İktidar Partisinde İç Mücadele

Belgede Şark istiklal mahkemesinde 1925-1927 döneminde Takrir-i Sükun Kanununun uygulanmasi (sayfa 108-110)

2.3. İsyan Devam Ederken Ankara’nın Tutumu

2.3.6. İktidar Partisinde İç Mücadele

Halk Partisi Meclis Grubu 2 Mart 1925 Pazartesi günü karşı ihtilal hareketini bütün teferruatıyla ile incelediği bir toplantı yaptı. Toplantıdan bir gece önce Bakanlar Kurulu, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Paşa’nın katılımıyla, Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında gece saat on buçuğa kadar süren önemli bir toplantı yaptı. Toplantıdan sonra Mustafa Kemal Başbakanla bir süre baş başa görüştü. Bu görüşmenin hükümet değişikliği konusunda olduğu hep konuşuldu.

2 Mart 1925 Pazartesi günü grup toplantısı heyecanlı bir hava içinde başladı ve görüşmeler tam 12 saat sürdü. Konuşanların çoğu Fethi Beyi ve politikasını hedefliyorlardı. En ağır eleştirileri daha önce Fethi Bey Hükümetinde İçişleri Bakanı olan ve başbakanın kafi derecede enerjik hareket etmemesinden şikayet ederek istifa eden Recep Bey yapıyordu. Fethi Bey ise “Recep Bey nasıl böyle konuşabiliyor? Biz, Nasturi isyanını ondan devraldık. Doğudaki olaylarda da onun idaresinin rolü vardır.” diyerek kendisini savunuyordu.

Grup toplantısının resmi sebebi Fethi Beyin yumuşak tutumundan bazı Bakanlarının şikayetçi olmasıydı. Bahriye bakanı ihsan Bey hükümet kararlarının oy çokluğuyla alınmasından rahatsızlığını dile getirdi. İsmet Paşadan yana olan Ali Cenani, Mahmut Esat, İhsan ve Cemil Bey gibi radikal Bakanlar, Fethi Beyin, Sıkıyönetim kararını tam olarak uygulamadığını söylüyorlardı. Başbakan ise memleket çapında bir şiddet hareketine girişmek için sebep görmediğini söylüyordu.

Fethi Bey kendisine hücumlar artıp daha şiddetli davranması için tazyik edildiğinde ise açıkça, alınan tedbirlerin kati olduğunu, bunlarla isyan bastırabileceğini söyledi ve hiddetle “Lüzumsuz şiddetlerle ben elimi kana boyamam.” dedi. Bu söz, Fethi Bey’in arzulanan Başbakan olmadığını gösterdi.

Buna rağmen grupta Fethi Bey gibi düşünenler bulunuyordu. Bilhassa Doğuyu temsil eden milletvekilleri Başbakanı destekliyorlar,

tedbirlerin yeterliliğini söylüyorlardı. Fethi Beyin Bakanlarının Fethi Beye karşı vaziyet almaları bile havayı tam değiştirmedi.

Bu durum grubun konuşmak üzere Mustafa Kemal’i davet etmesi ile tersine döndü. Mustafa Kemal Paşa, uzun konuşmasında radikaller gibi düşündüğünü “karşı ihtilal” hazırlığının ancak şiddet kullanarak üstesinden gelinebileceğini işaret ederek, “Milletin elinden tutmağa lüzum vardır. İnkılabı, başlayan tamamlayacaktır.” dedi ve meseleye son noktayı koydu.

Fethi Bey kabinesinin akibeti belli olmuştu. Genel Başkanın bu kadar açık vaziyet alması dengeyi değiştirdi. Mustafa Kemal planladığı üzere Fethi Beyi başbakanlıktan indirerek yerine İsmet Paşa’yı başbakan olarak tayin etti. Daha sonra 1937’de Mustafa Kemal İsmet Paşa’yı hükümetten düşürmesi sırasında Şeyh Sait olayı sırasında bu olayı hatırlatarak; Fethi Bey’i partiden nasıl düşürdüyse, İsmet Paşa’yı da Meclis’te, kamuoyu önünde düşürme

maksadında olduğunu söyleyecekti.213

Hükümetin şiddet politikası takip etmesi, İstiklal

Mahkemelerinin kurulması, sıkıyönetim bölgesinin hududunun genişletilmesi ile ilgili Radikaller bir takrir verdiler. Yapılan oylamada Fethi Bey’in lehine 60 oy çıktı. Karşı düşünenlerin sayısı 94 idi.

