HABER BÜLTENĐ
22 Haziran 2006
Haber Özetleri
Irak
• Irak Türkmen Cephesi (ITC) Bağdat Temsilcisi Aydın Aksu, Kerkük’ü Normalleştirme Komisyonu Başkanı Hamit Mecit Musa’yla görüştü.
Görüşmede, Kerkük’ün normalleştirilmesi konusu ele alındı. Aksu, Kerkük’e göçün engellenmesini isteyerek, şehre göçün bu hızla devamı durumunda Türkmenlerin normalleştirme projesini kabul etmeyeceklerini ifade etti.
(www.alkal3a.com)
• Düzenlediği günlük basın toplantısında bir gazetecinin, Türkiye'nin, Kerkük'e özel bir statü tanınması eğiliminde olduğu yönündeki sözlerine karşılık ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Adam Ereli, Kerkük'ün statüsüne karar vermenin Irak halkının işi olduğunu söyledi. Irak Kürdistan Yurtseverler Birliğinin (IKYB) ve bölgesel hükümetin ABD'deki temsilcisi Kubad Talabani'nin, PKK terörüne çözüm için geniş çaplı af önerisinin hatırlatılması üzerine Ereli, ''bu yorumu görmedim. Kubad'ı çok iyi tanıyorum. Onurlu bir centilmen ve Irak'ın iyi bir temsilcisi. PKK'ya karşı ve Irak topraklarının Türkiye'ye karşı terörist eylemler için kullanılmasının önlenmesine ilişkin politikalarımızı biliyorsunuz. Biz, Iraklılar ve Türkler, hepimiz, bu amaca ulaşmak için etkili bir şekilde ve çok yakın çalışıyoruz'', diye konuştu. (AA)
• Irak Parlamentosu Meclisi’nin dün gerçekleştirilen toplantısının ilk oturumunda parlamento üyelerinin değiştirilmesi’yle ilgili yasa görüşüldü. Meclisin ikinci oturumunda ise, meclis içinde oluşturulacak 24 komisyondan 17’sinin başkan aday ve üyelikleri onaylandı. Geri kalan 7 meclis komisyon başkan ve üyeleri ise Pazar günü yapılacak toplantıda onaylanması bekleniyor. (www.na-iraqi.com)
• Irak Meclis Başkanı Mahmut El-Meşhedani, dün bazı yayın organlarında Irak Ulusal Listesi Başkanı Đyad Allavi’nin Meclis Özel Temsilcisi olarak atandığına dair çıkan haberleri yalanladı. (www.iraq-ina.com)
• Ulusal Güvenlik Konseyi dün toplandı. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin Konseye sunduğu Ulusal Barış Projesi’nin, Konsey tarafından kabul edildiğini ve bu projenin meclisin Pazar günkü toplantısında arz edileceğini bildirdi.
(www.iraqipresideney.net)
• Irak Adalet Bakanlığı yetkililerinden alınan haberlerde, 495 tutuklunun Cuma günü serbest bırakılacağı bildirildi. (EL-MADA GAZETESĐ)
• Kürt kaynaklardan alınan bilgilerde, Đngiliz Hükümeti’nin Kürt Bölgesi’nin doğusunda ve Halepçe’de 25 bin konut inşa edeceği bildirildi. (EL-MADA GAZETESĐ)
• Irak Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu üyesi Ferit Ayar yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler ve Uluslar arası Göç Örgütü’ne birer mektup göndererek Irak’ın ilk seçimlerinde, Irak dışındaki seçim harcamalarının soruşturulmasını istediklerini ifade etti. Öte yandan Ferit Ayar’ın Bağdat’taki evine dün gece ABD askerleri tarafından bir baskın düzenlenerek bazı belgelere el konulduğu bildirildi. (www.iraqidewan.net)
• Iraklı radikal Şii lider Mukteda El-Sadr, Irak'ta birlik bulunduran ülkelere, askerlerini çekeceğini açıklayan Japonya'nın örneğini izlemeleri çağrısında bulundu. Irak'ın eski Başbakanı Đbrahim El-Caferi’yle birlikte Necef'te basın toplantısı düzenleyen Sadr, ''Japon birliklerinin çekilmesi olumlu bir adım, umarım Irak'a işgal birliği gönderen bütün ülkeler Irak halkını incitmemek için hızlı ve düzenli biçimde bunu izler'', ifadesini kullandı. (AA)(AFP)
• ABD'deki etkili düşünce kuruluşlarından Dış Đlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations-CFR), Türk-Amerikan ilişkilerinin Irak Savaşı nedeniyle ciddi zarar gördüğünü belirterek, iki ülke için de kilit önem taşıyan ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik bir dizi öneri sundu. Konsey uzmanlarından Steven A.
