ANKARA ÜNİVERSİTESİ

118  Download (0)

Tam metin

(1)

0

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DOKTORA TEZİ

TÜRKİYE’DE TARIM SİGORTASI UYGULAMALARI, UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ALTERNATİF MODEL ARAYIŞI

Fatma Eymen YAZGI

TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2017

Her hakkı saklıdır

(2)
(3)
(4)

ii ÖZET Doktora Tezi

TÜRKİYE’DE TARIM SİGORTASI UYGULAMALARI, UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ALTERNATİF MODEL ARAYIŞI

Fatma Eymen YAZGI Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı

Danışman: Prof. Dr. Emine OLHAN

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’de tarım sigortasının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak politika önerileri geliştirmektedir. Bu kapsamda, Tekirdağ ili Hayrabolu, Malkara ve Süleymanpaşa ilçeleri araştırma alanı olarak seçilmiştir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB)’ndan temin edilen veriler ışığında 16771 işletmeden oluşan bir örnek çerçevesi oluşturulmuştur. Oransal Örnek Hacmi formülü kullanılarak görüşülecek üretici sayısı belirlenmiştir. 192 üretici ile yapılan anketlerden elde edilen veriler kullanılarak üreticilerin sigortalı olma durumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesinde Logistik Regresyon analizinden faydalanılmıştır. Tarım sigortası yaptıran üreticilerin karşılaştığı sorunlar ve sigorta yaptırmayan üreticilerin yaptırmama nedenleri frekans dağılım çizelgeleri ile çözümlenmiş, üreticilerin yenilikçi sigorta ürünlerine bakışı skor testi ile ortaya konulmuştur. Tarım sigortası sisteminin işleyişine ilişkin olarak politika belirleyici görevi üstlenen GTHB’den ve sigorta hizmetlerini sağlayan özel sigorta şirketlerinden bilgiler alınmıştır.

Yapılan analizler sonucunda araştırma bölgesindeki üreticilerin eğitim seviyesi, Tarım Kredi Kooperatifliği üyeliği, kanola yetiştiriciliği, traktör kaskosu ve toprak analizi yaptırma durumları tarım sigortası yaptırma kararını etkileyen faktörlerdir. Tarım sigortası sisteminde karşılaşılan sorunlar eksperlerin yeterli bilgiye sahip olmaması, hasar tespitini doğru yapamamaları, kaba davranışları ve sigorta maliyetlerinin yüksek olması olarak sıralanmaktadır.

Sonuç olarak, gelir sigortası tarım sigortasının yaygınlaştırılması için hayata geçirilebilecek alternatif bir modeldir. Üreticiler tarafından ifade edilen eksper kaynaklı sorunların giderilmesi, sistemin işleyişine yönelik bazı konuların açıklığa kavuşturulması ve sigorta prim miktarının düşürülmesi tarım sigortası yaptıran üretici sayısını artıracak unsurların başında yer almaktaktadır.

Sigorta primlerine verilen devlet desteğinin en az % 50 olacak şekilde devam ettirilmesi ve hatta devlet kaynakları uygunsa devlet desteğinin artırılması sigortalı olma oranını artıracaktır.

Haziran 2017, 108 sayfa

Anahtar Kelimeler: Tarım sigortası, tarım sigortası modelleri, Lojistik Regresyon, Tekirdağ ili

(5)

iii ABSTRACT

Ph.D. Thesis

AGRICULTURAL INSURANCE PRACTICES IN TURKEY, PROBLEMS ENCOUNTERED IN PRACTICE AND SEEKING ALTERNATIVE MODELS

Fatma Eymen YAZGI Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Agricultural Economics

Supervisor: Prof.Dr. Emine OLHAN

The main objective of the study is to develop policy recommendations for the extensification of agricultural insurance in Turkey. In this context, Hayrabolu, Malkara and Süleymanpaşa districts of Tekirdağ province were selected as research areas. In the light of data obtained from the Ministry of Food, Agriculture and Livestock (MoFAL), a sampling frame of 16771 producers has been established. The Proportional Sampling method was used to calculate the number of producers to be interviewed. The Logistic Regression analysis was used to determine the factors affecting the producers’ preference on having agricultural insurance through data obtained from the questionnaires conducted with 192 producers. The problems encountered by producers who have agricultural insurance and the reasons why non-insured producers have not, were analyzed with frequency distribution charts, and the vision of producers on innovative insurance products was revealed by scoring test. Information regarding the functioning of the agricultural insurance system was obtained from the MoFAL and the private insurance companies providing insurance services.

The results of the analyses indicate that, the level of education of the producers in the research area, membership of Agricultural Credit Cooperative, canola cultivation, having tractor insurance and either the soil components are analyzed or not, are the factors affecting the decision of getting agricultural insurance. Problems encountered in the agricultural insurance system are: lack of of expert capacity with sufficient knowledge, inaccurate damage detection, rude behavior of the experts and high cost of insurance.

In conclusion, income insurance is an alternative model for extensification of the agricultural insurance. The elimination of problems related to the experts expressed by the producers, clarification of some issues on the functioning of the insurance system and reducing the amount of insurance premiums are the main factors that will increase the number of producers having agricultural insurance. The state subsidy provided for insurance premiums should be maintained at minimum 50% , and even more, if the state resources are appropriate, increasing state support will increase the insurance rate.

June 2017, 108 pages

Key Words: Agricultural insurance, agricultural insurance models, Logistic Regression, Tekirdag province

(6)

iv TEŞEKKÜR

Çalışmalarımı yönlendiren, araştırmalarımın her aşamasında bilgi, öneri ve yardımlarını Doktora çalışmamın her aşamasında gösterdiği ilgi ve desteğin yanı sıra yapıcı eleştirileri ile daha geniş bir bakış açısı geliştirmeme imkan sağlayan çok değerli danışman hocam Prof. Dr. Emine OLHAN’a (Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı) teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.

Doktora tezimin gelişmesinde ve tamamlanması sırasında çalışmalarımı her zaman destekleyen ve önerileriyle zengilenleştiren Tez İzleme Komitesi üyeleri Prof. Dr. İlkay DELLAL (Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı) ve Prof. Dr. Necat ÖREN (Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı) hocalarıma teşekkür ederim.

Saha çalışmam sırasında anketleri doldurmamda katkıları olan arkadaşlarım Çiğdem KURTAR ve Asuman TORUN’a; verilerin değerlendirmesinde bilgi ve tecrübelerini paylaşan hocam Dr. Özdal KÖKSAL’a; doktara çalışmam süresince desteklerini ve katkılarını esirgemeyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkan Bekir ENGÜRÜLÜ, araştırma görevlisi arkadaşlarım İlknur ÜNÜVAR ve Alper DEMİRDÖĞEN’e;

çalışmanın her aşamasında ilgisi ve desteğiyle yanımda olan Fulya TURHAN’a; anket sorularına sabır ve içtenlikle yanıt veren üreticilere katkı ve desteklerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım.

Tezimin her aşamasında desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen aileme ve eşime sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Fatma Eymen YAZGI Ankara, Haziran 2017

(7)

v

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... ii

ABSTRACT ... iii

TEŞEKKÜR ... iv

İÇİNDEKİLER ... v

KISALTMALAR DİZİNİ ... vii

ÇİZELGELER DİZİNİ ... viii

1. GİRİŞ ... 1

1.1 Konunun Önemi ... 1

1.2 Araştırmanın Amacı ... 3

1.3 Araştırmanın Kapsamı ve Ana Hatları ... 3

2. LİTERATÜR ÖZETİ ... 5

3. MATERYAL VE YÖNTEM ... 13

3.1 Materyal ... 13

3.2 Yöntem ... 13

Anket yapılacak bölgenin özellikleri ... 13

3.2.1 Örnek işletmelerin seçimi ... 14

3.2.2 Uygulanacak analiz yönteminin tespiti ... 16

3.2.3 3.2.3.1 Lojistik Regresyon analizi ... 17

3.2.3.2 Skor testi ... 20

4. DÜNYADA TARIM SİGORTASI UYGULAMALARI ... 21

4.1 Tarım Sigortası Modelleri ... 22

4.2 Amerika Birleşik Devletleri’nde Tarım Sigortası Uygulamaları ... 27

4.3 Avrupa Birliği Ülkelerinde Tarım Sigortaları Uygulamaları ... 32

Avrupa Birliği’nde risk yönetimi ve Ortak Tarım Politikası’ndaki yeri ... 32

4.3.1 Avrupa Birliği’nde tarım sigorta sistemleri ... 34

4.3.2 Avrupa Birliği’de tarım sigortaları uygulamalarında öne çıkan ülkeler ... 36

4.3.3 4.3.3.1 İspanya ... 37

4.3.3.2 İtalya... 38

4.3.3.3 Fransa... 39

4.3.3.4 Yunanistan ... 40

4.3.3.5 Diğer Avrupa Birliği ülkeleri ... 41

Avrupa Birliği’nde tarım sigortalarına verilen prim destekleri ... 41

4.3.4 4.4 Diğer Bazı Ülkelerde Tarım Sigortaları Uygulamaları ... 42

(8)

