• Sonuç bulunamadı

Avar adı Batı kaynaklarında ilk defa 461 ve 465 senelerinde geçmektedir91

. Göktürk kitabelerinde Apar; Bizans kaynaklarında Ak Hun/ Epthalanos,92

Warkhon (“War” ve “Hun”) Abares, Abaroi; Latince’de Awari, Awares; Slav dilinde Abari ve Obri93; Çinlilerin Yeta, Hua; Hintlilerin Huna dedikleri halkın adını bazı araştırmacılar “abamak” fiilinden getirirler ve manasının “karşı koymak, başkaldırmak” olduğunu söylerler ki, kelimenin anlamı Apa unvanıyla izah edilebilir. R’nin de çoğul eki olduğu düşünülmektedir94

. Araştırmalara göre, Fulin kelimesinin Soğd dilinde From haline geçmiş Rum olması ve onun Prum veya Apurum şeklinde Türkçe’ye geçtiği tespit edilmiştir. Böylelikle Orhun yazıtlarındaki “Apurim”in Fulin olduğu düşünülmektedir. Kültigin yazıtlarında Bumin Kağan’ın ölümü sebebiyle gelmiş boylar içerisinde Apar- Apurimler şeklinde adlandırılırlar. L.N. Gumilyev, Avrupa’ya gelmiş Avarların (Hionitler) efsanevi Turan’ın soyu olduğunu bildirir. O, Sarmat-Alan grubundan olan Hionitlerin, Göktürklerin (İstemi Han) baskısı ile Oğur halklarının yanlarına geçtiklerini gösterir95

. Macar âlimi K. Czegledy, Avarları Göktürk İmparatorluğuna dâhil olan Oğur birliğinin içinde gösterir. O. Pritsak, Avarların (yu-ven) “doğu varvarları” (dunhu)

89

a.g.m, s.107-108.

90 Zekeriya Kitapçı, Azerbaycan-Harzem ve Türk Oğuz Boyları Arasında İslâmiyet, Konya, 2005, s.28-29.

91

Saadettin Gömeç, “Türk Tarihinde Avarlar ve Avar Meselesi”, Uluslararası IV. Türkoloji Kongresi, Türkistan, 2011, s.1-2.

92 a.g.m, s.1-2.

93 İsmail Mangaltepe, “Avar Hakanı: Bayan ve Dönemi”, İslam Öncesinden Çağdaş Türk Dünyasına Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’na Armağan, İstanbul, 2008, s.168.

94

Saadettin Gömeç, a.g.m, s.1-2.

95 Sevda A. Süleymanova, “Kafkasya ve Avarlar”, Türkler, C.2, Ankara, 2002, s.674, s.676. Bulunmuş olan Avar kafalarının %80’inin avropeid, %20’sinin Batı Sibir zayıf mongoloid tipine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. (L.N. Gumilev, Drevnyaya Rus i Velikaya Step, Moskova, 1989, s.33.)

Proto-Mongol siyasi birliğine dâhil olduğunu ve Çin’in doğusunda bilinen gruplarından Ahvarların (yu-ven), Sibirlerin (Siyenpi) ve Kayların (si) Kuzey Kafkasya’da da (Serir) etkin rol oynadığını bildirir96

. M.İ. Artamonov’da, L.N. Gumilyev gibi Avarların Kuzey Kazakistan’ın Oğur muhitine ait olduğunu söyler ve Avarların bir kısmının Hionitlerin (Huni) bir müddet Sogd’a hâkim olduğunu ifade eder. O, Hionitleri Avarlarla aynılaştırırken onların tarihi Kazakistan’ın, İran Kazakistan’ın, İran dilli ahalisi ile karışmış Türkleşmiş Oğurlar olduğunu ayırt etmiyor ve Azak-Hazar denizleri arasında Avarların akraba muhite (Hunlar ve Alanlar) geldiklerini ifade eder97

.

Avarların kökeniyle alakalı olarak Samuel Szadeczky-Kardoss’un yorumu oldukça tatmin edicidir: “Theophylact Simocattes Bayan’ın (Avar Kağanı) idaresi altındaki insanların yalnızca asıl Avarların korku telkin eden adlarını kabul ettiklerini öne sürmüştür. Bu Pseudo-Avarların (Sahte Avarlar) Var ile Hunni adında iki boyları vardı. Bu boylar aynı kökendendi ve aynı dili konuşuyorlardı. Bunlar daha sonra birleşmişlerdi. Büyük ihtimalle Altay veya daha kesin olarak Bulgar Türk lehçesini konuşan Ogur (Ogor, Ugor) etnik grubuna dâhildiler. Ancak, Theophylact’ın Bayan’ın halkının Pseudo-Avarlar olduğu şeklindeki ifadesini kabul edilmemekle birlikte her ikisi de Altay dili kullanan Avarlar ve onlara katılan Ogurların ayrı ayrı olarak kullandıkları asıl adları birbirinden ayrılmamaktadır. Sonuçta hakiki bir Avar olmayana isnat edilmiş zikredilen şahıs isimlerinin biri veya diğeri Avar Kağanının hükümdarlığını tanıyan bozkır halklarının birine ait olması da imkânsız değildir”98

. Tuncer Gülensoy, Avarların Türklükleri hakkında şöyle söyler: “Avarlardan kalan Bôkolabur, tudun, tagan, tarkhan, boğan (Kök Türklerde Bağa, Bulgarlarda Bağan “vali”), Apsyk, Yugraş, Bayan (Avar hakanı; 597’de Bizans’ta dehşet uyandırdı.), Kansavçi, Kök, Kuturgur (Türk Bulgarlarından) Solak, Mergen (Türklerde ve Moğollar’da “yaycı”), Külük, Kösenci, Mugel, Alpel, Tugay, Buga gibi kişi ve unvan adları onların Moğol değil Türk olduklarının kanıtıdır”99

. Avarlarla aynı oldukları düşünülen Ak Hunların iki önemli unsuru olan Uar (Avar) ve Hun varlığı söz konusudur. Menander ve Theophylactus’ta Avarların, Hunların soyundan oldukları zikredilmekle birlikte Ogurlar (Batı Tölösler) hakkında bilgi verilirken onların ataları olarak Avar ve Hunlar gösterilmektedir. Buna bağlı olarak Çin ve Bizans kaynaklarının bildirdiğine göre Kafkasya Tölös grupları

96 a.g.m, s.676.

97

M.İ. Artamonov, Hazar Tarihi, İstanbul, (Çev. A. Batur), 2008, s.107-108.

98 Dinçer Koç, a.g.t, s.30-31; Bkz. SamuelSzádeczky-Kardoss, “The Avar”, The Cambridge History of Early İnner Asia, Ed. By Denis Sinor, Cambridge University Press,1990, p.222.

arasında Uar-Hunların adının geçmesi önemlidir. Yine Çinliler “Hua” transkripsiyonunu Var’a (Apar) karşılık olarak gösterirler100

.

2.5.1. Kafkasya’da Avar Birlikleri

Avarların iki yüz bin kişilik bir grubu ana topluluktan ayrılıp, batıya yürümüşler, önlerindeki akraba Ogur boylarını da iterek (ki bunların arasında Sarı Ogur ve On Ogurlar da mevcuttur) Kafkasya’ya gelmişlerdir. Buna bağlı olarak Avarlar, 557 yılından önce Alanlarla, arkasından Bizans’ın Laziya valisi Justin aracılığıyla Bizans imparatoru Justinianus (527-565) ile münasebet kurmuşlardır. Bu dönemde Bizans Sasanilerle mücadele halindedir. Kafkasya çevresindeki Ogurlar ise Bizans’a zorluklar çıkarmaktaydılar. Bu Bizans için de yeni bir müttefik kazanma açısından fırsattı.

Harita 18. Avarların Kafkasya’ya Göçleri

(M.İ. Artamanov, Hazar Tarihi, İstanbul, 2008, s.142.)

Avar elçisi Kan (Kandık), Doğu Roma’nın başkentine gitti (558). Heyet burada büyük bir ilgi ve tören ile karşılandı. Her şeyleriyle Hunlara benzeyen Avarlar, çok güçlü olduklarını, karşılarında kimsenin duramayacağını söyleyerek Roma’ya dostluk teklifinde bulundular ve yaşayabilecekleri iyi bir arazi istediler. İmparator buna müspet cevap verdi. Sonra sefirin yanına pek çok değerli hediye katarak geri yolladı.

100 Saadettin Gömeç, a.g.m, s.3, 5.

Arkasından da kendi elçisini Avar hakanının yanına göndererek, Bizanslıların doğudaki düşmanlarıyla yaptıkları savaşlarında yardımlarını talep etti. Buna binaen Avarlar hiç yoktan Kafkasya ve Hazar çevresindeki kendi soydaşları olan Sabar, Tokuz Ogur (Kutırgur) ve Otuz Ogur (Utırgur) gibi kabilelerle de kavgaya tutuştular. Karadeniz’in kuzeyinde belki de Ak Hazarlarla da üç-beş yıl süren savaşların peşinden onlar 562 tarihlerinde Tuna boylarına indiler. Bu sıralarda doğudaki ana kitle ile Kök Türkler arasında kıyasıya çarpışmalar oluyordu ve Börülülerin önünden kaçan kalabalık Avar- Ak Hun kabileleri de kafile kafile Bizans hudutlarına göç etmişlerdir. Bizans bu konar- göçerleri, Balkanlarda Bulgaristan’ın bir bölümüyle, Trakya’nın bir kısmından meydana gelen Moesia’nın Singidinum (bugünkü Belgrat civarları) çevresinde, Polonya’nın en uzun akarsuyu Vistul etrafında yaşayan Germen kavmi Gepid ve Tuna’nın batısında, Pannonia’da oturan Longobardların arasında yerleştirdi. Avarların hepsi Avrupa’ya gelmemiştir. Ana yurt topraklarında kalan Avarların büyük bir çoğunluğu Göktürk devletinin hâkimiyeti altına girerken; bir kısmı da Hazar-Kafkas çevresine göç ederek diğer Türk boylarıyla yaşamaya başlamışlardır101

.

Gürcü kaynakları, Bizans imparatoru I. Jüstinyan (527-565) döneminde doğudan bir Türkmen kavmi olan Avarların yaptığı akınları ve onların Hazar denizinden Karadeniz’e kadar tüm bölgeyi zapt ettiklerini belirtmektedir. Aynı kaynaklar, Jüstinyan’nın Avarları Kafkasya geçitlerinde ve Hunzah’da (Sarir) yerleştiğini ve onların soylularına Kartalinya’da “knyaz” –(prenslik) ünvanı verdiğini yazmaktadırlar. O tarihten başlayarak Kartalinya hükümdarları söz konusu Avarların soyundan seçilmekteydi102

. Avarlar Azerbaycan bölgesinde de yaşamışlardır. N.Y. Merpert’in yazdıklarına göre VI. yy’da Kuzey Kafkasya bölgelerinden Avarların bir kısmı Kafkasya’ya gelmiştir. Kuzey Kafkasya bölgelerinde yaşamış Avarların belirli bir kısmının 570 yıllarında Güney Kafkasya’ya gelmeleri ve Gürcü Çarı Guramın (570-600 yıllar) Bizans devletinin isteği ile onları Gürcistan’da yerleştirdikleri malumdur. Avarların Azerbaycan’da ve Gürcistan’da yaşamaları yer adlarında da görünmüştür. Azerbaycan’da Avaran (Haçmaz bölgesi), Ermenistan’da Abaran, Gürcistan’da Abari yerleşim yer adları bilinmektedir. Bu bilgilerle birlikte III-IV. yy’lar arasında Kür sahilinde bir eyaletin Oberan adlandırıldığı ve orada obarenlerin yaşadığı tespit edilmiştir. Buradaki “oberan” kelimesi abar (avar) etnoniminin fonetik şekli olarak

101 a.g.m, s.5, 8.

değerlendirilmiştir103

. 558 yılında Kafkasya’da Avarların, Sabir, Onogur, Utrigur, Kutrigur ve Antları mağlup ederek, çevrelerini de tahrip edip Tuna nehri taraflarına doğru hareket etmişlerdir104

.

Bugün Kafkasya’da Koysu Irmağı’nın Andi, Avar, Karah gibi kollarının kaynaklarından kuzeyde Kumuk ovalarına kadar olan yerlerde ve güney Dağıstan’ın Zakatala ve Lakaduh bölgelerinde yaşamakta olan Avarların yukarıda açıklanan Avar Türkleriyle ilgileri yoktur. Avar adı ise Ruslar tarafından Kumuklardan alınıp ve Kumukların Avarları sıfatlandırmak için kullandıkları “Avare” sözünden kaynaklanmıştır105

.