TEBLİGAT

Belgede MEDENİ USUL HUKUKU KİTAP ÖZETİ (sayfa 22-30)

Tebligat bir davada yapılan işlemleri o davayla ilgili kişilere Kanun’ da belirtilen usule uygun olarak bildirme işlemidir. Tarafların ve ilgililerin davada yer almaları yapılan ve yapılacak işlemleri öğrenmeleri, bunun sonucunda kendilerine tanına hakları kullanabilmeleri, sürelerin bir kısmının başlayabilmesi tebligat işlemine bağlıdır. Tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile düzenlenmiştir.

Davetiye tebligattan farklı bir kavramdır. Davetiyede bir kimsenin belirtilen gün ve saatte mahkeme huzuruna çağırılması işlemi vardır.

Tebligat için öncelikle tebligata esas olacak işlemi talep eden olmalıdır; usulüne uygunsa bu talep üzerine ilgili mercii tebligat çıkarmalıdır. Bu tebligat yetkili merci tarafından kanunda belirtilen yer ve zamanda, usulüne uygun olarak muhatabına ya da muhatap yerine tebligatı almaya yetkili kimseye ulaştırılmalıdır. Tebligatın temel aşamaları;

23 - Tebligat çıkarılması talebi

- Tebligatı çıkaracak makamın tebliğ evrakını hazırlaması

- Tebligatı yapacak merci veya kişi tarafından tebligatın usulüne uygun şekilde - Muhatabına ya da onun yerine tebellüğe yetkili kimseye ulaştırılması Tebligat Çıkaracak Merciler

- Yargı Mercileri

- Genel ve Katma Bütçeli Daireler - Belediyeler

- Köy Tüzel Kişilikleri - Barolar

- Noterler Tebligatı Yapacak Merciler

Kural Olarak Posta ve Telgraf İşletmesi tarafından yapılır. Ancak bu kuralara bazı istisnalar getirilmiştir.

- Mahkemeler, kendiliğinden veya talep üzerine kendi memuru aracılığıyla tebligat yapılmasına karar verebilir.

- Kanunda özel hüküm bulunan hallerde, gecikmesi halinde zarar doğabilecek durumlarda veya burada çalışan kişilere yapılacak tebligatlarda o kurumda çalışan memurlar ya da mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yapılabilir.

- Duruşma sırasında davaya ilişkin belgelerin taraflara, ilgilere, katılana ya da kanuni temsilcilere tutanağa geçirilerek imza karşılığı verilmesi de tebliğ hükmündedir.

- Duruşma sırasında, sıfatları mahkemece tespit edilen avukat stajyerlerine ve sekreterlerine bir sonraki duruşma gününün bildirilmesi de tebliğ yerine geçer.

- Avukatlar takip ettikleri davalarda, makbuz karşılığında birbirlerine tebligat yapabilirler.

- Yurt dışına yapılacak tebligatlar o ülke mercileri aracılığıyla yapılır.

- Kendisine tebligat yapılacak kimse Türk Vatandaşı ise, tebliğ o yerdeki siyasi memuru veya konsolos aracılığıyla yapılır.

- Yabancı ülkede bulunan kimseye yapılacak tebligatlar Adalet Bakanlığı aracılığıyla, Dışişleri Bakanlığına oradan da Türk Elçiliği veya Konsolosluğuna gönderilirler. Dışişleri Bakanlığının aracılığına gerek görülmeyen durumlarda Adalet Bakanlığı da doğrudan elçilik veya konsolosluğa tebliğ evrakını gönderebilir.

- Şayet tebligat yapılacak kimse Türk Vatandaşı ise ilgili yargı mercii tebliğ evrakını ilgili bakanlıkları aracı kılmadan da o yerdeki elçilik veya konsolosluğa gönderebilir.

- Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye bu yolla tebligat yapılması da mümkündür. A.Ş. - Ltd. Şti. ve Sermayesi paylara bölünmüş Komandit şirketlere elektronik tebligat yapılması zorunludur. Elektronik yolla yapılan tebligat muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Tebligat Yapılacak Kişiler

Tebligat kural olarak muhatabın kendisine yapılır. Tebligat gerçek veya tüzel kişi olabilir. Tüzel kişilerde tebligat, tüzel kişinin yetkili temsilcisine, temsilciler birden fazla ise, bunlardan yalnız birisine yapılır.

