marife, y l. 2, say . 3, k 2002, s. 107-121
YAKIN DO3U SEYAHATI VE ESERLER YAKIN DO3U SEYAHATI VE ESERLER YAKIN DO3U SEYAHATI VE ESERLER YAKIN DO3U SEYAHATI VE ESERLER BA3
BA3 BA3
BA3LAMINDA IGNAZ GOLDZ HER VE LAMINDA IGNAZ GOLDZ HER VE LAMINDA IGNAZ GOLDZ HER VE LAMINDA IGNAZ GOLDZ HER VE SLÂM DÜ
SLÂM DÜ SLÂM DÜ
SLÂM DÜN N N NYASI LE F KRÎ ETK LE/ M YASI LE F KRÎ ETK LE/ M YASI LE F KRÎ ETK LE/ M YASI LE F KRÎ ETK LE/ M
/brahim HAT/BO LU*
WITHIN THE CONTEXT OF IGNAZ GOLDZIHER’S NEAR-EASTERN TRAVEL AND WORKS HIS MUTUAL INFLUENCE WITH THE ISLAMIC WORLD IN THOUGHT
In this article, depending upon his Oriental Diary and Tagebuch I have brought out Goldziher?s initial experience of the Muslim world, since this experience had great impact upon developing his own comprehensive methodology in Islamic studies. His Near east study tour, which he describes as ?the happiest years of my life? was quite important not only his scholarly approach but also his political func- tions. Taking these informations into consideration, I have realised his ?emotional?
and ?logical? aspects, as well as his idea concerning the evolution of religions. In his travel, which contains visiting Budapest , Istanbul , Damascus and Cairo , he met Tahir al-Jazairi and Jamaleddin al-Afganî who were engaged with resurgence and independence movements and then they became his close friends. On the other hand, in the Islamic world Goldziher became the focus of great interest in his early days whereas in the West, he became famous after gaining enormous success in oriental studies. Therefore, in this article, I have suggested that Goldziher can be understood, criticised, and approved properly by only taking him into consideration as a whole.
I/
Ç
aIda /slâm tetkiklerini sistemle tiren bir ara t rmac olarak Ignaz Goldziher, sadece Bat ’da deIil, uygulad I yöntem ve eserleri ile /slâm dünyas nda da ciddi etkileri olan bir ahsiyettir. Goldziher’e gösterilen bu teveccüh, dinî-tarihî verile- ri yorumlama konusunda, Bat ’da daI n k ekilde kullan lan muhtelif yöntemleri tek gaye çerçevesinde birle tirip terkîbî tetkik yöntemi eklinde de ifade edilebilecek olan kapsaml bir usul geli tirmesinden kaynaklan r.*Doç. Dr., UludaI Üniversitesi /lahiyat Fakültesi, [email protected], Bu makalenin muhtelif safhalar nda fikirlerinden istifade etti!im Dr. Tahsin Görgün’e ve Dr. Casim Avc ’ya /ükranlar m sunar m.
Goldziher, terkîbi tetkik yönteminin temellerini Budape te Üniversitesi’nde olu - turmaya ba lam , ard ndan Almanya ve Yak n DoIu’ya yapt I seyahatler ile bilimsel ve kültürel anlamda zihnî alt yap s n ekillendirmi tir. /slâm’ n ve özellikle hadislerin anla lmas konusundaki yazd klar deIerlendirilirken, onun zihnî ve ilmî arka plân n olu turan kariyerinin ekillenmesinde ilk y llar nda yapt I gezilerin etkisi dikkate a- l nmal d r. Esasen Goldziher’in doIum yeri Zigetvar’dan DoIu dillerini öIrenmeye ba lad I Budape te’ye geli i onun ilim yolculuIunun ilk safhas n olu turmakla birlik- te, on sekiz ya nda gittiIi Almanya ve daha on dokuz ya n n ortalar nda bitirdiIi doktoras n n ard ndan yapt I yakla k bir y ll k Leiden ve Viyana seyahati onun ilmî ki iliIinin önemli kö e ta lar n olu turur. Bu anlamda Goldziher’in yirmi üç ya nda Yak n DoIu’ya ilmî gayelerle gerçekle tirdiIi söylenen seyahati de sonraki ara t rmala- r na yön veren önemli bir tecrübe olmu tur. Goldziher’in dinî ilimlerin ve klâsik ule- mân n /slâm toplumu üzerindeki etkisini anlamak amac ile /slâm dünyas na yapt I bu yolculuIu, ayet sadece ilmî gayelerle yap lm sa, hadis literatüründe kullan lan ifade- siyle, ‘r hle’ olarak tavsif etmek mümkündür. Goldziher’in 14 Ekim 1873 tarihinde ba layan ve Nisan 1874’te sona eren Yak n DoIu seyahati, /slâm dini ve kültürü ad na bildiklerinin yerinde tespiti ve terkîbî tetkik yönteminde eksik kalan DoIu tecrübesinin tamamlanmas aç s ndan büyük ehemmiyeti hâizdir.
II/
Goldziher’in Yak n DoIu seyahatine gönderilmesi/ç kmas , liberalle me sürecini ya ayan Avusturya-Macaristan /mparatorluIu EIitim ve Kültür Bakanl I ’n n, katolik H ristiyanlar n ve diIer muhafazakâr kesimlerin bask lar na kar koyabilmek için, liberal Yahudilik yanl lar n n desteIine ihtiyaç duyduIu bir ortamda gündeme geldi.
Ayr ca seyahat, bu imparatorluIun bir ba ka büyük devlet olan Osmanl ’n n Orta DoIu’daki varl I na son verme dü üncesi aç s ndan da önem ta yordu. Seyahat fikri- ni ilk defa ortaya atan bakan Joseph Eötvös’ün (1813-1871) 2 Cubat 1871 tarihinde ölümünün ard ndan yerine geçen Agoston Trefort da (1817-1888) ayn gerekçelerle Goldziher’e Yak n DoIu’ya seyahat etme imkân saIlad . Bu seyahat sadece ilmî ara - t rmalar yapma amaçl olmay p, ayn zamanda DoIu Araplar ’n tan ma, bölge Arapla- r n n yerel ve resmî dillerini öIrenme, kitap toplama, siyasî gayelere yönelik olarak kurulacak DoIu Ara t rmalar biriminde kendisi için planlanan göreve haz rlanma gibi amaçlarla da yap lm t . Böyle geni hedefleri olan bir vazife elbette, Goldziher’in akademik yönünü etkilediIi gibi, gittiIi her yerde geni entelektüel baIlar kurmas n da saIlad . Seyahatin siyasî bir yönü olmas na raImen, Goldziher’in dinî tercihleri yüzünden ülkesinde fazla yank bulmad ise de, Arap toplumu ve buradaki Bat l lar kat nda önemli etkileri oldu.
/lgililerin istifadesine sunulmu birinci el kaynaklar sayesinde, bugün Goldziher’in Yak n DoIu seyahati hakk nda detayl bilgi edinmek mümkündür. Carki- yat tetkiklerine yön vermi bir ahsiyet olarak Goldziher, gerek Yak n DoIu seyahatin- de gerekse tüm ilmî kariyerinde özel hayat n anlatan ve ruh alemini yans tan önemli kaynaklar b rakm , toplumsal ve ki isel huzursuzluklar n , yazd I günlüklerine dök- mü tür. Bunlar n ilki, ölümünün üzerinden 57 y l geçtikten sonra yay mlanan Tagebuch
(n r. Alexander Scheiber, Leiden 1978),1 diIeri ölümünden 66 y l sonra yay mlanan Keleti Naplom (My Oriental Diary (n r. Raphael Patai), Detroit 1987)2adl ki isel notlar - d r. Bunlar n d nda Goldziher’in iç dünyas na ve ili kilerine dair bilgiler ihtiva eden ve say s 13.700’e varan mektup ile Arabisches Notizbuch adl Arapça not defteri de önem ta maktad r.3Elde mevcut matbû günlüIü ve seyahat notlar na oranla Arapça notlar n n, Goldziher’in ‘Müslümanl k y llar ’ hakk nda daha samimi ve derunî âlemi hakk nda ‘içten’ bilgiler ihtiva eden otantik bir vesika niteliIinde olduIunu söylemek mümkündür. Oriental Diary’nin bir eki (ya da devam ) olarak yaz ld I bilinen Arabisches Notizbuch’a Goldziher muhtelif kereler at fta bulunur.4Yine seyahat notlar nda, Ezher’e ba lad I ilk on bir güne dair bilgilerin son derece k sa ve yüzeysel olmas , daha son- raki günler hakk nda ise hiçbir kayda yer verilmemesi, bu döneme ait bilgilerin Arabisches Notizbuch’ta yaz ld I fikrini akla getirir.5 Dolay s yla Goldziher’in Kahire’den ayr l ncaya kadar notlar n Arapça olarak tutmay sürdürdüIünü ancak bunun, zay f bir ihtimalle, kaybolduIunu veya muhtelif gerekçelerle ne redilmediIini söylemek müm- kündür. Yine Kahire’de tan t I baz kimselere ve özellikle Ezher eyhi (1871-1886) Muhammed Abbâsî el-Mehdî’ye, Avrupa’ya gidince, seyahat notlar n yay mlayacaI n söylediIi ve 1890 y l nda “Benim Ezher’deki tecrübelerim /slâm ulemâs ve kültürü hakk nda bir bilgi hazinesi gibidir” dediIi halde, diIer günlükleri gibi, bu notlar n da ne retmeyi uygun görmemi tir. Muhtemelen sözü edilen ‘bilgi hazinesi’ Arabisches Notizbuch eklinde söz ettiIi kay tlard r. Ayr ca Goldziher Tagebuch’un bir yerinde, Ezher Camii’nde k ld I Cuma namaz ve hissiyât konusunda detayl bilgiyi Arabisches Notizbuch’ta yazd I ndan söz eder.6Öte yandan kendisinin resmî görevle geldiIi Yak n DoIu seyahati hakk nda resmî makamlara sunduIu geni bir raporda da önemli hu- suslara yer vermi olmal d r.
