3. TÜRKİYE’DE KIRSAL DÖNÜŞÜM EKSENİNDE MEVSİMLİK TARIM

4.4. Hayati Harrani, Osmanlı ve Sırrın Mahallelerinin

4.4.2. Osmanlı Mahallesi

150 Hayati Harrani Mahallesi’nde eski kır yoksullarının yeni kent yoksullarına dönüşme sürecinin ekonomik ve mekânsal düzeyde deneyimlenmesi kentsel hizmetlere erişimini de etkilemektedir. Kaynak kişilere sorulan “sizce mahallenin en büyük sorunu nedir?” sorusuna verilen cevapların çoğunlukla mahalledeki yeşil alan eksikliğini vurgulaması, Mahallenin kentsel hizmetlerden yeterince pay alamadığını göstermektedir.

Şanlıurfa’da merkez mahalleler içinde en kalabalık nüfusa sahip olan Hayati Harrani Mahallesi’nde, nüfusa oranla oldukça dar bir yeşil alan bulunması Mahalle sakinlerinin yaşam kalitelerini oldukça etkilemektedir.

Park olsun isterdim. Hiç yok ki park. Küçük çocuklar hep evimizin önünde oynuyor. Mahallede parkların olduğu yerlere hep ev yaptılar. Evler arasında bile boşluk yok görmüşsünüzdür. Mahalleye yakın bir park bile yok. En yakın park bir tek Osmanlı Mahallesi’nde var. Oralar da uzak kalıyor bize. Oraya kadar küçük çocuklar nasıl gitsin, biz oraya nasıl gidelim? (H10).

Mahallede komşuluk ilişkilerimiz çok iyi. Bahar aylarında sokakta oturuyoruz.

Fazla park yok Mahallede. Olsa sokakta mı otururuz? İleride ufak bir park vardı mesela. Park olan yere imar izni verildi oraya da gecekondu yapıldı (H2).

Mahalledeki gecekondular bitişik nizam. Park alanı diye bir şey bırakmadılar.

Park alanı olan yerlere Büyükşehir Belediyesi imar izni verdi. Rant var, para var diye. Komisyondan geçirdiler. Millete, yapsatçılara peşkeş çektirdiler (H6).

Yukarıda da özetlendiği gibi Hayati Harrani Mahallesi hem kentin en kalabalık nüfusuna sahip mahallesi olması bakımından hem de kentte mevsimlik tarım işçisi arzının en fazla olduğu mahalleler arasında yer almasıyla mekânsal, ekonomik ve toplumsal olarak özgül nitelikler taşıyan bir yerdir. Mahallenin enformel ilişki ağlarıyla örülen mevsimlik tarım işçiliğini deneyimleme süreci kırdaki egemen ilişkilerin kentsel mekânda da benzer şekillerde yeniden üretilmesiyle sağlanmaktadır. Kırsal dönüşüm sürecinden önce homojen bir kitle olmayan kır yoksullarının yaşamı kent mekânının eşitsiz yapısı içinde eşitsiz güç ilişkilerinin kentsel mekânda da yeniden üretilmesiyle sürmektedir. Böylece Hayati Harrani Mahallesi’nin ekonomik, toplumsal ve mekânsal yapıları bağlamında mevsimlik tarım işçisi kadınların gündelik yaşam deneyimlerinin ve pratiklerinin nasıl şekillendiğini anlamlandırmak olanaklı olacaktır.

151 Şanlıurfa’nın merkez Eyyübiye ilçesine bağlı olan Osmanlı Mahallesi’nin kuzeyinde Selçuklu Mahallesi, doğusunda Hayati Harrani Mahallesi, batısında Keberli ve Şahinler Mahalleleri, güneyinde ise Yenice Mahallesi bulunmaktadır (bkz. Harita. 2.).

TÜİK’in 2017 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Osmanlı Mahallesi’nin nüfusu 13.497’dir (bkz. Çizelge. 11.). Osmanlı Mahallesi, Eyyübiye ilçesinin merkez mahallelerinden biridir.

Çizelge. 11: Osmanlı Mahallesi’nin 2007-2017 Yılları Arasındaki Nüfusu

Yıllar Mahalle Toplam Nüfusu

2007 6341

2008 7533

2009 8221

2010 9353

2011 10.203

2012 10.724

2013 11.233

2014 11.419

2015 12.149

2016 13.005

2017 13.497

Kaynak: TÜİK, 2018.