vi

Japonya ... 42

4.4.1 Kanada ... 43

4.4.2 Çin ... 45

4.4.3 Brezilya ... 46

4.4.4 Arjantin ... 46

4.4.5 5. TÜRKİYE’DE TARIM SİGORTASI UYGULAMALARI ... 48

5.1 Tarım Sigortaları Havuzu - TARSİM ... 50

5.2 2006-2015 yılları arası uygulama sonuçları ... 53

6. ARAŞTIRMA BULGULARI ... 55

6.1 Sigortalı Olma Durumunu Etkileyen Faktörler ... 55

Üreticilerin tarım sigortası hakkındaki bilgi/düşünceleri ... 61

6.1.1 Sigortalı olma durumunu etkileyen faktörlerin Lojistik Regresyon ile 6.1.2 çözümlenmesi ... 62

6.2 Sigortalı Olma Açısından Üreticilerin Karşılaştırılması ... 66

Tarım sigortası yaptıran üreticilerin genel profili ... 66

6.2.1 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin karşılaştığı sorunlar ... 72

6.2.2 Tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin profili ... 74

6.2.3 Sigorta yaptırmayan üreticilerin yaptırmama nedenleri ... 77

6.2.4 Üreticilerin yenilikçi sigorta ürünlerine olan bakışı ... 78

6.2.5 6.3 Genel Değerlendirme ... 81

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gözüyle ... 81

6.3.1 Özel sigorta şirketleri gözüyle ... 84

6.3.2 6.4 Alternatif Model Arayışı ... 86

7. SONUÇ VE ÖNERİLER ... 89

7.1 Tarım Sigortası Sistemlerinin Değerlendirilmesi ... 89

7.2 Saha Çalışmaları Sonuçları ve Öneriler ... 90

7.3 Araştırmacılara Öneriler ... 97

KAYNAKLAR ... 98

ÖZGEÇMİŞ... 108

(9)

vii

KISALTMALAR DİZİNİ

AB Avrupa Birliği

ABD Amerika Birleşik Devletleri

ARIP Tarımsal Reform Uygulama Projesi

CCS Sigorta Telafi Konsorsiyumu (Consorcio de Compensación de Seguros)

CISA Ürün Sigortası Tasarruf Hesabı (Crop Insurance Savings Accounts)

ÇKS Çiftçi Kayıt Sistemi

DTÖ Dünya Ticaret Örgütü

ELGA Hellenik Tarımsal Sigorta (Greek Agricultural Insurance Organisation)

ENESA Tarım Sigortası Ulusal Ajansı (Entidad Estatal de Seguros Agrarios)

FCIC Federal Ürün Sigorta Kurumu (Federal Crop Insurance Corporation)

GTHB Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

MEGEP Meslekî Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi OGA Tarımsal Sigorta Teşkilatı (Agricultural Insurances

Organization)

OTP Ortak Tarım Politikası

RMA ABD Tarım Bakanlığı- Risk Yönetim Ajansı (USDA Risk Management Agency)

SEGEM Sigortacılık Eğitim Merkezi TARSİM Tarım Sigortaları Havuzu TCZB T.C. Ziraat Bankası

TKK Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri TSV Tarım Sigortaları Vakfı

USDA ABD Tarım Bakanlığı (United States Department of Agriculture)

(10)

viii

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 3.1 Oransal Örnekleme Yöntemi’ne göre yapılacak olan anket sayısı ... 15

Çizelge 6.1 Araştırma kapsamındaki üreticilere ait tanımlayıcı istatistikler ... 56

Çizelge 6.2 Bağımlı Değişken (y) için sınıflandırma sonuçları ... 62

Çizelge 6.3 Sigortalı olma durumunu etkileyen faktörlerin Lojistik Regresyon analizi ile çözümlenmesi ... 63

Çizelge 6.4 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin sigorta geçmişleri, ilk sigortalattığı ürünler ve risk faktörleri ... 67

Çizelge 6.5 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin toplam arazileri içerisinde sigortalı arazi oranları... 68

Çizelge 6.6 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin ürünlerini sigortalatma alışkanlıkları ... 68

Çizelge 6.7 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin tarım sigortası yaptırma nedenleri ... 69

Çizelge 6.8 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin 2015 yılında ödedikleri tarım sigortası primleri ... 69

Çizelge 6.9 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin bir ürününün zarar görmesi durumu ... 70

Çizelge 6.10 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin gelecek dönemlerde de sigorta yaptırma durumu ... 71

Çizelge 6.11 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin tarım sigortalarına verilen prim desteğine olan bakışı ... 71

Çizelge 6.12 Tarım sigortası yaptıran üreticilerin mevcut düzene ilişkin sorunları ... 72

Çizelge 6.13 Tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin önceki yıllarda sigorta yaptırma durumu ... 74

Çizelge 6.14 Tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin devlet desteğine rağmen sigorta yaptırmama nedenleri ... 75

Çizelge 6.15 Tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin tarım sigortası yaptırmaya yönelik talepleri ... 76

Çizelge 6.16 Tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin gelecek dönem tarım sigortası yaptırma eğilimleri ve nedenleri ... 76

Çizelge 6.17 Tarım sigortalarına verilen destek artışının tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin sigorta yaptırma istekliliği üzerine etkisi ... 77

Çizelge 6.18 Tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin yaptırmama nedenleri ... 78

Çizelge 6.19 Üretici gözüyle yenilikçi sigorta ürünlerinin değerlendirilmesi ... 79

Çizelge 6.20 Üretici gözüyle yenilikçi sigorta ürünlerinin değerlendirilmesi (skor) ... 80

(11)

1 1. GİRİŞ

1.1 Konunun Önemi

Tarım; ülkelerin beslenmesi, istihdam sağlaması ve kalkınması için önemli bir sektördür ve doğa şartlarına bağlı olarak üretim yapılması sebebiyle dünyanın her yerinde hassas ve stratejik bir sektör olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla sıcaklık, yağış ve atmosferdeki karbondioksit içeriğindeki değişmeler, ekstrem olayların tekrarı ve deniz seviyesindeki yükselmeler tarımı etkilemektedir (McCarl ve Dellal 2007). Ulusal ve uluslararası araştırma kurumlarının tahminlerine göre Türkiye, iklim değişikliğine en duyarlı bölgelerden birinde yer almaktadır. Bu nedenle, iklim değişikliği etkilerinin tarımsal üretimde doğal afet risklerini artırması beklenmektedir (www.mgm.gov.tr 2007, www.ipcc.ch 2007, Dellal 2012). Söz konusu riskler küçük aile işletmesi ya da büyük teşebbüs gözetmeksizin tarım işletmelerini farklı düzeylerde etkileyebilmektedir (www.agriskmanagementforum.org 1999, Meuwissen vd. 2001, Vasiljević vd. 2013).

Gelişmiş ülkeler uyguladıkları Tarımda Risk Yönetim Programları ile tarımsal üretimi tehdit eden doğal risklerin oluşturduğu verim ve gelir kayıplarını çiftçinin üzerinden alıp, sigorta sistemlerine transfer etmektedirler. Tarım sigortası, tarımsal üretim sürecinde her türlü doğal risk, hastalık ve kazalar sonucunda bitkisel ve hayvansal ürünler ile tarımsal varlıklarda oluşabilecek zarar ve kayıpların teminat altına alınması ve böylece sigortalının varlığının devamlılığının sağlanması şeklinde ifade edilebilir. Bu sistem sayesinde kişiler, karşı karşıya bulundukları tehlikelerin neden olabileceği parayla ölçülebilen zararlarını küçük miktarlarda ödedikleri primler karşılığında teminat altına almaktadırlar (Dinler 2000, Demir 2003, Çetin 2007, Çukur vd. 2008, www.tarsim.org.tr 2013).

