Finansmanla İlgili Riskler

Belgede İŞLETMELERDE RİSKE YÖNELİK DENETİM VE RAPORLANMASI (sayfa 107-110)

RİSK KAVRAMI VE RAPORLAMA GEREĞİ

2.3. İŞLETME RİSKİ VE TÜRLERİ

2.3.4. Finansmanla İlgili Riskler

İşletmelerin bütün faaliyetleri ile birlikte sağlam bir şekilde ilerleyebilmesinin ön koşullarından birisi; yeterli finansal imkana sahip olmasıdır. Finansal gücü yerinde olmayan işletmelerin piyasada özellikle yeni teknolojiler ve fiyat konularında rekabet imkanı kalmaz. Bu nedenle işletmeler öncelikle işin özü ile uygun bir sabit yatırım (fabrika, makineleşme vb.) yapmış olmalıdır. Bundan sonraki aşamada asgari işletme sermayesine sahip olmalı ve bu işletme sermayesini çok iyi yönetmelidir.

Bu temel yapı üzerinde işletmeleri finansman konusunda birçok risk beklemektedir. İşletmelerin başta yeterli mali kaynağa sahip olmaması ve aşırı borçla faaliyete başlaması en büyük risktir. Bu nedenle başlama aşamasında her girişimci, sermayesi ile orantılı iş kurmalıdır. Bunun tersi risk kaynağıdır. Şöyle ki; işletme çok fazla sermaye ile gereğinden çok fazla kapasiteye sahip bir fabrika kurarak işe başlarsa; bu durumda atıl yatırım nedeniyle ciddi zararlar edecek ve nakit yönetiminde de problemler yaşayabilecektir.

İşletmelerin pasif dengesinin iyi kurulamaması da risk kaynağıdır. Çok fazla özkaynakla çalışmak; borcun kaldıraç etkisinden yararlanamama riskini, tersi durum (çok fazla borçla çalışmak) ise aşırı faiz riskini beraberinde getirecektir. Bu nokta işletmenin ek kaynak bulma aşamasında da önemlidir.

Fazla borçlanmış işletmeler ek kaynak ihtiyacı olduğunda, riskli olmaları nedeniyle kolay bir şekilde borçlanamazlar.

İşletmelerde finansman açısından sık karşılaşılan risklerden birisi de;

işletme sermayesinin iyi yönetilememesi ve özellikle cari yatırımların optimal seçilememesidir. İşletmeler iyi bir işletme sermayesi yönetimi (nakit, alacak ve stok yönetimi) uygulamak zorundadırlar. Örneğin kasada tutulan nakdin

92

veya stokların, olması gerektiğinden az olması da fazla olması da risktir.

Nakit az olduğunda ödemeleri yapamama, fazla olduğunda da paranın zaman değeri itibariyle reel anlamda kayıp riski oluşur. Stokta da aynı kurallar geçerlidir. Örneğin aşırı stok yapmak stoklama maliyetlerini artırır ve malların bozulma oranı veya fire oranı da artabilir. Alacakların yönetiminde de dikkat edilmelidir. İşletmelerin pazarlama departmanları başarılı olmak için hep daha fazla satmak isterler, bunu yapmak için de vadeli satışları ve özellikle de vadeleri artırabilirler. Bunun sonucunda işletme likidite yetersizliği riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu noktada da işletme amaçları doğrultusunda satış politikaları geliştirilmelidir. Dolayısıyla işletmelerin her an uygun bir likidite yapısına sahip olması ve özellikle de ödeme güçlüğüne düşmemesi gerekmektedir.

Likidite durumu birbirinden farklı üç ayrı politika uygulamasının görünümü aşağıdadır63:

Yüksek Düşük Likidite Politika A Politika B Politika C

Görüldüğü gibi; A politikasının likiditesi yüksek C politikasının ise likiditesi düşüktür. Bu yapının; beklenen karlılık ve risk üzerine etkisi ise aşağıda yer alan şekildeki gibi özetlenebilir:

Şekil 2.8. Likidite, Karlılık ve Risk İlişkisi

Yüksek Düşük Likidite Politika A Politika B Politika C Karlılık Politika C Politika B Politika A Risk Politika C Politika B Politika A KAYNAK: Horne ve Wachowicz, 2005:205.

