Tarih ka«asl:
M i m a r M e h m e t T a h i r
M i m a r K e m a l A l t a nLâleli camii (1177)
Mehmed Tahir. 3 üncü Mustafa devrinin başından Bi-rinci Hamid devrine giren 1194 Hicri tarihe kadar Hassa baş-miman idi. Muavin ve halifeleri, Mimar Ahmed Nurullah, Mi-mar Hasan, MiMi-mar Esseyid Mustafadan İbaret olduğu elde mevcut vesikalardan anlaşılmaktadır.
Klasikten sonra Türk mimarisine Barok ile Rokokonun yabancı şekilleri dahil olmağa başladığı zaman Türk sanat-kârları mimari güzelliklere mahsus seçtikleri bazı muhtelif motifleri stallze ederek öz samimi esaslarına yaraştırmışlar, bu suretle güzel sanatlarımızda yeni bir inkılâp meydana koy-muşlardı.
3 üncü Ahmed zamanında, Üsküdarda yeni Valde, Ah-med İye camileri gibi kıymetli eserler vücude getiren bilhassa Şehzade başındaki Sadrıazam Nevşehirli İbrahim Paşa Da-rülhadisiıri inşa eden Mimar Bekirin, ayrıca «Ayasofya, Üs-küdar, Azabkapısı, Tophane çeşmeleri» ile meydanlar orta-sında süs âbideleri yaratan Mimar Kayserili Mehmed Eminin çok sanatlı eserlerinden sonra Barok ve Rokokonun ulusal
süs-lere bezenmiş temiz örnekleri görünmeğe ve sıralanmağa baş-lamıştı. Bunları aşağıda gösteriyorum:
1 — (Hicri 1154 tarihinde) yapılan Dolmabahçe camii karşısında Sipahi ağalarından Emin ağanın aile kabri önün-deki mermerden mahruti kubbeli ve mermer saçaklı olarak ayni zamanda süs motifleri çok meharetkârane işlenmiş çeş-me ve sebil.
2 — (Hicri 1168) de inşaları ayni tarihte olan Babıâli ci-varında Beşir ağanın, keza Beyazıdda Vezneciler caddesi kö-şesinde Hasan Paşanın sebil ve çeşmelerile beraber fevkani o-larak mektep, kütüphane, mescld ve medreseden ibaret müş-temilâtı toplu bir manzume gösteren eserler.
(Hicri 1163) de büyük camilerimizden <Nuru Osmaniye» yapıldığı zaman Türk mimarları öz biçime yenilikler koya-rak bu âbide İle bir memzuce yaratmak hünerlerini çok üs-tün göstermişlerdi.
Nuru Osmaniye ve Lâleli camileri 3 üncü Mustafa zama-nında yapılmıştır.
,
v
,
İRst-^^
Ifc''
E i S I s i t , II
Hamidlye Zeyneb Sulta
Koca Ragıbın Aksarayda Lâleli camii karşısında (Hicri 1175) tarihinde bina eylediği kütüphanesi - kendi tâbirüe feyzi âşlyanesi - geniş bir bahçe avlusu içerisinde olup ayrıca Darüssübyan binasile Hafızı kütüp odaları, biri büyük, diğer İkisi küçük olmak üzere sebil çeşmeleri, yine ayni avluda ko-ca Ragıbın sekiz köşe üzerine kemerlerle teşkil edilmiş üstü ve etrafı zarif bronz parmaklıklı açık türbesi mevcuttur.
(Hicrî 1162) de inşaatına başlanan Lâleli camii Koca Ragıbın ölümünden bir sene sonra tamamlanmıştı. Hattâ Ko-ca Ragızın çok sevdiği arkadaşı şair Fitnat:
«Muallâ Camii ranayl Sultan Mustafadır bu» 1177 de tamamlandığının tarihi mısraını tanzim etmiştir.
Lâlelinin plân tertibatı Koca Sinanm Edirnedeki şahese-ri Selimiyenin esasını çok andırır. Türk mimarları, süs şekil-leri üzerinde ne kadar alafrangalığa temayül etmiş olsalar büyük cami tiplerinde klasik esaslarından bilhassa Sinan ekolünden hiç bir zaman ayrılmamışlardır.
Lâlelinin plânında, merkezî kubbe (Selimiye gibi) üst-leri askı kemerile çevrilmiş olan 8 mermer sütun üzerine o-turmuştur. Sütunlardan 2 si mihrab çıkıntısı köşelerine 4 dü karşılıklı olarak yan beden duvarlarına birleşmiş şekildedir. Diğer 2 sütun da, methal önüne tesadüf ederek münferid bu-lunmaktadır.
Büyük kubbe etrafında, - mihrab çıkıntısının üstü İle beraber - 6 nısıf kubbe tertib edilmiştir.
Satıh tezyini İçin iç duvarlar renkli ve kitabeli olarak mücellâ somaki plâkalarla kaplanmıştır. Mimberi de ayni şe-kilde olup çok sanatkârane yapılmıştır.
