• Sonuç bulunamadı

2. Mecmua’da Yeni Harflerle Yayımlanan Tarih ile İlgili Makaleler

2.17. Tufan Hikâyesi (H.Ömer [BUDDA], sy 23)

Sümmer Dininin, Babil, İbranî, İslâm Dinleri Üzerine Yaptığı Tesirler Tufan Hikâyesi –İbranî ve İslâm Dinlerinde

Dünyanın tamamını etkileyen bir Tufan hadisesi eskiden beri tartışlagelen bir konu olmuştur. Doğa bilimcileri ve Antropologlar bunun mümkün olamayacağı konusunda birleşseler de bazı menkıbelerde durum bundan farklıdır67. Bu makalenin yazılış amacı, bu duruma kanıt getirmekten çok, Sümmer “Gılgamış Destanı”nın Sami dinleri üzerindeki etkisini folkorik açıdan değerlendirmektir.

Konuyla ilgili incelemeler İbranilerin, Kur’an’ın ve Babillerin hikâyeleri anlatılmak suretiyle yapılacaktır. İbranîlerin Tufan Hadisesi kutsal kitaplarından birincisi olan “Tekvin”den şu şekilde nakledebilir:

Tekvin’e göre Allah, sapkın bir yol tuttuğunu gördüğü insanları yarattığına pişman olur insanları, hayvanları ve yeryüzündeki bütün canlıları ortadan kaldıracak bir Tufanyaratmaya karar verir. Yanlızca Nuh, zevcesi, oğulları ve oğullarının zevceleri salih kimseler oldukları için bu felaketten kurtulacaklardır. Allah Nuh’a

67

Mehmet MAKSUDOĞLU,”Arkeoloji İlmi Dinin Hizmetinde Nuh(a.s.) ve Tufanı”,Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi, Emel Matbacılık, Ankara Mart- Nisan 1974, c.XIII, sy.2,s.107.

Gofer ağacından, uzunluğu üç yüz, enielli ve yüksekliği otuz zirâ olacak bir gemi yapmasını, gemiyi orta ve üst katlara, ayırmasını gemiye temiz hayvanlardan erkek ve dişili yedişer, pis hayvanlardan keza erkekli dişili yedişer hayvan almasını söyler.

Yine Tekvin’e göre Tufan olduğu zaman Nuh altıyüz yaşında idi. Nuh altı yüz yaşının ikinci ayının onyedinci gününde bulunuyorken, büyük denizin bütün kaynakları yarılıp, gökyüzünün pencereleri açıldı. Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı. Yeryüzünde kırk gün kırk gece Tufan olmuş, sular yeryüzünde yüzelli gün kalmıştı. Yedinci ayın on yedinci gününde, Nuh’un gemisi Ararat dağları üzerine oturmuştu. Bundan kırk gün sonra suların çekilip çekilmediğini anlamak üzere Nuh önce geminin penceresinden kargayı, sonra güvercini salmış, kuşlar ayakları çamurlu olarak dönmüşlerdi. Bir yedi gün sonra güvercini tekrar saldığında güvercin taze zeytin dalıyla dönmüş, bir yedi gün sonra saldıklarında ise dönmemiş ve Nuh bundan dolayı yeryüzündeki suyun tamamen çekildiğini anlamıştı. Altıyüz birinci senenin ilk ayının birinci gününde sular yeryüzünden çekilmişti. İkinci ayın yirmi yedinci gününde yer kurumuş ve Allah Nuh’a gemiden dışarı çıkıp çoğalmalarını emretmiştir. Nuh bu olaydan sonra Allah’a kuşları yakmak suretiyle kurban vermiş, Allah kurbanın kokusundan hoşnut olup, insanları bir daha mahvetmeyeceğini dile getirmiştir.

Tevrat’ın Tekvin kısmı kaleme alınırken “Yahvist” denilen kabile Hikâyelerinden oluşan kısım ve “Ruhban vesikası” denilen ikinci İsrail krallığı yıkıldıktan sonra yazıldığı düşünülen metinlerden oluşmaktadır. Bu hikâyelerden Yahvist metinlerde Tufan hadisesinin altmış bir gün devam ettiğini söylenirken, Ruhban vesikası ise, suların yeryüzünde yüz elli gün kaldığını, Tufanın oniki ay sürdüğünü bildirmişti. Bunun dışında Yahvist metin yanlızca yağmuru Tufan sebebi gördüğü halde, Ruhban vesikasında yerden suların fışkırdığı da eklenmiştir.

