Gombrowicz’in Romanında
Başkahraman
Bakakai
• Gombrowicz’in kısa öykülerinden oluşan derlemesidir.
• Aslında bu öyküler yazarın 1933 yılında
Varşova’daki Rój yayın evinden yayımladığı ilk kitabı olan Ergenlik Döneminden Anılar başlıklı yapıtının genişletilmiş halidir.
• Savaştan sonra 1957 yılında adını Bakakai olarak değiştirerek Krakov’daki Wydawnictwo
Literackie'den yeniden yayımlar.
• Kitabın adı muhtemelen Hint kökenli bir sözcükten türediği düşünülmektedir.
Gombrowicz'in Arjantin'e geldikten kısa bir süre sonra yaşadığı Buenos Aires'teki bir
sokağın adıdır.
• Gombrowicz, başlığı daha kolay telaffuz etmek için orijinalinde 'Bacacay' olan sözcüğü
'Bakakaj‘ (Bakakai) olarak değiştirmiştir.
• Bakakai on iki öykü içermektedir. Kitabın ilk
versiyonunda bulunan yedi öykünün üzerine yeni beş öykü daha eklemiştir.
• Kitabın içerisinde yer alan öyküler şunlardır: «Şölen, Sıçan, Banbury gemisindeki olaylar, Çocuk işlemeli Philifor, Çocuk işlemeli Philimor, Maceralar, Servis merdiveninde, Bekaret, Kontes Fritauille’un evindeki şölen, Taammüden cinayet, Stefan Czarniecki’nin
anıları, Avukat Kraykowski’nin dansçısı.»
Bakakai ve Stefan Czarniecki’nin Anıları
• Bu hikayede anne ve babasının yaşamından, kendi yaşamına geçiş yaparak geçmişini anlatan Stefan Czarniecki, annesine, babasına, çocukluğuna duyduğu özlemi dile getirir.
• Öykünün konusundan da anlaşılacağı gibi çocukluk dönemine duyulan özlem, Gombrowicz’in olgunlaşmamışlık düşüncesiyle
bütünleşmiştir.Olgunluk denen dönem devamında sahteliği de getirir.
• Yani Gombrowicz’e göre çocuklar sahte değildir ve maskeleri de yoktur. Olgunlaşmamıştırlar. Belki de burda Stefan Czarniecki’nin aradığı ve özlediği şey bu olgunlaşmamışlıktır.
• Yazar, insanlar tarafından kalıplara sokulmuş, klişeleştirilmiş olan
vatan, inanç, aile gibi kavramlara temas ederek, bu yargıların zamanla insanı nasıl hapsettiğine, kalıplara soktuğuna işaret eder.
Bakakai ve ”Sıçan”
• Sıçan, Houligan adıyla herkesçe tanınan bir haydutun, emekli bir hakim olan Scorrabini tarafından tutsak
edilmesini anlatır. Haydutun herkesi korkutan tavırlarından ve yarattığı terörden sıkılan hakim, ona bir tuzak hazırlar ve onu yakalayıp evinin mahzenine kapatır.
• Hakim, Houligan’ın üstünde denediği bir çok eziyetin ardından, haydutun bir sıçandan korktuğunu farkeder.
Sıçanın ellerinden kaçışının ardından ise Houligan
özgürlüğüne kavuşur. Yalnız sıçan kabusu artık hayatının tam orta yerine yerleşir ve en büyük hobisi halini alır.
• Gombrowicz, Sorrabini’nin hayduta yaptığı eziyetlerden bahseder. Yalnız bu eziyetleri, mantık kurallarını bozan, kendi içinde tutarsız bir düşünce biçimde yani absurd bir kullanımla anlatmış ve haydutu aşağılanmış bir portrede okuyucunun tasvirine sunmuştur. İnsanın yaşayışını hiçe sayan aşırı ve sıkıcı toplum formatlarına karşı olan Gombrowicz, duruma
saçma ama anlamsız olmayan bir özellik katmıştır.
• Yazar, hayduta absurd bir özellik katmıştır ve formdan kaçış olmadığını, sadece başka forma geçiş olduğunu vurgular nitelikte, Hauligan’ı
haydutluk biçiminden çıkartmış, zaafını farkeden ve onunla başa çıkmaya çalışan birine dönüştürmüştür.
• Haydutun sevgilisi sıçanı ısırmış ve grotesk anlatıma uygun bir finalle öykü sona ermiştir.
Kaynaklar
• Gombrowicz, Witold. Günlük 1953-1958. I.Cilt.
Çev: Neşe Taluy Yüce. İstanbul: YKY, 2015.
• Gombrowicz, Witold. Bakakai. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 1999.