Birçok ülkede tarım sigortası sistemi özel sigorta şirketleri, devlet tarafından oluşturulmuş fon sistemleri veya prim desteği şeklinde devlet-özel sektör işbirliği vasıtasıyla desteklenmektedir (www.tarsim.org.tr 2013). Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre tarım sigortası destekleri, indirim taahhüdünden muaf olan, üretim üzerinde etkisi olmayan veya ticareti bozucu unsurlar barındırmayan (yeşil kutu) destekler sınıfında yer almaktadır. Nitekim, bu sübvansiyonların hükümet tarafından

(12)

2

verilmesi ve fiyat desteği içermemesi gerekmektedir (Aydın 2004). Bu çerçevede ülkelerin gelir sigortası ve net gelir güvenliği programlarına ve doğal afetler için yapılan ödemelere mali katkısı sağlamasında bir sakınca görülmemektedir.

2004-2013 yılları arasında küresel tarım sigortaları prim hacminin 8 milyar Dolardan 29 milyar Dolara yükseldiği görülmektedir. Bu artışın, sigorta bedelinin bir bileşeni olan tarım ürünlerinin fiyatındaki yükselişten Çin, Brezilya, Hindistan ve Doğu Avrupa’da tarım sigortalarının büyümesinden ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Brezilya, Çin, Güney Kore Cumhuriyeti ve Türkiye gibi belli başlı ülkelerde devlet desteği uygulanmasından kaynaklandığı görülmektedir. Bu büyümeye rağmen, ülkelerin büyük bir kısmında tarım sigortalarının yaygınlığı çok düşüktür. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi arttıkça, sigorta hizmetlerinden yararlanan kitlede de artış görülmektedir. Dünya tarım sigortaları priminin yaklaşık % 90’ı, yüksek gelir düzeyli ülkeler tarafından üretilmektedir. Coğrafi bakımdan değerlendirildiğinde günümüzde Avrupa ve Kuzey Amerika’da tarım sigortası yaygın bir şekilde kullanılmakla beraber Latin Amerika, Asya ve Afrika’da da giderek artan oranlarda kullanılmaya başlanmıştır. Dünyada tarım sigortalarının alan bazında dağılım oranlarına bakıldığında ise, toplam portföyün % 90’ını bitkisel ürün sigortaları, % 4’ünü hayvan hayat sigortası, % 2’sini sera sigortası,

% 1’ini su ürünleri sigortası ve % 3’ünü diğer sigortaların oluşturduğu görülmektedir (Mahul ve Stutley 2010, https://web.tarsim.gov.tr 2015).

Gelişmiş ülkelerde uygulanan benzer sistemler çerçevesinde sigortalı tarım alanlarının toplam tarım alanları içerisindeki payının % 25-90 arasında değiştiği görülmektedir (Mahul ve Stutley 2010, Mahul ve Stutley 2010a). Türkiye’de tarım sigortalarının uygulandığı 1957 yılından 2006 yılına kadar olan dönemde bitkisel üretim alanında sigortalı tarım alanlarının toplam tarım alanları içerisindeki payının oldukça düşük olduğu (% 0,5 dolaylarında), ancak günümüzde devlet destekli Tarım Sigortaları Kanunu çerçevesinde Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)’ne kayıtlı tarım alanlarında bu oranın

% 16,1’e yükseldiği görülmektedir (GTHB 2015). Söz konusu artış tarım sigortası sistemi bulunan diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük kalmaktadır.

(13)

3

Yapılan literatür incelemelerinde, Türkiye’deki mevcut sistemi tanıtıcı ve üretici algılarını ölçen çalışmalara sıkça rastlanılmıştır. Bununla birlikte tarım sigortası alanında öne çıkan ülkelerde uygulanan tarım sigortası uygulamalarını kapsamlı bir şekilde inceleyen bir çalışmanın eksikliği göze çarpmaktadır. Bu çalışma farklı sigorta uygulamalarının incelenmesi, Türkiye’de uygulanan mevcut tarım sigortası politikalarının değerlendirilmesi, tarım sigortası yaptırılmama nedenleri ve tarım sigortalarının yaygınlaştırılması için yeni politika yaklaşımlarını ortaya koyması açısından önemlidir.

1.2 Araştırmanın Amacı

Çalışmanın temel amacı, Türkiye’de tarım sigortasının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak politika önerileri geliştirmektedir. Bu kapsamda öncelikli olarak Türkiye’de ve gelişmiş ülkelerde uygulanan tarım sigortası sistemlerinin incelenmesi, Türkiye’de uygulanan sigorta sistemine ilişkin sorunların ortaya konması ve tarım sigortalarının yaygınlaştırılması için mevcut sorunların çözümüne yönelik olarak bir modelin önerilmesi amaçlanmıştır.

Bu amaçlar doğrultusunda tezin hipotezleri “Türkiye’de tarım sigortası sistemindeki sorunlar doğru tespit edilip, sorunlara yönelik olarak uygun bir model önerilirse tarım sigortası yaptıran üretici sayısı artacaktır” ve “tarım sigortalarına yönelik yapılan destekleme artarsa, tarım sigortası yaptıran üretici sayısı artacaktır” şeklinde tespit edilmiştir.

1.3 Araştırmanın Kapsamı ve Ana Hatları

Bu çalışma kapsamında anket çalışması 2015 yılı üretim döneminde Tekirdağ ilinin Hayrabolu, Malkara ve Süleymanpaşa ilçelerinde bitkisel ürün sigortası yaptıran üreticilerle gerçekleştirilmiştir. Tarım sigortası prim ve poliçe üretiminin branş bazında

% 75’ini bitkisel üretim sigortası oluşturmakta ve 2007-2013 yılları arasında TARSİM faaliyet raporlarında yer alan bitkisel ürün sigortalarında il bazında poliçe sayısı

(14)

4

sınıflamasına göre en yüksek poliçe sayısı Tekirdağ ilinde görülmektedir. Söz konusu yıllar arasında Türkiye çapında yapılan bitkisel ürün sigortalarında Tekirdağ ili ortalama

% 11’lik bir oranla birinci sırada yer almıştır. Belirlenen üç ilçedeki toplam üretici sayısı hem Tekirdağ’daki üretici sayısının % 62,08’ini hem de Tekirdağ’daki sigorta yaptıran üretici sayısının % 61,4’ünü oluşturmaktadır.

Bu tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. İlk üç bölüm olan giriş, literatür özeti, materyal ve yöntem bölümlerinden sonra gelen dördüncü bölümde dünyadaki tarım sigortalarının mevcut durumu, tarım sigortası modelleri ve tarım sigortası alanında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tarım sigortası uygulamaları ele alınmıştır.

Beşinci bölümde Türkiye’de tarım sigortasının tarihçesine değinilmiş ve tarım sigortasları havuzu ve işleyişi hakkında bilgi verilmiştir. Altıncı bölümde, araştırma bölgesinde 192 üretici ile yapılan anketlerden elde edilen veriler yorumlanmış olup üreticilerin sigortalı olma durumunu etkileyen faktörlerin (sosyo-ekonomik ve işletme özellikleri, tarımsal örgütlenme durumları ile tarım sigortası hakkında bilgi düzeyleri) belirlenmesinde Logistik Regresyon analizinden faydalanılmıştır. Tarım sigortası yaptıran üreticilerin karşılaştığı sorunlar ve sigorta yaptırmayan üreticilerin yaptırmama nedenleri frekans dağılım çizelgeleri ile ortaya konulmuş olup üreticilerin yenilikçi sigorta ürünlerine bakışı skor testi ile çözümlenmştir. Tarım sigortası sisteminin işleyişine ilişkin olarak politika belirleyici görevi üstlenen devlet kurumları ve sigorta hizmetlerini sağlayan özel sigorta şirketlerinden bilgiler alınmıştır. Altıncı bölümde ise, elde edilen veriler ışığında tarım sigortasına yönelik politikalarının önerildiği sonuç ve öneriler kısmı yer almaktadır.

(15)

5 2. LİTERATÜR ÖZETİ

Tarım sektöründe risk faktörlerini inceleyen, söz konusu risk ve belirsizlikler nedeniyle meydana gelebilecek olası kayıpların önlenmesine ilişkin sistemleri ortaya koyan ve üreticilerin tarım sigortası sistemlerine olan bakışını araştıran yerli ve yabancı birçok araştırma bulunmaktadır.

Birçok araştırmacı yaptıkları çalışmalarda tarım sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin üretim dönemi süresince olası doğal, sosyal ve ekonomik riskler ile karşı karşıya kaldığını ifade etmektedirler. Araştırmacılar tarımı etkileyen risklerin başında meteorolojik karakterli doğal afetlerden kaynaklanan risklerin öncelikli olarak yer aldığı ve söz konusu olayların son yıllarda iklim değişikliği etkilerinin sonucunda daha da fazla hissedildiğini vurgulamaktadırlar. Bu nedenle toplumun beslenme ihtiyacını karşılayan tek sektör olan tarımdan elde edilen üretimin mevcut risklere karşı korunması için en etkili sistemin tarım sigortası olduğu ifade edilmektedir (Demir 2003, Dinler 2003, Çetin 2007, Çukur vd. 2008).

