GGY 303 İmar Hukuku
Prof. Dr. Ruşen KELEŞ
İMAR SUÇLARININ BAĞIŞLANMASI (İMAR AFFI)
• İmar suçu ile kastedilen, imar ve yapı yasalarına aykırı davranışlardır.
Gecekondu yasaları da bunlar arasında sayılır. Bu yasalara göre alınması gereken izinler alınmaksızın, yani kaçak olarak yapılmış yapılarla yapı izin belgeleri alınmış olmakla beraber sonradan bunlara uyulmaksızın yürütülmekte olan yapıların, kısmen para cezalarına çaptırılması, ya da tamamen yıkılması söz konusudur.
• Günlük konuşma dilimizde «imar affı» diye bilinen olgu, bu suçları işleyenlerin kendilerinden bir para cezası alınarak ya da hiçbir ceza alınmaksızın bağışlanmasıdır.
• Yapı izin ve denetleme yetkilerinin kaynak yetersizliği, araç ve gereç yoksunluğu örgütsel etkisizlik, partizanlık, rüşvet, vb.
nedenlerle gereği gibi kullanılmaması sonucunda kaçak yapıların sayısı her gün hızla artmaktadır. Bunlara gecekondu adı verilen barınaklar da eklenince, yıkılması gereken yapıların sayısı her yıl on binlerce artış kaydetmektedir.
• Yasaların gereği gibi uygulanmaması, bunların yıkılmasını zorunlu kılar. Ancak, yıkım öznel açıdan türlü baskı kümelerinin
dirençleriyle karşılaştığı gibi, nesnel açıdan da ulusal servetin
zarar görmesi anlamına geldiğinden kaçak yapıların zaman zaman bağışlanması, imar uygulamalarımızda neredeyse değişmez bir kural olmuştur.
• Özellikle, gecekondu olgusunun önem kazandığı 1945 yılından bu yana çıkarılan her gecekondu yasası, çıkarıldığı tarihe kadar yapılan gecekonduları kaçak sayılmaktan kurtarmış, sahiplerini bağışlamıştır.
• 6188, 775, 1990, 2805, 2981, 3290 ve 3366 sayılı gecekondu yasaları bunun en çarpıcı örnekleridir. Bu yasalar, meşru
olmayan birleşmelerden doğan çocukların, topluma
kazandırılmaları amacıyla yasa koyucunun zaman zaman çıkarmış bulunduğu, nesep düzeltmesi amaçlı yasalara benzetilebilir.
• 25 Mart 1984 yerel seçimlerinden önce, TBMM, 2805 sayılı İmar ve Gecekondu Affı Yasası’nı yürürlükten kaldıran 2981 sayılı yasayı kabul etmiştir. Bu yasanın amacı, imar ve gecekondu yasalarına aykırı olarak yapılmış ve yapılmakta olan yapılarla ilgili işlemleri düzenlemektir.
• 2981 sayılı yasada, kaçak yapıların korunacaklar ve yıkılacak olanlar diye ikiye ayrıldığı görülmektedir. Korunacakların da, olduğu gibi ya da
iyileştirilerek korunması öngörülmüştür.
• Yeni yasanın başlıca özellikleri, yasa metninin ve af için gerekli
formalitelerin basitleştirilmiş olması, cezaların, ödencelerin azaltışmış ya da kaldırılmış bulunması ve affın hem zaman hem de kapsam yönünden genişletilmiş olmasıdır.
• Yeni yasada kaçak yapı sahiplerine tapu vermenin bir başlangıcı olmak üzere «tapu tahsis belgesi» adlı bir belgenin de yasada önemli bir yer tutmakta olduğu görülmektedir.
• İmar mevzuatına aykırı yapılarda, arsa, yapı sahibinin malı olduğu takdirde gerekli harçların alınmasından sonra ilgililere yapı ve
kullanma izinlerinin hemen verilmesi ilkesi benimsenmiştir.
