Türkiye'de özel tüketim vergisi ile gelir dağılımı arasındaki ilişki

158  Download (0)

Tam metin

(1)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İKTİSAT ANABİLİM DALI

İKTİSAT BİLİM DALI

TÜRKİYE’DE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ İLE GELİR

DAĞILIMI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Cihan TÜRKER

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Dr. Öğr. Üyesi Savaş ERDOĞAN

(2)
(3)
(4)

ÖNSÖZ

2002 yılında yürürlüğe konulan Özel Tüketim Vergisi Kanunu, vergilendirdiği mal grupları nedeniyle ülkede yaşayan bireyler nazarında oldukça önem arz etmektedir. Bununla birlikte, gelir dağılımı ise her daim göz önünde olan ve çözüme ulaştırılması gereken bir olgu olarak iktisat bilimi içerisinde varlığını sürdürmektedir. Bu minvalde, söz konusu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu zamana kadar, Özel Tüketim Vergisi ile gelir dağılımı arasında nasıl bir ilişki bulunduğuna dair çalışmaların sınırlı düzeyde olması, tarafımı bu alanda bir çalışma yapma konusunda teşvik etmiş ve neticesinde işbu tez çalışması ortaya çıkmıştır.

Söz konusu tezin hazırlanma aşamasında, lisans ve yüksek lisans eğitimim sürecinde ders alma fırsatı bulduğum, önerileri ile tarafıma yol gösterici olan saygı değer danışmanım Dr. Öğr. Üyesi Savaş ERDOĞAN’a teşekkür ederim. Ayrıca bu çalışmaya adım atma noktasında beni teşvik eden, tezin her aşamasında yanımda olan ve yardımlarını hiçbir zaman esirgemeyen kıymetli, sevgili Nazik ÇİNAR’a teşekkürü bir borç bilirim.

Son olarak; hayatımın her anında destekçim, bugünlere gelmem sürecinde ömürlerinin her anında fedakârlık göstererek, sevgilerini hiç eksik etmeyen, en özel ve değerli varlıklarım olan kıymetli babam, annem ve kardeşime çok teşekkür eder ve bu çalışmayı onlara ithaf etmekten gurur duyarım.

Cihan TÜRKER Konya-2019

(5)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Öğre

n

cin

in

Adı Soyadı Cihan TÜRKER

Numarası 094226001007

Ana Bilim / Bilim Dalı İktisat/İktisat

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı Türkiye’de Özel Tüketim Vergisi ile Gelir Dağılımı Arasındaki İlişki ÖZET

Türkiye’de Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile gelir dağılımı arasında nasıl bir ilişki bulunduğu yönünde işbu tez çalışması yürütülürken; ÖTV’nin yansıması, ÖTV’de kayıt dışı ekonomi gibi olgulardan yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra, farklı özelliklere ve vergilendirme usulüne sahip Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli listeler nazarında da ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmıştır. Özellikle listeler nazarında değerlendirme yapılırken, her listede yer alan malların lüks olması veya halkın geneline yayılması, artan oranlı veya düz oranlı vergilendirmeye tabi olması gibi hususlar ele alınmıştır. Ayrıca istatistiki verilerden de yardım alınmıştır. TÜİK tarafından yapılan gelire göre yüzdelik gelir grupların, ÖTV’ye tabi alkollü, alkolsüz içkiler ve tütün ürünlerine, gelirlerinin ne kadarını harcadığına ilişkin verilere dair yapılan analizler neticesinde; vergi sonrası gelir dağılımının bozulduğunu doğrular nitelikte bulgular edinilmiştir. Bu minvalde, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli listelerde yer alan (I), (III) ve (IV) sayılı listede yer alan malların, bireylerin tercihleri arasında bulunması, kişilerin gelirlerini dikkate almaması ve düz oranlı vergilendirmeye tabi olmaları nedeniyle, gelir dağılımını bozabileceği, aynı kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan malların, lüks tüketime konu olması ve gelire göre olmasa dahi artan fiyatlara göre artan oranlı vergilendirilmesi sebebiyle gelir dağılımını olumlu yönde etkileyebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Özel Tüketim Vergisi, Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Gelir Dağılımı, Vergilerin Yansıması, Yüzde Paylar Yöntemi

(6)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

SUMMARY

During the execution of this thesis how the relationship between SCT and the distribution of income, it was benefitted from the facts of unrecorded economy. In addition, special evaluations were made in the Special Consumption Tax Law which has different characteristics and taxation procedures. Specifically, when evaluating the lists, it is considered that the items in each list are either luxurious or spread to the general public, and are subject to increased or flat-rate taxation. There was also help from statistical data. As a result of the analyzes made on the data about the income of the percentage income groups according to the income made by TURKSTAT, the alcoholic, non-alcoholic drinks and tobacco products subject to SCT; findings that confirm that the distribution of income after tax have been impaired. In this respect, the goods listed in the lists listed in the annexed list of Special Consumption Tax Law (I), (III) and (IV) are among the preferences of the individuals, not taking into account the income of the individuals and the fact that they are subject to flat-rate taxation, they may disrupt the income distribution. It has been concluded that the goods listed in list (II) in the same law may positively affect the income distribution due to the fact that they are subject to luxury consumption and they are taxed evenly according to the prices, even if they are not based on income.

Key Words: Special Consumption Tax, Special Consumption Tax Law, Income Distribution, Tax Reflection, Percentage Shares Method

Öğre

n

cin

in

Adı Soyadı Cihan TÜRKER

Numarası 094226001007

Ana Bilim / Bilim Dalı İktisat/İktisat

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

(7)

KISALTMALAR LİSTESİ ÖTV : Özel Tüketim Vergisi

AB : Avrupa Birliği KDV : Katma Değer Vergisi KG : Kilogram

LT : Litre M³ : Metre Küp CM³ : Santi Metre Küp TL : Türk Lirası AŞ : Anonim Şirket LTD : Limited ŞTİ : Şirket

GTİP : Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu T.C. : Türkiye Cumhuriyeti

ABD : Amerika Birleşik Devletleri GSYİH: Gayri Safi Yurt İçi Hasıla

OECD : Organisation for Economic Co-operation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü)

TÜİK : Türkiye İstatistik Kurumu TÜFE : Tüketici Fiyat Endeks VB : Ve Benzeri

(8)

İÇİNDEKİLER

Sayfa No

BİLİMSEL ETİK SAYFASI ... ii

TEZ KABUL FORMU ... iii

ÖNSÖZ ... iv

ÖZET ...v

SUMMARY ... vi

KISALTMALAR LİSTESİ ... vii

TABLOLAR LİSTESİ ... xii

ŞEKİLLER LİSTESİ ... xiii

GRAFİKLER LİSTESİ ... xiv

GİRİŞ ...1

BİRİNCİ BÖLÜM VERGİ KAVRAMI, TÜRLERİ VE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ 1.1. Vergi Kavramı ve Türleri ... 3

1.1.1. Dolaylı Vergiler ile Dolaysız Vergilerin Karşılaştırması ... 4

1.1.1.1. Dolaysız Vergilerin Dolaylı Vergilere Nispeten Üstünlükleri ... 4

1.1.1.2. Dolaylı Vergilerin Dolaysız Vergilere Nispeten Üstünlükleri ... 8

1.2. Türkiye’de Özel Tüketim Vergisi ... 12

1.2.1. Özel Tüketim Vergisi’nin Özellikleri ... 14

1.2.2. Özel Tüketim Vergisi’nin Konusu ... 15

1.2.2.1. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (I) Sayılı Liste ve Tarifeler .. 16

1.2.2.2. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (II) Sayılı Liste ve Tarifeler . 17 1.2.2.3. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (III) Sayılı Liste ve Tarifeler 17 1.2.2.4. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (IV) Sayılı Liste ve Tarifeler 18 1.2.3. Özel Tüketim Vergisi’nin Doğuşu ... 19

1.2.4. Özel Tüketim Vergisi’nin Mükellefi ve Sorumlusu ... 20

1.2.5. Özel Tüketim Vergisi’nin Matrahı ve Vergileme Ölçüleri ... 21

(9)

1.2.6.1. (I) Sayılı Listede Yer Alan Malların Özel Tüketim Vergisi’nin

Hesaplanması ... 23

1.2.6.2. (II) Sayılı Listede Yer Alan Malların Özel Tüketim Vergisi’nin Hesaplanması ... 24

1.2.6.3. (III) Sayılı Listede Yer Alan Malların Özel Tüketim Vergisi’nin Hesaplanması ... 26

1.2.6.3.1. Kolalı Gazozlarda Verginin Hesabı ... 27

1.2.6.3.2. Malttan Üretilen Biralarda Verginin Hesabı ... 27

1.2.6.3.3. Diğer Alkollü İçkilerde Verginin Hesabı ... 28

1.2.6.3.4. Sigaralarda Verginin Hesabı ... 28

1.2.6.4. (IV) Sayılı Listede Yer Alan Malların Özel Tüketim Vergisi’nin Hesaplanması ... 29

1.2.7. Özel Tüketim Vergisi’nin Beyanı, Tarhı ve Ödenmesi ... 30

1.2.8. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda Yer Alan İstisnalar ... 32

1.2.8.1. İhracat İstisnası ... 32

1.2.8.2. Diplomatik İstisnalar ... 33

1.2.8.3. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda Yer Alan Diğer İstisnalar ... 33

1.2.8.4. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun Geçici Maddelerinde Yer Alan İstisnalar ... 36

1.2.9. Özel Tüketim Vergisi’nin Tecili ... 36

1.2.10. Özel Tüketim Vergisi’nin İndirimi ... 37

İKİNCİ BÖLÜM GELİR DAĞILIMI KAVRAMI, KAPSAMI VE VERGİLER İLE İLİŞKİSİ 2.1. Gelir Dağılımına Yönelik Teoriler ... 39

