Lexikon der
71 n c ı Y ı l 1 9 3 7 i s t a n b u l . F i a t ı 1 L i r a . S A Y I :
/ 3 3 9 -
A I E î T £ I T
A Y L I K Y A P I S A N A T I , Ş E H İ R C İ L İ K V E D E K O R A T İ F S A N ' A T L A R D E R G İ S İN E Ş R E D E N L E R : M İ M A R A B İ D İ N M O R T A Ş M İ M A R Z E K İ S A Y Â R
Y e d i n c i yıl
1 9 3 7
İ s t a n b u l
Y a z ı v e r e s i m l e r
eli Demir Sender.
F i r a t k i r a e v i . M i m a r Ş i n a s i L U g a l
Binbirdirekte Nuri Conker caddesinde yapılan bu kira evi bodrum ve üç kattan ibarettir. Zemin ve birinci
katı ikişer daire ihtiva etmek üzere tertip edilmiş, son ikinci kat ise kâmilen ev sahibine tahsis edilmiştir.
Projenin tanziminde bilhassa servis ve apartıman aydın- lıklarının tefrikine ehemmiyet verilmiş ve bunun için Uç ay-
dınlık yapılarak yandakiler servis kısımlarına ve ortadaki- de sırf daireler için ayrılmıştır. Her odaya ayrıca vantilâsyon tertibatı yapılmıştır.
Binanın hususiyetlerinden biri de ön ve arka cephedeki bilûmum pencere ve kapıların demirden olmasıdır.
1 9 3 7 B e y n e l m i l e l P a r i s s e r g i s i
U m u m î m a l û m a t :
Beynelmilel sergiler arasında 1937 Paris Sergisi ilk de- fa olarak 44 memleketin iştirakini temin etmiştir. Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Kana- da, Çin, Costa - Rica, Danimarka, Mısır, İspanya, Estonya, Birleşik Amerika, Finlandiya, İngiltere, Yunanistan, Haiti,
Macaristan, İngiliz Hindistanı, Irak, İtalya, Japonya, Leton- ya, Litvanya, Lüksemburg, Meksika, Monako, Norveç, Holan- da, Peru, Polonya, Portekiz, Arjantin, Romanya, Papalık Hü- kümeti, Siyam, İsveç, İsviçre, Çekoslovakya, Sovyet Rusya, Uruguay, Venzüella, Yugoslavya devletlerine ait muhtelif sa- ray ve paviyonlarla Fransızlara ait saray ve paviyonların mecmuu 280 dir. 8 kilometre uzunluğunda ve 100 hektarlık bir arazi kaplıyan sergi Seine nehrinin iki sahili boyunca uzan- makta ve umumî antresi «La Concorde» meydanına teveccüh etmektedir. Bu umum îantreden başka şehrin muhtelif mey-
dan ve caddelerine açüan 30 kapı vasıtasile serginin hariçle
alâkası temin edilmiştir. Dahildeki münakalât elektrikli tren ve hususî taksiler ile yapılmakta, yayalara mahsus geniş pi- yetonlar ise günde 300.000 kişinin rahatça dolaşmasına hiz- met edecek şekilde bulunmaktadır. Ayrıca Seine nehri üze- rinde vapur ve motörbot servisi çalışmaktadır.
Sergi dahilindeki umumî emniyeti 1.000 adet resmî ve si- vil polis temin etmekte ve umumî hizmetler 10.000 kişilik per- sonel tarafından başarılmaktadır. Muhtelif memleketlerden gelen turist'lerin emrine tahsis edilen yüzlerce tercüman Av- rupa, Asya ve Afrikada konuşulan 28 lisan üzerinden ziyaret- çilere izahat verebilmektedirler. Çocuklarla ailelerin rahatça sergiyi dolaşabilmeleri için çocuk bakımhaneleri tesis edilmiş- tir. Bir yaşından on yaşına kadar olan çocuklar hususi ve o- yuncaklı bahçeler ve salonlar dahilinde dadılar tarafından ihtimam görmektedirler. Netice itibarile, sergide ziyaretçile- rin istirahatini temin edebilecek her türlü hususat bütün te- ferruatına kadar düşünülmüş ve takdire şayan bir şekilde tat- bik edilmiştir.
SARAYLAR ve MÜZELER Y e n i « T r o c a d e r o » b i n a s ı ; Mimar Jacques Carlu, Boileau, Azema,
Bercier ve Romejon.
Fransız mimarisine tamamen yabancı bir stile malik olan eski «Trocadero» bina- sımn tamamen yıkılarak yeniden inşası u- zun zamandanberi düşünülmekte idi. Bu me- sele etrafında yapılan münakaşalar ve nok- tai nazar ihtilâfları nihayet 1937 Sergisi mü- nasebetile hal ve tesviye edilerek eski bina- nın ortadan kaldırılmasına ve yerine mo- dern bir binanın ikame edilmesine karar ve- rilmiştir. Baş mimar Jacques Carlu'nün ne- zareti altında Mimar Boileau, AzĞma, Ber- cier ve Romejon'dan mürekkep beş kişilik bir grup tarafından etüd edilen yeni proje 1935 senesi birincikânununda kabul edilerek tatbike başlanmıştır.
Yeni bina «Trocad6ro» meydanına hâ- kim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Karşı- lıklı iki büyük salon ve 125 metre genişli- ğindeki geniş bir teras binanın merkezi sik- letini teşkil etmektedir. 170 şer metre uzun- luğunda olan ve ahenktar bir inhina ile meydanı kucaklayan kanadlar binanın he- yeti umumiyesl üzerinde hoş bir simetri vü- cude getirmektedirler..
Yeni «Trocad6ro» nun temaşa salonu yer altındadır. Avrupanın en büyük sahne- sine malik olan tiyatro salonu 2.800 ki- şi istiap edecek büyüklüktedir. Salona muh- tt-şem merdivenlerle inilmekte ve 150 kişi- lik büyük asansörler vasıtasile zemin katı- na çıkılmaktadır. Salon Akustik cihetinden fevkalâdedir. Hava tecdidi için hususi su- rette etüd edilmiş fenni tesisat mevcuttur.
Müzeler binanm kanadlarmı teşkil eden aksamında bulunmaktadırlar. Müzelere tah- sis edilen kısım 41.130 metre murabbaı bir saha işgal etmektedir. Bunlardan maada bl- ns. dahilinde büyük bir kütüphane, muhtelif konferans Salonları, bahçe tarafında ziya- fetlere tahsis edilen geniş bir galeri ve mu- azzam bir bar ile dünyanın en büyük (Aku- aıyum)u bulunmaktadır.
Yeni «Trocadero» da heykeltıraşiye de vâsi mikyasta yer verilmiştir. Binanın dışın- da ve içinde 30 tane kabartma ve 20 tane taş ve bronz heykel mevcuttur.
Binayı çerçeveleyen nefis bahçe müte- hassıs sanatkârlar tarafından vücude geti- rilmiştir. 1937 sergisi münasebetile meydana getirilen bu muazzam eser uzun seneler Fran- sız modern sanatının bir sembolü olarak ka- lacaktır.
M o d e r n s a n a t l a r m ü z e s i ; Mimar Doudel, Aubert, Viard ve Das- tugue tarafından meydana getirilen bu eser serginin daimi binalarından biri olup, Fran- sız modern mimari ve heykeltıraşlığının bir
sembolüdür. Modern •anıtlar müzesi Foto H. Baranger
Soğuk Hava tesisatı paviynu.
Radyo sarayı
K e ş i f s a r a y ı ; Mimar Boutterin, Ndret ve Debret Bu saray, fizik, kimya, jeoloji, astronomi, tıb ve biyoloji sahalarında yapılan araştırma- ları ve keşifleri ziyaretçilere canlı bir şekilde izah eden bütün vesaiti ihtiva etmektedir.
Muhtelif ilim sahalarında yapılan tecrübe- ler 100.000 amperlik bir makinenin yardımi- le halka tekrar edilmektedir.
Keşif sarayının dahilî mimarisi entere- sandır. Salonlar dahilindeki muhtelif mü- him branşlardan mülhem olarak meydana getirilen resim ve heykellerin her biri kıy- metli sanat eserleridir.
Mimar M. Mourice Fournier Soğukhava tesisatına tahsis edilen bu saray Seine nehri sahilinde beton, cam ve demirden inşa edilmiştir. 2.000 metre murab- baı bir saha işgal eden bu binada bugün mevcut bilûmum soğutma tesisatı teşhir edil- mektedir. Mimar Fournier eserinde, elyevm Frartsada olmıyan, ve yalnız bazı Amerika şehirlerinde bulunan yeraltı soğukhava te- sisatını vücude getirmekle muvaffakiyet ka- zanmıştır. Serinlik sarayının enteresan bir ciheti de Kar kulesi dir. Binanın yanında 32 metre yüksekliğinde olan bu kule sun'î kar imal etmektedir. Saatte 130.000 litre suyun deveranını temin edecek bir kuvvetteki tesi- satla mücehhezdir. Günün her saatinde bu kuleden kar yağmaktadır. Bilhassa geceleri projektörlerle tenvir edilen kar kulesi sergi- nin nefis fantezilerinden biridir.
R a d y o s a r a y ı ; Mimar M. Mathon.
Seine nehri kenarında, üç kat üzerine inşa edilmiş radyo sarayının plânları Roma büyük mükâfatını kazanan Mimar M. Ma- thon tarafından vücude getirilmiştir.
Antreden çok geniş bir hole geçilmekte- dir. Grafik ve diyagramların teşhirine tah- sis edilen uzun bir galeriden sonra posta, telgraf ve telefon servislerine mahsus bir sa- lona girilmektedir ki bu kısım sarayın yüzde altmışını teşkil etmektedir. Bu kısım dahi- linde 8.000 metre mikâblık bir stüdyo salo- nu vardır ki 300 kişilik bir orkestra grupunu içine alabilmektedir. Bundan maada 40 kişi- lik senfonik orkestraya tahsis edilen ikinci bir salon vardır. Akustik bakımından bu sa- lonlar hususiyet arzetmektedirler. Radyo sa- rayında ziyaretçiler radyo - telefon ve rad- yo - telgraf apareylerinden istifade edebil- mektedirler. Ayni zamanda televizyon ma- kineleri de her an hali faaliyettedir.
D e n i z t i c a r e t i s a r a y ı ; Seine nehri sahilinde 150 metre uzun- luğunda olan bu saray üç katlıdır. Birinci katının bin metre murabbalık bir kısmı li- manlar ve fenerler idaresine tahsis edilmiş-
tir. Yine ayni kat üzerinde tahilsiye ile bü- yük denizler enstitüsünün taharriyat ve tec- rübeleri teşhir edilmektedir. 200 kişilik ufak bir sinema salonunda ziyaretçilere denizaltı âlemi, hayvanat ve nebatatı, deniz nakliyatı, deniz ticareti ve deniz seyahatlerine ait fi- limler gösterilmektedir.
