KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE KENTLERİN TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN KORUNMASI -TÜRKİYE-BODRUM ÖRNEĞİ-

381  Download (0)

Tam metin

(1)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ (KENT VE ÇEVRE BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE KENTLERİN

TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN KORUNMASI

-TÜRKİYE-BODRUM ÖRNEĞİ-

Doktora Tezi

H. Perihan Kiper

Ankara-2004

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ (KENT VE ÇEVRE BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE KENTLERİN

TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN KORUNMASI

-TÜRKİYE-BODRUM ÖRNEĞİ-

Doktora Tezi

H. Perihan Kiper

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ayşegül MENGİ

Ankara-2004

(3)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ VE SİYASET BİLİMİ (KENT VE ÇEVRE BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE KENTLERİN

TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN KORUNMASI

-TÜRKİYE-BODRUM ÖRNEĞİ-

Doktora Tezi

Tez Danışmanı:

Tez Jüri Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası

………. ………

………. ………....

………. ………

………. ………

………. ………

Tez Sınav Tarihi………..

(4)

Tek kutuplu dünya savı ile ortaya atılan küreselleşme sürecinde tarihsel-kültürel değerlerin korunması sorunu farklı bir nitelik kazanmıştır.

Küreselleşmenin etkisi ile fiziksel çevreler, tüketim eğilimleri ve yönetim anlayışları gibi kentsel yaşamın her alanında giderek birörnekleşme süreci yaşanmakta, özgün yerel kimlikler zamanla yitirilmektedir.

Geçmişte kentlerdeki tarihsel-kültürel değerlerin korunması konusu daha çok yerel, bölgesel ya da ulusal kimlik oluşturmanın bir aracı olarak görülüp, bunların ilgili ülkelerce korunması gereğinden söz edilirken, çağımızda söz konusu değerlerin doğal değerlerle birlikte insanlığın ortak mirası olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda; koruma, küresel ölçekte de uluslararası bir sorumluluk alanı olarak değerlendirilmektedir.

Çalışmada, 1980’lerden sonra ivme kazanan küreselleşme sürecinde kentlerdeki tarihsel-kültürel değerlerin korunması konusu araştırılmaktadır.

Doktora programına başlamamda beni yüreklendiren, her aşamada desteğini esirgemeyen; görüş ve katkıları ile tez çalışmamı zenginleştiren değerli Hocam Prof. Dr. Ruşen Keleş’e öncelikle teşekkür borçlu olduğumu belirtmeliyim. Tezin olgunlaşması yönünde yapmış olduğu büyük katkıları ve sabırla yaptığı düzeltmeleri için sevgili Tez Danışmanım Prof. Dr. Ayşegül Mengi’ye, yine tez izleme komitesi üyesi olarak farklı aşamalarda getirdiği eleştirilerle tezin gelişmesine katkıları için sayın Doç Dr. Mehmet Tunçer’e, tez konusu seçimi döneminde görüşleri ve yayın desteği için sayın Doç Dr.

(5)

Tarık Şengül’e, alan araştırması sırasında görüş ve katkıları için Bodrum ve Turgutreis Belediye yetkililerine ve yöre sakinlerine, ankete katılan Tarihi Kentler Birliği üyesi Belediyeler ile yanıt veren belediye oranının en azından

%50’ye yükseltilebilmesi için son 5 anketin yanıtlanmasındaki yardımları için sevgili meslektaşlarım Bülent Tanık, Remzi Sönmez ve Nevzat Uğurel’e ve bana her zaman destek olan eski çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkürlerimi iletmek isterim.

Son olarak da; tezin redaksiyonunda yardımcı olan kardeşim Mahmut’a, yaşamım boyunca bana her konuda destek olan, tez yazımı sırasında bana rahat ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlayarak süreci hızlandıran çok sevgili aileme; anneme, kardeşlerim Meral ve Nural’a sonsuz teşekkür ve minnet duygularımla…

(6)

KISALTMALAR

AB: Avrupa Birliği, EU: European Union

ABD: Amerika Birleşik Devletleri a.g.e.: Adı Geçen Eser (ya da Kaynak) BİT: Belediye İktisadi Teşebbüsleri BM: Birleşmiş Milletler

ÇED: Çevresel Etki Değerlendirmesi ÇUŞ: Çok Uluslu Şirket

DB: Dünya Bankası

DPT: Devlet Planlama Teşkilatı DTÖ: Dünya Ticaret Örgütü ed.: Editör

EMO: Elektrik Mühendisleri Odası EB: Endüstri Bölgesi

GATT: Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması GEEAYK: Gayrimenkul Eski eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu HABITAT: Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Merkezi

ICCROM: International Center for the Study of Preservation and Restoration of Coltural Property

(Uluslararası Kültürel Varlıkları Araştırma ve Koruma Merkezi) ICOMOS: International Council of Monuments and Sites

(Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) IMF: International Monetary Fund

(Uluslararası Para Fonu)

IULA: International Union of Local Authorities

(7)

(Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği) KHK: Kanun Hükmünde Kararname

KİT: Kamu İktisadi Teşekkülleri

KTVKK: Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kurulu M.Ö.: Milattan Önce

MAİ: Multilateral Agreement of Investment (Çok Taraflı Yatırım Anlaşması)

MB: Mülkiyeliler Birliği MO: Mimarlar Odası M.S.: Milattan Sonra

MSÜ: Mimar Sinan Üniversitesi MTA: Maden Tetkik Arama Enstitüsü NY: New York

ODTÜ: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, METU: Middle East Technical University

OSB: Organize Sanayi Bölgesi ÖİK: Özel İhtisas Komisyonu RG: Resmi Gazete

s.: Sayfa, S: Sayı

SB: Serbest Bölge

SBF: Siyasal Bilgiler Fakültesi ŞPO: Şehir Plancıları Odası TBMM: Türkiye Büyük Millet Meclisi

TMMOB: Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği

UNCTAD: United Nations Center for Trade and Development

(8)

(Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü) UNDP: United Nations Development Programme

(Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) UNEP: United Nations Environment Programme

(Birleşmiş Milletler Çevre Programı)

UNESCO: United Nations Educational, Scientific and Cultural

Organization. (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) YTÜ: Yıldız Teknik Üniversitesi

(9)

TABLOLAR

Sayfa No Tablo 1: Dünyanın En Yüksek Yapılarının Kentlere Göre Dağılımı… 104 Tablo 2: Kültür Bakanlığı’nca Koruma Kararı Getirilen Doğal ve

Tarihsel-Kültürel Varlıkların Dökümü……… 148 Tablo 3: Belediye Birlik Sayılarının Yıllar İçindeki Gelişimi……… 177 Tablo 4: Yarımada Belediyelerinin 1990-1997 Yılları Arasındaki

Nüfus Gelişimi……… 233

Tablo 5: Anketi Yanıtlama Biçiminin Sayısal Dağılımı …………. 269 Tablo 6: Belediyelerin Nüfus Gruplarına Göre Dağılımı ……….. 270 Tablo 7: Küreselleşme Sürecinin Tanımı ile İlgili Yanıtların Dağılımı 273 Tablo 8: Dünya Kenti Olabilme Yarışında Kentlerini Şanslı/Şanssız Gören

Belediyelerin Dağılımı ……… 276 Tablo 9: Kent İçin Öngörülen Öncelikli Çalışma Alanı Konusundaki

Yanıtların Dağılımı ……… 278

Tablo 10: Belediyelerin Kardeş-Şehir Sayılarının Dağılımı 280 Tablo 11: Belediyelerin Üye Oldukları Birlik Sayılarının Dağılımı 282 Tablo 12: Internet-Cafe Sayıları ve Açılış Dönemleri ……… 283 Tablo 13: Yerleşmelerinde OSB, EB, SB ya da Özelleştirme Konusu

Yatırım Bulunan Belediyelerin Dağılımı ………. 287

(10)

Tablo 14: Kentte Son 20 Yıldır Yaşanan Değişimler ………. 288 Tablo 15: Kentlerde Daha Çok Tüketime Odaklı Yapılaşmaların Açılış

Dönemlerine Göre Dağılımı ……… 290 Tablo 16: Super-market Türü Alışveriş Mekanlarının Yaygınlık

Durumu ……….. 291

Tablo 17: Yabancı Mutfak Ağırlıklı Lokantaların Yaygınlık Durumu 293 Tablo 18: Fast-food Lokantalarının Yaygınlık Durumu ……… 294 Tablo 19: Kentlerde Yabancı Markalı Moda Zincirleri Şubelerinin Yaygınlık

Durumu ……… 295

(11)

ŞEKİLLER

Sayfa No Şekil 1: Bodrum Kenti İçin Alınan Kurul Kararlarının Yıllara Göre

Dağılım Grafiği ……… 212

Şekil 2: Belediyelerin Anketi Yanıtlama Biçimine Göre Dağılım

Grafiği……… 269

Şekil 3: Ankete Katılan Belediyelerin Nüfus Gruplarına Göre

% Dağılımı ……….. 270

Şekil 4: Anket Gönderilen Tarihte Tarihi Kentler Birliği Üyesi Belediyelerin Nüfus Gruplarına Göre Dağılım Yüzdeleri …….. 271 Şekil 5: Küreselleşme Tanımı ile İlgili Yanıtların % Olarak Dağılımı 273 Şekil 6: Dünya Kenti Olabilme Yarışında Kentlerini Şanslı/Şanssız Gören

Belediyelerin % Olarak Dağılımı ……… 276 Şekil 7: Kent İçin Öngörülen Öncelikli Çalışma Alanı Konusundaki