2.1.1. Fizyokratlar ... 40

2.1.2. Klasikler ... 41

2.1.3. Marksist İktisat ... 42

2.1.4. Neoklasikler ... 43

2.1.5. Keynesyen İktisat ... 44

2.1.6. Arz Yanlı İktisat ... 45

(10)

2.2. Gelir Dağılımı Türleri ... 47

2.2.1. Kişisel Gelir Dağılımı ... 47

2.2.2. Fonksiyonel Gelir Dağılımı ... 48

2.2.3. Sektörel Gelir Dağılımı ... 49

2.2.4. Bölgesel Gelir Dağılımı ... 50

2.3. Gelir Dağılımı Eşitsizliğinin Ölçülmesi ... 50

2.3.1. Lorenz Eğrisi ... 51

2.3.2. Gini Katsayısı ... 52

2.3.3. Kuznets Katsayısı ve Eğrisi ... 53

2.3.4. Yüzdelik Gelir Dilimleri ve Yüzde Paylar Analizi ... 54

2.4. Vergiler ve Gelir Dağılımı ... 55

2.4.1. Gelir Üzerinden Alınan Vergiler ve Gelir Dağılımı ... 55

2.4.2. Harcama Vergileri ve Gelir Dağılımı ... 57

2.4.3. Servet Üzerinden Alınan Vergiler ve Gelir Dağılımı ... 58

2.5. Vergilerin Yansıması ve Gelir Dağılımı ... 59

2.5.1. Vergilerin Yansıması ... 60

2.5.2. Yansımayı Belirleyen Makro Ekonomik Faktörler ... 62

2.5.3. Yansımayı Belirleyen Mikro Ekonomik Faktörler ... 63

2.5.3.1. Dolaylı Vergilerin İleriye Yansıtılması ... 64

2.5.3.2. Dolaylı Vergilerin Geriye Yansıtılması ... 65

2.5.3.3. Dolaylı Vergilerin Kısmen Yansıtılması ... 67

2.5.4. Piyasa Türlerine Göre Yansıma... 68

2.5.4.1. Tam Rekabet Piyasasına Göre Yansıma ... 68

2.5.4.2. Monopol Piyasasına Göre Yansıma ... 70

2.5.4.3. Oligopol Piyasasına Göre Yansıma ... 72

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRKİYE’DE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ İLE GELİR DAĞILIMI ARASINDAKİ İLİŞKİ 3.1. Türkiye’de Özel Tüketim Vergisi Gelirleri ... 74

3.1.1. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (I) Sayılı Liste ve Vergi Gelirleri 75 3.1.2 Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (II) Sayılı Liste ve Vergi Gelirleri 77

(11)

3.1.3. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (III) Sayılı Liste ve Vergi Gelirleri

... 79

3.1.4. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (IV) Sayılı Liste ve Vergi Gelirleri ... 82

3.2. Türkiye’de Gelir Dağılımı ... 84

3.2.1. Türkiye’de Kişisel Gelir Dağılımının Gini Katsayısı İle Ölçümü ... 84

3.2.2. Türkiye’de Hane Halkı Gelir Dağılımının Yüzdelik Paylar Yöntemi İle Ölçümü ... 86

3.2.3. Hanehalkı Fertlerinin Eğitim Durumlarına Göre Yıllık Ortalama Esas İş Gelirleri ... 87

3.2.4. Türkiye’de Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Bölgesel Dağılımı ... 90

3.3. Özel Tüketim Vergisi’nin Etkin Bir Yeniden Dağıtım Aracı Olması ve Gelir Dağılımı ... 91

3.4. Özel Tüketim Vergisi’nin Konusu ve Oranı ile Gelir Dağılımı ... 92

3.5. Özel Tüketim Vergisi’nin Yansıması ve Gelir Dağılımı ... 94

3.6. Özel Tüketim Vergisi’nde Kayıt Dışı Ekonomi ve Gelir Dağılımı ... 96

3.7. Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Ürünleri ve Gelir Dağılımı ... 97

3.7.1. Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Dağılımı Hakkında Anket Çalışması ... 97

3.7.2. Hanehalkının Gelirine Göre Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Harcamaları Hakkında Anket Çalışması ... 98

3.7.3. Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Mallarına Yapılan Harcama Sonrası Yüzde Paylar Yöntemi İle Gelir Dağılımı ... 100

3.7.4. Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Mallarına Yapılan Harcama Sonrası Yüzdelik Dilimler Yöntemi İle Gelir Dağılımı ... 103

3.8. Türkiye’de ÖTV’ye Ekli Listelerde Yer Alan Mallar ve Gelir Dağılımı ... 106

3.9. Dolaylı Vergilerin Gelir Dağılımına Etkileri Hakkında Literatür İncelemesi ... 110

SONUÇ ... 113

KAYNAKÇA ... 119

EKLER ...130

(12)

TABLOLAR LİSTESİ

Sayfa No Tablo-1: Türkiye’de Petrol ve Doğalgaz Ürünlerine İlişkin ÖTV Gelirleri ve Vergi Gelirleri………...75 Tablo-2: Türkiye’de Motorlu Taşıt Araçlarına İlişkin ÖTV Gelirleri ve Vergi Gelirleri……….…..77 Tablo-3: Türkiye’de Alkollü İçkilere, Tütün Mamullerine ve Kolalı Gazozlara İlişkin ÖTV Gelirleri ve Vergi Gelirleri………80 Tablo-4: Türkiye’de Dayanıklı Tüketim ve Diğer Mallara İlişkin ÖTV Gelirleri ve Vergi Gelirleri……….82 Tablo-5: Türkiye’de Gelir Dağılımının Gini Katsayısı İle Ölçümü………...85 Tablo-6: Hane Halkı Kullanılabilir Gelirin Yüzde 20'lik Gruplar İtibarıyla Yıllık Dağılımı………..…86 Tablo-7: Hanehalkı Fertlerinin Eğitim Durumlarına Göre Yıllık Ortalama Esas İş Gelirleri (TL)………..…88 Tablo-8: Eğitim Durumlarına Göre Hanehalkı Fertlerinin Toplam Hanehalkı Gelirleri İçerisindeki Payı (%)………..……88 Tablo-9: Hanehalkı Kullanılabilir Gelire Göre Bölgesel Gini Katsayıları………….90 Tablo-10: Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Yüzde 20'lik Gruplar İtibarıyla Yıllık Dağılımı………..……98 Tablo-11: Hanehalkı Gelirlerinin Ne Kadarının Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Ürünlerine Harcandığı……….….100 Tablo-12: ÖTV’li Mal Satın Alınmadan Önce Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Yüzde 20'lik Gruplar İtibarıyla Yıllık Dağılımı, Toplam Gelir ve P80\P20……....100 Tablo-13: ÖTV’li Mal Satın Alındıktan Sonra Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Yüzde 20'lik Gruplar İtibarıyla Yıllık Dağılımı, Toplam Gelir ve P80\P20………101 Tablo-14: Yıllık Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Dağılımı ve Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Mallarına Yapılan Harcama Sonrası Yıllık Hanehalkı Kullanılabilir Gelirin Dağılımı………103

(13)

ŞEKİLLER LİSTESİ

Sayfa No Şekil-1: Quesnay’ın Gelir Dağılımına İlişkin Dolaşım Süreci…………...…………40 Şekil-2: Lorenz Eğrisi……….………51 Şekil-3: Kuznets Eğrisi………...……54 Şekil-4: Gider Vergilerinin Tasnifi………..……57 Şekil-5: Esnek Olmayan Talep Eğrisi ve Tüketim Vergisinin İleriye Yansıtılması…65 Şekil-6: Arz Eğrisinin Esnek Olmadığı Durumda Tüketim Vergisinin Yansıması….66 Şekil-7: Arz ve Talep Eğrisinin Esnek Olduğu Durumlarda Özel Tüketim Vergisi’nin Kısmen Yansıtılması………...67 Şekil-8: Tam Rekabet Piyasasında Tam Rekabet Koşulları Altında Yansıma………69 Şekil-9: Tam Rekabet Piyasasında Artan Maliyet Koşulları Altında Yansıma……...69 Şekil-10: Tam Rekabet Piyasasında Azalan Maliyet Koşulları Altında Yansıma…...70 Şekil-11: Monopol Piyasasına Göre Verginin Yansıması………...71 Şekil-12: Oligopol Piyasasında Spesifik Verginin Yansıması………72

(14)

GRAFİKLER LİSTESİ

Sayfa No Grafik-1: Petrol ve Doğalgaz Ürünlerine İlişkin ÖTV Gelirlerinin ÖTV Gelirleri İçerisindeki Payı………..75 Grafik-2: Petrol ve Doğalgaz Ürünlerine İlişkin ÖTV Gelirlerinin Toplam Vergi Gelirleri İçerisindeki Payı………...76 Grafik-3: Motorlu Taşıt Araçlarına İlişkin ÖTV Gelirlerinin Toplam Vergi Gelirleri İçerisindeki Payı……….….78 Grafik-4: Motorlu Taşıt Araçlarına İlişkin ÖTV Gelirlerinin ÖTV Gelirleri İçerisindeki Payı……….……….78 Grafik-5: Alkollü İçkilere, Tütün Mamullerine ve Kolalı Gazozlara İlişkin ÖTV Gelirlerinin Vergi Gelirleri İçerisindeki Payı……….…….80 Grafik-6: Alkollü İçkilere, Tütün Mamullerine ve Kolalı Gazozlara İlişkin ÖTV Gelirlerinin ÖTV Gelirleri İçerisindeki Payı……….….81 Grafik-7: Dayanıklı Tüketim ve Diğer Mallara İlişkin ÖTV Gelirlerinin Vergi Gelirleri İçerisindeki Payı……….…..83 Grafik-8: Dayanıklı Tüketim ve Diğer Mallara İlişkin ÖTV Gelirlerinin ÖTV Gelirleri İçerisindeki Payı……….…..83 Grafik-9: Türkiye’de Gelir Dağılımının Gini Katsayısı İle Ölçülmesi………...85 Grafik-10: Son Yüzde 20’lik Grubun Toplam Gelirden Aldığı Pay\ İlk Yüzde 20’lik Grubun Toplam Gelirden Aldığı Pay (P80\P20)……….87 Grafik-11: Eğitim Durumlarına Göre Hanehalkı Fertlerinin Toplam Hanehalkı Gelirleri İçerisindeki Payı……….…..89 Grafik-12: 2006-2017 Yılları Arasında Alkollü İçecekler, Sigara ve Tütün Mallarının Satın Alınması Öncesi ve Sonrası Gelir Dağılımı (P80\P20)………...101

