Đstatistik ile 1976 yılında Doç.Dr. Fikri Akdeniz’in anlattığı M215-M216 Olasılık ve Đstatistik derslerinde tanıştım. Kendimi, Matematik Öğretmeni (iyi bir matematik öğretmeni) olmak için senelerce hazırladım. Matematik Bölümünden mezun olacağım günlerde Doç.Dr.
Fikri Akdeniz, “Mezun olduktan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz” diye sorduğunda (öğrencilere siz diye hitap ederdi), “Hocam, matematik öğretmeni olacağım” demiştim.
Olaylı yıllardı. Lise öğrencilerinin Đncirli Lisesini yıkıp, döktükleri yıllar. Mezun olurken, kartonumu imzalatmaya götürdüğümde hocam, “Düşünceni değiştirdin mi?” diye sordu. “Bilmiyorum” dedim. Kartonumu başka bir kürsüde (anabilim dalında) imzalatırken, bir teklif daha aldım. Başka bir gün, Uygulamalı Matematik Kürsüsü başkanı olan Prof.Dr. A.
Okay Çelebi’nin odasında, tesadüfen merhum Prof Dr. Uğur Er hocayla buluştuk. Eskişehir Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisinde hocaydı. Prof.Dr. A. Okay Çelebi: “Uğur Bey, biz Fikri’yi bizim kürsüye almak istiyoruz” dedi. Neticede, Uygulamalı Matematik Kürsüsünde Yüksek Lisansa başladım (mart ayında), Matematik Bölümünde asistan oldum (mayıs ayında) ve zaman içinde Yüksek Lisans ile Doktoramı bitirdim.
1982 yılından sonra, üniversitelerde kadro yükselmeleri için başka üniversitelere geçmek gerekiyordu. Hocam Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümü’nde Profesör oldu.
Ben de, 1983 yılında Doktoramı bitirdikten sonra, 1984 yılında Gazi Üniversitesi Đstatistik Bölümü’nde Yardımcı Doçent oldum. O güne kadar (ve tabii ki sonraları da kısmen) Matematikçiyim diyen ben, kendimi Đstatistiğin içinde buldum. Bölüm Başkanımız Prof.Dr.
Özkan Ünver ve diğer arkadaşların sayesinde Đstatistiği sevdim. En çok “rasgelelik”
kavramında zorlandım. Rasgelelik ile tanıştığım için kendimi şanslı sayıyorum.
1985 yılında Prof. Dr. Yalçın Tuncer Ankara Üniversitesi’nde Profesör olup, Đstatistik Bölümünü kurmuş ve Lisansüstü Eğitimi açmış. 1987/1988 ders yılında Ankara Üniversitesi Đstatistik Bölümüne transfer edildim. Sonraki yıllarda Prof. Dr. Yalçın Tuncer ODTÜ’ye döndü ve 1989 yılında ben kendimi Đstatistik Bölüm Başkanı olarak buldum.
Dekanımız Prof.Dr. Aral Olcay’ın desteğiyle Đstatistik Bölümü ayakta kalabildi ve yine Dekanımızın teşviki ile 1990/1991 ders yılında Đstatistik Lisans Eğitimini başlattık.
Matematik, Bilgisayar Yazılımı ve Đstatistik ağırlıklı olmak üzere, teorik dersler ağır basan, öğretim üyesi yetiştirmeyi amaçlayan bir müfredat ile eğitime başladık. Bu program aşağı yukarı 15 yıl yaşadı ve ömrünü doldurdu. 2000 yılından sonra, Bölüm Başkanımız Prof. Dr.
Ömer L. Gebizlioğlu’nun önderliğinde Đstatistikçi yetiştirmeyi amaçlayan yeni bir ders müfredatı üzerinde çalışmaya başladık. Bununla birlikte Yüksek Lisans ve Doktora programlarımız üzerinde de çalışmalarımızı sürdürdük ve önce bunları bitirdik. Bu çalışmalar AB intibak programlarına paralel olarak yürüdü, tamamlandı ve meyvelerini vermeye başladı.
Doğal olarak, önümüzdeki yıllarda yeni arayışlar başlayacak ve yeni müfredatlar gelecek.
1990 yılından beri, yeri geldiğinde Đstatistik Öğretmenliği kavramını dillendirmekteyim. Kredili sistemde (1990 ‘lı yılların ilk yarısı) liselerimizde Đstatistik ismi altında bir ders yer almıştı. Sonraları, bir Đstatistik dersinin içeriğinin hazırlanması bana kısmet olmuştu (aşağıda). Seneler sonra, böyle bir ders kitabını Çukurova Üniversitesinden bir grup öğretim üyesi yazmış. Hocamın bir Ankara zirayetinde, Kızılay’daki MEB kitabevinden kitabı aldık (aşağıda).
Yukarıdakiler unutuldu (MEB’de). Đstatistiği, Matematik kitaplarının içinde yer alan konular ve Matematik Öğretmenleri ile öğretmeye çalışıyorlar. Matematik öğretmenlerinin yaptıklarını- ettiklerini iyi bilen birisi olarak (bunun için yukarıda başınızı ağrıttım): “Olacak iş değil. Fizik derslerini matematikçilerin anlatması gibi bir şey” diyorum. Birinci sınıfa gelen öğrencilerimiz hiç Đstatistik görmeden gelse daha iyi, en azından enkaz temizleme derdimiz olmaz.
1999 yılındaki depremi bizimkiler, hatırladığım kadarıyla ilk önce richter ölçeğine göre 6.9 şiddetinde olduğunu söylemişlerdi. ABD’dekiler 7.2 dediklerinde, bizimkiler: “Uzaktan öyle hissetmişlerdir” gibi bir şey söylemişlerdi. Bildiğim kadarıyla, veriler paylaşılıyor, fark verinin analizinde olsa gerek. “Ne fark eder? Analizi yapan yazılımı da onlar vermiştir” diyebilirsiniz. Vermiştir! Geçmişte kalmış. Problem bu. Bunun sorumlusu kim. Yeni yazılımları satın almayan görevliler mi? Yoksa, daha iyi analiz yöntemleri
1999 da kendimi suçlu hissetim. Bizim mühendislerimiz deprem olgusunu çok iyi anlayamıyor (modelleyemiyor) ve risk analizi yapamıyorsa bunun suçlusu, bu bilgileri onlara öğretemeyenlerdedir. Yalnız, o gün onlar (mühendisler) da işin kolayına kaçtılar. Suçlu: Veli Göçer oldu. Her halde soyadından olsa gerek. Bilmiyorum, “hakimlere” sormak lâzım.
Her ne kadar Matematiğe benzese de, rasgeleliğin modellenmesinde Uygulamalı Matematik gibi görünse de, Đstatistik, Matematik değildir.
Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Matematik ile birlikte Fen Fakültelerinde bir Bölüm olarak yer alan Đstatistik, diğerleri gibi, bir temel bilim olarak (bunu büyüklere anlatmak zor) ortaöğretimde yerini almalı ve sağlıklı bir şekilde öğretilmelidir.
Đstatistik Öğretmenleri zaman kaybetmeden Matematik Öğretmenleri, Fizik Öğretmenleri, Kimya Öğretmenleri, Biyoloji Öğretmenleri’nin yanında yerlerini almalıdırlar.
Bu, Astronomi için de yapılmalı. Bu mücadeleyi, kendimize iş sahası açmak için yapmıyoruz.
Đş bulma açısından, Đstatistikçiler olarak bizim bir derdimiz yok. Fen Fakültelerinde, Matematiğin hemen ardında, çok tercih edilen bir Bölüm’üz. Đstatistik Öğretmenliği kavramını dillendirmeye devam edeceğiz. Đstatistik Öğretmenliği için geçmişte ve bugün, değişik platformlarda çaba gösteren Prof.Dr. Ayşen Apaydın’a teşekkür borçluyuz. Kendisine kulak verip, yardımcı olmalıyız.
Bir toplumun bilim düzeyi, o toplumun Đstatistik anlayış düzeyi ile ölçülür diyebiliriz.
Toplumun Đstatistik bilgi düzeyinden de sorumlu olduğumuzu unutmayalım. Önümüzdeki yıllarda hazırlayacağımız yeni ders müfredatlarımızda Đstatistik Öğretmenliğine yer verelim.
16 Ocak 2011