Cook ve Elizabeth D. Sherwood-Randall tarafından hazırlanan ''Türk-Amerikan Đlişkileri'' konulu raporda, ilişkileri düzeltmek için getirilen ilk öneri, ABD, Türkiye ve Iraklı Kürtler arasında düzenli bir üçlü diyalog mekanizması kurulması oldu. Raporda, ''Irak Savaşı çerçevesinde Türkler, ABD Başkanı George W. Bush yönetiminin iki günah işlediğine inanıyor: Savaştan önce Washington’un Ankara'nın uyarılarını göz ardı etmesi ve şimdi de ABD'nin, bağımsız bir Kürdistan'ın olası ortaya çıkışına ilişkin güvenlik kaygılarını yeterince dikkate almamasına'' değinildi. Türk-Amerikan ilişkilerinin ''hayati önemde olduğu'' vurgulanan Konsey raporunda, Kıbrıs sorununun çözümü için ABD'nin yeni bir Kıbrıs Özel Koordinatörü ataması, Avrupalı liderlerin ise Kıbrıs Cumhuriyeti'ni (Kıbrıs Rum Kesimi) daha yapıcı bir yaklaşıma çağırması istendi ve Kıbrıslı Türklerin uluslararası izolasyonuna son verecek önlemlerin arttırılmasının önemine işaret edildi. Raporda ayrıca ABD'nin, Türkiye'nin AB üyelik sürecine kuvvetle destek vermesinin yanı sıra Amerikan diplomasisinin, Avrupalı müttefikleriyle birlikte Türkiye'yi sıkıca Batıya bağlamak için bir plan geliştirmesi gerektiği ifade edildi. Đlişkileri ilerletmek için uzun dönemde ABD'nin, üst düzeyde bir ''ABD-Türkiye Đş birliği Komisyonu'' oluşturması ve bu komisyonun stratejik güvenlik diyalogu, ekonomik ve ticari bağların ilerletilmesi, kültürel değişimin ve eğitim olanaklarının ilerletilmesi konularını ele alması tavsiye edilen raporda, ''sorunlara rağmen iki ülkenin Avrupa, Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu'da paylaştığı uzun dönemli çıkarları bulunuyor'' denildi. Öte yandan Konseyin ''günlük analiz'' adıyla yayınladığı Robert MacMahon imzalı bir değerlendirmede, Sovyetler Birliği döneminde güçlü bir cephe olan Türkiye'nin bugün Amerikan siyaset üreticileri için ciddi bir zorluk teşkil ettiği savunuldu. ''Türkiye'yi yeniden keşfetmek'' başlıklı değerlendirmede, Türkiye'nin, Irak'ın işgali sırasında ABD için hayati önem taşıyan askeri desteği reddettiği ve bugün Türk halkının ABD'ye karşı dünyada en olumsuz tutuma sahip halklar arasında bulunduğu; ayrıca Türkiye'nin hem Đran hem de Suriye’yle olumlu bağlarını koruduğu, Batının izole çabalarına
karşın Türkiye'nin Hamas'la temas kurduğuna dikkat çekildi. Değerlendirmede Sovyetler'in dağılmasıyla birlikte artık Rusya'nın güvenlik politikalarının merkezinde yer almadığı ve henüz Türkiye ile ABD'nin, bölgesel sorunlarla başa çıkmak için sağlam bir zemin oluşturamadığı ileri sürüldü.
Değerlendirmede ayrıca Washington yönetiminin de ''Ankara'nın bazı kaygılarını gidermekte yetersiz kaldığı'' belirtildi. (AA)
• ABD Başkanı George W. Bush'un partisinden olan ve Amerikan Temsilciler Meclisindeki istihbarat komisyonuna başkanlık yapan Peter Hoekstra ve Senatör Rick Santorum tarafından düzenlenen ortak basın toplantısında sunulan raporda, ''2003'ten bu yana koalisyon güçleri hardal gazı ve zayıflatılmış sarin gazı içeren 500 kadar cephane bulmuştur'', denildi.