Tüzel kişinin temsilcisi o sırada orada bulunmuyorsa, öncelikle yetkili temsilciden sonra gelen kimse veya evrak memuruna bunlar da bulunmazsa tebligat o yerde bulunan memur veya müstahdemden birisine yapılır. Yetkili temsilci dışında bir kimseye tebligat yapılırsa tebligat evrakına bu durum açıkça yazılmalıdır.

Kanuni temsilcisi bulunanlara, tebligatın muhatabın bizzat kendisine yapılması gerekmiyorsa, temsilcisine yapılır.

Vekil aracılığıyla takip edilen dava ve işlerde tebligatın mutlaka vekile yapılması gerekir, vekil varken asıl tarafa yapılan tebligat usulsüzdür. Bir kişinin birden fazla vekili varsa tebligat bunlardan birine yapılır.

Tebligat yapılacak kimse adresinde bulunmazsa, tebligat kendisi ile aynı konutta birlikte oturan kişilere veya hizmetçilerden birisine yapılabilir.

Belirli bir yerde meslek ve sanat icra edenlerin kendileri yoksa o yerdeki memur ve müstahdemlerinden birisine tebliğ yapılabilir. Ancak muhatap yerine tebligat yapılacak kimselerin, görünüşleri itibarıyla on sekiz yaşında aşağıda olmaması ve bariz bir şekilde ehliyetsiz olmamaları gerekir.

Muhatap adına tebligat yapılacak kimselerin, o davada hasım olarak bulunuyorsa muhatap adına tebligat yapılamaz.

24 Tebligat Yapılacağı Yer ve Zaman

Tebligat, tebligat yapılacak kişinin bilinen en son adresine yapılır. Ancak kendisine tebliğ yapılacak kişinin kabulü halinde, ona adresinden başka yerde de tebligat yapılabilir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılaması halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılası halinde tebligatın tebligat zarfıyla yapılması gerekir.

Muhataba veya yerine tebellüğ edilebilecek kimselere tebligat yapıldıktan sonra, muhatap adresini değiştirir ve bunu mahkemeye bildirmezse ve tebligatı yapacak memur tarafında da teni adres tespit edilemezse tebliğ evrakının bir örneği eski adresin binasının kapısına asılır asılma tarihi de tebliğ tarihi sayılır.

Tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adres esas alınır.

Kendisine tebligat kanunu hükümlerine göre tebligat yapılamayan, adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri bulunmayan ve yapılan soruşturmaya rağmen adresi tespit edilemeyen kimselerin adresi meçhul sayılır ve bunlara ilanen tebligat yapılır.

İlanen tebligat yapılabilmesi için yukarıda belirtilen araştırmaların yapılması gerekir. Aksi takdirde ilanen tebligat geçersizdir.

Tebligat resmi - adli tatil günlerinde ve gece de yapılabilir.

Avukatla takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar resmi çalışma gün ve saatlerinde yapılmalıdır.

Tebligat Giderleri

Tebligat yapılmasını isteyen kimse, tebligat giderlerini peşin olarak öder. Tebligatı çıkaracak yargı mercii tarafından belirlenen süre içerisinde gerekli tebligat ücretini vermeyen kimse, talebinden vazgeçmiş sayılır.

Tebligatın Yapılması

Tebliğ olunacak her evrak birisi dosyasına konulmak, diğeri tebliğ edilecek kimselere verilmek üzere yeteri kadar çoğaltılır. Tebligat bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatada; tebliği çıkaran merciin adı, tebliği isteyen tarafın adı, soyadı ve adresi, muhatabın adı, soyadı ve adresi, tebliğin konusu, tebliğin kime yapıldığı ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kişinin adını, soyadını, adresini ve tebellüğ ehliyetinin bulunduğu, tebliğ tarihi, saati ve nerede yapıldığı, tebligatın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılması durumunda buna ilişkin kayıt, tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzası bulunması gerekir.