Yanıtların % Dağılımları ……… 278 Şekil 8: Belediyelerin Kardeş-Şehir Sayılarının Göre Dağılım Grafiği 281 Şekil 9: Belediyelerin Üye Oldukları Birlik Sayılarına Göre Dağılımı 282 Şekil 10: Internet-Cafe’lerin Açılış Dönemlerine Göre Dağılımları 283 Şekil 11: Belediyelerin Dış Kaynaklı Kredi Kullanım Oranları 285 Şekil 12: Yerel Kamu Hizmeti Sunumunda Yap-İşlet-Devret Modelinin

(12)

Yaygınlık Durumunu Gösteren Grafik ………. 286 Şekil 13: Yerleşmelerinde OSB, EB, SB ya da Özelleştirme Konusu

Yatırım Bulunan Belediyelerin % Dağılımı ………. 287 Şekil 14: Kentte Son 20 Yıldır Yaşanan Değişimlerin % Dağılımları 288 Şekil 15: Kentlerde Daha Çok Tüketime Odaklı Yapılaşmaların Açılış

Dönemlerine Göre % Dağılımları ……… 290 Şekil 16: Super-market Türü Alışveriş Mekanlarının Açılış

Dönemlerine Göre % Dağılımları ……… 292 Şekil 17: Yabancı Mutfak Ağırlıklı Lokantaların Açılış Dönemlerine

Göre % Dağılımları ………. 293 Şekil 18: Fast-food Lokantalarının Açılış Dönemlerine Göre %

Dağılımları ……… 294

Şekil 19: Kentlerde Yabancı Markalı Moda Zincirleri Şubelerinin Açılış Dönemlerine Göre % Dağılımları ……… 296 Şekil 20: İşyerlerinde öz-Türkçe Olmayan isim Kullanımındaki Yaygınlık

Durumu ……… 296

(13)

İÇİNDEKİLER

Sayfa no

ÖNSÖZ ……… i

KISALTMALAR ……… iii

TABLOLAR ……… vi

ŞEKİLLER ……… viii

İÇİNDEKİLER ……… x

GİRİŞ ……… 1

BİRİNCİ BÖLÜM TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİN KORUNMASI 9

1. GENEL ÇEVRE SÖYLEMİ İÇİNDE TARİHSEL-KÜLTÜREL ÇEVRE 10 1.1.Koruma Nedir?-Koruma Kavramı ………... 13

1.2.Niçin Korunmalı?-Tarihsel-Kültürel Değerleri Koruma Gerekçeleri ………. 17

1.3.Kent Kimliklerinin Korunması Sorunu ……….. 20

2. TARİHSEL-KÜLTÜREL MİRASI KORUMA POLİTİKALARININ GELİŞİMİ ………... 23

3. ULUSLARARASI ALANDA KORUMA ÇABALARI …….. 35

3.1.Nedenleri ………... 35

3.2.Örgütlenme ………... 38

3.3.Araçlar(Tüzel-Yönetsel-Ekonomik Araçlar) …………... 43 4.ABD DENEYİMİ-WASHİNGTON EYALETİ, SEATTLE ÖRNEĞİ 50

(14)

İKİNCİ BÖLÜM

KÜRESELLEŞME OLGUSUNUN KENT KİMLİKLERİ ÜZERİNE YANSIMALARI

1. GENEL OLARAK KÜRESELLEŞME KAVRAMI ……… 61 2. KÜRESELLEŞMENİN GÖSTERGELERİ ……….. 67

2.1.Ekonomik Göstergeler ……….. 70

2.1.1.Uluslararası Sermayenin Dolaşımındaki Artış …… 70 2.1.2.Mal ve Hizmetlerin Dolaşımındaki Artış …... 71 2.2.Sosyal-Demografik Göstergeler ……….. 73 2.3. Kültürel Göstergeler ……….. 74

2.3.3.İletişim Olanaklarının Gelişmesi ile Bilgi ve Teknoloji

Akışlarındaki Artış ……….. 74

2.3.2.İdeoloji ve Düşünce Akışlarındaki Artış ……... 75 2.4.Ekolojik Göstergeler ………... 78

2.4.1.Çevresel Değerlerin Dolaşımındaki Artış ……... 78 2.4.2.Çevre Sorunlarının ve Çevresel Kirliliklerin

Yaygınlaşması ……….. 79

2.5.Örgütsel Göstergeler ………... 82 2.5.1.Uluslararası Belgeler ………... 83 2.5.2.Gönüllü Kuruluşlar (Sivil Toplum Kuruluşları) ……. 83 3. KÜRESELLEŞMENİN TARİHSEL GELİŞİMİ- Gelişmiş - Azgelişmiş Ülkeler Açısından Karşılaştırmalı Bakış ………... 85 4. KÜRESELLEŞMENİN KENTLER ÜZERİNE ETKİLERİ ……… 97 4.1.Kent Yönetimi Anlayışı Üzerindeki Etkileri ……… 100

(15)

4.2.Kentlerin Fiziksel Mekanı Üzerindeki Etkileri ……… 102

4.3.Kent Yaşantısı, Tüketim Alışkanlıkları, Toplumsal Yapı Üzerindeki Etkileri ……….. 106

4.4.Kent Üzerine Geliştirilen Yeni Kavramlar ……….. 107

4.4.1.Sürdürülebilir Kent ……….. 108

4.4.2.Dünya Kenti-Küresel Kent ……….. 112

4.4.3.Küresel Mallar-İnsanlığın Ortak Mirası-Dünya Mirası 118 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRKİYE- BODRUM ÖRNEĞİ 1. ÜLKEMİZDE KORUMA PRATİĞİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ … 123 1.1.Cumhuriyet Öncesi Dönem ……….. 123

1.2.Cumhuriyet Dönemi ……….. 133

1.3.1980 Sonrası Dönem ……….. 141

1.3.1.Politikalar ……….. 141

1.3.2.Örgütlenme ……….. 147

1.3.3.Mevzuat ……….. 154

1.3.4.Araçlar ……….. 158

1.4.Uluslararası Kuruluşlarla İlişkiler ……….. 159

1.5.Koruma Alanında Yaşanan Sorunlar ……….. 162

2. KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİMİ ….. 164

2.1.Küresel Politikaların Gelişimi ……….. 164

2.2.Kamu Yönetimi Anlayışındaki Gelişmeler ……….. 172

2.3.Yasal Düzenlemeler ………. 181

(16)

3. KÜRESELLEŞMENİN TÜRKİYE KENTLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 189 3.1.Kent Yaşantısı, Tüketim Alışkanlıkları, Toplumsal Yapı Üzerindeki

Değişiklikler ……….. 190

3.2.Kent Fiziksel Mekanı Üzerindeki Etkileri ………... 193

4. KENTLERİN TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN KORUNMASI İLE İLGİLİ BİR ÖRNEK: BODRUM 4.1.Bodrum Yarımadası Niçin Korunmalı? ……….. 199

4.1.1.Kentin 5000 Yıllık Gelişme Öyküsü ……….. 200

4.1.2.Mekansal Yapı ……….. 205

4.1.3.Yarımadanın Önemli Tarihsel-Kültürel Değerleri ……. 206

4.1.4.Bodrum İçin Bugüne Kadar Alınan Koruma Kararları .. 210

4.1.5.Yarımadaya Yönelik Diğer İdari Kararlar ……... 213

4.1.5.1.Belediye ve İlçe Olması Kararları ……... 213

4.1.5.2.Milli Park Alanı Kararı ………... 214

4.1.5.2.Turizm Merkezi Kararları ………... 215

4.1.6.Bodrum Yarımadasının Planlama Geçmişi ……... 216

4.2.Bodrum Yarımadasında Küreselleşmenin Etkileri: ……... 223

4.2.1.Ekonomik Yapıya Etkiler ………... 224

4.2.1.1.Turizm Gelişmesi ………... 226

4.2.1.2.Yazlık Konut Siteleri Gelişmesi ………... 229

4.2.1.3.Turizm ve Eğlenceye Yönelik Ticaret Gelişmesi … 230 4.2.2.Sosyal-Demografik Yapıya Etkiler ………... 232

4.2.2.1.Nüfus Gelişimi (Yaz-Kış Nüfusları) ……… 232

4.2.2.2.Toplumsal Yapıdaki Değişim ……… 235

4.2.3.Kültürel Yaşama Etkiler ………... 236

(17)

4.2.3.1.Toplumun Küreselleşmeye Bakışı ……… 238

4.2.3.2.Mutfak Kültüründe Değişim ……… 240

4.2.3.3.Öztürkçe İsim Kullanışında Duyarlılık ……… 240

4.2.4.Ekolojik Etkiler ……….. 241

4.2.4.1.Altyapı Yetersizliğinden Kaynaklanan Çevre Sorunları 242 4.2.4.2.Ormansızlaşma ……….. 243

4.2.4.3.Tarım Alanlarında Azalma ……….. 244

4.2.4.4.Balıkçılık ve Süngerciliğin Yok Olması ……… 246

4.2.4.5.Kentsel Mekanda Değişme ……….. 247

4.2.5.Örgütsel Yapıya Etkiler ……….. 250

4.2.5.1.Kent Yönetimi Anlayışında Değişim ……….. 250

4.2.5.2.Gönüllü Kuruluş Sayılarında Artış ……….. 257

4.2.5.3.Uluslararası İlişkilerde Artış ………... 257

4.2.5.3.1.Uluslararası Etkinliklerde Artış ………... 258

4.2.5.3.2.Yerel Gündem 21 Çalışmaları ………... 259

4.2.5.3.3.Kardeş-şehir İlişkileri ……….. 260

4.3.Küreselleşme Sürecinde Bodrum Yarımadasında Koruma Sorunları ………. 261

4.4.Küreselleşme Sürecinde Bodrum Yarımadasında Koruma Olanakları ………. 265

5. KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE TÜRKİYE KENTLERİNDE YAŞANAN GELİŞMELERE İLİŞKİN ALAN ARAŞTIRMASI ……… 267

