II. BÖLÜM: ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİNİ AÇIKLAYAN REJİM TEORİLERİ

2.2. NEOLİBERAL KURUMSALCILIK VE BTA’LAR

84 paylaşan devletleri biraraya getiren etkileri inceler ve uluslararası toplumun küresel düzenin idamesinde önemine vurgu yapar.

Yine Yapısalcı yaklaşımın bir alt dalı olan Zayıf Davranışsalcılık ise normların ve prensiplerin nasıl ortaya çıktığı ve genel kabul gördüğü ile ilgilenir;

elitler, düşünce toplulukları ve moral girişimcilerin (bireylerin) rolüne vurgu yapar.

85 gibi karamsar değildir. Neoliberal Kurumsalcı yaklaşıma göre, devletlerin fayda fonksiyonları birbirinden bağımsızdır; uluslararası ilişkiler “sıfır-toplamlı” bir oyun değildir. Kurumlar/rejimler, uluslararası sistemin anarşik doğasından kaynaklanan ortak eylem ve koordinasyon problemlerini çözmeye yardımcı olmak suretiyle devletler arası işbirliğinin önünü açmaktadır. Devletler çıkarlarını maksimize etmek için işbirliğine gitmekte, işbirliğini kolaylaştırmak için de kurumları/rejimleri kullanmaktadır.

Neoliberal Kurumsalcı yaklaşımın uluslararası işbirliğinde kurumların rolünün analizi konusunda en önemli katkısı Oyun Teorisini ortak eylem ve koordinasyon problemlerini tasvir etmek üzere kullanmasıdır. Oyun Teorisinin kullanılması, çatışma ve işbirliği ihtimallerinin aynı çerçevede ele alınmasına imkan tanımaktadır. Bu itibarla, çatışma odaklı Realist çalışmalar ile işbirliği odaklı Liberal çalışmalar arasında bir orta noktayı ifade ettiği gibi, güvenlik kaygılarından kaynaklanan işbirliği girişimlerini de ekonomik çıkar temelli işbirlikleri ile birlikte değerlendirme imkanı vermektedir.

Uluslararası sistemin anarşik doğası sonucu devletler “mahkumun ikilemi”,

“geyik avı”, “cinsiyetler kavgası” gibi oyunlar ile tasvir edilen ortak hareket veya koordinasyon problemleri ile karşı karşıyadır.124 Aşağıda daha detaylı bir şekilde açıklanacak mahkumun ikilemi durumunda, hükümetler için “kendini kurtarma”

stratejileri iki motivasyona dayanmaktadır; ek kazanım sağlama isteği ve diğer(ler)inin “ihanet”i ile karşılaşma korkusu. Oyun yalnızca bir kere oynanırsa

“ihanet” en rasyonel davranıştır. Ancak oyunun tekrarlanması (veya tekrarlanacağı beklentisinin oluşması) halinde, karşılıklılık (kısasa kısas) çerçevesinde benzer bir

“ihanet” ile karşılaşma ihtimali, “ihanet” stratejisinin getirisini azaltacak, işbirliğini rasyonel tercih haline getirecektir. Kurumlar/rejimler oyunun tekrarlanmasını sağlamak; müzakere forumu ve kurallara uyulmasını temin için izleme ve uymayanları cezalandırma mekanizmaları sunmak suretiyle belirsizlikleri azaltmakta ve işbirliğini kolaylaştırmaktadır.

      

124 Vinod K. Aggarwal and Cédric Dupont, “Collaboration and Coordination in the Global Political Economy”, Global Political Economy, John Ravenhill (ed.), Oxford: Oxford University Press, 2005, s. 35.