Osmanlı Mahallesi’nde yapılan saha araştırmasına kaynaklık eden kişilerin tamamının kökenleri kentin ilçelerine ve civar köylere dayanmaktadır. Hayati Harrani Mahallesi’nde de olduğu gibi bu göçün ana kaynağı kırsal dönüşüm süreciyle topraktan kopan köylüler oluşturmuştur. Kırdan kente göç dinamiklerini besleyen kırsal dönüşüm süreciyle geleneksel toprak ve emek ilişkilerinin çözülmesi ile topraktan kopma ve mülksüzleşme arasındaki ilişki kaynak kişilerin ifadelerinde de gözlenmektedir:

Eskiden ortakçılık yaparken iyiydi. Şimdi topraklar iyi değil ki verim versin.

Verim de iyi değil onun için ortakçılıkta artık para da olmuyor (O5).

O5 kodlu kaynak kişinin ifadesinden de anlaşıldığı üzere kapitalist üretim ilişkilerinin tarımda yaygınlaşması bir yandan köylülüğün üretim ve yeniden üretim süreçlerinde asgari geçimlik ilişkilerinin bozulmasına diğer yandan da az topraklı ve topraksız köylülerin köy içinde ücretli iş imkânlarını değerlendirecek koşulların yeterince gelişmemesine neden olmuştur. Bu koşullar, köylülerin kırdan kente göçlerinin ana nedenini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Şanlıurfa’nın iklim ve toprak yapısının kurak ve yarı-kurak bir nitelikte olması, toprak dağılımında olduğu gibi sulu tarım arazilerinin

152 de eşitsiz dağılması gibi etkenler köylülerin önemli bir kısmının kent içi ve kent dışındaki emek piyasalarına yönelmelerine neden olmuştur. O1, O10, O11 ve O16 kodlu kaynak kişilerin ifadelerinde kırdaki geleneksel üretim ve emek süreçlerinin çözülmesi sonucu kimi ailelerin kente göç hareketliliğinin yöneldiği ilk bölgenin Çukurova yöresi olduğu görülmüştür.

Akçakale’de toprağımız susuzdu. Ne ekiliyordu ne de biçiliyordu. 1987’de Adana’ya tarım işçisi olarak gittik. O yüzden 1987’den beri tarım işçiliği yapıyoruz. Orada yapamadık. Sonra da Urfa’ya geldik. Önce Eyyübiye’de kira tuttuk. Sonra Osmanlı’da. Burada (Osmanlı Mahallesi) ev alınca buraya yerleştik. Bu sefer Urfa’da işçiliğe (tarım işçiliği) başladık. 2008’de de evimizin tapusunu aldık (O10).

Merkeze bağlı köylerden çıktık dışarı. Önce Hatay’da on beş yıl kaldık. Sonra anladık ki insanın kendi memleketi gibisi yok, geri döndük. 1994’ten beri buradayız. Köydeyken hayvancılık yapardık ağaya64. Tarlamız yoktu. Evimiz yoktu, topraktan yapma bir yerde kalıyorduk diye köyü bıraktık (O11).

Fotoğraf. 2. Osmanlı Mahallesi’nden Ankara-Polatlı’ya Giden Bir Tarım İşçisi Ailesi

64 Hayati Harrani ve Osmanlı Mahallelerinde yapılan saha araştırmasında kaynak kişilerin hem geçmişte içinde yer aldıkları geleneksel üretim ve emek ilişkilerinde hem de kentten yöre dışında ya da yöre içinde yer aldıkları tarımsal üretim ve tarımsal emek ilişkilerini deneyimleme süreçlerinde işverenlerini “ağa”

olarak tanımladıkları gözlemlenmiştir. Benzer bir örnek de Şeker’in (1986: 126-127), Çukurova ve Amik Ovası’nda yaptığı araştırmada bir mevsimlik tarım işçisi “buranın ağalarını anlamıyorum. Ameleler aralarında kavga ettiklerinden hemen polis, jandarma çağırıyor. Nerede kaldı onun ağalığı.” demiştir. Her iki örnekte de görüldüğü gibi kırsal dönüşüm süreciyle geleneksel üretim ve emek ilişkilerinden kopan köylülerin, gündelik konuşma dillerine hâlâ kırsal dönüşüm öncesindeki toplumsal yapının özellikleri yansımaktadır.

153 Kırsal dönüşüm sürecinde az topraklı köylüler tarımda gelişen piyasa mekanizması içinde toprağını elden çıkarıp kentlere göç etmiştir. Şanlıurfa’nın ekonomik ve toplumsal altyapısının kentlere yığılan emek fazlasının ortaya çıkardığı bu göç yükünü kaldıramamasıyla kente yığılan kitleler tarımda ücretli işçiliğe yönelmiştir. Adana ve Hatay’da eski kır, yeni kentli yoksulların yoksullukla mücadele etme stratejilerinin başında yaz ayların da ailece tarımda ücretli işçiliği, kış aylarında da tarım işçiliğine alternatif olarak inşaat işçiliği, seyyar satıcılık ve hamallık gibi işler üzerinden geçinme stratejileri belirmektedir. Fakat köylülerin “gurbet” deneyimi çeşitli nedenlerle bu boyutuyla sınırlı kalmayarak tersine göç hareketliliği yarattığı da görülmektedir. Tersine göç hareketliliğiyle tekrar Şanlıurfa’ya dönen ailelerin burada da yoksullukla mücadele etme stratejilerinin başında yine mevsimlik tarım işçiliği gelmektedir.

