T. C. ANKARA ÜN

155  Download (0)

Full text

(1)

T. C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM

ANABİLİM DALI

İLETİŞİMDE MANTIK YÜRÜTME VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME YÖNTEM VE YAKLAŞIMLARININ ROLÜ VE ÖNEMİ: POLİTİK LİDER SUNUMLARININ

ANALİZİNE YÖNELİK KALİTATİF BİR ARAŞTIRMA

Yüksek Lisans Tezi

Ersan Yalçın Mavili

Ankara-2004

(2)

T. C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM

ANABİLİM DALI

İLETİŞİMDE MANTIK YÜRÜTME VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME YÖNTEM VE YAKLAŞIMLARININ ROLÜ VE ÖNEMİ: POLİTİK LİDER SUNUMLARININ

ANALİZİNE YÖNELİK KALİTATİF BİR ARAŞTIRMA

Yüksek Lisans Tezi Ersan Yalçın Mavili

Tez Danışmanı Prof. Dr. Bayram KAYA

Ankara-2004

(3)

T. C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM

ANABİLİM DALI

İLETİŞİMDE MANTIK YÜRÜTME VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME YÖNTEM VE YAKLAŞIMLARININ ROLÜ VE ÖNEMİ: POLİTİK LİDER SUNUMLARININ

ANALİZİNE YÖNELİK KALİTATİF BİR ARAŞTIRMA

Yüksek Lisans Tezi

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Bayram KAYA

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası ... ...

... ...

... ...

... ...

... ...

... ...

Tez Sınavı Tarihi ...

(4)

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ ...1

Amaç ...10

Önem ...11

BÖLÜM I 1. İLGİLİ İNCELEMELER ...13

1. 1. Eleştirel Düşünme ...13

1. 2. Mantık Yürütme ...15

1.2.1. İkna Ve Toulmin Mantık Yürütme Yaklaşımı ...22

1.2.2. Argüman Gücünün İkna Üzerindeki Etkilerini İnceleyen Çalışmalar...29

1. 2. 3. Siyasal İletişim, Dil Ve İkna ...32

1. 3. Etki Kuramı Çerçevesinde Mesaj Yapılandırma ...34

1.4. İkna Ve Hedef Kitle ...42

2. KURAMSAL ÇERÇEVE ...47

2. 1 Eleştirel Düşünme Ve Mantık Yürütme Yaklaşımları ...47

2. 2. Mantık Yürütme Ve Toulmın Modeli ...53

2. 2. 1. Argüman Gücü ...64

2. 2. 2. Dil ve İkna ...65

2. 3. İkna Ve Hedef Kitle ...70

3- ARAŞTIRMA SORULARI ...73

(5)

BÖLÜM II

1. YÖNTEM ...77

1.1. Araştırma Alanı...77

1.2. Araştırma Tasarımı ...77

1.3. Veri Toplama Süreçleri ...78

1.4. Araştırmanın Sınırlılıkları ...79

1. 5. Analiz ...80

BÖLÜM III 1. BULGULAR VE DEĞERLENDİRME...106

1.1. Eleştirel Düşünme Yöntem Ve Yaklaşımları İle İlgili Değerlendirme...106

1.2. Toulmın Mantık Yürütme Metoduna Göre Politik Lider Sunumlarının Analizinin Değerlendirilmesi ...108

1.3. Dil Öğelerinin İkna Üzerindeki Etkileri İle İlgili Değerlendirme...112

1.4. Argüman Gücünün İkna Üzerindeki Etkileri İle İlgili Değerlendirme ...115

1.5. Hedef Kitlenin Özelliklerinin İkna Üzerindeki Etkileri İle İlgili Değerlendirme ...117

1.6. Politik Lider Sunumlarının İkna Edicilikleri İle İlgili Değerlendirme...119

(6)

SONUÇ

Öneriler ...123

ÖZET ...125

SUMMARY ...126

KAYNAKÇA ...127

EKLER ...133

TABLOLAR DİZİNİ Tablo 1 Sonuç-neden ilişkili mantık yürütme modeli ...18

Tablo 2 Matriks Yapısı ...21

Tablo 3 Toulmin Modeli (Toulmin’s Model) ...27

Tablo 4 Eleştirel Düşünme...51

Tablo 5 Tümdengelim ...56

Tablo 6 Tümevarım...57

Tablo 7 Toulmın Modelinin Bütünleşik Yapısı ...58

Tablo 8 Toulmin’s Model...59

Tablo 9 Toulmin Modeli...60

Tablo 10 Toulmin Modeli...61

(7)

ÖNSÖZ

Bir tezin hazırlanması emek, bilgi, zaman isteyen bir süreçtir. Bu süreç uzun literatür okumalarını, yorum yapma yeteneğini ve yoğun bir çalışma dönemini içinde barındırır. İnsan ne kadar yazarsa yazsın, ne kadar düzeltirse düzeltsin sanki hep bir şeyler eksik kalmış gibi, daha söylenecek bazı sözler, ispatlanması gereken varsayımlar varmış gibi geliyor. Sanırım bilimsel araştırmanın özünde de bu duygu var. Bu tezin hazırlanmasında gerçekten özverili çalışılmıştır. Bu özveriye gönülden katkıda bulunanlara ben de gönülden teşekkür ederim çünkü asıl destek maddi bir yardım yada yüzeysel bir katkı değildir, inanmak, güvenmek ve emeğe saygıdır.

Tez danışmanım Prof. Dr. Bayram Kaya, geçirdiği zor günlere rağmen sabrından ve sakin yaklaşımlarından ödün vermemiştir. Kendisi bir öğretmenin sahip olması gereken en güzel özelliğe sahiptir; yönlendirmek ve cesaretlendirmek. Bu nedenlerle kendisine çok teşekkür ederim.

(8)

GİRİŞ

İLETİŞİMDE MANTIK YÜRÜTME VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME YÖNTEM VE YAKLAŞIMLARININ ROLÜ VE ÖNEMİ: POLİTİK LİDER SUNUMLARININ ANALİZİNE YÖNELİK KALİTATİF BİR ARAŞTIRMA

Bir araştırmacının araştırma yapacağı bir alan yada konunun tespiti için çevresini sorgulayan gözlerle incelemesi ve yaşamın içinden sorunları tespit ederek bu konular üzerinde yoğunlaşması Erdoğan’ın ifadeleriyle “ bilimin soruşturulan hayat içinde konumlandırılması” (2003 ;13) gerekir. Bu bağlamda yapılan gözlemlerle, gazetelerde demeçlerini okuduğumuz, televizyonda sunumlarını izlediğimiz politik liderlerin, özel yada kamu görevlilerinin, sendika başkanları, sivil toplum örgütleri başkanlarının kamuya yada özel sektörde bildiri yayınlamak yada sunum yapmakla görevli kişilerin sunumlarının mesaj alıcılarınca, mesaj gönderenin hedeflediği düzeyde etkili olmadığı, olumlu olarak değerlendirilmediği tespit edilmiştir.

Kamuoyuna sunum yapanların “sunumları, mesajları” genellikle hedef kitleleri tarafından yeterince beğenilmemekte, ikna edici bulunmamakta ve sunum yapan kişi yada kişilerin hedef kitleleri üzerinde istendik düzeyde tutum ve davranış değişikliklerine neden olamamakta ise bu konu üzerinde bir çalışma ile durum tespiti yapılması, eksikliğin nedenleri hakkında inceleme yapılması ve bir sonuca varılmasının (epistomolojik açıdan) yararlı olacağı düşünülmüştür.

Batı literatürü incelendiğinde, kamuoyuna sunum yapanların, mesajlarını yapılandırma yöntem ve yaklaşımları hakkında daha bilgili oldukları, eğitimlerinin çeşitli kademelerinde farklı yöntem ve yaklaşımların kullanımı hakkında teorik bilgilerden haberdar oldukları ve uygulamalar hakkında da deneyim sahibi oldukları gözlenmiştir. Örneğin; Amerikan Üniversite ve Kolejlerinde her bölümün ihtiyaçlarına yönelik olmakla beraber akademik yazma programları, dersleri bulunmakta ve öğrencilerine teorik bilgiler ve uygulamalarla daha ikna edici nasıl yazabilecekleri, fikirlerini hedef kitlelerine daha iyi nasıl aktarabilecekleri öğretilmektedir. Internet

(9)

ortamında çok farklı teorik yaklaşım ve uygulamaları (İngilizce olarak) öğreten “yazma” siteleri ve programları bulunmaktadır.

Türk Üniversitelerinin zorunlu Türk Dili dersinin1 içeriği öğrencilerin akademik yazma programları öğrencilerin etkin yazma becerileri kazanmalarını sağlayabilecek düzeyde değildir. Anadilin etkin kullanımını artırabilecek, etkin yazma konusunda öğrencilerin birikimlerine katkıda bulunacak düzeyde genellikle değillerdir. Mesaj yapılandırma, ikna edici bir metin oluşturma sürecinde kullanılabilecek yöntem ve yaklaşımlarla ilgili olarak Türk literatüründe yeterli düzeyde çalışma yapılmamıştır. Çeşitli dil derneklerinin edebi yazın alanında kendilerini geliştirmek isteyen bireyler için seminer programları bulunmaktadır. Aynı dil derneklerinin2 bireysel gelişimlere yönelik yine bireyin ihtiyaçları (gramer bilgisi, edebi anlatım, ifade bozukluklarını düzeltme gibi) doğrultusunda hazırlanan çalışmaları bulunmaktadır. Bu çalışmalar, ikna edici mesaj yapılandırma süreçlerinde kullanılabilecek mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarını içeren metodik çalışmalar olma özelliğini taşımamaktadır.

