• Sonuç bulunamadı

Kaybolan Türk mutfağı:Karışık ızgara ve buğulama Pandeli'nin buluşları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kaybolan Türk mutfağı:Karışık ızgara ve buğulama Pandeli'nin buluşları"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

CUMHURİYET

24 EKİM 1978

KAYBOLAN

TÜRK

MUTFAĞI

Röportaj: Atillâ DORS A Y

Fotoğraflar: Ara GÜLER

İNCELEME

ARAŞTIRMA

RÖPORTAJ

m

M ıs ır Ç a rşısın ın girişindeki ünlü Pandell lokantasının dört bir yanı sarm ış m avi çin ileri arasınd a «Doktorala konuşuyo­ rum. Doktor, Pandell'nln kuru­ mu şim di yöneten oğlu. A sıl adı Hrlsto Çobanoğlu, ama 1960’lara doğru babasının iste­ ği üzerine a s ıl m esleği olan doktorluğu bırakıp lokantanın başına geçtiğinden beri böyle anılıyor.

Doktor, bana babasının ger­ çekten de çok ilginç olan ya­ şam serüvenini anlatıyor. B a ­ ba Pandeli, 9 çocuklu Niğdell yoksul bir Rum a ile sin in ço cu ­ ğu... Annesi Niğde'de çobanlık yaparm ış gerçekten, babası ise M e rca n ’da sırt h am a llığ ı... 14 y aşınd a İstanbul'a geliyor, bak kal çıraklığı, berberlik gibi İş­ leri deniyor. B ir B u lgar sü tçü ­ den ald ığ ı 5000 lira borçla, 1900'lerln İstanbul'unda b ir kü­

çük ocak kuruyor, piyaz filân yapm aya başlıyor. Sonra G ala- ta'da Yü ksekkald ırım 'd a bir yer tutup fırında baş, pilav h a z ırlı­ yor, bunları da öğlen vakti tep siye koyup M ercan'a getiriyor, satıyor... Daha sonra ip çiler'd e bir dükkâna geçiyor, 13 - 14 yıl burada kalıyor, A tatürk'ü o z a ­ man tanıyor rivayete göre, ilk subaylık yılların d a ... Y ılla r son ra Ata, bir gün artık ünlü olan Pandell'nln yeni lokantasına ge llp yemek yediğinde ve yemek ten sonra hesabı istediğinde, y a şlı adam ın ona «Ay başında verirsiniz* yanıtı verm esi (Ata' nın çok hoşuna gitm iş bu ya­ nıt), bu yıllard aki tan ışlığ a ve genç M ustafa K em al’ in o y ıl­

lardaki zorunlu ödeme biçim le­ rine bağlanıyor...

KESİNTİLER

Baba Pandell, sonra d ü kkâ ­ nı Ayazm a'ya taşıyor. 1920’ler- de savaş sırasın d a a ile sin i gör­ meye gittiği Niğde'de zorunlu olarak 3,5 yıl kalıyor. İstanbul'a döndüğünde, yerini Eminönü balık pazarına naklediyor, 1925" da.. Ve a sıl ism ini orada yap ı­ yor. Pan deli’nin Türk m utfağı­ nın en iyi örneklerini verm ekle kalm ayıp bu m utfağı g e liştird i­ ği, yeni b uluşlarla zengin leştir­ diği, yıllar bunlar.. Sonra 6 - 7 Eylül olaylarında dükkânı ya ğ ­ ma ediliyor. 70’lne yakın yaşlı adam , yorgun, bezgin, kırılm ış, işin i bırakıyor. Ama bu m utfa­ ğın tiryakileri Pandeli'yl b ırak­ m ıyorlar bu kez.. Zam anın V a ­ lisi Fahrettin Kerim G ökay a ra ­ ya giriyor, Boyar haber yolla­ tıyor.. V e Pandell, M ıs ır Ç a rş ı­ sı içindeki bugünkü yerinde işe g irişiy o r yeniden...

« D O KTO R D A N VALİ O LU R DA L O K A N T A C ID A N O L M A Z Mİ?»

