İsmet Paşa’nın Ankara’ya dönüşü

Belgede Şark istiklal mahkemesinde 1925-1927 döneminde Takrir-i Sükun Kanununun uygulanmasi (sayfa 94-99)

2.3. İsyan Devam Ederken Ankara’nın Tutumu

2.3.1. İsmet Paşa’nın Ankara’ya dönüşü

21 Şubat 1925 cumartesi günü Ankara karla kaplı olduğu halde istasyonda İstanbul treninin gelme saati yaklaştığında büyük bir kalabalık toplanmaya başlamıştı. İsmet Paşa’yı karşılamaya gelenler arasında Meclis Başkanı Kazım Paşa, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey, Maliye Bakanı Mustafa Abdülhalik Bey, Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey, İçişleri Bakanı Cemil Bey, Dışişleri Bakanı Şükrü Kaya Bey ile çok sayıda Milletvekili vardı. Bir tek Başbakan Fethi Bey gelmemişti. Mustafa Kemal Paşa’da karşılamaya bizzat gelmişti.

198 B.Cemal a.g.e. 39

“Gazi Mustafa Kemal otomobilinden indikten sonra Tren istasyona girdi ve şeref salonuna geçti. Trenin istasyona girmesi üzerine Gazi Paşa dışarı çıktı. Katarın son ve özel karşılayıcı grubun önüne gelecek şekilde, durdu. Özel vagonun arka kapısından İsmet Paşa indi. Başında Gazi’nin aksine, ön ve arka tarafından sivri kalpağı vardı. Gazi’nin İsmet Paşa’ya “Ben iki yanından sivrilen kalpak giyiyorum. Sen de, ön ve arkasından sivrilenini giyeceksin.” demişti.

Vagonun önünde birbirleriyle hararetli bir şekilde el sıkıştılar. İsmet Paşa daha sonra, diğer karşılayıcılarının da ellerini sıktı. Gazi, İsmet Paşanın kulağına eğilerek:

“Doğruca Çankaya’ya, bize çıkalım. Seninle konuşacaklarım var.” dedi.

İsmet Paşa: “Başüstüne Paşam!” cevabını verdi.200

İsmet Paşa ailesine kendi evlerine, yalnız gitmelerini tembihledikten sonra Gazi’nin otomobiliyle birlikte Çankaya’ya çıktılar. Gazi yolda “vaziyet tahmin ettiğinden daha vahim” dedi. İsmet Paşa olaydan hiç habersiz olmamakla birlikte ayrıntıları bilmiyordu. Çankaya’da, baş başa kaldıklarında konuyu Gazi kendisine iletti. olayın askeri safhasından ziyade mahiyeti üzerinde durdular. Doğuda, İngilizlerin teşvikiyle bir Kürt hareketinin hazırlanmakta olduğundan Hükümetin haberi vardı. Bir çok plan ele geçirilmişti. Fakat Şeyh Sait bir Kürt lideri gibi davranmaktan ziyade bir “karşı ihtilal”in ilk darbecisi gibi hareket ediyordu ve açtığı bayrak, hilafet bayrağıydı, şeriat bayrağıydı.

Gazi “Başvekil bunu böyle görmüyor. Hadiseyi mahalli bir İsyan hareketi olarak alıyor. Kabinede, bu mahalli isyanın bastırılması tedbirlerini arıyorlar” dedi.

Görüşme uzun sürdü. Meclis Başkanı Kazım Paşa’nın da katılımıyla akşam yemeğini de birlikte yediler. Üç Paşa gerekli

askeri tedbirler üzerinde durdular ve isyan bölgesinde sıkıyönetim ilan edilmesi ile harp divanlarının kurulması konusunda anlaştılar. Gelen haberlerden mahalli jandarmanın, yakın tanıdığı, bildiği asilerin üzerine ateş açmadığı hatta bazılarının onlara katıldığı, köylülerin de bu durumu görünce zaten “din uğruna savaş” verdiğini

söyleyen isyancılara destek oldukları anlaşılıyordu. Harp

Divanlarının kurulmasıyla devlet otoritesi kendini gösterecekti.

