2.1. Şeyh Sait İsyanı Öncesi Bölgeyle İlgili Ayrılıkçı Örgütlenmeler

2.1.4. Kürt-İngiliz Görüşmeleri

Cemiyetin en faal azasından “kör” namıyla bilinen Palulu Sadi164, İstanbul’da 1924 senesi sonlarında ve 1925 Martında, yani Şeyh Sait isyanının başlamasından hemen önce ve isyan başladıktan sonra “Büyük Britanya Dışişleri Bakanlığı Şark Şubesi memurlarından Mr. Templeton” zannederek Türk gizli polisi Nizamettin’le temas etmiş ve Kürt İstiklal Komitesi Başkanı Seyit Abdülkadir adına görüşmeler yapmıştır. Yapılan bu görüşmeler Başkomiser Nizamettin tarafından düzenli olarak raporlar hazırlanarak kayıt altına alınmıştır.

27 Eylül 1924 tarihli rapora165 göre; Kör Sadi bir zabıta memuruna

İngilizlerle görüşmek için aracılık talebinde bulunurken; görüşmenin Kıbrıs’ta yapılabileceğini, Kürdistan için hizmete hazır olduğunu, Dersim, Palo bölgesinde geniş bir isyanın hemen meydana getirilebileceğini ancak mevzii bir ihtilalin gayeyi temin edemeyeceğini, yer yer bölge bölge vukua getirilerek ihtilalin maksadının temin edilebileceğini, Gazi’ye suikast tertip edileceğini bunların gerçekleşebilmesi için İngilizlerin maddeten ve manen yardımlarının teminini istediği bildirilmekteydi.

İngilizlerin görüşmeyi kabul ettikleri fakat silah ve cephane meselesi için merkezlerine soracakları ve bir proje istediklerine dair cevaba, Kör Sadi’nin Seyyit Abdülkadir’in yanına giderek birkaç gün kalma ihtimali olduğu, proje tanzimi cevabı için gecikme olabileceği bununla beraber kendi düşüncelerini ve kimlerin bu işlere katılabilecekleri silah ve cephane nakli için Dicle’den yararlanmanın mümkün olduğu, Gazi’ye suikast meselesi için bir çete ile çevrilir ve işi bitirilir dediği 4 Ekim 1924 tarihli166 raporda yazılıyordu.

1 Ekim Salı günü Beşiktaş’ta Palulu Kör Sadi ile Başkomiser Nizamettin arasında yapılan görüşme 8 Ekim 1924 tarihli raporda167 ayrıntılı olarak bildiriliyordu. Bu rapora göre Şeyh Abdülkadir’le görüşerek ondan tam yetki aldığını söyleyen Palulu Kör Sadi’nin İngilizlerden istedikleri,

164 Seyit Abdülkadir’in özel kalem müdürü, Mahmut Şevket Paşa zamanında Kürt faaliyeti yaptığından Taife

sürülmüş ve Dünya savaşında İskenderiye’de Seyyid Beşir esir kampında kalmış

165 Raporun tam metni için Bkz. A.S.Örgeevren, a.g.e., s.155

1. Mısır veya Kıbrıs’ta bir müzakere,

2. İhtilal hareketi başarıyla bittiği takdirde Kürdistan istiklalinin tasdikine ve buna mukabil İngilizlere Kürdistan’da verilecek tavizler ve diğer fedakarlıkları gösterir karşılıklı taahhüt senetlerinin imzalanması,

3. İhtilal hareketinin devamı boyunca silah ve cephane verilmesi; bunlar ihtilalin başlamasından bir müddet sonra verilmeğe başlanacaktır.

4. İki yüz bin liralık kredi verilmesiydi.

Ayrıca bu görüşmede Kör Sadi, bir cemiyeti temsil ettiğini, ferdi hareket etmediğini ve büyük bir kuvvete dayanarak onun namına müzakerelere giriştiğini, Kürdistan istiklalinin İngiltere tarafından tanınacağı resmen taahhüt edilirse, bütün Kürdistanın ayaklanacağını ilk harekette Diyarbakır’da hükümetin düşürülebileceğini, İngilizlerin ciddi yardımlarıyla bu işe girişmek istediklerini, bu meselenin dışarıda müzakere edilmesini, takip altında olduğundan korktuğunu 1913 senesinde Rus Konsolosuyla Kürdistan ihtilali için temas ederken ve Mahmut Şevket Paşaya Kürdistan muhtariyeti için bir rapor vermişken tutuklanarak Taif’e sürüldüğünü ve sekiz sene sürgünde kaldığını söylemiştir.

Palulu Kör Sadi’nin Seyit Abdülkadir namına Mr. Templeton’la

Şişlideki evinde yaptığı görüşmede168 ise Mr. Templeton’a evvela Türkçe

ve Fransızca olarak yazılmış salahiyet vesikasını göstermiş ve sonra da Kürt hükümetinin teşekkülünden evvel ve sonra, İngiltere’yle münasebetlere, maddi ve manevi yardımların şekline dair altı maddelik bir sözlü nota dikte ettirmiştir. Mr. Templeton bu siyasi notayı derhal İngiltere hükümetine vereceğini ve cevabını da şifre ile en kısa zamanda getirteceğini söylemiştir. Palulu Sadi’nin randevu günü ve saatini iki gün öce bildirmesinden verdiği bu siyasi notanın bir müzakere ve müşavere neticesinde hazırlandığı anlaşılmaktadır. Üstelik siyasi notasını hiç aksamadan okur gibi söylemiş ve yazdırmıştır.

Sadi’nin verdiği bu diplomatik notanın tesiri şöyle özetlenebilir.

