• Sonuç bulunamadı

BAzı DÜŞ ÜNCELER. A. Hsmtd Ongun' u

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "BAzı DÜŞ ÜNCELER. A. Hsmtd Ongun' u"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

BEŞYOZONCO FETiH YILI MÜNASEBETivLE BAzı DÜŞÜNCELER

A. Hsmtd Ongun' u

İstanbul'umuzu n beşyüzüncü felih münasebeliyle tarihi", bu büy ük vakı'a ve baş kah ram a nı olan şahsiyetetrafında mem- lek etimizd e ve yaban cı diyarıarda 'on bir kaç sene içinde yazılan çeşi tli yazılar ve yapılan konu şmala r az değ ild ir. Fe tih vak'a··

sının telerru Atlı lafsilat lı üzerinde duru ldu . Fatih'i n hük ümd ar' ve şahıs olarak meaiyetleel, eserleri ele alındı. Ist anbul şehri ko - nusu da ihmal edilmedi.Nihayet bu mübimva kı'anın ehemmiyeli,. le'sir ve neticeleri hakkınd ada kıymetlirnutale'alarve görü şlerde ileri sürüldü. Yaptı ğı m bir kon u şm a sıras ın d a be nde bazı miilA-

hazalarımı iza haçalı ştım. Dah a değerlilenkid ve düşünce lere yol aça b ileceklerini düşünerek bu nla rı n bir kısmını lesbit ve neşret­

melti uyg un buluyorum. Ka naa tirnce tarihi vak' ala r ne çapta v..· akisıeri ne derecede olursa olsun,bunlara hall ayaralıcı gibi görii- nen müstesna'şahıslar da k~ rışm ış olsa , yine mahd ud şahıs veya tesad iille rinma hsul üsayı lamaz. Buva k'aları lAyı kiyle delterle nd ir-' rnek ve mana l arını belir tmek için bu n ların, mazinin muhtelif

istika metleri nderı gelip daha sonraki deviriere doğru uzanan çe-

şitli had iseler . sosyal, kültürel ve ekonomik şartlar. müessese ler zincirle rinin ha ng i halkaları ile ilgili olduklarına dikk al etmek gerek tir. Bundan dolayı siyasi vak'aları, yine sosyal, ekonomik. ve kültürel şartla r ve müesseseler içinde ele alap, onla rın yerini. layi n etmek, sağlam hükümler vere bilmek için zaruridir. O halde İstanbul'un. dünyanınbumüstesn a şehrinin,Türklereintikalı vak'..

asınd ada me vki almışolan şahs i yet l ere ve bilhassa başla Fatih'in

şahsına hususi ve is tls nat bir kıymet vermek, ona karşı bir hay-

ranlık duy makla beraber, bu vak'ayı, güniin şartları gözön ü nde tut ularak, Tiirk milletinin Ve Tiirk sosya l biinyesinin aktif ve ya-

ratıcı de hasını n eseri, buna karşı ma~lü b Biaa ns' m ve hatta dün-

(2)

A. HAMİDONGUKSU BEŞYOZt1'NCtt FETİH YILI WNASEBETİYLI: 3 yanın o devrinde,komşu memleke tle rinve Av rupa'nın nisU passif

durumunun bir netice si saymak daha doğru olur.

Herke see mal,imd ur ki Bizans'ın ilk tereeli, eski ça~da, bir Yunankolanisites iolarak atılmış ve fakat hiı;terlandları ilebüyük bir alikuı bulunma}'an diQ"cr koloni ter gibi, col}'rali mnk~'i~i n müstesea vuıflarına ra~ml"n, büyü k bir inkişaf gôsteremem ışlır.

Bizan:s'ın, co~rafl mevkiolarak,ehemmiyeti, ancak Ro ma Im.

para lorl'Jt unul:inkişafından sonra takdir'olund u ve büyük "Kos.

tanti~. HınsHyantara daya na rak, lmparatorlu2' u ele geçırdıkten sonrarlır ki, memleketinin do ğu kısmının politik!.bakımından atır blStıQ'ml görerek, merkezini Roma'dan Besfor sahillerine doğru kaydırmat

ı

uygun buldu.Busuretle husuleuR" rmak üzere bulun a.n pag anil.min a~1llık merke zinde n uzakıaşm~.:, aynı z.am~r.da kend~­ ıi için bir kuvvet ve istinad kaynatı olan hmstiya ehğtu gen~ıı ölçüde yayılmış bulu ndu ğu bölged e emin bir vasi yet elde eblll$

oldu. Fakat geniıılmparatodutun Doğu ve Batı kısımları arasında bir taraftan din ve dil farklarıehe mmiyet peyda ediyor, diA'erta- raftan eskertkumandanların ihtiraılanveuzak hududlard abeliren tehlikeler ile u2Taşıhrken. g~niıı sahala r üzerinde gittikçe daha ço k hissed ilen münakale ve muhabere güçlükler ini yenecek gay- retleri teksif etmek mümkün clarmyordu.