Bu yerin öyküsü a slın d a uzun.. Daha 1940'larda, Lütfi Kırdar dönem inde burası Pan- d e li’ye verilecekm iş, am a tam bu işin gerçekleşeceği sırada Tan gazetesinde, «25 m ilyonluk Türkiye’de M ıs ır Ç a rş ıs ı lokan­ tasını işletecek bir Rum ’dan başkası bulunm adı mı?» diye bir yazı çıkm ış. Pandeli iste ­ memiş. Leblebi M ehm et tut­ m uş burasını, bir zam anların ünlü futbolcusu.. Y ılla r sonra, 6/7 Eylül olaylarından sonra burası bu kez Pan dell’ye veril­ miş. B aba Pandell, «Olur am a, oğlum H risto da benle olursa olur» dem iş. O ysa Hristo da yeni doktor çıkm ış. Yine G ökay girm iş araya «Bak, de­ miş, ben doktorum , am a v a li­ lik yapıyorum . Sen de d oktor­ sun ama, lo ka n ta cılık y a p a ca k ­ sın». B öylece H risto Çobanoğ- iu, Am erika'ya gitm ek üzere iken M ıs ır Ç a rşısın a girm iş. 6 ay İçin, «dükkânı kuruncaya

kadar», ama g iriş o giriş!« BU LU ŞLAR , KATKILAR — N edir babanızın Türk mut fağına katkıları, b u lu şları? dİ- yorum doktora...

— B ir hayli çoktur.. B u n lar­ dan biri, bilinen çe şitli ızgara­ la rı k a rışık hale koyup «karı­ ş ık ızgara» biçim inde sunm ak­ tır. O zam ana kadar köfte, p ir zoia, ş iş biliniyordu, om a bun­ la rı karışık biçim de se rvis yap­ m ak kim senin aklına gelm em iş ti. K a rışık tatlı da öyle, bizim ünlü Pandeli tatlısı.. Am a a sıl büyük buluşları, kâğıtta levrek, kâğıtta p iliç ve p iliç dolm asıdır. B îr de kurabiyedir. Kâğıtta b a ­ lığ ın özel bir kabı vardır, içe r­ de m utfakta görebilirsiniz, bu da babam ın buluşudur. B alık, o zam ana kadar ya ızgara, ya da zeytlnyoğda tava.. K im se­ nin aklına tereyağda pişirm ek gelm em iş Buğulam a şeklinde pişirm eyi babam düşündü, tuz, lim on ve tereyağla.. P lilc l de İçine sebze doldurup tereyağla pişirerek p iliç buğulam ayı ya ­ pan babam dır. P iliç dolm asında İse p ilici göğüsten a ça ca ğ ı yer­ d e sırttan a ç ıp kem iğini a la ra k tam am en kem iksiz hale soktu, jçlne sebze doldurdu, İplikle dikti, tereyağla pişirdi.

Karışık

ızgara ve

buğulama

P an d eli’nin oğlu a slın d a doktor, oma babasının isteğini kıram ayıp lokantanın başına geçmiş..

Pandeli’nin

buluşları

— Peki, bütün bu buluşlar sizce Türk m utfağına m alol- muş mudur, her yerde y ap ılır mı?

— M alolm uştur, kitaplara girm iştir, Pandell usulü levrek, Pan deli usulü p iliç, dolm a vs. diye... Am a zor yem eklerdi bunlar, onun İçin her yerde yo pıldığı söylenem ez. Türk m ut­ fağının kaybolup gitm esinin se ­ beplerinden biri de budur za ­ ten... Yem esini bilenler, a ğ zı­ nın tadın ı düşkün olan lar a za l­

dı. Yapıyorsunuz, kim se yem i­ yor, yese bile anlam ıyor. Lev­ rek buğulam ayı bizim y ap tığ ı­ m ız gibi, gerçek şekliyle kim se yapm ıyor. Am a a za lsa da b i­ lenler, arayanlar, takdir eden­ ler var... Bugün evet, bazı mal zem e yok, veya azaldı. Urfa yağ ları kalm adı gibi birşey me se la ... Am a aransa bulunur, bulunm az diye birşey yok... Biz Urfa yağıyla şu yem ekleri ya p ­ tık desek, belki de m üşterinin yarısı bu yem ekleri İstemeye­