86 Neoliberal kurumsalcı yaklaşım, yapının/kurumların işbirliğine etkisini kazanımlar matrisi, çıkarların bağlantılandırılması ve geleceğin gölgesi çerçevesinde ele alır.125 Kazanımlar matrisi işbirliğinin düzeyini belirler; oyuncular arasındaki çıkar çatışması büyüdükçe “ihanet” ihtimali artmaktadır. Farklı oyun modelleri işbirliğini zorlaştıran farklı koşullara işaret eder. Neoliberal Kurumsalcı yaklaşım, zaman zaman kazanımlar matrisinin dış faktörlerin etkisi ile de değişebildiğini teslim eder.126 Kurumların kazanımlar matrisini değiştirerek oyuncuların çıkarlarını ilişkilendirmek suretiyle işbirliğini nasıl mümkün kılabileceğini sorgular. Bunu yaparken kazanımlar matrisinin yalnızca objektif unsurlara bağlı olmadığını; çıkar algılamalarının da önemli olduğunu kabul eder.127 Bu itibarla, kazanımlar matrisini değiştirebilmek için aktörlerin çıkar algılarını ve tercihlerinin nasıl şekillendiğini de anlamak gerektiğini savunur. Ayrıca, (kısa vadeli kazanımlara atfedilen değere kıyasla) gelecekteki kazanımlara verilen önem arttıkça işbirliğinin de artacağını savunur.128 Kazanımların garanti altına alınması, diğer aktörlerin davranışları hakkında güvenilir ve hızlı geri bildirim imkanı ile etkin bir yaptırım mekanizmasının bulunması kısa vadeli kazanımlara oranla uzun vadeli kazanımlara atfedilen değeri artıran unsurlar olarak kazanımlar matrisi bağlantılı çıkar algılamalarını etkilemekte ve işbirliğini mümkün kılmaktadır.

Kurumların (rejimlerin) uluslararası işbirliğindeki rolüne ilişkin bu açıklama GATT/DTÖ tarafından temsil edilen çok taraflı ticaret sisteminin faydaları ile birebir örtüşmektedir. GATT/DTÖ’nün getirdiği karşılıklılık ilkesi ve “en çok kayrılan ülke” (MFN) kuralı ile ifadesini bulan ayrımcılık yasağı, üye ülkelere sunduğu ticaret müzakereleri forumu ve uyuşmazlıkların çözümü mekanizması, oyunun tekrarlanması ihtimalini artırmakta; uluslararası ticari ilişkilerde belirsizliği ve işlem maliyetlerini azaltarak “geleceğin gölgesi”ni uzatmaktadır.

      

125 Robert O. Keohane and Robert Axelrod, “Achieving Cooperation under Anarchy: Strategies and Institutions”, Neoliberalism and Neorealism: The Contemporary Debate (New Directions in World Politics), David Baldwin (ed.), 1993, New York: Columbia University Press, ss. 85-113.

126 a.g.y., s. 88.

127 a.g.y., s. 88.

128 a.g.y., s. 91.

87 Diğer taraftan, uluslararası kurumların devletlerin çıkarlarına hizmet ettiği argümanı tek başına, ortaya çıkışlarını açıklamamaktadır. Neoliberal Kurumsalcı ve Realist yaklaşımların uzlaştığı hususlardan biri de, hegemon devletin önderliğinin uluslararası kurumların kurulmasında önemli rol oynadığı argümanıdır. Hegemon güçlerin uluslararası kurumların kurulmasında liderlik rolü üstlenmeleri önemlidir ancak, kurumların ortaya çıkışının tek açıklaması değildir. Realist yaklaşımın bir varyansı olan Hegemonik İstikrar teorisi, uluslararası kurumların/rejimlerin kurulabilmesi ve sürdürülebilmesinin ancak hegemonik bir gücün inisiyatif üstlenmesi ile mümkün olabileceğini savunurken; Neoliberal Kurumsalcı yaklaşım, hegemonik liderliğin kurumların/rejimlerin oluşumunda etkin rol oynayabileceğini kabul etmekle birlikte, rejimlerin kurulması ve varlığını sürdürmesi için şart olmadığını, “kollektif liderliğin” aynı işlevi göreceğini savunmaktadır.

Neoliberal Kurumsalcı yaklaşım devletlerin, özellikle büyük devletlerin uluslararası güç hiyeraşisinde konumlarına önem verdiklerini dolayısıyla kurulan bir kurumun/rejimin getirdiği kurallara uymalarının arkasında itibarlarını koruma endişelerinin rol oynadığını savunur. Kurumların/rejimlerin kurulmasının maliyetli bir süreç olduğuna dikkat çeken Neoliberal Kurumsalcı yaklaşım, işlevini eskisi gibi yerine getiremeyen ve reform ihtiyacı duyan bir kurumu/rejimi sona erdirip yerine yeni bir kurum/rejim oluşturmanın maliyeti, mevcut kurumu sürdürmenin maliyetinden yüksek olacağından, üyelerinin mevcut yapıyı sürdürüp iyileştirmeyi tercih ettiğini öne sürmektedir.