Çok geçmeden Imparatorluk ikiye bölünd ü, lAkin bu Do~u ve Balı Roma ImpMato rluklarıda az zaman içinde bütünlüklerini kolay lıkla muhafaza ederniyece k hale geldiler. Çünkü re_sm~n" te- nın mı:j' olan Hırıstiyanlık içindede ~ezhe~t münakaşa.lar g~ttıkçe . tehlikeli bir şekil almakta gecikmedı, Telifgayretlerı yem mez- heblerin bileayrılmasını önleyemiyo rdu.,Bu ihtilatlara ve ayrılı~­

"Iara, çok geçm-eden, imparatorlukların hudud la~~ıd~tu~antehdid eden tuyıkler inıimam etti. Ilkönce Karadenız ın şimallnden ba- tıya doltru akınlar belirdi. Batı Impa.r~torluıtunun sos~al ve eko- nomik niaamı sarsılmış bulundu ğu ıçın, bazan harpsız sızarak.

bban da zorla yarak, yeni kavimler, Imparatorlu~un. en.cenub ve en batı noktalarına kada r sokulma ğa ve yayılma~a ımkan buldu- lar. Bu tmpilratoriuli; u:ı nasil parçalandrğtnı ve Avrupa'nm, nasıl yeni bir etnik manzara aldıltını. mevzu'umur.udo~rudan do~ruya ,ilgile rıdirnı edifi için, tahile lüzum görmüyoruz. . .

Merkezi, Büyük Kastanti n'in yeniRoması ~'inı Koıtaııtın bel- .desi alan Şarkı Roma Impara torlutuna gelince, ilk büyük akının

• .

yolu dışında kaldı~ı,coll'rafl mevki'ide müdafaaya daha elverişli bulundu ğu için sert' bir istilidan kurtulduğunu müverrihler i:za ha

çalış ırlar, Akın ıa rınserpintileri buülkeyi de zaman zaman sar emt- ya r detlidi. Fakat Kostanlin b'eıdeıinde oturanların, siyast ted , biriere baş vura ra k ve iskan yoliyle etnik aşılamalar saklayara k, bu ufak fırtınaları geçiştirmeyl bildiklerini de yine tarihçiler ilave ede rler.

Büyü kşöf'ıret kazanmış olan bu belde, Bcsfor'u vedolayısiyle

Karedenle'i ko ntrol ediyord u. Mısır \ilkes ice İmparatorlu ğ un bir eüe'ü idi. Bu sebeb/e Asya'd<ın gelen ticaret yollarıncian mühim hisseler alabiliyo rd u. Bu servetle hem beldeye yeni sanıı t abide- leri kazandmh yor, hemde hudutla-da beliren ve içeri sokulan

« ngA ver yeniunsurları crd uda kullan mak suretiyle,alt ıncı esırda.

:ıahiren parl a:e bir is tila siyaseti tAkibe bile imkAn bulunuyordu . Filha kika, Batı Roma tmparatorlu~un un Cermenler eline geçerek ay n bir devlet haline gelmi,ş olan biz ı pa rçal a rı tekra r Şa rkı

Roma İmparatcrhığunca zaptolundu. Do~uda Iran yııy lasındaki

hükümet/eric olan mücadelelerde de, zaman zamar., baş arı lı mü- dala'a harb leri yapıldı. Şarkr Roma, eski Roma İm paratorhığunun hududlarına ulaşır gibi oldu. Likin tecevüet veya tedafü 'l olsun, bu harble rde elde edilen başarılar sadece asker i idi.

Yed inci eeirde İslamm zuhuru ile, Arablar da yeni bir din idea li ile Ilimale doğru yayılmııka başladılar. Mısı r'ın, Şimal l Af·

ri ka'nın ve Suriye' nin elden çıkm ası, ImparatorJu~u,.Jyalnız geni~

toprakla rdan mahrum etmemiş, aynı saraanda miihim bir ticaret yolundan da uza idaştırmışlt. Fakat A~abların, zama n za man, Ana.

dolu'ya sokulmaları na, hatta Istan bul'. kada r gelerek bu be/de yi muhasara etmelerineraA' men,lmparatorl uk için tehlike,yineaskeri mahire li aşmadı. Halbu ki şimeldede hudud ötesinde kavimlerin yer deti.ştirme1eri deva m ediyordu. Romalıların evvelce kurduk-

ları tampor.!ar, a/dıkla askeri ted birler, nasıl Ba Ro ma Im- paratorlutun u yıkanaara mani' olarnamı~ ise,Şarkı Roma'nın

askerive siy&Sitedbirleride muhtelifmenşe'Iikavimlerin,Tunahu- dutlanm, müsa ad eli müdadeıiz, aşarak Balkan yarımadasına gir- melerinitama miyle önle yemiyordu. Lakinburada Turanı kavimle., rin hereketleri ve sızmalan surekli değildi, 'sliv kütlesi içinden geçen ve arkası gelmeye n kiiçiik dalgalardı, Bunları ord uda kul- lanmak, münaslb yerlerdeyerleştirmek '"e zama nı. temsiletmek o