167 Görüşmelerin ayrıntısı için Bkz. B.Cemal, a.g.e., s.79

168 Bu görüşmeye ilişkin rapor 14 Ekim 1924 tarihlidir. Ayrıntılar için Bkz.,B.Cemal, a.g.e., s.81 vd

1. İngilizlerle Kral Hüseyin’inkine benzer bir ittifak yaparak Türkleri arkadan vurmak,

2. Kürt Emirliğini teşkil edecek vilayetlere komşu hükümetler tarafından bir taarruz halinde İngiltere’nin bilfiil müdahale ve müdafaasını taahhüt ettirmek,

3. Bu teşekkülle de kanaat edilmeyerek Kürt hükümetine Akdenizde bir de mahreç talep etmek,

4. Bütün bunların fiilen gerçekleştirilebilmesi için iki yüz elli bin altın lira. Paranın ihtilal hareketinin sonuna kadar kredi açılmak suretiyle ve yirmi bin lirasının da Dohuk, İmadiye, Zaho gibi noktalarda temas temin edildiği anda ödenmesi istenmektedir. Demek ki, bu üç noktada temas temin edilmiştir ve büyük bir ihtilal hareketine girişebilmek için ellerinde hazır silah vardır. Yalnız her ihtimale karşı cephane istiyorlar.

5. Kürdistan emirliğine mutlak surette Seyit Abdülkadir’in getirilmesi şarttır. Kabine teşkili Seyide aittir. Yani Kral Hüseyin’in takip ettiği yol ve istibdat tatbik olunacaktır.

6. Aynı Hüseyin’in İngilizlerle yaptığı Kürt hükümeti İngiliz mandasına girecektir demiyorlar da, Kürt hükümetine mücavir hükümetler tarafından bir taarruz halinde İngiltere hükümeti müdafaayı taahhüt etmelidir diyorlar.

Palulu Sadi 13 Kasım Perşembe günü Seyit Abdülkadir’e müzakere neticesini haber verecektir. Sadi’nin erkek kardeşi baytar yüzbaşısı Fuat Diyarbakır’daki birliklerdedir. Sadi’nin Fuad’a önceden verdiği talimata göre herhangi bir hareket karşısında İngilizlere ve lrak’a katılmak ve bu mümkün olmazsa, hiç olmazsa dahile çekilmek.

Bununla birlikte Kürt İstiklal Komitesi bununla da yetinmeyerek isyanın fiilen başlayıp devam ettiği sıralarda 29 Mart 1925’te,169 “Mr. Templeton’a Kör Sadi, Ayaklanmayı Van ve Erzurum yörelerine yaymayı ve istanbul’da bir hükümet darbesi yapmayı teklif etmişti. Buna göre:

1. Hükümet darbesi yapmak için Seyit Abdülkadirle İngiliz hükümeti arasında vasıta olacak,

2. Hükümet darbesi teşebbüsünde İstanbul’daki Kürtler silahla hücuma geçirilecek ve ihtilal dini ve irticai olacağından umumi bir mahiyet alacaktır.

3. Silahlı Kürt kuvvetleri Babıali’yi, Kolorduyu ve Emniyet Müdürlüğünü işgal edecek,

4 . İstanbul’da mevcut bazı grupların yardımı temin olunacak,

5. İhtilali yapmağa ve duruma hakim olmağa kafi gördükleri Kürt kuvvetlerinde tabanca, kılıç vesair silahlar mevcuttur,

6. Yalnız bu tertibatın başa çıkması için İngilizlerin tüfek, bomba, altın para ile muavenetlerinin temini lazımdır.

7. İstanbul’da yapılacak bir hükümet darbesi derhal Bursa, Konya ve İzmir’e aksedecek, bu üç vilayette de ihtilal başlayacak ve Ankara iki ateş arasında kalacaktır.

8. Palulu Sadi, İngilizlerin tüfek, bomba, altın para gibi maddi yardımlarından başka ihtilalden sonra hemen Vahdettin’i İstanbul’a getirmelerini de şart olarak ileri sürmektedir.

Kürtler için “İstiklal” gayesiyle girişilen bu harekete, Vahdettin”in tekrar tahta oturtulması niyetinin karıştırılması, isyana, Türkler bakımından tam manasıyla bir karşı ihtilal mahiyetini verdiği aşikardır. Zaten Vahdettin ve avenesi de, karşı ihtilal hazırlamaktan bir an bile geri durmamışlardı.

Ayrıca eski Ayan azasından Seyit Abdulkadir’in tüm görüşmeleri ve hareketlerinin de kontrol altında tutulduğu hazırlanan raporlardan anlaşılmaktadır. 14-18 Aralık 1924 tarihli bu raporlarda Seyit Abdulkadir’in her bir buçuk ayda bir Şark vilayetlerinin meseleleri ve durumu hakkında oradan İstanbul’a gelen Kürtler vasıtasıyla malumat aldığı, hatta gelen bir ziyaretçi grubun Bolşeviklerin teklifi olduğunu ilettiklerini, Bolşevik aleyhtarı ve İngilizlerle uyuşma taraftarı olan Seyit Abdülkadir ise Bolşeviklerin din ve milliyet düşmanı olduklarını ve bunlarla birlikte hareket etmenin katiyen muvafık alamayacağını ve

Bolşeviklerle müşterek bir hareket vukuunda bu hareketin aleyhine yürüyeceğini, hayırlı bir işe teşebbüs ettiğini, ilkbaharda Kürdistan’da ihtilal olacağını söylediği yazılmaktadır. 170

Belgede Şark istiklal mahkemesinde 1925-1927 döneminde Takrir-i Sükun Kanununun uygulanmasi (sayfa 74-78)