5.1.Alan Araştırmasının Konusu ve Amacı ……… 267

5.2.Alan Araştırmasının Yöntemi ……… 268

(18)

5.3.Belediyelerin Küreselleşme Sürecine ve Koruma Sorununa

Bakışı ………. 272

5.3.1. Küreselleşme Süreci ile İlgili Değerlendirme …... 272

5.3.2.Tarihsel-Kültürel Değerlerin Korunması Konusundaki Duyarlılık ……… 277

5.4.Kardeş-Şehir ilişkileri ve Belediye Birliklerine Katılım ….. 280

5.5.İletişim Olanaklarındaki Artış ……… 283

5.6.Küreselleşmenin Kentler Üzerindeki Etkisi ……… 284

5.6.1.Kamu Hizmet Sunumunda Değişen Anlayışlar …… 284

5.6.2.Kent Mekanında Gözlenen Değişimler ………. 287

5.6.3.Kent Yaşamı ve Tüketim Alışkanlıklarında Yaşanan Değişimler ……… 289

5.7.Alan Araştırmasının Değerlendirilme ……… 298

SONUÇ ……….. 300

ÖZET ……….. 318

ABSTRACT ……….. 319

KAYNAKÇA ……….. 320

EKLER ……….. 336

EK-1: Yabancı Ülkelerden Örnekler ………... 337

Ek-2: Taşınmaz Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması ile İlgili Mevzuat Listesi ………... 345

Ek-3: Bodrum Çalışması ile İlgili Ekler ……… 349

Ek-4: Anket Gönderilen Belediyelerin Tamamını ve Ankete Katılan Belediyelerin Yanıtlarını İletme Şekillerini Gösterir Liste …… 357

Ek-5: Belediyelere Gönderilen Yazı ve Anket Formu .………. 359

(19)

İnsanoğlu varolduğu günden bu yana içinde yaşadığı çevre ile hep etkileşim ve onu sürekli olarak değiştirme çabası içinde olmuştur. Bu etkileşim sürecinde toplumlar çevresindeki kaynakları sürekli tüketmiş, sömürmüş ve türlü çevre sorunlarını da yaratmışlardır. Doğal kaynakların aşırı tüketimi, sınırsız sömürüsü ve yanlış kullanımı sonucunda bırakın gelecek kuşakları, bugünkü kuşakların bile yaşamını tehdit edecek boyutlarda çevre sorunları ile karşı karşıya kalınmıştır. Sonuçta, insanoğlu geçmişteki alışkanlıklarını değiştirmek ya da en azından yanlışlarını sorgulamak zorunda kalmıştır. 21. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde giderek artan çevre sorunları dünya gündeminin ilk sıralarını oluşturmaya devam etmektedir.

Bugün gelinen noktada öylesi bir dünyada yaşamaktayız ki; bir yandan, savaşlar, kuraklık, açlık ve yoksulluk ile doğal afetlerin getirdiği felaketler sürerken; diğer yandan da, insanlığın ortak mirası olarak değerlendirilen doğal ve tarihsel-kültürel varlıklar hızla yitirilmektedir. Yanlış sulama, bilinçsiz gübreleme ve erozyon verimli tarım topraklarının önemli bölümünü yok ederken; ormanlık alanlar giderek yok olmakta, çöl alanları genişlemekte, varolan bitki ve hayvan türleri azalarak kimi türler yok olmaktadır. Kanser yapıcı ışınları süzen ozon tabakası incelirken; sera gazları iklim değişikliğini gündeme getirmekte, bazı ülkeler su altında kalma tehdidi altında yaşamaktadır. Hava kirliliği canlı sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşırken; asit yağmurları suyu ve toprağı kirletmekte, bitkileri öldürmektedir.

(20)

Zehirli, toksik ve nükleer atıklar çoğalırken; bunların depolanması, yok edilmesi olanaksız boyutlara erişmektedir. Sanayileşme, sağlıksız kentleşme gibi süreçlerle doğal çevre değerleri ile birlikte yerleşmelerin doğal-tarihsel- kültürel kimlikleri de ortadan kalkmaktadır. Özellikle varsıl kuzey ülkelerinin körüklediği aşırı tüketim eğilimleri sonucunda artan bu ve benzeri çevre sorunlarının sorgulanmasına, 1970’lerden sonra yine Batılı ülkelerce ağırlık verilmiştir. 1972 Stockholm Konferansından başlayarak 1992 Rio Konferansına kadar uzanan bir dizi uluslararası toplantının gündemi ve programları hep bu sorunlar üzerine odaklanmıştır.

Kuşkusuz bu tartışmalar, genelde çevre bilinci ve duyarlılığının artmasında oldukça yararlı rol oynamıştır. Ancak, çevre söylemi ve yazınında, genelde doğal çevre sorunları ve doğal değerlerin korunması sorunsalı tartışılmaktadır. Bütüncül çevre koruma adına bu yaklaşım gerekli olsa bile, yeterli değildir. Doğal ortamlar, o doğal ortam içinde yeşeren toplumsal ilişkiler ve zamanla insanoğlunun bu ilişkiler sonucunda oluşturduğu fiziksel, kültürel ortamlar bir bütünlük içinde değerlendirilmelidir.

Aksi halde, çevre korumanın önemli bir diğer boyutu eksik kalacaktır. Tez konusu seçmemizde bu eksiklikten yola çıkılarak, tarihsel ve kültürel değerlerin korunması başta olmak üzere, çevrenin iki temel bileşeni olarak doğal ve tarihsel-kültürel çevrelerin bir bütün olarak korunması gereği bizi yönlendiren etmen olmuştur.

(21)

Amaç ve Kapsam

Uygarlıkların beşiği olarak bilinen ve değişik uygarlıklara tanıklık etmiş bulunan kentler, günümüzde artık, ne yazık ki; kendi tarihsel-kültürel kimliklerinin de hızla yitirildiği mekanlar olmaktadır. Kentlerin tarihsel-kültürel değerlerinin yitirilmesindeki temel etmenler arasında deprem, su baskını vb.

doğal kıranlar, ya da yangın, savaş1 gibi yapay afetlerden çok, sağlıksız kentleşme politikaları (ya da politikasızlığı), kentsel rantı en çoğa çıkarma kaygıları, kent mekanında kamusal yarardan çok kısa erimli bireysel kazancı öne çıkaran piyasa ilişkilerinin yoğunlaşması gibi nedenler önem taşımaktadır. Buradan hareketle, çalışmadaki vurgu kentlerdeki tarihsel- kültürel değerlerin korunması üzerinde olacaktır.

Çalışmada, kentsel ölçekte tarihsel-kültürel kimliğin korunmasının ulusal ve uluslararası düzlemdeki anlamları, gerekçe ve yaklaşımları, bu bağlamda geliştirilen politikalar ülkemizdeki ve dünyadaki uygulamaların ışığında ele alınmaktadır.

21. yüzyıla küreselleşme tartışmaları ile girilmiştir. Bir yandan bunun bir olgu ya da kaçınılmaz bir süreç olduğu vurgulanırken, öte yandan da, bu süreçte ulus devletlerin yeni rolleri, özellikle üçüncü dünya ülkeleri için getireceği sorunlar, kentleri bu süreçte bekleyen gelişmeler farklı platformlarda değişik boyutları ile tartışılmaktadır. Kuşkusuz, küreselleşme

1 Gerçi savaş 21. yüzyılda bile hala tarihi kentlerde korunması gerekli değerlerin yitirilmesinde önemli bir etmen olarak önemini korumaktadır. Yugoslavya, ya da Afganistan örnekleri henüz belleklerimizden silinmemişken, ABD’nin Irak’a saldırması bunu doğrulamaktadır.

(22)

çok farklı yönleri ile karmaşık bir süreçtir. Ancak, burada ağırlıklı olarak küreselleşme süreci ve bu sürecin kent yönetimi anlayışı ve kentsel mekana yansıması ya da, bir başka anlatımla, küreselleşme sürecinin kentlerdeki tarihsel-kültürel kimliğin korunması sorununa etkileri ortaya konmaya çalışılmaktadır. Özetle, küreselleşme ile tarihsel-kültürel kimliklerin korunması arasındaki çelişki bu tezin ana temasını oluşturmaktadır.

Çalışmanın amacı, küreselleşme süreci ile hızlanan kentsel kimliklerin yitirilmesi sorunlarını ortaya koyan karamsar bir yaklaşımla çözümsüz bir tablo çizmenin ötesinde, bu süreçte kentlerimizi bekleyen risklerin ve belki de doğabilecek olanakların sergilenmesi ve koruma konusunda neler yapılabileceğini ortaya koymaktır. Tez üç bölümde tasarlanmıştır:

Çalışmanın birinci bölümü koruma kavramı üzerine temellendirilmiştir.

Burada tarihsel-kültürel değerlerin korunması sorunsalı bağlamında; çevre söylemi içinde genelde koruma kavramı ve tarihsel-kültürel değerler ile kent kimliklerinin yorumlanmasından sonra “neden koruma?” sorusuna yanıt aranmaktadır. Dünya örnekleri ile de desteklenerek, bugüne kadar geliştirilen koruma yaklaşımları incelenip, tarihsel-kültürel değerlerin korunması yönünde farklı düzlemlerde geliştirilen tüzel, yönetsel ve ekonomik araçlar açıklanmaya çalışılmaktadır.

Tezin ikinci bölümünün konusu küreselleşmedir. Burada tartışılmak istenen konu, küreselleşmenin kentler üzerindeki etkisi, ya da daha somut olarak, küreselleşme olgusunun kent kimlikleri üzerine yansımalarıdır. Bu

(23)

süreçte kentlerden beklenenler ve kentlerin üstlenmesi istenen yeni roller tartışılmaktadır.