Deniz sarayının ikinci katı büyük deniz kumpanyalarının standlarına tahsis edil- miştir. Buradaki dikkate şayan standlardan biri de Süveyş kanalı kumpanyasının vücu- de getirdiği tesisattır. Bu hususî salondaki müteharrik manazır ziyaretçilere Asya ve Afrika sahillerinde seyahat eyledikleri zeha- bını vermektedir.
Sarayın üçüncü katı denizcilik tekniği- ne, şantiyelere tahsis edilmiştir. Burada de- niz sanayiinin en son ve en yeni modellerini görmek kabildir. Netice itibarile, Deniz tica- reti sarayı sür'at, selâmet ve konfor mef- humlarile, denizciliğin medeniyet ve iktisa- diyat üzerindeki rollerini takdire şayan bir şekilde tebarüz ettirmektedir.
İ ş s a r a y ı ;
Serginin güzel eserlerinden biri de İş sa- rayıdır. İnşaati henüz bitmemiş olan bu bi- nanın tamamlandıktan sonra mimarî bir kıy- met ifade edeceğine şüphe yoktur.
P a v i y o n l a r ;
Fransızlara ait yüzlerce saray ve pavi- yon arasında nazarları çeken çok cazib eser- ler vardır. İnşa edildikleri malzemelerin cin- sine göre tavsif edilen bu paviyonlardan;
Mimar M. Tribout'nun Alüminyum paviyonu.
Mimar J. Demaret ve P. Vago'nun Mimarlar kulübü paviyonu çok elegan eserlerdendir.
Neş'e, davet ve misafiret ifade eden Mimar- lar kulübü paviyonu nun geniş salonları ser- giyi ziyarete gelen Fransız ve ecnebi mimar- ların emrine tahsis edilmiştir. Dördüncü Bey- nelmilel Kongresinin toplantıları bu pavi- yonun büyük salonunda yapılacaktır. Pavi- ycnun içerisinde on senedenberi Fransada yapılan modern yapılara ait büyük fotoğ- raflar ve maketler bulunmaktadır. Paviyonun harici hatlarındaki tenasüp ve dahili deko- rasyonundaki renk İmtizacı, seramik ve rö- lyefler çok hoş bir tesir yapmaktadır.
B a y ı n d ı r l ı k i ş l e r i p a v ı i y o - Yol inşaatı, şimendifer yolları ve tü- nelleri, kanallar, barajlar ve rıhtımlara ait fotoğraf, maket, grafik gibi her türlü dokü- manları ihtiva etmektedir.
D e v l e t b i n a l a r ı p a v i y o n u ; Son seneler zarfında Fransız modern mi- marisinin meydana getirdiği büyük devlet yapılarının 20 metre murabbaı büyüklüğün- deki agrandismanlarını ihtiva eden bu pa- viyon çok enteresandır. Bu paviyonda yeni yapılan Posta Nezareti binası, Colmar has- tanesi, Bordeaux havuzu, Lyon hastanesi, Cezayir Hükümet binası gibi büyük yapıla-
Cezair paviyonu Foto H. Baranger.
183
Battık memleketleri paviyonu. Foto H. Baranger.
nn mükemmel bir surette tenvir edilmiş ma- ketleri teşhir edilmektedir.
A l m a k a p ı s ı ;
Mimar Fr6d6ric Heury ve EugĞne Tier- cinier tarafından yapılan bu muazzam kapı tamamen tahtadandır. Yalnız alüminyumdan ornemanları olan bu kapıdan iki katlı tah- ta bir köprü ile sergiye geçilmektedir. Alma kapısının mimarları bu eserlerile serginin asıl antresini teşkil eden dört sütunlu ma- deni kapıya bir nazire olmak üzere iki sütun- lu tahta bir kapının da azamet ifade edebi- leceğiin göstermek istemişlerdir. Alma kapı- sı ve geçidinin inşasında büyük müşkülâtla karşılaşılmıştır. Istinad noktasına şehir ka- nalizasyonu tesadüf ettiğinden kapı beton arme 41 ayak üzerine müşkülâtla oturtul- muştur.
F r a n s ı z m a n d a s ı a l t ı n d a k i Ş a r k d e v l e t l e r i p a v i y o n u ;
Mimar Ulysse Moussali tarafından plânları yapılan bu paviyon Suriye ve Lüb- nan binaların karakterini taşımaktadır.
Mimar bu eserinde Sultan Selim camlinin te- siri altında kalmıştır.
Paviyonun içerisi eski sanatlar müzesi şekline sokulmuştur. Finike cam işleri, Haleb kumaşları, Şam eslihası gibi tarihi şöhreti haiz eşyayı ihtiva etmektedir.
C e z a y i r p a v i y o n u ; Mimar M. Guiouchain tarafından yapı- lan bu paviyon üç kısmı İhtiva etmektedir:
1 — 18 inci asra ait arkadlı ve bahçeli saray.
2 — Kârvansaray.
3 — Arab şehirlerinden bir sokak.
Birinci kısma büyük mermer karelerle döşenmiş bir avlıdan girilmektedir. Avlı- mn ortasında fıskiyeli bir havuz bulunmak- ta ve etrafını sütunlu kemerler ihata et- mektedir. Sütunlar arasındaki boşluklar Ce- zayir mahsulâtının teşhirine tahsis edilmiş- tir.
Kârvansaray geniş bir avlıdan ibaret- tir. İçerisinde muhtelif çadırlar ve hayvanat bahçeleri mevcuttur.
Paviyonun üçüncü kısmını teşkil eden sokağın her iki tarafında CJezayir ve Arab sanatkârlarının eserlerini teşhir eden dük- kânlar sıralanmıştır. Bu dükkânlarda hah, işleme, dokuma, mobilye, bakır işleri, meşin yastıklar ve minderler, Arab eslihası ve mü- cevheratı gibi karakteristik eşya nazarı dik- kati çekmektedir.
Champ de Mars'da Cezayirin tamamen modern bir stilde yapılmış İkinci bir pavi- yonu vardır. Bu pavlyan güzel sanatlara tah- sis edilmiştir. İçerisinde mimari heykeltıraşi, resim, arkeoloji ve urbanizm seksiyonları bulunmaktadır.
ECNEBİ MEMLEKETLER PAVİYONLARI A l m a n y a p a v i y o n u ; Plânlan Mimar Albert Speer tarafından hazırlanan Almanya paviyonu Seine nehri- nin sağ sahilinde inşa edilmiştir. 15 metre genişliğinde. 22 metre derinliğinde ve 54 met- re yüksekliğinde muazzam kulesUe Varşova meydanına tahakküm eden Alman paviyonu- nun içerisinde 22 metre genişliğinde, 140 metre uzunluğunda ve 24 metre yüksekliğin- de büyük bir holü vardır.
Paviyonun heyeti umumiyesi 3.500 met- re murabbaı bir saha işgal etmektedir. Kule çelik ve taştan yapılmış, cephesi renkli mo- zayiklerle kaplanmıştır. Geniş merdivenler- le çıkılan antrenin her iki tarafında heykel- tıraş Thorak'ın yedişer metre yüksekliğindeki eserleri görülmektedir. Kulenin üzerine hey- keltıraş Schmidt - Ehmen'in eseri olan Al- manyayı temsil eden haçlı kartal rekzedil- ır.iştir.
Holüri inşa tarzı çelik iskelet ve taştan- dır. Çatı kısmı beton, kısmen camdır. Ziya- retçiler çatıya kadar çıkarak terastan ser- giyi seyredebilmektedirler.
İnşa malzemesi tamamen Alman malı- dır. Paviyonun inşası için Almanyadan 1.000 vagonl ık 10.000 tona yakın malzeme getiril- miştir. Bunlar meyanında 3.000 ton taş. 2.800 ton çelik vardır.
Kule 400 ton sıkletinde 8 putrel üzerine oturtulmuştur. Binanın sikleti göz önünde tu- tulduğundan toprağın mukavemetini arttır- mak için 16 - 20 metre uzunluğunda 500 adet beton kazık çakümıştır.
Antreden evvelâ küçük bir hole giril- mekte ve burada heykeltıraş Kolbe'irf eseri olan brom bir heykel ziyaretçileri karşıla- maktadır. Bu holden asıl sergi salonuna ge- çilmektedir ki bu salonun yan duvarlarında hiç bir pençen bulunmamakta, yalnız cam çetıdan ziya temin edilmektedir. Serginin u- mumi plâm Almanyada büyük bir şöhret sa- hibi olan Mimar Frofesör Albert Speer tara- fından, sergi holünün entrerlyörü ise Mimar Waldemar Brinkmann tarafından yapılmış- tır.
B e l ç i k a p a v i y o n u ; Belçika paviyonu. Avrupa modern mi- mari âleminde mühim bir mevki işgal eden M. Henri Van de Veld'in riyaseti altında ça- lışan Mimar Werwilghen ve Eggericx tara- fından viicude getirilmiştir. Seine nehri şa- hsinde, Eiffel kulesinin eteğinde mutena bir yer işgai etmektedir. 4.000 metre murabbalık bir saha işgal eden Belçika paviyonu 180 metre uzunluğunda bir cepheye maliktir.
Paviyona muhteşem bir şerf holü İle gi- rilmektedir. Bu hol Belçika taş ocaklarından getirilmiş siyah mermerle kaplıdır. Duvarla- rında Belçika milli Folklorunun tipik sah- nelerini Umsil eden tezyinat mevcuttur. Bu holden Bdçikanm en mutena çiçeklerini ih- tiva eden bir kış bahçesine geçilmektedir.
Seine nefiri üzerindeki Rotond'da kristal, çini, gümtış gibi lüks eşya teşhir edilmekte
ve pavlyorun diğer aksamı sinema, turizm Finlandiya paviyonu.
ve güzel sanatlar şubelerini ihtiva etmekte- dir.
Belçikalılar bu esrlerile faide ve güzel- lik esasına riayet ederek sanat ve tekniği bu- günkü telâkkilere uygun bir şekilde mezcet- meğe muvaffak olmuşlardır.
