• Sonuç bulunamadı

ETSA ( ¡UŽÔ³ ) [fiz] Bu hassa, daima gazlarda müşahede (fer) bulunur; bir gazın miktarı ne

kadar az olursa olsun üzerindeki tazyik azaltılırsa hacmi tevsi ederek bulunduğu kabı tamamıyla doldurmak iktidarını haizdir.

(fer) Elargissement tecrübesi:

İçinde gayet az miktarda hava bulunan musluklu hususî bir kursak musluğu kapandıktan sonra bir muhalliyetülhava fanusu altına konsa ve tedricen hava fanustan tahliye edilse bu kursağın da yavaş yavaş şiştiği görülecektir; çünkü haricî havanın tazyiki ile fanustaki havanın elastikî kuvveti tevazün etmek için evvelki vaziyette kalması zarurî idi. Halbuki, haricî havanın azalması fanustaki havanın kabiliyet-i ittişaiye neticesi – çoğalması dışarıdaki tazyikin mukabele etmesindendir. Bunu inbisat ile karıştırmamalıdır. AT SÜLÜĞÜ (

v½u¼uŽ ®¬

) Hemopis vorax §”soluk, alak”

AT SİNEĞİ (

vJMšŽ ®¬

) [fer] Taon [hayv] (La.) “Tabanus”tur. “Zülcenaheyn haşerattan”

müvellidetüşşufeyre haşerat taht sınıfına müteallik bir haşere bazıları tabanide “Tabanides” familyasından zikederler.

Fennî ismi “ippo boksa ekina Hippo boska eqnina”dır. Bu oldukça büyük haşereler sırasındadır. Tulu 12-24 milimetre kadardır. İstirahat halinde iken kanatları vücudu kısmen örtebilir.

“Resomer” bu haşerenin ercüllerinin uzun ve yekdiğerinden mütebaid bir tarzda bulunduğuna bakarak örümceklere benzetmiş ve ismine de “zebab ankebutu” demiştir. Bunların kanatları müstarizdir. Üzerinde tulanî beş tane asibe vardır. Renkleri sarıya mütemail esremdir. Hortumu kısa, nihayet-i serbestisi küttür. Atların en ziyade kılsız nahiyelerinde yaşar. Hayvanların derisi içine hortumunu sokarak bu suretle kan emer. Bu esnada hayvanlar son derece muztarib olur.

Bu sineklerin rusugları gayet kuvvetlidir. Kurun-ı lamiselesi ise kısa ve üç mafsallıdır. Erkekler ekseriya çiçekler üzerinde yaşar. Ve nadiren her cins birlikte ağaç kütükleri üzerindeki yarıklarda yaşar. Bu esnalarda dişi 200-400 kadar yumurtalarını otlar üzerine bırakır ve bunlar 20-12 günde inficar ederler.

Umumiyetle rutubetli yerlerde yaşar. Her ruşeym müteakip senenin haziranında haşere-i kahile haline gelir; fakat ağaçlar özünde yaşayan sineklere at sineği ismi verilir. Bu “taun”lardan bir nevdir.

At sineklerinden insanlara arız olanları da mevcuttur; fakat ziyade sıcak memleketlerde tesadüf edilmektedir.

ATEŞE (

ëAÔ¬

) [fiz] Süryanî lisanından mehuz Acemler ateşe, ibtida “azer” ismini verirlerdi.

Bilahire “ateş” olarak kullanmışlardır ki biz de bu galatı lisanımıza doğrudan doğruya geçirmişizdir. Türkçesi “od”dur. Odun ve bilcümle ihtiraka kabiliyetli maddelerin yanmasından husule gelen bir şeydir. Ateş bir fiilin eseridir. Bu kelimeden bir cisimde aynı zamanda hem ziya hem de hararetin tahassulu anlaşılır.

Gazların ateşine “alev” denir; fakat salb cisimler pek de şule hasıl etmediklerinden bunlara, doğrudan doğruya, ateş ismi verilir. Tabii birinci tenvir, ikincisi de hararet husulune hadimdir.

Şiddetli bir hararete bırakılmış bir cismin aynı zamanda ziya ile hararet tevlid etmesine fizikte “ignition” ismi verilir. Ateşte de bu hasse aynıyla mevcuttur.