Şekilde de görüldüğü gibi; risk artarsa, beklenen getiri de (karlılık) artmaktadır. Risk azalırsa, karlılık da azalmaktadır. Bu ilişkiden dolayı işletmeler; daha çok kar etmek istedikleri için zaman zaman dengeyi bozmaktalar, bu durumlarda sıkıntılar ve sonucunda iflaslar kaçınılmaz

63 Horne ve Wachowicz, 2005:204.

93

olmaktadır. Bu nedenle risk ve getiri ilişkisi daima dengede tutulmalı, buna uygun işletme sermayesi yönetimi uygulamaları geliştirilmelidir. Aşırı kar etme hırsı ile likidite yetersizliğine düşülmemelidir. Amerika’da son yıllardaki yaşanan önemli iflasların büyük çoğunluğu 2001-2002 ve 2003 yıllarında gerçekleşmiştir64. Bunlarda da temel sebeplerden birisi likidite yetersizliğidir.

Yine işletmelerin finansman açısından, ortakları ve özellikle de halka açık işletmelerin yatırımcıları ile ilişkilerinin iyi olması gerekmektedir.

İşletmeler tarafından ortakları memnun edecek bir temettü politikası izlenmeli, işletme hisselerinde spekülasyon yapılmasını engelleyici tedbirler alınmalıdır. Örneğin işletme hakkında çıkacak yanıltıcı bir haber borsa değerini olumsuz etkileyecektir.

İşletmelerde diğer bir risk kaynağı da kredi riskidir. Diğer ifadesi ile alacakların tahsil edilememesidir. Bu gibi durumlara da hazırlıklı olunmalıdır.

Bu nedenle işletmelerin daima yeterli likit varlıklarının bulunması, bu noktada dengeyi biraz bozduğu (politika gereği risk aldığı) zamanlarda da sıkıntılı bir durumla karşılaşırsa ihtiyacı olan kaynağı bulabilecek kredibilitesinin olması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen risklerin yok edilmesi için işletmelerde finansal yönetim politikaları daima gözden geçirilmeli, uygun yatırım kararları verilmeli, yeterli kaynak ve işletme sermayesine sahip olunmalıdır. Bunların yeterliliğini sağlayacak iç kontrol mekanizması ve risk yönetim biriminin varlığı kaçınılmazdır. Bu şekilde işletmeler bir erken uyarı sistemine sahip olurlarsa; likidite sıkıntısını hissettiğinde önlem almak için zamanı olur. Böyle bir durumda işletme gerekli önlemleri alarak riskten kurtulabilir. Ancak böyle bir yapı yoksa ve finansal sıkıntı geç fark edilirse; işletmenin kurtuluş imkanı kalmaz ve bu sıkıntılar işletmeyi iflasa götürür65.

64 Bu iflas eden işletmelerin; isimleri, borç tutarları ve iflas tarihleri için bkz.: Ross, Westerfield ve Jaffe, 2008:854.

65 Ross, Westerfield ve Jaffe, 2008:856.

94

Muhasebe/Finansman ile ilgili denetimde kullanılabilecek kontrol listesi soruları66:

- Oran analizi sonuçlarına göre işletmenin güçlü ve zayıf yönleri belirleniyor mu? Gerekli önlemler alınıyor mu?

- İşletme ihtiyacı olduğunda kolay bir biçimde fon temin edebiliyor mu?

- İşletmenin çalışma sermayesi ve net çalışma sermayesi yeterli mi?

İşletme etkin bir işletme sermayesi yönetimi yapıyor mu?

- İşletmenin, sermaye bütçeleme prosedürleri etkili mi?

- İşletme; yatırımcıları ve hisse sahipleri ile iyi bir ilişkiye sahip mi?

Kredi (karşı taraf) riskleri iyi bir şekilde yönetiliyor mu? İşletmenin temettü ödeme politikaları makul mü?

- İşletmenin muhasebe kayıtlarının hata ve hilesiz bir şekilde yapılmasını ve sonuçta doğru finansal raporlamayı sağlayacak muhasebe sistemi, yönetmeliği, personeli ve iç kontrolü var mı?

- Nakit, alacak ve stokları optimal yönetiliyor mu?

- Finansman konuları ile ilgili yetki paylaşımı uygun yapılmış mı?

- Finansman departmanı diğer departmanlarla (üretim pazarlama vb.) etkin bir şekilde uyum içinde çalışıyor mu?

- Finans yöneticileri iyi bir eğitime ve yeterli tecrübeye sahip mi?

Belgede İŞLETMELERDE RİSKE YÖNELİK DENETİM VE RAPORLANMASI (sayfa 107-110)