Raporda, ''Körfez Savaşı'ndan (1991) önceki Irak cephanelerinin yerini tespit etmek ve ortadan kaldırmak için sarf edilen çabalara rağmen, kimyasal cephanelerin hala var olduğuna inanılmaktadır'', ifadesi de yer aldı. Santorum, bulunan 500 kadar cephaneyle ilgili olarak, ''bana göre bu inanılmaz önemli bir buluş. Muhalefetteki (Demokratlar) arkadaşlarımın sık sık tekrarladığı gibi, Irak'ta kitle imha silahları bulunmadığı fikri aslında yanlış'', dedi. Ancak ABD Savunma Bakanlığı, bulunan cephanelerin çok da önemli olmadığı yönünde görüş bildirdi. Bakanlıktan bir yetkili, ele geçen cephanelerin Körfez Savaşı'ndan önceki eski cephaneler olduğunu, kötü durumda bulunan bu malzemelerin etkin şekilde kullanılmasının mümkün olmadığını kaydetti.
Adının açıklanmasını istemeyen bu yetkili, hardal ya da sârin gazı içeren 155 milimetrelik bu havan topu mermilerini bulunduğu yerde yok ettiklerini de kaydetti. Đstihbarat raporunda ise bu malzemelerin karaborsaya düşmesindeki tehlikelerin de altı çizildi ve Irak içinde olduğu kadar Irak dışında da kullanılabilecekleri kaydedildi. Santorum, raporun Irak'ta kitle imha silahları aramaktan sorumlu olan askeri istihbarat birimi National Ground Intelligence Center tarafından 2 aylık bir çalışmayla hazırlandığını söyledi. Bu birim, Irak'ta kitle imha silahlarını aramakla sorumlu teftiş grubunun 2004 sonbaharında çalışmalarına son vermesinden sonra bu tür silahları aramakla görevlendirilmişti. (AA)(AFP)
• Đngiltere Başbakanı Tony Blair, Japonya'nın askerlerini çekeceğini açıklamasının ardından, Đngiliz askerlerini şu anda çekmenin söz konusu olmadığını söyledi. Bir milletvekilinin Irak'tan Đngiliz birliklerini çekmenin zamanının gelip gelmediğini sorması üzerine kesin bir ''hayır'' yanıtı veren Blair, ''Kalıyoruz ve işimizi bitiriyoruz, bu Đngilizlerin çalışma tarzıdır'', ifadesini kullandı. Blair, Avam Kamarası'nda haftalık geleneksel soru-cevap oturumunda ''Demokratik olarak seçilmiş olan ve bizden kalmamızı isteyen insanlara vereceğimiz en kötü mesaj çekilmek olacaktır. Afganistan'daki gibi oradaki savaş da, daha geniş çaptaki uluslar arası terörle mücadele savaşının bir parçasıdır'', dedi. Blair, Đngiliz birliklerinin çekilmesine ilişkin takvim vermekten de kesin bir ifadeyle kaçındı. (AA)(AFP)
• Amerikan ordusu, Irak'ın başkenti Bağdat'ta yeni güvenlik planı çerçevesinde düzenlenen bir operasyonda, direniş lideri Nuri Ebu Haydar El Okabi'nin yakalandığını duyurdu. Açıklamada, Nuri Ebu Haydar El Okabi'nin geçen ay Iraklı 14 askerin kaçırılıp öldürülmesinden de sorumlu olduğu, bunun dışında
da birçok adam kaçırma ve adam öldürme olayının sorumlusu olduğu kaydedildi. (AA)(AFP)
• Irak'ın başkenti Bağdat'ın kuzeyinde, Sanayi Bakanlığına bağlı iki fabrikada çalışan 100'den fazla işçinin kaçırıldığı bildirildi. Adını açıklamak istemeyen bir güvenlik kaynağı, başkentin kuzeyindeki Taci'de, sayıları 50'nin üzerinde olduğu belirtilen silahlı kişilerin, Sanayi Bakanlığının kontrolündeki iki fabrikada çalışan işçileri Bağdat'a götüren otobüsleri kontrolleri altına aldıklarını ve otobüsleri bilinmeyen bir yöne doğru götürdüklerini bildirdi. Kaynak, otobüslerin birindeki işçilerin, aracın kontrolünü yeniden ele geçirmeyi başararak Bağdat'a gelip durumu haber vermesiyle olayın anlaşıldığını kaydetti. (AA)(AFP)