Fotoğraf. 3. Osmanlı Mahallesi’ndeki Çok Katlı Gecekondular

Kentsel mekânın sermaye birikim süreçlerinin en ağır sonuçlarının emek kitleleri üzerinde ortaya çıkması ve emeğin kendini yeniden üretme süreçlerine yaşamsal zararlar vermesiyle sonuçlanmıştır. Yoksulluğun başlıca nedenleri arasında emek kitlelerinin esnek üretim ilişkileri içinde, sosyal güvenlikten yoksun bırakılması, sosyal harcamaların kısılması ve kamu hizmetlerinin özelleştirilmesiyle de en temel toplu tüketim gereksinimleri için piyasa koşullarına bağımlı hâle getirilmesi yer almaktadır (Şengül, 2007: 91). Osmanlı Mahallesi’ne kırdan kente göçle yerleşen kitlelerin üretim ve yeniden üretim faaliyetlerinin kentsel mekânda örgütlenme süreçlerinin kendi çözümlerini

154 yaratarak sürdürüldüğünü söylemek mümkündür. Osmanlı Mahallesi’ne yerleşen kır kökenli kitleler kendilerine uygun şekillerde yer edinerek kendi çözümlerini yaratmıştır.

Bu kitleler en temel insan haklarından olan barınma haklarını hazine arazilerine gecekondu yaparak gidermişlerdir. Işık ve Pınarcıoğlu’nun (2002: 112) vurguladığı gibi gecekondular hem formel konut piyasasının hem de devletin dışladığı kesimlere yönelik piyasa dışı bir çözüm ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle gecekonduların en başından itibaren çok net bir sınıfsal içeriği vardır. Bu bakımdan kente yeni gelen, kentte tutunmaya çalışan, devlet ile piyasanın unuttuğu ve yok saydığı kesimlerin konutu olmuştur gecekondu.

Fotoğraf. 4. Osmanlı Mahallesi’ndeki Gecekondular ve “Yap-Sat” Konutlar

Saha araştırmasına kaynaklık eden kişilerin ifadelerinden yola çıkarak Mahalleye yerleşen ilk kuşak göçmenlerin kentteki varlıklarının keskinleşmesiyle gecekonduların niteliği de değişmeye başlamıştır. Bu değişim Tekeli’nin (2008: 56) ifadesiyle gecekonduların kente gelenlerin, geldiklerinden sonra kendi emekleriyle gerçekleştirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çıktığı bir süreçtir. Mahalledeki gecekonduların çoğunluğunun çok katlı hâle gelmesi ve bazı gecekonduların kiraya verildiği gözlemlenmiştir. Dolayısıyla gecekondular kullanım değerinin dışında bir de değişim değeri için üretilen yapılar hâline dönüşmüştür. Bu süreçte gecekonduların çok katlı bir niteliğe bürünmesi gecekondu sahiplerinin mevsimlik tarım işçiliği dönüşlerinde ellerine geçen toplu para yoluyla gecekondulara yeni katlar eklemeleriyle gerçekleşmiştir (bkz. Fotoğraf. 4).

155

İşte (tarım işçiliği) kazandığımız parayla bu evi yaptık. Sonraki sene de gelin getirdik. Üst katını yaptırdık. Biraz bakım yaptık eve falan (O1).

Osmanlı Mahallesi’ndeki gecekonduların hazine arazileri üzerinde yükselmesi gecekonduların yıkılıp temizlenmesini öngören uygulamaların başlamasına da neden olmuştur. Mahalledeki gecekonduların temizlenme süreci iki yolla gerçekleştirilmektedir.

İlki Mahalledeki bazı gecekondular için yıkım kararının çıkması yoluyla, ikincisi gecekonduların yerine yapılacak apartmanlar için yapsatçıların Mahalleye girişiyle mahallede hazine arazisi üzerinde kurulan ve inşaatlarına izinsiz kat çıkardıkları belirlenen bazı gecekondular için yıkım kararı çıkarılmıştır. Fotoğraf. 4.’te de Mahallenin güney tarafında gecekonduların yerini çok katlı apartmanların aldığı görülmektedir.