cek. Bugün yağ lara karşı bir korku vor herkeste.. M esela, talaş kebabı veya hepim izin bil dlği bohça börekleri... B u n la ­ rın Türk m utfağına girişi, böb­ rek yağıyladır. Böbrek yağıyla y ap ılın ca ağızda erir bunlar, ısırm aya vakit bulam azsınız. Am a m illet İstemiyor bunu, a- ğ ır olur diye korkuyor. Y ü zy ıl­ larca bunu yem işiz, şim di bir korku var, yenmiyor. Bakın, yaz zam anı bende m llföy b u la­ m azsınız, bohça böreği, sahur

böreği bulam azsınız, yapm ıyo­ rum ... N iye? Çünkü bugün bun ları m ecburen tereyağla yapı­ yoruz, tereyağ İse yazın çabu­ cak eriyor, ham ur açm aya fır ­ sat bulam ıyorsunuz. K ışın yapı yorum, ama yazın ortadan k a l­ kıyor bunlar... Bazı m üşteri I- se tereyağını bile istemiyor, «Aman a ğ ırd ır kullanma» d i­ yor. Tereyağı da kalksa büs­ bütün ölecek Türk m utfağı... Onun İçin ben kullanıyorum .

Z E Y T İN Y A Ğ LILA R

— Z eytinyağlılar için ne di­ yorsunuz?

— Şim di, m illet lokantaya gidince, «Ben evim de yediğim yemeği yem iyeceğim , değişik birşey yiyeceğim » dü şü n cesi içinde.. Onun için kim se zey­ tinyağlı ayşe fasulya, bakla is­ temiyor. İm am bayıldıyı «ağır» buluyor. Y a n lış ve eksik bilgi sa hib i birçok kişi. M esela tu z­ dan kaçıyor, am a onun yanın­ da çok daha ağır olan şeyler yiyor.. Bu, hem bu k işilerin y an lış ve kendileri için ger­ çekten z a ra rlı şeyler yem eleri­ ni sağlıyor, hem de birçok Türk yem eği istenm ediği için yapılm am aya başlıyor. S onra b ir ço k lokanta, hele içkililer, alem inüt şeylere kaym aya başladı. S alam veriyor, p a stır­ ma veriyor. Neredeyse b a kk a l­ dan a lıp m asaya getirecek. Lo­ k an ta cılık, bizim a nlad ığım ız lo ka n ta cılık bu değil.

M UTFAĞIM IZIN Ö Z E LLİK LE R İ — Türk m utfağında soslu yem ekler var mı, sosu n yeri nedir?

— A zdır, F ra n sız m utfağı ka d ar değil, am a b a zı yem ekler vardır.

— Ya balığın, den iz ürünle­ rinin?

— E s a s Türk m utfağında ba lık yanı çok zayıftır. B a lığ ı Türk m utfağına lü ks lokan talar sokm uştur. Türk m utfağı de­ mek, börek işi, p ilav işi, tence re yem ekleri, zeytinyağlı yemek ler ve ham urişl ta tlıla r dem ek­ tir, Döner de Türk m utfağının en güzel b u luşlarından biridir, ama bugün birçok yerde y a p ı­ lan, döner değil, b ir tür su ­ cuktur. 20 kiloluk bir iyi dö­ ner, bugün yoz aylarında 3. saatin sonunda b iraz bozulm a­ ğa başlar. Am a d ışa rd a sa tıla n dönerde bu yoktur, çünkü de­ diğim gibi o artık bir tür su­ cuktur. S abahtan akşam a ayni döner dönüp durur, am a iç in ­ de ne v ard ır? Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim ..

G E L E C E K

— Siz. birçok yem eğinizde, özellikle ızg a ralarınızd a g a rn i­

tür olarak bulgur pilavı k u lla ­ nıyorsunuz. Bulgur, pirinç p ila ­ vından d aha mı önem li Türk m utfağında?

— Elbette.. Bulguru dünya­ da yiyen pek azdır, bizde İse çok eskiden beri m utfağa g ir­ m iştir. P irin c i Ç in m utfağı dün­ yaya yaym ıştır, bulgursa tipik Türk yem eğidir.