Neoliberal Kurumsalcı yaklaşım, kurumların dizaynının üyelerinin çözmeyi amaçladıkları ortak problemin doğasına ve zamanla ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara göre değiştiğine dikkati çeker.129 Örneğin, koordinasyon amacı güden kurumlar kapsamlı uygulama ve gözetim mekanizmaları öngörmez. “Mahkumun İkilemi” gibi işbirliği sorunlarına çözüm arayan kurumlar içinse izleme ve yaptırım mekanizmaları çok daha önemlidir, dolayısıyla daha yoğun bir kurumsallaşma söz konusudur.

Konuya “DTÖ-BTA’lar ilişkisi” çerçevesinde bakacak olursak, yükselen pazarların       

129 Artur Stein, “Neoliberal Institutionalism”, The Oxford Handbook of International Relations, Christian Reus-Smit and Duncan Snidal (eds.), NY: Oxford University Press, 2008.

88 uluslararası ticarette artan ağırlığına paralel olarak DTÖ’de etkinlikleri ve talepleri de güçlenmiştir. Ancak, DTÖ’nün kurumsal dizaynında, kurulduğu günden bugüne yaşanan değişikliklerin gündeme getirdiği ihtiyaçlara cevap verebilecek kurumsal reformları gerçekleştirilmediği eleştirisi, çok taraflılığın karşı karşıya olduğu zorluklar arasındadır.

Neoliberal kurumsalcı yaklaşım, bir uluslararası kuruma/rejime katılımın, öngördüğü koşullar ve düzenlemeler çerçevesinde ilgili ülkenin iç siyasi sistemine etkisini de incelemektedir. Katılım süreci ilgili ülkenin iç reform sürecini destekleyerek kalıcılığına katkıda bulunmakta; belirli politika değişikliklerine meşruiyet sağlayabilmekte ve politikacılar tarafından bu amaçla kullanılabilmektedir.

Örneğin, Çin’in ve Rusya Federasyonu’nun DTÖ’ye katılım süreçleri, bu ülkelerin ekonomik reform süreçlerini ve ticaret politikalarını ciddi biçimde etkilemiştir. Yine Meksika’nın NAFTA’ya katılım kararının arkasında karar vericilerin iç reform sürecini destekleyecek bir unsur arayışı önemli rol oynamıştır. Diğer taraftan, ilgili uluslararası kurumun/rejimin düzenlemeleri üye devletin egemenlik alanına etki ettiği ölçüde içeride tepki de doğurabilir.

Neoliberal Kurumsalcı yaklaşım kurumların zaman içinde gösterdiği değişimi de ele almaktadır.130 Kurumların yükselişi, düşüşü, sona ermesi, üye sayısının ve faaliyet alanının genişlemesi, misyonunun değişmesi (gayri resmi ekonomi zirveleri olarak başlayan G7 toplantılarının zamanla düzenli toplantılara dönüşerek

“kurumsallaşması”, bugün G20’nin benzer bir dönüşümü yaşıyor olması, Dünya Bankası ve IMF’nin rolündeki değişim) gibi süreçler, uluslararası ilişkilerde kurumların/rejimlerin rolünün anlaşılabilmesi bakımından belirleyici unsurlar arasında değerlendirilmektedir. Herhangi bir kurumsal yapısı olmayan ve 1940’ta Uluslararası Ticaret Örgütü’nü (ITO) kurma çabaları sonucu ortaya çıkan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (GATT) Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) dönüşmesi ve zamanla, geleneksel olarak ulus-devletin egemen yetkisi alanında yer alan “sınır-ardı konular”da (behind the border) da faaliyet göstermesinin gündeme getirdiği etkinlik ve meşruiyet sorunu sonucu bugün çok taraflı ticaret sisteminin       

130 Celeste A. Wallander, “Institutional Assets and Adaptability: NATO after the Cold War”, International Organization, 2000, Vol. 54, ss. 705-735.

89 geleceği tartışmasının DTÖ üzerinden yapılıyor olması, konunun tez bakımından önem arz eden boyutudur.