Muhatabın Adreste Bulunmaması Veya Tebellüğden İmtina Etmesi

Muhatap veya adreste tebellüğe ehil kimseler, tebligat adresinde oturmalarına rağmen o sırada bulunmazlar ya da imzalamaktan çekinirler ise tebliğ memuru evrakı, muhtar, ihtiyar heyeti, meclis üyelerinden birine veya zabıta amir veya memuruna imza karşılığı teslim eder. Muhtar, ihtiyar heyeti, meclis üyelerinden biri veya zabıta amir veya memuru evrakı kabule mecburdur. Daha sonra tebliğ memuru muhatabın kapısına ihbarnameyi yapıştırır. İhbarname 10 gün süreyle kalır.

Muhatap o adreste hiç oturmamış ya da o adresten sürekli olarak ayrılmış ise tebliğ memuru evrakı, muhtar, ihtiyar heyeti, meclis üyelerinden birine veya zabıta amir veya memuruna imza karşılığı teslim eder ve tebliğ memuru muhatabın kapısına ihbarnameyi yapıştırır.

Adreste tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde yukarıdaki prosedürlerin dışında komşuya, kapıcıya veya yöneticiye de haber verilmesi gerekir.

Yukarıdaki prosedürlere sırasıyla uyulmadığı takdirde tebligat usulsüz sayılır.

İlanen Tebligat

İlanen tebligat adresin meçhul olması halinde yapılır ve kural olarak son çaredir. Adres meçhulse ve resmi ve özel dairelerden tespit edilemiyorsa kolluk vasıtasıyla araştırılıp tespit ettirilebilir. İlanen tebligat son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. Tebliğe karar veren merci daha uzun bir süre de tayin edebilir ancak bu süre on beş günü geçemez.

Usulsüz Tebligat

Yukarıda yazılan prosedürlere uyulmadan yapılan tebligat usulsüzdür. Ancak mutlak şekilde geçersiz değildir. Usulsüz tebligata rağmen muhatap tebliği öğrenmişse tebligat geçerli sayılır. Bu durumda muhatabın usulsüz tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat yoksa usulsüz tebliğ de yoktur.

Tebligat Suçları

Yanlış adres bildirilmesi, kendisine yapılması gereken tebligatı almamak, muhatap adına tebligat yapılan kimselerin, tebligat evrakını muhataba vermemesi, yalan beyan tebligat evrakının asılmasına ilişkin suçlar.

25 T A R A F

Dava iki taraf sistemi üzerine kurulmuştur. Davalı ve davacı. Davalı ve davacı sıfatı aynı kişide

birleşirse dava sona erer. Davacı veya davalı tarafta birden fazla kişi varsa dava arkadaşlığı söz konusu olur. Davada üçüncü bir taraf yoktur. Fer’i müdahil davacı veya davalı yanında yer alarak onlara yardımcı olur. Asli müdahil ise davanın taraflarına karşı yeni bir dava açar. Bu davanın davacı tarafında kendisi, davalı tarafında ise ilk davanın tarafları yer alır.

Davacı ve davalı eşit koşullar altında, eşit hak ve yetkilere sahiptir. Buna silahların eşitliği ya da hâkim karşısında eşitlik denir.

Davacının iddiası haklı görülürse lehine hüküm verilir, davalı haklı görülürse davacının talebi reddedilir.

Davada taraf kavramıyla ilgili üç teori vardır. 1. Maddi hukukla ilgili maddi taraf kavramı, 2. Usul hukukuyla ilgili şekli taraf kavramı 3. Malvarlığı davalarında tasarruf yetkisini açıklayan fonksiyonel taraf kavramı.

Davada taraf kavramı bakımından benimsediğimiz şekli taraf kavramına göre, taraf; mahkemeden kendi adına hukuki koruma talep eden (davacı) ve kendisine karşı hukuki koruma talep edilen (davalı) kimsedir. Davada taraf olarak gözüken kişi gerçekte davada taraf olmayabilir. Davalının taraf konumunda oluşu onun tamamen davacı tarafından davalı olarak gösterilmesi nedeniyledir. Bir kimsenin taraf olabilmesi için dava dilekçesinde davacı veya davalı olarak gösterilmesi yeterlidir. Davanın isim benzerliği nedeniyle bir başka kişiye tebliğ edilmiş olması onu taraf haline getirmez.