Son bölümde ise, ülkemizde koruma kuram ve kılgısı, küreselleşme sürecinde yaşadığımız kentsel dönüşümler, koruma alanında yaşanan sorunlar ve gelecek için öngörülebilecek yeni açılımlar tartışılmaya çalışılmaktadır. Çalışmada, küreselleşme sürecinin kent yönetimi, kent fiziksel mekanı ve kent sosyal yapısı üzerindeki etkileri; Bodrum Yarımadası örneği ile irdelenmektedir. Bu bölümde ayrıca, koruma bilinç ve duyarlılığının daha fazla olduğu varsayılan Türkiye Tarihi Kentler Birliği üyesi Belediyelerimizle yürütülen anket çalışması sonuçları değerlendirilecektir.

Çalışmada; yabancı ülke örneği için ABD’ndeki Seattle kentinin ve alan araştırması için Bodrum yarımadasının seçilmesi kuşkusuz rastlantısal değildir. Seattle kenti, kuruluşundan beri çevre koruma konularına duyarlı yaklaşımları ile bilinen bir yerleşme olup, 2000 yılında da ismini dünyaya, Dünya Ticaret Örgütü toplantılarına karşı gösterileri ile duyurmuştur. Bu bağlamda, küreselleşme karşıtı eylemleri ile de ünlü bir kenttir.

Bodrum yarımadası ise, uzun bir tarihi geçmişe sahip olan ve geçmişten beri çok kültürlülüğü içinde barındıran bir yöredir. Bölge, 1980’lerden sonra kitlesel turizm gelişmelerine tanık olmuş ve hızlı bir değişim sürecine girmiştir. Yarımada’da yaşanan değişimlerin, küreselleşme sürecindeki gelişmelerle ilişkilendirilerek incelenmesinin, benzer yerleşmeler için de değerlendirmelere gitmede yararlı olacağı düşünülmektedir.

(24)

Çalışmadaki Temel Varsayımlar

Tez konusunun seçiminde temel kabul ya da saptamalarımızdan birisi;

çevrenin doğal ve yapay çevre değerleri olarak bir bütün olduğu ve korumanın bütüncül bir anlayışla ele alınması gereğidir. Bu bağlamda, salt doğal çevre değerlerinin korunması yeterli olmayacaktır. Ancak,

“küreselleşme sürecinde bu bütünlüğün sağlanması giderek zorlaşmaktadır”, kabulü çalışmanın birinci varsayımıdır.

Kentsel mekanlar, tarihsel-kültürel kimliklerin daha hızla yitirilmekte olduğu mekanlardır. Hızlı kentleşme, tarihsel-kültürel değerlerin hızlı yokoluş sürecini de beraberinde getirmektedir.

Küreselleşmenin etkileri kentlerde daha çok hissedilmekte; bu ise kent kimliklerinin yitirilmesinde en önemli nedenlerden biri olmaktadır.

Küreselleşme ile birörnek toplum ve birörnek kentlerin amaçlandığı varsayımı ise, tezin temel varsayımlarındandır ve bu varsayım çalışma boyunca irdelenmeye çalışılmaktadır.

Küreselleşme sürecinde uluslararası sermaye, mal ve hizmet akışlarından daha fazla pay kapabilme telaşı içine sokulan kentler, üretim merkezleri olmaktan çok giderek birer tüketim merkezleri haline gelmektedir.

Türkiye kentlerindeki değişimler de bu yöndedir ve bu dönüşümler içsel dinamiklerce yönlendirilmekten çok küreselleşmeye koşut politikalarla dışardan dayatılmaktadır. Başka bir deyişle; kentlerimizdeki değişim süreci küreselleşme ile farklı bir evreye girmiş olup, dünyadaki diğer kentlerde

(25)

olduğu gibi ülkemizdeki kentler de kapitalist ilişkiler çerçevesinde değiştirilmektedir. Bu görüş çalışmanın dayandırıldığı bir başka varsayımdır.

Küreselleşme sürecinde yalnızca “dünya kenti” olmaya aday gösterilen İstanbul metropolü ya da diğer büyük kentlerimiz değil, başta turizm gelişmesine açık kıyı yerleşmeleri olmak üzere, orta ölçekteki kentlerimiz de etkilenmektedir. Bu değişim kentlerdeki doğal ve tarihi-kültürel değerlerin daha hızla yitirilmesine neden olmaktadır. Sözü edilen bu son varsayım nedeniyle çalışmada; küreselleşme sürecinde kentlerdeki tarihsel-kültürel değerlerin korunması sorunsalı Muğla- Bodrum yerleşmesi örneği ile incelenmektedir. Ancak; ele alınan konunun çok boyutlu oluşu, tarihi-kültürel değerlerin korunması konusunun yanısıra, küreselleşme sürecinde dünyada yaşanan genel gelişmeler ve değişen yaklaşımlar ve bunların farklı boyutları ile ülkemize ve kentlerimize etkilerinin incelenmesini de gerekli kılmıştır.

Yöntem

Başlangıçta, çalışma konusu ile ilgili bir kaynak taraması yapılmıştır.

Tarihsel-kültürel değerlerin korunması konusunda değişen politikaların gelişimi, dünyadan ve ülkemizden örneklerle açıklanmaya çalışılmaktadır.

Başka ülkelerin koruma yaklaşımları bağlamında, Avrupa örnekleri ile ABD ve Seattle kenti deneyimi değerlendirilmektedir. Türkiye ile ilgili bölüm için, Bodrum yerleşmesi örnek olarak seçilmiştir. Ayrıca, Tarihi Kentler Birliği üyesi Belediyelerimizle yürütülen anket çalışmalarının sonuçları da değerlendirilerek; küreselleşmenin, yönetim sistemi, fiziksel mekan, yaşam

(26)

biçimi, tüketim alışkanlıkları vb. açılardan Türkiye kentleri üzerindeki etkileri irdelenmektedir.

Çalışmada, Bodrum yarımadasındaki doğal ve tarihsel-kültürel varlıkların korunması yönünde yapılan çalışmalar ve uygulamalar, ilgili kurumların (Belediye ve Kültür Bakanlığı) arşivlerinden yararlanılarak değerlendirilmiş, incelediğimiz süreç içinde söz konusu değerlerin yitirilmesinin nedenleri araştırılmıştır. Bu bağlamda, ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarla görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca, Tarihi Kentler Birliği üyesi olan belediyelerle yürütülen anket çalışması ile de koruma bilinç ve duyarlılığının daha fazla olduğu varsayılan belediyelerimizin, küreselleşme sürecine nasıl baktıkları, yerleşmelerinde ne tür değişimler yaşadıkları ve koruma konusundaki yaklaşımları belirlenmeye çalışılmıştır. Anketler önce, özellikle elektronik posta ile gönderilerek, belediyelerin çağın bu iletişim aracını ne ölçüde kullandığının saptanması amaçlanmıştır. Daha sonra, yanıt alınamayan belediyelerle normal posta yolu, fax ya da telefon ile de ilişki kurularak, yanıt veren belediye sayıları artırılmaya çalışılmıştır.

(27)

BİRİNCİ BÖLÜM

TARİHSEL-KÜLTÜREL DEĞERLERİN KORUNMASI

Sanayi devrimi sonrasında yaşanan gelişmeler yalnızca doğal çevre üzerinde değil, tarihi kültürel çevre üzerinde de baskılara neden olmuş, tüm çevre değerleri hızlı bir bozulma ve yok olma sürecine girmiştir. Bugüne kadar geliştirilen çevre söylemi içinde, hava, su, toprak kirliliği gibi konularla, daha çok doğal çevre değerleri vurgulanmıştır. Doğal çevre değerlerinin korunması kuşkusuz, yaşamsal önemdedir. Ancak, doğal çevre değerleri ile tarihsel-kültürel varlıklar bir bütündür. İnsanlığın yüzyıllardır yarattığı tarihi ve kültürel değerlerin yitirilmesi de en az, doğal değerlerin yitirilmesi kadar önemli görülmelidir.

Tarihsel-kültürel miras; geçmişle gelecek arasında bağ kuran, kimlik sorununu çözebilen, tarih derinliği ve bilinci yaratan, kuşaklararası iletişimi sağlayabilen; yenilenemez, sınırlı kaynak niteliği olan değerlerdir. Bu değerlerin yok olması, toplumlar arasındaki bağı, iletişimi ve dayanışmayı zayıflatmakta, giderek kimlik bunalımı ya da bir yere ait olamama

“aidiyetsizlik” duygusu gibi sorunlar ortaya çıkarmaktadır.

Binlerce yıllık uygarlık tarihi içinde insanlığın belirli doğal ortamlarda yarattığı tarihsel-kültürel değerlerin korunması da, çağımızda tüm toplumların ortak sorunu olarak algılanmaktadır. Tarihsel-kültürel mirasın korunması, değerlendirilmesi, yaşatılması, bir yandan ulusların kimlik sorunları

(28)

tartışmalarının temelini oluştururken; diğer yandan da, söz konusu değerlerin;

dünyanın ya da insanlığın ortak mirası olduğu ve bu bağlamda korunmaları gerektiği savunulmaktadır.

Çalışmanın bu bölümünde, çevre korumanın bir bileşeni olarak, tarihsel-kültürel çevrenin korunması konusunda; yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde geliştirilen koruma politikaları ele alınacak; bir sonraki bölümde de, küreselleşme söylemi içinde koruma sorunsalının geldiği/gelebileceği nokta tartışılmaya çalışılacaktır.

