ANALİZLER
KUR’AN ANALİZİ Not :
1-Analiz biraz karışık oldu ama kusura bakmayın. Üşendim toparlamaya.
2-Diğer orijinal Kur’an yazımlarına bakınca daha farklı sonuçlar elde edilir. Yazımda oynama ve yazı tipleri Kur’an’ın çözümünü engelliyor.
Kur’an’da şekillere dikkat ettiğinizde;
KEVSER SURESİ ANALİZİ :
1)
2)
3)
Bitiş İlişkisi : ( bitişi ve ilişkisi.)
I I
Surede birleşime ve ayrıma dikkat ettiğinizde, Kur’an’da kevser kelimesi yok. Üç ayetteki “Rı” ise kelime ilişkilerini gösteriyor.
Kevser Suresi’nin Diğer Sure, Ayet, Kelime ve Harflerle İlişkisi :
A)Sure İlişkileri :
Kevser suresi ile benzer başlayan ve benzerlik içeren 3 sure var. Ayrıca ayetlerin “RI” bitişi benzerliği var.
Kevser Suresi -1
Fetih Suresi -1 I Nuh Suresi -1 I Kadir Suresi -1
I I
B)Diğer Ayet, Harf, Kelimelerle İlişkileri : (Kur’an Geneli Kelime İlişkileri)
İlişkileri :
I I I I
İlişkileri :
I
İlişkileri :
I I
İlişkileri :
I I
İlişkileri :
I I I
İlişkileri :
I I
İLİŞKİLİ HARFLER-ŞEKİLLER:
Kuran’da sureler seri ayet-harflerle (birbiriyle ilişkili harflerle), ilişkili kelimelerle oluşuyor. Ve ayrıca kendisiyle benzerlik içeren (ikişer,üçer,dörder …..) sureler ve ayetler halinde.
Kur’an’da böyle bir seri var gibi görünüyor;
ve ve ve serisine dikkat edersek;
ilişkisi :
İlişkisi :
Kur’an bu tür “kef” yok.
İlişkisi :
?
İlişkisi :
Diğer ve İlişkileri :
Böyle olunca sin, şın, sad, dad, tı, zı harfleri ortadan kalkıyor. Cim, ha, hı, ayn, gayn, lam harfleride olmayabilir.
Birde buna dikkat. Birbirinin tersi şekil.
Diğer İlişkiler:
KUREYŞ SURESİ ANALİZİ:
İlişkili Harfler :
İlişkisi :
I I
İLİŞKİLİ AYETLER:
Kur’an’da buna benzer bir çok çift/üçer/dörder benzer ayet var.
?
BAKARA 35 ve ARAF 19
---
NİSA 3 ve FATIR 1 Analizi :
---
İlişkiler:
-
-
DİĞER BAZI İLİŞKİLİ AYETLER : Hicr 26/Rahman 14
Hicr 27/Rahman 15
Mücadele 16/Münafikun 2
Rad 35/Muhammed 15
Enam 29/Müminun 37/Casiye 24
Nisa 13/Fetih 17
İbrahim 32/Hacc 65
Nahl 14/Fatır 12
Bakara 60/Araf 160/Şuara 63
Bakara 80/Ali İmran 24
Hac 47/Secde 5
Ahzap 73/Hadid 13
Hakka 22/Gaşiye 10
Araf 114/Şuara 42
Araf 183-Kalem 45
Hud 71/Saffat 112
Hicr 34-Sad 77
Enbiya 72/Enam 84
Bakara 161/Ali İmran 87
İsra 68/Mülk 17
İsra 68/Kamer 34/Mülk 17
Bakara 57/Araf 160/Taha 80
Nur 3/Fetih 6
Nisa 15/Nur 4
Nisa 24/Maide 5
Bakara 213/Ali İmran 19
Neml 3/Lokman 4
Ali İmran 135/Taha 124
Ali İmran 135/Araf 28
Ali İmran 46/Maide 110
Bakara 24/Tahrim 6
Ali İmran 41/Meryem 10
Araf 16/Hicr 39
Bakara 29/Fussilet 12
Araf 20/Taha 120
Araf 22/Taha 121
Yunus 33/Mümin 6
Bakara 104/Nisa 46
Yunus 79/Şuara 37
Bakara 51/Bakara 92
Bakara 51/Araf 142
Bakara 34/Sad 74
Yunus 76/Zuhruf 30
Araf 122/Şuara 48
Taha 9/Naziat 15
Bakara 35/Araf 19
Kasas 31/Neml 10
Bakara 60/Araf 160
Hakka/Kaaria
Nisa 3/Fatır 1
İLİŞKİLİ KELİMELER-BÖLÜMLER-CÜMLELER:
Arapça olarak çevrilen, Kur’an’ın arapça olarak anlaşılmasını sabitleyen, Kur’an’ın anlaşılma yolunu kapatan kelime :
==========================
Kur’an’da kelime sınıflamasına pek dikkat edilmemiş. Daha doğrusu çorba sınıflama var.
==========================
==========================
==========================
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
?
İLİŞKİSİ :
?
?
Böylece Kur’an’da böyle
bir “dal” yok.
?
?
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
Kur’an’da Kur’an kelimesi yok.
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ :
DİĞER İLİŞKİLER :
1)
2)
3)
4)
5)
6)
7)
8)
- -
- - -
- -
9)
Buradaki “mim” ile “ayn” benziyor. Dolayısıyla ikiside aynı harf olabilir. Mimin kuyruğuda yandaki aynın yanındakinin (Lam okunan şeklin) aşağı hali.
HARFLERİN ÇİZGİ İLİŞKİLERİ:
AYRI KELİMELER-BÖLÜMLER-CÜMLELER (Birkaç Örnek):
Demek fiili olarak alınan (Kur’an’ı karıştıran-bozan en birincil nokta);
Böylece Kur’an’da konuşma, Adem İblis, ilk insan vs. mevzusu yok.
Cennet olarak çevrilen;
Arapça olarak çevrilen;
Peygamber olarak çevrilen;
Ayet;
Cin;
- Farkı :
ve :
-
Şekiller farklı. Uçlarına dikkat.İblis :
(Blise) (Bia) (Beleden) (Bi)
(Bia) (Belagne) (Beligan) (Bilika)
(Belev) (Bilisa) (Bi lıhyeti)
Böylece Kur’an’da İblis kelimesi yok.
Cebrail :
Hem ayrı yazıma hem şekillere dikkat edersek, Kur’an’da Cibril kelimesi yok.
: Burada, ve var.
Ke :
: Burada, , , ve var. yok.
Diğer bölümler;
Rahim (Aynı renk içinde daire birbirinden ayrılığı ifade ediyor):
Diğerlerine baktığınızda “lam” birleşmeli “rı” olmayanların buradaki “rı” ve “rahim” ile ilişkisi yok.