Batı dünyasında ikna edici metin yapılandırma amacına yönelik akademik çalışmalar ve pratik uygulamalar yapılmış ve yapılmaktadır. Bu uygulamaları yapanlar mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarının ikna süreçlerinde önemli etkilerinin olduğunu bilmektedirler.

Mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarının ikna edici metin yapılandırma süreçlerinde nasıl kullanılabileceği konusunda teorik çalışmaların yanı sıra, bu çalışmaları kaynak alarak konunun özelliğine göre hazırlanmış sistematik yöntem ve yaklaşımlar da geliştirilmiştir. Mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımları ikna edici metin yapılandırma süreçlerinde yoğun olarak kullanılmaktadır ve ikna etkileri artırılmaktadır.

1 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yavuz Demir’in düzenlediği,

“Üniversitelerde okutulmakta olan zorunlu Türk Dili dersinin gerekliliği ve işlevselliği” başlıklı çalışma sonucunda dersin %86. 6 gibi bir oranla “işlevsiz ve gereksiz” olduğu ve yazmaya ve okumaya özendirmediği ortaya çıkmıştır. ( Hürriyet, 12. 08. 2004,Doğan Hızlan-Bakış )

2 Türk Dil Kurumu, Uğur Mumcu Derneği, Dil Derneği gibi

(10)

Batıda mesaj hazırlayanlarca yoğun olarak kullanılan mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımları nelerdir? Bu yöntem ve yaklaşımların ikna süreçleri içindeki etkisi nedir? Türk literatüründe bu yöntem ve yaklaşımların uygulamaları var mıdır? Mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarının mesaj yapılandırma süreçlerinde etkileri incelenmiş midir? Eğer incelenmemiş ve uygulamaya konulmamış yöntem ve yaklaşımlar var ise bunlar Türkçe’ye adapte edilebilir ve Türk literatürüne kazandırılabilirler mi?

Bu durumda, kamuoyuna mesaj verenlerin mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarını kullanarak hedef kitlelerinin istendik yönde tutum ve davranış göstermeleri sağlanabilir mi? Bu sorun çerçevesinde incelenecek üç ana sorun başlığı belirlenmiştir :

• Eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımları,

• Mantık yürütme yöntem ve yaklaşımları,

• İkna süreçleri.

Eleştirel düşünme (critical thinking) alanın duayenlerinden felsefeci, psikolog, eğitimci John Dewey tarafından aşağıdaki gibi tanımlanmıştır :

“Bir inanç yada farazi bir bilginin etkin, dikkatli, kararlılıkla (persistent) onu destekleyen kanıtların (grounds) ve olası sonuçların ışığında düşünülmesi“ (Dewey, 1909 ;9 Akt. Bahrami, 2004;3)

Dewey’ in bu tanımı kendisinden sonra gelen düşünürlerce geliştirilmiştir. Bu tanımlamadan yola çıkan Watson ve Glaser (1939) daha detaylı bir tanımlama yapmışlardır kendilerinden sonra gelen birçok bilim adamı da onlardan esinlenmişlerdir :

“ Sonuçları destekleyen kanıtları sistematik ve mantıksal olarak inceleme; kanıtlar ve sonuçlar arasındaki mantıksal ilişkiyi ortaya koyabilme ve somut kanıtlar ve mantık yürütme ile desteklenmiş çıkarımları üretebilme tutum ve becerisi. ” (Akt. Conolly, 2000;2)

Bu tanımlar çerçevesinde Batı yazınında eleştirel düşünme, yaşamın

(11)

iletmek durumunda olan göndericilerce eleştirel düşünme becerileri öğrenilmiş ve sözlü yada yazılı metinlerde de geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur.

Türk literatüründe bu tanımlar ışığında geliştirilmiş mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımları iyi bilinmemekte gerek mesaj yapılandırma gerekse hedef kitlenin istendik davranışlar sağlanmasında öncelikle de kamuoyuna mesaj verenler tarafından sorunlar yaşanmaktadır.

Mesaj yapılandırma ve ikna etkilerini istendik düzeyde sağlayamayan mesaj göndericilerine, mantık yürütme ve eleştirel düşünme yaklaşımlarını bilmek yardımcı olur mu? Bu yöntem ve yaklaşımlar Türkçe’de de ikna edici mesaj yapılandırmak için kullanılabilir mi? Batı dünyasının mantık yürütme ve eleştirel düşünme yaklaşımlarının farklı kültür ve dillere uygulanması hakkındaki görüş ve düşünceleri nelerdir? Bu konuda akademisyenler arasında farklı bakış açılarına sahip olanlar var mıdır? Farklı görüş açılarından mantık yürütme yaklaşımlarını ve eleştirel düşünmeyi değerlendiren bilim adamları var ise bu farklılıklara bir açıklık getirilebilir mi?

Dünya literatürü incelendiğinde yukarıda verilen tanımın dışında Dewey ve Glaser gibilerin aksine eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarına farklı açılardan yaklaşan sosyal bilimcilerin de bulunduğu görülmüştür. Bu bilim adamlarınca (Fox, 1994; Ramanathan, 1996 ; Atkinson, 1997 ; Gieve 1998) eleştirel düşünme becerileri sadece Batı kültürüne ait bir özellik olarak tanımlanmaktadır. Doğu kökenlilerin eleştirel düşünme becerilerine sahip olmadıkları ve eleştirel düşünme ve analiz yapabilmenin kültüre dayalı bir düşünme tarzı olduğu ve buna bağlı olarak da eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarını kullanarak sadece Batı ve Amerikan kültürlerinden gelen kişilerin “ iyi “ yazabilecekleri iddiasındadırlar.

Bu bakış açısıyla eleştirel düşünme becerilerini değerlendiren Gieve ise katı ve sınırlayıcı bir tanım ortaya koyar : “anakım, beyaz erkek3, Amerikan, eleştirel düşünme kültürü” (Akt. Connolly, 2000,3 ; Gieve,1998)

3 Bu tanım içinde Feminist ve eleştirel yaklaşımlarca tartışmaya açılabilecek görüşler de ifade edilmiştir. Ancak bu tezin araştırma alanı dışında tutulmuşlardır.

(12)

Sadece bazı kültürlere,özellikle Amerikan kültürüne aitmiş gibi sunulan bu eleştirel düşünme biçimi Türk kültüründe de vardır. Bu yokluk ifadesi nerden kaynaklanmaktadır?

Bunun nedeni, eleştirel düşünme becerilerinin olmayışı değil de, yöntem ve yaklaşımların Türk literatürüne sistematik, metodik bir şekilde uygulanmayışı olabilir mi? Bu bir uygulama eksiği midir? Bu bir davranış farklılığı mıdır? Yoksa mantık yürütme ve eleştirel düşünme sadece bazı kültürlere ait bir düşünme sistemi ve beceri yada tutumu mudur?

Eleştirel düşünme ve mantık yürütme becerilerinin uygulamaları yönünde kayda değer araştırmaları ve kitapları bulunan Thomson, mantık yürütmeyi “gerçeklerden, kanıtlardan yola çıkarak sonuç çıkarmak ” şeklinde tanımlar (Thomson , 2000;3)

Mantık yürütme yöntem yaklaşımları üzerine yoğun çalışmalar yapmış ve insanların nasıl mantık yürüttükleri ve mantık yürütme becerilerinin ikna üzerinde ne gibi etkilerinin olduğunu inceleyen önemli bilim adamlarından biri, felsefeci Stephen Toulmin (1960) mantıksal ikna (logical persuasion) süreçlerini içeren bir metot geliştirmiştir.

Toulmin Metodu bir mantık yürütme metodudur ve özellikle Amerikan kaynaklarında mantık yürütme süreçlerinin etkin kullanımının gerektirdiği düşünülen sözlü sunumlarda yada yazılı metinlerde 1960’lardan beri etkin olarak kullanılmaktadır.

Böyle bir metot Türk literatüründe bulunmamaktadır. Bu metot Türk literatürüne kazandırılamaz mı? Toulmin tarafından geliştirilen mantıksal ikna metodu, kamuya sunum yapanlarca kullanılamaz mı? Eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarının Amerikan ve Avrupa kültürlerinin dışında kullanılmasının çok zor olduğunu iddia eden yaklaşımların bu metodun farklı bir kültüre uygulanabilirliği hakkındaki görüşleri neler olabilir?

Eleştirel düşünme, mantık yürütme, eleştirel mantık yürütme becerilerinin Batı kültürüne ait beceriler olduğunu iddia eden bakış açısına paralel olarak Toulmin Mantık Yürütme Modelinin de farklı kültürlere

(13)

uygulanamayacağı yönünde görüş bildirenler de bulunmaktadır.

(www. goreason. com)

“İnsanların gerçek mantık yürütme yollarına uygulanabilecek daha iyi bir sistem” (Hart,1997;98) önerdiğini düşünen Toulmin’nin aksine “Batı retoriğinin dışında yazılmış metinlere uygulanamaz diyenlerin yaklaşımları mı doğrudur? Toulmin Metodu Türkçe’ye adapte edilebilir mi? Eğer adapte edilemez ise bunun nedenleri neler olabilir?

Mantıksal ikna süreçlerinin üç ana unsurundan – iddia, bilgi, kanıt - birinin yada hepsinin metinlere doğru şekilde yansıtılamamasından kaynaklanabilir mi? Toulmin Metodu içinde yukarıda belirtilen üç unsura ek olarak karşıt görüş, destekleme ve dilsel öğelerin (öncelikle bağlaçlar, edatlar, ünlemler) kullanımı da diğer üç unsurdur. Dilsel öğelerin hedef kitlenin iknası üzerindeki önemini birçok Batılı araştırmacı incelemiştir.