1. GENEL ÇEVRE SÖYLEMİ İÇİNDE TARİHSEL-KÜLTÜREL ÇEVRE

Hava, su, toprak gibi yaşam ortamları, bu yaşam ortamlarını insanlarla paylaşan bitki ve hayvan toplulukları, toplumların tarih boyunca yarattığı uygarlık ve bunun tanıkları olarak ortaya çıkan tarihsel ve kültürel değerler, bir bütün olarak çevre değerlerini oluştururlar.

En basit anlamı ile çevre; bir şeyin yakını, etrafı, civarı, ya da toplumsal anlamı ile; bir kimse ile ilişkisi bulunanlar veya bireyin içinde yaşadığı toplumu oluşturan ortam, ya da yaşamın gelişmesine etki yapan doğal, toplumsal, kültürel dış etmenlerin tamamıdır.

Genelde çevre; “insan faaliyetleri ile canlı varlıklar üzerinde, hemen ya da belirli bir süre içinde, dolaylı ya da dolaysız bir etkide bulunabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve toplumsal etkenlerin belirli bir zamandaki

(29)

toplamıdır”.2 Ya da insan ve diğer canlıların etkileşim içinde bulunduğu doğal-yapay ve sosyal sistemlerin tümüdür. Bu bağlamda çevre tüm eylemler için hem bir kaynak, hem de bir sınır oluşturmaktadır.

Çevre; doğal çevre ve yapay çevre olarak iki bileşene ayrılabilir.

Doğal çevre, genelde insanın oluşumuna katkıda bulunmadığı

çevredir. Canlılar (bitki, hayvan ve insan toplulukları) ve bu canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan hava, su, toprak ile yer kabuğunu oluşturan katmanlar, yeraltı kaynakları vb. cansız varlıklar doğal çevre tanımı içinde yer almaktadır.

Yapay çevre, ise insanın bilgi ve kültürel birikimine dayalı olarak doğal

çevresi ile etkileşim içinde ve de onun kaynaklarını kullanarak oluşturduğu çevredir.3 Toplumların tarih boyunca geliştirdikleri uygarlıkların ürünü olan kültürel çevre de yapay çevre tanımı altında değerlendirilebilir. Bu tanımdan yola çıkılarak, “insanlığın tarih boyunca yarattığı kültürel değerlerin fiziksel çevreye yansımış olan görüntüleri”4 de tarihsel-kültürel çevre olarak tanımlanmaktadır.

Çevre değerlerinin korunması söylemi; sonraki kuşakların emaneti olarak, geçmiş kuşaklardan alınan mirasın gelecek kuşaklara, geliştirilerek aktarılması temeli üzerine de oturtulmaktadır.5

2 Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim, 2. Baskı, Ankara, İmge Yayınevi, 1997, s. 21.

3 Keleş, Hamamcı, a.g.e., s.23.

4 Keleş, Hamamcı, a.g.e., s.120.

5 Sürdürülebilir kalkınma kavramından yola çıkılarak geliştirilen sürdürülebilir koruma anlayışı.

(30)

1972 yılında kabul edilen Dünya Doğal ve Kültürel Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmede, Doğal ve Kültürel Miras tanımları da, benzer şekilde, bu eksen üzerinde verilmektedir:6

Doğal Miras, estetik veya bilimsel açılardan evrensel değeri olan

fiziksel, biyolojik oluşumların yarattığı doğal görünümler, jeolojik yapı ve coğrafya oluşumları ile endemik bitki ve hayvan türlerini barındıran alanlar ile bilim, koruma veya doğal özellikler bakımından evrensel önemi bulunan alanlardır.

Kültürel Miras, anıtlar, tarih, sanat veya bilim açısından evrensel

değeri bulunan mimari yapıtlar, heykel ve resim çalışmaları, arkeoloji, mağara vb. yapıların elemanları ya da bunların birlikte topluca oluşturduğu eserler; yapı grupları- mimari, özgünlük ya da peyzaj olarak tarih, sanat veya biçim açısından evrensel önemi olan, ayrık ya da bitişik yapı grupları, sit alanları- (tarihi, estetik, etnolojik veya antropolojik özellikleri ile evrensel değeri olan arkeolojik ve tarihsel sit alanları ile, insanların kendilerinin ya da doğa ile birlikte oluşturduğu kentsel sit alanları) olarak tanımlanmaktadır.

Geçmiş uygarlıkların tanığı olan ve binlerce yıllık yaratıcılığın birikimlerini oluşturan tarihi yapılar ve eski kent dokularının, doğal değerlerle birlikte korunup toplumlara kazandırılması bütüncül çevre koruma anlayışının bir gereği olmaktadır.7

6 Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları Mevzuatı, Yayın no.1806, 2. basım, 1996, Ankara, s.47.

7 Oktay Ekinci, “Koruma Kalkınma Gelecek”, Ulusal Koruma Planlaması Semineri II, 29-30 Eylül/ 1 Ekim 1993, YTÜ Oditoryumu, İstanbul, Yıldız Üniversitesi Fakülte Yayın No: 94067, s. 32.

(31)

Konumuz çevre değerleri olunca, koruma kavramı bu çalışmanın önemli eksenlerinden birisi olmaktadır.

1.1. Koruma Nedir? - Koruma Kavramı

Koruma, “kaybetme korkusunun tepkimesinden kaynaklanan ve sahip olma güdüsüyle gelişen bir duygudur”.8 Koruma,9 sözlük anlamı olarak himaye etmek, bir kimseyi ya da bir şeyi dış etkilerden, tehlikelerden muhafaza etmek, uzak tutmaktır. Koruma kavramı ereksel bir eylemi içermektedir. Tarihsel çevrenin korunması bağlamında, belirlenecek ilkeler ve hedefler doğrultusunda geçmişten gelen değerleri, geleceğe aktarmak üzere, şimdi takınılacak tutum belirleyici olmaktadır. Kısaca, koruma eylemi her üç zaman kesitini de kapsamaktadır. Bir başka deyişle, koruma

“yaşatmak”tır.

Koruma özünde, ekonomik, politik, toplumsal ve mekansal boyutları da olan kültürel bir eylemdir. Bir bilinçlenme ve kültür sorunudur.

Koruma; bir politika oluşturmak üzere karar verme süreci ile başlamaktadır.

Neleri, niçin, kimin adına, kimlerle ve nasıl koruma vb. sorulara yanıt oluşturmak; temelde politik ve seçmeci bir karar vermeyi getirmektedir. Bu bağlamda, koruma aynı zamanda da ideolojik bir eylemdir.

8 Nurcan Uydaş, ve diğerleri, “Koruma Politikaları Üreten Kesimin Koruma Bilinci Üzerine Bir Araştırma”, Ulusal Koruma Planlaması Semineri II, 29-30 Eylül/ 1 Ekim 1993, YTÜ Oditoryumu, İstanbul, Yıldız Üniversitesi Fakülte Yayın No: 94067, s. 6.

9 Tarihsel-kültürel çevreleri koruma için; İngiltere’ de ‘conservation’, ABD’nde ‘preservation’

ve Avrupa pratiğinde ise daha çok ‘protection’ kavramları kullanılmaktadır.

(32)

Korumada temel amaç, geçmişten bugüne gelen kültürel birikim ve değerleri, özgünlüklerinden bir şey kaybettirilmeksizin, zamanla farklılaşan değerler ile bütünleştirerek toplumlar için sağlıklı yaşam çevreleri oluşturmak olmalıdır.10

Tarihsel koruma, bir yandan yapılı çevrelerin sağlıklı kılınması sonucunu yaratırken, diğer yandan da tarihsel-kültürel çevrelerin yeniden yaşatılıp, bir bakıma konut stokunun geri dönüşünü (recycling) sağlamaktadır.11

Bugüne kadar izlenen politikalarda, farklı koruma yaklaşımları ve bunlara yönelik farklı kavramlar ortaya konmuştur. Hiçbir değişiklik yapılmaksızın, müzede sergilenecek belge yaklaşımı ile durağan (statik) koruma anlayışından başlayarak; yapıtın orijinaline benzetilerek yeniden üretilmesine kadar giden bir dizi koruma eyleminden söz edilmektedir.12

10 Ela Tek, “Koruma ve Uygulamada Brüksel Örneği”, Ulusal Koruma Planlaması Semineri II, 29-30 Eylül/ 1 Ekim 1993, YTÜ Oditoryumu, İstanbul, Yıldız Üniversitesi Fakülte Yayın No:

94067, s. 135.

11 James Marston Fitch, Historic Preservation, Curatorial Management of the Built World, University Press of Virginia, 1998, s. 39.

12 Müdahale derecelerine göre geliştirilebilecek bir sınıflama aşağıdaki verilmektedir: (Fitch., a.g.e., s. 46)

I. Preservasyon (Preservation): Tümüyle, hiç bir değişiklik yapılmaksızın, aynen koruma.

II. Restorasyon (Restoration): Eserin orijinaline yönelik onarımını ve sağlıklaştırılmasını da içeren koruma.

III. Konservasyon ve Konsolidasyon (Conservation ve consolidation): Yapısal bütünlüğü sürdürecek şekilde, orijinal yapıya fiziki müdahaleyi de içeren koruma. Honolulu’daki Royal Palace’ın kurtlara karşı korunmasına yönelik önlemler, Paris’ teki Notre Dame’

ın taşlarının temizliği gibi basit müdahalelerden York Minster’e (İngiltere) yeni bir çeşme eklenmesine kadar varan bir dizi koruma anlayışını içermektedir.

IV. Rekonstitüsyon (Reconstition): Yapının parçalara ayrılarak aynı mekan ya da başka bir alanda korunan parçalarla yapının yeniden yapılması. Afet ya da savaş sırasında yıkılan parçaların yeniden bir araya getirilmesi bu tür koruma anlayışına örnektir.

Guatemala’ daki Antiqua Katedrali gibi.