Tarım sigortasının tarihçesine ilişkin olarak Dinler (2004)’nin yapmış olduğu çalışmada dünyada modern anlamda tarımsal sigorta uygulamalarının 1770–1800 yılları arasında Avrupa’da başladığı ve ilk kez İrlanda’da sigorta kooperatiflerince hayvan sigortaları ve Almanya’da ise dolu ve yangın sigortaları yapıldığı, diğer Avrupa ülkeleri ve daha sonra ABD ve Japonya gibi ülkelerde geniş kapsamlı tarım sigortaları uygulamaları başladığı ifade edilmektedir.

Tümtaş (2007) ve Ertan ve Gök (2012), Türkiye’de tarım sigortaları uygulamalarının 1957 yılında başlamış olmasına rağmen 1995 yılına kadar tarımda risk yönetiminde devletin üretici primlerini desteklemesine ilişkin bir çalışma yapılmadığını vurgulamakta, 1987 yılında planlı bir çalışma başlatıldığını, 1995 yılında tarım sigortalarının ortak bir sistem içerisinde uygulanması için Tarım Sigortaları Vakfı’nın kurulduğunu ifade etmektedirler. Araştırmacılar çalışmalarında 2004 yılında Türkiye genelinde yaşanan doğal afetin büyük zarar oluşturması ve mevcut yasalarla bu zararın karşılanamaması nedeniyle Türkiye’de tarımsal yapıya uygun bir tarım sigortaları

(16)

6

sisteminin oluşturulması için hükümetin bu konuyu acil eylem planına aldığını ve kanun çalışmalarının hızlandırıldığını ifade etmektedirler. Bunun sonucunda Avrupa Birliği (AB) içerisinde en kapsamlı ve en başarılı tarım sigortası sistemine sahip ülke olarak gösterilen İspanya modelinin örnek alınarak 14.06.2005 tarihli 5363 Sayılı Tarım Sigortaları Kanunu gereği faaliyetlerin yürütülmesi amaçlı 28.10.2006 tarihinde Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi (TARSİM) kurulmuştur.

Türkiye’de tarım sigortası alanında ilk çalışmalardan biri Eraktan (1970) tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, tarım sigortalarının Türkiye’deki uygulamalarını, kişi ve kurumların gelecekteki yükümlülüklerini ortaya koymuş, tarım sigortasının üretici kesiminin refahı için mutlaka gerekli olduğunu ve tarım sigortalarının resmi bir kimlik kazanması gerektiğini ve sigortacılık faaliyetlerinin devlet tarafından kurulacak bir kooperatif aracılığı ile yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yavuz 2011).

Türkiye’de tarım sigortalarını konu alan çok sayıda çalışma olmakla birlikte, bunların önemli bir kısmı makro verileri kullanan, genel değerlendirmelerde bulunan ve dünyadaki tarım sigortası sistemleri ile karşılaştırma yapan çalışmalardır. Örneğin;

Dinler (2004), mevcut dolu sigortalarının yanı sıra, İspanya’da başarılı olarak uygulanan kuraklık, don, sel gibi risklere ait çoklu risk sigortalarının uygulamalarının Türkiye’de de başarılı bir şekilde uygulanması için konu ile ilgili çalışan tüm birimlere ayrı ayrı görev ve sorumluluklar düştüğünü, konunun yasal, teknik, idari ve mali yönden detayda incelenmesi gerektiğini, devlet desteğinin doğrudan üreticinin primlerine katkıda sağlanmasının yanı sıra gündemde bulunan Tarım Sigortası Kanunu’nun ülkenin kıt kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasını amaçlayan kurumsal düzenlemeleri içermesi gerektiğini ifade etmektedir.

Işık ve Kan (2007), Türkiye’nin AB’ye uyum sürecinde üye ülkelerin rekabet seviyelerini birbiriyle eşitlemek amacıyla oluşturulan mali fonlardan, Türk tarım sigortası sektörünün de faydalanması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu fonlar, sigortalı üretici sayısının artırılması için üyelik öncesinde sektörün ihtiyaç duyduğu desteği sağlayacaktır. Araştırmacı zorunlu tarım sigortası uygulamasıyla da Türkiye’de sigortalı üretici sayısının % 10 oranında artacağını ifade etmektedir.

(17)

7

Keskinkılıç (2013), Türkiye’de tarım sigortacılığı sistemi sorunlarını öz kaynak, reasürans ve teknik eleman yetersizliği olan sigorta şirketleri, hukuksal nedenler, devlet politikalarının yetersizliği olarak sıralamakla birlikte temel sorunun Türk tarımının yapısal sorunlarından kaynaklandığının altını çizmektedir. Araştırmacı, Türk tarım sigortası sisteminin geliştirilebilmesi için risk yönetim programlarında tek risk fakötrünün yanı sıra çoklu risklere odaklanılması gerektiğini, devletin yayım ve eğitim çalışmaları ile üreticilerin bazı riskleri kendi kendilerine yönetebilmelerine yardımcı olabileceğini, sonuçlarının düzeltilemez niteklikte olması nedeniyle katastrofik risklere (deprem, sel, fırtına gibi) daha çok odaklanması gerektiğini sübvanse edilmiş sigortalarda ahlaki risk1 ve ters seçim risklerinin2 dikkate alınması gerektiğini ve son olarak kontrol edilebilir riskleri sübvanse etmek yerine üreticiye ücretsiz eğitimler verilerek üreticinin ödeyeceği primlerin düşürülmesini önermektedir.

Türkiye’de tarım sigortaları konusunda işletme düzeyinde yürütülmüş sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Akçaöz vd. (2006) Antalya ilinde üreticilerin risk davranış gruplarına göre tarım sigortası ile ilgili tutumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirmiş olduğu çalışmada araştırma bölgesindeki işletmelerin % 77,6’sının düzenli tarım sigortası yaptırmadığı bulunmuş ve işletmelerin sigorta yaptırmama nedenleri arasında gelir yetersizliği, primlerin yüksekliği ve zarar ödemelerindeki aksaklıklar en önemli nedenler olarak sıralanmıştır. Araştırmacılar, tarım sigortasının üreticiler tarafından benimsenmesi için hasar belirleme aşamasında uzman kişilerin görev almasının önemini vurgulamakta, yanlış uygulamaların önüne geçilmesiyle üreticiler ile sigorta şirketleri arasında güven ilişkisinin oluşacağını ifade etmektedirler.

Şahin ve Miran (2007) tarafından İzmir ili Bayındır ilçesinde yapılan çalışmada üreticilerin algılarına göre bitkisel ürünlerin risk haritasının oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırmacılar üreticilerin algıladığı en yüksek riskin % 51,8 ile pazar

1 Ahlaki istismar riski: Sigorta yaptıran şahsın, sigortalı olmasına güvenerek normalde almayacağı riskleri alması anlamına gelmektedir.

2Ters seçim riski: Ürünün sahip olduğu risk değerini sigortalatmak isteyenler tam olarak bilirken, sigortacının bilmeyerek ürünü daha düşük oranda bir risk grubunda görmesidir (Roberts vd. 2011).

(18)

8

riski ve en riskli ürünün % 15,4 ile domates; en düşük riskin % 0,1 ile finans riski ve en az riskli ürünün ise % 1,6 ile yonca olduğu belirlemişlerdir.

Tümer ve Kumbasaroğlu (2008) Tokat ili Turhal ilçesinde gerçekleştirdikleri çalışmada hayvan sigortası yaptıran ve yaptırmayan işletmelerde inek sütü maliyetlerini hesaplamışlardır. Araştırma sonuçları, hayvan sigortası yaptıran işletmelerde 1 kg süt maliyetinin 0,237 YTL, yaptırmayan işletmelerde ise 0,371 YTL olduğunu göstermiştir.

Araştırmada hayvan sigortası yaptırmayan üreticilerin bilgilendirilmesi yoluyla tarım sigortası yaptıracak üretici sayısının artacağını öngörmektedir.

Yapılan literatür taramaları sonucunda dünyada mevcut tarım sigortası sistemlerini ele alan birçok çalışmaya rastlanılmıştır. Genel olarak çalışmalar ülkelerdeki risk yönetim araçları arasında tarım sigorta sistemlerinin yerini incelemekte, ülkelerin sigorta sistemlerini ve tarım sigortası sisteminde özel ve kamu sektörlerinin yerini ortaya koymaktadır (Mahul ve Stutley 2010, Antón vd. 2011, www.fao.org 2011, Tangermann 2011, White ve Hoppe 2012).