D a n i m a r k a p a v i y o n u ; Meyilli bir arazi üzerinde 1.500 metre murabbalık bir yer işgal eden Danimarka paviyonu beynlmilel bir şöhreti olan Mimar M. Hvass tarafmdan yapılmıştır. 14 metre yüksekliğinde olan büyük hole mermer mer- divenli küçük bir antreden girilmektedir. Ho- lün içerisine büyüklük ve ihtişamdan ziya- de hafiflik ve neş'e ifade eden dekorasyon- lar yapılmıştır. Salonlarında teşhir edilen millî sanat eserleri içerisinde çok sanatkâra- ne yapılmış gümüş işleri, Kopenhag porse- lenleri, kristal, çini ve dekoratif sanatlara ait enteresan eşya göze çarpmaktadır.
B a l t ı k m e m l e k e t l e r i p a v i - y o n u ;
Estonya, Letonya ve Litvanya Hükümet- lerinin müştereken vücude getirdikleri bu paviyon her üç memleket mimarlarının iş- tirak ettikleri bir konkurun mahsulüoür. Es- tonyalı Mimar M. A. Nürnberg'in eseri olan bu paviyonun 16 metre yüksekliğindeki an- tresi davetkâr bir mana ifade etmektedir.
1.80X2.50 eb'adındaki renkli camlar antrenin esasını teşkil etmektedirler. Salonun için zevkle tertip edilmiş tablolarla doludur. Bu tablolar her üç memleketin karakteristik ha- yat ve faaliyetim tasvir eylemektedirler. Le- tonyalı heykeltıraş Kaneps'in 450 metre yüksekliğindeki güzel eseri paviyonu süsle- mekte ve üç memleketin yekdiğerine karşı o- lan kuvvetli rabıtasını çok canlı bir şekilde ifade etmektedir. Paviyon üç memlekete ait üç muhtelif salondan İbarettir. Salonların dahili her memleketin milli renklerini taşı- makta ve millî sanat eserlerini teşhir etmek- tedir. Artist M. Liberts'in, Profesör M. Zole- nin ve K. Mikenas'ın esrieri cazlb ve takdi- re şayandn-,
L ü k s e m b u r g p a v i y o n u ; Mimar M. Schmit - Noesen'in eseri o- lan bu paviyonun fasadı hükümet merkezi- ni temsil eden kabartma ile tezyin edilmiş- tir. İçeriye büyük bir kabul salonu ile giril- mektedir. Salon ressam M. Etcheverry'nin yaptığı Grande - Duchesse'in nefis bir tab- losu ve artistik mozayiklerle süslüdür. Bu sa- londan asıl sergi holüne geçilmektedir ki bu- rada da Dükahğın sanat, endüstri ve ekono- mi sahalarındaki faaliyetlerinin numunele- rine şahit olunmaktadır.
F i n l a n d i y a p a v i y o n i ; 1.000 metre murabbalık bir yer işgal eden Finlandiya paviyonu Mimar Alvar Alto tarafından yapılmıştır. Mimari bakımdan hoş ve çkici bir tesir yapan bu pavlyonda ar-
tist memleketin karakteristiğini muvaffaki- yetle göstermiştir. İnşa malzemesi tamamen tahtadandır İçeriye penceresiz bir hol- den girilmektedir. Ziya tamamen tavandan temin olunmuştur. Salonlarda en ziyade na- zarı çekn tahta yapı malzemesi ve Finlandi- ya kontrplâklarıdır.
P o r t e k i z p a v i y o n u ; Mimar M. Keil Do Amaral tarafından yapılan bu paviyon modern ize edilmiş Porte- kiz milli mimarisinin hatlarını taşımakta- dır. Üç katlı ve 1.600 metre murabbalık bir saha işgal etmektedir. Harici sathında milli ve dini sembollere ait motifler mevcuttur.
Dahili salonları içtimai, siyasi, iktisadi ve il- mi sahalara alt diyagramlar, fotoğraflar, naketler. tablolar, freskler ve heykellerle müzeyyendir. Portekiz paviyonunun gece tenviratı hoş ve mükemmel bir manzara ar- zetmektedir.
İ n g i l t e r e p a v i y o n u ; Mimar Olivler HU1 ve Charles Abella'nın eseri olan İngiliz paviyonu 1890 metre mu- rabbalık bir saha üzerine inşa edilmiştir. Sa- de ve ciddi bir stilde inşa edilen bu paviyo- nun Seine nehrine bakan cephesinde millî faaliyetlerin şiarı olan hafif kabartma re-
İçeri genişçe bir antre ile girilmekte ve 1.000 metre murabbaı büyüklüğünde bir sa- lona geçilmektedir.
İki katlı olan paviyonun birinci katı;
zirai ve sınaî mahsulât ve mamulât. kitap ve matbaa işleri, miizeyyinat, mobilye, maro- ken işleri, spor levazımatı, plâstik sanatlar, çini, cam ve gümüş işlerinin teşhirine, ikin- ci katı ise; İskoçya mahsulâtı kumaş ve ma- mulâtının teşhirine tahsis edilmiştir.
İngiliz paviyonunda; faldesiz şeylerin tamamen ortadan kaldırılması ve az gayret- le çok randıman alma prenslpinin hâkim ol- ması ziyaretçilere muhtelif vesilelerle lfham edilmektedir.
İ s v i ç r e p a v i y o n u ; Seine nehri kenarında, Mimar Leu, Bra- uning ve Durig tarafından düşünülen İsviçre paviyonunda gösteriş ve ornemana tamamen lâkayd kalınmış, yalnız bol hava ve ziya ile ziyaretçilere rahatlık temini arzu edilmiş- tir. Madenî çerçeveli muazzam bir vitrinden ibaret olan bu paviyondaki hatlar sükûnet ve temizlik ifade etmektedir. Birinci katı sa- atçilik sanayiinin teşhirine tahsis edilmiş- tir. Burada ziyaretçilere dünyanın en ince saati gösterilmektedir. İkinci katında men- sucat sanayii, dağcılık ve turizm meşherleri bulunmaktadır.
M u s e v i p a v i y o n u ; Filistinli Mimar Tamir ve Grinspon ta- rafından yapılan Musevi paviyonu Şark memleketleri mimarisine ait hatları taşıyan modern bir stildedir. Antresinde 8.50 metre yüksekliğinde camdan mamul büyük bir kan-
dil bulunmaktadır. Paviyon İki küçük ve bir Yugoslavya paviyonu. Folo H. Baranger.
Sovyet Rusya paviyonu.
Sovyet Rusya paviyonunun enterlyörU, Foto H, Baranger.
büyük salondan ibarettir. Filistin Musevile- rinin siyasî ve içtimaî vaziyetlerine ve diğer memleketlerle olan münasebetlerine ait ev- rak ve vesaik ile bilûmum lisanlara çevrilmiş İbranî eserleri, Baron Edouard de Rotschild tarafından tesis edilmiş Filistin ziraî müs- temlekelerinin iktisadî faaliyetlerine ait do- kümanlar bu salonlarda teşhir edilmektedir.
i t a l y a n p a v i y o n u ; Mimar Marcello Piacentini'nin bu ese- rinde Roma üslûbu ile modern stil zevkli bir şekilde imtizaç ettirilmiştir. 4.300 metre mu- rabbalık bir yer kaplıyan paviyonun heyeti umumiyesi basit ve modern olup Akdeniz İtalyan mimarisinden mülhemdir. 42 metre yüksekliğinde olan kulenin haricî sütunları üzerinde heykeller 42 heykeltıraş tarafından vücude gtirilmiştir. Şark holünde ressam Cagli tarafından tahta üzerine yapılmış ne- fis tablolar mevcuttur. Mimar Pagans ta- rafından vücude getirilen endüstri paviyonu birinci katı teşkil etmektedir. Zemin katın- da İtalyanın muhtelif manzaralarını tasvir eden tablolar arasında Profesör Moris Siro- ni'rrin Habeşistamn fethine ait büyük tab- loları yer almaktadır.
Y u g o s l a v y a p a v i y o n u ; Antresini 200 metrelik geniş bir terasın teşkil ettiği Yugoslav paviyonu Zağrebli Mi- mar M. Seissel'in eseridir. Artist, modern eserine haricen büyüklük ifade eden bir tesir vermek istemiştir. Fakat paviyonun dahili Adriyatik sahilleri mimarisinden mülhem o- larak meydana getirilmiştir.
Büyük salona monümantal kolonlar a- rasından girilmekte ve burada heykeltıraş Mestrovitch ve Rosanditch'in büyük ve gü- zel heykellerile karşılaşılmaktadır. Diğer sa- lonlardaki resim, çinicilik ve turizm kısımları mükemmeliyet arzetmektedir.
Y u n a n i s t a n p a v i y o n u ; Mimar Zoulias Robert - Houdin ve Y.
Neel tarafından hazırlanan Yunan paviyonu millî karakterini en samimî bir şekilde ifa- de eden bir eserdir. Paviyonun heyeti umu- miyesinde eski sanatın modern sanatla im- tizacına ait araştırmalar göze çarpmaktadır.
Bu eser, eski Yunanistan gibi yeni Yunanis- tanm da sanat ve tekniğe karşı olan alâka ve endişesinin bir nümunesidir.
R o m a n y a p a v i y o n u ; Roma ve Bizans ekspresyonunu veren Romanya paviyonu elegan bir ciddiyet ifa- de etmektedir. Eseri meydana getiren Mimar Duilieu Marco binanın fasadında büyük ve empozaiı bir kemer içine üç küçük kemer yerleştirmek suretile antreyi vücude getirmiş- tir. Kemerler arasmdaki bronz dekorasyon- lar hoş bir tesir yapmakta, binamn yan cepheleri de ayni ciddiyet ve güzelliği muha- faza etmektedirler.
S o v y e t R u s y a p a v i y o n u ; Trocadero meydanında mutena bir yer işgal eden Sovyet Rusya paviyonunda mi- marî kadar heykeltıraşiye de ayni derecede kuvvet ve ehemmiyet verilmiştir. Eseri mey- dana getiren Mimar Boris İofan'dır. Eser heyeti umumiyesile Sovyet Rusyanm büyük
Romanya paviyonu.
bir gayeye ulaşmak içlıı dinamik bir şekilde inkişafını ve kuvvet kaynağı olan memleket gençliğini ifade etmektedir.
160 metre uzunluğunda olan pavlyonun yüksekliği uzunluğuna nisbeten azdır. Fasad kulesinin üzerindeki muazzam heykel Sov- yet heykeltıraşı Madam V. İ. Moukhina'nın eseridir. Çelikten yapılan bu heykelin 24 metre irtifaı vardır. Kaidesini teşkil eden kulenin irtifaı ise 33 metredir. Kulenin hari- ci Semer Kand'derr getirilen hususi ve renk- li bir mermerle kaplıdır. Paviyonun İçerisi beş büyük kısma ayrılmıştır. Birinci kısım- da; Sovyet Rusyanın yirmi sene zarfındaki terakkiyatını gösteren dokümanlar, ikinci kı- sımda; ilmi taharriyat, talim ve terbiye, mek- tepler, kütüphaneler ve müzeler, Maxime Gorki ve Pouchkine standları, tiyatro, musi- ki, sinema, üçüncü kısımda; resim, grafik ve heykeltıraşi, dördüncü kısımda; kara, su ve hava nakliyatı ve beşinci kısımda; Sovyet mimarisi, Sovyet urbanizmi, Moskova ve Le- ningrad şehirlerinde yapılan tadilât ve yeni- likler ziyaretçilere gösterilmektedir.