V. Restitüsyon (Restitution): Yapının eldeki belgelere dayanılarak yeniden inşa edilmesi ile eskinin canlandırılmasına yönelik koruma anlayışı. Bu daha çok yitirilen tarihi yapının yeniden inşasına yönelik bir çabadır. Yeniden inşa etme (reconstruction)

(33)

Korunacak yapıtın türüne göre, tarihsel-kültürel değerleri toplumla paylaşma yolları da değişmektedir. Görsel ve işitsel sanat yapıtlarının yaygınlaştırılması çağımızda daha da kolaylaşmıştır. Orijinalleri müzelerde ya da koleksiyonlarda saklı olan; örneğin, resim, heykel, seramik gibi yapıtlar, bulundukları yerde gezilip izlenme olanağı bulunmasa bile, günümüz teknolojileri ile sanal ortamda rahatça izlenebilmektedir. Bu bakış açısı ile, modern teknoloji sayesinde, sanat eserlerinin daha geniş kesimlere ulaşmakta olduğu savı ileri sürülebilir. Benzer şekilde, tiyatro, konser vb.

işitsel sanat etkinlikleri de kaset, CD vb. şekillerde çoğaltılarak, ya da anında canlı görüntüleri yayınlanarak geniş kesimlere ulaştırılmaktadır. Geçmişte orijinal resimlerin ancak elle yapılabilen kopyaları - replica’ları, kullanılırken artık fotokopi ile istenilen adette çoğaltma yapılabilmekte ya da internetten görüntüler anında basılabilmektedir.13

Kentlerin ve hatta ülkelerin, maket kentler şeklinde küçük modelleri geliştirilmektedir. Hollanda’daki Madoradam, bir “maket kent” olarak, ülkenin önemli tarihi-mimari yapıtlarını aynı mekan üzerinde sergilemektedir. Kaldı ki, çağımızda kişisel bilgisayarlarla, evlerden bile bunlara anında ulaşmak olanaklı hale gelmiştir.

Bu tür olanaklarla taşınabilir ya da taşınamaz özgün yapıtların toplumlara ulaşmasının kolaylaştığı savunulabilir. Modern teknoloji kuşkusuz

terimi ise yıkılan yapının aynı alanda inşasını içermektedir. Varşova Royal Palas gibi.

VI. Replika (replication): Yapının aynısını başka mekanlarda da kopyalamak. Genelde orijinal yapı ile aynı zamanda farklı mekanlarda bulunur.

13 Fitch., a.g.e., s.1.

(34)

bu olanakları sağlamıştır. Ancak, modern teknoloji aynı zamanda da tüm kentsel çevrelerin giderek birbirlerine benzemesi sonucunu da getirmektedir.

Bir sonraki bölümde bu saptama irdelenecek ve birörnek toplum ve birörnek yerleşmelerin ortaya çıkardığı sorunlar tartılacaktır. Bu bölümde vurgulanmak istenen asıl nokta, teknolojinin sağladığı olanaklarla, dünyanın her köşesindeki tarihsel-kültürel değerlere erişebilmek daha kolay olsa da, bu yapıtları yerinde, doğal ortamı içinde izlemenin, bu ortamda yaşayabilmenin ve yaşatmanın bir ayrıcalık olduğu ve bunları geliştirerek yaşatmanın da toplumların kaçınamayacakları bir sorumluluk olduğu düşüncesidir. Önemli olan, dünyanın her yerinden ve her kesiminden insanın bu ayrıcalığı elde edebilmesinin maddi koşullarını oluşturmaktır.

Tarihsel-kültürel çevrenin korunmasında; bütün bir kentin ya da kentler sisteminin korunmasından başlayarak, bir yapının korunmaya değer bir elemanına (yapı detayına) kadar inen farklı ölçekler korumaya konu olabilmektedir.14

14 Bazı koruma ölçekleri şu şekilde verilebilir (Fitch., a.g.e., s.41)

Tarihi Kentler: Tüm kentin ya da yerleşmenin korumaya konu olması. Harrisburg (Vermount), Pleasant Hill (Lexington), Safranbolu (Zonguldak).

Tarihi bölgeler: Daha yaygın bir koruma ölçeğidir. Yerleşmenin tamamının değil, belirli bölgelerinin korumaya konu olması. Societt Hill (Philedelphia), Ortamahalle-Akçaabat (Trabzon).

Açıkhava Müzeleri: Yaygın alana yayılmış, arkeoloji, sanat tarihi ve etnografya müzeleri.

Hollanda’daki Arnhem Açıkhava Müzesi, Kapadokya’da Göreme Açık Hava Müzesi, Pamukkale Afrodiasyas gibi. 1891’da Stockholm’ da açılan Skansen Müzesi, geleneksel İsveç yaşam ve mimarlık yapıtlarının sergilendiği, ulusal mimarlık müzelerinin ilk örneğidir.

Burada İsveç’in tüm kentlerinden seçilen 150 yapının replikaları yapılmıştır. Seçilen yapılar 1574-1800 dönemine ait yapılar olup tüm özgün yapıların kopyalarının aynı mekanda bir arada gezilebilmesi olanağı sağlanmıştır.

Tarihi Yapı (Müzeler): Yapı ölçeğinde bir koruma türüdür. Önemli tarihi olaylara ya da kişilere tanıklık eden yapıların korunması örneği gibi. (Vernon Dağı müze evi)Trabzon’daki Atatürk Müzesi, İstanbul Dolmabahçe Sarayı .

Sanat Müzeleri: Korumanın en küçük birimlerinden biridir. Taşınabilir eserlerin sergilendiği mekanlardır. Resim- heykel müzeleri, arkeolojik müzeler gibi.

(35)

1.2. Niçin Korunmalı? Tarihsel-Kültürel Değerleri Koruma Gerekçeleri Sulak alanlar, ormanlar, tarım alanları vb. doğal kaynaklar gibi tarihsel değerler de sınırlı ve nesli tehlikede olan değerler olarak görülmelidir. Bu değerler de, aynen doğal kaynaklar gibi, toplumların yaşam kalitesini yükselten varlıklardır. 15

Tarihsel -kültürel çevre değerlerinin korunması gereğinin topluma kabul ettirilmesi farklı gerekçeler ile temellendirilmektedir. 16

1. Yerel, bölgesel, ulusal, dini vb. bir kimliğin yaratılma aracı olarak koruma:

Bu yaklaşımda koruma yerel, bölgesel, ulusal vb. benlik yaratılmasının bir aracı olarak görülmektedir. Amaç, genelde seçmeci bir tavırla ortaya konur ve dönemin ideolojisine uygun yeni geçmişler yaratma gibi çabalarla toplumu tehlikeli sonuçlara götürebilir. Radikal dinci ya da aşırı ulusçu (milliyetçi) akımlarda koruma daha çok bu amaca yönelik olarak savunulmaktadır.

2. Estetik-sanatsal değerleri nedeniyle koruma: Böylesi bir temellendirme de sübjektif değerlendirmeye açıktır. O dönemin değer yargıları, ya da bu konuda karar vericilere göre sanat yapıtı olarak değerlendirilmeyen yapıtların gözden çıkartılması tehlikesi söz konusudur.

15 Helsinki City Office, Helsinki Master Plan 1992: Helsinki-Towards 2020 Strategic Planning Advice for Helsinki, Publication Series A 22/1992, s.1.

16 İlhanTekeli, “Kentsel Korumada Değişik Yaklaşımlar Üzerine Düşünceler”, Mimarlık, 88/2, Mimarlar Odası Yayını, s.57.

(36)

3. Turizm getirisi nedenli koruma: Bu hedefi temel alan koruma yaklaşımı, doğal ve tarihi değerleri turizme yönelik bir sermaye aracı gibi görmektedir. Burada da, bacasız endüstri olarak görülen turizmin getirisini en çoğa çıkarabilmek için önceliklerin ve özellikle de korumada toplumsal boyutun gözden kaçması gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

Korumada ekonomik getiri ön plana çıkartılarak, çoğu zaman, korunmaya değer yapıtın işlevi değiştirilip farklı bir kullanış (genelde ticari ya da turizm) önerilmektedir. Ankara ya da Antalya Kaleiçi örneklerinde görüldüğü gibi, bu amaçla yapılan korumalarda, yapıların özgünlüğü yitirilebilmektedir.

4. Bir toplumsal kültür ürünü olarak önceki kuşaklardan alınan mirasın sonraki kuşaklara aktarılmasını temel alan koruma: Hızla değişen dünyada, tarihsel-kültürel çevrenin, gelecekteki yaratılara temel oluşturması, çeşitliliğin ve sürekliliğin toplumsal yapı ile bütünleşerek korunmasının sağlanmasını amaçlayan koruma yaklaşımıdır. Burada koruma, o toplumda yaşayanlara bir tarih bilinci kazandırmanın gereği olarak değerlendirilmekte olup, korumayı daha geniş kapsamıyla ele alır.

Korumaya temel oluşturmak üzere geliştirilen bu gerekçeler daha da arttırılabilir, ancak bunların hepsi de, kuşkusuz; ayrı ayrı geçerlidir. Burada, tek bir amaç doğrultusunda korumaya yönelmenin, uzun erimde tarihsel- kültürel değerlerin bozulması (tahribatı) sonucunu doğurması riski göz önünde bulundurulmalıdır. Kapsamlı ve bütüncül bir korumada, ölçütler çok boyutlu değerlendirmeler üzerine oturtulmalıdır. Korumaya değer görülen

(37)

yapıtların tarihi, toplumsal, kültürel, sanatsal, estetik ve kullanım değerleri gibi farklı boyutları dikkate alınmalıdır.