Baltussen vd. (2008)’in tarımsal risk yönetim araçlarını incelediği çalışmasında, AB’de üretim veya verim riski için farklı risk yönetim araçlarının kullanıldığını ifade etmiş, tek sigorta sistemleri ve İspanya’daki kamu özel çoklu risk sigorta programlarından Polonya’daki kuraklık kredilerine kadar değişen sistemler üzerinde durmuşlardır.

Araştırmada AB içerisinde fiyat riskleriyle baş etmek için risk yönetim araçlarının kısıtlı alanlarda kullanıldığı (İspanya’da patates ve çilek için) ifade edilmektedir. Buna ek olarak, ekonomik açıdan bakıldığında, tarım sigortasının sübvanse edilmesi piyasa dengelerini bozduğundan çok etkili bulunmamakla beraber, sürdürülebilir tarımsal faaliyetler için bir zorunluluk teşkil ettiği vurgulanmaktadır. ABD, Kanada ve AB’de destek miktarlarının farklılık gösterdiği ve her zaman krizler tarafından tetiklenmediği de ele alınan bir diğer konu olmuştur.

Roberts (2007) gelişmekte olan ülkelerdeki bitkisel ürün sigortasını ele aldığı çalışmasında Arjantin, Brezilya, Hindistan, Morityus, Malezya gibi ülke örneklerine yer vermiş, dünya genelinde bitkisel ürün sigortası talebinde gerçekleşen artış ve nedenleri

(19)

9

incelenmiş ve tarım sigortası sisteminin geliştirilmesi süreçlerini adım adım ele almıştır.

Çalışma sonucunda, sigorta sağlayıcılar için sağlam bir yasal dayanak oluşturulması, hükümetlerin bitkisel ürün sigortasını teşviki konusundaki temel hedefinin (ek bir risk yönetim mekanizması veya tarım sektörüne sübvansiyon sağlama yolu) ortaya konması, uluslararası reasürans3 şirketleri ile güçlü ilişkiler kurulmasının gerekliliği ve tarım sektörü temsilcileri ile iletişim halinde bulunulması gerekliliğinin altı çizilmiştir.

Skees (2000), gelişmekte olan ülkelerde geleneksel tarım sigortası sistemleri yerine yağış indeks sigortasının kullanılmasının daha uygun olacağını belirtmekte ve çalışmasında sözü edilen sigorta modelinin ahlaki istismar ve ters seçim risklerinin görülmemesi ve sigorta ürününün risk altındaki herkese satılabilmesi nedenleri ile daha avantajlı olduğunu ifade etmektedir.

Chikwendu vd. (1995) Nijerya’da küçük, orta ve büyük ölçekli üreticiler için tasarlanmış olan tarım sigortası sistemini incelemiş ve bitkisel ürün ve hayvancılık sigorta primlerinin devlet tarafından % 50 oranında sübvanse edildiğini belirtmiştir.

Literatür taramalarında Nijerya’da kümes hayvanları üreticilerinin tarım sigortası sistemine katılımını inceleyen çalışmalara da rastlanılmıştır (Patrick 2010 ve Farayola vd. 2013). Araştırmacılar çalışmalarında devletin tarım sigortası primlerini tarım sigortası primlerine verilen destek miktarının artırılarak kümes hayvanları üreticileri için daha ödenebilir hale getirmesi sonucuna varmışlardır.

Dünya Bankası’nın yaptırmış olduğu bir çalışmada Latin Amerika ülkelerindeki tarım sigortası sisteminin gelişimi durumları incelenmiş ve bu ülkelerdeki tarım sigortası modelleri ortaya konmuştur. Çalışma, birçok Latin Amerika ülkesinde tarım sigortası sisteminin gelişim seyrinin iyi olduğu ve devletlerin tarım sigortasını destekleme konusunda önemli rol oynadıklarını ancak hizmetlerin sunumu noktasında bazı eksikliklerin olduğunu ortaya koymaktadır. Tarım sigortası sisteminin gelişimi için

3 Reasürans, sigortacının sorumluluğundaki riskin sigortalanması yani sigortanın sigortası (mükerrer sigorta) anlamına gelir. Sigorta şirketleri, teminat altına aldıkları rizikolarda yaşanabilecek olası büyük hasarların aynı zamana gelme ihtimaline karşı, hasar ödemelerinde zorlanmamak için reasürans yaptırmaktadır.

(20)

10

uzun süreli kamu-özel sektör ortaklığının gerekliği vurgulanmakla birlikte tarım sigortası kurumsal kapasitenin ve çerçevenin güçlendirilmesi gereği ifade edilmektedir.

Çalışmada son olarak tarım sigortasının gelişimi için risklere uygun bir finansman stratejisinin uygulanmasının önemi vurgulanmıştır (http://documents.worldbank.org 2010).

Tarım sigortası konusunda politika geliştirmeye yönelik olarak yapılan çalışmalarda gelişmiş ülkelerde tarım sigortaları, toplam nüfus içerisinde tarımsal nüfusun oldukça az olması ve bu ülkelerin yüksek oranda destek verebilmelerinden dolayı, yüksek maliyetlere rağmen sorunsuz bir şekilde devam ettirildiğini, gelişmekte olan ülkelerde ise hem tarımsal nüfusun fazla olması hem de desteklemelerin kısıtlı olması nedeniyle aynı başarının görülmediği ifade edilmektedir (Wenner ve Arias 2003). ABD’de son dönemde gerçekleştirilen çalışmalarda tarım sigortasına verilen desteklerin genel bütçe içerisinde önemli bir paya sahip olması nedeniyle verilen yüksek destekleri tartışan çalışmaların olduğu görülmektedir (Goodwin ve Smith 2012, O’Donoghue 2013).

Wenner ve Arias (2003) tarafından yapılan çalışmada gelişmekte olan ülkelerin tarım sigortaları konusunda gelişmiş ülkelerin sistemlerini aynen uygulamak yerine planlama ve uygulama konusundaki bilgi birikimlerinden yararlanmanın daha faydalı olacağı vurgulanmaktadır. Arias ve Covarrubias (2006) ise kırsal alanda sürdürülebilir tarım sigortası uygulamalarının güçlü ve zayıf yönlerini ortaya çıkarmayı, politika yapıcılara devlet desteği ve müdahalelere karar verme sürecinde yol göstermeyi amaçlamıştır.

Çalışmada tarım sigortası uygulamalarında hükümet desteklerinin ve uluslararası afet yardımlarının mutlaka olması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Türkiye’de tarım sigortasının yaygınlaşmasını etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalarda üreticilerin sahip oldukları risk durumu, yetersiz tasarruf ve yatırım olanakları, primlerin yüksekliği, zarar ödemelerindeki düzensizlikler, sigorta konusundaki bilgi eksikliği ve sigorta konusunda etkili bir yayım hizmeti olmamasının, sigortanın kırsal alana yayılmasını etkileyen en önemli faktörler olduğu belirlenmiştir (Boz 1993, Ceyhan vd. 1997, Akçaöz vd. 2006, Çukur vd. 2008, Çetin ve Esengün 2012, Pezikoğlu vd. 2012, Kiracı vd. 2014).

(21)

11

Bhatt (2005) kredi kuruluşları ve diğer finansal kuruluşların tarım sigortaları konusunda önemli bilgi kaynaklarını oluşturduğunu ifade etmiştir. Birinci ve Tümer (2004), Tümer ve Kumbasaroğlu (2008) ve Şahin ve Miran (2007)’a göre tarımda risk önleme aracı olarak kullanılan sigorta konusunda üreticinin kafasının karışık olduğu, tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin tarım sigortaları konusunda bilgilendirilmesinin, genel eğitim seviyesinin yükseltilmesinin ve yaşam standardının iyileştirilmesinin tarım sigortasına olan eğilimi artıracağı belirlenmiştir.

Sayın vd. (2014) yapmış oldukları çalışmaya göre devletin sigorta prim desteğine rağmen üreticilerin farklı gerekçelerle sigorta uygulamasını yeterli ölçüde benimsemediği, ülkenin genel ekonomik durumunun ve girdi maliyetlerinin üreticileri daha fazla etkilediği, doğal koşulların daha az dikkate alındığı gözlemlenmiştir.