Tevvaben’deki “be” değişecek. Tevvabüdeki “b” ile ilişkisi yok. Ayrıca vav’ın yanındaki elif vav ile birleşecek. Ayrıca Rahim’lerdeki mim okuma değişecek. Şekil farklı. Tevvabürrahim’deki mim’in kuyruğu elifin aşağı yönü şekline dönüşebilir. Buradaki mim aslında "ayn” olabilir.
Buradada rı’nın yanındaki elifle rı birleşecek. Ayrıca Rahim’lerdeki mim okuma değişecek. Şekil farklı. Belki
kur’an’da rı kalkabilir. Şekil olabilir.
RAHMAN SURESİ ANALİZİ:
Bitişler ve
Kelime Çıkarımı :
Kur’an’da birleşik yazılan kelimeleri ayırmak, ayrı yazılan harf ve kelimeleri birleştirmek gibi bir hata var.
Şu an ki okunuş; Yükezzibü. Tükezziba.
Birleşik olanlar alındığında asıl kelimeler; iki nokta altta! İki nokta üstte! olarak birbirinin zıttı kavramlar olabilir. Ayrı yazılan ve “b” olarak alınan harfler birbirinden farklı şekilde ve kelimeyle bağlantısız.
Rahman Suresi Kelime İlişkileri:
İLİŞKİSİ :
======================
======================
======================
======================
======================
?
======================
======================
======================
======================
======================
Buralar Gerçekte;
Böyle
======================
======================
======================
======================
======================
İLİŞKİSİ :
BİRBİRİNDEN AYRI VE İLİŞKİLİ HARF-KELİMELER : (AYNI RENK DAİRE İLİŞKİYİ, FARKLI RENK AYRILIĞI GÖSTERİYOR)
BİRBİRİNDEN AYRı HARF-KELİMELER :
İLİŞKİSİ :
İLİŞKİSİ : ?
======================
======================
İLİŞKİSİ :
======================
======================
======================
======================
RAHMAN SURESİ (DİĞER AYETLERLE İLİŞKİLER) : İLİŞKİSİ:
======================
======================
======================
AYRI ŞEKİLLER-HARFLER :
Kur’an’da eş şekilde seslendirilen harf bozukluğu (Birkaç örnek) : Mim (Üç adet mim);
“T” (Dört adet t);
ŞÜPHELİ, ÇÖZÜLMEMİŞ, ANLAMSIZ, MANTIKSIZ, EKSİK VS. BÖLÜMLER-OKUNUŞLAR : Hareke olmayan bölümler :
Biri iki harekeli, diğeri iki. Açıklaması? Genel olarak Kur’an’da hareke olmayan harflerin açıklaması?
Diğer hareke olmayan bölümler;
Bunların açıklaması? :
İkili Hareke Okunuş Şüphesi :
Sonuna “n” okuma şüphesi. Kelime “cezm’li nun” olarak yazılabilirdi. Okunuş şüpheli.
Burası,
Böyle olamaz mıydı?
Sesli Harfleri Okuma Şüpheleri :
Bu hareke okunuş açıklaması?
Harekenin A-E-I-İ sorunu?
HE:
He’deki yuvarlağa dikkat edin. Bu harf vav’a dönüşebilir. Ek çizilen çizgi imla hatası sayılabilir.
ve ? :
Cezm Anlamsızlığı:
Cezme ne gerek var. Harfte hareke yoksa (Türkçe’deki açıklamasıyla; önünde sesli harf yok demek anlamına gelir) sesli harf yok sayılır ve o şekilde okunabilir.
Latin yazılış : Ünzile-Min
Şedde Anlamsızlığı:
Şeddede anlamsız. İki sessiz harf yanyana yazılır. O şekilde okunur. Sesli harflerdede harekeler ikişer kullanılır, bu da iki sesli harf demek olur.
Latin yazılış : Amenessüfeha Harf Birleştirme Anlamsızlığı:
Çoğu dilde böyle bir şey yok.
Latin yazılış : Lmelaiketi
Şekil Verme Anlamsızlığı (Süslü Harf Kullanımı, Süsçülük, Şekilcilik):
Değişik değişik şekil vermeye ne gerek var ki? Tek bir şekil üzerinde alfabe olabilir. Aşağıda bir alfabe örneğim var.
Elif, Ayn Okunuşu:
Kur’an’da elif, ayn bazen sesli harf bazen sessiz harf gibi oluyor. Harf eşses bozukluğuna düşünüyorda denebilir, tanım bozukluğuna düşüyorda denebilir. Kur’an’da elif ve ayn nasıl bir harf?
Latin yazılış:La’netü Burada ayn sessiz harf özelliğine giriyor. Belki tüm Dünya alfabesinde olmayan,
seslendirilmeyen, tanımlanmayan, şekillenmeyen bir sessiz harf var. Bir şekil verelim mesela “£” bu şekli harf yapalım, “la£netu” Doğru yazılım bu olmalı. Orada bir sessiz harf var.
Latin yazılış:Nelazabe Burada a’nın üstün alarak ayn’ın sesli harf konumunda olması sözkonusu. Kur’an2da sesli harf var demektir. Yok demeyin.
Uzatma Şüpheleri-Anlamsızlığı :
Ben hala bir dilde uzatma neden olur anlamadım. Kur’an’da ise uzatmalar oldukça anlamsızca belirleniyor.
Çorba bir uzatma sistemi var. En önemlisi, harfin yanına eklenen harfin (ör. Vav) uzatma yorumlanması bozukluğu. Uzatma işareti oluşturulamazmıydı? Kur’an’da uzatma konusu oldukça kalabalık soru işareti.
Kendimi yorup burada uğraşmak istemiyorum. Beni mazur görün.
Bu şekiller? :
Kelime üstlerindeki harfler? :
Niye şedde hep üstte? : (Soruyu hafife almayın. Kur’an’ı tam anlamak için en ufak soruyu geçmeyin.)
Hareke Uzunlukları :
Harekeler orijinal mi? Eğer orijinal kabul edersek neden hareke uzunlukları farklı?;
İki ötre şekli şüphesi :
Kur’an’da her şekil önemli. Zamanla değişime uğratıldıysa Kur’an’ı anlamak zorlaşabilir. İki üstün-esre birbiriyle eş. Ama ötrede bu yok. Sonradan bu bozulmuş olabilir mi? Doğru olan iki ötre şekli ne?
Ötre : İkiötre: İki ötrenin doğrusu bu olamaz mı?
İki üstün&esre : üstün&esre : O-Ö Sesi Harfleri?:
Arapça’da O-Ö yok.