(3)

4 A. ııAMID ONGUNSU' BEşYUzUNeO FETIH YILI MONASEBETIYLE 5

kad ar güç olmuyordu . IsU v kavimleri ise dah a yav~ yayılıyor.

fakal büyük kesaf et arzediyo rdu. Işle Şarkı Roma İm paratorluğu için büyük tehlikelerd en biri belirmişti. Dikka l edilece k nokta, istilAnın askeri değil, ka vmI mahiyeı taşıması idi. Büy ük yeni ka- filelerle beslendiği için öndeki Islav kütlele rl, yerleşlikleri yerlerde Turanıde olsala r daha ev vel yer almış bulunanlarıda kendi kül- türhamurlarıiçinde eritiyorlar, kendi kültürdamgalarını vuruyor- lardı.Bunların en güzel örnerıi Tuna'nın beri yakasında Bulgaris- tan'da görülmüştür. Gerçi gelen Isliv kafileleri hırıstiyanh ğa ka- zanılabiliyordu,Fakat Islav dili, grekçeyi de Turani dilleride za- manla unutturuyo rdu. Bu sure tle tehlike, milll ve daimi birma- hiyet almak istidadını gösteriyordu. Islavların ortotoklosluğu ka- bul etmiş olm aları, Şark kilisesi ve patrikli ğ] için bir başarı gibi görüne biliyordu. Hakikatte bu başarı zahiriidi.Islivl.r birazdaha soku lup yayıldıkları Ye Balk an yarımadasında hAkimiyeti ele ge- çirdi kle ri halde, kilise teşkilalınada nüfuz edebilecekler, Grek unsur ve kültürüne daha kesafetle katacakları IslAvkanı ve kül- türü ile belkide Grek-Elen kÜıtürün ü, yaşaya n bir varlık ha- linden çıkarıp. ancak tarihi bir hatıra haline getirebilecekler di.

On birinci asırdan Itibaren Şarkı Roma İmparatorluğunun doğu hududlarında beliren yeni ve büy ük tehlikede Bizans Im.

paratorluğunun siyasi mevcudiyeti için büyük bir-tehdid teşkil ed ecek gibi görü nd ü. Lakin hiç bir kimse bu yeni istilAnın Grek Elen milli yarlıit" ve kült ürü için istikbalde kurtarıcı bir rol oy- na ya bilecini n farkında olm adı.

Filva ki' Oğual ar. Ira n ve Ira k',aşa ra k Doğu Anadolu'ya gir- rnişler, Malazgird'dc: slyas r ve eskertbirvarlık olarak Bizans Im..

parator luğuna öldürücu bir darbe indirdikten sonra bütün Ana- dolu' ya yayılarak yerle ş rni şlerdl. Tür kler. Islam alemi içinden geç likleri iç inislimiyele kazanılrmş.Bu i:ibarla onlann zaferi, Bizans Imparatorluğu için olduğu kadar hırıstiyanlık Alemi ve bilhassa Ortodo kskilisesiiçin de büyük bir hezimet say ı la bilirdi. Doğrusu,

Tür kler, ya l nız büyük haya tiyeti hiiz genç ve dinç bir ırka men- subdeğillerdl, bunlar, aynı zamanda yeni bir din idealine.o dini yaymak için cihad vecd -ü heyecanına da sahib olmuşlardı. Bu se bebie Bizans görüş za.viyes inden, bunl a hınst i yanlığa kazan..

ma k sure tile temsil et rneği ve hiç olmazs a yumuşatma ğıda müm- kün gö rmek bir hayalde n ibaretti.

ı.livlar, Balkan Yarımadasının yalnız bir kısmına sok ulup

yerle ş mişl erd i. Halbuki Türkler, Bizans ordularını ric'ate icba r ederek orduları ile Anadolu şe hirleri n e Yeyollarına hakim ol.