(Hosman, 1989 ;Gibbons, 1991 ; Maronick & Andrews, 1999 ; Holtgraves &

Lasky , 1999 ; Thomson, 2000) Bağlaçların yazılı yada sözlü mesajların ikna edicilikleri üzerinde etkisi var mıdır? İkna etkileri ve dilsel öğelerin arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar Türk literatüründe var mıdır? Toulmin Metodunun Türkçe’ye uyarlamasında dilsel öğeler de önemli midir? Dilsel öğelerin öneminin yanı sıra mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarına dayalı ikna edici mesaj yapılandırma süreçlerinde önemli etkisinin olduğu detaylı olarak araştırılmış başka bir değişken var mıdır ?

John Reinhard’a göre (1988), “Mantık-içerik merkezli iknalarda kanıtın belirginleştirilmesi çok önemlidir.” (Larson, 1995;223) Mantık yürütme yaklaşımlarının ve Toulmin metodunun ikna sürecinde kullanımını ve hedef kitlenin tutum ve davranışlarının olumlu yönde etkilenmesi için sunulan iddiaların güçlü (ikna gücü yüksek, içeriği kuvvetli kanıtlarla) yada zayıf argümanlarla (zayıf içerikli kanıtlarla) desteklenmeleri de diğer Batılı araştırmacıların (Sparks & Charles & Areni & Cox, 1998 ; Holtgraves ve Lasky ,1999 ; Hosman,Huebner, Siltanen, 2002) incelediği unsurlardır.

Güçlü argümanlar yada zayıf argümanlar nedir? Argüman gücünün ikna üzerindeki etkileri, kamuya özellikle politik arenada geniş kitlelere ikna

(14)

amacıyla sunum yapanlar, liderler tarafından bilinmiyor mu? Argüman gücünün ikna sürecinde mesaj yapılandırmada yeri nedir? Toulmin Mantık Yürütme Modelinde yeri nedir? Argüman gücünün etkileri ile ilgili bir çalışma Türk politik liderlerinin sunumları üzerine yapılmış mıdır? Hedef kitle üzerinde ikna etkilerini argümanın güçlü olması artırır mı?

İkna her insanın günlük hayatının önemli bir bölümünü oluşturur.

İnsan eğitimi, yiyeceği, ulaşımı, sağlığı için diğer insanlara bağımlıdır. Bu büyüyen bağımlılık ikna iletişiminin önemini özellikle hakla ilişkiler alanında artırmaktadır. İnsanlar arası ilişkiler arttıkça ikna iletişiminin gerekliliği de artmaktadır. İkna iletişiminin önemini anlamak için insanlar arasındaki birbirlerini etkileme süreçlerini anlamak gereklidir. Araştırmacılar iki yada daha fazla insanın olduğu her durumda birbirini etkileme iletişiminin olduğunu ve bir kişinin yada kişilerin belirli bir davranışına diğerleri tarafından uygun bir karşılık verildiğini bilirler. (Bettinghaus, 1968; 9-10)

İkna, bir kişiye bir şey yapmasını söylemekten çok daha fazla bir şeydir. Formal olarak , bir kişinin, herhangi bir konuyla ilgili tutumlarını, yönelimlerini değişikliğe uğratarak onun gelecekteki faaliyetlerini değiştirme sürecidir. İkna, bireyleri etkileyerek bir şey için harekete geçmelerini teşvik etmektir. İkna sürecinin temel hedefi dirençli tarafın davranışlarını istendik yönde değiştirmektir. (Huseman, 1991; 8)

Bu bilinçli çaba içinde neler birey yada bireylerin davranışlarını istendik yönde etkiler, değiştirir? Bu tezin sorunsalı içinde iletinin rasyonelliği ve hedef kitlenin rasyonel algıları öncelikli araştırma konusudur. Ancak ikna edici ileti hazırlamak için iletişim kitaplarında yerli ve yabancı araştırmacılarca (Hovland, Janis, & Kelley, 1953 ; Bettinghaus, 1968 ; Burgoon & Bettighaus, 1980, Roloff & Miller, 1980 ; O’Keefe, 1990 ; Huseman, 1991 ; Bovee, 1992 ; Muallimoğlu ,1995 ; Larson, 1995 ; Hart, 1997 ; Sakallı, 2001 ; Kocabaş, 2002 ; Kaya, 2003) sıklıkla incelenen genel mesaj yapılandırma yöntemlerinin de etkilerini ve bunların da mesaj yapılandırma sürecinde düşünülerek mesajın oluşturulmasında göz önüne alınmaları gerekli midir? Genel mesaj yapılandırma stratejilerinin hangileri

(15)

mantık yürütme yöntem ve yaklaşımları kullanılarak hazırlanmış iletilerin ikna ediciliklerini artırmakta yardımcıdırlar? Örneğin, mesajın tonu, uzun cümleler yada kısa cümleler kullanmak, verilen mesaj ile ilgili istek, heves gibi.

(Bovee, 1992 ; 243-244)

İkna konusunda etki kuramı çerçevesinde temelde üç ana etken vardır; gönderen, mesaj, alıcı. Bu tezin araştırma sorunsalı ikna etkilerini artırabilmek için mesaj yapılandırma yöntem ve yaklaşımlarını incelemek ve sorgulamanın yanı sıra ikna üzerinde hedef kitlenin, alıcıların özelliklerini bilmenin de iletiyi hazırlama sürecinde etkili olup olamadığını da incelemeyi içerir. Hedef kitlenin hangi özelliklerini bilmek mesaj yapılandırma sürecinde mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarının etkisini yoğunlaştırabilir? Mantık yürütme ve hedef kitlenin hangi özellikleri birbiri ile ilgili ve birbirini etkiler özelliktedir? Hedef kitlenin hangi özelliklerinin mesaj yapılandırma sürecinde bilinmesi ve mesaj içeriğine yansıtılması mesaj başarısını artırmada etkilidir ?

O’Keefe (1990) ve Sakallı’nın (2001) değerlendirmelerine göre yeni ve halen gelişmekte olan Richard Petty ve John Cacioppo ‘nun Detaylı İnceleme (Ayrıntılandırma) Kuramı, (The Elaboration Likelihood Model – ELM) (1986) bireylerin mesajı değerlendirme boyutunda kendi bilişsel birikimlerinin ve becerilerinin, mesajın mantık analizine tutulması süreçlerini belirlemede önem kazandığını belirtmektedirler. Mesajın sunduğu argümanları değerlendirme boyutunda birey, kendi bilişsel beceri ve birikimleri doğrultusunda mesajın analizini ayrıntılı ya da yüzeysel inceleme yollarından birini seçerek yapar ve buna göre de tutumunu değiştirir ya da değiştirmez.

Öyleyse, mesaj yapılandırma ile hedef kitle arasındaki ilişki nedir?

Hedef kitlenin hangi özellikleri mesaj yapılandıranlar tarafından bilinmelidir?

Hedef kitlenin hangi özelliklerini bilmek eleştirel düşünme ve mantık yürütme süreçlerinin ikna üzerindeki etkilerini artırır? Gönderen, mesajını hedef kitlenin bilişsel beceri ve birikimleri doğrultusunda mı yapılandırmalıdır?

(16)

Batı literatüründe hedef kitle ve mantık yürütme becerileri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar yapılmış mıdır? Bu araştırmalar hedef kitlenin özelliklerini bilmenin ikna etkileri üzerinde olumlu etkilerini saptamışlar mıdır?

Türk literatüründe hedef kitlenin özellikleri ve mantık yürütme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemiş araştırmalar var mıdır? Hedef kitlenin bilişsel özelliklerine göre yapılandırılan mesajların hedef kitle üzerinde daha ikna edici oldukları yada olmadıkları bu çalışma ile ortaya konabilir mi? Bu bağlamda da Toulmin analizi, mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarını kullanarak hazırlanmış mesajların hedef kitle üzerinde daha ikna edici olduklarını ortaya koyabilir mi? Toulmin Metoduna göre yapılan bir inceleme, Türk politik liderlerinin hedef kitlelerini ne kadar analiz edebildiklerini ve hedef kitlelerinin bilişsel özelliklerine göre mesaj hazırlayıp hazırlamadıkları analiz edilebilir mi?

Argümanların güçlü yada zayıf içerikli olmaları hedef kitlelerinin davranışlarını değiştirme sürecinde bir farklılığa neden olmakta mıdır? Güçlü kanıtlar sunan politik liderlerin konuşmaları zayıf kanıtlar öne süren yada kanıt öne sürmeyen liderlerden daha ikna edici midirler? Türk politik liderlerinin de hazırladıkları konuşmalarında mantık yürütme yaklaşımları çerçevesinde kanıt sunumuna önem verip vermedikleri Toulmin Metodu kullanılarak analiz edilebilir mi ?

Kanıt kullanımına özen gösteren politik liderlerin iletileri kanıt kullanmayan liderlerden daha mı ikna edicidir ? Mesajın Toulmin Metoduna göre analiz edilmesi, bize hazırlanan metnin güçlü argümanlarla iddialarını destekleyip desteklemediğini gösterebilir mi? Bu analiz, mesajın olumlu yada olumsuz tutum değişikliklerine neden olup olmadığını gösterebilir mi?

Sunum yapanlar, argümanlar arasında nedensellik bağları kurup kurmadıklarını netleştiren dil öğelerinin kullanımına özen göstermekte midirler?

İkna etkilerini artırmanın yollarından biri güçlü dil kullanımıdır.

Tereddüt ünlemlerinin sık kullanımı , net tabirlerin olmayışı, yada çok kesin yargı ifade eden kelimelerin seçimi gibi bazı dil özellikleri alıcının gönderen

(17)

ile ilgili düşüncelerini olumsuz yönde etkiler mi? Politik liderler, sunumlarında bu olumsuz özellikleri kullanmamaya özen göstermesi gerektiğini biliyorlar mı? Bu olumsuzluklar nasıl tespit edilebilir? Yazılı yada sözlü metin analiz edilerek bu olumsuzluklar aşılabilir mi?