Eski Yunan feylesofları ateşte müesser ve madde olmak gibi iki mühim hassa gördüklerinden bunu o suretle mütalaa ederlerdi. Sonraları ateş “anasır-ı erbaa”dan addedildi. İbtida her şeyin aslı ateş olduğu iddia eden kadim Yunan feylesoflarından “Heraklites”tir. §Anasır-ı erbaa

Ernest “Ştal”ın fikrine nazaran “mevadd-ı nariye” filojistik phlogistique” isminde rüknü bir maddeyi ihtiva eder. “Filojistik” eğer şiddetle bir hararetle maruz kalacak olursa ateşe münkalip olurdu. İnsirafîde, doğrudan doğruya şule ve hararet tarikiyle idi. Umumiyetle madenlerin terkibinde kireç, toprak ve filojistik bulunuyordu. Terkibi ziya uğrayan bir madenin içine “madde-i müşteile phlogistique” ilave olundu mu tekraren eski haline ricat mümkündü. Kimyager “Maker” ise ihtiraka Salih olan cisimlerin terkibinde otları yakmak hassasına malik bir madde mevcut olduğunu ileri sürüyor ve bunun talimine çalışıyordu.

Bu batıl nazariyeyi esasından hedm eden bugünkü kimyanın banîsi gibi telakkî olunan meşhur Antovan Loran Lavuzaye’dir.

Maddelerin tahavvülü aleminde bir cüz-i ferdin bile gaip olmadığını ve hareketin daima payidar bulunduğunu idda eden bu meşhur kimyager ihtirakî hadiseleri pek vazih bir surette ortaya koymuştur.

Ştal ve taraftarlarına göre, bir madde “madde-i müşteile” yardımıyla yandığı anda onun vezni de azalıyordu. §Ştal ve nazariyesi.

On sekizinci asır nihayetlerine doğru İngiliz kimyagerlerinden “Biristili” müvellidülhumuzayı meydana çıkarmış; fakat Ştal’in nazariyesi ile meşbu olan dimağının tahakkümünden kendisini kurtaramamıştı. Gühercileyi ısıtarak bulduğu gaza “madde-i müşteilesiz hava Air dephlogistique” ismini vermişti. “Şibl” hamız-ı sanî-i manganezden

istihsal ettiği yine aynı cismi “hava-yı narî Air de feu” namıyla tanındı. Halbuki, Laovazye’nin tetkikatınca havada daima mevcut olan bu gaz temasında gerek sürtülme ve gerek başka bir vasıta ile ihrakına çalışılan cisimler müvellidülhumuza ile imtizac ederek ateş haline gelebilir. Müvellidülhumuzanın imtizacından yanan cisimde bir gaz teşekkül eder ki bunun sıkleti de yandığı dakikadan itibaren birleştiği müvellidülhumuzanın ağırlığı kadar ziyadedir.* Bunun aksi olarak kireçli madenler karbon ile ısıtılırsa hal-ı aslîlerine ricat eder. Binaenaleyh bu hususu temin eden “madde-i müşteile Phlogistique” değildir. Eğer olsa idi bu madenin sıkletinin ziyadeleşmesi lazım idi.

Halbuki, vezin ziyadeleşmiyor, azalıyor. Madenin gaip ettiği cisimler cismin mevcudiyeti meydana çıkıyor.

Bazıları yanan cismin terkibinde bulunan madde ile müvellidülhumuzanın birleşmesiden nasıl oluyor da ateş tekevvün ediyor? Gibi bir sual soruyorlar ki bîşüphe bu metafiziğe ait bir meseledir.

Laovazye taraftarları bu itiraza karşı diyorlar ki: “Azot, müvellidülhumuza ve müvellidülma”da seyyal bir madde-i nariye mevcuttur. Müvellidülhumuza ihtiraka Salih maddeler ile birleştiği zaman bu madde bilhassa müvellidülhumuzadan infikak ederek şule suretine kalb olunur. §Laovazye Kanunları

ATEŞ BALIĞI (

vGš¼U gÔ¬

) §Sardale

ATEŞ BÖCEĞİ (

vJ2u gÔ¬

) [hayv] Haşerat sınıfı, mugammedülcenah takımı “malakoderm Malacodermes” fariğasına müteallik geceleri ziya neşreder bir böcektir. (Fr) lampir der.

Acemler “şebtab” derler. İstihaleleri tamdır.

Cinsleri arasında “Amerika ateş böceği, küçük ateş böceği lanpris nokti loka, lafep siplandidola, losivla lozitanika” gibileri mütalaaya ve zikre şayandır.

