3. İSTİKLAL MAHKEMELERİ’NİN YENİDEN KURULMASI

3.3. İsmet Paşa’nın Tutumu

Şark İstiklal Mahkemesi heyeti, Adana’da, bu meselelerle uğraşırken, iki aya yakın bir zamandan beri devam etmekte olan isyanın hala tamamen bastırılması mümkün olmamış, ancak asilerin işgal etmiş oldukları bazı şehir, kasaba ve köylerle, mühim geçit ve boğazların bir kısmı askeri birliklerimiz tarafından, kanlı müsademeler yapılmak suretiyle asilerin elinden geri alınmış bulunuyordu. Başbakan İsmet Paşa’da Mecliste verilen bir soru önergesine 7 Nisan 1925 günü verdiği cevapta,250 bu ilk başarı haberini veriyor, yaptığı

246 Adana'dan sonra şimendifer işletmesi Fransızların elindeydi ve Fransızların şimendifer işletme idaresi navlunları

pek yüksekti.

247 Avni Doğan kitabının 170 nci sayfasında katılışındaki gözlemlerini şöyle anlatıyor. “ Tren bir büyük salon ile beş

altı kompartımanlı üç vagondan ibaretti. Bavullarımla salona girdim Baştan başa açık olan Salonun bir kısmı, battaniye ve yatak çarşafları ile bölünmüş ve bir Harem dairesi vücuda getirilmişti. Meğer bu hazırlık, Mazhar Müfit Beyin baldızı hanım içinmiş. Katipler, emniyet memurları önemli kişilerin gurur ve edası içinde beni iyice süzdüler. Benim de mahkeme azası olduğumu öğrenerek lütfen bir kompartıman ayırdılar. Biz bu minval üzere Adana’ya kadar seyahatimize devam ettik. “

248 Avni Doğan kitabında Adana’da bir gün kalındığını söylemekte hatta yola çıkmak için “Taşçıkan” eğlence yerinde

uyuyarak geç kalan bir arkadaşlarını beklediklerini yazmaktadır.

249 A.S.Örgeevren, a.g.e., s.91

açıklamada asilerin, şehirler civarında mağlup olduktan sonra da davalarından vazgeçmeyerek teşkilatlarını koruyarak oraya buraya, kol kol ayrılarak sarp bölgelere dağlara çekildiklerini harekatın henüz bitmediğini, asilerin ellerindeki silahları bırakmayarak gayelerini elde edebilmek ümit ve azmiyle isyanda ısrar ve mukavemet kararında olduklarını, bu inatçı ihtilalcileri birer birer bulup tepelemek lazım geldiğini, bunun için, ne vakit sona ereceği bilinemeyen harekat ve bastırmadan sonra da, isyan bölgesinde ve karışıklıklara istidadı olan diğer bölgelerde, bir takım tedbirler almak lüzumu olduğunu, Hükümet tarafından alınan ve alınacak olan askeri tedbirlerin devam ettiğini, bugüne kadar alınmış olan tedbirlerden başka daha bazı tedbirlere başvurmayı hükümetin zaruri gördüğünü söyledi.

Bir ay evvel durum; asilerin Diyarbekir şimalindeki birkaç noktaya kadar gelmiş bulunması şeklinde idi. Meclisiniz hükümetinizin memleketin bu kısmında çıkan ateşi söndürecek tedbirlerini kabul ettikten sonra durum böyle kalmadı. Asiler Mart 7/8 gecesinde Diyarbekir'e saldırdılar, muvaffak olamadılar. Sonra Silvan'ı aldılar. Daha sonra Mardin'e bir taarruz tevcih ettiler. Fesatlarını Palo civarına sıçrattılar. Muş'un irtibatını da kestiler. Ötede Malatya'ya kadar girerek Çemişgezek'e dayandılar. Eğin'i tehdit ettiler. Durum tehlikelidir dediğimiz zaman ne kadar haklı olduğumuzu görüyorsunuz. Alınan tedbirler arasında seferberlik ilan edildi. Vatandaşlar buna şevk ve heves ile itaat ettiler. Tam sulha, rahata kavuştukları bir devrede memleketin sükununu bozanlara karşı hiddetli idiler ve bunda haklı, çok haklıdırlar.