(15)

GİRİŞ

Türkiye’de uygulanan tüketim tabanlı bir dolaylı vergi olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)’nin, toplanan vergiler içerisindeki payının yüksek olması, doğrudan kişilerin gelirlerini dikkate alan bir vergilendirme usulüne sahip bulunmaması gibi özellikleri sebebi ile ÖTV’ye tabi malların satın alınması halinde, bireylerin vergiden nasıl etkileneceği merak konusudur. Bununla birlikte, bahsi geçen verginin adından, yalnızca özel tüketimlerin vergilendirildiği anlaşılabilmektedir. Ancak yasa koyucu özel tüketim kavramını oldukça geniş tutarak, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli listelerin içerisinde çeşitli mal gruplarını vergilendirme yoluna gitmiştir. Bazı mal grupları ise ihtiyaçların değişmesi ve teknolojinin ilerlemesi ile özel tüketim olma özelliğini yitirmiştir. Bu minvalde, bahsi geçen mal gruplarının birçoğunun fakir insanlar tarafından da tüketiliyor veya kullanılıyor olması da söz konusu verginin gelir dağılımını nasıl etkilediği hakkında çalışma yapılmasını elzem kılmıştır.

Bu doğrultuda, tezin birinci bölümünde; ÖTV, birçok yönü ile birlikte ele alınmış ve ÖTV uygulamaya koyulmadan önce hangi tür vergilerin bulunduğu, hangi gaye ile bahsi geçen vergilerin kaldırılarak ÖTV’nin uygulamaya alındığından bahsedilmiştir. Ayrıca Özel Tüketim Vergisi Kanunu’ndan yararlanılarak, verginin konusu, nasıl ve ne zaman beyan edileceği, kimlerin vergi mükellefi olacağı ve hangi hususlara istisnalar tanındığına dair açıklamalar yapılmıştır. Öte yandan, bahsedilen hususların anlaşılır olabilmesi açısından, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli listelerde yer alan mallara uygulanan vergilerin nasıl hesaplanacağına ilişkin ayrıntılı örnekler sunulmuştur. Bunlara ek olarak, anılan kanuna ekli listelerde yer alan malların neler olduğu, hangi orana tabi olduklarını gösteren listeler ve cetvellerden oluşan tablolara ekler bölümünde yer verilmiştir.

Tezin ikinci bölümünde; gelir dağılımı hakkında farklı başlıklar altında açıklamalarda bulunulmuştur. Gelir dağılımı hakkında çeşitli kavramlar ifade edildikten sonra, iktisat alanında söz sahibi okullar veya düşünürlerin gelir dağılımına ilişkin sundukları teorilere ve düşüncelere yer verilmiştir. Bununla birlikte gelir eşitsizliklerinin ölçümüne ilişkin teoriler açıklanmıştır. Bu teorilerin bazıları, ilerleyen bölümlerde kullanılmış ve ÖTV ile gelir dağılımı arasındaki ilişkiyi açıklama noktasında önemli katkılar sunmuştur. Son olarak ise; bireylerin üzerine

(16)

yüklenen çeşitli vergilerin, gelir dağılımı üzerinde nasıl etkiler bıraktığına dair açıklamalar yapılmıştır.

Tezin üçüncü bölümünde; Türkiye’de ÖTV gelirleri ve gelir dağılımının yıllar itibari ile nasıl değiştiği incelenmiştir. Bu incelemeler gerçekleştirilirken; öncelikle listeler nazarında ÖTV’den ne kadar vergi gelir elde edildiği, listelerin toplam ÖTV ve toplam vergi gelirleri içerisindeki yüzdelik payları kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, 2007-2016 yılları arasında söz konusu verilerde meydana gelen oransal değişiklikler, grafikler yardımıyla analiz edilmiştir. Bahsedilen bölümün devamında ise; gini katsayısı ve yüzde paylar analizlerinden yararlanılmak suretiyle grafikler eşliğinde yıllar itibari ile gelirin nasıl dağıldığına dair tespitler yapılmıştır. Öte yandan, yine yıllar itibari ile ve grafiklerden yararlanarak gelirin eğitim seviyesine ve bölgesel olarak nasıl dağıldığı ayrı ayrı irdelenmiştir.

Ayrıca, Türkiye’de ÖTV ile gelir dağılımı arasında nasıl bir ilişki olduğu, piyasa koşullarına göre ÖTV’nin yansıması, ÖTV ile dolaysız vergilerin karşılaştırılması, ÖTV’de ortaya çıkan kayıt dışılık, ÖTV’nin sahip olduğu özellikler (yeniden dağıtım aracı olması, konusu, oranı vb.) kullanılmak suretiyle açıklanmıştır. Bununla birlikte hane halkı yüzdelik gelir gruplarının, gelirlerinin ne kadarlık kısmını alkollü içkiler, sigara ile tütün ürünlerine ayırdığına dair TÜİK tarafından yapılan anket çalışmasından yararlanılarak, ÖTV’ye tabi malların satın alınması halinde gelir dağılımının nasıl etkileneceği ayrıntılı olarak ifade edilmiştir. Son olarak ise Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli bulunan listelerin gelir dağılımına etkileri ayrı ayrı olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç kısmında ise; ÖTV ile gelir dağılımı arasında nasıl bir ilişki olduğuna dair varılan sonuçlara yer verilmiş ve söz konusu vergi sebebi ile ortaya çıkan gelir eşitsizliğinin önlenebilmesi adına bir dizi tavsiyelerde bulunulmuştur.

(17)

BİRİNCİ BÖLÜM

VERGİ KAVRAMI, TÜRLERİ VE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ

Birinci bölümde verginin tanımına yer verilmekle beraber, dolaylı ve dolaysız vergiler hakkında bilgi verilerek, söz konusu vergilerin birbirleri üzerinde ki üstünlüklerine yer verilecektir. Ayrıca, Türkiye’de uygulanan Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun ana argümanı olan ÖTV, bahsi geçen kanun ve tebliğler ışığında bu bölümde, ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu kapsamda, ÖTV’nin mükellefi, matrahı, vergileme ölçüleri, tarhı, beyanı, listeler nazarında hangi mallar üzerine uygulandığı, ÖTV’nin mal grupları halinde nasıl hesaplandığı, ÖTV’de bulunan istisnalar, ÖTV’nin tecili ve indirimi başlıkları altında irdelenecektir.

1.1. Vergi Kavramı ve Türleri

Devletin, kamu harcamalarını finanse etme gayesiyle ya da ekonomik ve sosyal yaşama müdahale etmek için anayasa ve yasalar ile düzenlenmiş, mükellefler için zorunlu, nihai ve bir karşılık ihtiva etmeyen, doğrudan talep edilen ve kanunlarda yer alan istisnai durumlar hariç para ile ifade edilen ekonomik bir değerler bütününü ifade eden kavrama vergi denilmektedir (Türk, 2005: 111).

Vergiler, genel olarak dolaylı ve dolaysız vergiler olarak sınıflandırılmaktadır (Thuronyi, 2003: 55). Bu sınıflandırma yapılırken birçok kıstas dikkate alınmakla beraber, yaygın olarak kullanılan ölçüt ise yansımadır. Yansıma ise tezin izleyen bölümlerinde ayrıntılı yer verileceği üzere; vergi mükellefi tarafından, ödenen verginin başka bir kişiye yansıtılıp, yansıtılamaması durumunu ifade etmektedir.

Dolaysız vergiler, vergi mükellefi ile verginin ödenmesiyle sorumlu olan kişinin aynı olduğu, kişi veya kurumların elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirilmelerine denir. Anılan tahakkuk eden vergilerin vergi mükellefleri tarafından başkalarına yansıtılma imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca gelir vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi gibi vergiler dolaysız vergilere örnek olarak verilebilmektedir.

Dolaylı vergiler, verginin yüklenicisinin şahsi ve ailevi durumlarını dikkate almaksızın malın fiyatına verginin eklenmesi suretiyle hesaplanarak satın alan firma ya da nihai tüketici tarafından verginin yüklenilmesi halidir. Diğer bir ifade ile kanuni mükellef, piyasa süreci içerisinde yansıma yoluyla ödediği vergiyi

(18)

başkalarına aktarabiliyor ise bu tür vergiler dolaylı vergi olarak kabul edilmektedir. Dolaylı vergilerde kanuni mükellef ile verginin taşıyıcısı farklı kişiler olabilmektedir. Katma Değer Vergisi’nde de kanuni mükellefler yüklendikleri vergiyi müşterilerine yansıtma ihtimali bulunmaktadır ve yasanın izin verdiği ölçüde kanuni ve vergi taşıyıcısı farklı kişiler olabilmektedir. Bununla beraber, dolaylı vergilere örnek olarak; Katma Değer Vergisi (KDV), Özel Tüketim Vergisi, Özel İletişim Vergisi verilebilir.