Harekeler-İşaretler :
Kur’an’da sesli harf olmayıp, harekeler sesli harf yerine geçebilir. (Kur’an’da sesli harf yok diyorlar ama yanlış anlatıyorlar. Elif ve ayn’ı doğru anlasınlar ve açıklasınlar. Arapça yanlış anlatılıyor. Dikkat edin. Vallahi billahi yanlış anlatılıyor. Arap ne okuduğunu bilmiyor, ne yazdığınıda bilmiyor. Tam bir Arap Çorbalığı. Hakikaten, gerçekten tam bir Arap çorbalığı. Arap zihni başka inşalarda yok. Tüm zihinlerde ve dillerde çorbalık var ama Arap kadarı kimsede yok. Arapçayı Kur’an’dan öğrenin, dışardan alimden değil. Gerçek Kur’an dilinide
Kur’an’dan çıkarın. Dışardan, alimden değil.
ALLAH:
Kur’an’da yok. var.
Gaşiye (Harekesiz Kur’an’da Düşünülebilir):
AYET SAYILARI:
Kur’an’da ayet sayıları artarabilir, düşebilir.
Ayetlerde üstte bulunan küçük harfler ayet sonu olarak yorumlanabilir.
Ör: Araf 185-Mürselat 50
SAYILAR (Kur’an’da Sayı Kalkabilir.) :
ve İLİŞKİSİ :
Bu ve benzer kelimeler ilişkili olabilir.
Birde buna dikkat;
KUR’AN’DA PEYGAMBER-KİŞİ ADI :
KUR’AN’DA İSİM, PEYGAMBER, PEYGAMBERLİK KALKABİLİR. DİKKAT EDİLİRSE, AYET İÇİNDE ANALİZE GİTTİĞİNİZDE, İLİMSEL-BİLİMSEL DİL DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDE, HATALARI GİDERDİĞİNİZDE, DİĞER
KELİMELERLE İLİŞKİ ARADIĞINIZDA BU KELİMELERİN DİĞER KELİMELERDEN FARKSIZ OLDUĞUNU ANLAYACAKSINIZ.
Muhammed :
Muhammed, MİM-HA-MİM-DAL ilişkili kelime türevinden ibaret.
Muhammed ile ilişkili kelimeler;
Musa (Aynı hareke ile devam etmiş)
Süleyman (Üstün ve Ötre Almış)
Adem (Üstün ve Ötre Almış)
Ayrı sesli şekil (harf) düşünürsek, burada Adem Yok.
KASITLI İMLA BOZUKLUĞU İHTİMALİ :
:
Buda olabilir, Buda olabilir.
:
Bu şekil bununla ilişkili görünüyor.
Şekil buna dönüşebilir. Bunada dönüşebilir.
Vav Değişimi :
Ayrıca genel olarak Kur’an’da vav’a dikkat. Diğer vav’lara dikkat. Vav çevirilerine dikkat. Vav işi çok karıştırıyor.
Zariyat :
Buradaki vav bu şekle dönüşebilir
Ve böyle bir ilişki ortaya çıkabilir.
Buradaki şekil ise, buna dönüşebilir.
Ve sonuç bu seri, ilişki.
Böylece Arapçadaki “el” öneki kalkacak.
Nisa 3:
-
Vakia 8-9:
- -
Besmele:
Besmelede çok şey değişebilir. Bu şekilde çok soru işaretleri var.
Selam:
Birleşik ve ayrı yazıma dikkat ettiğiniz zaman selam kelimesi yok.
Ayet Sayısı İlişkili Kur’an Sure Listesi (Küçükten Büyüğe) :
SIRA NO SÛRE ADI AYET
SAYISI CÜZ SAYFA
103
Asr3 30 601
108
Kevser3 30 602
110
Nasr(*)3 30 603
106
Kureyş4 30 602
112
İhlâs4 30 604
97
Kadr5 30 598
105
Fil5 30 601
111
Tebbet5 30 603
113
Felâk(*)5 30 604
109
Kâfirûn6 30 603
114
Nâs(*)6 30 604
1
Fâtiha7 1 0
107
Mâ’ûn7 30 602
94
İnşirâh8 30 596
95
Tîn8 30 596
98
Beyyine(*)8 30 598
99
Zilzâl(*)8 30 599
102
Tekâsür8 30 600
104
Hümeze9 30 601
62
Cum’a(*)11 28 552
63
Münâfikûn(*)11 28 553
93
Duhâ11 30 595
100
Âdiyât11 30 599
101
Kâri’a11 30 600
65
Talâk(*)12 28 557
66
Tahrîm(*)12 28 559
60
Mümtehine(*)13 28 548
61
Saff(*)14 28 550
91
Şems15 30 594
86
Târık17 30 590
49
Hucurât(*)18 26 514
64
Teğâbun(*)18 28 555
82
İnfitâr19 30 586
87
A’lâ19 30 591
96
Alak19 30 597
73
Müzzemmil20 29 573
90
Beled20 30 593
92
Leyl21 30 595
58
Mücâdele(*)22 28 541
85
Bürûc22 30 589
59
Haşr(*)24 28 544
84
İnşikâk25 30 588
88
Gâşiye26 30 591
71
Nûh28 29 569
72
Cin28 29 571
48
Fetih(*)29 26 510
57
Hadîd(*)29 27 536
81
Tekvîr29 30 585
32
Secde30 21 414
67
Mülk30 29 561
89
Fecr30 30 592
76
İnsan(*)31 29 577
31
Lokman34 21 410
46
Ahkâf35 26 501
83
Mutaffifîn36 30 587
45
Câsiye37 25 498
47
Muhammed(*)38 26 506
75
Kıyâme40 29 576
78
Nebe’40 30 581
80
Abese42 30 584
13
Ra’d43 12 248
70
Me’âric44 29 567
35
Fâtır45 22 433
50
Kâf45 26 517
79
Nâzi’ât46 30 582
52
Tûr49 27 522
77
Mürselât50 29 579
14
İbrahim52 13 254
68
Kalem52 29 563
69
Hâkka52 29 565
42
Şûrâ53 25 482
34
Sebe’54 22 427
41
Fussilet54 24 476
54
Kamer55 27 527
74
Müddessir56 29 574
44
Duhân59 25 495
30
Rûm60 21 403
51
Zâriyât60 26 519
53
Necm62 27 525
24
Nûr(*)64 18 349
29
Ankebût69 20 395
33
Ahzâb(*)73 21 417
8
Enfâl(*)75 9 176
39
Zümer75 23 457
25
Furkân77 18 358
22
Hac(*)78 17 331
55
Rahmân78 27 530
36
Yâsîn83 22 439
40
Mü’min85 24 466
28
Kasas88 20 384
38
Sâd88 23 452
43
Zuhruf89 25 488
27
Neml93 19 376
56
Vâkı’a96 27 533
19
Meryem98 16 304
15
Hicr99 14 261
10
Yûnus109 11 207
18
Kehf110 15 292
12
Yûsuf111 12 234
17
İsrâ111 15 281
21
Enbiyâ112 17 321
23
Mü’minûn118 18 341
5
Mâide(*)120 6 105
11
Hûd123 11 220
16
Nahl128 14 266
9
Tevbe(*)129 10 186
20
Tâ-Hâ135 16 311
6
En’âm165 7 127
4
Nisâ(*)176 4 76
37
Sâffât182 23 445
3
Âl-i İmrân(*)200 3 49
7
A’râf206 8 150
26
Şu’arâ227 19 366
2
Bakara(*)286 1 1
Harflerle Başlayan Sureler :
Hareke olan ve olmayan harflerle başlayan surelere dikkat edin. Bunlar elbet kelimelenecek. Kur’an’da hareke bozukluğu-eksikliği zaten Kur’an’ın genel soru işareti. Bu harflerle başlayan surelerde mutlaka hareke alacak.
Yasin 1 :
Ya ey demek. Sin ise mezar. Çeviri : Ey mezar.
İlişkiler :
1)
2) Neml 1 ve Yasin 1-2 :
Neml 1 :
Yasin 1-2 :
Kur’an ve Dil:
ŞEKİL SESLENDİRME-HARF TANIMLAMA TAHMİNİ :
Çift harf, eş harf düşünürsek, ilişkili harf, seri harf, bilimsel, mantıklı bir dil düşünürsek, eşseslendirilen harfleri kaldırıp her şekle ayrı seslendirme yaparsak;
Herşeyin cinsiyeti var ve harflerinde cinsiyeti var dersek;
Sert ünsüz ve yumuşak ünsüz (ağızda ortak söyleniş şekline göre, ağız uyumuna göre) ilişkili Kur’an düşünürsek;
Örneğin, diş ünsüzü olup sert ve yumuşak birbiriyle ilişkili şekilleniyor. Dişten kaç tane harf çıkıyorsa o kadar şekil birbiriyle ilişkili.
Mesela bunlara diş-dudak deyip F-V denebilir. Belki bunlar sesli harf olup I-İ’de denebilir.;
-
Bunlara diş ünsüzlerinden D-T denebilir.;
-
Üsttekiler noktasız ve bir noktalı. Bu noktasız ve iki noktalı, nokta farklarıda gözönüne alınmalı;
-
Kur’an’da farkedilmeyen iki ilişkili harf-şekil (Kur’an’da yalnız nun yok.);
-
Belki bu seri sesli harfler olabilir;
-Kur’an’da sesli harf dizisiyle oluşmuş ilişkili kelimeler olabilir. Örn. Sara, Sere, Sırı, Siri, Soro, Sörö, Suru, Sürü.
-Kur’an’da birbirinin tersi gibi durumu izah eden kelimeler olabilir. Örn. Sara-Asra, yada Sara-Saar, yada Sara-Aras.
-Kur’an’da kimyasal temelli seslendirmeye dikkat edilerek kavram oluşturulmuş olabilir. Mesela “R” Potasyum diyelim o zaman potasyum içeren maddeler R ile başlayan, “R” ile biten, bir şekilde “R” içeren kavramlar olabilir.
-Kur’an’da kelime harf sayıları maddenin içeriğine göre belirlenmiş olabilir. Mesela su 2 hidrojen ve oksijen, o zaman iki sessiz harf 1 sesli harf kullanılabilir.
-Kur’an’da harfler ateş-toprak-hava-su grublarına ayrılarak düzenlenmiş olabilir.
-Kur’an’da bir şekil iki harf (iki sesli, iki sessiz yada bir sesli-bir sessiz) olarak okunabilir.
-Sadece hareke sesli harf olarak kullanılabilir. (Kur’qn’da yada Arapça’da sesli harf vardır. Yok diyorlar. İnanmayın.
Arapça’nın bozukluğunu bir türlü anlayamadılar. Görünenle söyleneni bir türlü ayıramadılar. Arapça ‘da sesli harf yok demek için elif’i ayn’ı açıklamalısınız. Ve sesli harf ile kelimeye başlayamazsınız. Örneğin Allah diye bir kelime olmamalı o zaman.)
-Kur’an doğal olmayan nesneye/bişeye kelime oluşturulmamış olabilir.
-Kur’an orijinal zihin doğrultusunda cümle oluşturmuş olabilir. Zihindeki her hareket cümleye alınmış olabilir. Özne, yüklem zihne uyumlanmış olabilir. Zihinle eşdeğer kelime üretilmiş olabilir.
Yukarıdaki seriye bakıp Dünya’daki alfabeleri düşündüğüm zaman millet nelerle uğraşmış dedim. Kolay bir alfabe neden kurulmamış dedim. 5-10 dakika hadi bilemedin en fazla yarım saatte, olmadı 24 saatte
okuma yazma öğrenebilecekken neden 1 yılda ancak öğreniliyor dedim? Cevabını siz verin.
YENİ, SADE ALFABE :
Bu şekilden 29 alternatif değişimle alfabe çıkar. Bu şekli açılı, ters, noktalarla çeşitlendirip alfabe oluşturabiliriz.
Örnek; (Sert-Yumuşak Eşleme)
T-D
P-B (M-B)
F-V
Ç-J (C) K-G
S-Z
Şu an da 16 şekil oldu. 16 sessiz harf dersek. Noktalarlada 8 sesli harf oluşturunca 24 harf. 24 harf bize
yeterse alın size alfabe.
A-E I-İ
O-Ö
U-Ü
= TABAK
Daha sade, daha kolaylaştırılmış, daha anlamlı bir alfabe oluşabilir.
Kur’an’dan çıkan harfler (Birkaç örnek):
? ? ?
? ?
?
?
?
?
Harf bu değil, bu .
Harf bu değil, bu .
--- Kelime Oluşturma :
-Kur’an’da sara,sere,sırı,siri, soro, sörö suru, sürü – sara, sare, sarı, sari, saro, sarö, saru, sarü gibi birbiriyle ilişkili kelime dizinleri olabilir.
Örneğin ayları şöyle tanımlamak gibi;
Dört mevsim ve 12 ay kabul edelim. Hepsi ay olduğuna ay ile bitiş düşünelim. Soğuk sıcaklık ve ünsüz sınıflamalarda düşünülebilir. 12 adet 3′er sınıfa ayrılmış harfler olması lazım. Çok fazla uğraşmadım. Daha bir çok şey düşünülebilir.
Isı derecelerine kadar en ince detay düşünülüp kavram oluşturabilir. Günler, haftalar, yıllar vs. herşeyi düşünün. En sert ünsüzden en yumuşak ünsüze, ünsüzün şiddetinden doğanın ses türlerine kadar herşey.