• İyileştirilerek korunmaları gerekenler ise, söz konusu izin
belgelerinin iyileştirilme yapıldıktan sonra verilmesi öngörülmüştür.
• Yeni yasa, kamu tüzel kişilerinin toprakları üzerine yapılmış
gecekonduları ilke olarak bağışlamış, sahiplerinin arsa bedellerini peşin olarak ya da en geç dört yıl içinde ödemelerini zorunlu
kılmıştır.
• Gerçek kişilerin toprakları üzerine yapılan gecekondularda ise ayrı durum söz konusudur: Birincisinde, arsa sahibi gecekondu sahibi ile bir anlaşmaya varabildiği takdirde, hiçbir sorun yoktur. Bu durumda yapı ve kullanma izinleri verilir. İkincisi ise, anlaşma olanağı
bulunmaması durumudur. Bu takdirde söz konusu bölgelerin
Bakanlar Kurulunca Gecekondu ya da Arsa Ofisi yasaları gereğince kamulaştırılması yoluyla soruna çözüm bulunması öngörülmüştür.
• Yasallaştırılan kaçak yapıların sahiplerine, yasa, birer tapu tahsis belgesi verilmesini öngörmüştür. Tapu kütüğüne işlenmesi gereken bu belgenin ıslah imar planı yapıldıktan sonra yapı sahibine
verilecek tapuya esas teşkil edeceği yasada yazılıdır.
• Yasa, belediyelere üzerinde kaçak yapı bulunan hisseli arsa ve
arazilerde bir tür düzenleyici birleştirim (hamur) yetkisi de tanımıştır.
Belediyeler, bu yetkinin kullanılması sırasında düzenlemeye konu yaptıkları arsaların dörtte biri kadarını «düzenleme ortaklık payı»
adı ile herhangi bir karşılık ödemeksizin alabileceklerdir.
İmar Affı Yasası, iyileştirilerek korunacak yapıları üçe ayırmıştır:
• Birinciler, kendilerine ait bir yerbölüm içinde imar mevzuatına aykırı olarak
yapılmış yapıları kapsar. Bunlar arasında yollara, karayollarına taşmış olanların taşma durumlarının giderilmesi gerekli sayılmıştır.
• İkinciler, kıyı tanımına giren yerlerde ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerde özel kişilere ait liman, iskele, barınak, dayanma duvarı gibi yerlerden, üzerlerinde sanayi ve turizm tesisleri bulunanlarla ve
korunmalarında valilikler veya belediyelerce ulusal ekonomiye katkı ya da kamu yararı görülenlerdir.
• Sonuncular ise, imar planında yol olarak görülen yerlere taşmış olan ve belediye encümeninin bu yolun beş yıl içinde gerçekleşemeyeceğine karar verilmesi ilkesi benimsenmiştir.
• İmar suçlarının bağışlanmasının ardındaki düşünce, oldu bittiler sonucunda ortaya çıkan yapıları yıkmanın toplum için ekonomik mal oluşunun yüksek
bulunmasıdır. Yıkmakla yalnız bir ulusal servet yitip gitmiş olmayacak, bundan çalışma yaşamı da etkilenecektir.
• Kaçak yapılarla ve gecekondularla kapatılmakta olan konut açığı büyümeye devam edebilir. Fakat, kentleşme, yerleşme ve imar konularında yasaları çiğneyenlerin topluma verdikleri zararların ortadan kaldırılması olanaksızdır.
• Kısacası, imar suçunun bağışlanmasında sorunun nedenleriyle değil,
sonuçlarıyla uğraşma çabası vardır. Böyle olunca, her imar affı, yeni imar aflarının bir başlangıcı, bir nedeni olur. Bu nedenle, sık sık imar suçlarını
bağışlayıcı yasalar çıkarmak yerine, kentleşmeye düzenli ve sağlıklı bir biçim vererek imar suçlarının geri dönülmez zararlar vermesini önlemek daha ussal ve gerçekçi bir yöntemdir.