Amaç

20. yüzyılın ilk yarısından itibaren yapılan iletişim çalışmaları etki kuramı çerçevesinde göndereninin mesajının alıcı üzerindeki etkilerini incelemiştir. Halkla İlişkiler alanında da mesaj yapılandırma ve mesajların hedef kitleye ulaştırılması, üzerinde çalışılan ana sorunlardandır. Bu tezin amaçlarından biri de hedef kitlenin özelliklerine göre mesaj yapılandırmak durumunda olan halkla ilişkiler birimlerinin, uzmanlarının, mantık yürütme becerilerini geliştirerek yazılı yada sözlü sunumlarına daha iyi yansıtabilecekleri mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarını temel alan bir yöntemi bu sorunun çözümünde kullanmak üzere önermektir.

Bu araştırmanın ikinci amacı politik iletişim sürecini ortaya koyarak ikna stratejilerini ve daha ikna edici mesaj yapılandırma da mantık yürütme yaklaşımlarının nasıl kullanılabileceğini incelemektir. İletilerin ikna edicilik düzeyini artırmakta eleştirel düşünme becerilerinin önemini ve bu becerilerin konuşma metni yada yazılı metin oluşturma da politik liderler açısından öneminin ortaya konması üçüncü bir amaçtır. Dünya literatüründe, bazı sosyal bilimcilerce Batı toplumlarına ait gibi yorumlanan eleştirel mantık yürütme becerilerinin Türk toplumunda da var olan bir beceri olduğunu ortaya koymak; Türk literatüründe mantık yürütme becerilerinin kağıda yada söze dökümünde kullanılabilecek sistematik bir yöntem kazandırmak dördüncü amaçtır.

Mesaj içeriğinin hedef kitlenin bilişsel özelliklerine göre hazırlanmasının önemini ortaya koymak diğer bir amaçtır. Mesaj yapılandırma sürecinde mesaj göndericilerinin hedef kitlelerinin bilişsel ihtiyaçları konusunda tespitlerde bulunmalarının ve hedef kitlenin geçmiş

(18)

birikimleri ve bilişsel özelliklerine göre iletilerini yapılandırmalarının ikna etkilerini artırdığının, hedef kitlenin tutum ve davranışlarını gönderenin amaçlarına uygun olarak olumlu yönde değiştirmesine neden olabileceğini ortaya koymak beşinci amaçtır.

Önem

Türk literatüründe mesaj yapılandırmada ikna teorisinin, mantık yürütme ve eleştirel düşünme yöntem ve yaklaşımlarının ve bazı dil öğelerinin (bağlaç, zarf kullanımı, kelime seçimi) beraberce incelendiği (sosyal psikolojinin ve dil alanının ortak çalışma alanına giren) önemli ve özgün bir çalışmadır.

Bu araştırma, bireylerin de mantık yürütme becerilerini geliştirmelerini sağlayabilecek ve onlara bu becerilerini kullanarak daha etkin ve ikna edici metinler hazırlamayı, fikirlerini eleştirel mantık yürütme tekniklerini kullanarak kağıda aktarmayı yada konuşma metinleri hazırlamayı öneren bir çalışmadır. Sadece halkla ilişkiler birimleri ve siyasal iletişim alanında değil etkili yazı yada konuşma metni hazırlamak ihtiyacında olan bireyler için yol gösterici olabileceği düşünülmüştür. Bu teknikler, yabancı kaynaklı metinlerde Avrupa ve Amerikan yayınlarında kullanılmaktadır ancak kullanılan bu yöntem ve teknikler Türkçe metinlerde şimdiye kadar uygulanmamış, akademik bir çalışma yapılarak bir model olarak incelenmemiştir.

Batı literatüründe, herhangi bir konuda yazı yazmak yada herhangi bir uluslar arası akademik amaçlı bir sınava yada herhangi bir endüstriyel kuruma bir metin hazırlamak ve hedef kitlenizi kendi savınız doğrultusunda ikna etmek istediğinizde başvurabileceğiniz “yazın” kitapları farklı tür ve seviyelerde hazırlanmıştır. Ancak bu yaklaşım ve teknikler henüz Türkçe’ye tam olarak uyarlanmamıştır. Bu yüzden firmalar, politikacılar, hedef kitleler ile sorunları olanlar iletişim danışmanları yada danışmanlık firmaları

(19)

çalışmaktadırlar. Yabancı literatürde konu ile ilgili pek çok çalışma vardır fakat Türk literatüründe bu tür çalışmalar yoktur. Bir adaptasyon çalışması yapılarak bu alana katkı yapılabileceği düşünülmüştür.

Araştırma, ikna edici metin hazırlamak isteyen tüm meslek grupları için önemli olduğu kadar politik liderler açısından da önemidir. “Lider, bireyin davranış ve inançlarında en fazla sosyal etki yaratan kişi olarak tanımlanmaktadır. Lider, bulunduğu grubun, hitap ettiği grubun üyelerini harekete geçirebilen, emirler verebilen ve bu emirlere uyulmasını sağlayabilen kişidir. O halde, liderlik ikna etme işlemini içerir.” (Sakallı, 2001;89) İkna etmek için liderin, siyasal iletişimcinin, hedef kitlenin özelliklerine göre etkin iletiler gönderebilmesi gereklidir. Araştırmanın sonuçlarını ve önerdiği yöntemleri kullanarak televizyon, radyo yada gazetelerde verdikleri demeçlerin, yaptıkları konuşmaların, yada hazırladıkları yazılı metinlerin, hedef kitlelerinin tutum ve davranışları üzerinde daha ikna edici olmalarını sağlamak için kullanabilecekleri bir yöntemler demetine sahip olmaları siyasal iletişimciler için de önemlidir.

Akademik açıdan, iletişim fakülteleri halkla ilişkiler bölümlerinde eleştirel düşünme, eleştirel mantık yürütme üzerine yapılmış çalışmaların azlığı ve özellikle mantık yürütme ile ilgili olarak politik lider sunumları üzerine yapılmış bir incelemenin bulunmaması çalışmayı önemli kılan bir özelliktir. Ayrıca Batı toplumlarının, Doğu toplumlarının eleştirel mantık yürütme becerilerinden yoksun oldukları görüşlerinin değerlendirilmesi ve siyasal iletişim alanında, ikna edicilik ile sistematik düşünme ve bunu ifade yöntemleri kullanmanın arasındaki ilişkinin kurulması açısından özgün ve önemli bir çalışmadır.

(20)

BÖLÜM I

1. İLGİLİ İNCELEMELER 1.1. Eleştirel Düşünme

Eleştirel düşünme yaklaşımları ile ilgili literatür tarandığında eleştirel düşünme yaklaşımlarının Batı literatüründe iki farklı bakış açısından değerlendirildiği görülmüştür.

Birincisi, eleştirel düşünme (critical thinking), alanında en önemli bilim adamlarından Dewey (1909), Watson ve Glaser (1939) tarafından yapılan ve sorun sunumunda da verilen tanımlamaların bakış açısıyla değerlendirmelerini yapanlardır. Bu bilim adamları eleştirel düşünme tanımları içinde herhangi bir kültürel ifade, yetiştirilme tarzlarının etkinliği yada etkisizliği üzerine yorum yapma gereği duymamışlardır.

Aynı bakış açısıyla eleştirel düşünme tanımları yapan diğer araştırmacılardan bazıları: Beyer (1985), D’Angelo (1971) ve Siegel’ dir (1988). Dewey Watson ve Glaser’ın tanımlarını ve yaklaşımlarını yukarıda sözü edilen bilim adamları geliştirmişlerdir.

Eleştirel düşünmenin evrensel geçerliği olan bir düşünme becerisi olduğu görüşünü destekleyen Glaser’ e (1941) göre “Eleştirel düşünme, herhangi bir inanç yada varsayımın onu destekleyen kanıtlar ve onun işaret ettiği ileriki sonuçların ışığında kararlı bir inceleme çabasını gerektirir”.

(Glaser,1941;5 akt. Bahrami,2004;3)

D’Angelo’ya göre “Eleştirel düşünme, durum, argüman ve deneyimlerin değerlendirme işlemidir. ” (Akt. Connolly, 2000,2 ; D’Angelo ,1971)

Beyer’e göre Eleştirel düşünme tanımı ise “Herhangi bir bilgi, iddia yada inancın geçerliliği yada değerinin değerlendirilmesi için dikkatli, açık, yansız bir analizdir” . (Beyer,1985;271akt. Connolly, 2000;2).

(21)

İkinci bir bakış açısı da aslında eleştirel düşünmenin “sosyal bir deneyim/ kazanım (social practice), kültürel bir kavram“ (Atkinson, 1997;72) olduğu yönünde yaklaşımları olanlardır. Bu yaklaşım tarzının önemli savunucularından diğer bir isim olan Fox (1994) eleştirel düşünmenin yada eleştirel analizin çok güçlü kültürel bileşkeleri olduğuna inanmaktadır. Ona göre “Eleştirel düşünme, düşünme ve yazma tekniklerinden çok daha fazla bir şeydir. Aile üyeleri, arkadaşlar, öğretmenler, medya hatta bir ülkenin tarihi ile metinler arasındaki ilişki, bir sestir.” İşte bu nedenle de eleştirel analiz akademisyenler için üzerinde konuşulması zor bir konudur ; içsel (intuitively) olarak öğrenilir, tıpkı bir yüzü yada kişiliği tanımak gibi kolaydır ama kolayca tanımlanamaz ve farklı yetiştirilmiş kişilere açıklaması hiç de kolay değildir.