Tarihsel korumanın aynı zamanda, toplumsal kalkınmanın etkin bir aracı olduğu kabul edilmektedir. Koruma, kente yeni bir ekonomik canlılık getirmektedir. Günümüzde birçok toplum korumayı ekonomik gelişme stratejisi olarak uygulamaktadır. Tarihi-kültürel çevreler, doğru değerlendirildiğinde, yerel ekonomileri canlandırır, yeni iş alanları açar, vergi gelirlerini artırır, yeni iş kolları yaratabilirler. Eski bölgelerin ve kent merkezlerinin yenilenmesine yönelik olarak yapılacak koruma uygulamaları ile yeni vergi geliri ve istihdam yaratılıp; büro, ticaret, barınma ve dinlence için iyileştirilmiş özgün mekanlar sunulabilmektedir. Tarihsel koruma, artık, salt turist “doları” çekecek bir çaba olmanın ötesinde, istenen toplumu yaratabilmenin bir aracı olarak da değerlendirilmektedir.

Tarihsel kent merkezleri orada yaşayanlara yaşam destek sistemi sunarlar. Bir bakıma psikolojik destek sağlarlar. Tarihi kentler, kuşaklar arasında, anılarla dolu bir tiyatro sahnesi görevini görmektedir.17

Diğer yandan; tarihsel, kültürel değerlerin korunması, kentlerde mevcut yapı stoğunun değerlendirilmesi sonucunu da yaratarak, sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde, gelecekte kentlerin yapılı çevrelerinin, bir bakıma geri dönüşümünü de sağlayacaktır.

Özetle; tarihsel-kültürel değerlerin koruması ile:

ƒ Toplumdaki kültürel çeşitlilik ortaya konulup tanınabilecek,

17 Fitch., 1998, s.xi.

(38)

ƒ Yerel karakterler ve özellikler tanınıp korunabilecek,

ƒ Bir yere ait olma duygusu sağlanıp yerel, bölgesel, ulusal kimlik duygusu geliştirilebilecek,

ƒ Yöre sakinleri ve dışardan gelecekler için toplumsal imaj yükseltilip, salt maddi değil, manevi kazanç da sağlanabilecek,

ƒ Yerel ekonomi canlandırılıp, yöredeki gelirler arttırılabilecek,

ƒ Varolan yöresel yapı stoku sağlıklı duruma getirilip, yeniden kazanımı söz konusu olabilecek,

ƒ Geçmişimiz, bugün ve geleceğimize uzanan yerel değerler, sonraki kuşaklar için de yaşatılıp, ileriye yansıtılabilecek,

ƒ Böylece, toplumsal bilinç ve gönenç artırılabilecektir.

Tarihsel-kültürel değerlerin korunması gerekçeleri, korunmaya değer görülen varlıkların niteliği ve koruma amaçları bağlamında farklı ölçeklerde temellendirilebilir. Burada yerel, bölgesel, ulusal ve küresel koruma ölçeklerinden bahsedilebilir. Yukarıda da belirtildiği gibi, korumada yerel ölçek olarak kentler önemli bir birim olmaktadır.

1.3. Kent Kimliklerinin Korunması Sorunu

Kent kimliğinin temel değerlerini, tarihsel-kültürel birikim oluşturur. Kentin belleği ya da toplumsal bellek; mekan(yer)-zaman-anı-kimlik birlikteliğinden oluşmaktadır. Kentte, zaman içindeki toplumsal ve mekansal değişimin, yaşayanlar üzerinde bıraktığı toplu izlenimler kent kimliğini

(39)

oluşturmaktadır.18 Kent kimliklerinin önemli belirleyicileri de genelde, yerleşmelerin tarihi dokuları içinden çıkmaktadır. Kaleler, eski saraylar ya da özgün, yöresel konut dokuları, geleneksel işlev alanları gibi.

Kentlerdeki tarihi dokular, kentlerin gelişme süreci içindeki değişen fiziki, toplumsal, ekonomik vb. yapıları ile kenttaşların (o kentte yaşayan ve yaşamış olan toplumların) anılarını bir arada barındıran, yaşayan bir arşiv niteliğini de görürler.19

Çoğu zaman, kentlerin yerleşik alanları içinde kalan tarihsel dokular, iyi korunarak süreklilikleri sağlanıp kent ile uyumlu bütünleşmeyi sürdürebildikleri ölçüde, kentsel çevrenin kalitesine önemli ölçüde katkıları olabilecek çok özel alanlardır. Kentler ancak, geçmişten geleceğe uzanan tarihsel sürekliliklerini sağlayarak, kültürel miraslarını koruyabilirler. Hızla yoğunlaşıp yaygınlaşan, değişen, sağlıksız büyüyüp yetersizleşen kentler bunu başaramaz. Bu kentler özgün kimliklerini, zaman ve mekan içindeki okunabilirliklerini yitirir, zamanla tanımsız mekanlar bütününe dönüşürler.

Çağımızda, özellikle küreselleşmenin mekana yansımasının göstergeleri olarak, farklı coğrafi ve ekonomik mekanlardaki kent parçalarının, giderek birbirlerine benzeşmesi sorunu yaşanmaktadır.

Kentsel yerleşmeler hızlı bir değişim süreci yaşamakta ve özgün kimliklerini giderek yitirmektedirler. Sonraki bölümlerde değişim süreçlerine

18 Güven Bilsel ve diğerleri, “Kültürel Süreklilik Sağlamada Yaratıcı Kentsel Tasarımın İşlevi”, Kentsel Tasarım Kentsel Çevreye Çok Disiplinli Yaklaşım Aracı, 29.5-2.6.2000, Mimar Sinan Üniversitesi, s. 148.

19 Bilsel, a.g.e., s.151.

(40)

ve nedenlerine daha detaylı olarak değinilecektir. Böylesi bir kimliksizleşme süreci sonucunda, dünya gerçekten “küçülmekte”, kentler tıpkıbasım kopyalar halinde aynılaşmaktadır. Kuşkusuz, tarihin her döneminde kültürler ve toplumlar birbirlerini etkilemişler ve bu karşılıklı kültür alışverişi mekana da yansıtılmıştır. Özellikle, 15.yüzyıldan itibaren Batının Uzakdoğu, Yakındoğu ve Mısır ile yeni dünyaya yayılması, emperyalist işgali de başlatmıştır.20 Bu yayılma sürecinde, Batı kaynaklı sanat ve mimari tarz da götürülmüştür.

Ancak, burada yine de toplumlar arasında etkileşimin ve kültürler arasında bir değişimin yaşandığı söylenebilir.

Önceleri daha çok karşılıklı etkilenme şeklinde olan bu değişim, günümüzde aynen kopyalanıp, birörnek toplumsal yaşam biçimleri ve birörnek kent parçaları yaratma şeklinde olmaktadır. Geçmişte mimari tarzda benzeşme olsa bile, hiç değilse, yerel malzeme ve teknoloji kullanılması ile yöresel özgünlükler ortaya çıkabilmiştir. Yöresel mimari yapılanma yüzyılların denenmesi ile o yöreye özgü, en uygun çözümü getirmektedir. Bu geleneksel ilkelerin korunması, kuşkusuz, toplumlar için uzun erimde sayısız yararlar sağlayacaktır.

Oysa bugün; Le Corbusier’ nin gökdelen mimarisi, Mies Van der Roche’

un cam yapıları, prototip toplu konut dokuları, ya da ABD- New York’taki İkiz Kuleler, dünyanın her yerinde aynı teknoloji ve benzer malzemeler kullanılarak kopyalanıp üretilmektedir.21 Uluslararası nitelik kazandırılan

20 Fitch., 1998, s. 14.

21 Fitch., a.g.e., s. 1.

(41)

prototip yapılar yerel form ve yapı tiplerinin yerini almaktadır. Kısaca, çağın maddeci kültür anlayışı tüm özgünlükleri ve yerel değerleri yok etmektedir.

Tezin küreselleşme sürecinin mekana yansıması ile ilgili bölümünde, bu saptama örneklerle açılmaya çalışılacaktır.

2.TARİHSEL-KÜLTÜRELMİRASIKORUMAPOLİTİKALARININGELİŞİMİ Kültürel çevre içinde tarihsel mirasın korunması politikalarının gelişim sürecini değerlendirebilmek için, bir dizi soruya verilecek yanıt önemli olmaktadır:

ƒ Neler korunmalıdır ve ne için korunmalıdır?

ƒ Koruma nasıl ve kim için yapılmalıdır?

ƒ Ya da; korumayı gerekli gören kesimler bunu ne için savunmaktadır?

Bu sorulara, farklı dönemler için verilecek yanıtlar, tarihsel süreç içinde koruma politikalarının gelişmesine ışık tutacaktır.

İnsanoğlu, varolduğu günden beri sahip olduğu ve değer verdiği varlıkları hep korumak istemiştir. Başlangıçta, elindeki sınırlı üretim araçları ve fazla yiyeceklerini saklamıştır. Toplumsal yaşama geçişle birlikte toplumların değer yargılarına koşut olarak, korumaya değer görülen varlıklar da değişmiştir.

Zamanla, birlikte üretilen ve ortaklaşa kullanılan yapıların, yapıtların- örneğin dini yapıların-tapınakların, daha çok sahiplenilip yaşatıldığı görülmektedir.

