MOĞOL İTİBARININ DÜŞÜŞÜ

In document İlhanlılar Döneminde Van Gölü havzası (Page 104-108)

59

60 Sultanı Kutuz ise daha kuzeye ilerleyerek Suriye topraklarını ele geçirmiştir. Böylece Suriye ile Mısır coğrafyaları tekrar birleşme fırsatını elde etmişlerdir.300

Bundan sonra Hülegü’nün daha çok ülkesinde sivil idareyi kurmaya çalıştığını ve imar faaliyetlerinde bulunduğunu görmekteyiz.301 Bütün bunlar bahsi geçen Kafkasya ile Akdeniz arasında geçişi mümkün kılan Van Gölü Havzası’nın İlhanlılar açısından ehemmiyetini vurgulaması bakımından önemlidir.

b. Hülegü’nün Aladağ’a Gelişi ve Bölgedeki Faaliyetleri

Güneye doğru inen bu orduların güzergâhı üzerinde Aladağ yaylaları vardı.

Bölgeye ilk defa gelen Hülegü bu yaylalara hayran kalmış ve buraya “Lapta Sagut”302adını vermiştir. 303 Bundan sonra Hülegü Han kışları genelde Mugan304 ya da Arran’da 305 geçirirken yazları da Aladağ’da ikamet edecektir. 306 1264 yılında Hülegü’nün huzuruna çıkıp O’nunla konuşma fırsatını elde ettiği için sevinen Ermeni müverrih Vardan, hükümdarın her yıl 13 Temmuz-12 Ağustos tarihleri arasında tertip edilen yılbaşı bayramlarını Aladağ’da Kurultayı toplayarak geçirdiğini belirtmektedir.307 Temmuz ayının başında toplanan bu kurultay, bir ay sürecek olan bir bayram merasimi niteliğindeydi. Devlet erkânı her gün farklı renkte elbiseler giyerlerdi.

İlhanlı devletine bağlı sultanlar, krallar ve prensler getirmiş oldukları hediyeleri burada

300 Kazım Yaşar Kopraman, “Mısır Memlukleri (1250-1517)”, s.455.

301 Reşidüddin. Camiü’t- Tevarih, s.67vd, 71.

302 “Lapta” doğru, mükemmel, düzgün ve gerçek anlamındadır. “Sağut” ise oturmak ve ikamet etmek anlamına gelen sağu kökündendir. Dolayısıyla “Lapta Sagut” doğru ikametgâh, mükemmel ikametgâh anlamına gelmektedir. Camiü’t- Tevarih. , s.53.

303 Camiü’t- Tevarih, s.53; F. Sümer, “Ahlat Şehri ve Ahlatşahlar”, s.458vd.

304 Mugan hakkında bilgi için bkz., Guy Le Strange, Doğu Hilafetinin Memleketleri (Mezopotamya, İran ve Orta Asya), (nşr., Adnan Eskikurt vd.), İstanbul 2015, s.230vd. Zekeriya Kazvini Mugan ve çevresinin bir zamanlar Türkmenlerin yurdu olduğunu ancak Tatarların (Moğollar) buraları kendilerine kışlak yapmasıyla Tükmenlerin bölgeden göç ettiklerinden bahsetmektedir. Bkz., O. Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s.524; Enver Konukçu, “Moğol Sünit Boyundan Ötegdai’li Çormahan: Cengiz, Ögedey ve Töregene Hatun Döneminin (1206-1246) Büyük Hanı”, s.236.

305 İbn Havkal’ın tasvirlerinden; Erran bölgesinin merkezi olan Berdea/Berza’nın iki fersah uzunlukta ve biraz daha az genişlikte bir şehir olduğunu, nezih, verimli, ziraati, meyvesi, ağaçları, nehirleri bol olan bir yer olarak anlaşılmaktadır. İkliminin ılımanlığı nedeniyle kestane, fındık, incir üretimi yapılmaktadır.

İpek böceği de yetiştirilmektedir. Ayrıca Aras nehrinden çıkartılan pek çok balık türünün de çevreye ihraç edildiği, bölgede belirli günler pazarlar kurulduğu, hanlar, hamamlar, otellerin bulunduğu ifade edilmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz., İbn Havkal, s.262vd; Guy Le Strange, s.232vd.

306Müverrih Vardan, “Türk Fütühatı Tarihi”, s.236vd; J. A. Boyle, “Dynastic and Political History of the İlkhans”, s.350; J. Paul Roux, Moğol İmparatorluğu Tarihi, s.336; H. Oktay, Ermeni Kaynaklarına Göre Türkler ve Moğollar (Vartan Vakayinamesinden), s.17.