• Irak'taki El Kaide'nin liderliğinde oluşturulan, bazı militan örgütlerini de bünyesinde toplayan Mücahitler Şurası, Irak'ta kaçırılan Rusların öldürüldüğünü iddia etti. Örgütün internette yayımlanan açıklamasında, Rus büyükelçiliği personeli 4 kişinin, Moskova yönetimi, verilen süre içinde ''Çeçenistan'dan çekilme'' taleplerini yerine getirmediği için öldürüldüğü belirtildi. Açıklamada, ''Ruslar, Moskova yönetimi vatandaşlarının hayatına hiç değer vermediği için öldürüldü'', denildi. (AA)(AP)
• Irak'ın devrik Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in avukatlarından birinin öldürüldüğü bildirildi. Irak devlet televizyonu Irakiye, Saddam'ın önde gelen savunma avukatlarından Hamis El Ubeydi'nin ''teröristler'' tarafından öldürüldüğünü duyurdu. Saddam Hüseyin davasının başsavcısı da avukatın başkent Bağdat'ta öldürüldüğünü belirtti. Öldürülen savunma avukatı Hamis El Ubeydi'nin, öldürülmeden önce polis üniformalı kişiler tarafından kaçırıldığı bildirildi. Bu arada Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin’le beraber yargılandığı 7 eski Baas Partisi yöneticisinin, avukatlarının öldürülmesini protesto etmek üzere süresiz açlık grevine gittikleri açıklandı. (AA)(AP)(REUTERS)
Orta Doğu
• Đsrail cezaevindeki Hamas milletvekillerinden ve Hamas liderlerinden Şeyh Hasan Yusuf, ''Hamas, Filistin yönetimi başkanlık seçimlerine katılır ve kazanırsa şüphesiz Đsrail ile siyasi görüşmeler yürüteceğiz'', dedi. Konuşma yasağına rağmen Ha'aretz gazetesiyle Ketziot cezaevinden mülakat yapan 51 yaşındaki Yusuf, Đsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesiyle sağlanacak uzun dönemli bir ateşkesin, yan yana var olmalarının bir anlamda tanınması olacağını söyledi. Yusuf, Filistin Başbakanı Đsmail Haniye'nin bakanlarına verdiği, teknik konularda Đsrail ile görüşmeye yönelik yeşil ışığı, diyalog isteğinin bir türü olarak niteledi. ''Hamas'ın kapıları herkese açık'' diyen Yusuf, 1967 sınırları üzerinden bir devlet ve uzun dönemli ateşkes arzusunu, örgütünün tavrında çok olumlu bir değişiklik olarak nitelendirdi. Yusuf, Hamas hükümetinin devrilmesinin örgütü yeraltına iteceğini, şiddette büyük çaplı tırmanışa neden olacağını kaydetti. (AA)
• Đslam Konferansı Örgütü (ĐKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin Đhsanoğlu, Đran'ın nükleer programıyla ilgili olarak, ''Konuyla ilgili bütün ihtilafların sulh içerisinde
amaçlar için nükleer program geliştirmesini kabul ettiklerini kaydeden Đhsanoğlu, şunları söyledi: ''Đslam Konferansı'nın bu konudaki tavrı açıktır ve bütün ülkelerin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun kurallarına, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasına uymasını istiyoruz. Bu çerçevede Đran'ın haklarını tanıyoruz. Bu konuyla ilgili bütün ihtilafların sulh içerisinde diplomatik yollarla çözülmesini destekliyoruz. Biz Ortadoğu bölgesinin nükleer silahlardan arındırılmasını istiyoruz.'' Küresel açıdan ĐKÖ'nün öneminin çok arttığını ve dünya meselelerindeki katkılarının birçok ülke tarafından kabul edildiğini, bunun Avrupa Konseyi ve AGĐT temsilcileri tarafından vurgulandığını belirten Đhsanoğlu, şunları kaydetti: ''Bu toplantıda, Türkiye'nin tavrı çok önemli rol oynamıştır. Bizim başlattığımız reform hareketi, Türkiye'nin önemli katkılarıyla gelişmektedir. Özellikle geçen aralık ayında Mekke'de yapılan olağanüstü zirvede kabul edilen 10 yıllık eylem planı, bütün ülkeler tarafından önemle ele alınmaktadır ve desteklenmektedir.'' (AA)
• Đran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, nükleer programlarına ilişkin Batılı ülkelerin sunduğu öneri paketine 2 ay sonra yanıt vereceklerini bildirdi.