Sonbahar Ayları : Mocay, Bocay, Pocay
Kış Ayları : Socay, Zocay, Şocay
İlkbahar Ayları : Docay, Tocay, Nocay
Yaz Ayları : Gocay, Kocay, Ğocay
Örneğin Kevser Suresi Kelimelerine Dikkat Edin :
Birleşik yazılanı kelime alın.
Sere, Nhar, Bterü = R ilişkili.
Eğer Cezm değişip sesli harf okunmaya (ör. O) giderse;
Sere, Nohero, Boterü = Ra, re, rı, ri serisi düşünülebilir. Ayrıca baş harfler şekil ilişkilerinede dikkat edin.
Kamer Suresi :
Kamerü, sihrün, müstemirrün, müstekırrün, Cerün, Rü, Nukurin, münteşirün, asirün, cire……….
Saffat Suresi :
Kibi, nibin, sibün, kibün, bin.
Bu ilişkiler şu an dikkate alınmıyor. Yarın bugünkü Kur’an’ı görmeyeceğiz.
KUR’AN MEALLERİ ANALİZİ:
Mealler oldukça çorba. Bitmeyen hatalar, anlamsızlıklar……….
İlave Çeviri Hatası : (Detaylarla Uğraşamayacağım, Kısa Geçiyorum.)
Kur’an’da ilave hatası olağanüstü derecede.
Bakara 33: En önemli ilave hatası;
Ayette Rab, Allah vb. kelime geçmiyor.
Bu çeviri böyle mi olmalı?;
33. Allah şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah,
"Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.
Yoksa böyle mi?;
33."Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.
Uyumsuz Çeviriler:
Kur’an’da orjinali okurken bir uyum görürken, meallerde bu uyumu göremezsiniz. Çünkü şu an dillerde kelime sınıflama/gruplama diye birşeyden bahsedilmiyor.
19/MERYEM-1: Kâf, hâ, yâ, ayn, sâd.
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
19/MERYEM-2: Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyyâ.
(Bu sure), senin Rabbinin, kulu Zekeriya (A.S)'a rahmetinin zikridir (kıssasıdır).
19/MERYEM-3: İz nâdâ rabbehu nidâen hafiyyâ(hafiyyen).
O, gizlice seslenerek, Rabbine nida etmişti.
19/MERYEM-4: Kâle rabbî innî ve henel azmu minnî veştealer re’su şeyben ve lem ekun bi duâike rabbî şakıyyâ(şakıyyen).
(Zekeriya A.S): “Rabbim, gerçekten ben (zayıfladım) ve benim kemiklerim (de) zayıfladı ve başım (saçlarım) ağardı. Ve Rabbim, ben Sana dua ederek şâkî olmadım.” dedi.
19/MERYEM-5: Ve innî hıftul mevâliye min verâî ve kânetimreetî âkıran feheb lî min ledunke veliyyâ(veliyyen).
Ve gerçekten ben, arkamdan (benden sonra) vali olanlar (benim soyumdan gelenler benim gibi davranmazlar diye) korktum. Ve benim kadınım (artık) akir oldu. Bu sebeple bana, Senin katından bir velî (dost, yardımcı, evlât) bağışla.
19/MERYEM-6: Yerisunî ve yerisu min âli ya’kûbe vec’alhu rabbî radıyyâ(radıyyen).
Bana ve Yâkub (A.S)'ın ailesine varis olsun. Ve Rabbim, onu (Senden) razı (olan) kıl.
19/MERYEM-7: Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semiyyâ(semiyyen).
Ey Zekeriya! Gerçekten Biz seni, ismi Yahya olan bir oğlan çocuk ile müjdeliyoruz. Onunla (o isimle) daha önce bir kimseyi isimlendirmedik.
19/MERYEM-8: Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
(Zekeriya (A.S) şöyle) dedi: “Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir? Ve benim kadınım (artık) akir (kısır) oldu. Ben (de) yaşlanarak ihtiyarlığa ulaştım.”
19/MERYEM-9: Kâle kezâlik(kezâlike), kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â(şey’en).
(Melek): “İşte böyle.” dedi. Senin Rabbin: “O, bana (benim için) kolaydır. Daha önce sen bir şey değilken seni, Ben yaratmıştım.” buyurdu.
19/MERYEM-10: Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ(seviyyen).
(Zekeriya A.S): “Rabbim, bana bir delil (işaret) kıl (ver).” dedi. (Allahû Tealâ şöyle) dedi: “Senin delilin (işaretin), insanlarla üç gece normal (sağlıklı) olduğun halde konuşamamandır.”
19/MERYEM-11: Fe harece alâ kavmihî minel mihrâbi fe evhâ ileyhim en sebbihû bukreten ve aşiyyâ(aşiyyen).
Bundan sonra mihraptan kavmine (kavminin karşısına) çıktı. Böylece onlara, (Allah'ı) sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti (konuşmadan, iç sesi ile duyurdu).
19/MERYEM-12: Yâ yahyâ huzil kitâbe bi kuvveh(kuvvetin), ve âteynâhul hukme sabiyyâ(sabiyyen).
Ey Yahya! Kitab'ı kuvvetle (dikkatle) al (kendine mal et). Ve Biz, ona sabi iken (küçük yaşta) hikmet verdik.
19/MERYEM-13: Ve hanânen min ledunnâ ve zekâh(zekâten), ve kâne tekıyyâ(tekıyyen).
Ve katımızdan ona, sevgi ve zekât (nefs tezkiyesi) (verdik). Ve o, takva sahibi oldu.
19/MERYEM-14: Ve berren bi vâlideyhi ve lem yekun cebbâren asıyyâ(asıyyen).
Anne ve babasına karşı birr sahibiydi. Ve o, asi, cebbar değildi.
19/MERYEM-15: Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub’asu hayyâ(hayyen).
Ve doğduğu günde de ve öleceği günde de ve canlı olarak beas edileceği (yeniden diriltileceği) günde de ona selâm olsun.
19/MERYEM-16: Vezkur fil kitâbı meryem(meryeme), izintebezet min ehlihâ mekânen şarkıyyâ(şarkıyyen).
Kitap'ta Hz. Meryem'i zikret. Ailesinden ayrılıp, şark (doğu) tarafında bir yere çekilmişti.
19/MERYEM-17: Fettehazet min dûnihim hicâben fe erselnâ ileyhâ rûhanâ fe temessele lehâ beşeren seviyyâ(seviyyen).
Sonra da onlardan (ayıran) bir perde çekti. O zaman ona Ruhumuz'u (Ruh'ûl Kudüs) gönderdik. Ona normal bir beşer suretinde (hüviyetinde) temessül etti (göründü).
19/MERYEM-18: Kâlet innî eûzu bir rahmâni minke in kunte tekıyyâ(tekıyyen).
(Hz. Meryem şöyle) dedi: “Muhakkak ki ben, eğer sen takva sahibi isen (bana bir zararın dokunmaz). Senden Rahmân'a sığınırım.”
19/MERYEM-19: Kâle innemâ ene resûlu rabbiki li ehebe leki gulâmen zekiyyâ(zekiyyen).
“Ben sadece sana zeki (temiz) bir erkek çocuk bağışlamak için senin Rabbinin bir resûlüyüm.” dedi.
19/MERYEM-20: Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ(bagıyyen).
(Hz. Meryem dedi ki): “Bana bir beşer dokunmamış (olduğuna göre) benim nasıl bir oğlum olabilir? Ve ben, azgın (iffetsiz) olmadım.”
19/MERYEM-21: Kâle kezâlik(kezâliki), kâle rabbuki huve aleyye heyyin(heyyinun), ve li nec’alehû âyeten lin nâsi ve rahmeten minnâ, ve kâne emren makdıyyâ(makdıyyen).
(Ruh'ûl Kudüs): “İşte böyle” dedi. Senin Rabbin: “O, Bana kolaydır ve onu, insanlara bir âyet (mucize) ve Bizden bir rahmet kılacağız.” buyurdu. Ve emir kaza edilmiştir (yerine getirilmiştir).
19/MERYEM-22: Fe hamelethu fentebezet bihî mekânen kasıyyâ(kasıyyen).
Böylece ona hamile kaldı. Bundan sonra onunla uzak bir mekâna (yere) çekildi.
Bitişlere (yyen) dikkat edin. Ve çevirilere dikkat edin. Uyum yok.
Kur’an’da eşanlam Mantıksızlığı-Çorbalığı-Kalabalığı (1 örnek) :
Topluluk anlamına gelen (“toplulu” arayarak, ”toplum” vb. arayarak sayı artabilir) 14 kelime : 1. Fiet
2. Cem 3. Kavim 4. Ma'şer 5. Taife 6. Kabile 7. Umem 8. Al 9. Ahzap
10. Usbet = Kuvvetli Topluluk (Ayette “kuvv” geçmediği halde) 11. Usbeti Kuvveti = Kuvvetli topluluk
12. Hizip, Hizb 13. Ummet 14. Nefer
Aranan kelime : toplulu Toplam sonuç : 38
2/BAKARA-249
Fe lemmâ fesale tâlûtu bil cunûdi, kâle innallâhe mubtelîkum bi neher(neherin), fe men şeribe minhu fe leyse minnî, ve men lem yat’amhu fe innehu minnî illâ menigterafe gurfeten bi yedih(yedihî), fe şeribû minhu illâ kalîlen minhum fe lemmâ câvezehu huve vellezîne âmenû meahu, kâlû lâ tâkate lenâl yevme bi câlûte ve cunûdih(cunûdihî), kâlellezîne yezunnûne ennehum mulâkûllâhi, kem min fietin kalîletin galebet fieten kesîraten bi iznillâh(iznillâhi), vallâhu meas sâbirîn(sâbirîne).
Böylece Talut, askerlerle (ordu ile) (Kudüs'ten) ayrıldığı zaman dedi ki: “Muhakkak ki Allah,
sizi bir nehir ile imtihan edecek. Bundan sonra kim ondan içerse, artık (o kimse) benden değildir. Ve kim ondan (doyacak kadar) içmez ise sadece eliyle bir avuç avuçlayıp içen hariç, o taktirde muhakkak ki o bendendir.”Fakat onlardan ancak pek azı hariç, (o sudan doyasıya) içtiler. Nitekim o (Talut) ve îmân edenler birlikte (nehri) geçtikleri zaman:
“Bugün bizim, Calut ve onun askerleri ile (ordusuyla) (savaşacak) takatimiz (gücümüz) yok.”dediler. O kendilerinin muhakkak Allah'a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler (yakîn hasıl edenler) ise şöyle dediler: “Nice az bir topluluk, Allah'ın izniyle çok bir topluluğa gâlip gelmiştir. Ve Allah, sabredenlerle beraberdir.”
3/ÂLİ İMRÂN-155
İnnellezîne tevellev minkum yevmel tekal cem’âni, inne mestezellehumuş şeytânu bi ba’di mâ kesebû, ve lekad afâllâhu anhum innallâhe gafûrun halîm(halîmun).
Muhakkak ki, iki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden bir kısmı yüz çevirdi, oysa şeytan, kazandıkları bazı şeylerden dolayı (Resûlün emrine itaat etmemek, ganimete koşmak gibi), onları zillete düşürmek istedi. Ve and olsun ki, Allah onları affetti. Muhakkak ki Allah
Gafûr'dur, Halîm'dir.
3/ÂLİ İMRÂN-166
Ve mâ asâbekum yevmel tekal cem’âni fe bi iznillâhi ve li ya’lemel mu’minîn(mu’minîne).
Ve iki topluluğun karşılaştığı o gün, size isabet eden şey (musibet) ancak Allah'ın izniyleydi ve mü'minleri bilmesi (belirlenmesi) içindi.
4/NİSÂ-78
Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh(muşeyyedetin), ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâh(indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min ındik(ındike), kul kullun min ındillâh(ındillâhi), fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ(hadîsen).
Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde olsanız bile. Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu Allah'tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah'ın katındandır.” Artık bu topluluğa ne oluyor ki söz anlamaya yanaşmıyorlar?
5/MÂİDE-8
Yâ eyyuhellezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şuhedâe bil kıstı ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin alâ ellâ ta’dilû. I’dilû, huve akrabu lit takva vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah için kavvâmîn olun (hakkı ayakta tutun)! Adaletli şâhidler olun! Ve bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın! O takvaya en yakın olandır. Allah'a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.
5/MÂİDE-68
Kul yâ ehlel kitâbi! lestum alâ şey’in hattâ tukîmût Tevrâte vel İncîle ve mâ unzile ileykum min rabbikum ve le yezîdenne kesîren minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufr(kufren), fe lâ te’se alâl kavmil kâfirîn(kâfirîne).
De ki; "Ey Ehli Kitap! Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabb'iniz tarafından indirileni, yerine getirip uygulamadıkça siz birşey (bir din) üzerinde değilsiniz. Ve sana Rabb'inden indirilen, mutlaka onların bir çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Artık sen kâfirler topluluğuna üzülme.
5/MÂİDE-108
Zâlike ednâ en ye’tû biş şehâdeti alâ vechihâ ev yehâfûen turadde eymânun ba’de eymânihim vettekûllâhe vesmeû vallâhu lâ yehdil kavmel fâsikîn(fâsikîne).
Bu (şekildeki yemin), şehadet ile yüzyüze gelmelerinde (şahitlere mirasçıların
güvenmemesinden) veya yeminlerinden sonra yeminlerin reddedilmesinden
korkmalarından daha iyidir. Ve Allah'a karşı takva sahibi olun ve dinleyin. Ve Allah, fâsıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.
6/EN'ÂM-68
Ve izâ reeytellezîne yahûdûne fî âyâtinâ fe a’rıd anhum hattâ yahûdû fî hadîsin
gayrih(gayrihî), ve immâ yunsiyennekeş şeytânu fe lâ tak’ud ba’dez zikrâ meal kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman, ondan başka bir söze geçinceye kadar artık onlardan yüz çevir. Ama şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğuyla beraber oturma.
6/EN'ÂM-128
Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’şerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dın ve belagnâ ecelenellezî
eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
Ve onların hepsini biraraya topladığı gün (Allahû Tealâ şöyle buyuracaktır): “Ey cin
topluluğu! İnsanlarla sayınızı artırdınız (tagutların arasına insanları da kattınız).” Onlara dost olan insanlardan bir kısmı şöyle dedi: “Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve Senin bize takdir ettiğin zamanın bitiş noktasına (sonuna) eriştik.” (Allahû Tealâ): “Allah'ın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer
ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız.” buyurdu. Muhakkak ki senin Rabbin, hüküm sahibi ve en iyi bilendir.
6/EN'ÂM-130
Yâ ma’şerel cinni vel insi e lem ye’tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrethumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne).
Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler.
Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular.
6/EN'ÂM-156
En tekûlû innemâ unzilel kitâbu alâ tâifeteyni min kablinâ ve in kunnâ an dirâsetihim le gâfilîn(gâfilîne).
“Kitap, yalnızca bizden önceki iki topluluğa indirildi. Ve biz onların okuduklarından gerçekten gâfildik.” dersiniz diye (dememeniz için).
7/A'RÂF-27
Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye
düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü'min olmayanlara dost kıldık.
7/A'RÂF-38
Kâledhulû fî umemin kad halet min kablikum minel cinni vel insi fîn nâr(nâri), kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum rabbenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di'fen minen nâr(nâri) kâle li kullin di'fun ve lâkin lâ ta'lemûn(ta'lemûne).
(Allahû Tealâ) buyurdu: “Sizden önce geçmiş olan, ateşte bulunan insan ve cin
topluluğuna girin. Her ümmet, her girişte (dahil olduğu zaman) hepsi orada ard arda toplanınca, (sapmalarına sebep olan) kardeşlerine lânet ettiler. Sonrakiler, öncekiler için:
“Rabbimiz, bizi dalâlette bırakanlar işte bunlar, artık onlara ateşten iki kat azap ver.”
dediler.(Allahu Tealâ) şöyle buyurdu: “Herkes için iki kat (azap vardır). Fakat siz bilmezsiniz.”
7/A'RÂF-168
Ve katta’nâhum fîl ardı umemâ(umemen), minhumus sâlihûne ve minhum dûne zâlike ve belevnâhum bil hasenâti ves seyyiâti leallehum yerciûn(yerciûne).
Ve yeryüzünde onları ümmetlere (topluluklara) ayırdık. Onlardan bir kısmı salihler ve bir kısmı bunlardan başkalarıdır (salih olmayanlar). Ve onları, hasenat (pozitif derece
kazandıran ameller) ve seyyiat (negatif derece kazandıran ameller) ile imtihan ettik ki;
böylece (Allah'a) dönsünler diye.
8/ENFÂL-45
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ lekîtum fieten fesbutû vezkurullâhe kesîren leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar! Bir toplulukla karşılaştığınız zaman artık sebat edin ve Allah'ı çok zikredin ki; böylece felâha eresiniz.
8/ENFÂL-54
Ke de'bi âli fir'avne vellezîne min kablihim, kezzebû biâyâti rabbihim, fe ehleknâhum bi zunûbihim ve agraknâ âle fîr'avn(fîr'avne), ve kullun kânû zâlimîn(zâlimîne).
(Onların, Bedir'de savaşan Kureyşlilerin) hali, firavunun (firavun ordusunun) ve onlardan önceki kimselerin hali gibidir. Rab'lerinin âyetlerini yalanladılar. Böylece günahları
dolayısıyla onları helâk ettik. Firavun topluluğunu (ordusunu) boğduk. Ve (onların) hepsi zalimler (zulmeden kimseler) oldular.
9/TEVBE-11
Fe in tâbû ve ekâmus salâte ve âtuz zekâte fe ıhvânukum fîd dîn (dîni), ve nufassılul âyâti li kavmin ya'lemûn(ya'lemûne).
Bundan sonra eğer onlar, (resûlün önünde Allah'a ulaşmayı dileyerek) tövbe ederlerse ve namazı ikâme ederlerse (kılarlarsa) ve zekâtı verirlerse artık (onlar), sizin dînde
kardeşlerinizdir. Ve bilen bir kavim (topluluk) için âyetleri ayrı ayrı açıklıyoruz.
9/TEVBE-24
Kul in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve
emvâlunıktereftumûhâ ve ticâretun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye' tiyallâhu bi
emrih(emrihî), vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikîn(fasikîne).
De ki: “Şâyet babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz ve zevceleriniz ve aşiretiniz ve kazandığınız mallarınız, kesada uğramasından (satışının durmasından) korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz (hoşunuza giden) evler, Allah'tan ve O'nun resûlünden ve O'nun
(Allah'ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.
9/TEVBE-56
Ve yahlifûne billâhi innehum le minkum, ve mâ hum minkum ve lâkinnehum kavmun yefrekûn(yefrekûne).
Onlar, sizden olmadıkları halde mutlaka sizden olduklarına Allah'a yemin ederler. Onlar, korkak bir kavimdir (topluluktur).
9/TEVBE-109
E fe men essese bunyânehu alâ takvâ minallâhi ve rıdvânin hayrun em men essese bunyânehu alâ şefâ curufin hârin fenhâre bihî fî nâri cehennem(cehenneme), vallâhu lâ
yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Artık binasını Allah'tan takva ve rıza üzerine kuran mı, daha hayırlıdır, yoksa binasını kayan (düşen) bir çamur yığını kenarına kuran (tesis eden) kimse mi? Böylece cehennem ateşinin içine onunla beraber (kendisi de) göçer. Ve Allah, zalimler kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.
11/HÛD-17
E fe men kâne alâ beyyinetin min rabbihî ve yetlûhu şâhidun minhu ve min kablihî kitâbu mûsâ imâmen ve rahmeh(rahmeten), ulâike yu'minûne bih(bihî), ve men yekfur bihî minel ahzâbi fen nâru mev'ıduh(mev'ıduhu), fe lâ teku fî miryetin minhu innehul hakku min
rabbike ve lâkinne ekseren nâsi lâ yu'minûn(yu'minûne).