Osmanlı Mahallesi’nde mevsimlik tarım işçiliği yapılmayan dönemlerde çok kalabalık ailelerin geçinme stratejisi yine enformel alanlardır. Bu alanların başında inşaat işçiliği, seyyar satıcılık, hamallık, kâğıt ve hurda toplayıcılığı gibi enformel alanlar gelmektedir.

Bu evde toplamda on bir kişi yaşıyoruz. İki gelinim, altı çocuğum, iki torunum bir de ben. Her bir gelin bir odada yaşıyor. Maddi durumumuz pek iyi değil.

Ne yapalım. Yazın tarlada çalışıyoruz tarım işçiliğinde. Kışın olduğu zamanlarda beş oğlum çöplerde hurdaya çıkıyor. Hurda işi şans işi. Bazen hurda oluyor bazen olmuyor. Öyle geçiyor kış. Kış biterse yazın yine hepimiz tarım işçiliği yapmaya hazırlanırız. Çocuklarımın belli bir mesleği olsaydı dışarı çıkmazdık. Belli bir işi olsa çocuklarımın niye çıkalım ki? Yağmur oluyor bazen gittiğimiz yerlerde (yöre dışındaki tarlalar) iş olmuyor boş boş oturuyoruz, para da olmuyor öyle olunca (O16).

Osmanlı Mahallesi’nde tarım işçiliği yapan Mahalle sakinlerinin nisan ayında yöre dışına başlattıkları göç hareketliliği, Mahallenin gündelik-mekânsal işleyişine de yansımaktadır. Kışın Mahallede bakkallık yapan yazın da tarım işçisi olarak İç Anadolu Bölgesi’ndeki kentlere gittiklerini belirten O3, bu süreci şu şekilde özetlemektedir:

Mahallede bakkalımız var ama mahalledekiler işe gitmeye başlayınca Mahalle tamamen boşalır. Mesela on ev varsa bu sokakta bir ev kalır. Diğer hepsi işe gider. Evini kapatır, kışın dönene kadar. Şimdi nisan ayında çıkıyoruz işe gitmeye kasım ayında dönüyoruz. E mahalle boşalınca bakkalların çoğu da kapanır (O3).

Yazın bakkalda çok iş olmuyor. Anca kışın iş oluyor. Bakkalın borcunu da ödeyemiyorum kimse kalmıyor çünkü mahallede (O15).

Hayati Harrani Mahallesi’yle karşılaştırıldığında Osmanlı Mahallesi’nin yeşil alanları daha fazladır. Fakat kaynak kişiler ifadelerinde Mahallede bulunan Osmanlı

156 Mesire Alanı ve parkların kullanımını sadece tarım işçiliğinden mahalleye döndükleri zamana kadar kullandıklarını belirtmişlerdir.

25 yıldır bu mahallede yaşıyorum. Baksan haftada bir kez gidebiliyoruz parka.

Mesela bacılarım, kardeşlerim var; akrabalarım var Hayati Harrani’de. Orada pek park yok diye onlar buraya gelir parka gideriz (O16).

Geleneksel ataerkil kodlar bir yandan kadınların üretim ve yeniden üretim faaliyetlerinde diğer yandan da gündelik-mekânsal hareketliliklerini belirlemektedir.

Kaynak kişilerden O4, O8, O9, O16, O18 gündelik yaşam pratiklerine ilişkin bazı ifadelerinde örneğin, “ben olmazsam onların işlerini kim yapar?” ya da “ama bizim Arapların genelinde çok dışarı çıkmak gibi şeyler sıkıntılıdır.” gibi ifadeler gündelik deneyimlerini belirleyen geleneksel ataerkil aile yapıları ile kültürel kodlar arasındaki ilişkiyi göstermektedir.

Osmanlı Mahallesi’nin mekânsal örgütlenme süreci ve kırdan koparak kente gelen köylülerin yaşama tutunma stratejileri ekonomik ve toplumsal olarak Hayati Harrani Mahallesi’yle benzer özellikler göstermektedir. Kırdan kente taşınan güçlü ataerkil ilişkiler ile geleneksel etnik ve kültürel kodlar kadınların Mahalledeki gündelik-mekânsal deneyimlerini şekillendirmektedir. Kırsal dönüşüm süreciyle toprağa dayalı yüzlerce yıldır edindikleri emek ilişkilerinden kopması ve kentteki emek piyasalarında kendilerine yer bulamamaları sonucunda mahalledeki enformel ilişkiler ağıyla mevsimlik tarım işçiliği yeniden deneyimleme süreçleri değerlendirilmeye çalışılmıştır.

In document Mevsimlik tarım işçisi kadınların kentsel mekânda ve tarladaki gündelik yaşam deneyimleri: Şanlıurfa örneğinde bir inceleme (Page 165-171)