Ahmedinecad, Hemedan eyaletinde halka hitaben yaptığı konuşmada, hiçbir zaman dünya için tehdit olmadıklarını, hiçbir ülkeye müdahale etme niyetleri de bulunmadığını söyledi. ''Büyük güçler, baskıları karşısında hiçbir zaman susmayacağımızı bilmeli'', diyen Ahmedinecad, ''Kendi hakkımızı savunmaya kararlıyız. Hakkımızdan zerre kadar geri adım atmayacağız'', ifadesini kullandı.
(AA)
• Đtalya Dışişleri Bakanı Massimo D'Alema, dün Arap Birliği'ne üye ülkelerin Đtalya nezdindeki diplomatik temsilcileriyle bir araya geldi. D'Alema, ''Köktendinci her türlü akımla mücadele ve terörü besleyen nedenleri ortadan kaldırmak için kültürler arası diyalog şart'', dedi. Đtalya'nın Arap dünyasıyla ''sağlam ve köklü ilişkiler''e sahip olduğuna değinen D'Alema, bu bağlamda ikili ilişkileri daha da geliştirme ve karşılıklı ziyaretlerle sürekli temas halinde olmayı hedeflediklerini belirtti. D'Alema, ''Đtalyan hükümetinin arzusu, Akdeniz, Ortadoğu ve Körfez konusunda güçlü bir siyasi inisiyatif geliştirmektir. Bizim için bu ülkeler, stratejik ve öncelikli bir coğrafya konumundadırlar'' diye konuştu. D'Alema, Đtalya olarak, Ortadoğu'daki sorunların çözümü bağlamında, ''siyasi müzakerelerin başlaması için tüm ağırlıklarını koyacaklarını'' da sözlerine ekledi. Öte yandan Đran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki, Farnesina Sarayı'nda Đtalya Dışişleri Bakanı Massimo D'Alema’yla görüştü.
Görüşme sonrasında Đtalya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Massima D'Alema, Manuçehr Mutteki'ye, ''Đtalya, AB'nin müzakere platformunu desteklemekte, Đran'ı da müzakerelerin başlamasına yönelik olası çekinceleri aşmaya çağırmaktadır'', dedi. D'Alema, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ile Almanya Dışişleri Bakanları tarafından nükleer programa ilişkin sunulan öneri paketine Đran'dan olumlu yanıt gelmesini istediklerini kaydetti.
(AA)
Kafkasya ve Orta Asya
• Đslam Konferansı Örgütü (ĐKÖ) 33. Dışişleri Bakanları toplantısında kabul edilen Nihai Belgede Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgalinin bir kez
daha ve şiddetle kınandığı ifade edilen bildiride, Ermeni güçlerinin Azeri topraklarından bir an önce ve önkoşulsuz olarak çekilmesi çağrısı yapıldı.
Bildiride, tüm ĐKÖ üyelerinin, egemenlik ve toprak bütünlüğünün sağlanması için Azerbaycan'a destek vermesinin gerektiği belirtildi. (AA)
• Amerika’nın önde gelen dört hukukçusu, demokrasiyi bozduğu gerekçesiyle Bush’un Putin’e baskı yapması gerektiğini belirttiler. Önümüzdeki ay G8 Zirvesi’ne hazırlanan Putin’in, ülkesinde demokrasiyi bozduğunu iddia ettiler.
Hukukçular, St. Petersburg’da, Zirve sırasında Bush’un Putin’le toplantılardan önce veya sonra görüşmesi gerektiğini söylediler. Demokrat Tom Lantos, Cumhuriyetçi David Dreier, Senatör John McCain ve demokrat Joe Lieberman‘ın imzasının bulunduğu belgede, Başkan Putin’in demokrasi dışı ve otorite yanlısı bir şekilde ülkeyi yönettiğini ve bunun da G8’in demokratik normlarına aykırı olduğunu belirttiler. Belgede, Putin’in siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, basına, hükümete gelen akademik eleştirilere karşı baskıcı tutumunu arttırdığı belirtildi. (www.mosnews.com)
• Pazartesi günü ABD Başkanı Bush ile Rusya Devlet Başkanı Putin, yaptığı telefon görüşmesinde, Đran ve Kuzey Kore konusunda görüş birliğinde olduklarını söylediler. Đran’ın, uranyum zenginleştirme çalışmalarını askıya almasını öngören teşvik paketini kabul etmesi için iki ülkenin güçlerini birleştirmeleri gerektiğini belirttiler. Başkanlar ayrıca, Kuzey Kore’nin olası bir füze fırlatma ihtimalini de görüştüler. Bush, dün Kuzey Kore’yi bu füzelerin ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ettiği için uyarmıştı. (www.eurasiannews.com)
• Rusya ve Çin, Pakistan Enformasyon Bakanı Muhammad Ali Durrani’ye Şangay Đş birliği Örgütü üyeliği için söz verdi. Toplantıda Başkan Pervez Müşerref’le görüşen Putin, örgüte üye alımının tüzüklerinde olmadığını; ancak Pakistan’ın örgüte üyeliği için tüzükte değişiklik yapılabileceğini söyledi.
(www.eurasiannews.com)
• Türkmenistan, gaz fiyatlarının artmaması durumunda Rusya’yı gazı kesmekle tehdit etti. Türkmenistan, Gazprom için hayati önem taşıyan Orta Asya’ya dağıttığı gazın bağlantı noktasıdır. Türkmenistan, gazın metreküpünün 65 dolardan 100 dolara çıkarılmasını istiyor. Önümüzdeki ay içerisinde Gazprom’la herhangi bir anlaşma imzalanmadığı takdirde Türkmenistan gazı keseceğini açıkladı. Türkmenistan yılda yaklaşık olarak 60 milyar metreküp gaz üretiyor, bunun üçte ikisini Gazprom’a verirken kalan küçük bir kısmını da Đran’a veriyor. (www.eurasiannews.com)
Avrupa Birliği
• AB Dönem Başkanı Avusturya'nın ev sahipliğinde Viyana'da yapılan, ABD Başkanı George W. Bush'un da katıldığı AB-ABD Zirvesi sona erdi. Zirvenin sona ermesinin ardından Avusturya'nın Başbakanı Wolfgang Schüssel ve AB Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso’yla ortak basın toplantısı düzenleyen Bush, Küba'daki Guantanamo kampını kapatmak istediklerini söyledi. Bush, kampı kapatabilmek için kamptakilerin ilgili ülkelerce geri alınması gerektiğini belirterek, ''Ben kampı kapatıp yüzlerce katili sokağa salamam. Bu katillerin
dedi. Zirvede Filistin, Irak ve Đran'daki sorunların yanı sıra Lübnan'ı görüştüklerini ifade eden Bush, ''Suriye'nin Lübnan'dan elini çekmesi gerekiyor. Lübnan'da hür, demokratik bir düzen kurulabilmesi için Lübnan'ı rahat bırakın'', dedi. Đran'a, nükleer programına ilişkin BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ile Almanya Dışişleri Bakanlarının sundukları öneri paketine cevap vermesi için aylarca süre tanınmadığını söyleyen Bush, ''Haftaları var dedim. Đran'ın bir an önce cevap vermesini bekliyoruz'', diye konuştu. Bush, Đran'ın nükleer silah sahibi olmasını kesinlikle istemediklerini belirterek, ''Eğer ABD, AB ve Rusya Đran'ın nükleer silah sahibi olmasını istemiyorsa Đran yönetiminin bu isteği ciddiye alması gerekir'', dedi. Zirvede enerji sorununu tartıştıklarını da belirten Bush, ''Bizim bir an önce petrolden kurtulmamız gerekiyor. Bir Teksaslı olarak bu sözleri benden duymanız komik gelebilir; ama samimi olarak söylüyorum, petrolden kurtulmamız gerekiyor. Alternatif enerji kaynakları bulmalıyız'', diye konuştu. Öte yandan Türkiye’nin görüşmeler sırasında gündeme gelmediği belirtildi. (AA)
• Sırbistan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Karadağ, Avrupa Güvenlik ve Đşbirliği Teşkilatı'na (AGĐT) üye oldu. AGĐT'den yapılan açıklamada, Karadağ'ın bağımsız bir devlet olarak Birliğe katılma isteğine, AGĐT'in 55 üyesinin hiçbirinden itiraz gelmediği belirtildi. Açıklamada, Karadağ'ın yarın yapılacak olan AGĐT'in karar organı Daimi Konsey'in toplantısına ilk kez üye olarak katılacağı kaydedildi. (AA)(AP)
• Türkiye ile AB katılım müzakerelerinde 6. fasıl olan ‘şirketler hukukuyla’ ilgili tanıtıcı tarama toplantısı başladı. AB Komisyonu'ndaki toplantıda halka açık şirketler ve şubeleri için kanuni bilgilerin açıklanması, asgari sermaye, yurt içi ve yurt dışı şirket birleşmeleri, AB şirketi statüsü (Societas Europaea), Avrupa Ekonomik Çıkar Grubu (EEIG) ve finansal rapor hazırlama gibi konularda topluluk müktesebatı anlatılacak. Aynı başlıkta, Türkiye'de şirketler hukukuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve müktesebata uyumun ele alınacağı ayrıntılı tarama toplantısı ise 20 Temmuzda yapılacak. (AA)
Kıbrıs
• Kıbrıs ve KKTC'ye yönelik haksız izolasyon uygulamaları, Bakü'de düzenlenen Đslam Konferansı Örgütü (ĐKÖ) 33. Dışişleri Bakanları toplantısında kabul edilen 3 ayrı belgede yer alırken, KKTC'ye yönelik ambargo ve izolasyonların kaldırılması istendi. Bakü'deki Gülistan Sarayında pazartesi günü başlayan toplantı, dün görüşülen konular ve alınan kararların yer aldığı Nihai Belge (Sonuç Bildirisi) ile Bakü Bildirisinin kabulüyle sona erdi. Görüşmelerde kabul edilen ''Kıbrıs'ta Durum'' konulu kararda, Kıbrıs Rum yönetiminin çözüme ilişkin isteksizliğinin ĐKÖ'de memnuniyetsizlikle karşılandığı vurgulanırken, Annan Planı çerçevesinde çözümün sağlanması için uluslararası toplumun Rum yönetimine çağrıda bulunması gerektiği belirtildi. Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyonların kaldırılması çabalarını engelleme yönünde bazı girişimler bulunduğuna da işaret edilen kararda, bu girişimlerin ĐKÖ tarafından endişeyle karşılandığı vurgulandı. ĐKÖ üyesi ülkelerin Kıbrıs'taki Müslüman Türklere yönelik haksız ambargo, izolasyon uygulamalarının kaldırılması amacıyla yaptıkları çalışmaları sürdürmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi. Kararda,
siyasi ve diplomatik alanda Kıbrıs Türkleriyle karşılıklı üst düzey ziyaretler yapılması, ticari yatırımlar için işadamları ziyaretleri düzenlenmesi, bilim, kültür, eğitim ve sosyal alanlarda Kıbrıs Türk halkıyla doğrudan diyalog ve ilişkiler kurulması ve sürdürülmesi çağrısı da yer aldı. Türkiye'nin ocak ayında açıkladığı, Kıbrıs'ta her iki tarafa uygulanan tüm kısıtlamaların aynı anda kaldırılmasını da içeren ''Eylem Planı''na tam destek verildiği ifade edildi.
Kıbrıs konusu, Nihai Belge ile Bakü Bildirisinde de özet olarak aynı kapsamda ele alınırken, bildiride Kıbrıs sorununun çözümünün iki tarafın eşitliği temelinde sağlanması ve izolasyonların sona erdirilmesi gerektiği ifade edildi. (AA)
Diğer Haberler
• Avrupa Birliği, Kuzey Kore'den uzun menzilli füze denemesinden vazgeçmesini istedi. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana yaptığı açıklamada, ''uluslararası topluluğun, füze denemesinden vazgeçmesi için Kuzey Kore'yle çok açık ve çok sert bir biçimde konuşması gerekiyor'', dedi.