307 Müverrih Vardan, “Türk Fütühatı Tarihi”, s.236; M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi II, s.444vd.

61 hükümdara sunarak bağlılıklarını ispat etmiş olurlardı.308 Bu kurultay sırasında Hülegü, bölgede büyük nüfuz ve itibarı olan Vardan’ı huzuruna davet ederek, onunla birebir sohbet etmiştir. Vardan’dan memleket meseleleri hakkında görüşlerini almıştır.309 Aynı şekilde Hülegü’nün ölümünden sonra da Müverrih Vardan’ın İlhanlı devleti nezdinde itibarının devam ettiği anlaşılmaktadır. Çünkü Hülegü’nün eşi Dokuz Hatun, tahta geçecek şehzadenin seçimi konusunda O’nun görüşüne de başvurduğu gibi Abaka lehine olan tavrını da desteklemiştir.310

Hülegü Han seferden dönerken Aladağlara uğramış ve bir müddet burada kalarak hem istirahat etmiş ve hem de siyasi askeri gelişmeleri buradan takip etmeyi münasip görmüştür. Çünkü Aladağlar, İran, Suriye Mısır ve Anadolu’yu kontrol edebilir bir jeopolitiğe sahipti. Hülegü burada bulunduğu sırada Kitboğa’nın Memlûklara yenildiği ve öldürüldüğü haberini almış ve hiddetinden yanında bulunan Melik Nasır, onun kardeşi Melik Tahir ve yanlarında bulunanların tamamının Nevşehir vadilerinde311 öldürülmesini emretmiştir.312 Hülegü’nün burada bulunduğu sırada Musul, Erbil ve Diyarbekir hâkimleri, kendilerine gönderilen haber üzerine Aladağ yaylağına gelerek bağlılıklarını bildirmişlerdir.313

Aladağlar verimli yaylalarıyla da ordunun ihtiyaçlarını karşılayacak tabii özellikleri üzerinde barındırıyordu.314 Diğer taraftan Aladağ ve çevresi Moğolların ictimai yaşamında vazgeçemedikleri avlanma imkânlarına da sahipti. Çünkü Moğollar gıdalarının önemli bir kısmını avcılıkla tedarik ederlerdi.315 Bu vesileyle bir yandan

308Müverrih Vardan, “Türk Fütühatı Tarihi”, s.237; H. Oktay, Ermeni Kaynaklarına Göre Türkler ve Moğollar (Vartan Vakayinamesinden), s.174.

309Müverrih Vardan, “Türk Fütühatı Tarihi”, s.237vd.

310 Müverrih Vardan, “Türk Fütühatı Tarihi”, s.241vd; Hrand D. Andreasyan, “Türk Tarihine Aid Ermeni Kaynakları”, İÜEF Tarih Dergisi I/1-2, İstanbul 1950, s.401vd; H. Oktay, Ermeni Kaynaklarına Göre Türkler ve Moğollar (Vartan Vakayinamesinden), s.182, 185.

311Şehr-i Nev, bazı askeri mücadelelerin yapıldığı, bazen hükümdarların askeri geçit töreni yaptırdıkları Aladağlar civarında bulunan bir mevkii. İlhanlı ordusunun karargâhı olduğu gibi aynı zamanda Kara Koyunlular döneminde de bu önemini muhafaza ettiği anlaşılmaktadır. Bkz., Tarih-i Güzide (Farsça trc.), s.593; F. Sümer, Karakoyunlular, s.83.

312Ebu’l Farac Tarihi II, s.576; Hülegü, Ayn Calut yenilgisinin haberini alınca Melik Nasır ve kardeşi Zahir/Tahir’i huzuruna çğırtıp; “Sen bana Suriye ordusunun sana bağlı olduğunu söyleyip beni kandırdın ve Moğollar öldürüldü.” dedi. Nasır ise şu cevabı verdi; “Eğer ben Suriye’de olsaydım kimse senin askerine karşı kılıç çekmezdi. Tebriz’de bulunan bir kişi Suriye’ye nasıl hükmedebilir?” Bunun üzerine Hülegü onun, kardeşinin ve beraberinde bulunan askerlerinin öldürülmesini emretti. El- Ömeri, s.396.

313Bkz., Ebu’l Kasım Abdullah b. Muhammed Kaşani, Tarih-i Olcaytu, (nşr., M. Hemblu), Tahran 1348, s.113.

314 el- Mukaddesi, s.380vd; Neslihan Durak, “İlhanlılar Döneminde Aladağ ve Çevresi”, s.244.

315Wilhelm von Rubruk, Moğolların Büyük Hanına Seyahat, (nşr., Ergin Ayan), İstanbul 2012, s.38.