(42)

Özellikle ilkel toplumlarda, anıtsal yapılar; geçmişin temsilcileri olarak değerlendirmenin ötesinde simgesel varlıkları nedeniyle korunmuştur.22

Eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarında da, koruma daha çok dini inanç ve törelere bağlı olarak gelişmiştir. Yazıtlar, anıtların dini ve mucizevi değerlerini ön plana çıkartmaktadır. Eski Mısır yerleşmelerinin, kutsal yapılar ve çevrelerine gösterdikleri özen ile ve bu yapıtları merkez alarak geliştirdikleri yerleşme düzeni ile hem yerleşme planlaması ve hem de çevresiyle birlikte koruma çabalarının ilk örnekleri olduğu belirtilmektedir.23

Benzer şekilde; Girit adasındaki eski Knossos yerleşmesi de (M.Ö. binli yıllar) ilk koruma örneklerinden birisini oluşturmaktadır. Yapılan kazılarda, yapının alt kısmındaki, önceki devirlere ait kutsal mekanların olduğu gibi ve özenle korunduğu ve kısmen de onarıldığı saptanmıştır.24

Güç ve itibarın din ile simgelendiği Helen öncesi devirlerde, genelde tapınakların korunmaya çalışıldığı, Helen döneminde ise, dini yapılar ve tapınakların yer aldığı kutsal alanlar ile birlikte günlük yaşamda önemli yeri olan kamusal yapı ve mekanların da korunduğu görülmektedir.25

Önceleri koruma, kültürel mirasın fiziksel bakımı ile sınırlı tutulmuştur. Tek anıtsal yapılara yönelik olarak bakım uygulanmaya başlamıştır. Bir başka anlatımla, geliştirmeye açık, devingen bir çevre yaklaşımından çok, tutucu ve durağan bir koruma endişesi taşınmıştır. Doğal çevre içinde tarihsel dokunun

22 Cevat Erder, Tarihi Çevre Kaygısı, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara, 1999, s.1.

23 Erder, a.g.e., s. 13.

24 Erder, a.g.e. s. 17.

25 Erder, a.g.e. s. 70.

(43)

bir bütün olarak korunması, tarihin sürekliliği kavramına dayanan bütüncül bir koruma anlayışını gerektirmektedir ki, bu yaklaşımın benimsenebilmesi için çok daha uzun yıllar gerekecektir.

Yaşanılan çevrenin korunmasının gerekli olduğu bilincine ilk kez Romalıların vardığı söylenebilir. Roma Hukukunda, eski eserlerin korunması ile ilgili maddelerin olduğu, şehir estetiği ve cephe kaplamasına kadar inen bir dizi koruma kuralının getirildiği bilinmektedir.26 Örneğin; Herkulaneum kentinde, bir duvara asılan M.S. 44 ve 54 yıllarına ait iki bronz kitabede; “bir yapıyı tahrip ederek maddi kazanç sağlayanların, kazandıklarının iki katını hazineye yatırmak suretiyle cezalandırılacağı” yazılmıştır.27

Geçmişten günümüze ulaşan ilk şehir planlama kuramı kitabı olarak belirtilen “Mimarlık Hakkında On Kitap” adlı yapıt, M.Ö. birinci asırda İmparator Augustus için Marcus Vitruvius Pollio tarafından yazılmıştır. Bu yapıtta, koruma konularına da yer verilerek eski ile yeninin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.28

Roma İmparatorluğunda, kentin bütünü bir sanat yapıtı olarak değerlendirilmekteydi ve önceki devirlere ait yapıların korunması da başlıca kaygılardandı. Pompei kenti de, önceki kuşaklardan devralınan pekçok yapıtın korunarak değerlendirildiği başarılı bir örnek olarak gösterilmektedir.29

26 Besim Çeçener, Günhan Danışman, “Kültür Değeri Olan Yapı Korunması ve İngiltere Mevzuatı”, Mimarlık, S.8, Ağustos 1973, s. 18.

27 Erder, 1999, s. 43.

28 Erder, a.g.e., s. 37.

29 Erder, a.g.e., s. 36.

(44)

Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra İtalya’da koruma duyarlılığı giderek zayıflamıştır. Hıristiyanlığın yayılma devri (pagan dedikleri kendi dışındaki her inancı reddetme dönemi) koruma adına şansız bir dönem olmuştur. Bu dönemde, daha hızlı yayılabilmek adına, Hıristiyanlık dışındaki inançların simgesi durumundaki her türlü dini yapıt yok edilmeye çalışılmıştır.30 Bu dönemi izleyen Ortaçağda da eski Roma ve Helen yapıtları tahrip edilmiştir. Yeni Roma, eski Roma yapılarını, bir bakıma, taş ocağı olarak kullanmıştır.31

Dünyanın en eski koruma projelerinden birisi olan Honshu şehrindeki “Ise Naiku Tapınağı” ilginç bir koruma örneğidir.32 Adı geçen Japon Tapınağı 673- 686 yılları arasında İmparator Temmu döneminde, yörede yetişen açık sarı renkli “cypress” ağacından inşa edilmiştir. Ancak, bu ahşap yapı Japonya’nın nemli iklimine en fazla 20 yıl dayanabilmiş. Bu nedenle; her 20 yılda bir, tapınak orijinal hali ile yeniden inşa edilerek (replikaları yaptırılarak) sürekliliği sağlanmaktadır. Eski tapınağın yanına yenisi yapılmakta, belirli bir süre yan yana duran iki tapınaktan önceki giderek çökmektedir.33 Bu tür bir koruma uygulaması dünyadaki ender örneklerden birisidir.

Koruma kavram ve yaklaşımlarının geliştirilmesinde, genelde Batı dünyasının etkin olduğu görülür. Avrupa’da, 18. yüzyıldan sonra, özellikle Helen ve Roma eserlerine ilgi artmaya başlamıştır. Avrupa, kökenlerini eski

30 Erder, a.g.e., s. 71.

31 Erder, a.g.e., s. 73.

32 Fitch, 1998, s. 85.

33 Ek-1: 1,2 nolu fotoğraflar.

(45)

Yunan ve Roma uygarlıklarında görmek istemiş ve bu devirlere ait eserleri ortaya çıkarıp korumaya yönelmiştir. 19. yüzyıl sonlarına gelinceye kadar da, Batı kendi geçmişinin üstün olduğu şovenizminden kurtulamamıştır. Batılı yazarlar önceleri, kendi dışındakileri köylü, sıradan ve göçebe olarak değerlendirmişlerdir. Diğer kültürlerin de uygar olabileceklerini çok daha sonraları anlayabilmişlerdir.34 Ancak son dönemlerde kuzey Amerika’daki yerli toplulukları olan Kızılderililer ve Avustralya’nın yerli toplumu olan Aborjinlerin de karmaşık, sınıfsal yapısı olan ve kentli toplumlar oldukları yazılmaya başlanmıştır.

Eski eserlerin korunması konusunda öncü ülkeler olarak; Danimarka, İsveç ve İtalya’nın adı geçmektedir. İtalya’da, 1624 yılında Papalık kararı ile eski eser dışsatımı (ihracı) yasaklanmıştır. Aynı dönemlerde, Danimarka ve İsveç’de de saray, kale, vb. eserlerin korunmasına yönelik önlemler getirilmiştir.35 Daha sonra Portekiz, Fransa, Almanya, Macaristan, İngiltere ve Mısır’ın eski eserlerin korunması yönünde yasalar hazırladıkları bilinmektedir.

Tarihi yapıların korunması çabaları İngiltere’de 1770’li yıllara, Fransa’da (Commission des Monuments Historiques’in kurulması ile) 1831 yılına rastlamaktadır.36 Fransa’da devrim sonrasında, önemli yapıların aristokrasinin simgeleri olarak yıkılması olayı, koruma yaklaşımlarında, ideolojik boyutun önemini çarpıcı bir şekilde vermektedir. Bu yıkımlara karşı duyulan tepki, Fransa’daki koruma duyarlılığının da başlangıcını

34 Fitch., a.g.e., s. 14.

35 Çeçener, 1973, s. 18.

36 Fitch., 1998, s. 13.

(46)

oluşturmuştur. 1830 yılından bu yana Fransa’da İç İşleri Bakanlığı bütçesine koruma çalışmaları için ayrı bir ödenek konmaktadır.37

Tarihsel ve kültürel yapının belgelenebilmesi için yayın çalışmaları da önemli olmaktadır. 1585-87 yılları arasında Virginia’da çalışan, İngiliz araştırmacı John White, bu kıyı bölgesinin canlı yaşamını (insan, flora ve faunayı) çizimleri ile belgelemiştir.38 Aynı şekilde, Fransız ve Portekiz misyonerler Uzak Doğu’nun doğuya özgü gelenek, sanat ve mimarisi üzerine ciltlerce yayın yapmışlardır. 18.yüzyılın ikinci yarısında Johann Joachim Winckelma, sanat ve mimaride öncü yayınlardan birisi olarak bilinen “History of Ancient Art” (Antik Sanatın Tarihi) kitabını yayınlamıştır. Bu yapıtlar koruma konularında önemli yazılı kaynaklar olarak geçmektedir.

Pompei ve Heculeneum kazıları ise, modern arkeolojinin öncü çalışmaları olarak değerlendirilmektedir. Atina’da Acropolis’in ortaya çıkartılmasında çalışan İngiliz James Stuart ve Nicolas Revett, arkeoloji alanında, o dönemler için yeni teknikler getirmişlerdir.

19. yüzyılda Avrupa’da gelişen milliyetçilik akımları da, bir bakıma, koruma çabalarını desteklemiştir. Ulus devlet olma özelliklerini yeni kazanan Avrupa ülkeleri; tarihi mirası uluslarının kurulmasını meşru kılacak önemli bir destek aracı olarak görmüşlerdir.39 Bu dönemde, koruma konusunda bilimsel tartışmalar yoğunlaşmış ve arkeolojik kazılar yapılmıştır. Ancak, koruma yine de “önemli” yapılar ölçeği ile sınırlı kalmıştır. Hatta, bu yaklaşım abartılarak,

37 Erder, 1999, s. 75.

38 Fitch., a.g.e., s. 13.

39 Mimarlık, S.8, Ağustos,1973, s.2.

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :