Birincil ve Ġkincil Duygular

Belgede Duyguların performansa etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma (sayfa 39-44)

1.7 DUYGULARIN SINIFLANDIRILMASI

1.7.1 Birincil ve Ġkincil Duygular

Temel duyguların evrensel doğası ve fark edilebilir duygu ifadelerinin biyolojik yönleri dikkat çekmektedir. Duygu durumlarının evrensel olmasının yanı sıra, temel duygular üzerinde ciddi tartıĢmalar yapılmaktadır. Damasio duyguları “birincil” ve “ikincil” olmak üzere ikiye ayırmıĢtır. Birincil duygular, amigdala ve limbik sistem devrelerine dayanmaktadır. Birincil duygular, duygusal davranıĢları açıklamaya yetmez. Bunlar temel duygulardır. Birincil duygular arasında sistematik bağlantılar kurmaya baĢladığımız andan itibaren ikincil duygular ortaya çıkar (Göka,2011). Birincil duygular bir durum karĢısında spontane olarak verilen tepkilerdir. Daha uzun düĢünsel zaman gerektiren duygular ise ikincil duygular olarak adlandırılırlar (Sayan, 2002: 3).

Ġkincil duygular edinilir ya da öğrenilir. Bireysel olarak duyguların ifadesinde aile, sosyal ve kültürel çevre etkili olur. Her çeĢit öğrenme hangi ortamda ve hangi durumda sosyal ve kültürel olarak hangi duygu ifadelerini vermemiz gerektiğini bize öğretir. Kafa travmaları ve tümöral oluĢum gibi durumlarda birincil duygular korunurken, yaĢantı ve öğrenmeye iliĢkili olan ikincil duyguların kaybolduğu belirlenmiĢtir.

AraĢtırmacılar tam olarak hangi duyguların birincil olarak nitelendirilebileceği, yani tüm duygu karıĢımlarını meydana getiren asal duyguların hangileri olduğu hakkında tartıĢmaktadırlar. Herkes aynı düĢüncede olmasa da bazı kuramcılar temel duygu kümeleri olduğunu öne sürmektedir (Goleman, 2009:225). AĢağıda bulunan Çizelge-2‟de, bu duygu kümeleri konusunda bilgiler verilmiĢtir:

Plutchik Ekman Tomkins Izard

NeĢe Mutluluk Zevk NeĢe

KabulleniĢ

Korku Korku Korku Korku

ġaĢırma ġaĢırma ġaĢırma ġaĢırma

Üzüntü Üzüntü EndiĢe EndiĢe

Ġğrenme Ġğrenme Ġğrenme

Kızgınlık Kızgınlık Kızgınlık Kızgınlık

Tahmin Merak

Utanç Hor görme

Hor görme

Çizelge-2: Temel Duyguların Sınıflandırılması (Salovey ve Carusso 2010:107).

Çizelge-2‟de görüldüğü üzere, Plutchik duyguları neĢe, kabulleniĢ, korku, ĢaĢırma, üzüntü, iğrenme, kızgınlık, tahmin olarak sınıflandırmıĢtır. Plutchik sekiz temel duyguyu zıt duygular karĢılıklı gelecek Ģekilde bir çembere yerleĢtirmiĢtir. Aynı zamanda bu model duyguların daha karıĢık duyguları oluĢturmak üzere nasıl birleĢtiğini göstermektedir. Çemberin açık kısmındaki terimler, ara duygular ya da iki temel duygunun karıĢımı olarak adlandırılır (Carusso & Salovey, 2010:54).

Ekman duyguları, mutluluk, korku, ĢaĢırma, üzüntü,iğrenme, kızgınlık olarak; Tomkins, zevk, korku, ĢaĢırma, endiĢe, iğrenme, kızgınlık, merak, utanç, hor görme; Izard ise,neĢe, korku, ĢaĢırma, endiĢe, kızgınlık, hor görme olarak

sınıflandırmaktadır. Dikkat edilirse genel olarak sınıflandırmalar birbirine benzerlik göstermektedir.

Duygusal durumları tanımlamak için kullanılan tanımlamalar, içinde bulunulan kültürden fazlasıyla etkilenmiĢtir. Ancak insanların aynı duygular için verdikleri tepkiler genelde birbirleriyle paralellik göstermektedir. Ekman, belirli yüz ifadelerinden dördünün (korku, öfke, üzüntü, zevk) sinema ya da televizyonla karĢılaĢmamıĢ oldukları tahmin edilen okuma yazma bilmeyenler de dahil olmak üzere, dünyanın değiĢik kültürlerinden insanlar tarafından tanınmasının bu duyguların evrenselliğini gösterdiğini ileri sürmüĢtür (Goleman, 2009: 374).

Duygular mantıklı bir düzen takip etmektedir. Duygular kendiliğinden oluĢmazlar. Bir duyguyu oluĢturan olay veya düĢünce devam eder ya da yoğunlaĢırsa bu durumda yarattığı duyguda yoğunlaĢabilir. Duygusal tepkiler, herhangi bir Ģeyin sizin için anlamlı ve önemli olduğunu gösterir. En ilkel toplumlardan en geliĢmiĢ kültürlere kadar hemen tüm insanlar için benzer tepkiler doğuran dört temel duygu bulunmaktadır. Bunlar; üzüntü, kızgınlık, neĢe ve korkudur (Barutçugil,2004:79). Diğer duygusal oluĢumlar bu dört temel duygunun karmaĢık bileĢenleri olarak karĢımıza çıkar (Panksepp, 1988: 49). AĢağıda kısaca bu dört temel duygu türünden bahsedilmiĢtir.

a. Üzüntü: Üzüntünün esas iĢlevi büyük bir hayal kırıklığı gibi önemli

kayıplara, uyum sağlamaya yardımcı olmaktır. Üzüntü enerjiyi azaltır, derinleĢip depresyona yaklaĢtıkça da metabolizmayı yavaĢlatıp hayatta zevk alınan Ģeylerden uzaklaĢmaya yol açar. Bu içe dönüklük, kaybın veya üzüntünün yasını tutup tüm sonuçlarını değerlendirmeyi sonrada artan bir enerjiyle yeni baĢlangıçlar yapmayı sağlar (Goleman, 2009: 30- 34). Üzüntü kelimesini üst küme olarak kabul edersek, alt kümedeki bileĢenleri Ģu ifadeler olarak belirtebiliriz: acı, keder, neĢesizlik, kasvet, melankoli, kendine acıma, yalnızlık, can sıkıntısı, umutsuzluk ve patolojik olduğunda Ģiddetli depresyon. Üzüntü yaĢadığınızda yalnız

kalma ihtiyacı hissetmeniz doğaldır. Üzüntülü olduğumuzda geriye çekilmek, kendimizi daha güçlü hissedinceye kadar daha fazla incinmekten ve acı çekmekten korur (Barutçugil, 2004: 82). “Ġnsanların kurtulmak için en fazla çaba harcadıkları ruh hallerinin baĢında üzüntü gelir” (Goleman, 2009: 105).

b. Kızgınlık: Kızgınlık hissedildiğinde, kan akıĢı ellere yönelir ; kalp atıĢı

hızlanır, adrenalin gibi hormonların hızlı algılanmasıyla birlikte çevikçe hareket etmeye yetecek güç de enerji meydana gelir (Goleman, 2009: 30-34). Kızgınlık kelimesini üst küme olarak kabul edersek, alt kümedeki bileĢenleri Ģu ifadeler olarak belirtebiliriz: hiddet, hakaret, içerleme, gazap, tükenme, kızma, sinirlenme, hınç, kin, rahatsızlık, alınganlık, düĢmanlık ve belki de en uç noktada, patolojik nefret ve Ģiddet vb. Güçlü ve genellikle ani bir duygu olarak ortaya çıkan kızgınlık, iĢe yaramayan ya da iĢlemeyen bir olayı değiĢtirme ya da düzeltme konusunda bizi motive eder. Kızgınlık, bazen incinmenin ve üzüntünün saklanması ya da dıĢa vurumu içinde sergilenen bir duygudur. Eğer sorunlar giderilmezse, süre giden kızgınlık uzun dönemli öfke, kin, nefret, düĢmanlık duygularına ve hatta sonunda depresyon Ģeklinde ortaya çıkan bir ruh haline dönüĢebilir (Barutçugil, 2004: 82). “Ġnsanların kaçınmak istedikleri duygular arasında en uzlaĢılmaz gözükeni, öfkedir” (Goleman, 2009: 93).