Taraf davada açık kimliği ile gösterilir, tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belli olmalıdır. Kim olduğu bilinmeyen kişiye karşı dava açılamaz. Tarafların kimlik bilgileri dava dilekçelerinin zorunlu unsurlarındadır.

Bu bilgilerin eksik olması halinde davacıya mahkeme tarafında bir haftalık kesin süre verilerek bu eksikliği tamamlatılması sağlanır. Aksi halde dava açılmamış sayılır.

Taraf Ehliyeti (Medeni hukuktaki hak ehliyetinin karşılığıdır)

Taraf ehliyeti dava şartıdır. Davanın her aşamasında hâkim tarafından incelenir. Taraflar da davanın sonuna kadar bunu ileri sürebilirler. Bir davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir.

Taraf ehliyetine sahip olan kimseler, davada davacı veya davalı olarak yer alıp geçerli bir şekilde usul işlemlerini yapabilirler. Bu nedenle taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. Yani gerçek ve tüzel kişiler, ayırt etme gücü olamayan bir kişi hatta bir bebek bile taraf ehliyetine sahiptir.

Dava açıldığında taraflardan birisi taraf ehliyetine sahip değilse ve davaya bu şekilde devam edilmiş ise bu dava taraf ehliyetinin olmayışı nedeniyle kural olarak reddedilmeli, verilen hüküm bozulmalıdır.

Davacının ölmüş olan kişiye karşı açtığı dava, taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilmeden taraf değişikliği yapılmak suretiyle ölenin mirasçılarına karşı sürdürülmelidir.

Taraf ehliyeti davanın başında mevcut olmakla birlikte dava esnasında ortadan kalkmışsa bu durumda dava hemen reddedilmez. Dava esnasında taraflardan birisi ölürse, ölen tarafın mirasçıları tespit edilmeli, mirasçılara tebligat yapılabilmesi için sağ kalan taraf süre verilerek dava ertelenmelidir. Mirasçılara karşı davaya devam edilmezse dava taraf ehliyetinin sona ermesi sebebiyle reddedilir. Dava konusu sadece öleni ilgilendiriyorsa bu takdirde taraf ehliyetinin bulunmaması sebebiyle dava sona erer. Ancak dava konusu sadece öleni değil de mirasçıları da ilgilendiriyorsa davaya devam edilir.

Taraf ehliyetinin yokluğunda hüküm verilmiş ise verilen hükümdeki bu eksiklik kanun yollarına başvurularak iptal edilir Ancak hüküm kesinleşmiş ise gidilebilecek olağanüstü bir kanun yolu da bulunmamaktadır.

Dava Ehliyeti (Medeni hukuktaki fiil ehliyetinin karşılığıdır)

Dava ehliyeti, tarafın bir davayı bizzat veya yetkilendirdiği kişi ile yürütebilme ve geçerli taraf usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyetine sahip olan kişi davayı yürütebilir ve usuli işlemleri yapabilir. Dava ehliyeti medeni hukuktaki fiil ehliyetinin karşılığıdır. Bu nedenle dava ehliyeti dendiğinde, kişinin ergin ve ayırt etme gücüne sahip olduğu anlaşılır. Ayırt etme gücü olmayanların yani tam ehliyetsizlerin dava ehliyeti yoktur.

Sınırlı fiil ehliyetine sahip olanlar ise dava ehliyetini ancak kanuni temsilcileri aracılığıyla kullanırlar. Ancak ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kişilik haklarıyla ilgili hakları kullanmak da kanuni temsilcilerinden izin almak zorunda değillerdir. Bazı hallerde de kısmi fiil ehliyetine sahip olanlar dava ehliyetine sahiptirler. Bunlar kendilerine sulh mahkemelerince bir meslek veya sanatla uğraşması için açık veya zımnen izin verilen kişi bu sanatla ve meslekle ilgili konularda tasarruf yetkisine sahiptir. Bu tür izin verilen hallerde küçük veya kısıtlı tam fiil ehliyetine ve dava ehliyetine sahiptir.

Tüzel kişilerde dava ehliyetine sahiptirler, bu ehliyetlerini organları aracılığıyla kullanırlar.