Seferberlik; intizam içinde, şuurlu bir sürat içinde tamamlandı. Asiler bugüne kadar kesilmeyen fesat silahlarından çok fayda görmüşlerdi. Üzerlerinde muhtelif mukaddesat yazılı bayraklarla her tarafta fikirleri karıştırmaya çalışıyorlardı. Ciddi müsademeler oldu. İrtica, alınmaz zannettikleri dağlık yerlere çekildi ve çok kayıp verdi. Cumhuriyet evlatlarının sert ve keskin silahları karşısında her gün biraz daha eriyerek mütemadiyen hüsrana uğradılar. Hadise 20 Marttan sonra genişlemeye başlamış, mühim surette ilerlemek istidadı göstermiş, durumu evvelden görerek alınan tedbirler sayesinde durmuştur.

İlk sevk ettiğimiz birlikler, asilerle mühim bölgelere açılan isyan kapıları üzerinde aynı zamanda karşılaştılar. Siverek ve Çemişgezek bu suretle kurtuldu. Ve daha mühim genişlemelerin önü alındı.

Görüyorsunuz ki; hükümet zan ve vehimle idare edilmiyor. Hadiselere uyan tedbirlerle tehlikeli durumların önüne geçiliyor.

Bugünkü durum şudur: Şarkta SiIvan ve Büşeyri birliklerimizin hakimiyetindedir. Hani, Lice, Piran gibi Şeyh Said'in başlıca faaliyet bölgeleri işgalimiz altındadır. Elaziz' den gönderilen birliklerimiz Palo'yu almışlardır. Çapakçur'u almak üzeredirler.

Asiler, şehirler civarında tecrübe ettikleri talihlerini mağlup olduktan sonra başka bir sahada tecrübe ediyorlar. Kendilerince müstahkem zannettikleri dağlara çekilmişlerdir. Davalarından vazgeçmemişlerdir. Teşkilatlarını muhafaza ediyorlar. Fakat; ergeç bu dağların kendilerine mezar olacağını anlayacaklardır.

Harekat bitmiştir gibi bir söz söyIiyecek durumda değilim. Dağlardaki asileri birer birer bulup tepeleyeceğiz. Bunu tamamlayacağız. Henüz devam eden ve ne vakit biteceği bittabi malum olmayan harekattan sonra bu bölgede irticaa ve dine dayanan karışıklıklara istidadı olan diğer bölgelerde bir takım tedbirler alacağız. Bu tedbirler Meclise arzedilecektir.

Seferber olarak cumhuriyeti korumaya koşan vatandaşları yüksek Meclisiniz önünde takdir ve şükranla hatırlamak isterim.

Böyle bir tehlike anında yapılacak şey; karşı tedbirin kesin olarak ve mümkün olan süratle alınmasıdır. Bu tehlike veya vatanın karşılaşabileceği bütün diğer tehlikeler karşısında seferberliğin süratle tamamlanması gerektir. Seferberlik zamanında yapılmıştır. Arza mecburum ki; cumhuriyet evlatları cumhuriyetin tehlikede olduğunu gördük- leri anda katiyetle, süratle ve şuurla hareket etmişlerdir.

Askeri tedbirler devam ediyor. Bastırma ve temizliğin sonunu bekleyerek ondan sonra alacağımız tedbirler hakkında yüksek meclisinizde maruzatta bulunmak için vakit yoktur. Müsaade ederseniz bu tedbirleri de bir iki gün zarfında arz edeceğim.”

Belgede Şark istiklal mahkemesinde 1925-1927 döneminde Takrir-i Sükun Kanununun uygulanmasi (sayfa 130-132)