Camiin dış beden duvarları bodrum katı dahil olarak -kat kornişlerlle tabakalara ayrılmış camiin İç sah asile mü-nasebeti olmıyan yan dehlizler saçak silmesine kadar yüksel-memiştlr.
Büyük kubbenin bindiği duvarın köşe plâstroları üzerine babalar sıralandırılmış, kaideleri tam duvar köşelerine gelmek üzere siklet tahfifine mahsus 8 kontrfor yapılmış, kontrforların aralarında kubbeden içeri aydınlık girmek için -üç pencere açılmıştır. Şu hesabla kubbe kasnağı eteğinde 24 pencere mevcut bulunmaktadır. Cami fevkani olduğu için sed-11 şadırvan avlusunun üç (giriş ve çıkış) mahalline merdi-venler yapılmıştır. Avlu İçerisi 16 sütun üzerine revaklıdır. Avludan camiin iki yan dehlizine, dehlizlerden de cami İçine kapılar vardır.
Camiin solundaki «Hünkâr mahfeli» denilen müştemi-lâtın cami kısmı manzumesile mimari bakımdan çok yük-sek bir ahengi görülmektedir.
Lâlelinin ikmalinden 2 sene sonra - temellerine kadar yıktırılan - Fatih camiinin yeniden inşaatına başlanmıştı. Başmimar Mehmed Tahirdl Simonlara, Kör Yani kalfalara verdiğimiz, bu kıymetli Türk eserlerin Türk mimarlarını araş-tırmak hususunda maalesef İhmalimiz olmuştur.
Fatih camiinin ikinci İnşası zamanına rastlıyan (Hicrî 1185 tarihli bir vesikada. Mimar Mehmed Tahirin «Ayasof-yai kebire karib Babı hümayun Soğukçeşme karşısında vaki Zeyneb Sultan Camllşerifi ayağı olan Akarca binasının maktu masarifini» aldığına dair mühürlle beraber Ser mimaran Has-sa Mehmed Tahir kulları diye İmzası mevcuttur. Yine Meh-med Tahirin halifesi Mimar Hasan İle beraber bir tamirat için «Keşif, mesaha, tahmin ve takvim olunmak üzere hesabi defteri» elimize geçmiştir. Bu hesabi defterde kendi ellle tan-zim etmiş olduğu «tul, arz, zira, terbi» hanelerini gösteren izahath bir keşlfnamesi altında da mühürü ve imzası mevcut-tur.
bulunmuş-Bu vesikalar, Mehmed Tahirin 3 üncü Mustafa devrin-de Hassa baş mimarı olduğunu 1194 tarihine kadar eserler vücude getirdiğini en canlı şekilde anlatmaktadır. ARKİTEKT Mecmuamızın 2 inci sayısında, Topkapı sarayı mtizesi müdür muavini merhum İzzet Kumbaracı eski Tiirk mimarlarının adlarını yazarken Baş mimar Mehmed Tahire, Fatih camii inşa edildiği zaman Kürsü Şeyhi Abdiilkadir tarafından hıl'at olarak sof giydirildiğiln bildirmektedir. Fatih camii ile Alemdar caddesindeki Zeyneb Sultan camiinln inşası ayni tarihe rastlar. Mimar Mehmed Tahir bu her iki eserinde de klasiğin esaslarına mümkün olduğu kadar sadık kalarak ay-rılmamıştır.
Koca Binanın çok beğenilen Şehzade camii plânını, Mi-mar Davud Yenicamide, MiMi-mar Mehmed Sultanahmed ca-miinde tatbik ettiği gibi Fatih camii inşasında da Mimar Mehmed Tahir ayni esası almıştır.
Şehzade plânı, methalden mihraba doğru uzunluk gös-tern şekillerden ayrılmış bulunarak cami içinin geniş açıklığı-nı temin için merkezi kubbe etrafında dört açıklığı-nısıf yapılmış
ay-rıca her nısıf kubbe eteklerinde daha ufak şekilde yarım kü-reviler teşkil edilmiştir. Ayni esas, ayni tarz tertip Fatih ca-miinde görülmektedir.
Fatih camiinln Kara ve Akdeniz cihetlerine karşı (Sahnl seman) denilen sekiz medresesini Mimar Mehmed Tahir esaslı olarak tamir etmiş Fatihin türbesini de yeniden inşa etmişti. Mehmed Tahirin diğer eserleri, Alemdar caddesin-deki Zeyneb Sultan camii ile cami avlusunun methali önün-de cadönün-deye karşı çıkıntı teşkil eönün-den Barok tarzındaki zarif sebil ve çeşmeler, Hamldiye caddesinde elyevm Zahire Bor-sası olan Hamldiye medresesile fevkani Darüssübyan, Cağal-oglu yokuşunda şimdiki Derleme müdürlüğü binası olan - Ter-sane Emin Yusuf Efendi - Darüssübyanıdır. Yüksek klasik üstadlarmdan sonra baş mimarlar arasında Mimar Mehmed Tahirin yapıcılık bilgislndeki yüksek artistliğini meydanda bulunan eserleri anlatmaktadır.