DAVAYA MÜDAHALE

Belgede MEDENİ USUL HUKUKU KİTAP ÖZETİ (sayfa 30-33)

Medeni usul hukuku sistemimiz davalı veya davacı olarak ikili bir sistem üzerinde kurulmuştur. Dava sonunda verilecek hükümden etkilenecek olan üçüncü kişiye davalı veya davacı yanında davaya katılma hakkı tanınmıştır. Üçüncü bir kişinin taraflardan birsinin yanında davaya katılması, fer’i müdahale şeklinde kendiliğinden olabileceği gibi, taraflardan birisinin davayı ihbar etmesi şeklinde de olur. Davanın tarafı olamayan üçüncü kişi için kanunda öngörülen diğer bir katılma ise asli müdahaledir. Asli müdahale gerçek anlamda bir yargılamaya müdahale değildir.

Fer’i Müdahale

Fer’i müdahale, üçüncü kişiye görülmekte olan bir davaya, davayı kazanmasında yararı bulunan taraf yanında katılma olanağı veren bir kurumdur. Davanın sonunda verilen kararı üçüncü kişilere de etkisi bulunabilir.

Bu durumda verilecek hükümden etkilenecek üçüncü kişilerin davaya üçüncü bir taraf olarak katılmaları mümkün değildir. BU durumda kendi haklarını korumak için davaya fer’i müdahil olarak katılabilirler. Fer’i müdahil yanında katıldığı tarafın davayı kazanmasına yardımcı olarak daha sonra kendisine karşı bir dava açılmasına engel olur ya da kendisinin dava açması gereği ortadan kalkar. Feri’i müdahil tarafın elinde olmayan veya bilmediği delilleri de mahkemeye vererek uyuşmazlığın çözülmesini kolaylaştırabilir.

Fer’i Müdahalenin Hukuki Niteliği

Üçüncü kişi fer’i müdahil olarak davaya katılmakla taraf sıfatını kazanmaz. Çünkü fer’İ müdahil kendisi için bir hukuki koruma talep etmemektedir. Zaten mahkeme de fer’i müdahil hakkında karar ermez. Fer’i müdahil kendisine ait bir taraf yetkisi yoktur. Yanında yer aldığı kişinin dava takip yetkisini kullanır.

Fer’i Müdahalenin Koşulları

Müdahale talebi davanın açılmasından, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Sözlü yargılama ve hüküm safhasında fer’i müdahale mümkün değildir. Yine istinaf ve temyiz aşamasında da fer’i müdahale mümkün değildir. Ancak istinaf aşamasında yeniden yarılama yapılıyorsa bu durumda tahkikat aşamasının sonun kadar fer’i müdahale mümkündür. Temyiz aşamasında tahkikat aşaması

Fer’i müdahil olmak isteyen kişi davanın tarafı olmamalı. Mecburi dava arkadaşlığında tek bir dava olması nedeniyle dava arkadaşları diğerinin yanında fer’i müdahil olamaz. Buna karşılık ihtiyari dava arkadaşları birbirinin davalarına fer’ müdahil olarak katılabilirler. Çünkü her birisinin davası birbirinden bağımsızdır. Fer’i müdahil davanın tarafı gibi dava ve taraf ehliyetine sahip olmalıdır ve davaya katılma konusunda hukuki yararının olması gerekir. Hükmün üçüncü kişiye etkisi doğrudan olabileceği dolayısıyla da olabilir. Dava sonunda verilen hükmün üçüncü kişiye icra etkisi varsa, burada etki doğrudan olmaktadır ve bu kişinin davaya katılmakta hukuki yararı vardır.

Fer’i Müdahalede Usul

Fer’i müdahale talebi davayı görmekte olan mahkemeye verilen bir dilekçe ile olur. Dilekçe de kimin yanında davaya müdahale etmek istediğini ve gerekçelerini ve hukuki dayanaklarını belirtmek zorundur. Müdahale dilekçesi taraflara tebliğ edilir. Üçüncü kişinin davaya katılmasında hukuki yarara sahip olmasına göre hakim talebi kabul eder ya da reddeder.

31 Fer’i Müdahalenin Hükümleri

Üçüncü kişi müdahale talebi kabul edildiği andan itibaren davayı takip edebilir. Katılmadan önce yapılan işlemlere itiraz edemez, tekrarını isteyemez. Müdahil tarafın yardımcısı olup asıl tarafın yapabileceği tüm usul işlemlerini yapabilir. Tarafın bir işlemi yapmaması müdahilin de işlemi yapmayacağı anlamına gelmez. Asıl Bu nedenle asıl taraf ileri sürmese bile müdahil anayasaya aykırılık iddiasında bulunabilir ya da dava sonunda verilen hükme karşı asıl taraf istinaf yoluna başvurmasa dahi müdahil kendisi ile ilgili kısım için tek başına istinafa ve temyize başvurabilir. Asıl taraf temyiz hakkında feragat etmişse müdahil temyize başvuramaz. Asıl taraf hakimi reddetmemişse müdahil hakimi reddedemez.

Asıl taraf müdahilin yaptığı işlemi geçersiz kılabilir. Müdahil asıl tarafın yararına olmayan işlemleri yapamaz. Bu nedenle müdahil davayı geri alamaz, maddi hukuka ilişkin işlemleri yapamaz, davadan feragat edemez, talep sonucu daraltamaz, genişlemez ve karşı dava açamaz.

Mahkeme fer’i müdahilin katılmasından sonra o davayla ilgili tüm işlemleri müdahile de tebliğ edebilmeli, onun bu işlemlere karşı koyabilmesini sağlamalıdır.

Fer’i müdahilin yanında yer aldığı kişinin davayı kazanması halinde müdahale giderleri de diğer yargılama giderleri gibi kaybeden tarafa yüklenebilir, ancak asıl taraf hal ve hareketleriyle davaya müdahaleye neden olmuşsa yargılama giderlerinin bir kısmı ona da yüklenebilir.

Müdahalenin Etkisi

Fer’i müdahil asıl tarafa yardımcı olmasına rağmen davayı kaybetmiş olabilir. Bu durumda asıl taraf müdahile ya da müdahil asıl tarafa dava açabilir.

Fer’i müdahalenin etkisi, müdahil ile yanında davaya katıldığı taraf arasında geçerlidir. Kesin hükmün aksine müdahalenin etkisi mutlak değildir. Fer’i müdahil davaya etki edebildiği ölçüde müdahalenin etkisine tabi olacaktır. Eğer müdahil davaya geç katılmışsa ve asıl tarafın davayı iyi yürütmediğini, iddia ve savunmalarını eksik yaptığını, bu nedenle davanın kısmen veya tamamen kaybedildiğini ileri sürebilir. Müdahilin bazı işlemleri asıl taraf tarafından engellenmişse yine müdahalenin etkisine tabi olmadığını ileri sürebilir.

Bunun yanında asıl taraf müdahilin bilmediği iddia ve savunma vasıtalarını ve delilleri kasten veya ağır kusuru ile ileri sürmemişse ikinci davada ilk davanın iyi yönetilmediğini iddia edebilir.

Müdahalenin etkisi mahkeme tarafından kendiliğinden göz önüne alınmalıdır.

Davanın İhbarı

Görülmekte olan bir davada taraflardan birisinin, kendisine yardım etmek üzere davaya müdahalesini sağlamak amacıyla davanın üçüncü bir kişiye durulmasına “davanın ihbarı” denir. Davanın ihbarı davanın kaybedilmesi halinde rücu hakkının bulunduğu hallerde söz konusu olur. Davayı üçüncü kişiye ihbar eden taraf üçüncü kişinin davaya fer’i müdahil olarak katılmasını isteyebilir. Kendisine ihbar yapılan kişi davaya katılmasa bile bu ihbarın etkisi olacaktır.

İhbarın Koşulları

Tahkikat sonuçlanıncaya kadar dava ihbar edilebilir. İstinaf mahkemesinde dava yeniden ele alınıp yeniden tahkikat yapılırsa ihbar istinaf mahkemesinde de mümkündür. Temyiz aşamasında ihbar mümkün değildir.