B i r l e ş i k A m e r i k a p a v i y o n u ; Birleşik Amerika pavlyonunun Seine nehrine bakan monümantal bir fasadı var- dır. 40 metre yüksekliğinde camekânlı ve 10 katlı bir kule Amerikan Building'lerini if- ham etmektedir.
Paviyonun içerisinde Amerikanın en meş- hur ressam, heykeltıraş ve mimarlarının, Building'lere, Hollywood villâlarına, New - York otellerine ve Amerlkadaki modern fab- rikalara ait yaptıkları en güzel eserler mev- cuttur. Paviyon Mimar Paul Wiener, Mimar Charles H. Higgins ve Mimar Julian C. Le- vi'nin eseridir.
Paris 20/7/1837 Dr. NİHAD SAYÂR
S a p a n c a o t e l i p r o j e s i M i m a r S e y f i A r k a n
Sapanca gölü sahilinde, kumsal bir sahaya yapılması dü- şünülen bu yazlık otel şimdilik 20 yataklı ve iki katlı olarak kabul edilmiştir. Alt kat giriş holü, salon ve yemek salonuna;
üst kat da yatak odalarına tahsis edilmiştir. Tabii bir plâj o- lan sahilden otelin salon ve yatak odalarının azami istifade- sini temin için bina sahile muvazi olarak uzun yapılmış, ön
cepheye kolon ve teraslar konmuştur. Otelin bütçesi mahdut olması lâzım geldiğinden eb'ad iktisadi tutulmuştur. Memle- ketimizin sayısız güzel köşelerini lâyık olduğu ehemmiyette göze gösterebilmek gayesile binanın harici tesirine sevimli ve davetkâr bir ifade verilmiştir. Plâjdan istifade imkânı için otelin etrafına soyunma kabinleri düşünülmüştür.
Tarih ka«asl:
M i m a r M e h m e t T a h i r M i m a r K e m a l A l t a n
Lâleli camii (1177)
Mehmed Tahir. 3 üncü Mustafa devrinin başından Bi- rinci Hamid devrine giren 1194 Hicri tarihe kadar Hassa baş- miman idi. Muavin ve halifeleri, Mimar Ahmed Nurullah, Mi- mar Hasan, Mimar Esseyid Mustafadan İbaret olduğu elde mevcut vesikalardan anlaşılmaktadır.
Klasikten sonra Türk mimarisine Barok ile Rokokonun yabancı şekilleri dahil olmağa başladığı zaman Türk sanat- kârları mimari güzelliklere mahsus seçtikleri bazı muhtelif motifleri stallze ederek öz samimi esaslarına yaraştırmışlar, bu suretle güzel sanatlarımızda yeni bir inkılâp meydana koy- muşlardı.
3 üncü Ahmed zamanında, Üsküdarda yeni Valde, Ah- med İye camileri gibi kıymetli eserler vücude getiren bilhassa Şehzade başındaki Sadrıazam Nevşehirli İbrahim Paşa Da- rülhadisiıri inşa eden Mimar Bekirin, ayrıca «Ayasofya, Üs- küdar, Azabkapısı, Tophane çeşmeleri» ile meydanlar orta- sında süs âbideleri yaratan Mimar Kayserili Mehmed Eminin çok sanatlı eserlerinden sonra Barok ve Rokokonun ulusal süs-
lere bezenmiş temiz örnekleri görünmeğe ve sıralanmağa baş- lamıştı. Bunları aşağıda gösteriyorum:
1 — (Hicri 1154 tarihinde) yapılan Dolmabahçe camii karşısında Sipahi ağalarından Emin ağanın aile kabri önün- deki mermerden mahruti kubbeli ve mermer saçaklı olarak ayni zamanda süs motifleri çok meharetkârane işlenmiş çeş- me ve sebil.
2 — (Hicri 1168) de inşaları ayni tarihte olan Babıâli ci- varında Beşir ağanın, keza Beyazıdda Vezneciler caddesi kö- şesinde Hasan Paşanın sebil ve çeşmelerile beraber fevkani o- larak mektep, kütüphane, mescld ve medreseden ibaret müş- temilâtı toplu bir manzume gösteren eserler.
(Hicri 1163) de büyük camilerimizden <Nuru Osmaniye»
yapıldığı zaman Türk mimarları öz biçime yenilikler koya- rak bu âbide İle bir memzuce yaratmak hünerlerini çok üs- tün göstermişlerdi.
Nuru Osmaniye ve Lâleli camileri 3 üncü Mustafa zama- nında yapılmıştır.
Türk sanatının son müdafii olan Nevşehirli İbrahim Paşa ile Birinci Mahmudun Sadrıazamı Hekimoğlu Ali Paşanın sanat ve kültüre verdikleri ehemmiyeti, 3 üncü Mustafanın Sadrıazamı koca Ragıp Paşa daha bir hızla İlerletmişti.
, v ,
İRst-^^
Ifc''
E i S I s i t , II
Hamidlye Zeyneb Sulta
Koca Ragıbın Aksarayda Lâleli camii karşısında (Hicri 1175) tarihinde bina eylediği kütüphanesi - kendi tâbirüe feyzi âşlyanesi - geniş bir bahçe avlusu içerisinde olup ayrıca Darüssübyan binasile Hafızı kütüp odaları, biri büyük, diğer İkisi küçük olmak üzere sebil çeşmeleri, yine ayni avluda ko- ca Ragıbın sekiz köşe üzerine kemerlerle teşkil edilmiş üstü ve etrafı zarif bronz parmaklıklı açık türbesi mevcuttur.
(Hicrî 1162) de inşaatına başlanan Lâleli camii Koca Ragıbın ölümünden bir sene sonra tamamlanmıştı. Hattâ Ko- ca Ragızın çok sevdiği arkadaşı şair Fitnat:
«Muallâ Camii ranayl Sultan Mustafadır bu» 1177 de tamamlandığının tarihi mısraını tanzim etmiştir.
Lâlelinin plân tertibatı Koca Sinanm Edirnedeki şahese- ri Selimiyenin esasını çok andırır. Türk mimarları, süs şekil- leri üzerinde ne kadar alafrangalığa temayül etmiş olsalar büyük cami tiplerinde klasik esaslarından bilhassa Sinan ekolünden hiç bir zaman ayrılmamışlardır.
Lâlelinin plânında, merkezî kubbe (Selimiye gibi) üst- leri askı kemerile çevrilmiş olan 8 mermer sütun üzerine o- turmuştur. Sütunlardan 2 si mihrab çıkıntısı köşelerine 4 dü karşılıklı olarak yan beden duvarlarına birleşmiş şekildedir.
Diğer 2 sütun da, methal önüne tesadüf ederek münferid bu- lunmaktadır.
Büyük kubbe etrafında, - mihrab çıkıntısının üstü İle beraber - 6 nısıf kubbe tertib edilmiştir.
Satıh tezyini İçin iç duvarlar renkli ve kitabeli olarak mücellâ somaki plâkalarla kaplanmıştır. Mimberi de ayni şe- kilde olup çok sanatkârane yapılmıştır.
Camiin dış beden duvarları - bodrum katı dahil olarak - kat kornişlerlle tabakalara ayrılmış camiin İç sah asile mü- nasebeti olmıyan yan dehlizler saçak silmesine kadar yüksel- memiştlr.
Büyük kubbenin bindiği duvarın köşe plâstroları üzerine babalar sıralandırılmış, kaideleri tam duvar köşelerine gelmek üzere siklet tahfifine mahsus 8 kontrfor yapılmış, kontr- forların aralarında - kubbeden içeri aydınlık girmek için - üç pencere açılmıştır. Şu hesabla kubbe kasnağı eteğinde 24 pencere mevcut bulunmaktadır. Cami fevkani olduğu için sed- 11 şadırvan avlusunun üç (giriş ve çıkış) mahalline merdi- venler yapılmıştır. Avlu İçerisi 16 sütun üzerine revaklıdır.
Avludan camiin iki yan dehlizine, dehlizlerden de cami İçine kapılar vardır.
Camiin solundaki «Hünkâr mahfeli» denilen müştemi- lâtın cami kısmı manzumesile mimari bakımdan çok yük- sek bir ahengi görülmektedir.
Lâlelinin ikmalinden 2 sene sonra - temellerine kadar yıktırılan - Fatih camiinin yeniden inşaatına başlanmıştı.
Başmimar Mehmed Tahirdl Simonlara, Kör Yani kalfalara verdiğimiz, bu kıymetli Türk eserlerin Türk mimarlarını araş- tırmak hususunda maalesef İhmalimiz olmuştur.
Fatih camiinin ikinci İnşası zamanına rastlıyan (Hicrî 1185 tarihli bir vesikada. Mimar Mehmed Tahirin «Ayasof- yai kebire karib Babı hümayun Soğukçeşme karşısında vaki Zeyneb Sultan Camllşerifi ayağı olan Akarca binasının maktu masarifini» aldığına dair mühürlle beraber Ser mimaran Has- sa Mehmed Tahir kulları diye İmzası mevcuttur. Yine Meh- med Tahirin halifesi Mimar Hasan İle beraber bir tamirat için «Keşif, mesaha, tahmin ve takvim olunmak üzere hesabi defteri» elimize geçmiştir. Bu hesabi defterde kendi ellle tan- zim etmiş olduğu «tul, arz, zira, terbi» hanelerini gösteren izahath bir keşlfnamesi altında da mühürü ve imzası mevcut- tur.
Mehmed Tahirin, Hassa mimarlarından Ahmed Nurul- lah ve Esseyld Mustafa halifelerle beraber bir menzillik İfrağ ve t-gir^TTii için 1193 tarihli ayrı bir vesikası daha bulunmuş-
Bu vesikalar, Mehmed Tahirin 3 üncü Mustafa devrin- de Hassa baş mimarı olduğunu 1194 tarihine kadar eserler vücude getirdiğini en canlı şekilde anlatmaktadır. ARKİTEKT Mecmuamızın 2 inci sayısında, Topkapı sarayı mtizesi müdür muavini merhum İzzet Kumbaracı eski Tiirk mimarlarının adlarını yazarken Baş mimar Mehmed Tahire, Fatih camii inşa edildiği zaman Kürsü Şeyhi Abdiilkadir tarafından hıl'at olarak sof giydirildiğiln bildirmektedir. Fatih camii ile Alemdar caddesindeki Zeyneb Sultan camiinln inşası ayni tarihe rastlar. Mimar Mehmed Tahir bu her iki eserinde de klasiğin esaslarına mümkün olduğu kadar sadık kalarak ay- rılmamıştır.