Keohane ve Nye, uluslararası ticaret ve para rejimlerini “klüp modeli” olarak tanımlamakta; zamanla klübün üye sayısındaki artışla karmaşıklaşan karar alma ve uygulama süreçlerinin demokratik meşturiyet sorununu gündeme getirdiğine dikkat çekmektedir.131 Keohane ve Nye’a göre, GATT’tan DTÖ’ye geçiş sürecinde ABD’nin “Special 301” yasasının getirdiği tek taraflı kısıtlamaların ticarete yönelttiği tehdit, üye ülkeleri DTÖ ile daha net kurallar ve yönetim süreçleri belirlemeye itmişti. DTÖ, yerleşik kural ve uygulamaları, bilgi tedariği ve uygulamanın izlenmesi mekanizmaları ile işbirliğini kolaylaştırırken, belirli bir alanda çalışan uzmanlar ve bürokratlardan oluşan “klüp modeli” konu spesifik müzakerelerin yürütülmesini ve sonuçlandırılmasını kolaylaştırmıştır. Diğer taraftan, gelişen ticaret kamuoyunda ticaretin daha da libere edilmesine karşı tereddütler oluşturmuş; gelişmekte olan ülkelerin karar alma süreçlerine daha aktif katılım talepleri gündeme gelmiş; hükümet dışı örgütleri, iş çevrelerinin ve diğer lobi gruplarının artışı, DTÖ gündeminin yeni konularla genişlemesi ve demokratik normların yayılması DTÖ üzerinde demokratik meşruiyet beklenti ve baskısını artırmıştır.132

Kurumlar kendi kuruluşlarına yol açan koşulları değiştirebilirler.133 Kurumların kuruluşunda etkili olan güç dağılımı ve çıkar algıları değiştiğinde kurumun nasıl etkileneceği de önemli bir sorudur ve BTA’lar-DTÖ ilişkisinin geleceği ve genel olarak DTÖ’nün temsil ettiği çok taraflılık prensibinin karşı karşıya olduğu güçlüklerin ele alınması bakımından kritiktir.

      

131 Robert O. Keohane, and Joseph S. Nye, “The Club Model of Multilateral Cooperation and the World Trade Organization: Problems of Democratic Legitimacy”, Visions: Harvard University JFK School of Government Working Paper No.4., 2003.

132 a.g.y., s. 8.

133 Arthur A. Stein, Why Nations Cooperate? Circumstances and Choice in International Relations, 1990, Ithaca, NY: Cornell University Press.

90 Çok düzeyli yönetişim de neoliberal kurumsalcı yaklaşımın ele aldığı konulardan biridir.134 Neoliberal Kurumsalcı yaklaşımın bir yönetişim formu olarak uluslararası kurumlara ilgisi, DTÖ’nün küresel ekonomik yönetişimdeki rolü ve çok katmanlı yönetişim tartışmaları bağlamında tezin sorunsalı bakımından anlamlıdır.

Pek çok alanda birbirinin içine geçen veya örtüşen çeşitli kurumlar bulunmaktadır.

Örneğin, ticareti düzenleyen ikili ve bölgesel ticaret anlaşmaları ile küresel Dünya Ticaret Örgütü bir arada bulunmaktadır. Bu durum, ulus-devlete çıkarlarına göre platform seçme (forum shopping) ve değiştirme (forum shifting/switching) imkanı tanımaktadır.135 Bu husus da tezin ele aldığı DTÖ-BTA’lar ilişkisinin önemli bir boyutudur.

Neoliberal Kurumsalcılığı bir adım ileri götürmeyi amaçlayan Durum-Yapısalcı (Situation-Structuralism) yaklaşım, Keohane’in ortak eylem ve koordinasyon problemlerini açıklamada Mahkumun İkilemi’ne yaptığı vurgudan ayrılarak, ortak eylem ve koordinasyon problemlerinin gösterdiği çeşitliliğin ancak farklı oyun modelleri ile açıklanabileceğini; farklı problemlerin farklı rejim yapılanmalarını gerektirdiğini savunmaktadır. Böylece Neoliberal Kurumsalcılığın rejim türleri, ortaya çıkışları ve sürdürülebilirliğine ilişkin açıklama kabiliyetini geliştirmeyi hedeflemişlerdir.136

Örneğin, küresel karşılıklı bağımlılık ortamında aktörler bakımından bireysel eylemin istenen sonucu vermekten uzak olduğuna dikkat çeken Aggarwal ve Dupont, uluslararası kuruluşların işbirliğini teminde önemli rol oynadığını savunmakta; ortak eylemin istenir olacağı koşulları, oyun kuramı çerçevesinde geliştirilen farklı oyunları kullanarak araştırmaktadır. Aggrawal ve Dupont’a göre, Mahkumun ikilemi, uluslararası ilişkilerde aktörlerin, vaad ettiği potansiyel ortak kazanımlara rağmen işbirliğine gitmemesini açıklamada sıkça başvurulan bir oyun teoremi olmakla       