“(Aktarn. Atkinson, 1997,73 ; Fox, 1994,25) Bu yaklaşımına paralel olarak da yazma becerileri ve eleştirel düşünme ile ilgili olarak da ilginç bir yorum yapar :

“ Akademik tartışma”, “ analitik yazma”, “eleştirel düşünme yada daha basitçe “ iyi yazmak” Batı kültürü veya Amerikan kültürü kaynaklı düşünme alışkanlıklarına dayalıdırlar ve bu tür düşünme ve iletişim yolları/ biçimleri en entelektüel (sophisticated) ve en etkin yöntemler olarak dünya insanlarının çok küçük bir bölümü tarafından düşünülmekte, paylaşılmaktadır. “(Aktarn.

Atkinson, 1997,73 ; Fox, 1994,21)

Özetlemek gerekirse, eleştirel düşünme bazı bilim adamlarınca nesnel, evrensel bir düşünme, mantık yürütme becerisi olarak tanımlanırken (Stapleton, 2002 ; Davidson, 1998 ; Connolly, 2000 ; Thomson, 2000 ; D’Angelo ,1971) bazı bilim adamları eleştirel düşünmenin kültüre dayalı Avrupa ve Amerikan düşünme sistemine ait bir özellik, bir yetiştirilme biçimi olarak (Fox, 1994; Ramanathan, 1996 ; Atkinson, 1997 ; Gieve 1998) tanımlamakta ve eleştirel düşünmenin, yetiştirilme koşul ve şartlarına bağlı kültüre dayalı bir düşünme biçimi olduğunu savunmaktadırlar.

Türk literatüründe eleştirel düşünme tanımları ve bu becerinin geliştirilmesi ile ilgili olarak eğitim alanında önemli çalışmalar bulunmakta ve

(22)

Türk Milli Eğitim Mevzuatında4 yer almaktadır. Son yıllarda hazırlanan kitaplarda eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi, öğrencilerin mantık yürütme yaklaşım ve yöntemlerini daha fazla kullanmalarını sağlayabilecek türde alıştırma ve soru kalıpları kullanılmaktadır. Ancak bu alanda yöntem gösteren çalışmalar yine Batı kökenlidir.

Bazı bilim adamları eleştirel düşünmenin farklı kültürlerde yetişmiş kişilere uygulanamayacağını iddia etmelerine karşın farklı alanlarda eleştirel düşünme ile ilgili adaptasyon çalışmaları bulunmaktadır. 9 Eylül Üniversitesi Dilbilimi Bölümünde, “Dil Becerilerinin Geliştirilmesinin Aktif Öğrenme Sürecine Katkısı” başlıklı A. Cem Değer ve Özden Fidan tarafından bir ders uygulaması bulunmaktadır. Bu çalışma, bilişsel becerilerin dil becerileri geliştirilerek metne dökülmesini amaçlamaktadır. Bu programda şemalar kullanılarak daha kolay yazma yöntemleri gösterilmektedir. Çalışmanın temeli eleştirel düşünme becerilerine dayandırılmıştır ve bu ders uygulamasında eleştirel düşünmenin tanımlaması yapılarak bu çerçeve içinde eğitici ve öğrenci arasında öğrencinin hazırladığı metnin her aşamada denetlenmesi ve geri bildirimlerle geliştirilmesi hedeflenmiştir. Öğrenciler,

“safsatalardan” uzak durmayı savlarını geçerli, güvenilir “dayanaklarla / kanıtlarla” desteklemeyi öğrenirler.

Ankara Tıp Fakültesinde, Kanıta Dayalı Tıp ve Eleştirel Düşünme (Evidence-Based Medicine and Critical Thinking) 2002-2003 yılında başlatılan bir ders program vardır. Bu ders programı Tıp öğrencilerinin kanıta dayalı düşünme becerileri ve eleştirel düşünme tutumları geliştirmelerini ve bunu mesleklerinin gereği bir alışkanlık haline getirmelerini hedeflemektedir.

1.2. Mantık Yürütme

Bu bölümde iknanın mantık yürütme yöntem ve yaklaşımları ile ilişkisini kuran önemli araştırmacı yada düşünürlerin mantık yürütmeyi nasıl tanımladıklarına ve ikna içinde nasıl değerlendirdikleri incelenecektir. Bir alt

(23)

başlıkla da mantık yürütme becerilerinin ikna üzerindeki etkisini inceleyen ve bir metot geliştiren Toulmin yaklaşımı detaylı olarak anlatılacaktır.

İkna ve mantık yürütme arasındaki ilk araştırmalar Aristo tarafından yapılmıştır. 5 Aristo’nun yaklaşımına göre mantığa dayalı ikna, bir sonuca varabilmek için mantıksal yollarla dinleyicinin bilgiyi (istatistik veriler, örnekler, ifadeler gibi) işleyebilme becerisine dayanmaktadır. İkna eden kişi , dinleyicilerin bilgi işleme ve sonuç çıkarabilme becerilerini değerlendirmek durumundadır. (Larson,1995 ; 59-60)

Mantık yürütme yöntem ve yaklaşımları ile ilgili incelemeler taraması, mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarının sorun sunumunda da belirtilen (Thomson’dan - gerçeklerden, kanıtlardan yola çıkarak sonuç çıkarmak 2000;3) farklı bir tanımlama getirmediklerini göstermiştir. Bir başkasına etkin bir mantık yürütme sunabilmek için sonuç çıkarma ve kanıt sunabilme becerileri bir araya gelmeli ve diğer ileti sahiplerince yapılacak ataklara karşılık verilebilmelidir. Örneğin, daha önce düşünülmemiş bir kanıt sunulursa bunun savı nasıl etkileyeceğini değerlendirilebilmelidir. (Thomson, 2000;3)

Glaser’ın (1941) eleştirel düşünme becerisinin kazanılmasına temel teşkil eden düşünme becerilerinin neler olması gerektiği ile ilgili olarak maddeler halinde sunduğu beceriler Thomson’nın belirttiği becerileri içermektedir :

- Sorunları fark edebilme.

- Belirtilmemiş varsayımları ve kabullenmeleri fark edebilme.

- Bilgiyi (data) yorumlayabilme.

- Kanıtları ve durumu iyi değerlendirebilme.

- Önermeler arasındaki mantıksal ilişkiyi kurabilme.

- Garantili, kanıtlara dayalı (warranted) sonuçlar çıkarabilme.

- Genellemelere ulaşabilme. (akt. Bahrami, 2003,4 ; Glaser,1941, 6)

5 Ayrıntılı bilgi için bakınız Larson , 1995; s. 57-62)

(24)

Glaser’ın ve Thomson’nın sıraladıkları bu özellikler farklı mantık yürütme türlerinin6 bir araya getirilmesi olarak da değerlendirilebilir.

Mantık yürütme becerilerinin bir ileri becerisi olan eleştirel mantık yürütme ise “kişinin inanç ve hareketlerinin nedenlerini ortaya koymak, kendinin yada diğer insanların mantık yürütme sürecini değerlendirmek;

analiz etmek ve daha iyi mantık yürütebilmekle” ilgilenir. (Thomson, 2000;3) İnsanlar açık ve net bir şekilde eleştirel yolla mantık yürütüp yürütmediklerine çoğu zaman dikkat etmemektedirler. Eğer eleştirel yolla mantık yürütüp yürütmediğimize dikkat edersek, gerçeklerden ve kanıtlardan çıkarılan sonuçların doğru olup olmadığını ve kendimiz sonuç çıkarırken ve diğerlerinin sonuçlarını değerlendirirken doğruyu yapıp yapmadığımızı anlamamıza yardımcı olacaktır. Ancak “eleştirel “ kelimesi diğer insanların mantık yürütmesini değerlendirmeyi önermemektedir, kendimizi bu mantık yürütmede neyin yanlış olduğunu göstermekle sınırlayacağız. Eleştirel değerlendirme, bir kişinin mantık yürütme yollarındaki kötü ve iyi olanı değerlendirmeyi içerecektir. (Thomson, 2000;2)

Sorun sunumunda da belirtildiği gibi iyi yazmak, ikna edici yazmak, fikirlerini daha iyi yazmak ve bu konuda kendilerini geliştirmek isteyen bireylere yönelik başka bir çalışma da “Reasonable” programında sunulmaktadır. Bu sitenin (www. goreason. com) önerileri içinde yine bir savın nasıl daha etkin daha ikna edici olarak yapılandırılabileceği; ağırlıklı olarak sonuç-neden ilişkili mantık yürütme yöntemini önermektedir. Burada amaç ortaya atılan bir savın mutlaka bir neden yada nedenlere bağlı olduğunun alıcılara anlatılması gereklidir.

6 Mantık yürütme türleri : neden-sonuç ilişkili, sonuç neden ilişkili mantık yürütme, karşılaştırmalı mantık yürütme, tümdengelim, tümevarım, kanıtları kullanarak mantık yürütme. Ayrıntılı bilgi için

(25)

TABLO 1 :Sonuç-neden ilişkili mantık yürütme modeli

(www. goreason. Com)

Mantık yürütme yöntem ve yaklaşımları farklı alanlarda uygulanmaktadır. Farklı modeller de geliştirilmekle birlikte temel çıkış noktası mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarıdır. ZOPP yaklaşımı (Zielorientierte Projektplanung, or GOPP- Goal Oriented Project Planning - Amaç Merkezli Proje Planlama) Almanlarca (Deutsche Gesellschaft für Technische Zusammenarbeit (GTZ) - German Technical Cooperation) geliştirilmiştir.

Yaklaşım, tanımlama, planlama ve projenin yönetiminde sistematik bir yapının ilgili gruplarca uygulamaya yönelik olarak yapılandırılmasını sağlar.

Zopp, bir planlama matriksi ve mantık çerçeve planıdır. (the logical project framework) Bu matriks, projenin ana elemanlarını yapılandırır ve özetler.