duktan sonra,biribirini takibed en aş iret ler ve kavmI kafileler ha- linde, Anadolu yaylalarına yayılıyorla r ve ovalarla sahillerdeki

ordul arı nı devamlı olarak bes leyebilec ek insa n hazineleriY'itıyo r' lard ı. Bu sebebledoğudangelenbu yeni tehlike de, batıdaki İslav

teblikesi gib i, milli bir mabiyet arzediy ordu. Her iki teblik enin

müşterek vasfı, Şarkı Roma'nınkinden ayrı birer milli verhğm, İmpa ratorl uğun hudud la rı içerisine sokulu p yerl eşm esinden iba- retti. Fakat hıri stiyan lıit. dolayısiyle, Grek lerle ted ricen kayna şa- bilecek gibi görünen IsIAY kütlesi, yavaş yavaş yayılıp yerleşir­

ken, is lamlıit' sebebiyle Greklerle kolayca kay n aşam ıyacak gibi gör ünen Türkler. siyasi ve askcri teş k ila t a sahib ola rak, sür'atle

siya sı bir ha kimiye t te'sis ed iyo rlardı. Isliivlar da, teşkilatlanıp

bir sevk ve idereye tabi' old ukları taktirde acil bir tehlike olabi- lirlerd i. Ar tı k Bizans İm pa ratorl uğu nun varlığmı devam ettirmesi meselesi tedricen vuzuh kazanıyordu.

Koslan tın belde si, bir merkez ve bir ba ş olarak yaşayabil­ mek için, kendisini besieyecek ve müdafa'a edece k, bir gö vdey e mubtaçu. Bu gövdeninBalkan Yarımadasındaki batı kısmı, te's iri

zamanı. görülecek bir hastalığa tutulmuştu. Doğu taralı ise, bü- yük bir kısmı itibariyle, bir hamlede kop arılıp elinde n alınmıştı.

Başa vurulacak son dar b ey e gelince, doğudan mı batıdanm. ge- lecekti ? Bunu va k'ala r gös tereeekti.

Konsta ntin beld esi , Ana dolu'y u kaybettikten sonra kendi ya-

ltıyle kav r ulrnağa mecburolm uştu. Beldenin, ortaçaittahkim atının

en mükemmel bir niimunesinesahibolması, hayatının devamı iç in ümid ve riyo r gibi idi. Fakat milli olmak şartiyle kuvve tli bir or- duyu nereden bulacaktı? Tarihinin birçokdevirlerinde kullandığı

gibi yine ücr etli bir ordu istihdam ed ec ek kadar zen gin iktisadi kaynakla ra sahib mi idi?

Asya'dan gelen ticaretyollarından Mısır'aineniçoktan elinden

çıkmıştı. Mı sır'ın siy a sı hAkimIeri biribiriniisti hlal edenmüslüman devletleri idi. Büyükkazancıbunla rla , Akdeniz'dekiticaret donan- malan dola y..iyle Venediklilerin, yani ltalyanların id i. Karadeniz

liman larına inen şimal yo lundan da, bu yolun malıreci Bosfor

old uğu halde, Bizans büyük kazançlar sağlayamıyordu. Trab zon

(4)

6 A. !iAMID OXGUNSU BEŞYÜZÜNCÜ FETIH YILI MÜNASEBETIYLE 7

İmparatorluğu ile Kırım Ha nhğındaki limanlardan sonra yine İtal­

yan cumhur iyetlerinden Ceneviz Cumhuriye ti, Karadeniz ve Bo-

jtaZıardak i nakliya t ta n istifade etme k yolunu bulmuştu . Biza ns'ın karşısında Galata'nın mevcudiyeti ve rolü, bunu açıkça gösterir.

Bizans İm paratorluğu,Balkanlar'dan ve Anadolu'dan gelebile- cek istililarıntehdidine ma'ruz bir vaziyette iken. yeni ve ini bir baskin auğradı ve siyasimevcudiyetine birmüddet için son verildi.

Ojtuz.Selçuk islilhının bir aksülameli gibi de görebilecejtimiz ilk Haçlı seferleries nasın da Kudüs'ükurtannağı düşünen ordular, bazan , Bizans İm pa ratorl u ğ u içinden yo l ararmşlardı, Faka t dör- düncü Haçlı seferi, soysuztaşarak on üçüncü as n n başında Kas- tantin belde si ni ele geçiriverdi ve bir Latin imparatorluğukurd u.

Tehlike Ani fa kat muvak kat oldu. Çünkü bu zafer de, daha ziyade, askeri idi. Çokta n ayrılmış olan ortodoks ve katolik kiliseleri

arasındaki zıddiyet, hakim Latin unsurunun beldeyi yajtma etmiş ol m ası , idare ta r aı "e kültür farkı, Paleologlann sevk ve idaresi

al tında Grek milletin in,kilise teşkilatı ile iş bi rllğ] yapmasında mü- essir oldu ve köksüz, mesnedsiz Latin İmparatorluğu Boslor'dan sökülüp at ılabildl.

Selçuk Imparatorluğunun parçal anması, Haçlı orduları ileuzun mücadele, Mogolistilasının batı Asya'ya kadar te'sirlerini göster mesi, Türklerin Biaans'a son darbeyi indirmelerini geciktirdi . Anad olu Selçuk devletinin de nihayete erer ek bir takım beylik- ler e ayrılması Biza ns'a şarkt an gelecek tehlikeyi azaltır gibi oldu.