Koca Binanın çok beğenilen Şehzade camii plânını, Mi- mar Davud Yenicamide, Mimar Mehmed Sultanahmed ca- miinde tatbik ettiği gibi Fatih camii inşasında da Mimar Mehmed Tahir ayni esası almıştır.
Şehzade plânı, methalden mihraba doğru uzunluk gös- tern şekillerden ayrılmış bulunarak cami içinin geniş açıklığı- nı temin için merkezi kubbe etrafında dört nısıf yapılmış ay-
rıca her nısıf kubbe eteklerinde daha ufak şekilde yarım kü- reviler teşkil edilmiştir. Ayni esas, ayni tarz tertip Fatih ca- miinde görülmektedir.
Fatih camiinln Kara ve Akdeniz cihetlerine karşı (Sahnl seman) denilen sekiz medresesini Mimar Mehmed Tahir esaslı olarak tamir etmiş Fatihin türbesini de yeniden inşa etmişti. Mehmed Tahirin diğer eserleri, Alemdar caddesin- deki Zeyneb Sultan camii ile cami avlusunun methali önün- de caddeye karşı çıkıntı teşkil eden Barok tarzındaki zarif sebil ve çeşmeler, Hamldiye caddesinde elyevm Zahire Bor- sası olan Hamldiye medresesile fevkani Darüssübyan, Cağal- oglu yokuşunda şimdiki Derleme müdürlüğü binası olan - Ter- sane Emin Yusuf Efendi - Darüssübyanıdır. Yüksek klasik üstadlarmdan sonra baş mimarlar arasında Mimar Mehmed Tahirin yapıcılık bilgislndeki yüksek artistliğini meydanda bulunan eserleri anlatmaktadır.
Koca Sinanın Süleymanlyesi ile üstad Mimar Alinin Sell- miyesi ortasında Haliç sırtlarının 4 iincü tepesini zenginleş- tirmiş olan Fatih camiinln mimarı olan Mehmed Tahir adı da üç âlimane eserle beraber bu müsellese İthal edilmiştir.
B e r g a m a a k r o p o l ü O s m a n B a y a m e k i n
Bargama müzesi mUdUrU
Milâddan önce Dördüncü yüz yılın sonlarına doğru idi.
(İskender Zülkarneyn) in veya (İskenderi Rumi) nln Make- donyadan Hlndistana doğru yaptığı akın, bir çok küçük ve büyük hükümetleri devirmiş, ordularını darmadağın etmişti.
Fakat bu çok sürmedi. Büyük Iskenderin ölümü İle uç- suz bucaksız mülkü de parçalandı. Generalleri hayli vuruştu- lar, en son Mısır, Asya ve Makedonya gibi üç büyük parça üze- rinde durdular.
Mısırda, Batlamyoslar (Batlamyos; patlak göz demektir).
Anadoluda, Bergama Krallığı.
Makedonyada, Makedonya Krallığı.
İskenderln başkumandanlarından Lisimak. boğuşmalar arasında İskenderln haznesini elde etti ve bu muazzam (bel- ki yüz milyon altınlık) serveti saklamak İçin müstahkem bir yer aradı. İşte bu emniyetli ve dayanıklı yer, Bergama kalesi oldu.
Şimal tarafını yüksek dağlara vermiş, üç tarafı geniş ve münbit ovalara açümış ve İki çayla çevrelenmiş ve denizden
20 - 25 kilometre uzakta hâkim bir tepe... ve bu tepede yük- selen surlar.
İşte Bergama kalesi.
Lizimak, Suriyelilerle yapılan muharebede ölmüştü. Ber- gamamn cesur muhafızı Filcter bunu fırsat bildi ve derhal istiklâlini ilân etti (M. ö. 280). Bu suretle yeni Bergama Kral- lığı kurulmuş oldu.
İskenderln haznesi ile Bergama halkının ve Kralları Atal ve Ömenlerln enerjisi birleşti. Bergama kalesini baştan başa yenileştirdi. Yeni kurulan mabedler, Jimnaslar, tiyatrolar, hamamlar, ağoralar, saraylar, bu tepenin pırlanta tacı oldu.
İşte Bergama Akropolü.
Bütün bu muazzam ve muhteşem inşaat gelişigüzel, rast- gele değil, muntazam bir plân dahilinde yapılıyordu. Bugün bile harabelerine dikkatli bir bakışla, Bergama Akropolünün çok iyi düşünülerek kurulduğunu anlamak mümkün olur.
Hafriyatlardan sonra yapılan plân dahi bunu açıkça göster- mektedir.
Bergama dağı. Uç tarafı sarp bir tarafı mail sathı olan kayalık bir tepedir.
335 rakımında olan bu tepenin uzaktan görünüşü mah- rut biçimindedir.
Bu dağın şark ve cenuba doğru olan meyli gözönüne alı- narak bir çok terasalar yapılmış, duvarlarda bir çok tesisat vücude getirilmiştir.
Bu terasalarda yükselen abideler, yüksek birer sanat ese- ri olmakla kalmamış ayni zamanda her binanın taşıdığı hu- susiyetlerden istifade temini de düşünülmüştür.
Bütün bu maddî ve manevi varlıkları yaratmak için ça- lışan mimarlar bu dağın müstahkem bir mevki olduğunu da ayrıca hesaba katmışlardır. Bu suretle surlarla binalar birbi- rini takviye eden sayısız müdafaa şeddi haline getirilmiştir.
Yarım asırdan fazla bir zamandır yapılan kazı sonuç- larına göre Bergama Akropolünü üç kısma ayırmak mümkün- dür. Bu üç kısım üç büyük surla çevrilmiş bir durumdadır.
1 — Tepe, burası dört terasaya ayrılmıştır. 35 bin metre murabbaı kadar olan bu saha cenuba doğru gittikçe meyil-
En yüksek terasada, saraylar, 200 bin tomarhk (parşö- men üzerine yazılmış) meşhur kütüphane ve bir mabed.
Az altında, Atenapulyas ve Trayan mabedleri, daha al- tında Zeus mezbahı, Diyotlbsus mabedi ve umumi meydan (Agora).
Tepenin garbındakl terasada da (on beş bin kişilik) bir tiyatro (bu tiyatro dünyanın en dik tiyatrosu olup sahnesi de portatifdir) ve Bakûs mabedi. Bu terasalardan birincisi surların diğer ikisi ikinci surların içindedir.
Tepenin şimal tarafında da ayrı bir küçük surla çevril- miş erzak depoları vardır.
2 — Orta, şark ve cenuba bakan saha olup burada henüz hafriyat yapılmamıştır. Bu geniş kısım İkinci surların için- dedir.
3 — Eteklere doğru, burada bir çok terasalar bulunmak- tadır; üç terasada üç jlmnas vücude getirilmiştir. Büyük jimnasın, üstünde Hera mabedi ((büyük mabud Zeus'ım ka- rısı, gözleri çok güzel olduğundan öküz gözlü manasına gelen Hera adı verilmiştir).
Garbında, reyiz ve bereketi temsil eden (Demeter) ma- bedi.
İki tarafında da, sıcak ve soğuk su hamamları.
Bunlar İkinci surların İçindedir. Yalnız Jimnas üçüncü surlara ayrılmıştır.
Aşağı doğru ayrı ayrı terasalarda Atalosun evi, ikinci Ağora ve umumi büyük kapı vardır. Bunlar üçüncü surların içindedir.
Büyük kapıdan tepeye kadar parke döşenmiş bir ana yol kavisler çizerek çıkmaktadır.
Bu arada tetkike değer en mühim bir mevzu da su yol- larıdır. 36 kilometre uzaktan getirilen içme suyu yine ayni emek ve intizamla Akropola dağıtılmıştır. Yer yer sarnıçlar da yapılmıştır. Muhtelif yerlerde vücude getirilen kanalizas- yon da ayrı bir ehemmiyet taşır.
Mütehassısların söylediğine göre, Bergama Akropolünün bu plânlı kuruluşunu Atina Akropolunda görmek mümkün değildir; orada, binalar muhtelif zamanlarda ve dağınık bir şekilde yapılmıştır. Fakat Bergamada, ayni derecede ve toplu denecek bir surette inşa edilmiştir.
Bergama Akropolünün bu muhteşem tesisatı, devrinin en güzel mimari tarzlarına göre yapılmış ve yine o zamanın ihtiyaçlarına uygun bir düzende kurulmuştur. Bütün bunlar bize. Bergama Akropolü yeni baştan kurulurken şuurlu bir düşüncenin ve yüksek bir vukufun daima hâkim olduğunu an- latmaktadır.
mm
KOYU '—PA2ABYOLU Büyük oAİftt KÜÇÜK DAİfiE-
K a d ı k ö y h a l i i ş l e t i l e m e z m i M i m a r Z e k i S a y â r
Takriben 10-12 yıl evvel İstanbul Belediyesi tarafından 225.000 lira sarfedilerek Kadıköy için bir Hal binası inşa edildi.
Bina bittikten sonra uzun zaman kiracı bulunamadı ve bugüne kadar muattal bir halde kaldı.
Belediye bir kaç yıl evvel, Halin bir kısmını itfaiye gara- jına çevirmiş ve bu suretle bu kısımdan istifadeye çalışmış- tır. Fakat asıl hol kısmı ile dükkânların ekserisinden İstifade edilemediğinden buraları eski tanzifat arabaları ve'silindir- lerin enkaz deposu haline gelmiştir.
İstanbul Belediyesi bütçesinden büyük bir fedakârlıkla ayrılarak Kadıköy halkı için çok lüzumlu bir umumî hizmet binası yapmak arzusu o zamanki Belediye İdarecilerinin er- ken görüş ve düşünüşlerinin mahsulü olarak addedilebilir. Fa- kat bu iyi düşünüşün çok fena tatbik edilmiş olması tahsis edilen 225.000 liralık bir sermayenin mahvına sebebiyet ver- miştir.!