Araştırmacılar tarım sigortası yaptırmayı engelleyen nedenlerin başında, tarım sektörünün kemikleşmiş temel sorunları nedeniyle üreticinin yeterli gelir düzeyine sahip olamayışı, karşılaşacağı ekonomik zararın ödeneceğinden emin olmaması, gerekliliğini kavramasına rağmen her yıl düzenli sigortalatmanın ihmali ve arazinin tapu kaydının olmamasından kaynaklanan engelleri sıralamıştır.

Genel olarak sigorta yaptırma konusunda sigorta sistemine güven duymayanlar, arazisi az olanlar, geliri düşük olanlar, hisseli arazileri işleyenler (bürokratik engel, ÇKS vb.) ve bulundukları alanlarda önemli bir doğal riskle karşı karşıya olmayanlar tarım sigortası sistemi dışında kalmaktadır (Kiracı vd. 2014).

Sigorta programının tam başarıya ulaşması için üreticilerin sigorta programlarının kendi lehlerine olduğuna inanmaları, programın koşullarının adil ve güvenilir olduğunu hissetmeleri gereklidir (Keskinkılıç ve Alemdar 2013).

Üreticilerin tarım sigortalarına ilişkin olarak karşılaştıkları sorunlar değerlendirildiğinde Kiracı vd. (2014)’nin Trakya Bölgesi’nde gerçekleştirmiş olduğu çalışma sonucunda tarım sigortası yaptıran işletmelerde hasar tespiti işlemlerinin doğru yapılmaması, tazminat ödemelerinde muafiyet oranın yüksek olması ile sigorta poliçesinin düzenlenmesi döneminde ürün verimi ve fiyatının belirlenmesinde üretici beyanının

(22)

12

dikkate alınmaması gibi sorunlar öne çıkmaktadır. Üreticilerin devletten en önemli beklentileri arasında denetim, prim desteğine devam edilmesi ve bürokratik işlemlerin azaltılması öne çıkmaktadır. Sigorta şirketlerinden en önemli beklentilerinde ise poliçe kesim esnasında şartlar ile ilgili bilgilendirme, hasar tespit işlemlerini uygun olarak yapılması, poliçe kesimlerinde üreticilerin verim ve ürün fiyatlarına ilişkin beyanlarının dikkate alınması ve muafiyet oranlarının kaldırılması talepleri dikkat çekicidir.

Tarım sigortasının yaygınlaşmasında devlet desteğinin çok önemli olduğu, tarım sigortası yaptıran üreticilerin büyük bir kısmının devlet prim desteği nedeni ile sigorta yaptırmış olduğu görülmektedir. Bu duruma ek olarak üreticilerin riskli algıladığı ürünler ile önemli gördüğü risklere yönelik sigorta paketlerinin geliştirilmesi durumunda, sigortalamanın gelecekte üreticiler tarafından daha etkin kullanılan bir risk önleme aracı haline geleceği düşünülmektedir (Şahin ve Miran 2007, Kiracı vd. 2014).

Son olarak, bu araştırma ile dünyada tarım sigortası alanında gelişmiş ülkelerdeki uygulamaların detaylı bir şekilde ortaya konması ile ilgili kesimlere bilgi aktarımı sağlanacak, yenilikçi sigorta ürünlerinin tanıtılması ve üreticilerin bu ürünlere olan bakışlarını analiz etmesiyle bu konuda oluşturulacak politikaların belirlenmesinde yol gösterici bir kaynak olarak literatüre katkı sağlanacaktır.

(23)

13 3. MATERYAL VE YÖNTEM

3.1 Materyal

Çalışmanın materyalini Tekirdağ ilinin Hayrabolu, Malkara ve Süleymanpaşa ilçelerinde bulunan 192 üreticiyle yüz yüze gerçekleştirilen anketler ile tarım sigortası sisteminin işleyişine ilişkin olarak politika belirleyici görevi üstlenen GTHB Tarım Refomu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı ve sigorta hizmetlerini sağlayan üç özel sigorta şirketinin (Güneş Sigorta, Groupama Sigorta ve Ziraat Sigorta) birer temsilcileriyle yapılan mülakatlar sonucunda elde edilen “birincil veriler” oluşturmaktadır. Çeşitli kurum ve kuruluşların konu ile ilgili olan yayınları, konuya ilişkin kitaplar, makaleler ve resmi kurumlar (GTHB, TARSİM) ile uluslararası kuruluşların (Birleşmiş Milletler Kuruluşları, Dünya Bankası, vb.) resmi web sayfaları çalışma sırasında kullanılan “ikincil veriler”dir.

3.2 Yöntem

Anket yapılacak bölgenin özellikleri 3.2.1

Tekirdağ ilinin iklimi ılıman yarı nemli olarak nitelendirilmektedir. Ancak Süleymanpaşa ilçesinin Marmara Denizi’ne kıyısı olması itibariyle yaz mevsimi sıcak ve kurak, kış mevsimi ise ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin özelliklerini göstermektedir. Hayrabolu ve Malkara ilçeleri ise iç kesimlerde bulunması itibariyle yaz mevsimini daha kurak, kış mevsimini daha soğuk geçiren yarı karasal iklim özelliklerini göstermektedir (www.cbs.gov .tr 2015).

2014 yılında düşen yağış toplamı 815,2 mm olup, en fazla yağışın görüldüğü ay 136,1 mm ile Ekim, en kurak ay 6 mm yağış ile Şubat ayı olmuştur. Tekirdağ ilinin uzun yıllara ait meteorolojik verileri incelendiğinde 1975-2014 yılları arasında minimum sıcaklık Ocak ayında -11,7 oC, maksimum sıcaklık ise Haziran ayında 40,2 oC olmuştur.

Bölgede ağırlıklı görülen doğal afetler dolu, aşırı yağış, sel ve fırtına olup üreticilerin bu

(24)

14

riskleri bertaraf etmek için tarım sigortası yaptırdıkları görülmektedir (http://tekirdag.tarim.gov.tr 2014, GTHB 2015).

Tekirdağ ilinde arazi varlığı incelendiğinde işlenen tarım alanlarının toplamda 3.714.330 da olduğu, bu alanların 3.627.805 da tarla bitkileri (buğday, ayçiçeği, kanola, arpa, silajlık mısır, çeltik, fiğ, yonca, vd.) yetiştirildiği görülmektedir. Tarla bitkileri üretim dalları incelendiğinde, tahılların % 52,79 oran ile ilk sırada yer aldığı bunu % 42,76 ile yağlı tohumların, % 3,87 ile yem bitkilerinin ve % 0,58 ile diğer bitki gruplarının izlediği görülmektedir (http://tekirdag.tarim.gov.tr 2014).

Toplamda 33.398 da alanda gerçekleştirilen sebzecilik faaliyetlerinin ilin tarımsal gayri safi üretim değeri içerisine katkısı % 2,28’dir. Sebzelerin değer bakımından en önde gelenleri kavun ve karpuzdur. Bu ürünlerin üretim alanları Süleymanpaşa ve Malkara ilçelerinde yoğunluk kazanmaktadır. Meyvecilik faaliyetleri 21.008 da alanda gerçekleştirilmektedir. İlin tarımsal gayri safi üretim değeri içerisinde % 3,70’lik paya sahip meyvelerin değer bakımından önde gelenleri üzüm (sofralık ve şaraplık), zeytin (sofralık ve yağlık), ceviz ve bademdir. Araştırmanın gerçekleştirildiği ilçeler arasında Süleymanpaşa ceviz yetiştiriciliği ile öne çıkmaktadır (http://tekirdag.tarim.gov.tr 2014).

Örnek işletmelerin seçimi 3.2.2

Araştırmada anket uygulanacak üreticilerin tespiti için GTHB ve TARSİM yetkilileri ile görüşmeler yapılarak, bu kuruluşların resmi kayıtlardan faydalanılmıştır. GTHB’ndan temin edilen ÇKS kayıtları incelenerek Tekirdağ iline ait Hayrabolu, Malkara ve Süleymanpaşa ilçelerinde ÇKS’ye kayıtlı 16771 işletmeden oluşan bir örnek çerçevesi oluşturulmuştur.

Örnek hacminin belirlenmesinde, Oransal Örnek Hacmi formülü kullanılmıştır (Newbold 1995, Miran 2002, Şahin vd. 2008).

(25)

15 Formülde;

n = Örnek hacmi,

N = Araştırma kapsamına giren ilçelerdeki işletme sayısı (üretici sayısı),

= Varyans,

p ve q= tarım sigortası yaptıran ve yaptırmayan üreticilerin oranını ifade etmektedir.