Dolaylı vergilerin, dolaysız vergilere nazaran daha çok tercih edilmesinin nedenleri arasında tahsilatının ve uygulanabilirliğinin kolay olması, etkinliğinin yüksek olması, söz konusu vergilerin malın fiyatı içerisinde yer alması nedeni ile vergi taşıyıcısının dolaylı vergilere kıyasla vergi yükünü daha az hissetmesi ve vergilendirilebilir alanın daha geniş olması gibi özellikler sayılabilir. Ayrıca günümüzde de az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyüme gibi nedenler sebebiyle dolaylı vergiler ağırlıktadır. Hal böyle iken bu gelişmiş ülkelerde dolaysız vergilerin ağırlığı dikkat çekmektedir (Saraçoğlu, 2006: 68).

Gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye’nin vergi türlerinden elde ettiği gelirlere bakıldığında; vergi gelirleri içerisinde en yüksek payı, dolaylı vergi olan Katma Değer Vergisi ve ÖTV almaktadır.

1.1.1. Dolaylı Vergiler ile Dolaysız Vergilerin Karşılaştırması

Dolaylı vergilerin, dolaysız vergilere nazaran üstünlükleri ve eksik yönleri hakkında ayrıntılı anlatıma izleyen bölümlerde iki ayrı başlık halinde yer verilecektir.

1.1.1.1. Dolaysız Vergilerin Dolaylı Vergilere Nispeten Üstünlükleri

Dolaylı vergilerin, vergi gelirleri içerisindeki payının düşük olması gerektiğini savunan görüşler, bu kapsamda bulunan vergilerde zengin ve fakirin aynı nispette vergilendirildiğini, bu durumun neticesi olan gelir eşitsizliğinin, olumlu anlamda değiştirilebilmesi için, dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki oranının artırılması gerektiğini öne sürmüştürler (Tuncer, 2001: 102). Bu görüşün savunulmasının temelinde yatan etkenlerden birisi ise gelir vergisi gibi artan oranlı vergilendirme ilkesi benimsenen vergilerin bireylerin ödeme kabiliyetlerini dikkate alıyor olmasıdır. Bununla beraber dolaylı vergilerin, adalet ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmekte ve anılan vergilerde artan oranlı bir şekilde vergileme

(19)

yapılamayacağı fikri öne sürülmektedir (Sayar, 1975: 120-121). Vergilemede adaletin sağlanabilmesi için; artan oranlı bir vergi uygulanması önerilir iken dolaylı vergiler nazarında bu hususun uygulamaya konulmasının neredeyse imkânsız olduğu savunulmaktadır. Öyleyse bu durumda bireylerin fedakârlıklarının eşitlenme olanağı bulunmasa dahi birbirine yaklaştırılması için artan oranlılığın seviyesi nasıl belirlenecektir? Bu soruyu, Seligman, şu şekilde açıklamıştır: Artan oranlılığın en iyi derecesini matematik incelikle tespit etme imkanı olmasa dahi, “adalete yaklaşmak, adaletsizlik yapmaktan daha iyidir” şeklinde verilen bir cevap ile artan oranlı vergilemeye karşı duranlara aynı zamanda yanıt verilmiş olmuştur. (Akdoğan, 2005: 224).

Artan oranlılık hususunu Türkiye için değerlendirdiğimizde; uygulamada bulunan artan oranlı dolaysız vergilerden gelir vergisi oranlarının, 2018 yılında %15, %20, %27 ve % 35 seviyelerinde, veraset ve intikal vergisinde veraset yoluyla elde edinimlerde %1, %3, %5, %,7, %10 seviyelerinde ve intikal yoluyla edinimlerde ise %10, %15, %20, %25, %30 seviyelerinde olduğu düşünüldüğünde gelir gruplarının vergi kaçırmadığı varsayımı altında gelir dağılımında adaletin sağlanması açısından etkin bir oranlama yönteminin seçildiği söylenebilmektedir (Gelir Vergisi Kanunu, 1960; Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, 1959).

Dolaylı vergilere karşı duranların dayandıkları bir başka husus ise vergilendirmede adalet ilkesinin yansımasını görmekteyiz. Dolaysız vergiler, vergi yükümlüsünün mali gücünü dikkate alarak doğrudan vergilendirme yetisi olması nedeniyle daha adildirler. Çünkü dolaysız vergiler, mükelleflerin ödeme güçlerine göre tam bir uyum içinde düzenlenme imkânları bulunmaktadır. Nitekim bu vergilerde, en az geçim indirimi, artan oranlı vb. gelirin yapısına ve kaynağına göre farklı vergilendirme yöntemleri mevcuttur. Dolaylı vergilerin ise, bireylerin şahsi ödeme güçlerine uyumlaştırılması malların çeşitliliği, bireylerin tercihleri ve verginin uygulanabilirliği gibi sebeplerden türü oldukça güçtür. Bu vergiler genellikle gerileyici etki göstermektedirler. Diğer bir ifadeyle, yükümlünün vergi ödeme gücü arttıkça, dolaylı vergi olarak ödediği tutar oransal olarak azalma gösterecek ve gelire göre tersine artan oranlı bir yapı ortaya çıkacaktır (Edizdoğan, 1998: 182-183). Şöyle ki; Türkiye örneği düşünüldüğünde, gelir düzeyi alt, orta ve yüksek gelir grubunda bulunan kişiler benzin, otogaz, doğalgaz, beyaz eşya, sigara ve tütün mamulleri,

(20)

alkollü ve alkolsüz içkiler gibi malları tüketmeleri durumunda aynı nispet üzerinden vergiye tabi tutulacak ve ÖTV’ye tabi malları kullanma miktarlarına göre düşük gelirli kişiler yüksek gelirli kişilere göre daha fazla vergi yüküne maruz kalma durumları ortaya çıkabilecektir.

Artan oranlılık, vergilemede, vergi ödeme gücü yaklaşımının esas alınması gerektiği yönündeki düşünceye dayanmakta iken, bu düşüncenin dayanağını ise, vergi ödeme gücünün, gelirlerden daha kuvvetli bir şekilde artacağı inancı oluşturmaktadır.

Örneğin; A mükellefinin aylık 5.000 TL geliri ve B mükellefinin ise 500 TL geliri olduğunu varsayıldığında; A mükellefinin B mükellefine göre vergi ödeme gücü 10 kat değil, daha fazladır. Şöyle ki; vergi oranı sabit ve %10 olursa, bu örnekteki A mükellefi 500 TL, B mükellefi 50 TL tutarında vergi ödeyecektir. Verginin ödemesinin gerçekleşmesinin ardından A mükellefinin kalan bütçesi 4.500 TL, B mükellefinin kalan bütçesi ise 450 TL olacaktır. A mükellefi, elinde kalan para ile zorunlu ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, medeni yaşamın gerektirdiği harcamalarını da yapabilecek, belki bir kısım lüks ihtiyaçlarını da karşılayabilecektir. B mükellefi ise, 450 TL kalan bütçe ile sadece zorunlu gıda ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanacaktır. Bu durumda 50 TL’lik vergiyi zaruri gereksinimlerinden dahi kısmak suretiyle ödemek zorunda kalabilecektir. Sonuç olarak her iki mükellef %10 vergi ödemesine karşın aynı oranda bir fedakârlığa katlanmış olmayacaktır. Oysaki vergilemede adalet ilkesi prensibine göre, her mükellefin tamamen aynı derecede olmasa da birbirine yakın derecede fedakârlığa katlanmaları gerekliliği esastır. Dolayısıyla A mükellefinin %10’un üzerinde, B mükellefinin ise %10’un altında bir vergi oranına tabi tutulması gelir dağılımında adaletin sağlanması açısından daha adil olacaktır (Sayar, 1975: 119-120). Bahsi geçen durum, dolaylı vergiye tabi bir malın satın alınması olarak değerlendirildiğinde; bireylerin gelirleri dikkate alınarak satın alınan malların, vergi düzeyinin belirlenmesi ve hatta gelirleri arttıkça daha yüksek oranda vergilendirilmesi gerekmektedir. Fakat dolaylı vergilerin karşısında olanların savunduğu gibi bu durumun uygulanabilirliği belirsizdir.

Yukarıda da anlatıldığı üzere gelir vergisinin gelir dağılımında adaleti sağlayabilmesindeki en önemli faktörlerden birisi gelir vergisinin artan oranlı bir vergi yapısına sahip olmasıdır. Ayrıca gelir arttıkça gelirin marjinal faydasının

(21)

azalacağı, böylelikle vergi ödeme gücünün ise artış göstereceği varsayımı bulunmaktadır (Şener, 2006: 239).

Gelirin marjinal faydası yaklaşımına değinmiş iken marjinal fayda yaklaşımını kısaca açıklamak faydalı olacaktır. Marjinal fayda yaklaşımı, bir mala ilişkin tüketim harcamalarının artış göstermesi halinde faydasının azalacağı ilkesine dayanmaktadır. 100 TL’lik banknotun, ona sahip olanlar nezdinde ayrı ayrı değerleri mevcuttur. Yoksul bir insanın anılan paraya verdiği değer ile orta gelirli bir kişinin verdiği değer arasında fark olduğu gibi, zengin bir kişinin verdiği değerde birbirinden değişik olacaktır. Bu nedenle, günde 100 TL gelir elde eden bireyin devlete ödeyeceği 10 TL için katlandığı maliyet ile günde 5.000 TL elde eden bireyin ödeyeceği 50 TL ve günde 1.000 TL gelir elde bir bireyin devlete ödeyeceği 100 TL için katlanacakları maliyet dereceleri birbirine eşit olmayacaktır (Sayar, 1975: 120-121).