ZOOP, amaçlanan çıktılar, planlanan uygulamalar ve beklenen sonuçlar Ana Sonuç

Dünya savaşlarla son bulacak

Neden

I. ve II. Dünya Savaşlarında çok insan öldü.

Karşıt görüş İnsanlar savaşları

durduracaklar.

Neden Bütün ülkeler

savunma sistemlerine

çok para harcıyor.

Neden Her gün yeni

öldürme sistemleri

pazara sürülüyor.

Neden İnsanlar insan

haklarını öğreniyorlar

Neden İnsanlar mücadeleyi öğreniyorlar

(26)

arasında mantıksal ilişkilerin önemi üzerinde durur. Gerçekçi ve tanımlanabilir amaçları ve sonuç göstergelerini mantıksal bir kurgu içinde değerlendirmek, bu göstergelerin yönetimi ve değerlendirilmesi ve görev alanların sorumluluklarının açıkça belirlenmesi için geliştirilmiştir.

(http://lgausa. com/logframe_approach. htm)

LFA yaklaşımı (Logical Framework Approach) 1960 yılında Amerikan Uluslararası İlerleme Programı (USAID) için geliştirilmiştir ve dayanak noktası ZOPP Yaklaşımıdır. Ancak USAID bu modeli karmaşıklığı ve esnek olmaması nedeniyle uygulamadan kaldırmıştır. Bununla birlikte LFA , İngiltere, Kanada, Danimarka, Türkiye7 gibi birçok ülkede özellikle geliştirilmeye açık alanlarda proje geliştirmek için ana başvuru kaynaklarından biridir. Avustralyalılarca da bu yaklaşım kullanılmaktadır.

Ausguide (Australian Government’s Overseas Aid Programme-Updated 2004) olarak da bilinen bu uygulama modeli ZOPP ve LFA (Logical Framework Matrix), mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarına dayanan bir proje yönetimi ve geliştirme çerçeve programıdır. Bu matriks, yatay ve dikey olmak üzere iki mantık yürütme yöntemi kullanır. Dikey mantık yürütme, uygulanacak projenin nedenleri arasındaki ilişkiyi ve kontrol dışı gelişebilecek belirsizlikleri ve önemli varsayımları spesifik hale getirir. Yatay mantık yürütme, uygulamanın proje tanımında belirlenen proje amaçlarına ve ölçme yöntemlerini anlatır/ tanımlar. Bu matriksde hücreler arası mantıksal bağlantılar önemlidir. Modeli de güçlü kılan özelliklerden biridir.

Tablo 2, matriksin yapısını gösterir, parçaları birbiriyle ilişkilendiren genel sıralamayı gösterir. Önce projeyi tanımlar, sonra varsayımlar, göstergeler ve en son doğrulama/ sağlama yöntemleri tamamlanır. Matriksin her bir basamağı tamamlandıkça önceki basamaklar gözden geçirilir ve mantığın hala sabit tutulup tutulamadığı test edilir. (Ausguide,2004). Proje oluşturma sürecinde izlenecek adımları gösteren bu matrikse göre; eldeki bilgilerin değerlendirilmesi yoluyla çeşitli risklerin, projenin amaçlarını yada ilerlemesini engelleyebilecek gösterge yada varsayımların tespiti ve her türlü olasılığa karşı sağlamanın yapılması önemlidir. Bu basamaklar iskeletsel bir yapıya

(27)

indirgenirse karşımıza bilgi-göstergeler- varsayımlar-doğrulama ana noktaları çıkar.

Özetle, mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarının en temel başlangıç basamağı olan bilgiyi işleme ve ona bağlı amaçlar belirleme, proje geliştirme, (iddia ortaya atma) ve olasılık dahilindeki risklerin tahminini (karşıt görüşler) yapma ve sonunda da destekleme unsurunu kullanarak kendi iddiasının yada projesinin uygulanabilirliğini kanıtlamak. Bu tarz bir proje tespit, uygulama ve geliştirme programının en güçlü yanı başlangıç ve son arasında mantıksal bağlantı kurması ve risklerin tespitini yani olası karşıtlıkların, risklerin, olumsuzlukların tespitini önceden sağlamasıdır. Risk tespiti, tahmini mantık yürütme becerilerinden neden-sonuç ilişkilerinin iyi kurulması becerisinin farklı bir alana aynı yöntem ve mantıksal kurgu ile uygulamasıdır.

ZOPP yaklaşımının ve ona bağlı olarak geliştirilen LFA yaklaşımının bu tez için önemi, parçalar arasındaki ilişkilerin mantıksal kurgusunun bütüne yansıtılmasıdır. Bir konuşma, tartışma metni sürecinde ana amaç ile detaylar arasındaki ilgi, ilerleyen aşamalarda kopabilmektedir. Mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarına dayandırılarak yapılandırılmış proje yada mesaj içeriği temel olarak neden-sonuç ilişkilerinin sağlam kurulduğu ve bilgi ve göstergelerin mantık yürütme becerileri dahilinde değerlendirilerek en doğru çıkarımların yapıldığı çalışmalar olma özelliklerini gösterirler. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi ZOPP ve LFA modelleri, mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarını kullanmakla birlikte mantık kurgusundaki katılık, esneklik payının az oluşu ve büyük kurgulamalar için daha uygun olmaları nedenleriyle çok geniş kapsamlı uygulama alanlarında tercih edilirler.

(28)

Tablo 2 Matriks yapısı

Proje

tanımı Göstergeler

Sağlama Yöntemleri

(MOVs)

Varsayımlar

1. Ana amaç 10. Göstergeler 11. MOVs

2. Hedef 12. Göstergeler 13. MOVs 9. Varsayımlar 3. Tamamlayıcı

hedefler 14. Göstergeler 15. MOVs 8. Varsayımlar 4. Çıktılar 16. Göstergeler 17. MOVs 7. Varsayımlar

5. Uygulamalar 6. Varsayımlar

Mantık yürütme yöntem ve yaklaşımlarının ikna süreçlerindeki etkisini Türk literatüründe ilk inceleyen eserlerden biri Muallimoğlu’nun” Bütün Yönleriyle Hitabet” (1957) adlı kitabıdır. Muallimoğluna göre “ikna yolunda kullanılabilecek en güvenilir yollardan biri mantıki tartışmadır. ” Tümevarım, tümdengelim, sebep-sonuç ilişkisi yöntemlerinin nasıl kullanımını geleneksel yaklaşımlar çerçevesinde kısaca açıklamıştır. (1991;396) İkna edici mesaj yapılandırma alt başlığında bu konuya yeniden değinilecektir.

İletişimde mantık yürütme ve ikna ilişkisini ortaya koyan çalışmalar mantık yönü güçlü iletilerin daha ikna edici olduklarını ifade ederler.

Tolungüç’e göre (2000) mesaj alıcısının eleştirel, rasyonel düşünme becerilerine hitap eden mesajlar mantıksal mesajlardır. Bu tür iletiler, mantığa ve kanıtlara dayalı, neden sonuç ilişkisi içeren ikna edici mesajlardır.

Mantığa ve neden sonuç ilişkisine dayalı ikna süreci genel olarak son derece ikna edicidir. (s.200) İnceoğlu’na (2000) göre insanların tutumlarının değişmesi kolay olmamakla birlikte birçok nedene bağlı olabilir. Bu nedenlerden biri de mantık yürütme süreçlerinin iyi kullanılması olabilir.

(29)

İnsanlara belli bir konudaki mantıksal ilişkiler anlatıldığında, tutumlarının mantıksal yönde değişim gösterebilecekleri pek çok deneyle saptanmıştır”.

(s.35)

Ortadoğu Teknik Üniversitesinde (Prof. Dr. Hasan Gürkan Tekman, Instıtude of Informatics), tutumlar ve mantık yürütme becerileri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir yüksek lisans tez çalışması daha çok psikoloji alanına yönelik olarak kişilerin mantık yürütme süreçlerini karar verme aşamasında yada tutumlarını veya davranışlarını değiştirme durumunda ne kadar yada nasıl kullandıkları üzerine eğilmeyi amaçlamaktadır. Ancak mantıksal çıkarımlarla öncüller arasındaki ilişkinin incelendiği bu çalışma mantık yürütme becerilerinin sunum hazırlama ve ikna etkilerini artırma üzerindeki etkisi ile ilgili değildir.

Türk literatüründe kanıtların kullanımı, neden-sonuç ilişkisi, tümevarım, tümdengelim gibi mantık yürütme yöntemleri incelenmiş ve bu yöntemler günlük hayatta doğal süreçler içinde kullanıldıkları gibi akademik yazıda ve problem çözümünde kullanılan önemli yöntemlerdir.

Batı yazınında da bu yöntemler kullanılmaktadır hatta bu metotlar birleştirilerek daha etkili modeller de geliştirilmiştir. Bunlardan biri de Toulmin Mantık Yürütme Modelidir. Eleştirel düşünme becerilerinin Batı kültürüne ait beceriler olduğunu iddia eden bilim adamlarının eleştirel düşünme ve mantık yürütme becerilerine dayandırılmış; Toulmin Mantık Yürütme Modelinin de aynı yaklaşımla farklı kültürlere uygulanamayacağı tezlerini öne sürmektedirler. Bu tez konusu içinde önemli bir yere sahip olan Toulmin Mantık Yürütme Modeli ilgili incelemeler bölümünde ayrıntılı olarak incelenecektir.

1.2.1. İkna Ve Toulmin Mantık Yürütme Yaklaşımı

Mantık yürütme becerilerinin ikna üzerindeki etkisini inceleyen en önemli araştırmacılardan biri, aynı zamanda da Felsefeci olan Stephen Toulmin’dır. Türk literatüründe bu metodun ayrıntılarıyla incelendiği ve Türkçe’ye uyarlamasının yapıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle

(30)

de Toulmin Mantığı ve Modeli ile ilgili bilgiler ve bu metodun özellikle siyasal iletişim alanında metinler üzerine yapılan uygulamalardan bahsedilecektir.

1960’lı yıllarda Toulmin, Aristo tarafından ilk olarak ortaya atılan ve daha sonra özellikle de felsefe alanında kullanılan “önermelerin” insanların asıl düşünme şeklini yansıtmadığını ve insanların bu tür argümanlardan da etkilenmediklerini belirlemiştir. Toulmin, hem argümanları oluşturmak hem de onları analiz etmekte kullanılabilecek bir sistem geliştirmiştir. Toulmin’a göre mantıksal ikna (logical persuasion) süreçlerini içeren bir tartışma konusu üç ana bölümden oluşmaktadır : Bilgi, iddia,kanıt. Toulmın Metodu, bu üç ana unsur arasındaki bağlantının mantık süzgecinden geçirilerek kurulduğu, eleştirel düşünme becerilerinin dördüncü unsuru olan karşıt görüşün örtülü yada açık olarak verilebildiği diyalektik forma sahip bir düşünce iletim sistemidir.

Toulmin’nın yaklaşımı felsefi çevrelerde popüler olan formal mantık modellerine bir tepki olarak doğmuştur. Bu modellerin dinamik insan düşüncelerini anlatamayacak kadar statik olduklarını düşünerek gerçek insanların gerçek mantık yürütme yollarına uygulanabilecek daha iyi bir sistem önermiştir. Toulmin, insanların nasıl mantık yürütmesi gerektiğini anlatmamış; insanların bu konuda nasıl davrandıklarını anlatmaya çalışmıştır. (Hart,1997;98)

Toulmin’a göre bir argümanın geçerliliğine karar vermek için birinin onun için ‘makul’ (plausible) demesi : Savın kabul edilmeye değer olması ve sonucunun da inanmaya değer olması gerçeğine güvenilemez. “ Mantık , sübjektif ilişkilerle ilgilenmez (A’nın güvenilir, B’nin makul olması gibi ilişkilerle ilgilenmez) ancak farklı yaklaşımlarla ilgilenir. Bir eylemin kabul edilmeye “değer” veya seçilmeye “değer” olduğunu düşünmemiz için nedenlerimiz olmalıdır. Estetik, ahlâk ve mantık sübjektif ilişkiler ile ilgilenmez. Bir resme güzel diyebilmek için ‘ beni etkiledi’ demek yeterli değildir; beğenmeye “değer” olması demek gereklidir. Bu nedenle de bazı argümanların,diyalektik forma uygun oldukları halde neden bazılarının

(31)

“mantık yürütme” adını kazanmayı hak edip bazılarının neden bu adı hak etmediklerini keşfetmek durumundayız. ” (Toulmin, 1964; 67)

Toulmin’ a göre bir takım sonuçları desteklemek amacıyla önerilmiş

‘nedenler’ üzerine konuşulan durumlar o kadar fazla ve çeşitlidir ki aralarındaki ortak noktayı bulmak çok zordur. Günlük hayattan yada aritmetik, fen, ahlâk ve benzeri alanlardan alınan çeşitli diyaloglar incelenerek aralarında bir ortak nokta bulmak istemiştir.

Toulmin’a göre,“ ahlâk, matematik, fen alanlarından, ya da günlük hayattan alınan metinler , diyaloglar ve benzeri örnekler arasındaki ortak özellik ‘diyalektik formunda’ olmalarıdır. İncelenen her bir örnekte konuşmacılardan biri, A, bir şey (a0) söyleyerek konuşmayı başlatır. Diğer konuşmacının, B, şüpheleri vardır ve kesin olarak fikre karşı çıkar (bo). A farklı bir söz söyleyerek devam eder (a1) B, halâ ikna olmamıştır ve söyleneni kabul etmez (b1). Konuşma devam eder, A bir takım yeni fikirler ortaya koyar (a2, a3,a4. . . . ) ve B ikna olmamıştır ve hala karşı çıkmaktadır (b2, b3, b4. . . . ); sonunda B, A’ nın son fikrini değil de (an) ilk fikrini kabul eder (bn) ve bir çok durumda da tüm ara fikirleri da kabul etmiş olur (a1, a2, a3 , a4. . . ). Eğer bütün mantık yürütme durumlarında ortak olan bu ise ‘ mantık yürütmeyi belki şu şekilde tanımlayabiliriz : Bu diyalektik forma ve üzerine mantık yürütülen bir argümanda a1 ‘den an ’e kadar sözü edilen

‘sebeplere-nedenlere’ sahip olan konuşma metnidir. (Toulmin, 1964;68-69) Bu durumda kendimize sormamız gereken soru : a0 sonucuna ulaşmak için a1’den an ’e kadar ne tür ifadeler kabul edilmeye değerdir, ne tür ifadeler değildir?” (Toulmin, 1964;70-71-72) Bu soruya cevap veren metin “ neden”

değerli olduğunu da açıklar ve“ kabul edilebilir”, “seçilmeye değer” olduğunu kanıtlarla gösterir. Toulmin’ ın cevabı için geliştirdiği metodun incelenmesi bir metnin daha ikna edici, daha etkili olabilmesi ve seçilmeye değer olabilmesi için nelere dikkat edilmesi , metnin nasıl kurgulanması gerektiğini kendi sistematiği içinde açıklar.

Toulmin Modeli mantıksal/ rasyonel argüman oluşturma kuralları ile ilgilidir. Modelin gücü kelimelerin ve fikirlerin sistematik ve açık (precise)

(32)

kullanımında yatmaktadır. Model argümanın altı basamaklı bir sistematiğini kurar :

1. Bir İDDİA (CLAIM) ortaya atılır.

2. BİLGİ (DATA) ; destekleyici gerçekler toplanır.

3. İddiayı destekleyecek, temele oturtacak TEMİNAT/ KANIT (WARRANT) ifade edilir.

4. Kanıtı destekleyecek teorik yada deneye dayalı bulgular sunulur.

(BACKING)

5. ZARFLAR (QUALIFIERS)

6. Olası delillerle çürütmeler ele alınır,olası KARŞIT GÖRÜŞLER, çürütmeler (REBUTTAL) düşünülür. (www. goreason. com)

Her bir basamağın metin, sunum içinde ne anlama geldiği nasıl yorumlanabileceği ayrıntılı olarak aşağıdaki gibi açıklanır Bilgi, : Bu model içinde alıcıya iddianın tavsiyelerini takip etmesi için nedenler sunar. Ancak eğer konuşmacının iddiası ile kanıt arasındaki ilişki açık değil ise ikna eden kişi bu ilişkiyi açıklayıcı bir anlatım önerir ki bu da garanti- teminat olarak adlandırılır. Bu üç temel nokta dışında yardımcı öğeler de vardır. Bir iddia “ bağlaçlar, zarflar, uygun dil öğeleri ” ile desteklenmelidir; “ birçok durumda, belki de, bunun böyle olması mümkün müdür?,” gibi. “Birçok durumda” bazı istisnaların da olduğunu ikna edilecek kişiye ima edilir. “belki de, mümkündür ki, olasıdır ki,” iddianın oldukça kabul edilebilir ve doğru olduğunu fakat başka bir faktörün de sonucu etkileyebileceğini ve ortaya çıkabileceğini işaret eder. Diğer bir terim de karşıt görüş (reservation –rebuttal). Bu terim teminatların geçerli olduğu koşullar- durumlar olduğunda teminatlarla ilgili veya onlara bağlıdır. “- madıkça” yada “ buna inanmak için sadece tek bir neden vardır... ” şeklinde kelimelerle ifade edilirler. Teminatın geçerli olduğu koşulları belirten teminatla ilgili yada ona bağlı bir cümledir. “Olmadıkça”,

“ona inanmak için eğer bir neden var ise” gibi kelimelerle belirtilir. Karşıt görüş, argümanın felsefi temellerinin işlerliğini sağlayan durumları belirtir.

Karşıt görüşü sunmanın görevi, sıklıkla ikna ediciler ve aynı şekilde ikna

(33)

edilecekler tarafından küçümsenir. Onlar her ikisinin de aynı noktadan başladığını ve aynı referans çerçevesinden başladığını düşünürler. Aynı noktadan başladığımız zaman veya bu farkların olmasına izin verdiğimiz zaman ikna edici geçişlerde gerçekten başarılı olabiliriz. Uygun dil öğeleri ile beraber , karşıt görüşlere değinmek, ikna işleminde büyük bir esneklik getirir çünkü her ikisi de diyaloğa elverişlidirler, her ikisi de ikna edilecek kişiye karşı çıkmak veya iknanın tümünü değil de bir bölümünü onaylama fırsatını verirler. İkna ediciler esneklik getiren bu unsurları kullanmanın farkındadırlar.

(Writing @ CSU : Writing Guide)

Bu modelin bütüncül özelliğini daha açık ortaya koyduğu için şematik olarak verilmesinin yerinde olacağı düşünülmüştür :

(34)

TABLO 3 :

(www. concenric. net)

Tablo 3: Toulmin Mantık Yürütme Modeli

Toulmin’in çalışması, önermelerin insanların asıl düşünme şekillerini yansıtmadığını ve bu tür argümanlardan da etkilenmediklerini ortaya koymuştur. Toulmin, hem argümanları oluşturmak hem de onları analiz etmekte kullanılabilecek bir sistem önermiştir. Bu sistem (Ehninger ve Brockriede, 1963; Bettinghaus,1972) iletişim metinlerinde sıklıkla kullanılmıştır.

Toulmin Metodu, siyasal iletişim alanında da ve politik lider sunumlarının incelenmesinde özellikle liderlerin mantık yürütme becerilerinin incelenmesinde kullanılmıştır.

(Qualifier-therefore, Probably)

Zarflar, Bağlaçlar Belkide, böylece

Toulmin Modeli (Toulmin’s Model) (Data)

Bilgi

(Claim) İddia

(Warrant - Since) Teminat - den dolayı

(Rebuttal / Reservation – unless)

Karşıt Görüş -madıkca

(Backing-Because) Destekleme-Çünkü

(35)

Hart (1997), 54 metine Toulmin’in yaklaşımını uygulamıştır.

Bunlardan birkaçı ABD eski devlet başkanlarında Nixon ve Reagon’ın konuşmaları üzerine yapılmıştır. (s. 117) 8

Toulmin metodu, özellikle Amerikan üniversitelerinin, kolejlerinin

“yazma programı” içeren bölümlerinde, iyi yazı yazma yöntem ve teknikleri arasında özellikle fikir yazılarının, makalelerin, nasıl planlanacağı, nasıl detaylandırılacağı konusunda kullanılmaktadır.

“Toulmin metodunun tartışma konularına uygulanabilir bir formül gibi çalıştığı söylenebilir ancak onun da sınırlılıkları vardır. Lineer bir yol izlenmemiş ve Batı retoriğine9 göre yazılmamış metinlere uygulanamaz”.

(www. goreason. com).

Yabancı literatürde, siyasal iletişim alanında politik liderlerin konuşmalarının, demeçlerinin analizinde kullanılan ve eğitim alanında, yazma becerilerini ilerletmek isteyen bireylere de önerilen bu yöntemin Türk Dilinde uygulandığı bir alan bulunmamaktadır. Yukarıda verilen alıntı da bu yöntemi Batılı yaklaşımların, düşünme istemlerinin, hitabet sanatlarının dışında bırakmaktadır.

8 Bu incelemelerin sonucunda da Ronald Reagon’ın daha sonra teşhis edilen Alzheimer hastalığının ilk belirtileri konuşmalarını inceleyenlerce fark edilmiştir. Konuşmalarının mantıksal bağlantılarının eksikliği Reagon’ın rahatsızlığını özellikle dış politika ile ilgili olarak yaptığı bir tartışmada ortaya çıkmıştır. (Hart,1997;117)

9 Ortaçağ’dan sonra aydınlanma çağını yaşayarak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi yerleştirmeye çalışan Batı felsefesinin temel özelliklerinden olan bilimsel düşünce ve hukukun üstünlüğü ilkesi siyasi alanda liderlerin konuşma ve iletişim tarzına da yansımıştır. Bu felsefede öncelikli olarak; 1- Gerçeği tanımlamak, 2- Gerçeği (olguyu) analiz etmek, 3- Alternatif seçenekleri belirlemek. 4- En uygun alternatif seçmek ve gerekçelerini ortaya koymak 5- Karar vermek. Bu sürecini somut olarak görmek mümkündür. Böyle bir sistemde tek adam yöneticiliği ya da babadan oğla geçen yöneticilik yerini seçimle iktidara gelen kuvvetler ayrılığı ilkesi ile ekiplerin yönetim tarzını görmek mümkündür. Örgütlü ve eğitim düzeyi yüksek yönetilenler de sistematik ve pragrmatik olarak söylediklerini yapabileceğine inandığı yönetim kadrolarını iktidara getirmektedir. Doğu felsefesinde ise, aydınlanma çağını yaşanmadığı için bilimsel düşünce, çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin sistemin bütün halkalarına yerleştiğini söylemek mümkün değildir. Bu felsefenin iktidar sahipleri gücünü, hukuktan ziyade ilahi güçten alır. İktidar babadan oğla geçer ve toplumda o soylu ailenin nesebinin karizmasını ve gücünü itaat ederek onaylar. Mistik güçlerin “kutsiyet” atfedilerek yaygın olarak benimsendiği bu sistemde iktidardaki kişinin söylediğinde bir hikmet aranır. Bu tarz bir iletişimde bilimsel düşüncenin egemen olduğu batı felsefesindeki bir olguyu analiz etmek, alternatifleri tartışmak ve senteze ulaşmak gibi bir süreç yoktur. Gücü elinde bulunduranlar

“söyledimse söyledim bu böyledir” diyerek tartışmayı ve analizi önler. İnanmak ve öyle kabul etmek doğrudur. Böylesi bir inanışın yaygın olduğu toplumda halkın eğitim düzeyinin de düşük olduğu yönetime katılmadan ziyade yönetime itaat etmenin (kul olmanın) egemen olduğu görülebilir. (Doç.

Dr. Aliye Mavili AKTAŞ Hacettepe Sosyal Bilimler Akademisi, Sosyoloji Ders Notları).

(36)

1.2.2. Argüman Gücünün İkna Üzerindeki Etkilerini İnceleyen Çalışmalar

Bu bölümde mantık yürütme yaklaşımlarının alıcı üzerindeki etkilerini incelemek amacına yönelik olarak farklı yaklaşım ve modellere dayanarak yapılan araştırmalar incelenmiştir. Petty & Cacioppo’nun Detaylı İnceleme Modeli ve mantık yürütme yaklaşımlarına göre kanıt sunumu ve savunulan argümanların kalitesi üzerine yapılan incelemeler derlenmiştir.

Argüman kalitesi (argüman gücü), kanıtların içerik olarak etkinliğini, alıcının tutum ve davranışlarını olumlu yönde değiştirme nedeni olabilecek derecede iddia ile ilgi düzeyi yüksek kanıtları ifade etmektedir.

Reinhard (1988), Rodney Reynolds ve Michael Burgoon (1983) araştırmalarında kanıt kullanımının etkileri, daha sonraki araştırmacılar (Holtgraves ve Lasky ,1999 ; Sparks & Charles & Areni & Cox, 1998 ; Hosman,Huebner, Siltanen ,2002) kanıt içerikleri üzerine yoğunlaşmış ve bunu zayıf yada güçlü argüman olarak değerlendirerek incelemişlerdir .

John Reinhard’a (1988) göre mantık-içerik merkezli iknalarda kanıtın belirginleştirilmesi çok önemlidir. Son elli yıl üzerine yaptığı araştırma sonuçlarına göre, ikna üzerinde kanıtların etkisi olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Özellikle “gerçek dünyadan” alınan ikna edici örnekler kullanıldığında çok daha anlamlı, mantıklı bulunmaktadırlar. Zekice planlanmış kanıtlar kullanarak, etkili ikna edici iddialar ortaya koyar, onları destekleyecek bilgiyi de verirler. Kanıtlar, mesaj alıcıları tarafından bulunurlar. Eğer bunu ifade etmezlerse bile düşünür ve “ikna oyununun” içinde yer alırlar. (Larson, 1995;223).

John Reinhart (1988) tarafından Richard Petty, John Cacioppo’nun Detaylı İnceleme Kuramına (ELM) dayanarak kanıt ve ikna etkileri üzerine yaptığı araştırmasından elde edilen sonuçlardan bazıları aşağıdaki gibi maddeler halinde verilmiştir :

1. Birçok kişinin istatistik bilgileri çok önemli bulmalarına karşın bu tür kanıtlar diğer kanıtlar kadar ikna edici değillerdir. Reinard bunun nedeni

(37)

2. Dinleyicilere bu tür kanıtları sunmak, onları (göndereni) karşıt ataklara karşı korumalı kılacaktır.

3. Güçlü kanıtlar zayıf kanıtlara göre daha ikna edicidir.

4. Yeni kanıtlar eskilere, dinleyicilerin zaten bildiği kanıtlara göre daha ikna edicidir.

5. Kanıtlar, konuşmacının güvenirliğini artırır.

6. Kanıtlar, entelektüel seviyesi yüksek kişiler üzerinde daha etkilidir.

(Larson, 1995;223,224).

Larson’a göre geleneksel önerme yapıları bir argümanın veya içeriğin genel iskelet yapısını oluşturur. Bu yapı içinde, argüman veya önermeler, bilgi ile desteklenmiş iddialar olarak sunulur. İddia ve bilgi, kanıtlar (warrants) yoluyla dinleyicilerle ilişkilendirilir. Başarılı ikna ediciler, dinleyicinin deneyimlerine göre içerik önermelerini, (Mantıklı ve analitik düşünebilme becerilerini içeren önermeler içerik önermeleri olarak tanımlanır) bağlaçlar kullanarak, iddialarını, bilgi ve kanıtlarını şekillendirmeye çalışırlar. (Larson, 1995;225) Kanıt sunumunun hedef kitle üzerindeki etkisinin, gönderen tarafından bilinerek mesajın yapılandırması, ikna etkilerini artıran bir özellik taşımaktadır.

Mantık yürütme ve kanıt sunmanın ikna üzerindeki etkileri üzerine bir araştırma Reynolds ve Burgoon tarafından yapılmıştır ve araştırma sonucunda aşağıdaki sonuçlara ulaşmışlardır. 1983 yılında Rodney Reynolds ve Michael Burgoon tarafından inanç süreçleri, mantık yürütme ve kanıt arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla yaptıkları çalışmada, konuşmacının güvenirliği var kabul edilerek kanıt- ikna ilişkisini destekleyen sonuçlara ulaşmışlardır. Bunlar aşağıdaki gibidir :

1. Kanıt kullanmak kanıt kullanmamaktan daha fazla tutum değişikliği oluşturur.

2. Kanıt kullanmak basit iddialardan daha fazla tutum değişikliği oluşturur.

3. Kalitesiz, zayıf, güvenirliği az kaynaktan kanıt sunmak, karşı tarafın güvenirliği ne olursa olsun karşı tarafın lehine tutum değişikliği yaratır.

Figure

Updating...

References

Related subjects :