İsmet İnönü’nün Ankara’ya çağırılması, siyasi havayı derhal karıştırdı. Ertesi gün, gazeteler İsmet Paşa’nın Ankara’ya gelişi ve Çankaya’daki toplantı haberleriyle yayınlandıklarında Başkenti ve İstanbul’u bir heyecan dalgası kapladı. Kabinede görüş ayrılıkları çık- tığı, İnönü’nün, takip edilecek umumi politikaya muhalif olduğu, bir kabine buhranı arifesinde bulunulduğu rivayetleri ve dedikoduları ağızdan ağıza dolaşıyordu.

Pazar günü CHF grubu genel kurulu reji meselesi görüşüldüğü sakin bir toplantı yaptı. Toplantıda isyan olayına değinilmedi. Hem Mustafa Kemal Paşa, hem de İsmet Paşa Bakan ve milletvekilleriyle

görüşerek nabız yokluyorlar, kendi görüşlerini onlara

hissettiriyorlardı.

O akşam İsmet Paşa, Kazım Paşa ve Fethi Beyi Çankaya’da akşam yemeğinde Gazi’nin misafiriydi. Şeyh Sait’in hareketine karşı alınacak tedbirler konusu görüşüldü. Olayın mahiyeti üzerinde Gazi ve İsmet Paşa’nın fikirleri ile Fethi Bey’in fikri farklıydı. Aynı şekilde Başbakan ile Bakanları Mahmut Esat Bey, İhsan Bey, Ali Cenani Bey ve Cemil Bey’in olaya bakışları da farklıydı. Fethi Bey mahalli tedbirleri yeterli gördüğünden olayın büyültülerek, gazetelere

büyültülmüş şekliyle verilmesine, kamuoyunun

heyecanlandırılmasına karşıydı. Fethi Bey, “Karşı ihtilal” tabiri bir yana, bunun için “isyan” kelimesini bile kullandırmıyordu. Ama 21 Şubat’ta asilerin, süvari tümeninin birinci kademesini esir ettikten sonra, Diyarbakır’dan hareket eden ve birinci kademeye

yetişemeyen 11. Alayı da tuzağa düşürerek 1 nci Süvari tümenini etkisiz hale getirmesi sonrasında Fethi Bey bu tavrını değiştirdi.

Gelen son haberlerin ışığında, acil önlemler alınması gerektiğine Fethi Bey de ikna oldu. Bunun Üzerine, aynı gece Çankaya’da Bakanlar Kurulu Gazi’nin başkanlığında toplandı. Toplantıya Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa da katıldı. Toplantıda isyan bölgesinde sıkıyönetim ilan edilmesine karar verildi. Bu konuda yetki Anayasa’ya göre Hükümetin olduğundan ve Hükümet kararını Meclise derhal bildirmekle mükellef olduğundan, Başbakan Fethi Beyin imzasıyla Hükümet tezkeresi ivedilikle Meclis Başkanlığına gönderildi.

“Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesine,

Ergani vilayetinin bir kısmında kuvvei müsellahai devlete(devletin silahlı kuvvetlerine) karşı müsellehan (silahlı olarak) vukua gelen isyan Diyarbekir, Elaziz, Genç vilayetlerine de sirayet eylemiş ve tevessüle (genişlemeye)müsait görülmüş olduğundan Elaziz, Genç, Muş, Ergani, Dersim, Diyarbekir, Mardin, Urfa, Siverek, Siirt, Bitlis, Van ve Hakkari vilayetleriyle Kığı ve Hınıs kazalarında bir ay idare-i örfiye ilan edilmiştir.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 86 ncı maddesi mucibince keyfiyeti Meclis-i Alinin tasdikine arzeylerim,

Başvekil Fethi “201

Bu, Fethi Bey Hükümeti tarafından atılmış büyük bir adımdı. “isyan” ifadesi resmi olarak ilk kez kullanılıyordu. İçişleri Bakanlığı da aynı zamanda, sıkıyönetim bölgesinde harp divanlarının kurulduğunu ilan etti. Çankaya’daki toplantıda tedbirlerin CHF Grup genel kurulundan geçirildikten sonra götürülmesi kararlaştırıldı.

Pazartesi günkü gazetelerde bu haberlerden ziyade İsmet Paşayı Fethi Beyin karşılamamış olması nedeniyle yapılan açıklama vardı.

“Fethi Beyin ve bazı vekillerin İsmet Paşanın istikbalinde (karşılanışında) bulunmamaları hiç bir maksada müstenit değildir. Bu,

201 TBMM, ZC., C.14, s.306 vd., Bazı kaynaklarda tezkerenin tarihi 21Şubat bazılarında 23 Şubat olarak

münhasıran Başvekilin ve diğer vekillerin o sırada Meclis veya dairelerinde meşgul olmalarından ileri gelmiştir.” 202

23 Şubat’ta Cumhuriyet gazetesi isyanla ilgili şu değerlendirmelerde bulunmaktadır:

“( ... ) Hadisenin bidayeti irticakarane fıkirlerle başlamıştır. Asiler ve bilhassa Said-el Kürdi Hilafet meselesini ortaya atarak cahil halkı herhangi bir tesir altında teşvik etmeye başlamışlardır. Mahalli jandarmalardan bir kısmı zaten kendi arkadaşları üzerine silah istimal etmeyeceklerini söyleyerek ussata iltihak etmişlerdir. Hükümet, bidayette hadisenin mevzi surette bastırılmasını arzu etmekten asiler üzerine kuva-yı askeriye sevk etmemişti.” Gazetede isyan hareketinin o güne kadar geçirdiği evreler anlatıldıktan sonra “Şayan-ı dikkat olan cihet, asilerin irtica maksadıyla ecnebi tesirleri altında kalmalarıdır” denilerek isyanda dış güçlerin rolü gündeme getirilmekteydi. Hükümetin idare-i örfıye ilan ettiği ifade edildikten sonra hükümetin dini siyasete alet edenler hakkında şiddetli bir kanun çıkarma hazırlığında olduğu duyurulmaktaydı203.

24 Şubatta hükümet durumu ve alınacak tedbirleri Halk Partisi Meclis Grubuna arz etti. Grup genel kurulu, sabahleyin saat 10’da toplandı. Toplantı saat l7.30’a kadar sürdü. Toplantıda Gazi Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa da hazırdılar.

Milletvekillerine durumu Hükümet adına Başbakan Fethi Bey ve İçişleri Bakanı Cemil Bey anlattılar. Fethi olayın “irticai bir isyan” olduğunu bildiriyordu. Şeyh Sait’in Beyannamesini gruba okudu. Sait, Beyannamede müstakil bir Kürdistanın kurulacağını, Halifenin döneceğini, şeriatın tekrar toplum hayatına hakim olacağını, dinsiz olan mevcut hükümetin ortadan kaldırılması gerektiğini bildiriyordu. Fethi Bey olayın mahallilik vasfına ilişmek istemiyor, bunun bir “top yekün karşı ihtilal” başlangıcı manasına alınmasına engel olmaya çalışıyordu.

202 M.Toker, a.g.e, s.20

Parti Genel Başkanı Vekili İsmet Paşa söz alarak, Cumhuriyetin ilanından sonra eski devir taraftarlarıyla mürteciler tarafından öteden beri yapılmakta olan tahrikleri birçok misaller göstererek izah etmiş ve bu defaki hadiseye temas ederek hadisenin, bugün olmasa bile, ileride nasıl olsa meydana geleceğini, düşmanların öteden beri dini vasıta edip siyaset yaptıklarını açıklamıştır.

İnönü, Halk Partisi hükümetinin bu mesele karşısında kat’i tedbirler almış olduğunu, bundan sonra alınması gerekecek tedbirlerin de katiyen gecikmeyeceğini, meselenin behemehal ve esaslı surette kökünden bitirileceğini söyleyerek; bizim vazifemiz, parti olarak itimat etmek ve bu gibi hadiselere karşı şiddetle hareket eden ve edecek olan hükümete yardım etmektir, demiştir.

İnönü’den sonra söz alan Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey, hükümetin, Meclise Hıyaneti Vataniye kanununa eklenmek üzere hazırladığı teklifi okumuştur.

Parti grubunda birçok milletvekilleri de söz almış ve bunlardan bilhassa Aydın milletvekili rahmetli Doktor Reşit Galip, karşı ihtilalcilerin en sert tedbirlerle yok edilmelerini istemiştir.

Halk Partisi Meclis Grubundaki konuşmaları baştan sona kadar dikkatle takip eden Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, toplantıdan sonra evvela partinin ileri gelen şahsiyetleriyle görüşmüş ve akabinde de İsmet Paşa ve Genelkurmay İkinci Başkanı General Kazımın da iştirak ettikleri Bakanlar Kurulu toplantısına Başkanlık etmiştir.

Belgede Şark istiklal mahkemesinde 1925-1927 döneminde Takrir-i Sükun Kanununun uygulanmasi (sayfa 94-99)