26 Dava Takip Yetkisi

Dava takip yetkisi, talep konusu hakkında hüküm alabilme yetkisidir. Bu yetki bazı istisnalar dışında tasarruf yetkisi ile belirlenir. Dava ve taraf ehliyetine sahip davacı ve davalının dava takip yetkisine de sahip olması gerekir. Kural olarak bir hakkın sahibi ve hukuki ilişkinin tarafı tasarruf yetkisine sahiptir. Örneğin A. Eşi B nin C ye ödünç verdiği malın iadesini dava edemez. Dava yetkisi doğmadığı için dava reddedilmelidir. Aynı durum davalı için de aynıdır. Örneğin kira sözleşmeleri için dava kira sözleşmesinin taraf olmayan kişiye karşı açılamaz.

Ancak dava takip yetkisi kanun gereği dava konusu hakkın sahibi veya ihtilaflı hukuki ilişkinin taraflarından başka birisine de ait olabilir. Burada dava takip yetkisini başkası adına kullanmak söz konusu olmaktadır. Örneğin İİK göre alacaklı borulunun kendi adına tapuya tescil ettirmediği bir taşınmazını borçlu adına tescil edilmesi için icra dairesinden dava açma yetkisi verilmesini isteyebilir. Dava takip yetkisinin kanun gereği üçüncü kişi tarafından kullanılması halinde davanın tarafı üçüncü kişi olur.

Alacağın tahsili için dava açan kimse, alacağını önceden devretmişse bu kimsenin dava takip yetkisi bulunmaz.

Davayı takip yetkisini kullanan üçüncü kişi, hak sahibinin iradesi ile davayı yürütmesine engel olunamazken, temsilde davayı kötü yöneten vekil azledilebilir.

Dava takip yetkisinin arandığı hallerde, dava takip yetkisi yoksa dava reddedilir. Dava takip yetkisi dava şartıdır. Dava takip yetkisi iradi olmadığı için kural olarak üçüncü bir kişiye yasal takip yetkisi dışında devredilemez.

Taraf Sıfatı

Davacı tarafta yer alan taraf için aktif tara sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Sıfat, dava konusu sübjektif hak ile taraf arasındaki ilişkidir. Davacı olarak taraf sıfatına sahip olabilmek için dava konusu hakkın sahibi olmak gerekir.

Kamu yararı sebebiyle bazı hallerde taraf sıfatı olmadığı halde savcıya dava açabilme imkânı tanınmıştır. Örneğin savcı evliliğin butlanını dava edebilir. Burada savcının sübjektif bit hakkı bulunmamaktadır.

Davalı sıfatına sahip olmak ise dava konusu hakkın pasif süjesi olmayı gerektirir. Alacak davasında davalı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Borcun devrinden sonra artık borçluya dava açılamaz.

Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girilmeden tespit edilemez. Oysa dava şartı davanın esasına girilmesini engelleyen bir niteliktir.

Taraf Değişikliği

Davalarda taraf değişikliği, taraflardan birinin yerine üçüncü kişi veya kişilerin geçirilmesi şeklinde olabileceği gibi, taraflardan birinin yanına üçüncü kişi ya da kişilerin katılması şeklinde olabilir. Taraf değişikliği;

- Dava esnasında meydana gelen olaylar nedeniyle zorunlu olarak (Örneğin ölüm)

- Dava dilekçesinde gerçek tarafın yanlış ya da eksik gösterilmesi sebebiyle davanın reddini engellemek için tarafların anlaşmasıyla yapılabilir.

Bazı durumlarda dava dilekçesinde gösterilen tarafların adlandırılmasında hata yapılabilir. Bu hatalar maddi hata kapsamında düzeltilebilir. Açık yazım ve hesap hataları maddi hata kapsamındadır.

Kanuni Taraf Değişikliği

Kanunda öngörülen veya düzenlenen hallerde yapılması gereken taraf değişikliğidir. Kanuni taraf değişikliğinin bazı hallerinde tarafların talebi olmasa bile hâkim resen harekete geçer. Örneğin davanın devamı sırasında taraflardan birisinin ölmesi halinde diğer taraf talep etmese dahi, ölen tarafın mirasçıları onun yerine davaya devam eder. Yine dava esnasında taraflardan birisinin ölümü halinde, mirasçı henüz mirası kabul etmediği gibi reddetmemişse gecikmesinde sakınca olan hallerde ölen tarafın yerine kayyım atayabilir. Ölen kişinin yerine kayyım atanması da kanuni taraf değişikliğidir.