Kapalı şehir Halleri Avrupada son yıllarda çok müte- kâmil bir şekilde inşa edilmektedir. Buna rağmen yeni kapalı çarşılara malik olan şehirler mahduttur. Kadıköy Halinin ye- ri iyi intihap edilmiş ve projesi mütekâmil bir surette tertip edilmiş olsaydı, bugün modern bir çarşı halinde kullanıla- cak, Kadıköy halkı da mednî ihtiyaçlarından birini karşıla- yan güzel bir binaya sahip olacakdı. Ayni zamanda binaya sarfedilen 225.000 lira bugün tamamen amorti edilmiş olacak ve Belediyeye daimî bir varidat temin edecekti.
Haller şehirler için hayatî bir ihtiyaçtır. Diğer içtimaî hizmet binalarının başında gelir. Şehrin istihlâk edeceği gıda maddelerinin sıhhî kontrolünü yapmak, fiyatlarını tesbit et- mek, gıdaların bozulmaması için icabeden sıhhî ve fennî şart- ları İhtiva etmek gibi faideler temin ederler. Bu itibarla Ka- dıköyüne de her şehirde olduğu kadar bir Hal binası lâzım- dır.
Kadıköy rıhtımının kenarında büyük masraflarla mey-
dana getirilmesine rağmen muattal bir halde kalarak seneler- denberi kederli bir manzara ifade eden bu Halden niçin isti- fade edilmemiştir.
Kadıköy Halinin İşlememesinde muhtelif âmiller vardır:
12 sene evvel düşünülen bu güzel mevzu o zamanki Belediye fen heyetinin vukufsuzluğu yüzünden işe yaramaz bir bina halinde meydana getirilmiştir.
Sebepleri:
1 — Yerinin fena intihap edilmesi.
2 — Plânın vukufsuz olarak yapılması.
3 — İnşa tarzının Hal binaları nazariyatına uygun ol- maması.
4 — Bilhassa binanın çarşıya ve ana yollara raptedil- memiş olması.
Kadıköy bugün etraf İle beraber 57.000 nüfuslu bir şehir parçasıdır. Halk mühim gıda İhtiyaçlarını kâmllen Kadıköy çarşısından tedarik eder. Bugünkü mevcut çarşı hayatın ta- bii sevküe kendi kendine ve münasip bir yerde teşekkül et- miştir. Çünkü, Moda, Haydarpaşa, Kızıltoprak, Acıbadem gi- bi muhtelif semtlerin ana münakale yollarının vapur iske- lesine doğru en fazla toplandığı yerdir. Yiyecek maddelerinin bir kısmının deniz yolile İstanbuldan, bir kısmının kara yo- 111e civar bahçelerden bu mıntakaya kolayca getirilmesi, mu- tavassıt ve müstehliklerin en münasip bir mahalde toplan- maları İhtiyacıdır kl bugünkü çarşıyı kendiliğinden meydana getirmiştir.
Bugünkü çarşı ile Hal arasında yarım kilometre kadar bir mesafe vardır. İşte, çarşının şehrin merkezine Halden daha yakın olması halkı yine İhtiyaçların tesirile eski çarşıya bağ- lamaktadır. Eğer Hal binası bugünkü vaziyeti aksine olarak çarşıdan esaslı münakale yollarına daha yakın bir yerde ya- pılmış ve hattâ bugünkü çarşının içinde veya çok yakınında meydana getirilmiş olsaydı, yeri en iyi bir surette intihap edilmiş olacaktı.
Halin bugünkü yerinin intihabına kumluğun Belediye malı olmasından dolayı arsamn para verilmeden temini ve deniz tarlkile gelecek gıda maddelerinin doğrudan doğruya Hale nakil gibi âmiller sebep olmuştur. Fakat alınan muvaf- fakiyetslz netice bize göstermiştir ki, şehircilik ltlbarile her- hangi bir binanın yerinin intihabı en esaslı bir meseledir.
Hal yeri iyi intihap edilmiş olsaydı istifade edllebllecekmiydi?
Tatbik edilen proje İle Kadıköy Halinin Belediyeye iyi bir irad olmasına imkân yoktur. Çünkü Halin projesi vukufsuz kimseler tarafından çok fena olarak tertip edilmiştir. Açık bir plâna sahip olan binanın ortasına teşhir holü konmuştur.
Dükkânların ekserisinin hariçte olması kapalı bir çarşı mev- zuuna uygun değildir. Kışı ve yazı olan İstanbul gibi bir şehir- de üstü kapalı bir çarşı sistemi en muvafık bir şekildir.
Dükkânlarda Hallere mahsus hiç bir hususiyete riayet edilmemiş ve bilhassa iç taraftaki dükkânlar hava tertibatın- dan mahrum bırakılmıştır.
Halin perakende satışa mahsus olmasına rağmen dük- kân adedinden fazla büro yapılmıştır. Bir kısmı İse Halin ma- liyetini çoğaltmaktan başka bir işe yaramamıştır. Halin or- yantasyonunda güneş ve rüzgârların hesaplanmaması dük- kânların rağbet görmemesine sebep olmuştur. Plânın modern Hal nazariyatı telâkkilerine uygun olmıyarak tertibi binanın metrûk kalmasında mühim bir âmildir. Kullanılan malze-
menin uygunsuzluğu binayı büsbütün gözden düşürmüştür. KadiHÖy hali iç va dif görünüşleri
Teşhir holünün Üzerine demir çatı yapılmış ve üstü cam örtülmüştür. Bu örtüş sistemi Hallere uygun değildir. Kışın soğuk yazın sıcak olan memleketlerde demir iskeletlerin ve cam örtünün harareti geçirmesi bir mahzur teşkU ettiği gibi camların dalma kırılmak tehlikesi de bakım masraflarını ço- ğalttığından mahzurludur. Bugün halleri betonarme olarak örtmek en İdeal bir şekildir. Kadıköy halindeki cam örtünün altına konulacak gıda maddelerinin sür'atle bozulması ve ho- lün çok sıcak olması dolayıslle kiracı bulmak hususunda müş- külât çekilmiştir. Kadıköy halinin teşhir kısmının üstü kapalı olmakla beraber bir yanının tamamen açık bulunması kapalı Hal vasıflarını ortadan kaldırmıştır. Halbuki kapalı çarşı hol- lerinin yazın serin ve kışm da + 3 ila 5 derecelik bir hararete malik olmaları esastır. Mahzurların sonuncusu ve bizce mü- himi de Hal binasının, çarşıya yakın olduğu halde, muhtelif semtlerden gelen ana yollara ve dolayısils eski çarşıya bağ- lanmamış olmasıdır.
Neşrettiğimiz vaziyet plânından da anlaşılacağı veçhile Hal binasının yeri hatalı olmakla beraber, bir fikre istinad ederek intihap edilmiştir. Kadıköyünün belkemiğini teşkil eden Yazaryolu caddesinin tevsii ve İskeleye kadar temdidi çok eski bir projedir. Bugün ana caddenin bazı yerleri hari- tada görülen istikamete doğru tevsi edilmiş bulunmaktadır.
İşte Halin yeri intihap edilirken 20 metre genişliğinde olan Pazaryolu caddesinin müntehası seçilmiştir. Hal yapılmış, fakat bu cadde halâ bazı istimlâk-İşlerinden dolayı açılama- mıştır. Kanaatimize göre caddenin açılması halin bugünkü metrûk vaziyetini tadil edecek ve altıyol ağzından bakıldığı zaman Hal binası görünecek, bu sayede Hal halkı çekici bir vaziyete girecektir.
Altı yoldan İnen Pazaryolu caddesile Haydarpaşa, Moda, Mühürdar caddeleri de açılır ve iltisak ettirilir, ve bunların telâki noktaları Hal önüne tesadüf ederse bütün bunlar Ha- lin çalışmasına yardım edecek mühim âmiller olacaktır.
Netice itibarüe, bugünkü metrûk Kadıköy Halinden ge- rek halkı gerekse Belediyeyi istifade ettirmek için:
1 — Hal binasını tadil etmek.
Bilhassa cam örtüyü kaldırmak ve betonarme bir örtü yapmak, teşhir holünün yan tarafım kapamak, bu suretle kı- şm ısıtarak + 3 ila 5 derecelik hararet temin etmek, yazın serinliğini muhafaza ettirmek.
2 — Yollan (Bilhassa Pazaryolu caddesini) tevsi ederek Hale kadar İndirmek, mevcut çarşı ile Hali birbirine bağla- mak.
3 — Halin açılması İçin hususi talimatnameler; nizamna- meler vücude getirmek, bazı gıda maddelerini bu yere toplamak ve satıcıları buna mecbur etmek.
Bilhassa bu üçüncü noktaya işaret etmek İsteriz. Beledi- yecilerimiz binayı inşa ettikten sonra işin bittiğine kani ola- rak yalnız müşteri beklemişlerdir. Fakat Hallerde de diğer umumi hizmet binalarında olduğu gibi muntazam çalışma ve randıman temini için, hususi tallmatnamllere lüzum vardır.
Kadıköy halinde bu gibi İşlerin hiç birine riayet edilmemiş olmasının da bugünkü vaziyete düşmesine tesiri olmuştur.
Meselâ, ayakta, seyyar sebze satışına yalnız Holde müsaade etmek. Balık ve et gibi kokulu maddeleri toplamak, toptan satıştan orada yapmak.
İstanbul Belediyeslden Kadıköy Halinin ıslah edilmesini dileriz. Nüfusu günden güne artan Kadıköyünün bugünkü mevcut çarşısını, az bir fedakârlıkla. Hale nakletmek, gıda maddelerini bugünkü meednl ihtiyaçlara tekabül edeoek şe- kilde sıhhî şartlan haiz ve kontrollü bir mahalde toplamak en hızlı bir Belediyecilik hareketidir. Kanaatimizce: Kadıköy Hali işletilebilir. Biraz uğraşmak ve biraz para sarfetmek şar- tlle.
Z a m a n ı m ı z m i m a r l ı ğ ı n ı n m o r f o l o j i k a n a l i z i M i m a r B e h ç e t Ü n s a l
I — Giriş
II — Modern teknik ve Mimarlık III - Ürbanlzm IV - Ekonomik İzler V - Ev içleri VI — Hava tehlikesi ve sanat VII - Endüstrlalizm ve malzeme
I. Genel Savaş sonunda Batı elinde artistler arasında muhtelif ekol mensupları türemeğe başladı. Bugün bile re- simde, şiirde, müzikte... Kübist, Dadaist, sürrealist, Fütürist, Rasyonalist, Purist... gibi bir çok artistler çeşidi vardır. Her ne olursa olsun sanat bir manadır ve Mimarlık bu manaya bir maksat katmış, bir fonksiyona hizmeti de düşünmüştür. Bu yüzden yeni mimarlık ne kadar çeşitli olursa olsun müşte- rek bir tarafı vardır.