Davanın tarafları ya da mecburi dava arkadaşları birbirine ihbarda bulunamaz. İhbar yapılacak kişinin üçüncü kişi olması ve davanın kaybedilmesi halinde bir rücu ilişkisinin ortaya çıkma ihtimalinin olması gerekir.

İhbarın İhbarı Usulü

İhbar tek taraflı bir usul işlemidir. Hâkimin veya karşı tarafın iznine gerek yoktur. Davanın ihbarı yazılı olarak yapılmalıdır. İhbar mahkeme aracılığıyla yapılabileceği gibi mahkeme dışı yollarla örneğin taahhütlü mektup veya noter kanalıyla da yapılabilir. Yargılamayı kötü niyetli olarak geciktirmek amacıyla davanın ihbar edilmesini engellemek amacıyla, ihbarda bulunan tarafa ayrıca bir süre verilemez. İhbarda ihbar sebebi ve yargılamanın hangi aşamada olduğu belirtilmesidir. İhbar yapılan kişi de dava konusu hakkında bir başkasıyla rücu ilişkisinin olması halinde o da bir başkasına davayı ihbar edebilir.

İhbar Üzerine Üçüncü Kişinin Tutumu

Davanın üçüncü kişiye ihbarı, üçüncü kişinin davaya müdahalesini zorunlu kılmaz. İhbarda bulunulan kişinin hareketsiz kalması üzerine dava devam eder. Kişinin hareketsiz kalması, daha sonra kendisinin açacağı davadan feragat ettiği veya kendisine açılacak davayı kabul ettiği anlamına gelmez. Üçüncü kişinin hareketsiz kalması halinde ihbarda bulunan kimse davayı takip etmeye mecburdur.

Üçüncü kişi ihbar üzerine davaya fer’i müdahil olarak katılabilir. Bunun için ihbar yapılan kişinin fer’i müdahillik talebinde bulunması gerekir. Sadece davanın ihbar edilmiş olması üçüncü kişiye fer’i müdahillik sıfatı vermez. Talep üzerine mahkemenin fer’i müdahillik talebinin kabul edildiğine yönelik karar vermesi gerekir. Fer’i müdahil davayı kazanmasına yararı bulunan kişinin yanında davaya katılabileceğinden, koşulları varsa ihbarda

32

bulunmayan taraf yanında da fer’i müdahil olarak davaya katılabilir. İhbar üzerine davaya katılan fer’i müdahil ile kendiliğinden davaya katılan fer’i müdahilin yetkileri açısından herhangi bir fark yoktur.

Kanundaki istisnalar dışında ihbar edilen kişi davada taraf konumunu elde etmez.

İhbarın Sonuçları

Usulüne uygun olarak yapılmış ihbarın maddi hukuk ve usul hukuku anlamında iki ayrı etkisi vardır.

İhbarın maddi hukuka ilişkin etkisi zamanaşımının kesilmesine ilişkindir. Davanın ihbarıyla kendisine ihbar yapılmış kişi bakımından zamanaşımı kesilmiş olmaz.

İhbarın usul hukukuna ilişkin sonucunda, usulüne uygun şekilde ihbarın yapılmış olması gerekir.

Kendisine ihbar yapılan kişi, ihbar üzerine davaya fer’i müdahil olarak katılmışsa, bu durumda ihbarın etkisi söz konusu olur. Davanın ihbarının amacı, üçüncü kişinin davaya fer’i müdahil olarak katılmasını sağlamak olduğundan, fer’i müdahalenin etkisi davanın ihbarı bakımından da geçerlidir. Bu nedenle ihbarda bulunulan kişi ilk davada verilen hükmün kendisine karşı açılan rücu davasında etkisi olmayacağını ileri süremez. İhbar üzerine ister davaya fer’i müdahil olarak katılsın isterse hareketsiz kalsın fer’i müdahalenin etkisi ihbarda bulunulan hakkında uygulanacaktır. Böylece kendisine dava ihbar edilen kişinin davaya katılması zorunlu hale getirilmek istenmiştir.