— Türk m utfağının g e leceğ i­ ni nasıl görüyorsunuz?

— H er şeyden ço k m eraklı, a ra ştırıc ı k işilerin varolm ası lâzım . Yin e babam dan bir ör­ nek vereyim. 1940'iarda, sa va ş sıra sın d a , unlu m addeler p iy a ­ sad an çekilm işti. Babam tuttu, p irin ç dövdürdü, bundan küçük ekm ekler yaptı. Un bulam a­ yınca, kurabiye yapm ak için, un, şeker, yağ gerekir, malum, un yerine badem dövdürdü, onu kullandı. N efis b ir şey ç ık tı ortaya... K azan dibi gibi kaza eseri olm uş b u luşlar da var. Bugün, T ürk m utfağını m ahve­ den, a ğ ır yemek fobisidir. Ben doktorum , am a tereyağını ve­ ya İyi b ir Urfa yağ ını p iy a sa ­ daki yağlara, b îr V ita yağına tercih ederim. Babam , son gün­ lerine kad a r b a lık yum urtası, tereyağ, Urfa yağı, kuyruk y a ­ ğ ıyla p işm iş süt kuzusu, k ıza rt­ ma yemekten vazgeçm edi. Türk m utfağı, a slın d a zengin bir m utfaktır. Kebaplardan p ila v ­ lara, m enemenden çılb ıra, bö­ reklerden ta tlıla ra zengin bir m utfaktır. Bugün Fran sa'da yalnız kuskus denen uydurm a Arap yem eğini yap ıp m ilyoner olan yüzlerce lokanta var. Biz, b ırakın ız A vrupa'da yapmak, kendi ülkem izde bite kendi mut (ağım ızı gitgide yitiriyoruz. Bu biraz da b ir belediye, belki de b ir devlet sorunudur. Bir z a ­ m anlar A tatü rk’ün Ankara'da K a rp iç'e gösterdiği ilgi ve ya p ­ tığ ı yardım , onu z o r günlerde vergiden b a ğ ışık tutarak deva­ m ını sağlam ası, ilg in ç bir ör­ nektir. Atatürk, A n kara'yı A n ­ kara yapanın biraz karpiç ol­ duğunu anlam ış ona göre d a v ­ ranm ıştı, Bugünkü idareciler de, Türk turizm inin, Türk fo lk ­ lorunun biraz da Türk m utfağı olduğunu anlam alıdırlar.

YA R IN ı H ACI B A B A

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Dış yan duvarlarının, şimdi yerleri sıvanmış olan kısımları vak- tile bütün çini kaplı imiş, Bu çiniler Bursadaki (Yeşil cami)- nin renk ve tertibinde olup o devreye

Bugün de 'betonla ve demirle yapı yapıldığı için, niçin o memleketin ve o milletin âdetleri, vaziyet, ik- lim ve ihtiyaçları göz önünde tutulmadan he- pmiz ayni mimariye

Çünkü de- min de söylediğim gibi şuurun tenkidi onun için daima hazırdır... Şuurumuzu tırnıalıyacak hatalarım görmemek için sarhoş olmaktan başka çare

İtiraf edelim ki proje tanziminde bir takım sebepler t a h t ı n d a Avrupanmkine naza- ran daha iptidaî olan malzememizin ve işçiliği- mizin tesirinde kalıp onu bir az

Fosil ağaçlarıyla fazlasıyla meşhur Lesvos Taşlaşmış Orman Jeoparkı sahada yeni Jeoturizm değerlerinin gün yüzüne çıkarılması için pek çok araştırm ayı

16— Mimar yapıda çalışan işçilerin vazifelerini m ü m k ü n olduğu kadar zahmetsiz bir şekilde başarmalarını, nizam ve intizam dahilinde çalışmalarını,

Genel bina İskeletinin statik ve neticede maliyette eko- nomik, azlık, suların akışında temizlik ve evin içine alabil- mek imkânı; düz çatıda dilatasyon ve neticesi dam - bahçe

(Bugünkü yollar; kurunu vustadan kalmış keçi yolları üzerine kaldırım döşenerek meydana gelmiştir. Bunlar mo- dern teknik neticesi hasıl olmuş değildir. Eşeklerin sallana