Biz bu yazıda mimarlığın sübjektif kıymetlerindan bah- setmiyeceğiz. Dokunacağımız şeyler tıpkı bir Bioloji bilgininin uğraştığı şeyler olacaklardır: Objelerle uğraşacağız. Bu ob- jelere mimarlık dilinde (Mimarlık elemanları) diyoruz. Bu elemanların ne halde, niçin, nasıl ve neden öyle olduklarının illetlerini araştıracağız.
Binaenaleyh; şimdiye kadar yazüan yazılar gibi estetik bir tenkidname değildir bu yazı... Şimdiye kadar yazılanlar- da mimarlığın strüktüral bünyesi bir ilim mevzuu gibi ince- lenmiştir. Ya (Mazi) ye karşı fazla ve yersiz hücumlar, ya yeniliğe karşı bir çekinmeden ileri varmadır. Fakat bu yazı;
ne yeni mimarlığın bir müdafaa organı ne de geçmişin bir akküzasyonudur.
Bütün bu görüşler bir Batı adamının gözü İledir. Bizde henüz yapılarımız bir (Dış görünüş) den ileri gitmemiştir.
Bunda genel kültür seviyemiz âmil olmaktadır. Üzerinde ye- gâne düşünülecek olan bina; Sedadm Ankaradaki İnhisarlar Vekâleti bu yüzden sempati yerine hoş olmıyan bir anlaşa- mamazlığa saplanmıştır.
Bizim memleketteki yapılar mimar eseri yerine mal sa- hibinin (Şahıs veya kurum) hülyası mahsulüdür. Bizim mi- marlık ve şehirciliğimiz için genel kültür seviyesi yükseleceği zamana kadar böylece (ölü) kalacaktır, diyebiliriz...
n. XIX uncu asırdan sonraki medeniyet yepyeni bir modern teknik medeniyetidir. Mimarlık konstrüktlf bir sanat olduğu için bu teknikten çok müteessir olmuştur.
Devirlerin stillerine karakter veren şey strüktür âmiller- dir: Taş, Tahta, Demir, Alçı... Geçmişte olduğu gibi, bugün de strüktüral bir kudretin iradesi zamanımız mimarlığının bünyesini kurmaktadır. Çelik ve demirli beton., görülmemiş yeni serbeslikler kurmaktadır. Bu yeni vakıanın neticeleri:
1° Tradişyonel mimarlık çarelerinin terki, 2° Yeni, mimarlık çarelerinin araştırılmasıdır.
Yeni mimarlık çareleri şöyle hazırlanmaktadır:
a - Endüstrialize (Standardizasyon).
b - Plânda ve her şeyde reform, c - Modern sağlık bilgilerinin tatbikatı, d - Yeni estetiğin ve yeni bir strüktüral mimarlık siste- minin ana temllerini kurmak.
e - Verimli yeni bir ürbanizm prensiplerinin tesbiti.
f - Binaların ve şehirlerin hava görünüşü ve müdafaası çarelerinin aranması...
Bizde zamanımızın ülküsü; (mesken) 1er için rasyonel ve ekonomik usullerin estetik bir ifadeye bağlanmasıdır. En
geniş manasiyie, yeni mimarlığın karakteri (Halk mimarlığı) oluşudur. Eski mimarlık işe mabet, saray, kale... den başla- mış ve genişlemiştir. Yeni mimarlığın mevzuu (Ev) dir. Bu- radan işe başlıyarak elde olunacak neticeleri bütün yapı in- şasına teşmil etmek gayreti bugüne alt bir meseledir.
Son zamanlarda böyle bir ünitenin kökleştiği kanaati vardır. Modern teknikten doğan yeni strüktüral bir sistem üzerinde bu ünitenin her yerde şahidiyiz. Bütün modern in- şaat bir kafes iskelet sistemine dayanır. Bu iskelet ya demir veya demirli betondandır. Tamamen milstekil ve statik olan bu hal muhtelif elemanların standardlze edilmesini İmkân dahiline koymuştur.
Bu hal ayni zamanda bina içindeki distribüsyona ser- best bir şekil almasına müsaade eyler, ve ayni zamanda bina inşaatında bir takım (merhale) 1er temin eder. Bu merhale- ler bize binanın kuru (a sec) olarak inşasını verdiği gibi za- mandan yaptığı ekonomi de çök mühimdir.
Planda ve her şeyinde reform yapmış modern mimarlık eseri.
Bir villâ projesi. Kat planları ve garb görUnUşU.
Mimar A. Schmidt. Basel <928
Bina slkletlerl böylece muayyen statik bir karkasa tak- sim ve tevzi edilince binada duvarlarıl vaziyeti değişmiş olur.
Artık modern binada siklet taşıyan duvar yoktur. Gerek da- hilî bölme gerek harici bölmeler (Pasad) vazifesi değişmiştir.
Yeni zaman mimarları bu bölmelerde şöyle özlükler ara- maktadırlar:
1 - Asgarî hafiflikte olmalı... Bina slkletini lüzumsuz ar- tırıp ekonomik bir tesir yapmasınlar.
2 - Hafif dolgu (Rempllssage) malzeme taharrisi... İn- şaatın statik rejimi üzerinde müessir olmıyacak şekilde...
3 - Eğer ses meselesi bir rahatsızlık yapacaksa sessiz va- sıtalar (İsolent) kullanılması.
4 - Eğer yalmz göz için kaçınılacak bir mesele varsa (cam, perde, tahta, alçı...) gibi en İnce malzemeden İnşası çareleri...
5 - Eğer hararet meselesi mevcut İse hararet geçirmez mücerritlerle İnşa,,
Modern İnşaat bir karkas sisteminin içindedir. Eserin este- tiğinden evvel bu sistem en mantıki şekilde halledilmiş
olmalıdır. Bir ev projesi. Mimar M. Stam Rotterdam
İşe yaramayan meyilli çatı ile dUz dam araşında sağlık bakımından olan farK.
Yeni mimarlıkta bölme (duvarlar) ın mikyası büsbUtUn başkadır. Bunun için inşa tarzları da alıştığımız şekillerden gayridir. Bir villânın iki enteriyöıü Mimarı M. Von Der. Rohe Berlin
Bu prensipler yalnız şakuli bölmeler (duvar) için değil, ufki bölmeler (döşeme, çatı, temel...) için de esastır. Mesele bu safhaya gelince meyilli dik çatıda bir inşaat lâzlmesl ol- maktan çıkmıştır. Çelik veya beton ile ve İzolan endüstrinin bugünkü verimlerlyle düz - damlar inşası kabil oldu.. Düz - da- mın faydası çoktur ve binanın damına çıkıp etrafı seyir et- mek insan psikolojisinin en eski isteklerlndendir.
Bu sistemin sağlık, ekonomik, estetik, istinadgâhları şun- lardır:
Genel bina İskeletinin statik ve neticede maliyette eko- nomik, azlık, suların akışında temizlik ve evin içine alabil- mek imkânı; düz çatıda dilatasyon ve neticesi dam - bahçe amenajmanı, dam - bahçe bütün şehrin panaromasını kav- rayarak yeni bir zevk yaratması, bölmelerle rüzgâra karşı abriler yapmak, saf hava almak, solariumda güneş banyosu, açık havada yemek zevki, açık havada dans. kültür fizik ve duş...
Düz dam ürbanist İçin yeni bir zevk menbaı olmuştur:
açık havada, restoran - kahve, dansing, mağaza...
Bu sayede aerodromlar kurmak ve otomobiller için tec- rübe sahası yaparak fabrikaların, atelyelerin hemen yanında
ve yakınında tecrübeleri imkânı... Bütün bunlardan başka düz dam şehirlerin güzelliği yolunda estetik bir sureti hal çaresi de olmuştur.
Statik karkas prensip! (Demir, betonarme) binayı pllo- tis üzerine çıkarmıştır. Esasen her mimar binasını doğru- dan doğruya toprağa oturtmaz. Hiç değilse 60 Cm. bir aralıkla ikinci bir döşeme yapılmaktadır. Bu miktarı 2,50 a çıkarmak daha faidelidir. Bu şekilde bahçe daha genişler, arsa beyhu- de yere işgal edilmemiş olur.
Bu yerin evaltı bahçesi, oyun yeri, gölgelik, arabalar için abri olarak faldesi çoktur.
Yeni inşa prensipl pencere şekillerine mütemadi ve ufki bir manzara vermiştir. Bol güneş, geniş mikyasta manzara- yı... evin içine alır.
Modern tekniğin yapıya tesirli olanları şunlardır:
1° — İnşa tekniği..
2° — Enstallasyon tekniği..
3° — Işık tekniği..
4° — Teshin tekniği..
5° — Akustik teknik..
W
V V a s m u t h ' s L e x i k o n d e r B a u k u n s t M i m a r î K a m u s
Nefreden : Verlag Ernst Wasmuth. Berlin B BOyOk cilt
1929 da 4 clld halinde ve mimarî sahada en tanınmış, salâhiyettar adamların yardımile intişar eden bu kamusa 1937 de zeyil olarak bir beşinci cild ilâve edilmiştir. Bu clldde A dan Z ye kadar mimarî âlemi alâkadar eden bütün kelimeler ye- niden ve bugünün anlayışına göre gözden geçirilmiş, tafsil edilmiştir.
Kamusta, mimari âleminin umumi malûmata ehemmi- yetle istinad ettiği nazarı itibare alındığından yapı sanatı- nı dolaylslle alâkadar eden bütün bilgi sahalarından bahse- dilmiştir. Kablettarih insanlarının iptidaî vasıtaları, muh- telif kiralardaki muhtelif memleketlerin yapı teknik ve sa- natları, tarihi ve modern eserleri hakkında resimli ve esas- lı mufassal malûmat verilmeye çalışılmıştır. Eserde memle- ketlerin tarihî ve coğrafî hususiyetlerinin yarattığı yapılar ve
âbidelerden başka bugünün beynelmilel kıymet ve revaç ka- zanan yapı tekniği ve malzemeleri hakkında da İzahat veril- miştir.
Mimari kamus, mimarî nazariyat ve malûmat için oku- yucuya esaslı bir umumî fikir verebilecek mahiyettedir.
Bir proje hazırUyan veya bir sanat etüdü yapan bir mi- marın; bu kamusa müracaat ettiği zaman, etüd ettiği mev- zua ait muhtelif misalleri resim ve izahatile beraber burada bulabilmesi eseri hazırlıyanlarca esas gaye olarak alınmış- tır. Ve bunda İmkân derecesinde muvaffak olunmuştur.
Mimari kamus her mimarın kütüphanesinde kuvvetli bir müracaat eseri olarak bulunmaya değer. Mimar arkadaş- larımıza ehemmiyetle tavsiye ederiz.