İhbarda bulunulan kişi ihbarın kendisine zamanında yapılmamış olduğunu, yahut iddia ve savunma imkanlarının asıl davada ihbar eden tarafından ağır kusurlu olarak kullanılmayarak davanın kötü yürütüldüğünü ileri sürebilir.

Örneğin ihbarda bulunan kişinin elinde bulunan delili mahkemeye kasten sunmadığı için dava kaybedilirse hükmün etkisi ihbarda bulunulan kişi için geçerli olmayacaktır.

Dava ihbar edilen kişinin davaya katılmaması durumunda hükmün etkisi katılmayan kişi içinde aynen etkili olur.

Asli Müdahale

Asli müdahale, görülmekte olan bir dava veya çekişmesiz bir yargı işinde, o yargılama konusu şey veya hak üzerinde yargılamaların tarafları veya ilgilileri ile hukuki yararı çatışan üçüncü bir kişinin bu kişilere karşı aynı mahkemede ayrı bir dava açmasıdır. Yani bağımsız bir davadır.

Asli Müdahalenin Koşulları

Öncelikle bir dava olmalıdır. İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz dava olmadığından tedbir veya haciz talebine asli müdahale mümkün değildir. Davanın her aşamasında asli müdahale mümkündür. Ancak kanun yolu başvurularında asli müdahale mümkün değildir.

Çekişmesiz yargıda da asli müdahale söz konusudur. Çekişmesiz yargıda maddi ilgililer yargılamada yer alarak haklarını savunabilir. Maddi ilgili hakkını savunmak durumunda ise o zaman asli müdahaleden değil çekişmesiz yargıda yer almaktan bahsedilebilir. Çekişmesiz yargıda asli müdahale talebiyle başvuran üçüncü kişi mevcut ilgili veya ilgilileri karşısına alarak bir hak çekişmesi içerisine giriyorsa çekişmesiz yargı işi çekişmeli yargıya dönüşür.

Asli müdahalede de hukuki yararın varlığı şarttır. Asli müdahale davasını açan tarafın ilk davanın tarafı olmaması gerekir. Fer’i müdahil taraf olmadığından asli müdahale davası açabilir.

Asli Müdahale Usulü

Asli müdahale ile görülmekte olan davanın taraflarına ilk davanın görülmekte olduğu mahkemede (görevli ve yetkili mahkeme bu mahkemedir) karşı ayrı ve bağımsız bir dava açıldığından ortada iki dava bulunmaktadır. Çekişmesiz yargıda ise mevcut ilgili ya da ilgililere karşı dava açılarak asli müdahale talebinde bulunulabilir. İlk davanın davacı ve davalıları asli müdahale davasında mecburi dava arkadaşı durumundadır. Ancak birlikte hareket etme zorunda değillerdir. Davanın sonunda her birisi için ayrı ayrı karar verilebilir. Asli müdahale ayrı bir dava olması sebebiyle açılırken harç yatırılmak zorundadır.

Asli Müdahale Davasının İncelenmesi ve Karar

Asli müdahale davasında asli müdahil bir taraftır ve dava sonunda onun hakkında bir karar verilir. İlk dava ve asli müdahale davası birlikte görülmesine rağmen ayrı davalardır. Her iki davanın birlikte görülmesindeki amaç iddiaları inceleyip çelişkili karar verilmesinin önlenmesidir. Gerekirse davalardan birisini diğeri için bekletici sorun yapabilir. Genellikler asli müdahale davasını önce inceler daha sonra ilk davayı inceler. Her iki davanın tarafları da kendileri hakkında verilen hükme karşı ayrı ayrı istinaf ve temyize başvurabilirler.

Asli müdahale davasında verilen hüküm sadece asli müdahil ile bu davanın davalısı olan ilk davanın tarafları hakkında kesin hüküm teşkil eder. Müdahale davasında verilen hüküm ilk dava için kesin hüküm teşkil etmez. Ancak müdahale davasının konusu ilk dava ile ilgili olduğundan müdahale davasında verilen hüküm ister istemez ilk dava için belli bir etki gösterecektir.

33

MEDENİ USUL HUKUKUNA HÂKİM OLAN İLKELER

Belgede MEDENİ USUL HUKUKU KİTAP ÖZETİ (sayfa 30-33)