Fakat Biaansm tamamen kalkmmas ı mümkün olmadı. Sadece za- man kazanıyordu. Çünkü Anadolu beyliklerindenOsma n ull arı,

Marmara havzasına çekilmiş buluna n Şark ı Ro ma İm paratorluğu­ nun hududları üzerinde yer almış tı.

Orta Anadolu'yu Marmara havzasına bağlayan başhca yol-

ları, coğratl mevki'i dolayısiyle, kontro l edebilen bu beylik ise, Anad olu'd a k i diğer beylikl erden fa rk lı ve im ti y a zlı bir durumda, Anadolu türklüjtünü n lide rliğin i deruhde etmiş bulunuyordu. Bey- likler birer birer Osmanlı beyliğine katıhyor, bu beylik gittikçe büyüyen bır kuvvet ola rak Bizans Imparatorluğunu Marmara ve Bosfor sahillerin e doğru çekilrne ğe icbar ediyo rdu. Ço k geçme·

de n yakın Şark'ın mad di ve manevi kuvvetl e riyl e deste kle nen bu dinç kudret, bir hamled e Rumeli topraklarınada sıçradı ve sajtlamea yerleşti.

Doğudan gelen tehlike büyümüş, Bizans surları civarına ka- dar sokularak tehdid e başlamıştı . Fakat dikkate şayandırki, tam bu sıralarda Sırbıstan'dada mühim bir ha reket gelişiyo r, Stefan

Duşarı, büyük bir Sırp devlet i kurdukta n so r.ra cenuba ve do-

ğuya teveccühle o da Biza r.s'ı sı kıştııı yord u. Bu kadar ya klaşan

iki tehlikeden hang isi nihai zafsre ulaşacak tı? Işle ondörd üncü

asrın ortalar ma doğru halli gereke n meselc bu idi .

Ani bir vak'a, Stela n Duşan'ın vefatı, bird en b ire lslav tehlike- sini duraklaıtı . Hele bu enerjik hüküm d a rı n bı ra k tığ ; mirasın paylaşılam aması , şansı Türklere bıraktı. Balkanların ve Bizans'ın mukadderatı artık beliriyordu. Çünkü ıslavlarınbu durakl amana mukabil Türk lerin ham lesi gelişmiş. bir taraft an Bulgaristan 'ı ele

geçirmiş,parçalana n Sırp devle ti de tamamen müd a la a ya geçmişti.

Bizans'ı n ve Imparato rlujtu nun akıb etite'ayy ün ediyo rdu .Köh- ne İm pa ra torl uğun elleri, ayakla rı,hatta bedeni başın d a n ayrılmış

bulunuyord u. Üstelik bu baş, rAkid ve mütelessi h dar bir muhit içind e, kabuslar geçiriy o rd u. Bu başı gallelten uy andı racak , ma-

nasız skolast ik münak a şalar yüzünde n görme z bir hale gelmiş

gözlerini, realiteye baktıracak taze kanla be slenen bir dimağ ,

ideal sahibi genç bir millet,artık, mevcud değildl. Filhak ika Kos- tantin beldesi ile civarı na munhasırkaian ImparatorJ ukenkazı,do- jtudan da ba tıd an ca çevril m i ş, ilk çağdaki eski Bizans sitesi gibi hinterl and lar iyle irtiba tını kaybetmiş ti. Haric!e münasebe ti ancak deniz yolu ile sağlanabilirdi . Fa ka t bu yol da, uel arı başka el- lerde olduğu için, eskisi kad a r bile Koste ritin beldesine iktisadi kudret veremezdi.Bizan s için kalkınm ak . Balkanl ar ileAna dol u'y u tutmak, onlara dayanmakla mümkü n olabilirdi. Bu imkan kalma -

yınca kendisi için ta rihe karı şm a k mukadder olacaktı. Bizans'ın

elim durumu, bir sürpriz teşkil etmiyordu. Bir kaç asırdanberi

belirip gelişen te hlikelerd e n biri, ağır, fakal emin adımlar la yak-

laşı p kapıy ı ça lıyo rd u. Kapıyıaçm a ma k içinonu sürm ele mek kafi

değildi. Tehlikeyi uzaklaş tırmak lAzı m dı. Bu da ancak teh like tcş­

kil eden maddi ve ma'nevi kudretc muadll bir kuvve te iht iyaç göste riyo rd u.Tek ümid , bu kuvvetin hariçten gelmesi idi.

Tarih i gözden geçirirse k bu ümidi n tahakkuk sahasına çıka­

rılması için birçok teşebbüslere girişildijtini görürüz. Bi zans'ın kapısı Türkle r tara fınd a n zorl a ndıkça, Bizans'a sa hib olma k ha- yalind en vazgeç meyen Balka n milletler i ile Tuna ötesinded i kom-

(5)

:s

A. HA~ılD ONGUNSU BEŞYUzüNcü FETIH YILI MÜNASEBETIYLE 9

şularmın, mezhebI ihtilAII' r' rağmen, Papalığın 'd a teşviki ile, za- man zaman,saldırmala rı te kerrür etti. Fa kat Türkler bunları önle- yerekge riy e sürüyor,tekraraynı kapıyı çalacak hale geliyorlardı.

Bu müz'ic ve isra rlı ziyaretler, ziyaretçilerin kudretine olduğu

kadar azimVe ira d ele rine dela let elmiy o rmu idi? Garibd irki ba-

tıdan gelen hücumlarla kıyas edilemlyecek bir kasırga, Timur ka-

sı rgası,doğudankopup Osmanlı devletini kökünden .a rstı~ıhalde Türkler, ohengame arasında bile , yine-Bizans'ın kapısından aynı. mam ı şlardı. Bukası rga, Osmanlıl a rı,devlet olarak sarsmamış de-

~i1di. Fakat Türkler i, millet olara k, idealle rinden uzaklaştırama­

mış tı. Buinad ve ısrar, Türklerin, tarihle co ğralyamrı telk in ettiği

program ve ira deyi kati dereced e anlalmıyor mu?

Doğ udan ve batıda n kara yolları ile gelen seller, Türk sed- dini yıkam ayınca. gelecek imd a d , olsa olsa, de niz yolundan sız

bilece k kırı ntı nevinden derme çatma kuvvetlere mu nhasır kala- bilirdi.Nite kim Bizans'ın son salhasındada vak'a lar, bö yle tecelli etti. Bizans değirmen i ni döndüren gür sular kurudukla n sonra bu değirmen] taşımasu ile döndürmekte deva m kabilmiydi? Hal- buki doğudan gelip batıya doğru aka n su, bir sel kuvvetinde id i ve bütün etra isl ilA edip şeh ri kuşatmıştı. Netice artık

ta hakk uk ede cekti.

Biza ns, müstesnasurlarının mukavemeti ile ve İmpa ratorluğun artakal m ış kuv ve tine İnzimam ed en harici yard ımlarla bu san taşkı n sele de be lki bir dcla daha dayanabilirdi. Fakat bu kurt u-

lu ş de vam lı ve ist ikra r bir vaziyet te' min edebilirmiydi ? Kaçı­

nılm az netice elde edilinceye kadar kapı yine çalın acak, surlara yine tırman ılacak tı . Çünkü bu son muhasara, müstesna bir şah­

siyet de olsa, bir tek adamın iradesi mahsulü değildi, Bu, Türk milletinin ve müesseselerinin, tarihin seyri içinde , lekevvün ede n bükül,!,ez ve değişme z iradesi nin lecellisi idi .

Bu irad e, son safhaya kad ar , her sahada gittikçe da ha kuv-

vetlerıerek kendisini gösıermişti. Hakika tte Türk ler Biza ns önle- rine her gelişlerinde, bir evvelkine nazara n daha iy i hazırl an mış bulun uyo rlard ı. Güzelce ~hisa rfın, daha sonra Rumell-hisarr'mninşa

edilmesi , ortaça lt harpvasıtalarınınTürkl erıaralından,ne kadar iyi

kulla ru ld tğu u gÖslerir. Za te n Türklerin, o zamana kadar rnağlüb

ettikler i büt ün milletle re nisbetle ort a çaltsilihlarınıdaha iyi kul-

landıklarını devamlı zalerle rind en anlıyo ruz. Fakat Bizan s'ın fethi,

Türklerin ye ni silihları da kullanmak lüzumuna kani' olduk l a rı nı

gösterir. Türkleri Balkanlardan almak isteyen,batıdan gelme,hü- cumlardan iyi ders ahndığma ve günün şartlarına ve har b tarzla. nna çok iy i intibak ettiklerine inanmak mecburiye tindeyiz. Ba- rutIu ilk harb silahı olan topun, hem de büyük çapta olmak üze- re, Bizan s kalesini düşürmekte ku l l amldığmı ve çok iy i netice

ahndığtm biliyo ruz. Bizans'm son muhasara smda ortaçağ ve yeni

ça~ silahla beraberce kullanılmış ve yenilerinin kıymeti daha iy i anlaşı lmıştır.