D u y u
m I a r
Beynelmilel Mimarlar Kongresi Pariste, Temmuzun 19 undan 25 ine kadar toplanmıştır. Bu büyük kongreye 24 millet iştirak etmiştir.
Bu münasebetle, hatırlatalım ki, beynelmilel mimarlar daimi komitesi Fransızlar tarafından tesis edilmiş olup 1867 denberi, her iki dünyanın şöhretli mimarlarını birbirlerine ta- nıtan bir teşekküldür.
Bu kongre 1900 yıhndanberi Pariste ilk defa toplanmak- tadır. 1930 da Budapeştede, 1935 de Romada pek parlak bir surette toplanmış olan evvelki kongreler kadar, Paris kongresi de gerek görüşülen mevzuları, gerek programı itibarile çok mühim olmuştur.
Daimi Beynelmilel Mimarlar Komitesi hâlen 28 memle- kete mensup en şöhretli kimselerden teşekkül etmiştir. On dördüncü kongrede ecnebi memleketlerin resmi delegasyon he- yetleri azası yüzden fazla bir yekûna varmıştır. Bunların en mühimleri arasında, başta 22 aza ile Birleşik Amerika, 7 aza ile Almanya, üçer aza ile İngiltere ve İtalya sayılabilir.
Fransız mimarî teşekkülleri konfederasyonu, (C. P. I. A.) nm umumi kâtibi olan mimar M. Maigrot kongre başkan- lığına seçilmiştir.
19 Temmuz 1937 Pazartesi günü P a r i s Belediye daire- sinde kongrenin açılış merasimi yapılmış ve burada, kongreye iştirak edenler, P a r i s Belediye meclisi ikinci reisi (Armand Massard) tarafından kabul edilmişlerdir. Kabul merasiminden sonra (Sein) nehrinde deniz motörleri ile, kongre azası sergi sahasına hareket etmişler ve burada (Champagne) paviyo- nunda kabul edilmişlerdir.
Bilâhare mimar ve müteahhidlerin beledî bir vazife alıp alamıyacakları meselesi görüşülmeden evvel sahipleri tarafın- dan müteaddit büyük modern inşaat gezdirilmiştir.
20 Temmuz 1937
Salı günü üç mühim themin etüdüne tahsis edilmiştir.
1 - İhtisas.
Mimar ve müteahhitlerin beledî bir vazife alabilmeleri imkânları.
Teknik: İnşaatta millî malzeme kullanışının tesir- leri ve hâsıl olan ekonomi.
Terbiye: İptidaî teşekkül, mimarlık tahsili yapacak namzetlere lâzım olan umumi kültür seviyesi.
Mimarın hususî, müşterek işlerde ve devlete karşı mesu- liyetlerinin, hukukî vaziyeti hazırasmın etüdü. Öğleden sonra ziyaretlere tahsis edilmiş bu meyanda enteresan olan mimar (M. Marrast) tarafından yapılan Opera sahnesinin inşaatının tetkiki yapılmıştır. Akşam (Louvre) müzesi muhafızı M. Vltry tarafından Louvre müzesinde Fransız heykel sanatına ait yeni salonların takdimi ve eski Louvre'da yapılan aydınlatma işi- nin tetkiki'
21 Temmuz Çarşamba 1937
8.3 de hareket edilerek en yeni inşaatın tetkik yapılmış- tır. Mimar (Turnon) nun Saint-Esperit kilisesi. Mimar Hum- mel'in (Mektep grupları) ziyaret edilmiştir. Bilâhare kongre
azaları (Grosbois) ya buradan da (Vaux - le - Vicompte) şa- tosuna gidilerek vakit geçirilmiştir.
22 Temmuz Perşembe 1937
Sabah, meslekî inkişaf meselesine tahsis edilmiştir. Bu seyansta (C. P. I. A.) nm bu mesele hakkındaki tezi üze- rinde münakaşalar olmuştur. Mimar (Totten) tarafından Maya'nın mimarisi hakkında projeksiyonlu konferans ve- rilmiştir. Bilâhare (Primtemps) mağazalarında modern sanat nümuneleri ziyaret edilmiştir. Akşam yemeği ve gece merasi- mi (Versay) da büyük merasimle tenvir edilmiş portakal bah- çeleri arasında yapılmıştır.
23 Temmuz Cama 1937.
Kongre azaları Bechmann'mn delâletile muhtelif ziya- retler yapmışlardır. Bu meyanda Üniversite mahallesini gez- mişler ve yemeği talebe lokantasında yemişlerdir. Bilâhare tek- nik geziler arasında en mühimi (Chalet - Meudon)da (Baudiun lods) m açık hava mektebi, (Saint - goben) müessesesinin sergi paviyonunu ziyaret,etmişlerdir. Yemekten sonra (Yac- hting) paviyonunda toplantı yapılmış, buradan serginin gece tenvirat ve şenlikleri seyredilmiştir.
24 Temmuz Cumartesi 1937.
Öğleye kadar kongrenin kapanma seansı yapılmış. Bey- nelmilel Mimarlar Daimî Komitesi tarafından temenniyatta bulunulmuştur. Öğleden sonraki seansta millî güzel sanatlar mektebi gezdirilmiş ve akşam kongre dağıtılırken 1939 da Chi- cago'da randevu verilmiştir.
•
— İzmir Ağamemnun ılıcaları tekrar müsabakaya konul- muştur. Müddet dört aydır.
— Mimarlar Cemiyeti tarafından bütün diplomalı yük- sek mimarların isim ve adreslerini hâvi bir bülten neşrine karar verilmiştir. Bu münasebetle Cemiyet Genel Sekreter- liği bütün mimarlardan ikişer adet fotoğraf ile mektepten neş'et tarihlerini istemektedir.
— Güzel Sanatlar Akademisinde 5 sergi açılmıştır. Bun- lar heykel, Şark tezyinî sanatları, Karagöz ve ressam Naz- mi Ziyanın eserlerinden mürekkep ayrı ayrı sergilerdir.
— Türk Mimarlar Cemiyetinde (Mimari Müsabakalar Nizamnamesi) ismi altında bir nizamname hazırlanmağa baş- lamıştır. Bir çok resmî müesseselerin mimarî müsabakaları mimarî usullere uygun olmıyarak hazırlamaları bir çok ha- talı neticeler doğurmaktadır. Bu nizamname bu gibi fena mü- sabakalara mani olacaktır.
— Tarih Kurumu tarafından Tarih Kongresi münasebe- tile bir sergi hazırlanmaktadır. Bu sergide eski mimarimiz- den eserler bulunacağı gibi inkılâp mimarisine ait bazı eser- ler teşhir edilecektir.
— Bursa Halkevi müsabakası neticelenmiş ve müsaba- kaya 15 den fazla eser gönderilmiştir.
— Lüleburgazda açılan, Belediye gazino, sinema, otel mü- sabakası bir eylüle kadar uzatılmışsa da şartlarının mimarî usullere uymamasından İştirak edenler azalmıştır.
205
ARKITEKT Aylık yapı san'atı, şehircilik ve dekoratif sanatlar dergisi. İmtiyaz sahibi M. Zeki Sayâr - Neşriyat mUdUril Abidln Mortaş -İdare veri Anadolu han No. 24. İstanbul - Basıldığı yer : Cumhuriyet Matbaası - İstanbul - Klişe Kenan
Talebe kaydıne başlanıyor
G ü z e l S a n ' a t l a r A k a d e m i s i D i r e k t ö r l ü ğ ü n d e n :
1 — A k a d e m i : Mimarî, Resim, Heykel, T e z y i n i San'atlar ve T ü r k T e z y i n i San'atlar şube- lerinden mürekkeptir.
A ) Mimarî şubesi: Tahsil müddeti ikisi ihzarî olmak üzere beş yıldır. Lise olgunluk imti- hanını vermiş bulunanlardan desene istidadı görülenler bu şubeye kabul olunur.
B ) Resim v e Heykel şubeleri: Tahsil müddeti muayyen değildir. İstidada bağlıdır. Bu şubeye devam edenler 30 yaşına kadar talebelik hukukundan istifade edebilirler. Resim ve H e y - kel şubelerine girebilmek için en az orta mekteb mezunu olmak lâzımdır. Bu şubelere girmek istiyerıler de bir istidad yoklaması geçirirler.
C ) T e z y i n i San'atlar şubesi: Tahsil müddeti dört senedir. U m u m î tezyinat, afiş v e grafik, çinicilik, dahilî tezyinat, mobilya kısımlarını havidir. Bu şubeye orta mekteb mezunlarile bütün Mıntaka San'at mektebleri mezunları alınır. O r t a mekteb mezunları desen v e türkçeden imtiha- na tâbi tutulurlar.
D ) T ü r k T e z y i n î San'atlar Şubesi: Tahsil müddeti muayyen değildir. San'at istidadı gös- terenler alınır. Tezhip, tezyinî arap yazısı, T ü r k ciltçiliği, T ü r k cild kalıpları imali, ebru v e âhar, T ü r k minyatürü, T ü r k tezyinatı ve çini nakışları, kıymetli taşlar üzerine hâk, altın varak imali, halı nakışları, sedef kakmacılığı kısımlarını havidir. Bu şubeye girmek için yaş haddi vazedilme- miştir. Taliplerin istidad sahibi bulunmaları v e türkçe kompozisyona muktedir olmaları lâzım- dır. Bu şubeye girmek istiyenler Direktörlüğe istida vermek mecburiyetinde değildirler. Müra- caatlerin tervici v e talihlerin yoklaması Akademi Direktörlüğüne aiddir.
2 — K a y i d ve kabule I eylülde başlanır. Kabul yoklaması Mimarî şubesi için 15 eylülde, Tezyinat şubesi için 27 eylül günleri saat 9 da başlar. Resim, Heykel ve T ü r k Tezyinat şube- lerine aid yoklamalar 30 eylülde yapılır.
3 — Talihlerin A k a d e m i Direktörlüğüne hitaben bir istida ile müracaatleri ve bu istidada girecekleri şubeyi tasrih etmeleri lâzımdır. Istiddaya bağlanması icab eden vesikalar şunlardır:
a — Nüfus v e hüviyet cüzdanı b — Sıhhat v e aşı raporu c — Resmî tahsil vesikası
d — Hüsnühal kâğıdı (mekteblerinden bu sene mezun olanlardan istenmez).
e — 6 tane kartonsuz vesikalık fotoğraf.
4 — Ecnebi olanlar yukarıdaki vesikaları mensub oldukları konsolosluklardan tevsik ettirmiş bulunmalıdırlar.
5 — A k a d e m i neharidir. D e v a m mecburidir. Yalnız T ü r k Tezyinatı talebesine devamda ko- laylıklar gösterilebilir.