Araştırma çerçevesinde 3 ilçede sigortalı oranı p=0.45 değeri kabul edilmiştir. N=

16771 olarak alınıp, % 95 güven aralığı, % 7 hata payı için örnek hacmi 192 olarak bulunmuştur.

192 kişilik örnek hacmi Kota Örneklemesi Yöntemi ile üreticilerin sigorta yaptırma durumları dikkate alınarak belirlenmiştir (Çizelge 3.1). Bunun neticesinde en fazla anket yapılacak ilçe % 41,3’lük pay ve 79 üretici sayısı ile Malkara olmuştur. % 31,2’lik pay ve 60 üretici sayısı ile ikinci sırayı Süleymanpaşa, % 27,6’lik pay ve 53 üretici sayısı ile Hayrabolu ilçesi üçüncü sırayı almıştır.

Çizelge 3.1 Oransal Örnekleme Yöntemi’ne göre yapılacak olan anket sayısı Üretici

Sayısı

Sigortalı Üretici

Sayısı

Oransal dağılım

Anket Sayısı (yaptıran)

Anket Sayısı

(yaptırmayan) Toplam Anket Sayısı

Hayrabolu 4621 2434 27,6 24 29 53

Malkara 6922 2751 41,3 36 43 79

Süleymanpaşa 5228 2460 31,2 27 33 60

Toplam 16771 7645 100 87 105 192

Anket çalışmasının büyük bir kısmı 13-16 Ağustos 2015 tarihleri arasında Tekirdağ- Karaevli’de gerçekleştirilen DLG-Önder Çiftçi Projesi Tarım ve Teknoloji Uygulamalı Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda yürütülmüştür. Eksik kalan anketler köylere gidilerek tamamlanmıştır. Anket için seçilen köyler belirlenirken poliçe sayısının yüksek olduğu

) 1 ( )

1 (

) 1 (

2

ˆ

p p

N

p n Np

px

 

 

2 px

(26)

16

köyler olması, köyler arasında ulaşım sorunlarının çok fazla olmaması ve tarımsal işletme sayısı bakımından yoğun olan köyler olması gibi özellikler dikkate alınmıştır.

Uygulanacak analiz yönteminin tespiti 3.2.3

Araştırmada üreticilerin tarım sigortası yaptırıp yaptırmamaları üzerine etkili olan faktörler Lojistik Regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bağımlı değişken ile bağımsız değişken ya da değişkenler arasındaki matematiksel ilişkiyi analiz etmekte kullanılan analiz, son yıllarda bilimsel araştırmaların çözümlenmesinde tercih edilen yöntemlerin başında gelmektedir.

Araştırmanın ikinci kısmında tarım sigortası yaptıran üreticilerin mevcut sistemde gördükleri sorunları, tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin ise sigorta yaptırmama nedenlerini ortaya koymak amacıyla sahadan elde edilen birincil verilerin yorumlanmasında frekans dağılım çizelgelerden faydalanılmıştır.

Araştırmanın son kısmında ise üreticilerin yenilikçi sigorta ürünleri arasındaki tercihlerini ortaya koymak, karşılaştırma yapmak ve önem derecelerini belirlemek amacıyla skor testinden faydalanılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Burada üreticilerin vermiş olduğu cevaplar yeniliğe açık olmamaları (yenilikçi tarım sigortasını yaptırmayı düşünmemeleri), yeniliğe kısmen açık olmaları (yenilikçi tarım sigortasının maliyetine bağlı olarak karar vermeleri) ve yeniliğe açık olmaları (yenilikçi tarım sigortası yaptırmayı düşünmeleri) şeklinde 3 kategoride ele alınmış ve bu kategorilerin ağırlıkları sırasıyla 0, 1 ve 2 olarak tanımlanmıştır.

Araştırmada ayrıca, tarım sigortası sisteminin işleyişine ilişkin olarak politika belirleyici görevi üstlenen devlet kurumu olan GTHB-Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanlığı ve sigorta hizmetlerini sağlayan özel sigorta şirketlerinden4 bilgiler alınmıştır. Bu görüşmeler, tarım sigortası sistemindeki

4 Araştırma kapsamında Groupama, Güneş Sigorta ve Ziraat Sigorta ile görüşülmüştür. Söz konusu şirketler tarım sigortası prim ve poliçe üretimi bakımından ilk 3 sırada yer almaktadır. 2015/8299 sayılı

“T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım

(27)

17

sorunların tespit edilmesi aşamasında sistemin tüm paydaşlarının görüşlerinin dahil edilmesini amaçlamaktadır.

3.2.3.1 Lojistik Regresyon analizi

Lojistik modelin kullanılması 1845’li yıllara kadar dayanmaktadır. Daha çok sosyo- ekonomik ağırlıklı konuların incelenmesinde kullanılan Lojistik regresyon analizi, ilk önceleri toplumdaki nüfus artışının, matematiksel bir ifadeyle açıklanmasına yönelik çalışmalarda ortaya çıkmıştır (Gürcan 1998). Lojistik Regresyon analizinin özellikle son yıllarda biyoloji, tıp, ekonomi, tarım ve veterinerlik, sosyal bilimler ve eğitim alanlarında yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri, istatistik paket programlarının kullanımının yaygınlaşmasıdır (Bircan 2004, Çokluk 2010).

Lojistik Regresyon analizinin kullanım amacı, en az değişkeni kullanarak en iyi uyuma sahip olacak şekilde bağımlı ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi tanımlayabilen ve istatistiksel olarak kabul edilebilir bir model kurmaktır (Agresti 2002). Lojistik Regresyon analizinde bağımlı değişken kesikli bir değer almakta ve bu analiz ile bağımlı değişkenin alabileceği değerlerden birinin gerçekleşme olasılığı tahmin edilmektedir (Hosmer ve Lemeshow 2000, Özdamar 2002, Akgül ve Çevik 2003, Cankurt vd. 2007). Lojistik Regresyon’da, bağımlı değişkenin bağımsız değişkenin etkisi ile kaç kat daha fazla ya da % kaç oranda fazla gözlenme olasılığına sahip olduğu tahmin edilmektedir (Yavuz 2010).

Lojistik modelde bağımlı değişken ortalaması bir olasılık olarak aşağıdaki gibi hesaplanır:

İstenen olaya ait olasılık P, istenmeyen olayın olasılığı ise 1-P olsun.

β0 : Denkleme ait sabit katsayı (intercept)

β1, β2...ve βp Bağımsız değişkenlere ait regresyon katsayıları (Slopes)

ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu” Kararı çerçevesinde Groupama ve Ziraat Sigorta tarım sigortası piyasasının % 80-85’ine hakimdir.

(28)

18

Xi : i. bağımsız değişkene ait değer (örneğin : kesikli-ikili bağımsız değişken, i=1 için X1=1 yada X1=0 değeri alabilir) ve

p : Değişken sayısı (i= 1,2,3,………….p)

İstenen olayın olasılığı (Y=1) ise 𝑃(𝑌 = 1⃓ 𝑋1, 𝑋2, … , 𝑋𝑝) = е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝 1+е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝

yada

𝑃(𝑌 = 1⃓𝑋1, 𝑋2, … , 𝑋𝑝) = е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝 1+е−(𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝)

İstenmeyen olayın olasılığı (Y=0) ise

𝑃(𝑌 = 0⃓ 𝑋1, 𝑋2, … , 𝑋𝑝) = 1 − 𝑃(𝑌 = 1⃓ 𝑋1, 𝑋2, … , 𝑋𝑝)

= 1 − е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝

1+е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝 =1+е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝1

eşittir ve bu iki olasılığın birbirine oranına “odds oranı” denilir. Olabilirlik veya olasılık oranı olarak ifade edilen odds, bir olayın olma olasılığının, o olayın olmama olasılığına bölümü olarak tanımlanmaktadır.

Odds (𝑌 = 1⃓𝑋1, 𝑋2, … , 𝑋𝑝) oranı:1−𝑃𝑃 = е𝛽0+𝛽1𝑋1+⋯+𝛽𝑝𝑋𝑝 şeklinde yazılabilir.

Eşitliğin her iki tarafının doğal logaritması (Ln) alındığında; bağımlı değişken ile bağımsız değişken arasındaki ilişkinin lineer bir duruma dönüştüğü Logistik Regresyon analizi,

Logit (P) = log [1−PP ] = 𝛽0 + 𝛽1𝑋1 + ⋯ + 𝛽𝑝𝑋𝑝 şeklinde yazılabilir.