Bununla beraber, bazı yazarlar, azalan marjinal fayda kuramının gelir ve servet bakımından geçerli olamayacağını ileri sürmüştürler. Bu yaklaşım, homojen olan mallar için geçerlidir. Oysa ki; para ile birbirinin aynı olmayan mallar alınabilecektir. Bu düşünceyi savunanlar, artan oranlılığın, azalan marjinal fayda ile açıklanamayacağını savunsalar dahi, artan oranlı vergilemeye karşı durmaktadırlar. Fakat artan oranlılığı etik sebepler ile savunmaktadırlar. Onlara göre gelirin ilk birimleri (azalan marjinal fayda kuramından farklı olarak) sosyal açıdan daha önemli talepleri karşılamaktadır (Sonsuzoğlu, 1997: 86). Çünkü ilk elde edilen gelir, yaşamsal ihtiyaçlar için önem arz etmesine karşın, daha sonraki kazanımlar, ihtiyaçlar hiyerarşisindeki üst sıralarda yer alan ihtiyaçlar için harcanmaktadır (Gökbel, 2001: 1).

Türkiye’de dolaylı vergi gelirlerinin milli gelire oranı ile ilgili bir değerlendirme yapılması gerekirse; bu oranın büyüklüğü, teoride gelir dağılımını bozan etmenlerin başını çektiği ifade edilmektedir. Uygulamaya koyulan vergi teşvikleri ile özel sektörün yatırım yapacağı düşüncesi ile gelir ve kurumlar vergisine tabi olan mükelleflerin vergi yükü azaltılarak, ücret geliri elde eden bireylerin vergi yükü artırılmıştır. Yıllar itibari ile kurumlar ve gelir vergisi gelirlerinin, toplam bütçe gelirleri içerisindeki oranı, hızla azalmış ve günümüzde yerini yoğun olarak ÖTV ve KDV almıştır. Bu şekildeki bir politikanın, gelir dağılımı üzerindeki etkileri ise olumsuz olmuştur. (Ekonomi Forumu, 1989: 4-19).

(22)

Dolaylı vergiler nihai tüketici tarafından yansıtılamamaktadır. İç talebin en önemli öğesini oluşturan dolaylı vergileri yansıtma olanağı bulunmayan ücretliler ve kentsel\kırsal küçük girişimciler satın alma gücünde en fazla reel kayıplara maruz kalan kesim olmuşturlar (Oyan ve Aydın, 1991: 10).

Dolaylı vergilerin, tüketim üzerinden alınan bir vergi olması, gelir vergisine nazaran gelir dağılımdaki adalete katkı sağlaması güç görünmektedir. Bunun sebebi, gelir üzerinden alınan vergilerin üstün yönlerinin bulunuyor olmasıdır. Anılan üstün yönlere ilişkin bir örnek vermek gerekirse; Türkiye’de 2017 yılında asgari ücrete yapılan zamlar nedeniyle Ekim, Kasım, Aralık dönemlerine ilişkin gelir vergisi oranı, %15’lik dilimden %20’lik dilime geçmiş ve asgari ücret ile çalışanların net ücretlerinde düşüşler meydana gelmiştir. Bunun üzerine gerçekleşen düşüş kadar 2017 yılında yapılan geçici düzenleme ile aradaki fark asgari geçim indirimi ile tamamlanmış ve 11.06.2018 tarihinde sürekli hale getirilmiştir (303 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 2018). Uygulamaya geçirilen düzenleme ile artan oranlı vergilerin gelir dağılımına olumlu etkilerinin yanı sıra düşük gelirli kişilerin üst dilime girmesi engellenerek artan oranlı tarifenin gelir adaletine sağladığı katkıda doğabilecek olumsuzluklar giderilmiştir. Ancak dolaylı vergilerin, tüketim üzerinden alınan bir vergi olması nedeniyle kişilerin gelir seviyeleri dikkate alınamamaktadır. Dolayısıyla, dolaylı vergilerin böyle bir yönünün bulunmaması, dolaysız vergiler ile kıyaslandığında eksik yönler arasında sayılabilecektir.

1.1.1.2. Dolaylı Vergilerin Dolaysız Vergilere Nispeten Üstünlükleri

Dolaysız vergilere karşı duranlar, asıl olarak dolaysız vergilerin artan oranlı bir vergi yapısına sahip olması nedeniyle bireylerin tasarruflarının da vergilendirilecek olmasından bahis ile dolaysız vergilere karşı çıkmaktadırlar. Aynı zamanda gelir vergisi gibi vergilerin yerine özel tüketim vergisi gibi tüketim vergisi önerisinin, oldukça sade olduğu ve mevcut sisteme daha verimli bir şekilde uyum sağlayacağı (McCaffery, 2002: 53-54) düşüncesi ile dolaylı vergilerin sisteme dahil edilmesi gerektiğini savunmuşturlar.

Artan oranlı ve dolaysız vergiler arasında yer alan gelir vergilerine karşısında yer almanın doğal sonucu ise, bahsi geçen verginin vergi sisteminden tasfiye edilmesine ve yerine düz oranlı ve tüketim tabanlı bir verginin uygulamaya geçilmesi

(23)

ile sonuçlanacaktır. Düz oranlı vergi uygulamasına Türkiye’de 2002 yılından itibaren uygulanan ÖTV örnek olarak verilebilir. Şöyle ki; tezin birinci bölümünde ayrıntısına yer verileceği üzere; Türkiye’de uygulanan ÖTV uygulamasında, (II) sayılı liste hariç diğer 3 liste için düz oranlı bir uygulama esas alınmıştır.

Düz oranlı bir satış vergisinin tercih edilmesi gerekliliğinin altında, artan oranlı vergileme sisteminin iktisadi büyüme üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğuna yönelik düşünceler yer almaktadır. Şöyle ki; sermaye birikiminin yeterince oluşmadığı kalkınmanın ilk evrelerinde, gelir dağılımı kaygısıyla gelir üzerinden alınan ve artan oranlı vergileme usulünü kullanan ülkelerde, bu durumun bedeli, kalkınmanın gecikmesi şeklinde olmuştur. Çünkü gelir eşitsizliğinin giderilmesi maksadıyla vergi yükünün üst gelir gruplarına doğru kaydırılması ülke içerisindeki toplam tasarrufları azaltarak, sermaye birikiminin yeterli seviyelere ulaşmasının gecikmesine, dolayısıyla kalkınmanın ertelenmesine sebep olmuştur (Karayılmazlar, 2004: 101). Ayrıca, C.A.Knox Lovell ve Johannah Branson tarafından Yeni Zelanda’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası değerleri kullanılmak suretiyle 2001 yılında yapılan çalışmada, vergi yapısı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmiş ve anılan çalışmada elde edilen neticelerden biride, dolaysız vergilerin, dolaylı vergilere nazaran ekonomik büyümeyi daha fazla olumsuz etkilediğine dair sonuç veriler olmuştur (Atılgan, 2004: 172-181).

Vergi sistemi içerisinde, örnek olarak Türkiye’de uygulanan dolaysız vergilerden kişisel gelir vergisi veya veraset ve intikal vergisi gibi vergilerin yapısında bulundurduğu artan oranlılık, özel sektör tarafından gerçekleştirilen tasarruf seviyesini yükseltmede başarılı bir araç olamamaktadır. Dolaysız vergilerden, artan oranlılık derecesi yüksek bir vergi, gelirin artan kısmını daha yüksek bir nispette vergilendireceğinden, bireysel tasarruflar için olumsuz bir etki meydana getirecektir. Söz konusu vergiler, bir yandan tasarrufta oluşan artışları daha yüksek oranda vergilendirir iken, diğer yandan sermaye gelirlerini vergi kapsamına dahil ederek, sermayenin getirisini azaltmaktadır. Dolaysız vergilerin bu tür olumsuzluklarına rağmen, dolaylı vergi, tüketim üzerinden alınmaları sebebiyle tüketim-tasarruf tercihi ilk başlangıç düzeyinde tasarruf lehine oluşmaktadır (Oktayer, 2003: 156-157). Böylece, bir ülke için önemli bir ekonomik gösterge olan büyüme verileri olumsuz etkilenmemiş olmaktadır.

(24)

Vito Tanzi ve Howell H.Zee tarafından, vergilendirmenin özel tasarruf nispetleri üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik olarak 21 OECD ülkesi üzerinde 1970-1994 dönemi verilerinden yararlanarak yapılan çalışmada da, bahsi geçen konuları destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiş ve dolaysız vergiler yerine tüketim vergilerinin ikame edilmesi özel sektör tasarruflarını olumlu yönde etkileyeceği kanaatine varılmıştır (Atılgan, 2004: 112-113).

Bununla birlikte, Türkiye için 1963-1990 döneminde, toplam vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin oranı ile özel ve toplam tasarruf oranları arasında yapılan karşılaştırmanın neticelerinin değerlendirilmesi ile benzer sonuçlara ulaşıldığı görülmüştür. Şöyle ki; öncelikle belirtilen dönemde, Türkiye’de vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin payının son on yılda sürekli olarak arttığı ve bu artış ile beraber dikkat çeken diğer bir noktanın da, gerek özel tasarruf oranının gerekse toplam tasarruf oranının aynı dönem içerisinde önemli sayılabilecek artışlar sergilediğidir (Karakaş, 1993: 255-258).

Dolaysız vergilerin özellikleri sebebiyle dolaylı vergilere nazaran tasarruflar üzerinde ek yük oluşturduğu söylenebilmektedir. Bu durumun bir örnek yardımıyla açıklamak gerekirse:

Tüketim vergisinin bulunmadığı varsayımı altında 20.000 TL gelire sahip iki bireyi ele alalım ve piyasada tasarruf mevduatlarına ödenen cari faiz oranının %10 ve gelir vergilerinin %20 oranında vergilendirildiğini düşünelim. Birey D’nin toplam 20.000 TL üzerinden %20 gelir vergisi ödemesinin ardından geri kalan 16.000 TL’yi aynı yıl içerisinde harcadığını, bir başka ifadeyle tasarruf etmediğini, birey E’nin ise 20.000 TL geliri üzerinden %20 gelir vergisi (4000 TL) ödedikten sonra geri kalan 16.000 TL’nin yarısını harcadığını, diğer yarısını ise tasarruf ettiğini düşünelim. Böylece birey E, ikinci yılda tasarruf ettiği 8.000 TL üzerinden %10 faiz geliri elde etmiş olacak ve toplam geliri 8.800 TL’ye ulaşmış olacak ve elde ettiği faiz geliri (800 TL) üzerinden % 10 gelir vergisi ödeyecektir. Yani, faiz geliri üzerinden 160 TL vergi ödemiş olacaktır. Bu durumda birey E’nin harcanabilir geliri 8.640 TL (8.800-160=8.640) olarak kalacaktır. Bu örnekten açıkça anlaşıldığı üzere her ne kadar birey D ve birey E, eşit gelire sahip bulunsa dahi birey E, birey D’den daha fazla vergi ödemek zorunda kalacaktır. Gelirinin yarısını tasarruf eden birey E, gelirinin tamamını tüketen birey D’ye göre; 160 TL daha fazla vergi ödemiş olacaktır. Başka

(25)

bir ifade ile tasarrufların vergilendirilmesi nedeniyle tasarruf eden birey cezalandırılmış olacaktır (Aktan ve Vural 2002a: 14).

Gelir vergisinin bulunduğu ve harcamaların da vergilendirildiği bir sistemde, tasarruf edenlerin vergi karşısındaki durumlarını da bir örnek yardımıyla açıklarsak:

Bir önceki örnekte, D ve E bireylerinin tasarruf ve tüketim tercihleri konusunda yapılan varsayımların geçerli olduğu varsayıldığında; birey D, gelir vergisi sonrası kalan 16.000 TL gelirinin tamamını %25 ÖTV’ye maruz kalarak harcadığı için 4.000 TL ÖTV ödeyecektir. Bu durumda, birey D’nin bir sonraki yıl harcanabilir geliri bulunmayacaktır. Birey E ise, önceki örnekte belirtildiği üzere; 16.000 TL kalan gelirinin 8.000 TL’sini harcamıştır. Bu durumda birey E, toplam 2.000 TL ÖTV ödemiş olacaktır. Öte yandan birey E ikinci yıl için kalan 8.000 TL üzerinden bir faiz geliri elde edecektir (8.000*%10= 800 TL). Birey E’nin toplam gelirini ikinci yılda harcaması halinde ödeyeceği vergi 2.200 TL (8.800*%25 harcama vergisi) olacaktır. Birey D, 4.000 TL, birey E ise 4.200 TL vergi ödemektedir. Fakat paranın şimdiki değeri dikkat alındığında birey D ile birey E’nin aynı vergiyi ödediklerini söylemek mümkündür. Bu örnek kapsamında değerlendirme yapılması gerekirse; gerçekten de harcama vergisinin gelir vergisine göre daha adil ve doğru olduğu söylenebilmektedir (Aktan ve Vural 2002a: 14-15).

Yapılan açıklamalar neticesinde; artan oranlı dolaysız vergilerin dolaylı vergilere kıyasla tasarruf ve büyümeyi olumsuz etkilediği anlaşılmaktadır. Bununla beraber, tasarruf ve büyümenin gelir dağılımını nasıl etkileyeceğine de değinmek faydalı olacaktır.

Büyümenin ilk safhalarında yüksek gelirliler toplum içerisinde tasarruf yapabilen tek grubu oluşturmaktadır. Nüfusun en düşük gelirli kısmı ise, hiç tasarruf yapamamaktadır. Büyümenin ilk aşamalarında sermaye kıt bir kaynak olması sebebiyle yüksek gelirliler yaptıkları tasarruflardan yüksek gelirler elde edecek ve daha da zenginleşeceklerdir. Dolayısıyla bu durum gelir dağılımındaki eşitsizliği artıracaktır. Ancak büyümenin ileri safhalarında kıt kaynak olan sermaye bollaşacağından, alt gelir gruplarında yer alan bireyler tasarruf yapabilecek ve bundan gelir sağlayabileceklerdir. Bu durum ise zaman ilerledikçe gelir dağılımını düzeltecektir (Kuznets, 1955: 7).

(26)

Serven ve Hebbel’e göre; gelir adaletsizliği ile tasarruflar arasında sistematik bir bağlantı bulunmadığı durumunun aksine, eşitsizlik ile tasarruflar arasında neoklasik teori ile de uygunluk gösteren belirsiz bir durum bulunmaktadır. Li ve Zou (2004) ise yapmış oldukları çalışmada, Asya ülkeleri için tasarruf oranları ile gelir eşitsizliği arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna varmışlardır (Şengür ve Taban, 2016: 52).

1.2. Türkiye’de Özel Tüketim Vergisi

ÖTV kapsamında değerlendirilen vergiler, eski çağlardan bu zamana kadar gerek sağladığı hasılat, gerekse uygulama kolaylıkları açısından birçok ülkede çeşitli mal grupları üzerinden alınan bir vergidir.

ÖTV, uluslararası alanda ilk olarak, 1970’li yıllarda malların serbest dolaşımına negatif etkileri ve rekabet koşullarını bozucu yönleri anlaşıldığından AB üyesi ülkelerde uyumlaştırma kapsamına alınma konusunda gündeme gelmeye başlamıştır. Yaklaşık yirmi yıllık bir çalışma ve hazırlık dönemi neticesinde, 1 Ocak 1993 tarihinde topluluk içi sınırların kaldırılarak AB, iç pazarının oluşturulmasıyla, bir ÖTV ortak rejimi yürürlüğe girmiştir. Bu rejim, “işlenmiş tütün”, “alkol ve alkollü içkiler”, “petrol ürünleri” olarak sınıflandırılabilecek üç büyük ürün grubuna uygulanmaya başlamıştır. Bununla birlikte üye ülkeler bu üç büyük grubun dışında yer alan çeşitli çevre kirliliği vergileri, taşıt üzerindeki vergiler gibi vergileri istedikleri gibi yönetebilmekteydiler.

Türkiye ile AB arasında oluşturulan Gümrük Birliği hakkında kat edilen mesafe, AB’nin genişleme evresinde ortaya çıkan gelişmeleri ile birlikte, ”mevzuat uyum” çalışmalarının çerçevesinde değişiklik yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla, “AB Mevzuatına Uyum” sağlanabilmek adına hazırlıklara başlanılmıştır. Bu çalışmalar arasında dolaylı vergilerin dağınık ve karmaşık bir yapıya sahip olması ve Gümrük Birliği’nde sermaye, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımının öngörülmesi gibi hususlar sebebiyle, özellikle mal ve hizmetler üzerine uygulanan vergilerin bir uyum içerisinde bulunması sağlanması gerekmekteydi (Şimşek, 2002: 53).

ÖTV, Türkiye’de 12 Haziran 2002 tarih ve 24783 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, 1 Ağustos 2002 tarihinden itibaren 4760 Sayılı Kanun gereğince

(27)

uygulanmaya başlanmıştır. Mezkûr kanunun uygulamaya geçmesinden önceki süreçlerde ÖTV uygulamasına benzer ancak farklı isimler altında birçok vergi türü ile vergiler alınmaktaydı. Mevcut yasa yürürlüğe girene kadar çeşitli kanun tasarıları hazırlanmış olmasına karşın, kanunun nihai şekli ancak 2002 yılında şekillenebilmiştir.

Söz konusu vergi yürürlüğe girmeden önce vergi sistemimizde 16 adet özel tüketimleri düzenleyen farklı dolaylı vergi uygulanmaktaydı. ÖTV’nin yasalaşması ile vergi, fon, harç ve tüketim payı adı altındaki “akaryakıt fiyat istikrar payı, trafik tescil harcı, taşım alım vergisi, ek taşıt alım vergisi, ek vergi, akaryakıt tüketim vergisi, tütün mamulleri ve alkollü içeceklerin ithal veya satışından alınan sanayi destekleme fonu, eğitim, gençlik, spor ve sağlık hizmetleri vergisi, motorlu taşıtların kayıt, tescil ve devirlerinde alınan eğitime katkı payı, motorlu taşıtların kayıt, tescil ve devirlerinde alınan özel işlem vergisi, tütün mamulleri ve alkollü içeceklerden alınan mera payı, taşıt alım vergisinin 1⁄4’ü oranında alınan çevre kirliliğini önleme fonu, toplu konut fonu, tütün mamulleri ve alkollü içeceklerin ithal veya satışından alınan tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkiler düzenleme kurumu payı, şehit, malul, dul ve yetimleri payı, federasyonlar fonu” gibi tüketim vergileri tek bir vergi altında toplanmıştır.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun genel gerekçesinde ÖTV’nin getiriliş gerekçeleri şöyle sıralanmaktadır (T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü, 2002):

 Dünyada uygulamalara bakıldığında, genel tüketim vergilerinin yanı sıra belirli malları konu edinen ÖTV ile bir taraftan gelir toplama diğer taraftan ise bireylerin tüketim tercihlerini etkilemesi yönünden daha değerli hal aldığı ve toplam vergi gelirleri içerisinde öneminin arttığı görülmektedir.

 Dolaylı vergiler alanında AB yasalarına uyum sağlanabilmesi, yasanın önemli gayelerinden birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, 6 Mart 1995 tarihli ve I\95 sayılı karara istinaden Ankara Anlaşması ve Katma Protokole göre ülkemiz ile AB arasında bir ortaklık kurulmasının öngörülmesi üzere 1 Ocak 1996 tarihinde başlanması suretiyle AB ile gümrük birliği gerçekleştirilmiştir. Gümrük Birliği ile dolaylı vergiler konusunda yalnızca ayrımcılık yapılmamasına ilişkin kritere uymamız kafi iken, 1999 Helsinki Zirvesi’nde ülkemizin AB aday adaylığının kabul

(28)

edilmesi ile ilişkilerimiz yeni hal almış ve bu kapsamdaki yasalarımızın topluluk düzeyinde uygulanan mevzuat ile uyumlaştırılması zorunluluğu hasıl olmuştur.

 Türkiye’de 1985 yılında tüketim vergilerine binaen yapılan değişikler ile sekiz adet dolaylı verginin uygulamasına son verilerek, KDV uygulanmaya başlamıştır. Dolaylı vergiler alanındaki ikinci reform ise ÖTV ile yapılmıştır. ÖTV uygulaması ile karmaşık hale gelen mevcut yapının basitleştirilmesi sağlanarak sadeleşen sistem yardımıyla mükelleflerin vergiye gönüllü olarak uyum sağlamaları hedeflenmiştir.

 ÖTV’nin uygulama alınması ile KDV ile birlikte ithalat, imalat ya da ilk iktisap aşamasında tek bir vergi uygulanmış olacaktır.

1.2.1. Özel Tüketim Vergisi’nin Özellikleri

ÖTV, bir gider vergisi türü olup, dolaylı vergiler arasında yer almaktadır. Bir verginin dolaylı vergi olarak nitelendirilebilmesi için bazı niteliklere sahip olması gerekmektedir. Söz konusu ölçütler bilimsel ve idari olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. ÖTV ile ilişkili olan bilimsel ölçütler ise şunlardır (Ülgen, 2000: 7-8):

 Gelir ve servet üzerinden alınan vergiler dolaysız, gelir ve servetin harcanması aşamasında alınan vergiler ise dolaylı vergilerdir. Diğer bir ifade ile ÖTV gelir ve servetin kullanımı üzerinden alınan dolaylı bir vergidir.

 Dolaylı vergiler, mali anestezi ilkesi ile uyum içindedirler. Dolaylı vergiler malların fiyatları içerisine gizlenmiş olmaları sebebiyle mükelleflerin vergiye olan olumsuz bakış açılarına nazaran daha uygundur.

 Dolaylı vergilerin uygulanmasında vergi adaletinin gerçekleştirilmesi güçtür. Bu vergiler belirli bir kişi grubundan değil, belirli bir mal grubundan alınmaktadır. Dolayısıyla bireylerin fiili satın alma güçlerini dikkate almamaktadır. Paranın marjinal faydası ne olursa olsun, vergi sabit kaldığından, talebi esnek olmayan, bireylerin zorunlu ihtiyaçları arasında yer alan malların vergilendirilmesi ile adaletsizlik daha belirginleşmektedir.

 Dolaylı vergiler, şahsi olmayan objektif vergilerdir ve tüketicilerin şahsi ve ailevi durumlarını dikkate almamaktadır. Bu duruma bağlı olarak muafiyetlere, istisnalara, indirimlere ve artan oranlı vergi tarifelerine yer vermemeleri sebebi ile bu vergilerin sosyal amaçlı kullanımları zorlaşmaktadır.

(29)

 Yansıyan vergiler dolaylı, yansımayan vergiler ise dolaysız vergilerdir. Şöyle ki; kanun koyucu tarafından uygulanması uygun görülen vergi, yasalar tarafından vergi mükellefi olarak belirlenen kişi veya kurumun ekonomik unsurlarından doğrudan alınıyorsa ve mükellef bahsi geçen vergiyi aktaramıyorsa vergi dolaysız verginin yapısına sahiptir. Hal böyle iken yasaların izin vermesi veya piyasa yapısı nedeniyle mükelleflerin vergi yüklerini, başkalarına aktarabilmesi halinde ise uygulanan vergi, dolaylı bir vergi olacaktır.

 Dolaylı vergilerin vergi tabanı, dolaysız vergilere nispetle daha geniştir. ÖTV’nin mahiyet itibariyle geniş tabanlı olması oldukça güçtür. Talep esnekliği düşük olan ürünlerin verginin konusuna dahil edilmesi bile verginin tabanının yeterince genişletilmesini sağlayamaz.

Aşağıda belirtilen idari ölçütler de ÖTV'nin bir dolaylı vergi olduğunu göstermektedir (Kulu, 2002).

 Dolaylı vergilerin idaresi, dolaysız vergilere göre daha kolay ve uygulanma maliyetleri ise daha düşüktür. Söz konusu vergiler, özellikle üretim veya toptan satış aşamalarında uygulamaya konulması ile az sayıda mükellefin vergiye maruz kalmasına sebebiyet vereceğinden, idari açıdan güçlüklerle karşılaşılması gibi durumlar ortaya çıkarmamaktadır.

 ÖTV uygulamasındaki en önemli özelliklerden biride, malların tüketim aşamasında vergilendiriliyor olmasıdır. AB uygulamasında, işleyiş şekline ait düzenlemelerde, tüketim aşamasından önce vergi yükünün firmalara hissettirilmesi eğilimidir. En önemli usule ilişkin düzenlemeleri, üye ülkeler arasındaki ticarette vergi sorumluları belirlemektedir ve vergiyi teminat altına alarak, verginin nihai tüketime sunulmasına kadar ertelenmesidir.

1.2.2. Özel Tüketim Vergisi’nin Konusu

ÖTV’nin kapsamı, ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber, genel olarak bağımlılık veya alışkanlık veren kahve, çay, sigara ve alkol ile lüks mallar (altın çatal bıçak takımları, mücevher vs.) ve sürümü çok yüksek olan mallar olan motorin, benzin ve çimentoyu örnek verebiliriz. Esas itibariyle alışkanlık veren maddelerle lüks mallara yöneltilen özel tüketim vergileri, bazı durumlarda, geniş ölçüde sanayi ürünlerini ve hizmetleri de kapsamaktadır. Gelişmiş ülkelerde radyo, televizyon,

(30)

otomobil, benzin, kahve, kakao, viski gibi lüks vasıflı mallar verginin konusunu oluştururken, az gelişmiş ülkelerde şeker, tuz, kibrit, gaz, tütün, sigara, kahve, çay gibi ihtiyaç maddesi nitelikli mallar verginin konusunu oluşturmaktadır. Ancak az gelişmiş ülkelerde vergilemede, gelişmiş ülkelerin aksine, azalan oran uygulandığından, gelir dağılımının bozulmasına neden olan bir etki de meydana gelmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki artan oranlı uygulama ise gelir dağılımının düzelmesi yönünde etki meydana getirmektedir. Az gelişmiş ülkelerde, genel nitelikli harcama vergileri uygulanamadığından, mali nedenler ve tahsilat kolaylığı, ÖTV uygulamalarına ağırlık verilmesi sonucunu doğurmaktadır. Ancak eşitsizlik barındıran gelir dağılımı, söz konusu verginin azalan oranlı olarak uygulanmasıyla daha da eşitsiz bir hal almaktadır. Bununla beraber ÖTV’nin sabit oranlı spesifik esaslara dayanarak toplanması durumunda da reel olarak bir başka gelir eşitsizliği ortaya çıkacak ve verginin azalan oranlı alındığı bir ekonomik ortamın özellikleri kendisini gösterecektir (Öztüfekçi, 2002: 8).

Türkiye’de ÖTV’nin konusunu oluşturan Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli dört adet liste ve listelerin içerisinde cetveller yer almaktadır. Söz konusu tasnifin ayrıntısına ve yasa koyucu tarafından uygulanan oranlara izleyen kısımlarda başlıklar halinde değinilecektir.

1.2.2.1. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (I) Sayılı Liste ve Tarifeler Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (I) sayılı liste, petrol ürünleri, doğal gaz ve bunların türevleri ile biodizelden ve (A) ve (B) cetvellerinden oluşmaktadır. (A) cetvelinde genel olarak benzin, motorin, jet yakıtı, fuel oil gibi akaryakıt ürünleri, sıvılaştırılmış petrol gazı (L.P.G.), doğal gaz ile söz konusu mallara ikame edilmesi mümkün bulunan petrol türevleri, petrokok ve benzeri diğer mallar yer almakta iken; (B) cetvelinde solvent ve benzeri ürünler ile bunların türevleri, gaz yağı, baz yağlar, madeni yağlar ile yağlama müstahzarları gibi akaryakıt harici petrol ürünleri yer almaktadır (Özel Tüketim Vergisi (I) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği, 2015).

05.05.2018 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (I) sayılı liste ve cetvellerin vergilendirilmesine ilişkin bilgiler, tezin Ekler bölümünde bulunan Ek-1 ve Ek-2’de yer almaktadır. (I) sayılı listede yer alan malların vergilendirilmesinde, spesifik vergilendirme esası geçerli olup, kg, lt ve m³ başına yasa koyucu tarafından

(31)

belirlenen vergi tutarları nispetinde malın bedeline eklenmek sureti ile KDV’ye tabi tutulacak matraha erişilmektedir. Bununla birlikte Ek-1 ve Ek-2’ de bulunan tablolarda görüleceği üzere; akaryakıt ile yağ ve türevlerinden miktar başına alınacak olan vergi tutarı en düşük 0,023 TL iken en yüksek 2,5 TL bandında yasalaştırılmıştır. Hal böyle iken; belirlenen miktarlar dışında birim başına düşen vergi tutarında indirim uygulanmamıştır. Fakat uçak benzini, jet yakıtı gibi sınırlı sayıda mal türünde miktar başına uygulanan vergi tutarı Cumhurbaşkanına verilen yetkinin kullanılması sureti ile “0” TL olarak uygulanmaktadır.

1.2.2.2. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (II) Sayılı Liste ve Tarifeler Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listede, yarı römorklar için çekiciler, binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş motorlu taşıtlar, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, özel amaçlı motorlu taşıtlar, motosiklet, helikopter, uçak, gemi, yat, eğlence ve spor tekneleri gibi taşıtlar yer almaktadır. Ayrıca (II) sayılı listede yer alan araçların aksam ve parçaları, ÖTV’ye tabi bulunmamaktadır (Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği, 2015).