Kur’an ‘da ise Nuh kıssası hemen her yerde geçer68. Kur’an’da Nuh ile ilgili ayetlerden görüldüğü üzere Nuh, kavmine Peygamber olarak gönderilmiş69, kavmi

68

Kur’an, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2007,s. 3/33-34; 4/163; 6/84; 7/59-64, 69-70; 10/71-74; 11/25-49; 14/9; 17/2-3, 17; 19/58; 21/76-77; 22/42; 29/14-15; 33/7; 37/75-83; 38/12-14; 40/5, 30-31; 42/13; 50/12; 51/46; 53/52; 54/11-17; 57/26; 66/10; 69/11-12; 71/1-28; Nuh Tufanı

onu yalancılıkla suçlamış, peygamberliğin ancak melek olmak ile mümkün olduğu söylemişlerdir. Allah, Nuh’a kavminde iman eden kimselerin dışında başka kimsenin iman etmeyeceğini, bu durumdan da müteesir olmaması gerektiğini emretmiştir. Devamında Nuh’a bir gemi yapması emredilmiş, zulm edenlerin sular altında boğulacağı bildirilmiştir. Nuh’a “Tufan başlamaya yakın her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle”,denmişti. Nuh’un oğullarından biri ona karşı gelerek, gemiyebinmemiş, dağasığınmıştı, Nuh, Allah’a oğlunun da aileden olduğu hususunda yalvarmış, Allah oğlunun aileden olmadığını söylemiştir. Su yeri, göğü yutmuş ve gemi Cudi dağı’na oturmuştur. Nuh’a :”Bizden selametle gemiden senin zürriyetinden gelenleri geçindireceğiz”,denmiştir.

Babil Tufan hikâyesi’nin de kendinden önce gelen Sümerlerden alınmış olması muhakkaktır. Milattan önce III. yy’ın ilk yarısında Yunanca Berosus tarafından yazıldığı bilinmektedir. Berosus hikâyeyi şu şekilde nakleder: Babil’in onuncu hükümdarı Xisuthrus, Makedon takviminin sekizinci ayına tesadüf eden Daesius ayının onbeşinci gününde(Makedon takviminin karışıklığından dolayı bu ayın mayıs ya da şubat ayı olduğu tahmin edilmekte ise de kesin bir bilgi yoktur) Tanrı Cronos ile rüyasında konuşmuş, Tanrı ona büyük bir felaket ile insanoğlunu talan edeceğini, bir tarih yazarak, Tufandan bunu korumak için bunu Güneş şehri Sippar’a gömmesini istediğini söylemiştir. Gemiye ailesi, dostları, kuşlar, dört ayaklı hayvanlar binmeli, gemi beş yüz yirmi zira genişliğinde, bin üç yüz zira boyunda olmalıdır70. Tanrı’nın söylediği gibi Tufan başlayıp bir süre sonra kesilince Xisuthrus, kuşlardan bazılarını dışarı salmış ancak kuşlar konacak yer bulamadıklarından geri dönmüşlerdir. Bir defa daha saldığında kuşlar ayakları çamurlu dönmüşler, sonraki salıştan sonra da geri dönmemişlerdir. Dağların göründüğünü fark eden kral, gemisinden ailesi ile beraber çıkarak Tanrı’ya bir mezbah yapmış burada ona kurbansunmuştur. Dönüp arkalarına baktıklarında ise Xisuthrus ve ailesi ortadan kaybolmuştur. Gökten gelen bir ses Xisuthrus’un imanlı

69

Nuh, kavmini birkaç şekilde imana çağırmıştır. Önceleri gizli şekilde, açıkca davet ederek, ikna yolunu deneyerek. Yıllarca süren çabasına kavminden karşılık alamayan Nuh, Allah’a :”Yeryüzünde tek bir kâfir bırakma!”şeklinde dua etmiştir. (Kur’an, Nuh 71/9,71/8-9,71/26-27.)

70

bir insan olmasından dolayı Tanrı’nın yanına alındığını, gemide kalanların da Sippar’a giderek kutsal metinleri bulması gerektiğini söylemiştir. Gemide kalanlar dışarı çıkmış, Babil’e doğru yürümüş ve kutsal metinlere ulaşmıştır. Babil’de yeniden şehirler inşa etmişlerdir.

Babil’in Gılgamış destanı, Ninova kazıları sırasında ortaya çıkarılan Asurbanibal’in inşa ettirdiği büyük kütüphanenin tabletleri arasında, British Müzesinin memurlarından George Smith tarafından bulunmuştur. Gılgamış Destanı on iki tablete yazılmıştır. Bunlardan on birinci tablet Tufanhikâyesini ihtiva etmektedir.

2.18. Tufan Hikâyeleri