Goldziher’in hayat hakk nda yazd I ve yay mlanm iki kaynaktan biri olan ve konuyla doIrudan ilgisi bulunan Oriental Diary, ilk defa me hur arkiyatç ve antropo- log Raphael Patai taraf ndan uzun bir Goldziher biyografisiyle birlikte, /ngilizce’ye tercüme edilerek ne redilmi tir.7 /ngilizce çeviride ve Latince metinlerin yaz m nda hayli titizlik gösterilmekle birlikte eserdeki Türkçe, Arapça kelime ve metinlerin okun-
1Goldziher, Muhammedanische Studen’in ilk cildini yay mlad ktan ve ilmî öhretini yakalad ktan sonra sadece yak nla- r na ba ndan geçenleri anlatmak üzere günlük tutmaya karar verip, k rk nc doIum y l dönümünden itibaren yazmaya ba lam , ölümünden iki y l öncesine kadar da yazmaya devam etmi tir.
2Onun, alt ayl k Yak n DoIu seyahatine dair notlar n ihtiva eden bu eser Almanca’dan /ngilizce’ye tercüme edile- rek ilk defa 1987 y l nda yay mlanm t r. Eser, seyahatin ilk 4,5 ayl k süresinde günü gününe veya birkaç gün ge- cikmeli tutulan notlar ihtiva etmektedir (15 Eylül 1873-14 Ocak 1874). Oriental Diary’nin 14 Ocak’tan sonraki k sm n n veya bugün istifade imkân bulamad I m z Arabisches Notizbuch’un II. Dünya Sava ’nda Alman i gali es- nas nda kaybolduIu ileri sürülmü se de, Goldziher’in bütün eser ve notlar n n korunduIu bir ortamda bunlar n yok olmas ihtimali zay ft r.
3Goldziher, Tagebuch (n r. Alexander Scheiber), Leiden 1978, s. 72.
4Söz gelimi, Goldziher’in 10 Muharrem 1291 (27 Cubat 1874) tarihinde Ezher Camii’nde k ld I Cuma namaz hakk ndaki ayr nt lar Arabisches Notizbuch’ta anlatm ise de bu yay mlanm deIildir.
5Goldziher’in Yak n DoIu seyahati dönemi ve /slâm’a l ml yakla m onun ‘Müslümanl k Y llar ’ eklinde nitelendi- rilmi ve seyahat notlar da bu dönemin bir dökümü kabul edilmi tir. (M. M. Ahsan, “Ignaz Goldziher and his Oriental Diary, by Raphael Patai, Detroit 1987”, Muslim Wold Book Review, VIII, no 4, 1988, s. 39)
6Goldziher, Tagebuch, Leiden 1978, s. 72.
7Daha önceki çal malarda hep erken dönem Goldziher biyografilerine at fta bulunulurken, günlüIün ve seyahat notlar n n yay mlanmas ndan sonra bunlara at fta bulunmak daha uygun görülmü tür. Patai de yeni bilgiler - I nda Goldziher biyografisinin yeniden yaz lmas gerektiIi dü üncesinden hareketle Oriental Diary’den önce böy- le bir biyografi yazma gereIi hissetmi tir.
mas nda önemli hatalara dü ülmü tür. Ayr ca bu hatalara baIl olarak, ah s, yer ve st lah gibi konulara dair verilen ek bilgiler de hayli yanl ve yetersizdir.8
Elimizdeki ikinci vesika olan Tagebuch’u yazmaya karar verdiIinde, Goldziher’in Avrupa’n n en büyük oryantalisti olduIu tescillenmi ti. Tagebuch, müellifin kaleme ald I ekilde Almanca olarak Alexander Scheiber (1913-1985) taraf ndan Ignaz Goldziher Tagebuch (Leiden 1978) ad yla yay mlanm t r. Goldziher, liberal bir Macar Yahudi entelektüeli ve hayat n n bu safhas nda ba ar n n zirvesine ula m bir arki- yatç olarak, geçirdiIi ilmî ve ruhî geli im sürecini ve ya ad klar n kar s , çocuklar ve en yak n arkada lar na anlatma arzusuyla yazm t . Aileye dönük bir yönü olmas dolay s yla, eserin, Goldziher’in oIlu Karl (1880-1955) taraf ndan yay mlanmas uygun görülmemi , ölümünden hemen önce yazma nüshas n Karl’dan alan Scheiber de, ancak ilmî kariyerinin sonlar nda Tagebuch’u yay mlama karar alabilmi ti. Goldziher’in özel hayat yla ilgili bilgiler içeren notlar n n muhtevas na bak nca, bunlar n yay mlan- mas konusundaki isteksizliIin, Goldziher’in vasiyetine sadâkatten çok, içindeki ‘du- yurulmas istenmeyen’ bilgilerden kaynakland I n söylemek mümkündür. Bu sebeple ancak bir iki nesil geçmesinden sonrad r ki, Tagebuch ve Oriental Diary’nin ne rinin uygun olacaI dü ünülmü tür.
/stifadeye aç k olmakla birlikte, Goldziher’in büyük çoIunluIu yay mlanmam mektuplar9ise, entelektüel ileti imini saIlad I önemli bir araç olarak, kendisinin ilmî arka plân hakk nda bilgi vermekte ve görü üp tan t I ki ilerle fikrî irtibatlar n kal c hale getirdiIini göstermektedir. Macar Bilimler Akademisi’ndeki ‘Goldziher Odas ’nda okuyucunun istifadesine sunulan mektuplar, Goldziher’e meslekta ve dostlar ndan gelmi tir. Oysa, ilmî ki iliIi hakk nda ipuçlar ihtiva etmesi aç s ndan, kendisine yolla- nan mektuplardan çok, Goldziher’in gönderdiIi ve ilgili ki ilerin mirasç lar n n elinde bulunmas ihtimâl dahilinde olan mektuplar önem ta r.10 Bunlardan hareketle
8Lawrence I. Conrad Oreintal Diary’deki ne ir hatalar na “The Near East Study Tour of Ignaz Goldziher” adl maka- lesinde geni bir ekilde temas etmi tir (Journal of the Royal Asiatic Society, y l 1990 no: 1, s. 105-126). Bu tür hatal okumalara; çubuk (chibouk), hadi (adieu), ezan (idhan), apka (shabqa), yuqari (yukar ), ç kamaz (ciqamaz), çok (choq), elbette (elbetten), kaI t (kâqhid), Mecidiye (majidiyye), bakshish (bah i ), be lik (beilik), harçl k (alslik) gibi yaz l lar örnek gösterilebilir.
91650 arkada ndan gelen özel mektuplar 18 Ekim 1933 y l nda Macar Bilimler Akademisi dönem ba kan Albert de Berzeviczy taraf ndan ‘Goldziher Odas ’ olarak tahsis edilen bölümde kullan ma aç ld . Ailesi taraf ndan bura- ya verilen koleksiyon içerisinde bütün ilmî yaz malar , nâdir yazmalar, notlar , küçük al nt ve pasajlar, muhtelif yaz lar, kendisine ait özel e yalar ve pek çok say daki arkada n n portreleri yer almaktad r (Joseph de Somogyi,
“A Collection of the Lirerary Remains of Ignace Goldziher”, Journal of the Royal Asiatic Society, London 1935, s.
149). Gelen mektuplar n büyük çoIunluIu Fleischer, Jean de Goeje, Nöldeke, Hurgronje gibi devrinin me hur arkiyatç lar nca gönderilmi tir. Bunlar aras nda F. Max Müller, R. A. Nicholson, D. S. Margoliouth, S. M. Zwemer gibi ba ka me hur ki iler de vard r. Bunlar n d nda, ayn odada bulunan, Goldziher’in /slâmî konularla ilgili üze- rinde çal lmas gereken hususlara dair notlar da bu alana ilgi duyan ara t rmac lara yard mc olacak niteliktedir.
Yine Leipzig, Leiden, Berlin, Gotha, Kahire, Cam, Paris ve Viyana kütüphanelerindeki yazmalardan yapt I iktibas- lara dair notlar n da hayli yekun tuttuIu kaydedilmektedir.
10 Bu mektuplar n muhtelif yerlerde örnekleri bulunmaktad r. Söz gelimi onun Tâhir el-Cezâirî’ye yazd I bir mek- tup, Cezâirî’nin bir talebesi taraf ndan Mecelletü’l-Ezher’de yay mlanm t r (“Goldziher ve e -Ceyh Tâhir el-Cezâirî”, XXV, Kahire 1954, say 2, s. 173-174). Yine Goldziher’in Theodor Nöldeke ile yaz malar n n bir k sm da yay m- lanm t r (Robert Simon, Ignaz Goldziher: His Life and Scholarship as Reflected in his Works and Correspondence, Leiden 1986, s. 157-447). Ayr ca Goldziher’in, Var ova’da bulunan A. S. Poznanski’ye yazd I 118 mektubun da Hebrew Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunduIu kaydedilir.
Goldziher’in ara t rma metot ve teknikleri konusunda daha ayr nt l bilgi edinmek mümkündür.11
Oriental Diary’de, Goldziher’in 15 Eylül 1873 tarihinde Budape te’den ç k n- dan itibaren, 14 Ocak 1874’te Kahire’de Ezher Camii’nde derslere ba lamas ndan bir hafta sonras na kadar ya ad I olaylar anlat lm t r. Seyahat güzergâh Tuna’dan vapur yoluyla Budape te-Guirgiu, tren yoluyla Rusçuk-Varna, deniz yoluyla /stanbul- Çanakkale-/zmir-Larnaka-Beyrut, otobüs ile Cam-Beyrut, vapurla Sayda-Hayfa-Tel Aviv, binek üstünde Kudüs, Süvey ’ten vapurla Port Said-/smâiliyye, trenle Zekâzîk- Kâhire idi. Dönü te ise, trenle Kahire-/skenderiye, deniz yoluyla Avusturya’n n Trieste
ehrinden Budape te güzergâh n izledi ve gezinin yirmi günü /stanbul, bir buçuk ay Cam, dört ay Kahire’de geçti.
III/
Goldziher seyahati boyunca geçtiIi bölgeler, bölge insanlar , âdetleri, ehirlerin yap s , inan lar gibi konulara dair bilgiler vermi , gördükleri ile Yahudi inan ve adet- lerini kar la t rm , bildiIi diller ve kültürler sayesinde insanlarla çok rahat ileti im kurmu tur. Yine gittiIi her yerle im biriminde, isimlerini verdiIi yirmiyi a k n arkiyatç ve misyonerle kar la m , Arap dünyas ndaki misyonerlik faaliyetlerinin boyutlar kar s nda kendisi de a k nl I n gizleyememi tir. Ayr ca ziyaret ettiIi yerlerdeki Avus- turya-Macaristan resmî makamlar ile sürekli ileti im halinde olmu , geziyi daha çok siyasî amaçla yapt I n dü ündürecek ekilde, gittiIi her yerde önce elçilikler ve Yahu- di çevreleri ile görü mü tür. Yine ortama göre Müslüman, H ristiyan veya Yahudi gibi davranmaktan çekinmemi , ancak kendi haline kal nca, gerçeIi yans tmayan davra- n lar için ‘tövbe’ etmeyi de ihmal etmemi tir. Bu konulara dair önemli bilgiler içer- mesi yönü ile Oriental Diary’nin Goldziher konusundaki bilgilerimize ve onun fikirlerini anlamam za yeni boyutlar katt I muhakkakt r.
Goldziher’in iç dünyas na k tutan Oriental Diary ve Tagebuch, yaz ld klar art- lar itibariyle baz farkl l klar içerir. Söz gelimi, ilki öhreti tatmam bir ki inin eseri olarak daha samimi ve ‘gerçekçi’ bir mahiyet arz ederken, ikincisi bir büyük arkiyat- ç n n kendisini anlatt I bir kaynakt r. Yine Oriental Diary günü gününe yaz lm olmak- la daha güvenilir bir belge niteliIindedir ve ayr nt l bilgi içermek yerine daha ziyade
‘kendisine not’ kabilinden k sa bilgiler ihtiva eder. Öte yandan Goldziher’in hayat n n iki önemli dönüm noktas hakk nda bilgiler içeren eserler mukayeseli olarak incelen- diIinde, onun ki iliIindeki geli im ve deIi imin seyrini görmek mümkündür. Bu farkl - l klar, eserlerdeki çeli ik bilgileri de daha anla l r k lmaktad r. Bugün /slâm ara t rma- c lar , 1873-1874 y llar nda yaz lan Oriental Diary sayesinde Goldziher’in gençliIinde Orta DoIu’ya özellikle zaman n iki büyük ilim merkezi Cam ve Kahire’ye dair tecrübe- lerini öIrenme f rsat elde etmi lerdir. Eser, k rk ya ndan itibaren yazmaya ba lad I günlüIü ile kar la t r ld I nda, Goldziher’in siyâsî, dînî, ilmî ki iliIi ve tarafl yakla m- lar yan nda, ki isel zafiyetleri ve duygusal yönü hakk nda da önemli bilgiler içermek- tedir. Dolay s yla bir yandan Goldziher’in ki isel yönü ve ilmî ki iliIi hakk nda önemli
11 Meselâ, Goldziher’in yazd I makale veya kitab yay mlama konusunda hiç aceleci davranmad I , çal malar n muhtelif kereler olgunla maya terk ettiIi, ilgili malzeme için ciltlerce eseri defalarca elden geçirdiIi, /slâm’a dair çal malar n n ne ri konusunda özellikle Yahudi meslekta lar nca yoIun bask yap ld I kendisine gelen mektup- lardan anla lm t r (S. D. Gothein, “Goldziher as Seen Through his Letters”, Ignaz Goldziher Memorial Volume I (n r.
Samuel Löwinger ve Joseph de Somogyi), s. 433).
bilgiler sunarken, bir yandan da büyük deIi ikliklerin öncesindeki Arap dünyas hak- k nda mühim bilgiler verir. Öte yandan, kin ve nefret dolu ifadeler içermesinden hare- ketle, Oriental Diary’yi Tagebuch’un ham bir versiyonu olarak nitelendirmek12 isabetli deIildir; aksine her ikisi de Goldziher’in ki iliIini yans tan önemli ve farkl vesikalard r.
Goldziher’in hayat na dair yaz l vesikalar n geç yay mlanmas n n sebepleri ile hakk nda ‘geç yay mlanan’ notlar n tahlil edilmesiyle baz sonuçlara varmak mümkün- dür: Bir ilim adam n n karakteri, akademik nitelikli eserlerinden hareketle anla lsa da, Goldziher’in yoIun bir hissî ve aklî ki iliIe sahip olduIu ve bu iki yönünün belirgin bir ekilde ayr lm bulunduIu ancak Tagebuch ve Oriental Diary’deki bilgiler I nda orta- ya ç km t r. Bunu Patai, ‘aklî melekelere sahip Goldziher’ ve ‘hissî melekelere sahip Goldziher’ eklinde ay rarak dile getirir ve iki Goldziher portresi aras nda ciddî bir uyumsuzluk bulunduIundan söz eder.13 Yine Tagebuch’un yay mland I 1978 y l na kadar, Goldziher’in ki isel zafiyetleri, ileri gelen Macar entelektüelleri, özellikle içinde ya ad I Yahudi toplumu ve o zamana kadar hâkim arkiyat geleneIini temsil eden H ristiyanlar hakk nda bu derece a r ele tirilerinin olabileceIi dü ünülmemi ti. Nite- kim Goldziher’in en genç talebesi Joseph de Somogyi’nin (ö. 1976) hat ralar nda anla- t lan Goldziher ile günlüklerde tasvir edilen Goldziher aras nda hayli farkl l klar vard r.
Hiç üphesiz, Goldziher’in bir yandan ‘ rkç vatanperverliIi’, bir yandan da son- ralar kaleme ald I me hur eserlerindeki aç k ‘analitik ilmî bak aç s ’ onun çift yönlü ki iliIinin tezahürüdür. Onun ‘hissî’ ve ‘mant kî’ yönü, gençlik y llar nda yazd I eser ve notlar nda çok daha belirgin ekilde görülmekle birlikte, Patai’ye göre, asl nda Goldziher birbirine z t bu iki özelliIini ömür boyu ayn ekilde sergilemi tir: Ara t rma- lar nda ve özellikle /slâm’ n geli im serüvenine dair problemlere önerdiIi çözümlerde, mant kî yönü öne ç kan Goldziher’i temsil etmi gözükse de bu konularda bile onun, dinî anlamda ‘hissîliIinden’ söz etmek mümkündür. /slâm’ ve H ristiyanl I Yahudi- lik’ten muharref anlay lar olarak görmesi ve as l iddias na uygun olarak, H ristiyanl - I n olu um süreci ile /slâm’ n olu um süreci aras nda doIrudan paralellik kurmas bu yüzdendir. Yak n DoIu seyahatindeki baz davran lar da, büyük ölçüde onun hissî yönünün yans malar d r.14 Patai’nin yapt I , Goldziher’in ki iliIi ile ilgili bu ikili izah tarz ve /slâm tetkiklerinde mant kî yönü öne ç kan Goldziher’i temsil ettiIi iddias ,
arkiyat tetkikleri sahas nda görü lerinin mîlat kabul edilmesi bak m ndan özellikle önem ta r. Zira, ancak böyle bir ay r m sayesinde, onu, sadece ilmî ki iliIiyle s n rl akademik bir çerçevede deIerlendirmek mümkün olmaktad r.15 Halbuki, Goldziher’in
12 Andras Hamori, “Ignaz Goldziher and his Oriental Diary: A Translation and Psychological Portrait by Raphael Patai”, Middle East Studies Association Bulletin, December 1987, XXI, no 2, s. 244.
13 Lawrence I. Conrad, “The Dervish’s Disciple: On the Personality and Intellectual Milieu of the Young Ignaz Goldziher”, Journal of the Royal Asiatic Society, 1990, no 2, 235.
14 Ho lanmad I ki iler için kulland I , davar, köpek, pis, aptal, iIrenç gibi s fatlar; görü tüIü hemen herkesi câhil olarak nitelemesi ve kendisini sürekli övmesi, âlim, câhil herkese bilgisini gösterme çabas onun duygusal yönü- nü ortaya koyar. Yine seyahat notlar ndaki son derece hissî tav rlar , Macar milleti d ndaki bütün insanlara kar küçümseyici yakla m s kça kar la lan davran lar d r.
15 Ayr ca Patai’nin bu yakla m , onun Kudüs’te gördüIü geleneksel Yahudi uygulamalar ile kar la t I zaman sergilediIi tutum s ras nda da i e yarar gözükmektedir. Patai, Goldziher’in YahudiliIe dair söylediklerini duygusal yakla m çerçevesinde ele al rken, /slâm’a dair görü lerini mant kî yakla m ile ortaya koyduIu eklinde bir aç k- lamaya gitmektedir.
günlüIünü ve gezi notlar n okuyan ki i, onun me hur olduIu dönemlerde bile, bu ruh halinden kurtulamay p, a r duygusal bir ki ilik sergilediIini görür.16
Ki isel notlar n n yay mlanmas ndan sonra Bat ’da ve DoIu’da Goldziher’in al- g lan konusunda önemli deIi ikliklerin olacaI ihtimal dâhilinde görülse de, bu eserlere Goldziher’in hayat ile doIrudan ilgilenen ‘s n rl say da’ arkiyatç n n vak f olmas dolay s yla, böyle bir deIi iklik gerçekle memi tir. Ancak, ‘yeni bilgilerin’ Ba- t ’daki ‘Goldziher Efsanesi’ne ne gibi etkileri olacaI , bunlar n yazd klar ile ili kilendi- rilmesi ve görü lerinin yeniden deIerlendirilmesi gibi hususlara at fta bulunmaks z n, Goldziher biyografisinin yeniden yaz lmas gerektiIini söyleyenler de yok deIildir.
Bununla birlikte Oriental Diary’yi yay mlayan Patai, Frans z arkiyatç Luis Massignon’un (ö. 1962) Goldziher hakk ndaki “/slâm ara t rmalar n n rakipsiz efendi- si” eklindeki sözüne i aret ettikten sonra;
“/slâm ara t rmalar n n yarat c s ve öncüsü olarak Goldziher’in mevkii her za- mankinden daha muhkem bir ekilde devam etmektedir.”17
demesi en az ndan arkiyatç lar nezdinde, alg lama deIi ikliIinin beklenmeme- si gerektiIini aç kça ortaya koymaktad r. Zira Goldziher’in arkiyat geleneIi aç s ndan önemi, onun, psikolojik ve fikrî arka plân ile ilgili olmay p, daha ziyade /slâm’ n ve özellikle hadisin tekâmül tarihi ve kaynaklar hakk nda yazd klar yla alakal d r.
Goldziher’in günlük ve notlar nda geleneksel YahudiliIin ibadet ve âdetlerine yönelik ele tirel yakla mlar ile, H ristiyanl k hakk ndaki a r tenkitleri de bu çerçevede mü- samaha ile kar lanm veya muhtelif ekillerde izah edilmi tir. Bununla birlikte, gün- lük ve seyahat notlar n n ne rinin ard ndan Goldziher’in ki iliIi, hissî ve ilmî karakteri, içtimaî s k nt lar kar s ndaki tutumu, entelektüel çevresi, fikrî arka plân , geleneksel YahudiliIe, H ristiyanl Ia ve özellikle Protestanl Ia yönelik ele tirileri, monoteist din telakkîsi, günlük siyasetle ilgisi gibi akademik yönü d ndaki konulara da temas edil- meye ba lanm t r.
Goldziher’in günlüIünün beklenilenden çok daha fazla ayr nt l bilgi içerdiIini söyleyen Lawrence I. Conrad, eserin bu zamana kadar ne redilmemi olmas n , Tagebuch’taki duygusal yoIunluIun çaIda akademik seviyeye getireceIi zafiyetlere baIlar. Yeni bilgiler ve baz mektuplar I nda Goldziher’i müstakil bir çal maya konu eden Robert Simon da, günlüIün ne rinin ard ndan, önceki tasavvurlar n bütü- nü ile alt üst olduIuna i aret etmi tir. Ne var ki her iki ara t rmac da, yeni bilgilerin Goldziher’in /slâm’a dair akademik yakla m na etkisi konusunu incelemekten geri durmu tur. Cu halde burada üzerinde durulmas gereken husus, Goldziher’in ilmî çal malar nda duygusall I ile ilmîliIi yeterince ay r p ay ramad I ve /slâm’a dair de- Ierlendirmelerine duygusall I n n tesir edip etmediIi meselesidir.
/slâm dünyas nda ise günlüIün ve seyahat notlar n n ne rinin ard ndan Goldziher’in birbirine z t iki alg lama biçimine dair kayda deIer bir tepkiden söz et-
16 Söz gelimi, Budape te Yahudi Cemiyeti’nde sekreter iken kar la t I s k nt lar dolay s yla girdiIi bunal m atlat- mak amac yla, 1884 y l nda iki buçuk ayl k bir Almanya, Fransa, /sviçre seyahatine ç kmas , buna raImen s k nt - s ndan kurtulamay , gelini Mariska’ya kar hissettiIi yak nl k ve onun veba salg n ndan genç ya ta ölümü kar - s ndaki kederli hali ve öhretinin zirvesinde ya ad I ruhî çöküntü onun duygusal zafiyetlerinin tezahürüdür.
Cezâirî’nin talebesi Muhammed Kürd Ali, 1914 Cubat’ nda kendisini ziyaretinde uzun uzun gelininden bahsedip fikrini sormu , Kürd Ali de “Bilgili, zeki ve güzel” kar l I n vermi tir.
17 Raphael Patai, Ignaz Goldziher and His Oriental Diary: A Translation and Psychological Portrait, Detroit 1987, s. 60.
mek mümkün deIildir.18 Menâzir M. Ahsan’in Oriental Diary’nin ne ri üzerine yazd I k sa aç klamada, Bat ’daki benzer deIerlendirmeler gibi, eserin Goldziher’in ‘Müslü- manl k Y llar ’na k tutan dokümanter nitelikli çok mühim bilgiler içerdiIi vurgulan- m , bunlardan Goldziher ve geliniyle aralar nda ya anan yak nl k, cemiyet sekreterli- Iindeki s k nt lar , H ristiyan misyonerlere ele tirileri, Arap dünyas nda geçirdiIi dö- nemi ‘mutlu y llar’ olarak deIerlendirmesi gibi hususlar üzerinde durulmu tur. Burada da onun /slâm’a ve hadise dair görü lerinin yeni bilgiler I nda gözden geçirilmesi gerektiIinden söz edilmemi tir. Türkiye’de ise, görebildiIimiz kadar yla, günlükleri ve muhtevas n n Goldziher alg lamalar na tesiri konusunda herhangi bir deIerlendirme yoktur.
IV/
Yak n DoIu seyahatinin Goldziher’e saIlad I en önemli fayda, eksik kalan ter- kîbî tetkik yöntemini, /slâm’ n slâhatç yorumu ile tamamlamas19 ve /slâm dünyas hak- k ndaki tahminî ve önceki kabullere dayal bilgisini test etmesidir. Sonralar Macaris- tan’da sekreterlik yaparak geçirdiIi otuz y l n aksine Goldziher, Yak n DoIu seyahatini hayat n n en mutlu ve verimli dönemi sayar. Oriental Diary’de görüleceIi üzere, onun Cam’a var ncaya kadar ya ad I /slâm dünyas izlenimleri son derece karamsar, duy- gusal ve küçümseyicidir. Ayn yakla m, slahatç dü ünürlerin olu turduIu entelektüel çevre d nda, bütün Arap dünyas için de geçerlidir. Bununla birlikte, mukayeseli olarak i aret etmek gerekirse, Araplar daha s cak ve nâzik,20 Türkleri ise daha kaba, abart c ve tefessüh etmi bir millet eklinde tan mlar. Goldziher’in Türklere kar ele tirel yakla m , onlar istilâc bir millet olarak görmesi dolay s ylad r ve esasen onun bu deIerlendirmeleri Yak n DoIu seyahati s ras ndaki siyasî misyonu ile de doI- rudan alakal d r. SünnîliIin, /slâm’ n ruhunu tahrip eden ilâvelere müsait bir yap arz ettiIini söylemesine raImen, Müslümanlar n ibadetlerindeki samimiyeti Goldziher’i etkilemi tir. Araplar n, Avrupa hakk nda bilgiler sormas ndan sürekli rahats zl k duy- mu , onlar n Bat merak ve hayranl I n a k nl kla kar lam t r.21 Buna kar , Tâhir el- Cezâirî (1851-1920) ile kar la t I andan itibaren, slahatç dü ünce ile kurduIu duy- gusal ve fikrî baI ömür boyu devam etmi , tekrar görü emeseler de yaz malar ve talebeleri arac l I ile irtibatlar n sürdürmü lerdir. Tâhir el-Cezâirî’nin talebesi Mu- hammed Kürd Ali’nin (1876/1953) kaydettiIine göre, Goldziher kendisini /slâm kültü-
18 Ne Tagebuch’un ne de Oriental Diary’nin yay mlanmas n n ard ndan Arap aleminde konuya dair bir eser veya deIerlendirme yap ld I taraf m zdan tespit edilemedi. Bat ile daha yak n alakas olan Hint alt k tas müellifleri ise az da olsa eser hakk nda deIerlendirmeler yapm t r.
19 Yak n DoIu seyahatinin Goldziher’in fikrî tekâmülünü saIlamas na olan katk s , YahudiliIi anlay p yorumlama konusuna bile yans m t r: “Benim gayem, YahudiliIi de [/slâm’a] benzer bir aklî düzeye ula t rmakt r.”
(Goldziher, Tagebuch, s. 59) derken bir anlamda, /slâm’ n aklî yorumuna benzer bir yorum biçimini YahudiliIe de uygulamak ve YahudiliIi de bu ekilde anlamak ister.
20 Cam’dan ayr l rken Tâhir el-Cezâirî ve arkada lar ndan gördüIü s cak ilgi kar s nda “Siz asla yalan söylemez ve gerçeIi örtbas etmezsiniz. Hayat mda son kez sizin ellerinizi s kt I mda riyâkarl k, soIukluk ve Avrupa’n n duygu- suz arkada l I ndan eser bile ta mad I n z hissettim.” ifadelerini kullanm ve “riyakâr Avrupa”, “pis domuzlar”
gibi hissi ifadelerle iki toplumu mukayese etmi tir (Goldziher, Oriental Diary, s. 128).
21 K sa bir seyahat amac ile 1896 y l nda Kahire’ye tekrar giden Goldziher, yirmi yedi y l sonra bir kez daha ilim çevrelerinin uursuz Bat l la ma te ebbüslerine ahit olunca, buradaki temel kaynaklardan yoksun, Frans zca ve /ngilizce’den çevirilerle yürütülmeye çal lan eIitim sistemini iddetle ele tirir (Goldziher, Tagebuch, s. 198-199).
Hidiv /smâil Pa a döneminde h z kazanan Bat l la ma ile bütün kurumlarda modernle me çabalar n n artmas , idareci ve ileri gelen Arap ailelerin çocuklar n H ristiyan misyoner okullar na göndermeleri onu derinden etkile- mi tir.
rüne nispet etmekte bir sak nca görmemi , Cezâirî’ye yazd I mektuplarda ‘el-Fakîr Ignaz Goldziher el-Macarî el-Ezherî’ ünvan n kullanm , öhret y llar ndan sonra da baz kitaplar n bu ekilde imzalam t r.22 Ayr ca me hur olduIu dönemden sonra da, her din ve milletten olu an talebe grubu aras nda Arap ve Müslümanlar n olmas ve Arap dostlar ndan gelen mektuplar n hayli yekûn tutmas , DoIu ile irtibat n n sürekli- liIinin bir tezahürüdür.23 Münekkit bir ki iliIe sahip olmas dolay s yla Goldziher’in, benzer yönleri ile dikkat çeken Cam’da Tâhir el-Cezâirî, Kahire’de Cemâleddîn Efgânî (1838-1897), Muhammed Abduh (1849-1905) ve Muhammed Abbâsî el-Mehdî (1803- 1903) ile kar la mas , bu bölgelere müspet at fta bulunmas ve dikkatini buralara yoIunla t rmas sonucunu doIurdu.24 Uyan ve slâhat hareketlerine olan bu desteIi- ne raImen, Araplar n körü körüne Avrupa hayranl I n iddetle ele tirdi. Kendisi de H ristiyan bir ülkede az nl k olarak ya ayan bir ki i olarak, bölgede, gerek Osmanl ’n n gerekse /ngilizlerin hakimiyetine son verilmesi ve yerel halklar n özgürlüIünü elde etmesi için çal an hareketlere destek verdi. Gerçekle mesinden yakla k on y l önce, yabanc lar n ülkeden ç kar lmas amac yla yap lan Urâbî isyan n daha seyahati y lla- r nda öngördüIünü söylemesi, kendi devleti ad na siyasî amaçl olarak gönderildiIini aç kça ortaya koyar.
Seyahati boyunca /slâm topraklar nda Goldziher’e gösterilen ilgi, büyük ölçüde müspettir. Gerek söz konusu dönemde Müslümanlar n Avrupa’ya teveccühü, gerekse /slâm konusunda bu kadar bilgiye sahip bir Avrupal n n ‘ihtidâ etme’ ihtimali Goldziher’e ilgiyi artt rm ; Ehl-i kitap olu u hesaba kat larak veya ‘kalbinin dine s n- d r lacaI ’ dü ünülerek kendisi sürekli samimi bir ekilde kar lanm t r. Özellikle Arap dünyas n n siyasî ve idarî çevreleri ona kar daha bir ‘s cak ve içten’ davranm t r. Bu yak n ilgide Bat l olmas n n ve yerel idarenin güçlenmesine yapt I vurgunun etkisi olmal d r. Önce M s r Kültür Bakan Riyâz Pa a’n n yak n ilgisi ve birlikte çal ma tekli- fi,25 ard ndan yeni kurulan Hidiviyye Kütüphanesi idareciliIi teklifi, daha sonralar Ezher’e alternatif olarak kurulan Kral Fuad (Kahire) Üniversitesi Arap Dili Bölümü’nün kurulma çal malar n n teklifi konusunda kral n srarlar bu s cakl k dolay s ylad r. Esa- sen Goldziher’in seyahat günlerinden kalan bu ilgi, Mustafa Sibâî (ö. 1964) gibi âlim- ler, Goldziher’in hadisler ve baz muhaddislere dair fikirlerini ele tirmeye ba lay ncaya kadar devam etmi tir. Ancak bu ele tiri de çok belirli konularda ve s n rl bir ilim ada- m grubu taraf ndan yürütülmü tür.26 Ele tirilerin büyük ölçüde çeviri eserlere dayan- mas , ele tiri sahiplerinin Bat dü üncesi konusunda hiçbir fikrî alt yap ya sahip bu- lunmamas , Goldziher’e ait fikirlerin /slâmî kavramlar kullan larak çevrilmesinden kay-
22 Muhammed Kürd Ali, “Ignaz Goldziher: 1850-1921), el-Mu‘âsirûn (n r. Muhammed el-M srî), D ma k 1401/1980, s. 132; Shalom Goldman, “Ignaz Goldziher (1850-1921) Nestor of Islamic Studies in the West”, al-Usur al-Wusta, cilt X, say 2, October 1998, Chicago, s. 50.
23 Joseph de Somogyi, “A Collection of the Liberary Remains of Ignace Goldziher”, s. 149. Muhammed Kürd Ali Budape - te’ye geldiIinde de Arap müelliflerden gelen mektuplar ihtiva eden ar ivini kendisine göstermi , ilmî tetkikleri s ras nda ihtiyaç hissettikçe onlara müracaat ettiIini ifade etmi tir.
24 Lawrence I. Conrad, “The Dervish’s Disciple: On the Personality and Intellectual Milieu of the Young Ignaz Goldziher”, s.
240-241.
25 4 Ocak 1874 tarihinde ziyareti s ras nda ilk kar la malar nda bilgisine hayran kalan ve nezaketle kar layan bakan, ona birlikte çal ma teklifinde bulunmu ise de, Goldziher amac na uygun biçimde, Ezher’de talebe ol- mak istediIini söyleyip mazeret beyan etmi tir. Ayr ca Pa a kendisine bu s rada “Sen M s r’a gelen ve bizim dili- mizi ve kitaplar m z bu kadar güzel bilen ilk Avrupal s n.” demi tir (Goldziher, Oriental Diary, s. 150).
26 Arap dünyas n n daha sonraki dönemlerde Goldziher’i alg lay ve reddiyeler baIlam nda ona yöneltilen tenkit- ler ayr bir çal ma konusu olup burada üzerinde durulmayacakt r.
naklanan anlam kaymalar n n fark na var lmamas ve söylenilenleri pe inen reddetme amac ile hareket edilmesi gibi sebepler, daha ba tan bu ele tirilerin yetersiz ve ba a- r s z kalmas sonucunu doIurdu. Kald ki bu ele tiriler, temel /slâmî ilimlerle ilgilenen ki iler d nda fazla dikkate al nmam , seyahat y llar ndan kalma Goldziher sevgisi, özellikle edebî, fikrî, tarihî ve siyasî çevrelerde daha sonra devam etmi tir. Nitekim baz Bat l larca, onun, Müslüman entelektüeller taraf ndan da muteber kabul edildiIi- ne i aret edilmi tir.27
Goldziher’in, seyahati s ras nda son dönem Osmanl ve Türk ilim çevreleriyle, hacca giden baz okumu ki ilerle münaka alar d nda, entelektüel anlamda ili kisi- nin olduIuna dair Oriental Diary’de bir kay t olmamakla birlikte, sadece Cam’a mü ir olarak gönderilen Ahmed /zzet Pa a (1813-1892) ve yak nlar ile gemide kar la t I na ve onlar n kendisine hayran kald klar na dair notlar vard r. Burada Pa a ve yak nlar hakk nda hiç de olumlu kanaat beyan etmemi olmas na raImen, Pa a’n n kendisini Cam müftüsü ile tan t rma sözü verdiIinden ve müftüyü “harekesiz Arapça okuyabi- lir” diyerek övdüIünden söz eder.28 Pa a’n n bu s cak ilgisinin Cumhuriyet Dönemi resmî çevrelerinde devam ettiIi konusunda bilgi olmamakla birlikte,29 /stanbul mer- kezli akademik ilim çevrelerinde ona yönelik müspet at flar görmek mümkündür.30 Bu müspet bak n ortaya ç k nda, özellikle daha önceki dönemde Reinhart Dozy (1820-1883) gibi baz ah slarca sergilenen, /slâm’ , Hz. Peygamber’i ve baz sahâbîleri küçük gören yakla mlardan kaynaklanan rahats zl klardan sonra, konular n ‘akade- mik’ bir çerçevede ele al nmas ndan duyulan memnuniyetin etkisi olmal d r.
Goldziher’in DoIu ile kar la ma tecrübesi s ras nda kurulan s cak ve samimi i- li kiler, ne Goldziher’in /slâm’ n tekâmül serüveniyle ilgili iddias n ortaya atmas yla, ne de bu iddialar n vefat ndan çok sonra Tagebuch’un ve Oriental Diary’nin yay mlan- mas ndan sonra bozulmu tur. Muhammedanische Studien’in ne rinin ard ndan (I-II, Halle 1889-1890) /slâm dünyas nda uzun y llar ciddî bir deIerlendirme yap lmam olmas bunu gösterir. Muhammed Kürd Ali, 1914 y l ba nda evinde ziyaretindeki tecrübele- rine dayanarak Goldziher’in metoduna dair kanaatine k tutacak olan u deIerlen- dirmeyi yapar:
“Ziyaretim s ras nda Goldziher’in Frans zca yaz lm baz eserlerini, f k h ve benzeri konulara dair yay mlanm çevirilerini inceledim ve gördüm ki, yöntemi, hakî- kat â I olan, bunun d nda hiçbir eye ald r etmeyen ulemân n yöntemidir.
Goldziher’in kendi asr nda Bat ’da /slâm ara t rmac lar aras nda merci’ olmas nda a lacak bir ey yoktur. Çe itli dillerde yazd I makale ve eserleri say lacak olsa, ilmin
27 A. A. Bevan, “Professor Ignaz Goldziher”, Journal of Royal Asiatic Society, 1922, s. 144.
28 Goldziher, Oriental Diary, s. 102. Pa a’n n yak nlar n n, /slâm ile ilgilerinin bulunmad I , önlerine ne gelirse yiyip içtikleri, hiç namaz k lmad klar , dinden haberleri olmad I , dünya seviyesinde üst düzey eIitim ald klar n dü-
ünmelerine raImen birkaç kelime Frans zca bilgisi d nda tümüyle cahil olduklar gibi tespitler yapmaktad r.
29 Cumhuriyet’in ilk y llar Türkiyesi’nde /slâm genelde, Bat perspektifinden, Leone Caetani (1869-1935) çerçeve- sinde ilgilenilmi , geleneksel ulemâ da tenkitlerini onun etraf nda yoIunla t rm t r. Caetani’nin Annali dell’Islam adl eseri Hüseyin Cahit taraf ndan Türkçe’ye çevrilmi se de sadece hicretin 12. y l na kadar olan k sm slâm Tari- hi ad yla yay mlanm t r (I-X, /stanbul 1924-1927). Atatürk’ün okuduIu kitaplar aras nda yer alan bu tercümenin yay mlanmayan müsveddeleri Türk Tarih Kurumu’nun yazma eserler bölümünde bulunmaktad r (Mahmut H.
CakiroIlu, “Caetani, Leone”, D A, VI, s. 544).
30 Zâkir Kâdirî Ugan, M. Fuad Köprülü, /smâil Hâmi Dani med, Zeki Velîdî Togan, M. Tayyib Okiç gibi Türk ilim adamlar Goldziher’in /slâm ara t rmalar alan nda yüksek bir mevki i gal ettiIini ifade etmi lerdir (Mehmet S.
HatiboIlu, “Goldziher, Ignaz”, TDV slâm Ansiklopedisi (D A), XVI, s. 103).
hangi noktas na ula t I a k nl k ve g pta ile mü ahede edilir.” (Muhammed Kürd Ali, el-Mu‘âsirûn, s. 135-136).
Bu ifadelerden de anla lacaI üzere, Goldziher ile önceden kurulan ferdî, siya- sî ve ilmî ili kiler I nda ekillenen telakkîler, fikirleri ve eserleri yayg nl k kazand ktan sonra da deIi meden sürdürülmü tür. 1913 y l nda Goldziher’in önemli talebelerin- den A. S. Yahuda (1877-1951) Tâhir el-Cezâirî’yi evinde ziyaret ettiIinde halâ özlemle Goldziher hât râlar n n yâd edildiIini, ona büyük itibar gösterildiIini ve orada halâ ‘e - Ceyh ez-Zerevî (Alt n Ceyh)’ denildiIini mü ahede etmi tir.31 Goldziher’in /slâm ve hadisin te ekkülüne dair iddialar n n Bat l ara t rmac lardan daha çok Müslüman ilim ehlini ilgilendirmesine raImen, Müslümanlardan yeni bilgiler I nda Goldziher’in dü ünce arka plân n öIrenmeye ve görü lerini bu çerçevede tahlil etmeye yönelik bir te ebbüste bulunulmu deIildir. Söz gelimi, Türkiye’de yap lan deIerlendirmeler Goldziher’in Muhammedanische Studien’in ne rinden yar m as r sonra gündeme gelmeye ba lam t r.32 Bu baIlamda, Goldziher’in hadislerin rivayetine dair iddialar na teorik çerçevede en ciddi tenkit Fuad Sezgin taraf ndan yine 1950’li y llardan sonra yap l- makla birlikte,33 Sezgin taraf ndan Buhârî’nin yaz l kaynaklar çerçevesinde ortaya konulan ele tirilerin, Salih TuI’un Züheyr b. Harb’in Kitâbü’l- lm’ine tatbiki d nda,34 devam ettirilememi tir. Sezgin’in Goldziher’e yönelttiIi ele tirilere, siyere dair ilk eserler olmalar dolay s yla temas eden Mustafa Fayda da35 konunun önemine i aret etmi , ne var ki, bu tarz çal malar sürdürülememi tir. Gerek Türkiye’de gerekse Arap dünyas nda Goldziher’in eksik ve yanl alg lanmas n n sebebi, akademik nitelikli eserlerinin bile, Müslüman entelektüellerin o gün için daha yayg n olarak bildiIi Fran- s zca ve /ngilizce yerine Macarca ve Almanca yay mlanmas ve meselâ Muhammedanische Studien’in Frans zca’ya sadece II. cildinin tercüme edilmesidir.36 /lmî
31 Lawrence I. Conrad, “The Pilgrim from Pest: Goldziher’s Study Tour to Near East (1873-1874)”, Golden Roads:
Migration Pilgrimage and Travel in Medieval and Modern Islam, Richmond Surrey 1993, s. 135.
32 1961 y l nda /stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumî Türk Tarihi Bölümü bünyesinde, /slâm /limleri ve Medeniyetleri Kürsüsü kurulmas amac yla fakülte kurulu taraf ndan yap lan bir teklifte, tefsir ve hadis derslerinin Goldziher’in eserlerinin esas al narak okutulmas gündeme getirilmi ise de kürsü kurulma önerisi üniversite se- natosunca reddedilince teklif gerçekle memi tir (Zeki Velîdî Togan, “Enstitü ve Kürsü Çal malar ”, slâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, III, no 1-2, s. 273, 275). Bununla birlikte AÜ /lâhiyat Fakültesi’nin kurulmas n n ard ndan, Tefsir Hadis Kürsüsü ba kan M. Tayyib Okiç vas tas ile Goldziher Türkiye’de tan n p tenkide konu edilmeye ba lan- m t r (Talat KoçyiIit, “I. Goldziher’in Hadisle /lgili Baz Görü lerinin Tahlil ve Tenkidi”, A.Ü. lâhiyat Fakültesi Dergi- si, cilt XV, y l 1967, Ankara 1968, s. 43-55; Mehmet S. HatiboIlu, “Bat daki Hadis Çal malar Üzerine”, Uluslarara- sH Birinci slâm AraItHrmalarH Sempozyumu, /zmir 1985, s. 96). Ne var ki bu tenkitler Goldziher’in eserlerinde yanl ve kas tl olarak yapt I baz yanl l klara dikkat çekme boyutu ile s n rl kalm , özel notlar n n yay mlanmam ol- mas sebebi ile, bilinen s n rl say daki eserinden hareketle ve fikrî arka plân derinliIine fazla inilmeden yap lm - t r.
33 Fuad Sezgin, Buhârî’nin KaynaklarH HakkHnda AraItHrmalar, /stanbul 1956. Burada özellikle hadislerin tedvîni, nakli ve ilk yaz l kaynaklar na dair bölümlerde Goldziher’in tezlerine cevaplar vermektedir (s. 3-66).
34 Salih TuI, Zuheyr’ubn Harb ve Kitâbü’l-‘ lm AdlH Eseri, /stanbul 1984, s. 25-31, 38-39. Bu çal mada müellif, Kitâbü’l-
‘ lm’den hareketle III. hicrî as r müelliflerinin II. as r müelliflerine dayand I n ortaya koymu tur.
35 Mustafa Fayda, “Siyer Sahas ndaki /lk Telif Çal malar ”, UluslararasH Birinci slâm AraItHrmalarH Sempozyumu, s. 359- 360.
36 Muhammedanische Studien’in sadece II. cildinin Frans zca tercümesi Etudes sur la tradition islamique (trc. Léon Bercher, Paris 1952); sadece II. cildin Türkçe tercümesi Hadis Tetkikleri (trc. Mehmet S. HatiboIlu, yay mlanmam çeviri, Ankara 1969) ve Goldziher’i ele tirmek gayesi ile yaz lan Dirâsâtü Goldziher fî’s-Sünne ve Mekânetühâ’l- lmiyye (Muhsin Abdünnâz r, Tunus Zeytûne Üniversitesi Ceriat ve Usûlü’d-dîn Fakültesi) adl teze ek olarak da yine, eserin sadece II. cildinin Arapça’ya tercüme edilmesi Goldziher’in eksik alg lanmas aç s ndan önemli birer gös- tergedir. Halbuki /slâm dünyas nda, Goldziher’in tüm eserleri ve günlükleri bir yana, /slâm’ n Yahudilik’ten
ve hissî anlamda gerçek kimliIi ile anla lmam bir Goldziher, genel baIlam ndan kopart lm demektir. Bu yüzden Müslümanlarca yap lan tenkitler büyük ölçüde ha- masî olup, Goldziher’in delil kullan m na dayal bir yöntemle s n rl d r ve bunlar Goldziher’in dü ünce sistemi ile ilgili tenkitler deIildir. Goldziher ile ilgili yanl alg - laman n bir ba ka sebebi de, Bat ’daki alg lan n n tam aksine, Müslümanlarca, onun,
‘hadis ara t rmalar ile me hur ve munsif bir ara t rmac ’ eklinde telakkî edilmesidir.
Bu da Goldziher’i, çok dar ve s n rl bir çerçevede görmek demektir. Zira o, genel anlamda dinler hakk nda olduIu gibi, özel anlamda /slâm’ n olu um süreci konusunda da, bir kabuller manzumesi ortaya atm t r. Oysa, Goldziher’in sadece bir ‘hadisçi’
olduIu eklindeki yanl ve eksik varsay m, onun sözü edilen kabullerinin dikkatlerden kaçt I n gösterir. Cu halde, Goldziher tetkiklerinin, Haçl Seferleri veya Bat ’n n /slâm aleyhtar çal malar baIlam nda deIil, ki iliIi, dü ünce sistemi, metodu, iddialar ve eserleri bütünlüIü içerisinde, küllî bir ekilde yap lmas ve onun çal malar na akset- tirdiIi sistemli din ele tirisine dikkat çekilmesi gerekir.
V/
Goldziher’in, Yak n DoIu seyahati dolay s yla gündeme gelen ve dinlerin tekâ- mülü ve etkile imi teorisi ile doIrudan alakal olan bir ba ka husus da, onun, /slâm’a bak ve bu yakla m na /slâm âleminden bulduIu destek meselesidir. BilindiIi üzere, Goldziher samimi bir Yahudi’dir ve ölümüne kadar bu inanç üzere devam etmi tir.
Bununla birlikte daha on iki ya nda sunduIu Sichat Yiczchak (Isaac’s Discourse, Budape - te 1882)37 adl ilk eserinden itibaren, ailesinin tercihine uygun olarak, yenilikçi Yahudi- lik çizgisini benimsemi ve genel anlamda din anlay n bu çerçevede ekillendirmi - tir. Goldziher’e göre, dinler özü itibariyle ilâhî kökenli olmakla birlikte, toplumlar, daha sonraki dönemlerde onu muhtelif ilâvelerle mütekâmil hale getirirler.38 Dolay s y- la, inanç ve ibadete dair konular dahil bütün hususlar birer ‘ayr nt ’ olup dine sonra- dan ilâve edilmi lerdir.39 Goldziher’in monoteist din dediIi ve dinlerin kökeni olarak gördüIü anlay esas itibariyle Nebevî Yahudilik’tir.40 H ristiyanl k ve /slâm da bu esasa dayanan muharref birer dinî yap lanmad r.41 Goldziher, tek tanr l dinlerin ortak nokta- s n42 Yahudi geleneIine uygun olarak, üstün rk anlay ndan hareketle “Nebevî Yahu-
muharref olduIunun ispat sadedinde, Cahiliyye toplumu üzerinde yapt I uzun etütlerini ihtiva eden I. cildi bile ciddiyetle incelenme konusu yap lmam t r.
37 Yahudilik’te ibadet konusunu ele ald I bu eserinin tan nmas ndan sonra kendisi ‘hür dü ünceli’, ‘Spinozac ’ gibi ithamlara maruz kalm t r (Goldziher, Tagebuch, s. 22).
38 Hourani’nin tespitine göre, Goldziher, Alman Protestan teolojisinin önde gelen temsilcilerinden Friedrich D.
Schleiermacher’in (1768-1834, On Religion, /ngilizce’ye çev. Richard Crouter, Cambridge 1988) din teorisi etraf n- da ekillenmi olup, bu anlay a göre, dinin amac bir hakîkat anlay na ula makt r.
39 Monoteist din anlay konusunda Goldziher hocas Abraham Geiger’den etkilenmi tir. Ona göre de, Yahudilik tek tanr ya inanmay emreden bir dindir, belirli yer ve zamana baIl hukuk ve ibadetler dine sonradan ilâve edil- mi tir (Albert Hourani, Islam in European Thought, Cambridge 1993, s. 37, 40).
40 Nebevî Yahudilik, Goldziher’in Hz. Mûsâ’ya indirildiIine inand I , uygulanmakta olan Yahudi inan lar ile çoIu zaman uyum arz etmeyen ‘ideal Yahudilik’ olup, kendisi buna ait birçok unsuru ‘ideal /slâm’da bulduIunu dü ü- nür.
41 Goldziher’in bu kabulü de YahudiliIin /slâm’a tesiri konusunda bir doktora tezi haz rlayan hocas Geiger’in fikrine dayan r.
42 Özellikle Kudüs ziyaretinde üç dinle ilgili gözlemleri s ras nda “Monoteizmin ne hale sokulduIunu görmek iste- yen buraya gelsin” diyerek burada gördüIü uygulamalar ele tirir, Yunan paganizminin asil ve güzel olan n yerine nas l geçirildiIine vurgu yapar (Goldziher, Oriental Diary, s. 134).
dilik’ veya ‘peygamberlerin evrensel dini” kavram etraf nda alg lar.43 Özellikle Yak n DoIu seyahati s ras nda /slâm’daki pek çok esas n Yahudilik‘tekine benzerliIi44 iddia- s yla bu alg lay desteklemeye çal r. Yenilikçi YahudiliIin ve slâhatç /slâmc l I n ortak noktas olarak ‘peygamberlerin evrensel dini’ fikrine vurgu yapmas , kendisi nazar nda bu ikisinin birbirinden farkl olmay sebebi iledir. “Benim nabz m n at YahudiliIe göredir” diyecek derecede Yahudilik’ten taviz vermeden, /slâm hakk nda son derece samimi ifadeler kullanmas da, /slâm’ zihnindeki Yahudi kökenli monote- ist dinlerin ortak noktas na yak n görmesi dolay s ylad r. /ddias na göre, birbirine ben- zer bir olu um süreci ya am olan H ristiyanl k ve /slâm’dan ikincisinin kendisine daha yak n ve s cak görünmesi de /slâm’ birçok yönden YahudiliIe daha yak n bul- mas n n sonucudur. Goldziher, Ezher’de takip ettiIi ilk derslerde kendisinden söz ederken “ene hanîfullâh” ifadesini kullan r ve bununla “Câfi‘î deIil Hanefî’yim” mesaj vermek ister,45 oysa bu ifade ile üç tek tanr l dinin kesi me noktas olan HanîfliIe mensubiyetini belirtmi olmaktad r. Bu, esas Hanîflik olan ‘mutlak din’ telakkîsine uygun dü er. Ona göre, zaten söz konusu mutlak din sadece Yahudilik’tir. Talebesi Somogyi’ye göre, Goldziher’in üç monoteist dini uyumlu bir ekilde izah n n en temel sebebi, ald I sistemli Kitâb-H Mukaddes ve Talmud dersleridir. Somogyi’nin de s k s k ifade ettiIi üzere, ayet iyi bir Yahudilik inanc na sahip olmasayd , vahdâniyetçi yönü ile derinden etkilendiIi /slâm’ n k ymetini asla takdir edemezdi.46
Goldziher, Yak n DoIu seyahatiyle, zihninde ekillendirdiIi yenilikçi ve tek tan- r l anlay na uygun bir yakla m örneIini, akran Tâhir el-Cezâirî ile /slâm baIlam nda mü ahede ettiIini dü ünüyordu.47 Bundan duyduIu ho nutluk ve gördüIü yak n ilgi sebebiyle, Cam’dan ayr l rken Mektebetü’z-Zâhiriyye’deki dostlar na u ekilde veda etmi tir:
“Sizden ayr lmak zorunday m. Sizin veda göz ya lar n z n içten ve samimi oldu- Iu konusunda üpheye dü mem için ne gerekçem olabilir ki: Sâlih el-Gazzî, Cehben- der, ... Tâhir, Müneyyir ve diIerleri. Siz asla yalan söyleyemez ve gerçeIi örtbas ede- mezsiniz. Hayat mda son kez ellerinizi s kt I mda, sizde riyakarl k, soIukluk ve Avru- pa’n n duygusuz arkada l I ndan eser olmad I n hissettim. Ayr l rken, sadece sizin ve benim çektiIim üzüntüleri dü ündüm.” (Goldziher, Oriental Diary, s. 128).
Aralar nda tesis edilen yak n dostluk sebebi ile Goldziher’in Cezâirî’ye tam bir itimad vard r. Hadis ilminde râvîlerin dereceleri konusunu anlamada Arap müelliflerin kusurlar bulunduIu hususunda kendisine arkiyatç lar taraf ndan ikayetler gelmeye
43 Geleneksel YahudiliIe uymayan bu tür ‘yeni’ anlay lar dolay s yla, yay mlad I ilk eserinden itibaren kendisine kar toplumunda bir tepki olu mu tu. Yahudi ibadeti ile ilgili ilk eserinin ard ndan, YahudiliIi mitoloji baIlam n- da çal malara konu edip, yeni yakla mlar dile getirmesi dolay s yla 1877’de organize edilen Rabbinical Seminary of Budapest’e davet edilmedi. Yine, 1887-1888 y llar nda “YahudiliIin Temelleri ve Geli imi” konusun- da verdiIi bir dizi seminere, ba lang çta çok say da dinleyici gelmesine raImen dinlendikçe salon terk edildi ve sonuçta seminerleri yar da b rakmak zorunda kald . Yahudi bilginlerinin de itham sayesinde kötü bir konu mac olarak öhret buldu (Goldziher, Tagebuch, s. 111-112).
44 /stanbul’da gördüIü ya ant y “Müslümanlar n Yahudi yerle imi” olarak ifade eder ve iki toplum aras ndaki benzerliklerin Müslüman topraklar na yerle mi Yahudilerin etkisi ile meydana geldiIini söyler (Goldziher, Oriental Diary, s. 97).
45 Goldziher, Oriental Diary, s. 152.
46 Joseph de Somogyi, “My Reminiscences of Ignace Goldziher”, Muslim World, LI, 1961, no 1, s. 14.
47 Goldziher’in, Cam’da geçirdiIi bir buçuk ay süresince Tâhir el-Cezâirî ile aralar nda kurulan yak n ilgi ile beraber, onun /slâm dünyas hakk nda beslediIi samimi duygular n ve ömür boyu sürecek bir dostluIun temelleri at lm oldu.
ve bu konuda bir eser yazmas gerektiIi telkin edilmeye ba lay nca, o s ralar ne redi- len Tâhir el-Cezâirî’nin Tevcîhü’n-Nazar adl eserini görmü ve yeni bir çal maya gerek olmad I n söyleyip, arzu ettiIi eylerin orada olduIunu belirtmi ve “Ceyh Tâhir’in bu konuya dair yazm olduIu eser bize yeter” diyerek eseri Almanca’ya tercüme etmi - tir.48
Kahire’de ise uzun ak amlar birlikte geçirdiIi /slâm dünyas ndaki uyan ve s- lâhat hareketlerinin öncüsü Cemâleddin Efgânî ile siyâsî, ilmî ve fikrî konularda müza- kerelerde bulundu. Söz konusu dönemde, tart malar n tam ortas nda yer alan Efgânî ve yanda lar taraf ndan ortaya at lan fikirler o derece yayg n biçimde gündemi belirli- yordu ki, Goldziher’in Ezher’de kat ld I ilk tefsir dersinde bile ilgili meseleler müzake- re ediliyordu. Katolik hâkimiyeti alt nda ya ayan bir Yahudi olarak Goldziher, bu dere- ce aktif bir ahsiyet olan Efgânî’nin /slâm dünyas nda yürüttüIü siyasî ve fikrî uyan hareketini gönülden destekledi. Zira onun çaIr s , /slâm birliIini savunan (Pan- /slâmist), sömürgeciliIe ve istilâc l Ia kar ç kmaya yönelik idi. Efgânî ile emperyalizm kar tl I , ‘ideal din’ anlay , Sâmî rk savunusu gibi konularda pek çok mü terek nok- tas bulunan Goldziher, onunla ilgili Tagebuch’ta u ifadeleri kullan r:
“Arkada lar m aras nda en orijinal olan , tahrik edici olarak tart malar n tam merkezinde yer alan bir ki idir. Bu ki i, bir sürgün, bir gazeteci ve Renan ile münaka-
aya girmi tir. Bu zat Cemâleddîn Efgânî’dir.” (Goldziher, Tagebuch, s. 68).
Özellikle Ezher Camii’nde devam ettiIi dersler ve kendileri ile ilmî müzakere- lerde bulunmaktan büyük zevk ald I dü ünce önderleri sayesinde, monoteist din esas na dayal olarak ekillenen ‘Hanîflik’ fikri kendisini tasavvurundaki /slâm’a o derece yak nla t rm t ki sonuçta, ya ad I bu dönem hakk nda u ifadeleri kaleme ald :
“Entelektüel anlamda söylemek gerekirse bütünüyle /slâm’a yöneldim. Ayr ca ki isel sempatim de beni /slâm’a tevcih etti. Kendi inand I m monoteizmi /slâm ola- rak nitelendirdim ve gerçekten Muhammed’in peygamberliIine inand m. Benim Kur’an’ m, benimle /slâm aras ndaki baI n ne derece saIlam olduIunun aç k bir delili- dir.” (Goldziher, Tagebuch, s. 71).
Elbette bu ifadelerden hareketle, geçici bir süre için bile olsa, Goldziher’in ger- çek manada Müslüman olduIu sonucunu ç karmak mümkün deIildir. Burada as l vurgulanmas gereken, kendi inand I monoteizmi /slâm olarak nitelemesi ve bu anla- y na Kur’ân’ delil göstermesidir. Ayr ca, Goldziher’in Hz. Peygamber için söylediIi müspet ifadeler, dönemin müste rikleri aras nda yayg n söz konusu olan anlay dik- kate al nd I nda hayli olumlu gözükür ki, bu da seyahati ve /slâm toplumunu bizzat yak ndan tan mas ile alakal d r. Yine Goldziher, belki de zihninde tasavvur ettiIi Ne- bevî Yahudilik veya peygamberlerin evrensel dinî anlay n , entelektüel sohbetlerde tasvir edilen /slâm’a yak n bulmu olmal ki, Yak n DoIu seyahatinden yirmi y l sonra da olsa böyle deIerlendirme yapmakta bir sak nca görmemi tir.
Hiç üphesiz, ya ad klar topluma ve mensubu bulunduklar dine kar tenkitçi tutumlar hususundaki ortak görü leri, Goldziher ile Efgânî’nin dostluIunu kal c k l- m t . Hakim durumdaki Katolik Macar toplumunu ve Ortodoks Yahudi cemaatini tasvip etmeyen ve dolay s yla yenilik yanl s idarecilerle i birliIi yapan reformist bir Yahudi ile /slâm toplumunun kurtulu unun geleneksel dü ünceden kurtulu una baIl
48 Muhammed Kürd Ali, el-Mu‘âsirûn, s. 132. Eserin Almanca’ya tercüme edildiIine dair bilgiler Bat l müelliflerce teyit edilmemi olup, sadece Muhammed Kürd Ali’ye dayan r.
olduIunu savunan, bu uIurda mücadele eden bir slâhatç Müslüman elbette slâhat- ç l k mü terekliIi etraf nda birle ebilirlerdi. /ki dostun aralar nda mü terek bir ba ka nokta da, Ernest Renan’a (1823-1892) reddiye yazma ihtiyac hissetmeleri idi. Efgânî onun “L’Islamisme et la Science [/slâmiyet ve Bilim]” konulu bir konu mada49 /slâm hakk ndaki iddialar na cevap vermeye çal rken, Goldziher, Yahudilik ve diIer Sâmî dinlerin ilerlemeye mânî olduIu eklindeki iddias ile ilgilenmi ; Efgânî’den on y l sonra Renan’a cevap mahiyetinde müstakil bir tenkit yazm t r.50 Dolay s yla, Kahi- re’de mü tereklikler etraf nda ekillenen uzun sohbetler, uzun seneler sonra da bir reddiye baIlam nda benzer ekilde devam etmi tir.
VI/
Sonuç olarak, Goldziher’in Yak n DoIu seyahati s ras nda kaydettiIi Oriental Diary ve daha sonra yazd I Tagebuch, yay mland klar dönem öncesi Goldziher alg la- n nda ciddî tezatlar ve bo luklar meydana getirecek bilgiler içermektedir. Bununla birlikte Goldziher’in, /slâm’ n ve hadislerin tekâmül süreci hakk ndaki iddialar n n, özellikle Bat notka-i nazar ndan büyük önem ta mas ve arkiyat geleneIinin ana çizgisini olu turmas dolay s yla, yeni bilgilerin, yerle ik Goldziher alg lamas na fazla bir etkisinin olmayacaI a ikard r. Klâsik arkiyat geleneIinin zarar görmemesi aç s n- dan bu ilgisizlik oldukça anlaml d r. Bununla birlikte, kaynak göstermeksizin fikirlerin- den yararlanan Müslüman entelektüeller d nda, /slâm dünyas nda da, Goldziher’in dü ünce dünyas ile fazla ilgilenilmemi , dolay s yla günlük ve seyahat notlar n n ya- y mlanmas da, Yak n DoIu’ya yapt I seyahati de bu çevrelerde fazla yank bulmam - t r. Goldziher’in görü lerine kar ç kan Müslümanlar ise, onun zihnî arka plân boyu- tuyla ilgilenmek yerine, hamasî bir ekilde baz iddialar na cevap verme aceleciliIi içerisinde olmu lard r. Dolay s yla, Arap dünyas n n Goldziher telakkîsi büyük ölçüde duygusal ve yüzeysel iken, Osmanl ve sonras Türk ayd nlar n alg lay ise s n rl ve parçac bir nitelik arz eder. Ayr ca, Goldziher’in hadislerin ‘te ekkülü’ne dair iddialar , genel anlamda dinler ve /slâm’ n kökeni konusundaki kanaatinden baI ms z, buna baIl olarak da, eksik ve yersiz tenkitler baIlam nda ele al nm t r. Yine, fikrî etkile im- leri baIlam nda, Goldziher’in bölge slâhatç lar ile tan mas ve dü üncesini olu tu- rurken onlardan yararlanmas da, genel çerçevede Yahudilik merkezli vahiy olgusu bütünlüIü içerisinde anlam kazan r. Goldziher tetkikleri, hamâset ve aceleciliIe dü - meden; onun ki iliIi, dü ünce sistemi, metodu, iddialar ve eserleri bütünlüIü içeri- sinde ve küllî bir ekilde yap lmad kça, tarihî verilerin tetkikine dair yeni yöntemler geli tirilse bile, /slâm tetkikleri üzerinde, halâ Goldziher taraf ndan yüz y l önce ortaya at lan pozitivist ve tekâmülcü tetkik yöntemi hakimiyetini sürdürmeye devam edecek- tir.
49 Ernest Renan’ n 29 Mart 1883 tarihinde yay mlanan bu nutkuna Efgânî 18 May s 1883’te Journal des Debats dergi- sinde ne redilen yaz s ile cevap vermi tir. Efgânî de dü üncesini Goldziher gibi, ‘tarihî /slâm’ ile ‘ideâl /slâm’
ay r m üzerine bina etmi tir. Konu ma için bkz. Renan, “/slâml k ve Bilim”, Nutuklar ve Konferanslar (çev. Ziya /h- san), Ankara 1946. Renan’a göre nas l ki Avrupa’daki ke ifler H ristiyan ilâhiyatç lara raImen gerçekle tiyse, geçmi te /slâm toplumunda ya anan ilmî ve fikrî ba ar lar da Müslüman din adamlar na raImen gerçekle mi tir.
Zira hakikatte din terakkîye mânîdir (Renan, “/slâml k ve Bilim”, s. 183-205).
50 Goldziher reddiye amac yla, Macarca olarak Renan mint orientalista (The Orientalist Renan. A Commemorative Speech, Budape te 1894, 100 sh.) ba l kl bir eser haz rlam t . Kald ki onun Mythology Among Hebrews (Laipzig 1876, /ngi- lizce çev. London 1877) adl eseri de büyük ölçüde Renan’a reddiyedir.