05.05.2018 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listenin vergilendirilmesine ilişkin bilgiler, tezin Ekler bölümünde bulunan Ek-3’de yer almaktadır. (II) sayılı listede yer alan malların vergilendirilmesinde, advalorem vergilendirme esası geçerli olup, ÖTV, yasa koyucunun belirlediği vergi oranları nispetinde malın bedeline eklenmek sureti ile KDV’ye tabi tutulacak matraha erişilmektedir. Bununla birlikte, Ek-3’ de bulunan tabloda görüleceği üzere; kayıt ve tescile tabi olmayan ve kayıt ve tescile tabi olan taşıtlardan alınacak olan vergi oranları en düşük %1, en yüksek ise % 160 seviyesinde gerçeklemektedir. Hal böyle iken; Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin kullanılması sureti ile birçok kalemde mevcut olan vergi oranları, karar ile daha düşük nispette belirlenmiştir. Ayrıca yolcu ve gezinti gemileri ile yatlar ve kotralarda belirlenen vergi oranları kullanılan yetki ile “0” olarak uygulanmaktadır.

1.2.2.3. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (III) Sayılı Liste ve Tarifeler Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı liste, (A) ve (B) cetvellerinden oluşmaktadır. (A) Cetvelinde; kolalı gazozlar ile alkollü içkiler yer almaktadır. Ayrıca

(32)

kolalı gazozlar dışındaki gazozlar ve etil alkol, söz konusu liste kapsamında bulunmadığından ÖTV’ye tabi bulunmamaktadır. (B) Cetvelinde ise puro, sigarillo, sigara, nargile tütünü, enfiye veya çiğnemeye mahsus tütün gibi tütün ürünleri yer almaktadır (Özel Tüketim Vergisi (III) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği, 2015).

05.05.2018 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (III) sayılı liste ve cetvellerin vergilendirilmesine ilişkin bilgiler, tezin Ekler bölümünde bulunan Ek-4 ve Ek-5’de yer almaktadır. (III) sayılı listede yer alan malların vergilendirilmesinde spesifik ve advalorem vergilendirme esası geçerlidir. ÖTV, yasa koyucunun belirlediği vergi oranları, asgari maktu vergi tutarları ve maktu vergi tutarları aracılığıyla hesaplanmakta ve tezimizin izleyen bölümlerinde (III) sayılı listenin (A) cetveli ve (B) cetvelinde yer alan malların hesaplama usulünün ayrıntısına yer verilecektir. Bununla birlikte, Ek-4 ve Ek-5’ de bulunan tablolarda, çeşitli oranlara ve tutarlara yer verilmiş ve özellikle alkollü içkilerin vergileri, oran bazında %275,6 ve tutar bazında 197,5242 TL en yüksek rakamlar olarak yasalaşmıştır. Hal böyle iken, birçok kalemde vergi oranı ve vergi tutarlarında azalım veya artırım yapılarak farklı rakamlar belirlenmiş ve ek düzenlemelere gidilmiştir. Fakat söz konusu cetvellerde vergilendirmemeye ilişkin herhangi bir uygulama yürürlüğe konulmamıştır. Çünkü sağlığa zararlı olan ürünlerin (III) sayılı liste içerisinde yer alması ve bu malların sosyal yönü sebebi ile malların oranlarının düşürülmesi bir yana vergi oranları ve tutarları yüksek seviyelerde belirlenmiştir.

1.2.2.4. Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na Ekli (IV) Sayılı Liste ve Tarifeler Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listede, genel olarak havyar ve havyar yerine kullanılan mallar, kozmetik ürünleri, kürkler ve kürkten giyim eşyası, muzır neşriyat, sofra, mutfak, tuvalet, yazıhane, ev tezyinatı ve benzeri işler için bazı cam eşyalar, manikür ve pedikür takım ve aletleri, altın veya gümüş kaplama kaşık, çatal ve kaşık-çatal takımları, klimalar, ısıtıcılar, beyaz eşyalar, elektrik motorlu araçların motorunu çalıştırmaya mahsus araç pilleri, küçük ev aletleri, cep telefonu, telsiz-telefon cihazları, mikrofon, hoparlör, kulaklık, amplifikatörler, ses kayıt ve çalma cihazları, televizyon, projektör, kamera, ses ve görüntü cihazları, infrared ile çalışan uzaktan kumanda cihazı, inci ve kıymetli taşlardan mamul saat kayışları, tabancalar ve diğer ateşli silahlar ile sürgülü silahlar, kristal avizeler, bazı oyun

(33)

eşyaları, hayvansal maddelerden süs eşyaları gibi mallar bulunmaktadır (Özel Tüketim Vergisi (IV) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği, 2015).

05.05.2018 tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (IV) sayılı listenin vergilendirilmesine ilişkin bilgiler, tezin Ekler bölümünde bulunan Ek-6’da yer almaktadır. (IV) sayılı listede yer alan malların vergilendirilmesinde, advalorem vergilendirme esası geçerli olup, ÖTV’nin yasa koyucunun belirlediği vergi oranları nispetinde malın bedeline eklenmesi sureti ile KDV’ye tabi tutulacak matraha erişilmektedir. Öte yandan advalorem vergileme usulü seçilmesine karşın Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun geçici 6’ncı maddesinde cep telefonlarının yer aldığı mal grubunda asgari maktu tutar uygulaması bulunmakta olup, 6745 sayılı kanunun 53’üncü maddesiyle, 40 TL olan asgari ÖTV tutarı 160 TL’ye yükseltilmiştir (6745 Sayılı Kanun, 2016)

Ek-6’da yer alan tabloda yer alan muhtelif mallarda; genel olarak %6,7 ve %20 oranları uygulanmakla beraber en düşük oran %3 ile elektrik motorlu taşıt araçlarının motorunu çalıştırmaya mahsus olan elektrik akümülatörler iken en yüksek oran %25 ile cep telefonlarının da içerisinde yer aldığı alıcısı bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları üzerinde uygulanmıştır. Ayrıca dönemler itibari ile sektörleri desteklemek maksadıyla beyaz eşya olarak adlandırılan ÖTV’ye tabi mallardaki vergi oranları sıfırlanmaktadır. Ancak 05.05.2018 tarihinde söz konusu listede yer alan malların ÖTV oranlarında düzenlemeye gidilmeyerek söz konusu kanunda yer alan oranlarda değişiklik yapılmamıştır.

1.2.3. Özel Tüketim Vergisi’nin Doğuşu

Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinde yer alan hükümler uyarınca; vergiyi doğuran olay kavramı, işlemlerin niteliklerine göre ayrı ayrı belirlenmiştir. (I) sayılı listede bulunan malların üreticileri veya ithalatçıları tarafından kullanıcılara ya da tüketicilere teslim edilmesi, (II) sayılı listede bulunan kayıt ve tescile tâbi olmayan mallar ile (III) ve (IV) sayılı listelerde bulunan malların ithal edilmesi veya imal veya inşa edenler tarafından teslimi ile vergi doğmaktadır. Bununla birlikte malların ithal edilmesi ile 4458 sayılı Gümrük Kanununa göre; gümrük yükümlülüğünün doğması, ithalat vergilerine tâbi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili işlemidir.

(34)

(II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tâbi olan malların ilk olarak mülkiyetinin teslimi (iktisabı), (II) sayılı listede kayıt ve tescile tabi olanlar hariç diğer ÖTV’ye tabi olan malların anılan vergi uygulanmadan önce müzayede suretiyle satılması halinde de vergi doğmaktadır.

Bunların yanı sıra, mallar teslim edilmeden önce fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi durumunda ve tanzim edilen belgelerde bulunan miktarla sınırlı kalmak kaydıyla verginin tahsili söz konusu olacaktır. Aynı zamanda malların bir kısmının teslim edilmesi alışılmış bir durum ise bu hususta karşılıklı anlaşmaya varıldığı durumlarda verginin doğuşu, her bir kısım malın teslim edilmesidir. Durumu bir örnek yardımıyla açıklamamız gerekirse; beyaz eşya üreticisi bir firma, bayisi olan firmalar ile yıllık satın alınması gereken mal miktarına ilişkin sözleşme tanzim etmekte ve yılsonuna kadar alım gerçekleşmemesi halinde bayilik haklarının ellerinden alınacağına dair hükümleri bahsi geçen sözleşmeye şart olarak eklemektedir. Bu durumda sözleşme, her ne kadar mal tesliminden önce düzenlense dahi ÖTV söz konusu olmayacak ancak her mal teslimi ile teslim edilen kısım kadar ÖTV doğacaktır.

Son olarak; komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle satış gerçekleşmesi durumunda, üretici veya ithalatçı tarafından malların komisyoncuya veya konsinyi firmalara verilmesiyle vergi doğmayacaktır. Bu şekilde yapılan teslimlerde verginin doğuşu; malların, komisyoncular veya konsinyi firmalar tarafından alıcıya teslim edildiği anda meydana gelmektedir (ÖTV Kanunu, 2002).

1.2.4. Özel Tüketim Vergisi’nin Mükellefi ve Sorumlusu

ÖTV’nin uygulanması aşamasında devlet ve verginin yüklenicisi olan mükellef olmak üzere iki taraf bulunmaktadır. Bir yanda, yüklenmiş olduğu vazifeleri ifa edebilmesi sebebiyle ile vergi uygulamak mecburiyetinde olan devlet diğer yanda ise, üzerine vergi borcu terettüp eden vergi yüklenicisi bulunmaktadır (Ülgen, 2003: 89).

ÖTV Kanunu’nun 4’üncü maddesinde; ÖTV’nin mükellefi, ÖTV Kanunu’na ekli (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olmayanları, imal, inşa veya ithal edenler ile bu malların müzayede yoluyla satışını icra edenlerin ve (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :