişçiler duymuştu sokaktakilerin sesini de,