Bunlar umumiyetle karanlıkta gayet tiz parlak ziyalar neşrederler. El ile tutulup biraz sıkılacak olursa şercinden kavî bir mayi ifraz eder. Erkeklerinin kanatları var, dişilerinin yoktur. Batın taraflarında fosfor ifraz eden gıdaları yalnız dişilere mahsustur. Bu ziya yardımıyla erkeği kendisinin mevcudiyetinden haberdar eder.

Folfor denilen nevinin neşrettiği ziya o kadar parlaktır ki gece yolculara rehberlik hidmetini görmek kabiliyetindedir. Ekseriya Meksika, Küba taraflarında bulunanların neşrettikleri ziya fazladır. Hatta, Amerika siyahlarının rivayetlerine nazaran, ateş böcekleri

son zamanlarda Amerika’da “süs makamında” moda yerine geçmiştir. Yaz geceleri müsamerelere giden kadınlar saçları arasına bu ateş böceğini koyduktan sonra üzerine gayet ince bir tül örtüp böceği saçları arasında hapsederlermiş. Tabii böcek burada kımıldandıkça ziya neşrediyor ve gayet güzel bir manzara vücuda getiriyormuş.

Amerika ve Küba taraflarında bulunan ateş böceklerine “hamil-i ziya” ismini verirler. Maruf fizyolojistlerden “Rafail Dobva” bu nev ziyadar böceklerin nihayet battaniyelerinde gece rutubetin tesiriyle neşrettikleri fosforî ziyada Muallim Klodepernar’ın fotoğrafisini alabildiğini iddia ediyor.

Şettab, diğer ateş böceklerinden “son halka pygdium”sının muhaddebiyeti tam veya mukavves; aynı zamanda amudî olan “mukaddem-i sadr”ın “matvî köşeli ve yaverke[?]” doğru maktu olmasıyla müteferriktir.

Amerika ateş böceği le cucujo: Rengi koyu esmerdir. Cildinin üzerinde ince kıllar mevcuttur. “Göğüs corselet”sinde donuk iki sarı renk bulunur. Re’si maktu veya müdevver, gözleri büyük, sadrı muhaddep, rusugların şekli haytîdir.

Atanil ve Brezilya havalîsinde çok tesadüf olunur. Sürfeleri şeker kamışı üzerinde yaşar. Haşere-i kamile halinde iken sivrisinekle tagaddî eder.

Lanpris, noktilluka l. noctilluca: Çenesi mütebariz olan erkeği kanatlı ve esmer sincabî rengindedir. “Göğsü corselet” üzerinde iki leke bulunur. Kanatsız olan dişilerinde gamıd eserleri vardır ve sürfeyi andırır. Dişilerin tulu 15,17; erkeklerinki ise 11 milimetre kadardır. Dişiler sürfelerden ziya neşretmekle müteferriktirler. Erkekler havada, dişiler otlar üzerinde fosforî ziyalar neşrederler. Yumurta müdevver ve sarı rengindedir. Sürfelerde, kahillerde umumiyetle küçük naimeleri eklederler.

Şebçirag Luciole: Her iki cinsin de kanatları vardır. Bunun için bazı hayvanat alimleri bunu lampir cinsinden ayrı olarak mütalaa ediyorlar. Re’si küçük ve kısmen mukaddem sadır altında kalmıştır. “Luciola lusitanica”dır.

İtalya’da bulunanlara “luciola italica” ismini verirler. Erkeklerinde üç, dişilerinde iki tane fosforlu batnî halkalar vardır. Sinek ve fidan bitleri ile tagaddî eder.

AT KASNISI (

vŽšM#U­ ®¬

) [neb] Sagapenum. Sivanya fasilesi, ezharî sivanye-i tam

olanlardan, posadonya kabilesine mensup bir nebattır. Fennî ismi “ferolaparsika Ferula

persica”dır. Tababette “seknibic” veya “sekbine” namıyla tanınır.

Bu nebattan bir nev ratinec istihsal olunur. Bu ratinec en ziyade Acemistan’da Pazar ticaretine sevk olunur. Bunun haltite müşabeheti vardır. Leyin ve lazıktır. Kokusu nahoştur. Zamkalı diyaşilyun ve tiryakın terkibine dahil olduğu gibi birçok müstehzerat da

karıştırılır. Meyveleri münbasit ve musattahtır. Kemale erdiği zaman müteferrik değildir. Çiçekleri sayvan şeklinde, ke’si oldukça büyüktür.

Evvelleri muzadd-ı ispazmoz gibi on santigramdan bir grama kadar dahilen ita olunurdu. §Kasnı.