62 ordunun et ihtiyacı sağlanır öte yandan sürek avlarıyla da savaşa hazırlık manevraları yapılmış olurdu.316 Bundan sonra yaz aylarını genellikle burada geçiren Hülegü’nün kışlak olarak da Mugan yerine Arran/Erran’ı tercih ettiği gözlenmektedir.317 Burası geniş ovalaların bulunduğu, bol miktarda tahıl, ipek, pamuk, zeytin gibi ürünlerin yetiştiği ve çok sayıda av hayvanının yaşadığı zengin bir coğrafyadır.318 Bunun yanında Arran yöresinin Aladağ yaylağına daha yakın oluşu Hülegü’yü böyle bir karar almaya da sevk etmiş olabilir. Çünkü Hülegü yaz aylarını Taran ovası da denilen ve Arran’a oldukça yakın Aladağ yaylağında geçirmekteydi.319

Baycu’nun bütün askerleri ve bunların aileleriyle Anadolu’ya yerleşmesi, Hülegü döneminde diğer Moğol kuvvetlerinin de bunlara katılmaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yerleşmiş Türkmen gruplarının göç etmesine sebep olmuştur.320 Bir kısım Türkmenler Anadolu’nun kıyı bölgelerine321 ya da Bizans sınırına sığınırken diğer bölümü de Memlûk topraklarına göç etmişlerdir. Nitekim İbn Şeddad Anadolu’dan kırk bin evden daha fazla olan kalabalık bir Türkmen kitlesinin Memlûklara sığındığını ve bunların Sultan Baybars tarafından Gazze’den Antakya’ya kadar olan sahaya yerleştirildiğini belirtmektedir. 322 Bu Türkmenlerin belli bir kesimi Memlûklu ordusunun önemli bir gücünü oluşturduğu gibi Dulkadirli beyliği ile Ramazanoğulları beyliklerinin temellerini de atarak Orta Anadolu ile Çukurova bölgelerinin Türkleşmesi sürecine katkı sağlamışlardır.323

Hülegü daha bölgeye ayak bastığı anda Azerbaycan yani Mugan ve Arran otlaklarının ordusu için ne kadar önemli olduğunu kavramıştı. Mahiyetinde bulunan büyük orduyu ancak bu bölge barındırabilirdi. Bu yüzden hiç tereddüt etmeden Baycu

316 Moğollarda av konusunda daha ayrıntılı bilgi için bkz., B. Y. Vladimirtsov, Moğolların İçtimai Teşkilatı, s.66vd; A. Yu. Yakubovskiy, Altın Ordu ve Çöküşü, s.55vd.

317 Tarih-i Vassaf I, s.27.

318Geniş bilgi için bkz., Kalankatlı Moses, Alban Tarihi, s.31.

319 Bkz., H. Oktay, Ermeni Kaynaklarına Göre Türkler ve Moğollar, s.176.

320 Bu konda geniş bilgi için bkz., M. Fuad Köprülü, Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu, s.92.

321 İbrahim Tellioğlu, Osmanlı Hâkimiyetine kadar Doğu Karadeniz’de Türkler, Trabzon 2004, s.111vd; J. P. Fallmerayer, Trabzon İmparatorluğunun Tarihi, Ankara 2011, s.181vd; Murat Keçiş, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Türkler (1204-1404), Ankara 2013, s.93vd. Doğu Karadeniz bölgesine yaylalardan, geçitlerden ve Harşit vadisinden inen Oğuz Çepni boyu Samsun’a kadar olan sahanın Türkleşmesini sağlamışlar ve Canik bölgesine adını veren Hırıstiyan Çan kavmi ise yok olmaya yüz tutmuştur. Gresun’a kadar gelen Türkmenler bölgede küçük beylikler dahi kurmuşlardır. Bkz., O.

Turan, Selçuklu Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, İstanbul 2010, s.301.

322Bkz., İbn Şeddad, Bay-bars Tarihi, (trc., M. Şerafettin Yaltkaya), İstanbul 1941, s.155; Refet Yinanç, Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s.3; F. Sümer, “Anadolu’da Moğollar”, s.27vd; F. Sümer, Oğuzlar, s.179vd.

63 Noyan’ı Anadolu’ya göndermişti.324 Altınordu ise Büyük Moğol İmparatorluğu’nun bir parçası olarak Azerbaycan toprakları üzerinde hak iddia ediyordu.325 Moğollara ilk yenilgiyi tattıran Memlûklar da kısa sürede işgal edilen yerleri ele geçirerek Moğolları Fırat’ın doğusuna atmayı başarmışlardı. Anadolu ise Kösedağ Savaşı’ndan sonra İlhanlı hâkimiyeti altına alınmışsa da tam bir düzen kurulamamıştı. İşte böyle bir durumda sözü edilen güçlere karşı stratejik davranmak ve stratejik önemi olan yerleri muhafaza etmek gerekiyordu. Azrbaycan ve Kafkasların İlhanlı kontrolünde olması Doğu Akdeniz yolunun hâkimiyeti anlamına gelmekteydi.326 Bu yüzden Hülegü Han kışlak olarak Mugan ya da Arran’ı, yazlık olarak da Van Gölü’nün kuzeyindeki Aladağları seçecektir.

Çünkü burası İran, Kafkasya, Suriye ve Anadolu’ya hâkim bir coğrafya idi. İlhanlılar çok önemli siyasi ve askeri kararları dahi burada almışlardır.327

In document İlhanlılar Döneminde Van Gölü havzası (Page 104-108)