134 Stein, “Neoliberal Institutionalism”, s. 216.

135 Karen J. Alter, Sophie Meunier, “Nested and Overlapping Regimes in the Transatlantic Banana Trade Dispute”, Journal of European Public Policy, 2006, 16(3), ss. 362-382; Marc L. Busch,

“Overlapping Institutions, Forum Shopping and Dispute Settlement in International Trade”, International Organization, 2007, 61(4), ss. 735-761.

136Lisa L. Martin, “ The Rational State Choice of Multilateralism”, Multilateralism Matters: The Theory and Praxis of an Institutional Form, John Gerard Ruggie (ed.), 1993, New York: Columbia University Press, ss. 91-121.

91 birlikte, pekçok çelişki durumunu analiz için yetersiz kalabilmektedir.137 İşbirliği zorluklarını ifade eden diğer çelişki durumlarına karşılık gelen (“ödlek ördek”

(chicken), “oyun bozan” (free rider) gibi)138 farklı oyun kuram ve kavramları ticaretin liberalizasyonunda çok taraflı platformda işbirliği yerine tercihli ticaret düzenlemelerine imkan tanıyan BTA’ları seçen aktörlerin farklı motivasyonlarını analizde de faydalı olabilecektir.139

Yine Neoliberal Kurumsalcı yaklaşımın bir varyansı olarak gelişen Sorun-Yapısalcı (Problem-Structural) yaklaşım ise (Neoliberal Kurumsalcılığın

“rasyonalizm”e ilişkin temel varsayımından farklı olarak) belirli koşullar altında devletlerin göreli kazanımlar çerçevesinde karar verdiğini; bazen karşı tarafın göreli kazancının daha fazla olacağı kaygısının işbirliğini engelleyebildiğini savunmaktadır.

Çıkar-temelli ve güç-temelli yaklaşımlar arasında bir köprü oluşturan bu yaklaşıma göre, aynı aktör grubu bazı konularda “işbirliği”ne giderken diğerlerinde “kendini-kurtarma” stratejisi izleyebilir.140

Oran Young tarafından geliştirilen “rejim oluşturma modeli” ise rejimlerin içeriğini belirleyen akitlerin müzakere süreçlerine odaklanmaktadır. Model, dışsal şokların ve krizlerin uluslararası rejimlerin müzakerelerinin başarıyla tamamlanması şansını artırdığını savunur. Yine kurumsal müzakere süreçlerinin etkin bir liderin ortaya çıkması halinde başarı şansının arttığı, böyle bir liderin bulunmaması halinde ise azaldığı çıkarımında bulunur.141

      

137 Vinod K. Aggarwal and Cédric Dupont, “Collaboration and Coordination in the Global Political Economy”, Global Political Economy, John Ravenhill (ed.), Oxford: Oxford University Press, 2005, ss. 28-50.

138 “Free Rider”/”oyun bozan”: İktisatta Türkçe literatüre “bedavacı” olarak geçen terim, oyun kuramında, maliyet üstlenmeden sonuçtan faydalanan; işbirliği konusunda çaba göstermeyip başına buyruk hareket eden aktörü ifade eder. Daha ziyade Amerikan filmlerine konu olan “ödlek ördek”

(chicken) oyununda, iki otomobil karşı yönlerden harekete geçip, hızla birbirine doğru ilerlemeye başlar; oyun, sürücülerden biri “ödlek ördek” olmayı kabul edip kenara direksiyon kırıncaya kadar sürer.

139 a.g.y.

140 Volker Rittberger (ed.), Regime Theory and International Relations, 1993, Oxford: Clarendon Press. 

141 Oran Young “The Politics of International Regime Formation: Managing Natural Resources and the Environment”, International Organization, 1989 (43), ss. 349-376; Oran Young, “Political Leadership and Regime Formation: On the Development of Institutions in International Society”,

92

In document ve TÜRKİYE’YE YANSIMALARI D ÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ VE BÖLGESEL TİCARET ANLAŞMALARI İLİŞKİSİ : SORUNLAR, ÇÖZÜMLER (Page 95-103)