Artık O'nun (Allah) tarafından bir şahitin, onu okuduğu kimse mi Rabbinden kesin bir delil üzerinde oldu ki; ondan önce bir imam (rehber) ve bir rahmet olarak Musa (A.S)'ın kitabı var(dır)? İşte onlar, ona inanırlar. Ve bir topluluktan onu inkâr eden, böylece ona
vaadedilen yeri, ateş olan kimse mi (Rabbinden kesin bir delil üzerinde oldu)? Bundan sonra ondan şüphe içinde olma. Çünkü o, senin Rabbinden bir haktır. Lâkin insanların çoğu mü'min olmazlar (inanmazlar).
12/YÛSUF-9
Uktulû yûsufe evitrahûhu ardan yahlu lekum vechu ebîkum ve tekûnû min ba’dihî kavmen sâlihîn(sâlihîne).
Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın. Babanızın yüzü, size dost olsun (babanızın sevgisi size kalsın). Ve ondan sonra salihler topluluğu olun.
12/YÛSUF-14
Kâlû le in ekelehuz zi’bu ve nahnu usbetun innâ izen lehâsirûn(lehâsirûne).
“Ve biz gerçekten kuvvetli bir topluluk iken, eğer onu bir kurt yerse, o zaman biz mutlaka hüsrana düşen kimseler oluruz.” dediler.
15/HİCR-62
Kâle innekum kavmun munkerûn(munkerûne).
(Lut (A.S) şöyle) dedi: “Muhakkak ki; siz tanınmayan bir kavimsiniz (yabancı bir topluluksunuz).”
18/KEHF-12
Summe beasnâhum li na'leme eyyul hızbeyni ahsâ limâ lebisû emedâ(emeden).
Sonra ne kadar süre kaldıklarını, iki topluluktan hangisinin daha iyi hesap edeceğini bilmemiz (belirtmemiz) için onları beas ettik (dirilttik, uyandırdık).
18/KEHF-86
Hattâ izâ belega magribeş şemsi vecedehâ tagrubu fî aynin hamietin ve vecede indehâ kavmâ(kavmen), kulnâ yâ zel karneyni immâ en tuazzibe ve immâ en tettehıze fîhim husnâ(husnen).
Güneşin grup ettiği yere ulaştığı zaman, onu (güneşi) bulanık bir pınarda batarken buldu.
Ve onun (o pınarın) yanında bir kavim (topluluk) buldu. (Ona şöyle) dedik: “Ya Zülkarneyn! Dilersen onlara azap edersin, dilersen onlara karşı güzel davranış ittihaz edersin.”
21/ENBİYÂ-92
İnne hâzihî ummetukum ummeten vâhıdeten ve ene rabbukum fa’budûn(fa’budûni).
Muhakkak ki bu sizin ümmetiniz (topluluğunuz, dîniniz), tek bir ümmettir (dîndir). Ve Ben, sizin Rabbinizim. Öyleyse Bana kul olun!
26/ŞUARÂ-56
Ve innâ le cemîun hâzirûn(hâzirûne).
Ve muhakkak ki biz, gerçekten sakınılan (korkulan) bir topluluğuz.
26/ŞUARÂ-61
Fe lemmâ terâel cem’âni kâle ashâbu musâ innâ le mudrakûn(mudrakûne).
İki topluluk birbirini gördüğü zaman, Musa (A.S)'ın ashabı, “Gerçekten bize yetiştiler.”
dediler.
28/KASAS-23
Ve lemmâ verede mâe medyene vecede aleyhi ummeten minen nâsi yeskûn(yeskûne), ve vecede min dûnihimumreeteyni tezûdân(tezûdâni), kâle mâ hatbukumâ, kâletâ lâ neskî hattâ yusdirar riâu ve ebûnâ şeyhun kebîr(kebîrun).
Ve Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu ve onlardan başka, (hayvanlarını suya gitmekten) engelleyen iki kadın buldu. Onlara: "Sizin haliniz (derdiniz) nedir?" dedi. (O iki kadın): "Çobanlar (sürüleriyle) çekilmedikçe biz
(hayvanlarımızı) sulayamayız. Ve bizim babamız çok ihtiyar." dediler.
28/KASAS-76
İnne kârûne kâne min kavmi mûsâ, fe begâ aleyhim, ve âteynâhu minel kunûzi mâ inne mefâtihahu le tenûu bil usbeti ulil kuvveh(kuvveti), iz kâle lehu kavmuhu lâ tefrah
innallâhe lâ yuhıbbul ferihîn(ferihîne).
Karun, Musa (A.S)'ın kavmindendi. Sonra onlara karşı azdı. Ona hazineler verdik. Öyle ki gerçekten onun anahtarlarını mutlaka kuvvetli bir topluluk zor taşıyordu. Kavmi ona
"Sevinme (gururlanma), muhakkak ki Allah şımaranları (gururlananları) sevmez." demişti.
33/AHZÂB-13
Ve iz kâlet tâifetun minhum yâ ehle yesribe lâ mukâme lekum ferciû, ve yeste’zinu ferîkun minhumun nebiyye yekûlûne inne buyûtenâ avretun ve mâ hiye bi avreh(avretin), in
yurîdûne illâ firârâ(firâran).
Ve onlardan bir taife (topluluk): "Ey Yesrib (Medine) halkı, sizin için (burada) duracak yer yok! Artık dönün." dedi. Onlardan (diğer) bir grup, peygamberden: "Muhakkak ki evlerimiz muhafazasızdır (korumasızdır)." diyerek izin istiyorlardı. Ve evleri korumasız değildi,
sadece (savaştan) kaçmak istiyorlardı.
46/AHKÂF-35
Fasbir kemâ sabere ulûl azmi miner rusuli ve lâ testa’cil lehum, ke ennehum yevme yerevne mâ yûadûne lem yelbesû illâ sâaten min nehâr(nehârin), belâg(belâgun), fe hel yuhleku illel kavmul fâsikûn(fâsikûne).
Öyleyse ulûl'azm olan resûller gibi sabret. Ve onlar için acele etme. O gün vaadolundukları şeyi (azabı) gördükleri zaman gündüzün bir saatinden fazla kalmamış gibi olurlar. (Bu) bir tebliğdir. Artık fasıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?
55/RAHMÂN-33
Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin).
Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).
72/CİNN-1
Kul ûhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kâlû innâ semi’nâ kur’ânen acebâ(aceben).
De ki: “Cinlerden bir topluluğun (Kur'ân) dinlediği, sonra: “Biz gerçekten harika, güzel bir Kur'ân işittik.” dedikleri bana vahyedildi.”
72/CİNN-11
Ve ennâ minnes sâlihûne ve minnâ dûne zâlik(zâlike), kunnâ tarâika kıdedâ(kıdeden).
Ve gerçekten biz, bir kısmımız salihleriz ve bizden bir kısmımız bunun dışında. Biz ayrı ayrı