Fethi Okyar, bu önergenin kabulünü; hükümetinin, bahis konusu meselelerde gerekli basiret ve azmi gösteremediğinin parti grubunca kabul edilmesi manasında almış ve Cumhurbaşkanına istifasını vermiştir.

3 Mart tarihli Meclis oturumunda başbakan Fethi Bey söz alarak şu Beyanatta bulunmuştur:

213 “Akşam sofrayı dağıttıktan sonra hayli düşündüm. Bu adamı artık işbaşından çekme zamanının geldiğine kani

oldum. Kararımı verdim. Bir daha belini doğrultamayacağı şekilde başbakanlıktan uzaklaştıracaktım. Kesin kararımı vermek için sabah uykusundan sonra daha serinkanlılıkla durumu değerlendirmeyi uygun buldum. (Cevat Abbas'ı işaret ederek) Bunu yanıma aldım . Keçiören civarını gezdim. Baraj'ı gezdim. (Yine Cevat Abbas'ı işaret ederek ) Bunun bana Meclis'in dağılmış olduğunu söylemesine rağmen , doğrusu ya, her nedense inanmadım. Derhal Meclis' e geldim. Meclisi dağılmış buldum. Meclis Başkanı'nın yanına çıktığımda amacım, Meclisin tekrar ne zaman toplanmasının mümkün olacağını sormaktı. Meğer o sırada İsmet Paşa da beni izliyormuş. Arkamdan içeri girdi ve elime sarıldı o anki durumu her nedense beni acındırdı. Meclis'i toplamaktaki amacım kürsüye çıkıp görüşlerimi bizzat Meclis' e anlatmak, kararı Meclis' e bırakmaktı. Şeyh Said olayı sırasında nasıl Fethi Bey'i partiden düşürdüysem, onu da Meclis'te, kamuoyu önünde düşürmekti. Fakat hizmetlerini göz önüne alarak bundan vazgeçtim. Daha ileri gitmek istemedim. Fakat artık af da edemezdim Mamafih günah bende değil, kendisi sebebiyet verdi. Hatta şu anda itiraf edeyim ki onu başbakanlıktan uzaklaştırmakta belki de geç kaldık.” Turgut Gürer, Atatürk'ün Yaveri Cevat Abbas Gürer Cepheden Meclise Büyük Önder ile 24 Yıl, Ekim 2006, s.380 vd.

“Muhterem arkadaşlar,

Mensubu olduğum Cumhuriyet Halk Partisinde iç politikaya ait tartışmalarda hükümet azınlıkta kalarak dün akşam kabinenin istifasını sayın Cumhurbaşkanına takdim ettim. Sayın Cumhurbaşkanı istifamızı kabul ederek yeni kabinenin kurulmasına kadar işlere vekaleten bakmamızı uygun gördüler. Başbakanlığım sırasında sevgi ve yardımlarını gördüğüm arkadaşlarıma en candan ve samimi teşekkürlerimi arz ederim.”

Fethi Okyar’ın alkışlarla karşılanan bu demecinden sonra muhalefet adına İstanbul milletvekili Rauf Bey söz istemişse de Reis Kazım Paşa müzakere açılmayacağını söylemiş, Rauf Bey maruzatım var diyerek söz almış ve

“Muhterem arkadaşlar! İç politikası itibariyle partide azınlıkta kaldığından istifaya mecbur olduğunu Yüksek Heyetinize şimdi arz eden Fethi Beyin Beyanatı kafi derecede açık değildir. Genç hadisesi dolayısıyla birkaç gün evvel Yüksek Meclise izahat veren Fethi Bey’in bu hususta aldığı bütün tedbirleri Meclis oybirliğiyle tasvip etmişti. Şimdi ise, azınlıkta kaldıklarından, “istifaya mecbur olduk” demesi kafi değildir. Bu istifa içerde ve dışarıda bazı telakkilere yol açabilir. Bu mesele etrafında sayın Fethi Beyin Yüksek Meclise izahat vermesini faydalı görüyor ve yüksek Meclise arz ediyorum.”

İktidar partisi içindeki görüş ayrılıklarını meydana çıkarmak için ortaya atılan bu suale, Fethi Bey, başka verecek izahatı olmadığını, ekaliyette kaldıkları için istifa ettiklerini söylemiş214 ve bir kaç gün sonra,

mebusluktan istifa ederek tayin edildiği Paris Büyükelçiliğine gitmek üzere Ankara’dan ayrılmıştır.215

Belgede Şark istiklal mahkemesinde 1925-1927 döneminde Takrir-i Sükun Kanununun uygulanmasi (sayfa 108-110)