(29)

19

Odds değeri ile üzerinde durulan olayın olma olasılığı arasındaki ilişki odds=p/1-p ya da p=odds/1+odds seklinde ifade edilir. Örneğin odds değerinin 1 ve 1’den büyük olduğu durumlarda p olayının gerçekleşme ihtimalinin artması yönünde bir kanı oluşmaktadır.

Diğer bir ifadeyle, olasılık değerinin 0,5 ve bundan büyük olduğu değerlerde p olayının gerçekleştiği kabul edilir. Fakat p olayının gerçekleşmesi konusunda kesin bir yargıya varabilmek için odds değerinin 1 veya 1’den büyük çıkmasının yanı sıra wald istatistiğinin de istatistiki olarak önemli çıkması gerekmektedir (Özdamar 2002, Eyduran 2006, Yavuz 2010).

Lojistik regresyon analizinde, bağımsız değişkenlerin odds oranlarını hesaplarken tam (enter) ve adımsal (stepwise) yöntemleri kullanılabilir. Adımsal yöntemlerde üç ileriye doğru götürme (bağımsız değişken ekleme, conditional, LR ve Wald) ve üç geriye doğru götürme (bağımsız değişken çıkarma, conditional, LR ve Wald) olmak üzere toplam altı ayrı adımsal regresyon modeli geliştirilebilir (Tatlıdil 1996, Albayrak 2006).

Araştırmada ölçülen değişkenler için frekans, yüzde ve ortalama gibi basit tanımlayıcı istatistikler kullanılarak inceleme alanındaki mevcut durum özetlenmiştir. Sonrasında çalışmanın amacına ve elde edilen verilere uygun olması sebebiyle “İkili Lojistik Regresyon” analizi tam (enter) yöntemi kullanılmıştır. Bağımlı değişken tarım sigortalılık durumuna göre, tarım sigortası yaptıran üreticiler “1” yaptırmayan üreticiler ise “0” değerini aldığı modelde bağımsız değişkenler işletme sahibinin yaşı (sürekli veri), işletme sahibinin eğitim durumu (kategorik veri: lise öncesi, lise, üniversite), işletme sahibinin hane halkı sayısı (sürekli veri), deneyim (sürekli veri), işletme genişliği (sürekli veri), toplam işletme genişliği içerisinde kiraladığı arazi oranı (sürekli veri), tarım dışı faaliyetlere katılma durumu (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0), tarımsal gelirin toplam gelirdeki payı (kategorik veri: % 0-50, % 51-100), tarımsal kredi kullanımı (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0), kooperatif/üretici örgütü üyelik durumu (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0), T.C. Ziraat Bankası (TCZB)’ndan tarımsal kredi kullanımı (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0), TARSİM devlet desteğinden haberdar olma durumu (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0), traktörüne kasko yaptırması (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0), toprak analizi yaptırması (kesikli veri: Evet:1, Hayır:0) ve ürün deseni

(30)

20

(buğday, ayçiçeği, kanola, arpa, mısır) (sürekli veri) seçilerek uygun istatistik programı yardımıyla model çözümüne gidilmiştir.

3.2.3.2 Skor testi

Çalışmada bazı tanımlayıcı istatistikler (frekans dağılımı ve yüzde oranlar gibi) kullanılarak değişkenler arası karşılaştırma yapılmıştır. Önem derecelerini belirlemek amacıyla değişkenlere ağırlık verilmiş olup, bunlar ilgili değişkenlerin yüzdeleri ile çarpılarak skorları elde edilmiş ve önem sıraları belirlenmiştir (Yurtlu vd. 2012).

(31)

21

4. DÜNYADA TARIM SİGORTASI UYGULAMALARI

Tarım sigortası uygulamalarının geçmişi 1700’lü yılların sonuna dayanmakla beraber son dönemlerde başta iklim değişikliği ve tarımsal ürünlere zarar veren iklim koşullarındaki ekstrem olayların sıkça yaşanmaya başlaması ve üreticilerin, yatırımcıların ve bankaların tarımsal işletmelere yapmış oldukları yatırım miktarlarının artmasıyla birlikte yatırımların korunması için sigorta uygulamaları kullanılmaya başlamışlardır (Kang 2007).

Son 10 yılda dünya genelinde küresel tarım sigortaları prim hacminde % 262’lik bir büyüme görülmüştür. Bu büyümenin ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerde gerçekleştiği ve tarım sigortalarına verilen devlet desteği sebebiyle tarım sigortası hizmetlerinden faydalanan üretici sayısındaki artıştan kaynaklandığı ifade edilmektedir (Mahul ve Stutley 2010, https://web.tarsim.gov.tr 2015).

Dünya Bankası’nın 65 ülke üzerinde yaptığı bir çalışmada tarımsal sigorta modelleri analiz edilmiştir. Buna göre devletin tarımsal sigorta pazarına katılması durumunda değişik yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Devlet tarafından sigorta primlerine verilen sübvansiyonlar en yaygın görülen devlet desteğidir. Söz konusu çalışmada 40 ülkenin ürün sigortası desteği olarak tarım sigortası primini tercih ettiği görülmektedir. 27 ülkede ise tarımsal ürünlerin geliştirmesine yönelik çalışmalar ve yatırımlar, eğitim ve bilgi toplama alanında bitkisel ürün sigortası ürünlerine destek verilmektedir. Tarımsal sigortalar ile ilgili yasal düzenlemelerin çok önemli olduğu ve bitki korumanın desteklenmesi gerektiğini düşünen 33 ülke olduğu görülmektedir. Tarımsal sigorta poliçelerinin idari maliyetlerine ilişkin destekleme ise 10 ülkede görülmektedir (Mahul ve Stutley 2010, Čolović ve Petrović 2014). Türkiye’de 2006 yılından itibaren tarım sigortası prim bedellerinin % 50’si devlet tarafından karşılanmaktadır.

(32)

22 4.1 Tarım Sigortası Modelleri

Tarım sigortası modelleri ülkeden ülkeye değişmekle beraber pazar açısından üç gruba ayrılmaktadır. Bunlardan ilki sistemin tamamen devlet kontrolü (fon sistemi) altında olduğu modeldir. Bu modelde yeknesak olan tek bir sigorta ürünü kamuya ait sigorta şirketleri tarafından hizmete sunulmaktadır. Söz konusu şirketler monopol özellik göstermektedir. Bu sistemde zorunluluk olmasından dolayı pazara olan penetrasyon oranı5 çok yüksektir ancak monopol yapısı dolayısıyla hizmet sunumu çok iyi olamamaktadır. Bu sistemde devlet anahtar roldedir ve tüm kontrolü elinde tutmaktadır.

İkinci tip sistem ise kamu-özel sektör iş birliğidir. Bu sistemin amacı, doğal afet ve hastalıkların, bitkisel üretim ve hayvancılıkta neden olduğu zararları ticari ve kâr amacı olmadan sigorta prensipleri çerçevesinde ve teknik esaslara dayalı olarak çağdaş, güvenilir, şeffaf ve sürdürülebilir bir sistemle, kısmen de olsa karşılayıp; üreticileri, uzun vadede gelir istikrarına kavuşturarak üretimde devamlılığı (gıda güvencesini) sağlamaktır. Söz konusu yapı içerisinde de müşteri yelpazesi oldukça çeşitlidir ve sisteme olan penetrasyon yüksektir. Teknik kriterler ticari kaygıların üzerindedir ve hizmet sunumunda rekabet görülmektedir. Devlet sistemin istikrarını pekiştirici rol oynamaktadır. Özel sektör ise bilgi ve teknoloji alanında hizmet sağlamaktadır. Son model ise özel sektörün baskın olduğu yapılanmadır. Burada sistemde penetrasyon ve sigorta ürün çeşitliliği düşüktür. Rekabet ortamından dolayı ticari kaygılar ön plana çıkmaktadır (Čolović ve Petrović 2014, TARSİM 2015).

Yapılan literatür çalışmaları sonucunda sigorta programlarının geleneksel ve yenilikçi sigorta ürünleri olmak üzere ikiye ayrıldığı görülmektedir. Geleneksel sigorta ürünleri tek risk sigortası, birleşik risk sigortası ve çoklu veya tüm risk sigortası olmak üzere üç kategoride incelenebilmektedir.

Tek risk sigortalarının kapsamı yangın, don, dolu, rüzgâr gibi tek bir risk faktörüne karşı düzenlenmektedir. Tarım sigortalarının ilk yapıldığı dönemlerden günümüze kadar don sigortalarının oldukça başarılı bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Bu başarıya söz konusu risk faktörü ile karşılaşılması durumunda prim miktarlarının istatiksel olarak

5 Toplam tarım alanları içerisinde sigortalanan alanları oranı

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :