• Sonuç bulunamadı

Yazı ve resimler : Kalamışda bir villa. Mimar Zeki Sayftr • İstanbul limanı yolcu salonu proje ve Emin Onat, ( Deniz ) Mimar Nazif Asal, (Martı) Mimar Celâl Reşat • Büyük şehirler nasıl tadil

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yazı ve resimler : Kalamışda bir villa. Mimar Zeki Sayftr • İstanbul limanı yolcu salonu proje ve Emin Onat, ( Deniz ) Mimar Nazif Asal, (Martı) Mimar Celâl Reşat • Büyük şehirler nasıl tadil"

Copied!
37
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yazı ve resimler : Kalamışda bir villa. Mimar Zeki Sayftr • İstanbul limanı yolcu salonu proje ve Emin Onat, ( Deniz ) Mimar Nazif Asal, (Martı) Mimar Celâl Reşat • Büyük şehirler nasıl tadil

Y ı l 1 9 3 7 İ s t a n b u l . F i a t ı 1 L i r a . S A Y I :

(2)

I |> II î T P II T A Y L I K Y A P I S A N A T İ , Ş E H İ R C İ L İ K ve D E K O R A T İ F S A N A T L A R DERGİSİ A K l I I L U I NEŞREDENLER: M İ M A R A B İ D İ N M O R T A Ş ve M İ M A R Z E K İ S A Y A R . İ D A R E Y E R İ : A N A D O L U H A N No. 24 İ S T A N B U L . T E L E F O N : 213)7

DER A R C H I T E K T M O H A T S H E F T F D R B A Ü K U N S T . S T l E D T E B A U u . 0 E K 0 R d T I 0 S A n s c h r i f t : A ı k i t e k I . A n a d o l u H a n 2 4 . i s-1 a 11 b u i.

L A R C H I T E C T E

REVUE MENSUELLE D'ARCHITECTURE, D'URBANISME et de DECORATION Adresse : A r k i t e k t , A n a d o l u H a n 24. i s t a n b u l .

SAYISI ALTI AYLIĞI YILLIĞI

EINZELPREIS, HALBJAHRABONNEMENI", JAHRESABONNEMENT,

PRIX D'UN NUMERO

„ pour 6 MOIS

„ „ UN AN A r k i t e k t i n k o i l e k s i y o n l a r ı

1933 1934 / 1935 ( 1936 I

BUtUn yazılar, resimler, reklâm ve abone bedelleri Posta ile ARKİTEKT'in idare yerine gönderilmelidir. Ankara mümessili Mimar ( N e ş e t A kot a y ) dır. Memleketin diğer yerlerinde ve dışında, başka vekilimiz yokdur. Reklâm sayfaları tarifesi

SchriftstUcke, Drucksachen, Anzeigen, Post-u. Bankanvveisungen sind an die Schriftleitung zu richten. Keine Vertretung im In-u. Ausland. Auf Wunsch kostenlose Probehefte u. Anzeigenprelsliste.

S'adresser â la direction pour les payements d'abonnement, pour les demandes de renseignementa et pour l'envoie des photos, articles et des röclames.

(3)

A R K I T E K T

Herausgeber: Architekt Abidin Mortaş u. Zeki Sayâr.

Anadolu Han 24. İstanbul, 7. Jahrgang - No. 2 1937.

Eine Villa in Kalamış (istanbul) , Arch. Zeki Sayâr Wettbewebsennyurfe für den Dmpfangssaal des Isranbuler Hafens

Die 3 ersten Preise : > Seyfi Arkan Prof.xAlîrcd (Pudapest) Arch. Rebil Gorbon Die 4 zvveiten Preise: » Şevki Bamumcu

» A. Sabri u. E, Onat

> Nazif Asal

» Celâl u. Reşat Umbau der Grosstadte \ Dr. Ing. Martin Wagner Türkische Baumeister der letzten 5 Jahrhunderte izzet Kumbaracılar Kurrâume in Krankenhâusern Arch. Naci Meltem Bücherbesprechung '•

Nachrichten

A R K I T E K T *

Revue Mensuelle d'Archltecture, û'Urbanisme et d'Art DĞcoratlf Arch. Abidin Mortaş et Arch. Zeki Say&r.

Anadolu Han No. 24. İstanbul. 7 Ğme Ann6e. No. 2 1937

Un e Villa a Kalamiche (istanbul) Arch. Zeki Sayâr P.

Le Concours International de la Gare Maritime de Galata-Istanbul

1 er prix »' Seyfi Arkan

» » » Prof. Arch. Alfred (Budapest

• » » Arch. Rebiî Gorbon 2 eme prix » Şevki Balmumcu

» > » . > A. Sabri et E. Onat

• • » » Nazif Asal

» » » » Celâl et Reşat Comment transforme - t - on l'amenagement des srandes villes Dr. Ing. Martin Wagner Les anciens architcctes turcs izzet Kumbaracılar

Directeur de la Musfie de Topkapı-Istanbul Les l:eux de traitement dans Us Höpıtaux (süite) Arch. Naci Meltem Bibliographie

Nouvelles

(4)

/ 9 3 9 ~

A H I I [

A Y L I K Y A P I S A N A T I , Ş E H İ R C İ L İ K V E D E K O R A T İ F S A N ' A T L A R D E R G İ S İ

n

N E Ş R E D E N L E R : MİMAR ABİDİN MORTAŞ M İ M A R Z E K İ S A Y Â R

Y e d i n c i y ı l

1 9 3 7

i s t a n b u l

Y a z ı v e r e s i m l e r

(5)
(6)

K a l a m ı ş d a b i r v i l l â

M i m a r Z e k i S a y â r

Kalamış koyu sahilinde, deniz hamamları ile Fener- bahçe caddesi arasında, hafif meyilli bir arazi üzerinde ya- pılan bu villâ iki kat ve bir bodrumdan ibarettir. Arsanın caddeden sahile doğru bir yelpaze gibi genişlemesi, her iki taraftan yollar ile tahdit edilmiş olması ve geniş cephesinin deniz ve manzaraya hâkim bulunması, plânın bir dairekavsi halinde yapılmasını ilham etmiştir. Bu suretle sıhhi ve ba- di! şartlardan binanın azamî istifadesi temin edilmiştir. E- sas cephesi Fenerbahçe caddesi ve her iki tarafı sahile inen tâli yollar ile çerçevelenmiş olan bu villânın dördüncü ve en geniş cephesi Fenerbahçe ve Moda sahillerile Marmaraya hâkim bir vaziyettedir.

Plân bir ailenin ikametine tahsis edilmek üzere düşünül- müştür. Zemin katına sokak tarafındaki esas antreden gi- rilir. Bir tarafında tuvalet, diğer tarafında vestiyer bulunan antreden genişçe bir hole geçilir. Holde kat merdiveni var- dır. Bu kısım geniş bir perde ile icabında esas holden ayrıl-

maktadır. Esas.holden yemek ve oturma salonlarına geçilir. Sağ tarafta servis kısmı toplanmıştır. Esas merdivenin altından bir servis kapısı antre ile servisin ve diğer kısımların işti- rakini temin etmektedir.

Kat merdiveninin altında bodrum katı merdiveni giz- lenmiştir. Mutfak, ofis bir koridorla yemek salonuna bağ- lanmıştır. Bu kısımda ayrıca hizmetçilerin ve satıcıların gi- rip çıkması için bir servis antresi vardır. Holün sol tarafında ve ilk kısmına bir kapı ile merbut çalışma odası vardır.

Hol ile salon birbirlerine üç buçuk metro genişliğinde bir açıklık ile bağlıdır. Buraya ayrıca kapı konulmamıştır.

Yemek salonu holden bir sürme kapı ile ayrılmıştır. Bu üç piyes birbirlerine bağlandıkları zaman on yedi metroluk bir uzunluk hasıl olmaktadır. Bunların önünde koyun bü - tün manzarasını kucaklıyan geniş, kolonlu bir teras vardır.

Birinci kat yatak odalarına tahsis edilmiştir. Kat merdiveıii ile geniş bir sofaya çıkılmaktadır. Burada yatak

(7)

odası, yanında tuvalet odası, banyo vardır. Yatak odası ile banyo ve çamaşır odası bir koridor ile birbirlerine güzel bir surette irtibat ettirilmişlerdir. Tuvalet odasının yanında ço- cuk odası vardır. Sokak üzerinde bir misafir yatak odası ile, yanında bir helâ vardır.

Sokak cephesinde de binanın tam ortasına gelmek üze- re bir taraş yapılmıştır.

Bina; tamamen betonarme olup. kaya üzerine oturtul- muştur. Etraf duvarları kamilen bir buçuk tuğla genişliğin- dedir. Duvarlarını tutan driekler ile kirişler duvar kalınlı- ğından 12 santimetro içeri çekilerek yapılmış, yalnız döşe- meler tamamen duvar kalınlığı kadar dışarı çıkarılmışlar- dır. Bu suretle binanın betonarmesi' yarım tuğla kalınlığın- da olarak haricen tamamen giydirilmiş bir hale getirilmiş- tir.

Çatıya plâna tantömen uygun bir surette şekil veril- miştir. Her. taraftaöi'l metro genişliğinde saçaklar yapıl - mıştır. .Münhani bir "şekilde örtülen çatıya kiremit konul- muştur. •

Binanın en haricî dıl'mı taşkil eden münhani takriben (37) metroluk bir nısıf.,kuturla çizilmiş -olduğundan geniş bir inhinayi: haiz olan çatı sathı üzerinde kiremitlerin bir- birlerine,". intibahı 'kabil olmaktadır.

Vaziyet plânı. 1 : 1000. Kat plânları. 1 : 200 Zjmin kat kâmilen meşe parke döşelidir. İç merdiven, dahiiî kapılar karaağaçtır.

Doğramalar çıralıdan kasalı ve Alman usulüdür. Birinci katın kapıları beyaz çamdan ızgara üzerine her iki taraftan soğuk tutkalla 6 milimetro kontrplâk kaplıdırlar.

Bütün pencerelere müteharrik istorlar konulmuştur.

Yatak o&alarına, ofis ve mutfağa sineklikler konulmuştur.

Banycnun duvarları koyu yeşil renkte, fayans yeri beyaz renkte seramik kaplıdır.

Zemin kattaki salonda bir şömine yapılmıştır. Şömine 2 santimetro kalınlığında siyah mermer ile kaplanmıştır.

Bina haricen Edel sistemi sıvalı ve açık yeşil renktedir. So- kak cephesindeki balkon ve saçaklar mermer silme sıvadır.

. Pencerelerin etraflarına 4 santimetro gen işlik 13 bir silme yapılmıştır. Ufkî pencere siÜrieİçH," balkon korkuluklarının silmeleri mermerdir. Antrenin iki tarafındaki kolonlar koyu yeşil renkte boğaz taşından yapılmıştır. Antre, ve merdiven- ler, iç antre, arka cephedeki mermer merdivenler mermerdir.

Binanın, haricî mimarisinde, antrenin iki tarafındaki kolonlar ile vücude getirilan tenazür klâsik bir tesir yap- makta ise de binanın diğer cepheleri ile ,heyeti umumiyesi moderndir.

(8)

9 H H S H

Deniz cephesi ve sağ yan cephesi.

(9)
(10)

ön, yan ve deniz gör'JnUfleri.

(11)
(12)
(13)
(14)

İ s t a n b u l l i m a n ı y o l c u s a l o n u p r o j e m ü s a b a k a s ı

Bundan bir müddet evvel Galatada, Merkez ve Rıhtım Hanları arasındaki sahaya yapılmak üzfere bir deniz garı bi- nasının projesi müsabakaya konulmuştu. İktisat Bakanlığı ve İstanbul Liman Direktörlüğü tarafından tertip edilen bu müsabaka; Türk mimarları arasında çok iyi bir tesir yap- mış ve neticede 21 proje iştirak etmiştir. Bunlardan yalnız dört tanesi Avrupadan gelmiştü-.

Projenin hazırlanması için konulan müddet kâfi derece- de uzundu. Müsabakada iki derece tayin edilmiş, birinciye 2500 lira, ikinciye de 1000 lira mükâfata karar verilmiştir.

Bundan başka bir kaç proje de Liman Direktörlüğü tarafın- dan satın alınacaktı.

Müsabakanın her. şeyi tabii bir surette cereyan etmiş ve neticede projelerin tetkikine başlanmıştır. Bundan evvel Türk Mimarlar Cemiyeti tarafından müsabaka jürisinde murahhas olarak bulunmak üzere iki mimarın alınması tek- lif edilmiştir, Buna evvelce Liman Direktörlüğü itiraz etmiş- se de. bilâhara İktisat Vekâleti, Mimarlar Cemiyeti namına bir delegenin jüride bulunmasını kabul etmiştir.

Müsabakaya giren projeleri tetkik eden jüri aşağıdaki şer kilde teşekkül etmiştir:

Muhittin Üstündağ : İstanbul Vali ve Belediye Reisi Yunus Nadi : Menteşe Saylavı ve Cumhuriyet Ga-

zetesi sahibi

Reşit Safvet Atabinen : Sabık Kocaeli Saylavı Turing K. U.

Reisi

Bruno Taut : Güzel San'atlar Akademisi Profesörü Cevat Nizami : Ticaret Odası Umumî Kâtibi Profesör Debs : Yüksek Mühendis Mektebi Mimarî

Profesörü Hasan Kaper : Muhafaza Başmüdürü Samih Akkaynak : Türk Mimarlar Cemiyeti delegesi Loran Rebul : Ecnebi Vapur Kumpanyası Odası Re-

isi ve Mesajeri Pake Kumpanyaları Acentesi

Mustafa Nuri Anıl : Gümrükler Başmüdürü Suphi Ziya Özbekkan : İstanbul Türkofis Müdürü Sadettin Serin : Devlet Denizyolları Müdürü Şükrü : Emniyet Müdiriyeti 5 nci Ş. Müdürü Raufl Manyas : Liman İşletme İdaresi Müdürü

Jüri ilk toplantıdan sonra projelerin esaslı bir surette tetkiki için tâli bir teknik komite vücude getirmiştir. Bu ko- mite aşağıdaki zevattan teşekkül etmiştir. Bu komiteye ma- alesef İktisat Vekâleti ile yapılan muhaberatın uzamasından dolayı Mimarlar Cemiyeti delegesi Mimar Samih Akkaynak iştirak edememiştir.

Mimar Bruno Taut : Güzel San'atlar Akademisi Profesörü Mimar Debs : Yüksek Mühendis Mektebi Mimari

Profesörü

Mimar Farih Köprülü: Liman İşletme idaresi Fen Heyeti Başmimarı

Mustafa Nuri Anıl : Gümrükler Başmüdürü Salih Kılıç namına : İstanbul Emniyet Müdiriyeti 5 nci Ş.

M. Bay Şükrü

Raufi Manyas : Liman İşletme İdaresi Müdürü

Mühen. Ziya Kocainan: İstanbul Belediye İmar Müdürü Mimar Sırrı Bilen : Güzel San'atlar Akademisi Profesör-

lerinden.

Tâli komisyon bir kaç toplantı yapmış ve elde ettiği ne- ticeleri esas komisyona bildirmiş ve jüri heyeti yaptığı son bir toplantıda kararını vermiştir.

Bu karara nazaran müsabakaya iştirak eden projelerin hiç biri matlûba kâfi derecede muvafık görülmediği öğrenil- miştir. .Jüri iştirak eden projelerden 7 tanesini kabili istifa- de görmüş,, bu projelerin ifade ettikleri fikirlerden bilâhara yapılacak esas projede istifade etmek üzere bunları satııı almağa karar vermiştir.

Neticede bir birinci yerine üç, bir ikinci yerine dört adet ikinci seçilmiştir. Mükâfatlar da bu projeler arasında taksim edilmiştir.

Birinci olarak seçilen projeler: Mimar Seyfi Arkan'ın, Mimar Rebii Refik'in ve bir de Budapeşteli mimarın eserle- ridir. İkinci olarak'seçilen projeler: Mimar Nazif Asal, Mi- mar Emin Önad, Ahmet Sabri, Mimar Şevki Balmumcu, Mimar Celâl Reşad'ın projeleridir. ' '

Gerek teknik komisyonun raporu ve gerek jüri heyeti raporunun neşrine muvaffak olamadığımız için seçimin bu suretle yapılmasına hangi sâiklerin sebep olduğu malûm değildir. Liman İdaresi Direktörlüğüne jüri heyeti raporunun neşri için tarafımızdan müteaddit defalar müracaat edildiği halde raporun neşrine müsaade edilmemiştir.

Halbuki Avrupada jüri heyeti raporları değiJ meslekî mecmualarda neşredilmemek bilâkis projelerin halka teşhiri esnasında bile bir broşür halinde neşredilerek efkârı umu- miye tatmin edilir.

Jüri heyeti raporunun muhteviyatı bir sır değildir. Bi- lâkis müsabakaya iştirak edenlerin projelerinin yekdiğerine tefevvukunu ve teklif edilen fikirlerin farklarını mukayese edecek olan ve bunlardan en muvafık ve en güzelinin intihap sebebini tespit edecek olan jüri heyeti raporudur.

Jüri azalarının sureti intihabında, mimar ve mühendis

; ibi meslek adamlarının bulunmasında pek hasis davranan Liman Direktörlüğü jüri heyeti raporunu neşretmemekle büsbütün münakaşaya yol açmaktadır. Memleketimizde mi- marî müsabakaların yeni başladığı bir sırada muhtelif dev- let makamları ve sair müesseseler tarafından büyük hüsnü niyetlerle açılan müsabakaları daima alkışlamaktayız. Fa- kat müsabakaların sureti cereyanı hakkında vazedilmiş usul- leri ve nizamları da vardır. Bunlar Avrupa memleketlerinde tespit edilmiş ve tecrübe edilmiş en güzel şekillerdir. Müsa- bakalar yapılırken bu usul-ve nizamların tatbikini'istemek te bizim hakkımızdır.

Binaenaleyh bizi tatmin edecek olan jüri heyeti raporu- nun Liman direktörlüğü tarafından mutlaka neşredilmesini bir defa daha burada temenni ediyoruz. Aksi takdirde; pro- jelerin ne için istenilen şartlara tamamen uymadığı, ne için birer, birinci ve ikinci yerine 7 projenin seçildikleri daima herkesin kafasında bir istifham yaratacaktır. Halbuki jüri raporu bu şüpheyi dağıtacağı için herkes tatmin edilmiş olacaktır.

(15)

N. 1777 H. rumuzlu proje maketi. Mimar Seyfi Arkan N. 1777 H. r u m u z l u p r o j e y e ait i z a h n o t u A. Ş e h i r c i l i k b a k ı m ı n d a n :

Bina şeklinin yuvarlaklığı iki yandaki binaların görüş imkânını azaltmamak, onlardan tefrik edilmek, ve denize uy- gun hatlar elde etmek için düşünülmüştür.

Büro kısmı arkaya konulmakla ileride vücude gelecek olan meydana fon teşkil edilmiştir.

Köprüden gelen yol bir yeşillik bandı ile geliş ve gidiş olmak üzere ikiye ayrılmış ve yolun döndüğü yerde bir rek- lâm kulesi ve parmaklık veya tek katlı bir büro kısmı kona- rak rıhtım başlangıcı tefrik ve işaret edilmiştir.

B. K u l l a n ı ş b a k ı m ı n d a n :

Muayene salonları ayni zamanda gelen ve giden yolcu- lara ait olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Bu salonlar ica- bında birleşerek 180 kişiyi muayeneye elverişli bir salon olur.

Vapurdan bir pasörel ile birinci kata çıkan yolcular monümantal merdivenle salonun orta kısmına inerek orada muhtelif işlerini hallederek giderler. Ayni zamanda kalkacak bir vapur için gelen yolcular umumî holde pasaport, vize ve muhtelif işlerini hallettkiten sonra yan salonlarda muayene olunarak vapura giderler.

Teşyi ve istikbale gelenler umumî holden çıkan iki mer- divenle birinci kat salonlarına giderler, ve yine bu merdi- venlerden dönerler.

Salonda azami ziya, azami hava ve azami sür'atle ha- reket imkânı temin edilmiştir.

C. M a l z e m e b a k ı m ı n d a n :

Bina betonarme iskelet ve tuğla dolgu olarak düşünül- müştür.

Resepsyonel kısım döşemesi, monümantal merdiven ve umumî holdeki merdivenler mermer, duvarlar alçı ştük, böl- meler ve gişeler bronz veya krome çerçeveli kristal camdır.

Bu kısımda elektrik endirekt ziya tertibatı yapılacaktır.

Memleketin giriş kapısı olan ıbu salonda canlı bir hareket temin etmek üzere elektrikle işliyen grafik reklâm levhaları bu meyanda düşünülecektir. Umumî bekleme salonları ve koridorlar döşemesi mermer ve duvarları taneli alçı ştük olacaktır.

Memur büroları kaba ksilolit üzerine linoleum olacak- tır. Tesisat her yerde ankastredir. Tuvalet ve diğer servis kı- sımlarında duvarlar marbrit cam, döşemeler karo olacaktır.

Haricen sıva yapılmayıp beyaza yakın renkte tabiî taş kapla- ma yapılacaktır. Çerçeveler demir ve teferruatı olan ince aksam kromajlıdır.

Ç a t ı : Salonların üstü teras olarak düşünülmüştür.

İstenilirse Tekuta kaplanacaktır. Geride olan kiralık bürolar için bu çatının reverbsrasyon yapmaması için teras kısmı koyu renkte karo kaplanacaktır. Bu sebepledir ki, pencereler önüne ayrıca saçaklar getirilmiştir.

D. A b i d e b a k ı m ı n d a n :

Esas abide arkada meydanda düşünülmüştür. Bundan başka gene arka cephede sağ ve sol dolu kısımları üzerine

(bas-relief) 1er konacaktır.

Dahilde ise memleketin antresini teşkil edecek olan bu salonda monümantal merdiven karşısına gelmek üzere abide, Avrupada bir çok yolcu salonlarında olduğu gibi bir (bas- relıef) olarak düşünülmüştür.

(16)
(17)

Yelken rumuzlu proje maketi. Prof. Alfred, Budapeşte'

Y e l k e n r u m u z l u p r o j e y e ait i z a h n o t u 1 — B i n a n ı n i ç e r d e k i k u l l a n ı ş t a r z ı :

Yapılacak bina aşağıdaki başlıca takımların hareketini halletmelidir:

1— Gelen yolcular;

2— Çıkan yolcular;

3— Yolcuları karşılamağa ve uğurlamağa gelenler;

4— Gümrük, polis ve liman idaresi memurları;

5— Yemek salonları ile mutfakta iş görenler;

6— Ticaret bürolarının kiracıları.

İşbu takımların hareket etmesi şu başlıca esaslar üze- rine bağlıdır:

a.— Gelen yolcular ile karşılamağa gelenlerin muayene- den evvel irtibatlarına imkân verilmiyeceği.

b.— Çıkan yolcular ile uğurlamağa gelenlerin muayene- den sonra irtibatlarına imkân verilmiyeceği.

c.— Yolcuları karşılamağa veya uğurlamağa gelenlerin yolcularla irtibata girmeden kendilerinin çıkış ve girişini seyredebilmesi.

d.— Gümrük, polis ve liman idaresi dairelerinin muaye- ne salonu, rıhtım, iskele, dehliz ve sokak ile doğrudan doğ- ruya irtibatının temin edilmesi.

e.— Mutfağın hususî bir merdiven vasıtasile doğrudan doğruya sokağa taallûk ettirilmesi.

f.— Sokaktan hususî bir merdivenden girilen kiralık büroların, binanın diğer kısımlarından tamamen ayrılması.

g.— İleri gelen yolculara mahsus ve sokaktan hususî bir methal ve merdivenden girilen bekleme salonunun yapıl- ması ve bunun büfeye irtibatı.

h.— Denizden geleceklerin uzaktan gözüne çarpan ve şehirden de iyice görülen bir şekilde Ulu Atatürk'e tahsis e- dilecek abidenin vücude getirilmesi.

Projenin işbu esaslara uygun olması atideki surette te- min edilecektir:

İki yandaki binanın vaziyetlerine göre binanın ön cep- hesi 13 metre ilerletilmiştir. Bina önünde 4 metre yüksek- liği île 4 metre genişliğinde, ve rıhtımdaki seyri tanzim için yalnız tek bir direkler sırasına dayanan bir teras bulunmak- tadır. Vapurdan çıkış ve vapura giriş işbu teras üzerinden olacaktır. Buradan yolcular elverişli bir merdiven veya ko- caman bir asansör vasıtasile muayene salonuna girerler.

Hamallar, belki 3 üncü sınıf yolcular da yanında bir eşya asansörü olan ayrıca bir merdiven kullanmaktadırlar.

Müzeyyen merdivenin şarkî kısmı 1 inci ve ikinci garbi kısmı da 3 üncü mevki yolcular tarafından kullanılıyor.

Muayene salonunun monumental tesirini gelerr yolcu- lara girdikleri anda iyice hissettirmek üzere müzeyyen mer- diven tamamen açık bırakılmıştır. Yüksekliği 12 metre olan ve dört sırada yerleştirilen 40 tane ince sütunları duvarları havi ve çok kuvvetli bir surette üstünden ve yanından ay- dınlanmış bu kocaman salona beyaz mermer merdivenlerden içeriye girerek insanın ruhunda peyda olan ilk tahassüs hakikaten bir hars ve san'at mabedi içinde bulunmak duy- gusunu veriyor, ve aynı zamanda sureti tertibinin cesaretliliği ve monümantallıfı ile bundan çok ziyade bugünkü Türk evlâtlarının san'at aşkı, ideal gayreti ile yeni Türk devleti- nin kımıldanmasını ilerleyişini de göstermektedir.

(18)
(19)

Resimler, daireler bu salona raptedilmiştir. Pasaport, polis ve gümrükçü gişeleri doğrudan doğruya bu salona açı- lıyorlar. Gümrük idaresinin diğer büroları bunların arkasında zemin katta, polis ve liman işletme müdürlüğünün daireleri de yarım katta bulunmaktadırlar. Yolcular bunlara muayene salonunda iki geçitten girebiliyorlar, bu geçitlerin biri giriş, diğeri çıkış olarak kullanılabilir. Zemin katta bulunan bu res- mî dairelerden doğrudan doğruya rıhtım ve caddeye, yarım kattakilerdsn ise deniz kenarındaki terasa ve dehlize kapılar Dehlizden muayene salonuna üç tane dört kanatlı ka- pıdan girilir. İnşa noktai nazarından muayene salonu ile dehliz aynidir. Müştereken bir meydan teşkil eden ikisi de yalnız camdan bir duvar, demek ki dükkânların sırası ta- rafından ikiye ayrılmıştır.

Başlıca hareketi kolaylaştırmak üzere dehlizin cadde cephesindeki methalleri ile muayene salonunun kapıları ayni battadırlar, dükkânlar ise bu istikametten biraz yan taraf- lara yerleştirilmişlerdir. Dehlizin iki sonunu ikmal eden bi- rer nısıf daireden birinci kata kadar yanlarında asansörler olduğu halde merdivenler yükseliyorlar. Merdivenler etra- fında ayrıca kadın ve erkeklere mahsus tuvaletler vardır.

Dükkânlar üstündeki yarım kat balkonundan bekliyenler muayene salonundan çıkanları seyredebilirler.

Merdiven ve asansörlerden birinci kata binenler geniş ve dehlize doğu açık bir galeriye geliyorlar. Burada yerleş- tirilen vitrinlerde milli Türk halk ve sanayi mamulâtından daimî bir sergi tertip edilebilir. İki asansör arasındaki par- maklık 3 üncü ile ve 2 inci mevki yolcuları ayrılmaktadır Merdivenler etrafında 1 ve 2 inci ile 3 üncü mevki beklsmı

salonlarının ayrıca kadın ve erkeklere mahsus tuvaltlsri vardır. 3 üncü sınıf bekleme salonunda yalnız küçük mutfaklı bir büfe vardır. Yine 1 ve 2 inci sınıf bekleme salonuna ta- mam bir mutfağı havi bir yemek salonu bağlanmıştır. Müs- tahdemin giyinme odalarının havalandırılması bacalardan oluyor. Mutfağın dahiiz'inde merdiven ve asansörle doğrudan doğruya caddeye çıkılır, tafracı odasından hem bekleme sa- lonunun yemek salonuna, hem de içinde bir bar bulunan hususî yemek salonuna girilir. Bu hususi salon yekpare ka- pılar ile bekleme salonundan ayrıldığı halde eşrafın bekleme salonuna bağlanır. Bekleme salonları önünde buulnan büyük balkonlardan uğurlamağa ve karşılamağa gelenler yolcuların girip çıkmasını gözden takip edebilirler.

Hulâsa yolcular ile uğurlamağa ve karşılamağa gelen- lerin girip çıkması böyle olur:

Gelen yolcu vapurdan doğrudan doğruya pasörel ile yarım kat yüksekliğindeki terasa iner. Buradan 1 ve 2 inci mevki yolcuları müzeyyen merdivenin şarkî kısmından veya asansörden 3 üncü mevki yolcuları ise müzeyyen merdivenin garbî kısmından istifade ederek muayene salonuna girerler.

Bavullar hamallar tarafından eşya asansörü veya hamallar merdiveninden aşağıya getirilir. Yolcular gümrük, polis ve liman ofislerine muayene salonunu bırakmadan yetişirler.

Yolcular muayene salonundan dehlize ancak gümrük ve po- lise karşı olan her türlü vazifelerini doldurduktan sonra çıkabilirler. Kendilerini karşılamağa gelenlere ilk olarak dt-hlizde görüşürler.

Çıkan yolcular kendilerini uğurlamağa gelenlerden deh- lizde ayrılırlar ve bundan sonra irtibatlarına imkân olmıya- caktır.

(20)

proje vaziyet plânı 1 : 2500. Enine ve boyuna kesimler ve kat plânları. 1 : 800.

(21)
(22)
(23)

Mimar A. Sabri ve Emin Onat

tünde, ister önündeki rıhtım üstünde hareket eden bir vinç tarafırdan kaldırılıp indirilebilir.

Binanın başlıca kısmı büyük salondur. Bunun tavanları zemin kattaki sağlam temellerden başlıyan sekiz sırada du- ran ve ta son sakaflara kadar yükselen sütunlar üstüne da- yanırlar. Amudi duvarlar tavana dayandıkları için en küçük derecede kalın ve yük taşımıyan bir surette inşa edilirler.

Cadde cephelerindeki duvarların cam yüzleri betonarme çer- çevede yerleştirilen cam tuğlalardan (en briques de verre) yapılırlar. İstenildiği halde muayene salonuna üstten aydın- latan tesisat ta yapılabilir. Gerçi yandan çok kuvvetli aydın- latış olduğu için buna lüzum görülmez. Dehliz ile muayene salonu arasındaki camdan duvar basit demir çerçeveye ko- nulan camdandır.

Dairelerin binası üç kısımlı betonarme yapılır, inşaatı evvelkinden tamamen serbesttir.

Bütün binanın çatı tertibatı düz olarak sıcaklık ve rü- tubete karşı müessir surette muhafaza edilmiştir.

Temellere ait proje lâzım gelen malûmatın programda verilmediğinden dolayı yapılamadı. Sütunlar herhalde ay- rıca sağlam temeller üzerine yapılacaktır.

Pencereler ve camlı kapılar çelikten, yekpare kapılar tahtadan «Sperrholz» yapılacaklar.

Programa göre bina masrafı haricinde olmak üzere, üs- tünde heykeli, yan cephelerine Türk tarihinden alınan hâ- diseleri gösteren kabartmalar yerleştirilecek, 40 metre yük- sekliğinde ve Ulu Atatürk'e tahsis edilecek bir kule yapıla- caktır. İşbu kulenin deniz cephesindeki uzun cam yüzü ge- celeyin aydınlatılarak çok uzaktan görülecektir.

Fenni mimarî bakımından kule bina ile değil, terasla bağlanmış ve bina cephesinin önüne yerleştirilmiştir.

Bütün bina iç ve dış yüzü ile, içerdeki taksim ve inşasını kat'i bir surette gösterecektir.

OR-ON rumuzlu proje maketi.

Uğurlamağa ve karşılamağa gelenler yolcuların kendile- rlle irtibata, vapura biniş ve vapurdan inişlerini birinci kat- taki balkondan, muayene salonundaki bütün hareketlerini dehlizin galerilerinden veya camdan duvardan gözden takip edebilirler.

Eşrafın birinci katta bulunan bekleme salonuna cadde- den hususî merdiven ve asansörle doğrudan doğruya girilir.

Vapura binmek istenildiği zaman bekleme salonundan yarım katta bulunan taraşa inilir. Polisin münasebet ve hareketini takip etmek üzere hususî merdiven holüne resmî dairelerden bir kapı açılır.

İkinci katta geniş bir orta geçitten iki tarafında tuva- letler ve uşak odası ile birlikte kiralık ticaret büroları bulun- maktadırlar. Bir kapıcı odasını havi merdiveni ve asansörü doğrudan doğruya caddedeki hususî kapıdan girilir.

II. B i n a n ı n s u r e t i t e r t i b i : Binada inşa noktai nazarından dört başlıca kısım var- dır.

6— Vapura biniş ve vapurdan inişi takip eden rıhtım- daki teras.

2— Merdivenler ve dehliz ile büyük salon.

3— Dairelerin binası, mutfak, ve kiralık bürolar.

4— Ulu Atatürk'e tahsis edilecek abidenin kulesi.

Bina önünde iki metre ileri alınmış ve ondan ayrıca bu- lunan, vasatından bir sütunlar sırasına dayanan betonarme yapısı olan rıhtımdaki terasadan binanın yarım kattaki gi- rişlerine köprülerden girilir. Vapurdan terasa pasörel ile ne surette giriş hakkında müsabaka programında kâfi derecede malûmat verilmediğinden dolayı proje sahibi bu meseleyi müsabakada dahil olmadığı gibi idrak edip ancak bu mese- lenin ister Genova, ister Le Havre limanındaki tesisata göre yapılabileceğini kaydeder. Buna göre pasörel ister teras üs-

(24)

»m ı>i§SSeSPİSRİi »m

— ( i = 1 î i n i i i i i ü î H r j i ı - » ' !

» " tmm

S i

(25)

Deniz rumuzlu proje maketi. Mimar Nazif Asal

" Yalı ,, r u m u z l u p r o j e y e ait İ z a h n o t u 1— U m u m î v a z i y e t v e b i n a n ı n k o n u ş u

h a k k ı n d a d ü ş ü n c e l e r :

Müsabaka şartnamesindeki esaslar ve İstanbul gibi yolcu faaliyeti fazla ve ileride daha artacak bir şehrin yolcu sa- lonu ihtiyaçları nazara alınmış ve proje bu esaslara göre tanzim edilmiştir. Yolcuların Türkiyeye varışının ilk mer- halesi olan bu binanın bir abide şeklinde olması temenni e- dilmiş ve müsabaka şartnamesinde istenilen üç katlı salon binasının iki tarafında bulunan Rıhtım ve Çinilihanların faik irtifaları arasında sönük kalmaması için bina denize doğru ilerletilmiş ve deniz cihetinde yolcu salonu irtifaı yükseltilerek ve bir kule konularak binaya hem azamet, hem de hususiyet verilmek istenilmiştir.

Binanın denize doğru çıkarılması ayni zamanda rıhtıma yanaşacak yolcu vapurlarından doğrudan doğruya (vapur güvertesinin irtiı'ama göre kabili tanzim müteharrik) bir pasörel vasıtasile binanın deniz tarafındaki balkona çabuk ve az mesafe ile geçilmesini temin. etmiştir.

Müsabaka şartnamesinde istenildiği gibi ayni zamanda salonda eşyası muayene olunan 190 yolcu kendilerini kar- şılamağa gelenlerle birlikte 300 kişiye baliğ olacaktır. Bu 300 kişinin (vasati bir otoya 3 kişi hesabile) 100 otoya ihti- yacı vardır. Bu sebepten binanın şehir methalinin önündeki cadde 20 metreye kadar genişletilmiş ve binanın karşısında- ki, nazara hoş gözükmiyen ve bir takım barakaları ihtiva eden, arsa meydan haline getirilmiş ve buraya bir anıt ila birlikte yukarıda bahsedilen ihtiyaçları karşılamak için iki oto parkı yapılması düşünülmüştür. Bu suretle ferah ve mo-

dern ihtiyaçlara uygun bir meydan vücude getirilmek iste- nilmiştir. Tabiidir ki şehre ilk çıkan ecnebi yolcuya ilk tesiri bırakacak olan bu yer için azamet ve ferahlık verilmesi fikri esas olarak tutulmuştur.

Ayni zamanda salonun önünden Karaköye giden dar sokağın genişletilmesi seyrüseferin tanzimini ziyadesile ko- laylaştıracaktır.

Yeni vücude getirilecek olan meydanın iki yanındaki bi- naların kolonatları altına seyahat işleri ile alâkadar mües- seselerin toplanması seyahat işlerini merkezileştirmiye yar- dım edecektir.

2 — Y o l c u s a l o n u n d a k i g i r i ş ç ı k ı ş v a z i y e t l e r i :

Umumiyetle şehirden çıkan yolcuya nisbetle şehre giren yolcuya daha geniş muayene salonu lâzımdır.

Bu suretle giriş ve çıkış için ayrı ayrı salon yapılmayıp icabında (proje üzerinde siyah noktalarla gösterildiği veç- hile (muvakkat alçak bir körüklü bölme ile salonun ikiye tak- simi düşünülmüştür. Bu suretle ayni zamanda şehre giriş ve çıkışı temin imkânı vardır. Bu esasa göre pasaport vize holü ve saire, şartnamede mevcut tesisat, tertip edilmiştir. Pasa- port vize holüne açılan rıhtım ile salonu bağlıyan. koridor gemi personelinin ve memurların daimî kontrolü altında şehre giıip çıkmalarım ve lüzumunda (az olduğu takdirde) büyük muayene salonuma lüzum hasıl olmadan rıhtıma çıkmalarını temin edeceği düşünülmüştür.

Şehre giren ve şehirden çıkan yolcuların ve teşyi ve is- tikbale gelenlerin yekdiğerlerini görmeleri, fakat, ancak u-

(26)

r ^ = r O

S . i

i - J J J . J . i h L . L h L Tf'n'n'n'rr-'n'r'r.'n'r ,1

- a S .

i İ l l i 1 1 1 1 1 1 ,1

- a S .

i

J L I - J L U - Ü L I J E L ,1

r i - a

„if

: „ üüs

m

s f f

U

1 1

i-

I

k i

(27)

Martı rumuzlu proje maketi/ Mimar Celâl ve Reşat

mumî giriş holünde birbirlerile temas etmeleri temin edil- miştir. Bu suretle yolcuların, istikbal ve teşyie gelenlerin kont- rolü kolaylaştırılmış, hattâ bu iş otomatik bir hale sokulmuş- tur. Müsabaka şartnamesinde istenildiği gibi denize ve sa- lona nazır iki bekleme salonu ve lokanta yerleştirilmiş ve bunlara da ayrı antre ve merdivenler verilmiştir.

3 — B i n a d a h i l i n d e a b i d e v e t e z y i n a t : Müsabaka şartnamesinde istenilen monümantal merdi- ven yolcu muayene salonuna yerleştirilmiş, ve binaya konu- lacak ATATÜRK anıtı için bu monümantal merdiven ile bir likte artistik bir kompozisyon yapılmıştır. Bu suretle bir kat daha ehemmiyet kesbeden muayene salonu duvarlarının liman faaliyetini gösterir (fresk) resimlerle tezyini dü- şünülmüştür.

Binanın kara tarafındaki methalini teşkil eden, mey- dana nazır ve bütün yolcuların geçmeğe mecbur olduğu ho- lün methalinin müzeyyen olması düşünülmüş ve methal üze- rine, İİstanbul limanı motifi, içinde renkli camdan bir bü-

yük vitray konulması ve antrenin iki tarafındaki köşelerinin de mermer yüksek röliyeflerle ve holün duvarlarının deniz yolcularını gösteren kabartma haritalarla tezyini düşünül- müştür. Pek tabiidir ki bütün bunlar ecnebi yolculara şehir hakkında ve Türkiye Cumhuriyetinin yapıcılık san'atı hak- kında ilk tesiri bırakacak mahiyettedirler.

4— B i n a n ı n i n ş a a t s i s t e m i : Binanın iskeleti betonarme olarak düşünülmüştür. Yolcu muayene salonu inşaatı betonarme ramendir. Dolgu duvar- ları tuğla ve binanın harici renkli sun'î taş kaplamadır.

Kara ve deniz tarafındaki methal merdivenleri ve mu- ayene salonu içindeki monümantal merdiven mermer olarak düşünülmüştür. Denize bakan balkon mermer kaplanacak - tır. Pencere ve kapılar ahşap muayene salonu pencereleri demir ve kapıları cilâlı sert ağaç olarak düşünülmüştür.

Antre holünün zemini ve duvarları (1.50 m) irtifamda renkli mermer kaplanacaktır.

" A k ı n , , r u m u z l u p r o j e y e ait i z a h n o t u 1 — P r o j e n i n k u r u l u ş u h a k k ı n d a :

Proje, mevcut liman ve gümrük binaları ehemmiyetle gözönünde tutularak ihzar edildi. Şehir nizamları, şehrin nakil vasıtaları ve kesafet mıntakası düşünülerek giriş - çı- kış yerleri tesbit olundu. Hava, ışık ve mevcut gümrük ve liman binalarının azamî manzaraya malikiyetlerinin müm- kün olduğu derecede devamı, temin edildi.

Pasörel yalnız fevkalâde ziyaretçilere tahsis edildi. Di-

ğer yolcular için (şakulî ayar tertibatını) havi (sahil mer- divenleri) muvafık görüldü.

Yolcu ile yolcuyu geçirenlerin göz irtibatı ve birleşme, ayrılma noktaları titizlikle etüd edildi. Fevkalâde zaman- larda, binayı halk tehacümüne maruz bırakmamak için (rıh- tım teraslarına) yan sokaklardan (ihtiyat methaller) ve- rildi.

(28)
(29)

( G ü m r ü k b i n a s ı — Y o l c u s a l o n u — L i m a n b i n a s ı )

Bu herüç bina: Bir manzume olarak mütalea olundu.

Yolcu salonu dahilindeki gümrük kısmı - gümrük başmüdür- lüğü ile ve yolcu salonu dahilindeki liman müdürlüğü - li- man işletmesi ile (birer geçit vasıtasile) birleştirildiler. Bu tertip, haricî teraslar için aldığımız formla elele vererek yu- karıda iddia eylediğimiz (üç -binanın beraberliğini) itmam ve ikmal eyledi.

Fevkalâde ve yüksek ziyaretçilere verilen ehemmiyetin nazarı dikkate alınmasını dileriz.

2— İ n ş a a t v e k u l l a n ı l a c a k m a l z e m e h a k k ı n d a :

Temel kazık olacaktır. Diğer kaba aksam betonarme ve tuğladır.

Keşifte alınan fiatlar yüksek fiatlardır. Bu fiatlâr da- hilinde:

Salon katı mermer kaplama ve meşe bankolu olacak, bu şekil" zenginlik bir de yüksek misafirlere ait kısım da bu- lunacaktır. Haricî kaplamalar sun'î taş plâk olacaktır. Yal- nız methallerde mermer kullanılacaktır. Tesisat itibarile as- rın tekmil terakküerinden istifade edilecektir.

O R - O N r u m u z l u p r o j e y e ait i z a h n o t u Karaköyde sirkülasyon vaziyetine büyük tesirler yapa-

cak olan bu gibi yeni ve mühim bir inşaatı en evvel burada mevcut olan cadde şebekelerine iyi bağlamak icap eder.

Hariçten gelen ve giden yolcuların bu binaya otomo- billerle gelip gitmesini en muvafık bir şekilde halletmek lâ- zımdır. Karaköy köprü başına şimdiye kadar olduğu gibi o- tomobillerin çıkması buradaki sirkülâsyona büyük bir mâni teşkil etmektedir. Bilhassa yeni yapılan yolcu salonu proje- sinde bu cihet esas olarak alınmış ve arka taraftaki eski gümrük caddesi genişletilmek suretile Karaköye bina rap- tedilmiştir.

Karaköyden îstanbulun her tarafına gidildiği için bu- raya yolcuları doğrudan doğruya çıkarmak bittabi şarttır.

150 otomobil için durak yeri düşünülmüş, yeni inşaatın karşısındaki kısımda boş araziden istifade edilerek buraya büyük bir otomobil durağı tanzim edilmiştir. Yan caddeler de otomobil durağı olarak kullanılmıştır.

Yeni yolcu salonu Merkez Rıhtımhanı ve Çinili Rıhtım Hanı gibi irtifaı çok büyük olan iki bina arasında yapıl- ması estetik noktai nazarından binayı rıhtıma doğru iler- letmek ihtiyacını hissettirmiştir. Fakat bu ilerletme rıhtımı pek az işgal etmektedir.

Vapurlardan öndeki geniş balkonlar vasıtasile binaya gi- rilir. Bekliyenlerin balkonlarile yolcuların balkonları bir par- maklık vasıtasile ayrılmıştır.

Yolcu salonu büyüklüğü 180 kişinin birden muayenesi için elverişli bir şekildedir. Bunun etrafında ve galeride da- hilî servis büroları yapümıştır.

Teşyie ve karşılamıya gelenlere mahsus salonlar prog- ram mucibince birinci kattadır. Bu salonların methalleri

projede tanzim edilmiş olan açık holdedir. (Yan caddeler otomobil durağı olarak kullanıldığı için bu methaller yan sokağa alınmamıştır.)

Bekleme salonlarından yolcu salonunun görülmesi geniş pencerelerle temin edilmiştir. Yani muayene esnasında her- hes kendi yolcusunu görerek takip edebilir.

Hariçten gelen yolcular için yine birinci katta büyük bir hol mevcuttur. Bu hol ecnebilerin ilk adım attıkları bir yer olduğu için Atatürk abidesi buraya konulmuştur.

İki kollu geniş merdiven yolcuları doğrudan doğruya muayene salonuna indirir. Muayene mahallerinde dahilî sir- külâsyon yollarının tamamile birbirinden ayrılmasına dik- kat edilmiştir.

Holün ışığı ön cephedeki büyük ve yüksek çam satıh- larile temin edilmiştir. Bundan maada en yukarıda yan ta- raflara da pencereler açılmıştır. Salonun tavanını cam yapmak imkânı da vardır. Lâkin şimdilik buna lüzum ol- madığı kanaatile sarfı nazar edilmiştir.

Gümrük ve polis teşkiltâtına ait bürolara zemin kattaki açık holden ayrı ayrı methaller vasıtasile girilir.

Kiralık bürolar için de yine açık holde ayrı bir methal yapılmıştır. Asansörler vasıtasile en üst katlara kadar çık- mak imkânı temin edilmiştir.

Kiralık büroların cadde tarafına alınmasile yeni bina- yı kitle itibarile etrafındaki büyük irtifalara bağlamak im- kânı hasıl olmuştur.

İnşaat tarzı betonarme iskelet sistemi, ara duvarlar tuğla, cam kısımları demir ve broıız, cepheler taş plâklarile kaplama olarak düşünülmüştür.

(30)

B ü y ü k ş e h i r l e r n a s ı l t a d i l e d i l i r ?

D r . !ng. M a r t i n VVagner

Zamanımızda şehir inşacüığı, tekâmülünün kafi bir dö- nüm noktasında bulunmaktadır. Bu dönümün kat'iliğî, her- halde, hiç bir zaman bugünkü kadar şehir inşacılığı, havali plânları ve memleket plânları hakkında sözler söylenmemiş, yazılar yazılmamış ve plânlar yapılmamış olmasmdan ileri geliyor değildir. Eğer sözler iş, plânlar da icraat haline gel- miş bulunsaydı, o zaman artık bir dönüm noktasında ol- mazdık; o zaman artık büyük şehirlerimizin tamamen yeni bir şekil haline gelmiş olması hakikati karşısında bulunur- duk. Henüz o kadar ilerlemiş değiliz. Gerek bütün mütehas- sısların, gerekse mütehassıs olmıyanların özledikleri bu he- defe henüz varmamış bulunmamızın sebebi şudur: Zama- nımızın şehir inşacıları unutuyorlar ki kendileri «şehir in- şacısı» değillerdir. Ne zamanımızın büyük şehirleri, ne de es- kiler, şehir inşacıları tarafından inşa edilmişlerdir, Şehirler çok daha kuvvetli âmiller tarafından, yani m a k i n e l e r ve s e r m a y e l e r tarafından, inşa edilir.

Bu noktai nazarımın tarihte de böyle olduğunu burada mufassal bir surette izah ve isbat etmeğe kalkışırsam, başlı başına ayrı bir makale doldurur. Bu sebeple, eski Mısır Firaunlan, eski Yunan siteleri, eski İran ve Makedonya Kıralları, Roma Kayzerleri ve saire gibi şehir inşacılarınm, şehrilerini bütün fizikî ve mihaniki unsurların, yani sermaye vücude getiren bütün unsurların, temerküz ettirilmesi sure- nle mi, yoksa başka tarzlarla mı inşa etmiş olduklarına ta- allûk eden tezin doğru olup olmadığını tayin cihetini okuyu- cularıma bırakıyorum: Mevzuum dahilinde kalmak üzere, bu- rada yalnız şu kadar söyliyeylm ki, zamanımızın büyük şe- hirleri hakikaten, ismine makine ve sermaye denilen müt- hiş mimarlar tarafından inşa edilmiştir .

Şimdi bana, tenkidi seven okuyucularım, hemen şu iti- razda bulunacaklardır: Büyük İskenderin, şüphesiz makine mefhumuna giren gemiler, arabalar, silâhlar ve sermaye mefhumuna giren vergiler, harp ganimetleri, esirler gibi, ma- kine ve sermaye' unsurlarını gayet plânlı bir surette bir şehir haline getirmesi ile 19 uncu asrın liberal zihniyeti i- çinde ayni unsurların plânsız olarak gelişi güzel ve şekilsiz bi halde büyüyen şehirlerin genişletilmesinde kullanılmış olması arasında bir fark aramıyacak mıyız? Bu itiraza ce- vap veriyorum: Eski imparatorlar devrinde de pek çok bü- yük ve plânlı şehirler vücude gelmiştir. 19 uncu asrın serbest hareketi esas'tutan zihniyeti ise plânlılığı daha ziyade ferdin kabiliyetlerinin iktisadî inkişafında aramış, yoksa şehirlerin gözle görülür şekiller haline gelmesi hususunda plân gözet- memiştir.

Newyork, Londra, Paris, Berlin gibi şehirleri vücude ge- tiren büyük sermayeler serbestçi zihniyet bakımından şüp- hesiz ki plânsız hareket etmiş değillerdir. Fakat bu serma- yelerin güzel san'atlar, sosyal politika, hıfzıssıhha ve saire bakımlarından şekilsiz, içtimai düşüncelere ve hıfzıssıhha

kaidelerine uymaz bir tarzda hareket etmiş olduğu meselesi ise ancak içinde bulunduğumuz yirminci asırda ortaya çık- mış bir keyfiyettir. Biz ise şimdi hayatın ve iktisadın he- yeti umumiyesini, totalitesini kavramak suretile iş görü- yoruz ve bu sebeple de bugünkü büyük şehirlerde hayatın totalite şeklinin mevcut olmadığını ve hattâ vücude getiril- mesine de çalışılmadığını gayri kabili tahammül bir surette hissedyioruz.

Bu totalite şeklini sadece güzellik bakımından mütalea eder ve şehir haline gelen her şeyin iktisadî temellerini göz- den kaçırırsak, yani plânlarımızı şehir inşacılığının büyük ve yaratıcı âmilleri olan makine ve sermayeyi de gözeterek yapmazsak, şehirlerin totalite şeklini gütmekliğimiz husu- sunda bir adım bile ilerliyemeyiz.

Makine ve sermayenin büyük şehirlerimizin yaratılma- sında ve şekil almasında hakiki âmil vaziyetinde bulunduk- ları keyfiyetinin ne kadar doğru olduğunu tebarüz ettirmek için şöyle düşünelim: Büyük şehrin makinelerinin, yani bü- yük münakalât makinelerinin, su ve kanalizasyon makine- lerinin, havagazi ve elektrik makinelerinin yalnız iki hafta tamamen atıl kaldığını farzediniz. Artık büyük şehirden ha- yır kalır mı? Yine düşünelim: Büyük şehre doğru akmakta olan sermayeler bir gün kesilîversin... Artık büyük şehir bü- tün teknik, sivllizasyonel ve kültürel tesisatı ile birlikte yı- kılmaz ve nihayet tamamen ölüp gitmez mi? Şehir inşacılığı- nın böyle cesetlerle dolu sahalarım Akdenizin eski kültür mıntakasında bugün pek güzel görüp mütalea edebiliriz.

II

Hakikî şehir inşacısının her zaman için makine ve ser- maye olduğu hakkındaki tezin doğruluğunu anladıktan sonra şehir inşacılığında bir dönüm noktasından bahsedebilmek- liğimiz için, bu iki tahrik edici âmilin, yaratıcı hedefleri hu- susunda bizzat kendilerinin bir değişme, bir dönüm yapmış olmaları veya yapmak üzere bulunmaları meşruttur. Böyle bir hedef değişmesi hakikaten göze çarpıyor mu, yahut vu- ku bulmakta mıdır? Bu suale kısaca, kroki halinde cevap verelim:

Takriben 100 sene evvel demiryollar inşa edilmeğe baş- lanılınca eski kara yollarının büyük bir kısmı demiryol ha- line getirildi. Bu demiryollar, daha ziyade, büyükçe şehirler istikametinde nakliyat yapıyorlardı; çünkü bu şehirlerdeki fabrikaların makineleri köylük yerlerin insanlarını, kuvvet- lerini kendisine doğru çekmekte idi. Bu tekâmül yolunda demiryolları halk yığınlarının temerküz etmesi hususunda pek büyük bir rol oynamışlardır.

Demiryoluna nisbetle «daha mobil» bir makine olan o- tomobilin tekâmülü ise tamamen aksi bir hareket doğurmuş- tur, ki bu hareket ademi merkeziyet, yani desantralizasyon, yahut, daha isabetli bir tabir ile, ademi tekâsüf, yani de-

(31)

konsantralizasyondur. Şehirlerde tekasüf azalmağa başlamış- tır. Nakliyat işlerimizde (150) kilometroya kadar mesafe da- hilinde demiryolundan kaçmak gözle görülebilir bir hal al- mıştır. Evvelce ıssızlaşmış olan kara yolları yeniden canlanı- yor. Otomobiller ve kamyonlar büyük şehirlerden hareket e- derek memleket içerilerine doğru uzak uzak gidiyorlar ve şe- hirleri yine eskisi gibi köye yakın, köyleri de şehre yakın bir hale getiriyorlar. Köy ile şehir arasındaki zararlı fark artık bu sayede ortadan kalkacağa benziyor.

İnsanların yerleşmesinde dekonsantralizasyon yapmağa başlıyan şey yalnız bu nakliyat makinesi değildir. Telgraf, telefon, radyo, memleketler aşırı telefon tesisatı ve saire de geniş sahaların birbirine yakınlaşmasını temin etmektedirler.

Demiryol sayesinde bir büyük şehrin akşamlayın çıkan ga- zeteleri köylerin ve içerilek yerlerin sabah gazeteleri haline gelebiliyordu. Tayyareler, posta otomobilleri, motosiklet ve saire sayesinde ise gazete, ayni günde bir kaç saat zarfında memleketin içerilerine erişebiliyor. İş yerlerine kömür nak- liyatı yerine bakır tel ve kablolarla büyük merkezlerden ve- rilen elektrik cereyanı kaim oluyor. İş yerleri ve fabrikaların tesis mahalleri eskisi gibi bir çok şartlara lüzum hissettir- miyor, hemen de her istenilen yerde kurulabiliyorlar. Nerede inşa ve arsa masrafları, gıda maddeleri ve işçiler daha u- cuzsa orada tesis olunabiliyor.

Nakliyatın bu kadar tekâmülü ve infiradı sayesindedir ki işletmelerimizde artık nakliyatın esas gaye olmayıp sa- dece masraftan ibaret bulunduğunu ve bu itibar ile de, mal- lar ve mamuller yerine insanların büyük şehirlere veya şe- hirden şehre nakledilmesinin daha ucuza malolacağını tak- dir etmeğe başlıyorlar. Modern münakalât siyasetinin kur- duğu bu kaidenin ne kadar ehemmiyetli olduğunu isbat için iki rakam gösterelim: Almanyada büyük şehir içinde veya büyük şehirler arasında bir kişinin nakli kilometro başına takriben 2,5-3 Pfennig dir. Bir ton yükün bir kilometroya nakli ise 1929 senesinde Alman Devlet Demiryollarında takriben 4,6 Pfennig idi. Bu nakliyatı ayni ağırlık mikyasına kalbedersek göriiı üz ki insan nakliyatı yük nakliyatından takriben 7-9 defa daha pahalıdır. Bu sebeple, iktisadî bakımdan insanları, günlük işe gidiş gelişleri asgarî olan ve iaşelerine mahsus eş- ya ve maddeler için hiç nakliyat yapmak icap etmiyen yer- lerde oturtmak muvafıktır, çünkü, modern ekonomik gayesi;

azami masrafla ve asgarî iş randımanı ile azamî sermaye vü- cude getirmek olmayıp asgarî masrafla ve azami iş randımanı İle azamî sermaye vücude getirmektir.

İşte bu sebepledir ki, sermaye, büyük şehirlerde tekâsüf etmek yolundaki hedefinden ayrılarak dekonsantrasyona, yani geniş bir iktisat sahasına doğru yayılmağa başlamıştır.

Sermayenin mütemadiyen artan bir sür'atle temerküz ederek büyük sermaye haline gelmek temayülü neticesinde zaruri olarak 19 uncu asrın küçük iktisat müesseseleri yerine 20 inci asrın büyük iktisat müesseseleri kaim olmuştur. Bu inkişaf neticesinde de sermaye otomatik bir surette, zamanımızın ih- tiyaç gösterdiği, hayatın ve iktisadiyatın totalite şekline doğ- ru yürümüştür. İşlerin bu tarzda bir tekâmül göstermesi, Umumî Harpten sonra hemen de bütün memleketlerde da- ha, büyük bir sür'at almıştır ki sebebi de devletin bizzat mu- azzam bir sermaye işletici ve yeni sermaye teşkil edici sıfatile ortaya yıkması, şehir inşacılığına ve bilhassa ikametgâhlar, iskân sahaları ve şosalar inşaatına gittikçe daha fazla meb- lağlar yatırmağa mecbur- kalmış olmasıdır.

Çok kere bir inşaat mahallinde 1000-5000 daire ihtiva eden ifnalar vücude getirmiş olan ve bir kaç sene zarfında büyük şehir içinde yeni büyük şehirler doğuran, devletin bu

şehir işi ve şehir dışı iskân siyaseti ile sermaye yatırımları nihayet işlerde ihtisas sahibi olmıyanların bile gözünü açtı ve eski hortumlara yeni şarap doldurmakta mana olmadığı fikrini ortaya çıkardi. Berlin, Viyana, Amsterdam, Frankfurt a. Mayn şehü-lerinde harpten sonra yapılmış olan yeni iskânlar her ne kadar çok daha iyi ve pek kıymetli şeyler iseler de, şehir inşacıları böyle, eski bir şehir ağı içine yeni delikler yamalamakla büyük şehirlerin organizminde esaslı bir iyilik elde edilemiyeceğini anlamakta gecikmediler. İşte böylelikle- dir ki; artık her tarafta, büyük şehirlerin organik ve plânlı bir surette tadilâta mazhar olabilmesi için ne yapmak icap ettiği suali zihinleri işgal etmeğe başladı. Bu sual güç bir sual idi.

III

Bu suali ilk ortaya atanlar, şehir inşacılığını sadece gü- zellik ve artistlik zaviyesinden gören şehir inşacıları olmuş- tur. Burada ilk aklıma gelenler Paris şehrinin tadili husu- sunda bir (Corbusier) nin şekil itibarile dâhiyane plânlayışları ile vasıtalı vasıtasız bir çok talebelerinin, çok daha az dâhi- yane olmakla beraber, Sovyet Rusyada bir çok yeni şehir- lere ve şehir tadilâtına müteallik plânlayışlarıdır. Fakat bütün bu plânlayışlar fili icraat safhasına intikal edebile- cekleri zemini bulamamışlardır. Sebebi: Şehir inşacılığında makinenin ve sermayenin zamanımızda milyonluk şehirleri kabul etmekten ziyade bu gibi şehirleri istemediğini, bu gibi şehirleri dağıtmak temayülünde bulunduğunu, makine ve sermayenin şehir inşacılığında kendine mahsus kanunları ol- duğunu (Corbusier) henüz kâfi derecede anlamamıştı. Mos- kovada ise, şehir inşacıları teknik ve ekonomik olmaktan zi- yade artistik bir terbiye almış olduklarından Rus halkına verdikleri hayat ve iktisat sahası garbi Avrupadakinden 100 sene daha ileri gitmişti. Rusyada anlaşılmıştır ki, dünyanın hiç bir milleti, içinde bulunduğu sivilizasyonel ve kültürel seviyeden birdenbire atlayıp yükselemez. Bilhassa o millet garbî Avrupa iktisadının temelini teşkil eden makine ve sermaye unsurlarını, kendisi için de, harekâtına esas itti- haz ederse büsbütün imkânsızdır. İşte bu suretle Rus devleti de zaruri olarak garbî Avrupanm büyük şehirlerinin eski- miş şekil ifadelerine baş vurdu, «klâsik mimari» yi ve «yer- altı trenleri» ni, milyonluk şehirlerin bu mecburî fenalıkla- rını ve iktisadi şaşkınlıklarını «sosyalist inşacılığınm ve sos- yalist konforunun ilk timsali» haline getirdi; onlara «muaz- zam tarihî bir mana» izafe etti.

Amerikalı şehir inşacısı (Thomas Adams) tarafından Newyork şehrinin tadili hususunda tavsiye edilen reformlar çok daha amelî ve semerelidir. Bu zat daha 1928 de neş- rettiği Newyorkun umum inşaat plânı hakkındaki büyük ese- rinin mukaddemesinde şu çok ehemmiyetli cümleyi kaydet- miştir: «Hiç bir şehir inşacısı şehir inşa edemez. Yapabile- ceği yegâne şey, şehirlilere şöyle demektir: İşte yaptığım plân! Bu plâna göre hareket edebilirsiniz. Fakat mimar, siz kendinizsiniz» Bu cümlenin ima ettiği umumî mana yukarıda tarafımdan ortaya atılan tezi teyit eder. Yani, şehirlerimizi inşa edenler plânlar ve plânı yapanlar değildir. Şehirler dai- ma makineler ve sermaye tarafından inşa edilmiştir. Bun- dan sonra da öyle olacaktır. Buna rağmen, (Thomas Adams) m mimarlığını elinden kolayca şehirlilere terkedivermesini ben doğru bulmam. Plânı böyle teslim etmek ancak bir şartla muvaffakiyete erişebilir ki, o da plânm şehirlilerin carî tek- nik ve ekonomik ahvaline uygun surette düşünülmüş, he- saplanmış ve şekillendirilmiş olması lüzumudur. Aksi takdir- de şehirliler de asla kendi şehirlerinin mimarı, olamazlar.

( Ark«. var )

(32)

T ü r k

i m a r l a r ı

Mimar Atik ve yahut Yavuz Sinan 876 (1472) de öl- müştür. Fatihde Karaman civarında Hafızpaşa mahalle- sinde yaptırmış olduğu Kumrulumescitte gömülüdür. Bu civarda namına bir mahalle vardır. Bugün yalnız şadırva- nının bulunduğu etrafındaki kubbelerle cümle kapısı mev- cut olan ve yıkılan Fatih camii ve medrese, imaret ve da- ı-üşşifayı yapmış ve Aksarayda Murat Paşa camii, medrese ve hamam bunun Mimarbaşılığı zamanında yapılmıştır.

Mimar Ayaz: Saraçhanebaşında yaptığı camiin avlu- sunda gömülüdür. 892 (1486) yılında ölmüştür. Bu dahi Fatih camiinin inşasında bulunmuştur.

Mimar Hayrettin: İkinci Beyazıd zamanında mimar idi. Eski Irgadpazarında Sinanpaşa medresesinin karşısın- daki camii kendi namına yapmıştır. Mezarı mezkûr med- resenin önünde idi. (1288) (1871) de yolun açılması üzerine bugün mevcut olan mezarların arasına konulmuştur. Yapı- lan araştırmada mezar veya mezar taşı bulunamamıştır.

Beyazıt ve Firuzağa, Atikalipaşa, namı diğer Sedefçiler ca- milerini yapmış olduğu bazı tarih kitaplarında görülmüştür.

Ve bununla beraber bu camilerin Mimar Kemalettin ta- rafından yapılmış olduğu da yine bazı tarih kitaplarında o- kunmuş ise de bu rivayetlerin ne derece mevsuk olduğu muhtacı tetkiktir.

I I inci Beyazıt devrine giren Mimar Kemalettin kendi için Aksaray, Koskada yapmış olduğu Merdivenli camide gömülü idi. Bu cami etrafındaki dükkânlarla yanmıştır. Me- zar taşı bulunamamış ise de (bakiyei izamı) mütarekenin ilk senesinde ihtifalâtla Beyazıt camii mezarlığına kaldı- rılmıştır. Aksarayda namına bir mahalle vardır.

Asarı Atika Müzeleri şark kısmının bulunduğu çinili Köşkün bunun tarafından yapıldığı rivayeti vardır.

Mimar İshak Abdullah: 891 (1486) tarihinde mimar idi.

Mimar Bıyıklı Muhittin: 899 (1493) tarihinde mimarı ha: ı idi.

Mimar Cafer bin İsfendiyar: 901 (1496) tarihinde mi- marı hassa idi.

Mimar Hüsam: 902 (1496) tarihinde mimarı hassa idi.

Mimar Mehmet İbrahim: 902 (1496) tarihinde mirrçarıı hassa idi.

Mimar Bıyıklı Mehmet bin Yusuf: 904 (1498) tarihinde mimarı hassa idi.

Mimar Sinan bin Abdullah 909 (1503) yılında mimar idi.

Mimar Alâettin bin Abdullah: 914 (1508) tarihinde sipa- hi oğlanları bölüğünde mimar idi.

Mimarbaşı Acem Ali Yavuz Sultan Selim zamanında yapılan İran harbinde esir edilmiş ve İstanbula getirildik- ten sonra mimar olduğu için hassa mimarı ve Kanunî Sul- tan Süleyman zamanında Mimarbaşı olmuştur. Sultan Se- lim cami ve türbesile Şehreminindeki Macuncu camii bu- nun mimarbaşılığı zamanında yapılmıştır.

Yenikapı Mevlevihanesi civarında namına yapmış ol- duğu camide gömülüdür. 944 (1537) yılında ölmüştür. Ye- rine Üstad Koca Sinan Mimarbaşı olmuştur. Kitaplarda na- mı Acem Ali yazılmakta ise de vakfiyesinde asıl şöhreti Esir Alidir.

Mimar Koca Sinan Süleymaniye camii civarında Dök- meciler sokağındaki türbede gömülüdür. 944 (1537) yılında Mimarbaşı Acem Alinin yerine Sermimarı hassa olmuştur.

Elli iki sene Mimarbaşılık ve herkesçe malûm olan güzide ve nefis asarını yaptıktan sonra 996 (1587) de ölmüştür.

Mimar Horos Memi mimarı hassadan Koca Mimar Sinanın yetiştirmiş olduğu mimarlardandır.

Mimar Sarhoş İbrahim; bu da Koca Mimar S'inamn zamanında mimar idi. Bugün camilerimizde pek enfes surette görülmekte olan kârı kadim alçı pencere yapmakta üstadı kâmil idi. Süleymaniye camiinde ve Şehzade Mehmedin tür- besindeki pencereler bunun tarafından yapıldığına ihtimal verilebilir.

Mimar İsa ve Yusuf; bunlar da Mimar Sinanın halife- lerinden, yani kalfalarmdan idiler. Babir Şahın daveti üze- rine İstanbulca bittensip Hindistana gönderilmişler idi. (Deli Agra, Lâhur, Kişmir) kalelerini yapmışlardır.

Mimar Ahmet: 953 (1546) da mimarı hassadan idi.

Mimar İlyas Abdullah: 958 (1551) yılında ölmüştür.

Şehremini civarında Denizaptal mesçitini yapmıştır. Her ne kadar burada gömülü ise de mezar taşı bulunamamıştır.

Mimar Üstad Süleyman: 994 (1575) de hassa mimarı idi.

Sermimar Davut: 996 (1587) yılımda Koca Mimar Sina- nın yerine Mimarbaşı olmuştur. Eminönündeki Yenlcaminin kendi plânile ilk temelini kurmuştur. Fatih Çarşambasın- da Kızlarağası Mehmetağa camiini ve Divanyolunda Irgat- pazarmda Sinanpaşa türbesindeki sebilleri yaptığına dair ki- tabelerinde isimleri yazılıdır ve Cerrah Mehmet ve Nişancıi cedit Mehmet Paşa camileri bunun zamanında ikmal edil- miştir ve Mimar Dalgıç Ahmedin 1008 de Mimarbaşı olması Mimar Davudun 1008 de öldüğüne delâlet eder. Ölümü de bir rivayete göre suiitikat töhmetile Vefa meydanında asıl- mak suretile, diğer bir rivayette de veba hastalığından vu- kubulmuştur.

Mimar Üstad Veli bin Mehmet: 1584 (1595) yılında mimar idi.

Mimar Üstad Sinan 1004 (1595) yılında Bursa mimarı idi.

Tersane mimarı Mustafa: 1008 (1599) yılında ölmüştür.

Kasımpaşada Türabîbaba türbesi hatiresinde gömülüdür.

979 (1575) de Kıbrıs fethinden dönülürken İnebahtı açıkla- rında vukubulan vak'a münasebetile Sokullu Mehmet Paşa- nın Venedik sefirine devletim İsterse gemi seren direklerini gümüşten ve yelkenlerini atlas kumaştan yaptırır dedikten sonra İstanbul tersanesinde bir günde doksan kadirganın ka- burgalarını meydana getiren Mimar Mustafadır.

Mimar Piri bin Nasuh 1008 (1599) da mimarı hassalık- tan azledilmiş, yerine Bayramoğlu Hacı İbrahim geçmiştir.

Mimar Dalgıç Ahmet: 1008 (1599) da ehliyetnamesi ol- duğundan Mimarbaşılığa tayin edilmiştir. Mimar ve Su Nazırı idi. 1007 (1598) de Erzurum, Şam, Halep, Silistire Beylerbeyi idi. Eminönündeki Yeni camiin Davudun başlangıcında bir müddet mimarlık yaptığı gibi Ayasofyada Üçüncü Sultan Muradın türbesini yapmıştır. Bu türbenin sedefli kapısında

(33)

ismi yazılıdır. Kalenderoğlu isyanını bastırmak üzere me- mur edilmiş ve muvaffak olamıyarak almış olduğu bir yara üzerine 1015 (1596) da ölmüştür.

Mimar elhac İbrahim bin elhac Mustafa: 1111 (1602) dc hassa mimarı idi.

Mimar Üstad İbrahim bin Bayram: 1013 (1604) te has- sa mimarı idi.

Mimar Üstad Hıdır bin Mustafa: 1014 (1605) te hassa mimarı idi.

Mimar Mehmet Ağa: 975 (1567) yılında devşirme olarak İstanbula gelmiş, 977 (1569) da mimarlık öğrenmeğe başla- mıştır. 1015 (1606) da Dalgıç Ahmedin yerine Mimarbaşı ol- muştur. 1032 (1623) te ölmüştür. Sultan Ahmet camii ile et- rafındaki sebilleri 1026 (1617) de yapmıştır. Camiin Alman Çeşmesi karşısında kapınm yamnda, sebilin üstündeki kita- bede ismi yazılıdır. Sedefçilikte mehareti kâmilesi vardı.

Sultan Ahmet camiinin revaklarının orta yerindeki şadır- vanın karşısında cümle kapısındaki sedef kapı bir nümune- sidir. Kalkandelenli idi.

Mimar Hacı İbrahim: Mimarı hassa iken 1024 (1615) yı- lında ölmüştür.

Mimar Mehmet Halife: 1024 (1615) te Mimarbaşı Meh- met Ağanın inhasile hassa mimarı olmuştur.

Mimar Hacı İbrahim bin İbrahim: 1025 (1616) hassa mimarlarından idi.

Mimar Üstad Mehmet bin Veli: 1025 (1616) hassa mi- mrlarından idi.

Mimar Üstad elhac Ebubekir: 1026 (1617) de Mimar- başı Mehmet Ağanın inhasile mimarı hassa olmuştur.

Mimar Süleyman oğlu Ebubekir: 1032 (1623) te Mimar- başı Mehmet Ağanın inhaslie Mimar Mehmedin yerine ta- yin olunmuştur.

Mimar Kasım: 1032 (1623) te Mimarbaşı olmuştur. 1049 (1639) da azledilmiş, 1051 (1641) de tekrar Mimarbaşı ol- muştur. Şehzadebaşmda Hoşkadem camii civarında kendi namına bir medrese yaptığı gibi Hasekide Bayrampaşa med- resesi, türbesi ve sebili ve Üsküdarda Çinili cami bunun Mimarbaşılığı zamanında yapılmıştır. Yenicamii yaparken meyhanelerin inşasına ruhsat verilmek töhmetile katlolun- muş ve camii mezkûrii Mimar Mustafa ikmal etmiştir. Yan- yalı idi. Amasyalı Sadi Çelebinni kölesi ve Dördüncü Sultan Mehmedin annesi Turhan Haticenin kâh kâhyalığında ve kâh Mimarbaşılığında bulunmuştur ve siyasete karıştığı için Midilliye sürülmüş ve Yedikulede hapsedilmiştir. 1071

«1660» da Mustafanın Mimarbaşı olmasına bakılırsa Mimar Kasımın bu tarihte vefat ettiği anlaşılmaktadır. Üsküdarda gömülüdür.

Mimar Ramazan: 1047 (1638) dc Herseğin Foça şehrinde Bodin Defterdarı Hasanpaşa camiini yapmıştır.

Mimar Ahmet Dede: 1060 (1651) de mimarı hassa İb- rahim yerine tayin edilmiştir.

Mimar Üstad Ali: 1061 (1562) de Mimar Ahmedin ye- rine tayin edilmiştir.

Mimar Mehmet bin Abdullah: 1066 (1657) yılında Mi- marbaşı Üstad İbrahim bin Abdülgani Ağanın ölümü üze- rine yerine Mimarbaşı olmuştur.

Mimar Meremetçi Mustafa Ağa: 1049 (1639) Mimarbaşı olmuş ise de iki sene sonra azledilmiş ve 1071 (1660) yılında Mimar Kasımın ölümü üzerine yerine Mimarbaşı olmuştur.

Mimar Hezarıfen İbrahim ile beraber Yenicamii ikmal et- miş ve Mısırçarşısı ile Yenicamideki sebili yapmıştır.

Mimar Fazlı: 1079 (1670) yılında Bursa mimarı Meh- medin ölümü üzerine Mimarbaşı Mustafa Ağanın inhasile mimar tayin edilmiştir.

Mimar Abdi: 1083 (1674) te Mimarbaşı idi.

Mimar Şeydi Sadi: 1077 (1678) de mimarı hassa olmuş- Mimar Ahmet: 1090 (1681) yılında Mimarbaşı idi.

Mimar Davud. 1090 (1681) de mimarı hassa olmuştur.

Mimar Ahmet: 1095 (1686) yılında Mimarbaşı İlyasın emrile Bursa mimarlığına tayin olunmuştur.

Mimar Mehmet: 1099 (1689) Mimar Seyit Mehmedin yerine geçmiştir.

Mimar Mustafa: 1099 (1689) Mimar Mehmedin yerine geçmiştir.

Has Başmimarı Hasan Ağa: 1106 (1695) te Eski Saray, yani şimdiki Üniversite binasının yerinde olan sarayların üzerindeki kurşunlarm keşif ve tamirini yapmıştır.

Başmimar Mehmet: 1108 (1697) Şehzade camii kapısını tamir etmiştir.

Mimarbaşı İbrahim Ağa: 1109 (1698) yılında Saraçhane- başındaki Amcazade Hüseyin Paşanın medrese, türbe, mek- tep ve sebili bunun zamanında yapılmıştır.

Mimar Bekir: 1131 (1718) yılında Topkapı Sarayı Mü- zesinde Üçüncü Sultan Ahmet kütüphanesinin hem bina emini, hem de mimarı olduğu gibi Şehzadebaşmda İbrahim Paşa medresesile sebil, çeşme ve kütüphanesi ve darül- hadisi bunun zamanında yapılmıştır.

Kayserili Mimarbaşı elhac Mehmet Emin Ağa: 1141 (1728) yılında Ayasofyada Babıhümayun karşısındaki çeş- me ile Galatada Azabkapısındaki sebil ve çeşme ve Hekim- oğlu Alipaşa sebili bunun zamanında yapılmıştır. 1148 (1735) Sürre Emini olmuştur. 1155 te vefat etmiştir. Edirnekapıda gömülüdür.

Mimar elhac Abdullah Ağa bin Mustafa Efendi bin Ahmet: 1147 (1734) yılında mimar idi.

Mimarı hassa Süleyman: 1153 (1741) de Bursa mimar- lığına nakledilmiştir.

Mimar Abdullah: 1160 (1748) de mimar idi.

Mimarbaşı Çelebi Mustafa: 1169 (1755) yılında Kalfa Simon ile. beraber Nuruosmaniye camii ile medrese, imaret ve sebili yapmışlardır.

Sermimar Elhac Ağa: 1175 (1762) den 1179 (1766) ya kadar Mimarbaşı idi. Lâleli camii ile imaret ve sebili bunun Mimarbaşılığı zamanında Simon Kalfa ile birlikte yapmış- lardır.

Mimar Ömer: 1176 (1763) tarihinde mimarı hassa idi.

Sarayda Kızlar Ağasının köşkünü ve kileri tamir etmiştir.

Mimar elhac İsmail: 1177 (1764) te hassa mimarı ol- muştur.

Mimarı hassa kaymakamı elhac İsmail ve kalfalarından Mehmet Halife: 1179 (1766) da mimarı hassa idiler.

Elhac Seyit Mahmut hulefasından Üstad Mehmet bin Abdullah: 1179 (1766) da hassa mimarı idiler.

Mehmet Tahir: 1179 (1766) dan 1192 (1779) a kadar Sermimar idi. (75) uzunluk, (75) genişlik ve (5725) mimarî terbii ziraî üzerine o vakte göre 1244 kese, 633 kuruş, 40 akçe sarfile üç sene, on ay, beş gün içinde Kalfa Kör Yani ile beraber bugün mevcut olan Fatih camiini yapmıştır. 1181 1768) temel atılması sırasında cami kürsü şeyhi Abdülkadir Efendi tarafından sof ferace giydirilmiştir. Bu meyanda tür- beyi ve medreseleri tamir etmiştir. Bununla beraber 1186 (1773) Bahçekapıda Establıâmire arpa, saman ambarla- rını keşfederek tamir etmiştir.

Hassa mimarı Hasan: 1179 (1776) da Böğürtlen kalesi tamirine memur olmuştur,

( Arkası var)

(34)

Hastanelerde banyo, hava ve b e d e n hareketlerile tedavi yerleri

M i m a r Naci M e l t e m

Her türlü banyolar, modern bir hastahanede tedavi tar- zının mühim bir kısmını teşkil eder.

Bunlara umumiyetle hava ve güneş banyoları ile jim- nastik ve hazan da ultı-a-violet şua ile tedavi sistemi ilâve olunur.

Paviyon şeklindeki hastahanelerde bu servisler için müf- rez binalar intihap olunur.

Merkezlleştirilmiş hastahanelerde ise ekseriya çok ziya ve hava olmıyan yerlerde, tahtezzemin katlarda bulunur.

Kanalizasyon tesisatını kısaltmak ve muhtemel su cereyan- larından mütevellit zararlardan tevakki noktai nazarından bodrum ve alt katları kullanmak menfaatlidir.

Lâkin banyoların tebehhuratı, muhtelif tedavi sistemi banyolardan çıkan kokular müessesenin içine yayılabilir. Bi- naenaleyh paviyonları binanın hususi bir kısmında tesis et- mek faydalıdır.

Bu servisin işgal -edeceği saha kadın ve erkeklere ayrı ayrı daireler yapılacağına göre ve muhtelif saatlerde bir dairenin kadın ve erkeklere tahsis edileceğine göre tahavvül eder.

Hastaların hafif surette giyinmiş oldukları halde merdi- ven ve asansörlere dahilden geçmek suretile vâsıl olabilme- leri ve yataktan çıkamıyacak, kötürüm gibi hastalrın da rahatsız olmadan gidebilmeleri için bu servisin merdiven ve asansörlerle münasebeti olacak veçhile tesisi lâzımdır.

Bekleme salonları, münferit soyunme kabineleri, istira- hat odaları muhtelif banyo sistemleri için müşterek olarak yapılabilir.

Banyo servisleri meyanında su ile tedavi banyoları, tıb- bî, elektrik, çamur, buhar banyoları duş ve masajlar zikre- dilebilir.

Müfrez ve kapalı mahaller kuvvetli kokular neşreden çamur ve kükürtlü banyolara ve bu banyolar için lüzumlu olan malzemenin muhafaza ve hazırlanmasına tahsis edilir.

Banyo servisi mahallerinin tavanları ziya ve havanın mebzulen dahile girebilmesi için kâfi derecede yüksek ol- ması ve havasının çok iyi surette tebdil edilebilmesi lâzım- dır.

Tavan yüksekliği 3,5 metreden aşağı yapılmamalı, ziya- nın dağılması ve mürakabsnin kolaylaştırılması için alçak ara bölmelerile iktifa edilmesi şayanı tavsiyedir.

Mihaniki tedavi için 100 ilâ 200 metre murabbaı bir sa- ha lâzım olup bu dairenin duvar ve döşemeleri ses geçirmez

malzeme ile teçhiz edilmelidir. Beden hareketleri salonunun lrtlfaı diğerlerinden yüksek olmalıdır.

Banyo servisleri için yatak adedi başına 0.60 ilâ 1.10 metre murabbaı, mihanikî tedavi için de 0.30 ilâ 0.50 metre murabbaı saha lâzımdır.

H a s t a h a n e l e r i n h u s u s i i n ş a a t s i s - t e m l e r i :

Hususi inşaat sistemlerinin - yani teamül olan hasta- hane model ve tesisatlarına uymıyan sistemlerin fayda ve mahzurlarını tetkik ederken yalnız bunların mahiyet ve ba- kım masrafı düşünülmiyerek ayni zamanda havanın derece!

hararet ve suhuneti de gözönünde tutulmalıdır.

Şimal memleketleri, kar ve soğuğun kullanılmasına im- kân bırakmadığı geniş pencere ve taraçaları reddeder. S'ıcak memleketlerde keza güneşin ziyasını ziyadeleştirmeğe değil,

•azaltmağa çalışmak lâzımdır. Şu halde oephfeleri kâmilen pencereli ve kademeli hastahaneler yalnız mutedil iklim- lere elverişlidirler.

Kâmilen pencereli olan bir cephenin bakımı ve dahilin teshini noktasından mahzurları varsa da böyle mahallerin sun'i tecdidi hava tertibatına ihtiyaç göstermemesi her has- tanın harici görebilmesi, çok kıymetli olur. Güneş ve ziyanın buralara bol bol girebilmesi gibi mühim faydaları vardır.

Bu şekildeki pencerelerin güçlüğü ziyanın storlar vası- tasile tahfif veya pancurlarla tahdidindedir.

Pencere yalnız müteharrik bir cam levhası olmakla kal- maz; bu pencerelerin oldukça karışık inşa tarzları vardır. Bu itibarla ilerideki inşaat modelleri her ne olursa olsun bin- lerce senedenberi iyi faydalan görünen bölme üzerine ve oda sathına nazaran aydınlık sathını havi pencereler bilhassa hastahaneler için ilk safta gelecektir.

Locyalardan müteşekkil zikzaklı cepheler, destere şek- linde çatılarla örtülü salonlar asırlardanberi tecrübe edilmiş- se de ancak hususî ahvalde tatbik sahası bulmuşlardır.

Bazı hususî inşaat tarzı vardır ki hususi mahiyetteki hastahaneler için elzemdir.

Meselâ çocuk hastahanelerindeki kemik ve mafsal ve- remi tedavisi için olan paviyonlarda, kötürüm ve yatalak olanlar için tesis edilen melce'lerde kademeli taraçalara lü- zum vardır.

Buralarda güneş en mühim tedavi vasıtası olduğundan bu gibi yerlerde tesisat, bakım ve tamir masraflarından ka- çınılmaz.

Referanslar

Benzer Belgeler

Büyük inşaat ve proje işlerinin yapılması daimî mimarın gündelik mesaisine mâni teşkil etmemesi için yukarıda de- diğimiz gibi ya müşavir mimar kullanmak veya müsabaka

«Sultan Selim camii etrafında olan ebniyei cedide ve atikanın resimleri ve bina olunması ferman olunan imaretin resmî tahrir ve tersim olunup irsal oluna diye buyurulmağın

ler bize ait değil diyerek elini çekmiş, Hususî muhasebe yalnız istifadesini bellemiş, Müzeler idaresi de ezbere korunması bize düşüyor diye bu anıtların karşısına

Zemin katta Halkevi methal ve holü mer- mer, konferans salonu zemin betonu üstüne çi - mento şap, müzik hol zemin betonu üstüne çiçekli mozayik çini; birinci katta şube

Bodrum katında, umumî methalin yanında bir kapı ile iştiraki olan ve iki oda ile bir mut- faktan mürekkep kapıcı dairesi, bunun yanında şoför odası, bunun yanında

Methal, doğrudan doğruya oturma holüne açılıp önünde bir

Birinci katta muallim odası 3 sınıf, bir elişi salonu, ufak bir deposu olup muallimler için bir halâ ile ayrıca ders malzemesi için de bir

(Daire mimarisi) gerek projesinin tanzimi gerek bu projenin tatbiki nezareti hükümet da- ireleri tarafından idare edilen asarın heyeti umumiyesine dedik.. Geçen sene