Bazı hallerde kanuni taraf değişikliği tarafların işlemleriyle de gerçekleşebilir. Örneğin dava esnasında dava konusunun devredilmesi halinde, davacı devralan kimseye davaya devam etmek isterse taraf değişikliği mümkündür.

Kanuni taraf değişikliğinde, karşı tarafın ya da davaya çekilecek kimsenin rızasına gerek olmadığı gibi hâkiminde iznine gerek yoktur. Bu durumda yeni taraf eski tarafın kaldığı yerden davaya devam eder. Eski tarafın yaptığı işlemler geçerliliğini korur.

İradi Taraf Değişikliği

İradi taraf değişikliği kurul olarak tarafların anlaşmasıyla yapılan taraf değişikliğidir. İradi taraf değişikliğinde davanın taraflarından birisinin davanın tarafı olmaktan çıkarılması, onun yerine üçüncü kişi veya kişilerin geçirilmesi ya da tarafların birinin yanına üçüncü kişi veya kişilerin katılmasıdır. Bazen hukuki ya da fiili

27

yanılgı sonucu davanın taraflarının yanlış ya da eksik belirlenmesi mümkündür. Bu durumda taraf değişikliğine gidilmezse davanın reddedilerek gerçek davacı tarafından gerçek davalıya açılması gerekecektir. İşte dava açılırken davanın tarafının yanlış veya eksik belirlenmesi halinde, bu hatanın telafi edilmesi için taraf değişikliği yapılması gerekir. İradi taraf değişikliği davanın yeniden açılmasını engellemek ve usul ekonomisi için getirilmiştir. Örneğin şirket tüzel kişiliği yerine şirket ortağının açtığı davada, ortağın yerine şirketin geçirilmesi, tüzel kişiliği olamayan ortaklığa karşı açılan davada ortaklık yerine ortakların geçirilmesi, kefile karşı açılan alacak davasında, borçlunun kefilin yanın katılması. Taraf katılımının yapıldığı tarafta tek bir kimse varsa dava arkadaşlığı meydana gelir. Buna karşılık katılımın gerçekleştiği tarafta birden fazla kimse mevcutsa, katılım suretiyle bu tarafta genişleme meydana gelir.

İradi Taraf Değişikliğinin Yapılması

Davanın taraflarından birisinin davanın tarafı olmaktan çıkarılması, onun yerine üçüncü kişi veya kişilerin geçirilmesi ya da tarafların birinin yanına üçüncü kişi veya kişilerin katılması şeklinde yapılır. HMK ya göre idari taraf değişikliği üç şekilde yapılabilir.

1. Karşı tarafın Rızasıyla: HMK 124 e göre bir davada taraf değişikliği karşı tarafına rızası ile mümkündür. Bu rızanın açık olması gerekir. Bu şekilde yapılan değişiklikte tarafın yanlış gösterilmesinin sebebi aranmaz. İradi taraf değişikliğinde davalı taraf ile davacı tarafın değişiklik halleri arasında fark vardır. Davacı tarafta değişiklik yapılırken karşı tarafın rızası yeterli değildir. Davaya katılacak olan yeni davacının rızası olmadan davacı tarafta sadece davalı tarafın rızasıyla değişiklik yapılamaz. Davalı tarafta değişiklik için ise eski davalının rızası yeterlidir.

2. Hâkimin İzni İle: Önce karşı tarafın rızası alınmaya çalışılmalıdır. Eğer karşı tarafın rızası alınırsa hâkimin iznine gerek kalmaz. Ancak karşı tarafın rızasının mümkün olmadığı hallerde taraf değişikliğinin yapılması

2. Hâkimin İzni İle: Önce karşı tarafın rızası alınmaya çalışılmalıdır. Eğer karşı tarafın rızası alınırsa hâkimin iznine gerek kalmaz. Ancak karşı tarafın rızasının mümkün olmadığı hallerde taraf değişikliğinin yapılması

Belgede MEDENİ USUL HUKUKU KİTAP ÖZETİ (sayfa 22-30)