c. Sevinç (NeĢe): Mutluluğun oluĢturduğu baĢlıca biyolojik değiĢikler

arasında, beyin merkezinde olumsuz duyguları engelleyip bir enerji artıĢına yol açarak kaygı verici düĢünceleri durduran bir etkinlik yer alır. Bedene genel bir dinlenme sağlar, kiĢiyi elindeki iĢi yapmaya, çeĢitli hedeflere doğru ilerlemeye hazır ve istekli hale getirir. Sevgi, sevecen duygular korku ve öfkeli görülen savaĢ yada kaç durumunun fizyolojik karĢıtıdır. GevĢeme tepkisi denen model, iĢbirliğini kolaylaĢtıran genel bir huzur ve tatmin hali oluĢturan bedenin her yerine yayılmıĢ tepkileri

kapsar (Goleman, 2009: 30-34). YaĢanan ortamdan, iliĢkiden ve deneyimlerden beklentilerin ötesinde keyif alındığında ortaya çıkan neĢe ve sevinç, her Ģeyin yolunda gittiğini söyleyen olumlu duygulan ifade eder. Bu duygular, yaĢama sevincini ve çalıĢma isteğini yoğunlaĢtırır. Ġnsanın kendisine ve çevresine güvenmesini sağlar. Bu duygulara dikkat etmek ve hoĢnutluk, mutluluk, tatmin, huzur, neĢe ve benzeri duyguların ortaya çıktığı durumları tekrar tekrar yaratmaya çaba göstermek gerekir (Barutçugil, 2004: 83). “Ġyi ruh halleri, dayandıkları sürece, esnek ve karmaĢık düĢünebilme yeteneğimizi güçlendirir, dolayısıyla da zihinsel ya da kiĢiler arası sorunlara çözüm bulmayı kolaylaĢtırır” (Goleman, 2009: 124).

d. Korku: Korku hissedildiğinde, kan kaçmayı kolaylaĢtırmak için

bacaklardaki gibi büyük iskelet kaslarına yönelir ve sanki yüzdeki kan çekilir, buda kanın donduğu hissini verir. Beden bir anlık donar. Bunun sebebi saklanmanın daha iyi bir alternatif olup olmadığının anlaĢılması içindir. Beynin duygusal merkezlerindeki devreler onu alarma geçirip harekete hazırlamak üzere hormon iç salgılamasını baĢlatır. Dikkat, nasıl tepki verilmesi gerektiğini değerlendirmek için yaklaĢan tehlikeye odaklanır (Goleman, 2009: 30-34). Korku kelimesini üst küme olarak kabul edersek, alt kümedeki bileĢenleri Ģu ifadeler olarak belirtebiliriz: kuruntu, sinirlilik, tasa, hayret, Ģüphe, uyanıklık, vicdan azabı huzursuzluk, çekinme, ürkme, dehĢet; patolojik olduğunda ise fobi ve panik. Korku, güvenli olmayan durumlardan ve risklerden korur. Tehlikeli ve tehdit edici durumla; gösterilen bir duygusal tepki olan korku kaçınmayı, dikkatli ve hazırlıklı olmayı sağlar. Ayrıca, sürpriz, heyecan, sevgi, suç ve tiksinme gibi baĢkaca duygularımız da vardır. Bu duygular karĢısında kendimizi açık ve doğrudan ifade edecek net ifadeleri bulamadığımızda ya da duyguları doğru yansıtacak beden dilini kullanmadığımızda sorun yaĢarız. “Rahatsız olmak” gibi geniĢ kapsamlı, belirsiz deyimler size ve etrafınızdakilere kafayı karıĢtıran ve çok fazla

duygu çeĢidini ve yoğunluğunu ifade eden sözlerdir (Barutçugil, 2004: 83).

Belgede Duyguların performansa etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma (sayfa 39-44)