Hülasa ede re k diye biliriz ki, Kostantin beldesini lelhed enler,

Os man lı devletinin, tarihi ve coğraf ], eko nomik ve sosyal seb eb- lerle izah ede bilece ğimi z, lab il ve zarurl ge ni şlem e ih tiya ç ve si- yasetinin şu'uruna malik old uk ları gibi, din uğru nda cihad idea- linden kuvve t alarak, ır k ı ve irsl şecaat ve ceni'averlik meziye t- lerine dayanarak ma'nevt, eski ve yen i sil Ah l arı en müke mmel bir tarzda kulla nma ktan ve iyi teşkil A tlanmış bulunma kta n doğan

mad d i bir üstünlÜltede sahibd iler.

Bund a n başka, li tihlerin cihad ülküs üne rağmen, hakimiyetle- rini kabül eden n.uta'assıb halka karşı din! müsa ma ha gösterme- lerinin ve narn erd liğe tenezzületmelerine ihtiya ç hissett irmiyec e k derecede, kendi kuvvetlerine güvenmelerinden doğan adalet his- siyle hareket etmelerini n ka rşı taralt a bulunanlar üzerinde büyü k

ıe's i rle r yaptığda hesaba katmak yerinde olur.

Os ma nlı Türkle rinin, zaptettikleri ülkeler dek i halk ta n, kendi

arzuları ile kend ilerine katılmak isteyenlerin tam bir hukuk müsa- van nd an istilade ettirildiğini , dinlerin i muhafaza etmek iste y ip

to pra k larında ka lma k ve işl e ri güçleriylegeçinmekisleyenle rin de la m bir emniyel içinde yaşadıkların ı Bizans halkı pe k iyi biliyor- du. Bu halkın litihleri tevekkül ve hatta sevinçle karşıl amal a rı nı

ba şka türlü izah edemeyiz.

Bizans halkı yanılmarmşh. Bizans'rn sukutunda n sonra halk,

um duğunda n la zla şefka l görm ü ş, can, mal emniyetinden başka

mezhebI hürriyetede sa hib olmuştu r. Ortodoks kilisesin in teşki­

IAtına, ayinine, hüviyyetine dokunu lmak şöyledurs un bunla r,hü- küme tin himayesi altına alınm ış tı r.

Bizan s hal mağlüb olm u ş , faka t maltdur olmamıştı. Rum ortodoksiar, biiakis galıblerin les is ettikleri sulh havası içinde fe rd olarak vicdanı hürriyete, emniyet ve refaha kavuşmuşlar,>

(6)

\0 A. HAıılD ONGUNSU

baklı oldukları kiliseninde, yine galibIerin ta'kib ettikleri siyaset dolayısiyle, Balkanlarda yalnız mevcudlyetir.i muhalaza dekil.

aynı zamanda gelişme ve yayılma imka nlarıda elde etlig-ine şa­ hid olmuş/ardır.

Ortodoks kilis esi ile beraber Rumhalkının milli kültürünüde muhalazayaimkan bulduğu, velhasıl Ietihderısonra gelişmeye ba ş­

laya nOsmanlı İmparatorhığunurı açtıg-ı emin sulh de vr es ind e Türk ve ~U~ unsurJannın, biribirine düşman değil, yekdikeriyle ortak v~z~yetınd.e yaşayıpyeni asırlara ve da ha geniş bir refa ha doğru yurumelerıne fırsat hazırlandı~ı ileri sürülebilir. Buimkan ve lır­

saU~n.iki tarafın ne derece istifade ettig-i ve ne gibi hatalar iş­

lendıg-ı ayrıca tedkike değer bir mevzu'dur. Osmanlı Imparator- ı~g-u'nun kuruluş devresind e, Impa ralorluk hududları içindeki bü- tün cemaat ve unsurlara ve bu .arada Türk ve Rum unsurlara arasında mukadderat ve menfa'at birli~i bulundu ğu iddia oluna, bilir. Fakat buna en uygun siyas e tin her za ma n ta'kibedildiğ! söy lenemez. Bir çok istiha lelerd en sonra bugün yine bu iki mil-

~et _arasında. beliren mukaddera t ve menfa'at birlig-i da ha geniş ölçüde takdır ve ona göre müşterek bir siyaset mi takibedile - cek , yo ks a eski ha talarmı tek ra r olunaca k, bunu vak'alar ve za- man gösterecektir.

Yukandanberi Koslantin beldesinin fethi vak'asım Türk mil- letiningelişme tarihinde, kaçınılmaz bir netice olarak,iiıaha çalı­

şırken, tab~aliyıe, miiletin başında bir rehber ola ra k, büyük hiz- metler etmış kahraman Fatih'in rolünü inkar etmek kimsenin ha- hrı~~ gelemez. Fakat Fatih'inhizmetini ve büyüklü~ünü, vücude g.etl~ll~ n eserın .yegane sahib i ve yaratıcısı olarak değil, ta ri hin çızdıg-ı ve takdir etlig-i yapıcı rolü oy na ma k ta Türk milletinin ih- tiyaç, kud re t ve iradesini en iyi sezebilrnlş ve bunu yine millikuv- vet ve teşkilatını en iyi sevk ve idare etmiş bir lider ve kuman.

dan olarak lavsif etmeg-i daha doğru buluyoruz.Falih'in, fetihten so nra ma'ku l bir plan dah ilinde ki yapıcılıg-ı ile kurduğu Osm anlı Impa rato rlug-u ve merkezi olarak Istanb ul' un rolü hakkındaki - şünceler ise dig-er bir yazı mevzuu olar a k ele alınma~a değer,

ISTAsııUL'ı;s FETHIlIi E DAIR

FAT IH SULT A N MEHMED TARAFIN DAN GÖNDERILEN MEKTUDLAR VE BUNLARA GELEN CEVADLAR

Ahmed Aleı

Istanbul'un fe th ini müteAkibJ Onun sevinç ve gururu ile, Fa- tih tarafından gönderilen fetih mektubları (beşaret-rıameler) ve onlara gelencevablar, bu büyük tarihi hadisenin anJ a ~t l rr:asl ve

iza hı bakı-nından son derecede mühim vesikalardır. Çünkü dev- rin ad elieri ne uyu larak yazı lmış ola bu mcktu blarda , onla rı ka- leme alan ların göstermek ist edikleri edebi mehareller yanında, asıl gaye, an iat ılma k is ten ilen şey, bir ta raf a bırakıl m ış gibi gö- rünmektedir. Bununla beraber, edebiyat oyunları arasında, cere- yan eden hadiseierin bazı mühim teferrüa tı nı bulmak, bunla rın

mektub u ya~dıranve yazan gözünde ne mana ifade ettig-ini anla - mak her zaman mümkündür.Bundan başk a verilen cevablard an, neza ket ve belaga t kaideleri haricinde, bahis konusu olan hadise·

nin na sıl karşt landığı görülebilir.

Daha başka husus iyelleri yanında bilhassa bu bakımıard a n

da incelenmesi ica b eden bu mektublar ile cevabla rı, Ferid un Bey 'in meşhu r Münıeaı·, selatin'inde toplanmış ve basılmış bu.

lun mak tad ır. Görün ü şe göre, bunlarda n, biraz aş a ğıd a bahsedi -

lece k olan bir tan esi noksandır. Buda Paris 'te Biblio theq ue Na- tionalelde bulunan bir mecmuada varsada, bunu teminetmek.

kabil ol m a m ış tır.

Bu tercümede Münı,eil'ın Istanb ul \275 basraası esas olar ak

alınmıştır.Fakatme tin dikkatle okununca,bubasmada birçokmat- baa yanlışlıkla bulundu ğu görülüyor. Mesela dah a ilk mek tub un

başlıltınd a.(c.I, s. 228),mek t ub un gönde rild ig-i hükümda rı nadıola n Inal, lıal şeklinde çıkmıştır. Metinde okunurk en farkına varılmayan yanlışlık larda vardır. Bundan başka sırf Ferid un Bey 'in dikkat- sizlig-ine hamledil mesi ica b edenl er e de tesadüf ed ilir. Mesela bu-

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu amaçla; öğrencinin problem çözme, analitik, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek amacı ile çeşitli okumalar, senaryolarla örnek

700 m2 alana sahip odanın içinde, 3 adet yatak odası (1 tanesi bakıcı veya koruma için uygundur), 1 adet çalışma odası, 1 adet tam techizatlı mutfak, 1 adet oturma odası, 1

Sinpaş GYO’nun kuruluşundan Ekim 2007’ye tarihine kadar Genel Müdür Baş Yardımcısı olarak görev yapmış olan Ömer Faruk Çelik, Ekim 2007’de İcra Kurulu

(*) “Sigorta ve Resürans Şirketleri ile Emeklilik Şirketlerinin Mali Bünyelerine İlişkin Yönetmelik”in teminatların değerlemesini düzenleyen 6 ncı maddesi uyarınca

Bal i Işın, Affan Galip Kırımlı, Atıf Ceylân Bedi Sargın, Reha Ortaçlı, Muzaffer Seven, Ve- dat Erer, Ekrem Yene!, Cevdet Beşe, Fethi Tulgar, Feyyaz Baysal, Münir Arısan,

Tarihi Kadife Ka- lenin eteğinde, meyilli bir terasta, kurulmuş olan bu muazzam antik abidenin topraktan tamamile temiz- lenmesi çok büyük masrafa mütevakkıf olduğundan

Bu münasebetle Nafia Bakanlığı Yapılar Umum Direk- törlüğünden; vilâyetlerde açılacak müsabakalar için umumî bir şartname yapılmasını ve bilhassa jüri işlerinin herkesi

• Kilise müziği tonla ı, ye ini majo ve mino tonla a bı akmıştı.. Beşli ve oktav pa alelle in yasak