Solana, ''Kuzey Kore'ye yapmaya çalıştıkları şeyin sonuçları olacağını söylemek zorundayız'', diye konuştu. Bu arada ABD, Kuzey Kore'nin olası füze denemesi tartışmasıyla ilgili doğrudan görüşmelerde bulunulmasına ilişkin önerisini reddetti. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi John Bolton yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin kıtalararası balistik füze fırlatma tehdidine dayalı müzakere olamayacağını söyledi. (AA)(AP)
• Đslam Konferansı Örgütü (ĐKÖ) 33. Dışişleri Bakanları toplantısında kabul edilen nihai belgede, Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerinin uluslar arası anlaşmalar ve Lozan Antlaşmasından kaynaklanan haklarına saygı göstermesi gerektiği belirtildi. Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerini seçme hakkı bulunduğu işaret edilen belgede, Atina'ya seçilen müftüyü tanıması çağrısı yapıldı. Belgede ayrıca, Türk azınlığının vakıf idaresi gibi çeşitli konulardaki tüm haklarını kesintisiz kullanabilmesi ve karşılaşılan sıkıntıların giderilmesi gerektiği ifade edildi. Yunanistan'ın bir dönem uyguladığı vatandaşlık yasasıyla, bu ülkedeki Türklerin Türkiye'yi ziyaret etmelerinin vatandaşlığı kaybetmeyle sonuçlandığı anımsatılan belgede, yaklaşık 60 bin kişinin bu uygulamayla vatandaşlıktan çıkarıldığı ifade edilerek, ĐKÖ'nün bu kişilerin vatandaşlığının geri verilmesini beklediği vurgulandı. (AA)
• BM Güvenlik Konseyi'ne Kosova'daki son durumu değerlendiren BM Kosova Geçici Misyon (UNMĐK) Başkanı Soren Jessen Petersen, Kosova'nın nihai statüsüyle ilgili çözümün ertelenmesi durumunda, halkın sabrının taşabileceğini belirtti. Kosova basını, görev süresi bu ayın sonunda dolan Petersen'in, bunun bir tehdit veya şantaj olmadığını, gerçek durumu yansıttığını savunarak, bu belirsizliğin süremeyeceğini vurguladığını aktardı.
New York'ta Petersen’le ortak basın toplantısı düzenleyen Kosova Başbakanı Agim Çeku da ''hükümetinin bütün yurttaşlarına olduğu gibi, Sırplara da aynı ilgiyi göstereceğini, Belgrad yönetiminin Sırpları rehin tutmaktan vazgeçmesi gerektiğini'' kaydetti. Bu arada Sırp basını, BM Genel Sekreterinin Kosova Özel Temsilcisi Martti Ahtisaari'nin New York'taki temasları sırasında, müzakerelerin en üst düzeyde Sırbistan ve Kosova Başbakanları Voyislav
Koştunitsa ve Agim Çeku'nun Temmuz ayında doğrudan görüşmesiyle başlamasını önerdiğini yazdı. (AA)
Dünya Basını
Đngiltere gazetelerinde bu sabah öne çıkan başlıklardan biri, Đngiltere'nin caydırıcı nükleer silah sisteminin geleceği. Akıllardaki soru, bu sistemi zaman aşımı nedeniyle, yenileme vakti geldi mi? Đngiltere'nin hâlihazırdaki dört nükleer denizaltısı, her biri Đngiliz yapımı savaş başlıkları taşıyan ve sayıları 16'ya dek varan Amerikan Trident balistik füzeleriyle donatılmış bulunuyor.
Ancak bazı çevreler de bütçeye maliyeti 25 milyar doları aşacak böyle bir harcama gerekli mi? diye soruyor. Đşte bu tartışmaların tam ortasında Đngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown, Başbakan olursa, Trident füze sistemini yenileme sözü verdi. Times gazetesinin aktardığına göre, sol kanat öfkeli.
Maliye Bakanı'nın, dün "uzun vadede" nükleer yeterliliği koruma sözü vermesi, Sol kanatta tepkiyle karşılandı. Brown'ın, gelecek yıl Tony Blair'den görevi devralması bekleniyor. Gordon Brown, Amerikan hükümeti ve Silahlı kuvvetleri memnun edecek bu açıklamasıyla, Đşçi Partisi lideri olduğunda, savunma konusunda yumuşak davranmayıp sol kanada yönelmeyeceğini de belli etmiş oldu. Bakanların bu konudaki kararı, 2007'nin başlarında almaları bekleniyor.
Gordon Brown, komutanlar da olur verdiği takdirde, sistemi yenileyeceğini ilk kez kamu önünde doğruladı. Yeni sistemde de, eskisi gibi, denizaltıların kullanılması kuvvetle muhtemel.
Independent gazetesinin bugünkü ekinin kapağında, "Yeni bir ulus mu doğuyor?" sorusu göze çarpıyor. Patrick Cockburn imzalı ve dört sayfa ayrılan analizde bahsedilen yer: Süleymaniye, Dahuk ve Erbil'i de içine alan Irak'ın kuzeyindeki Kürt Bölgesi. Cockburn, Saddam Hüseyin'in devrilmesinin beklenmedik sonuçları olduğunu belirterek, "Onlarca yıl süren şiddetin ardından, acaba bu bölgenin halkı kendi kaderini tayin edebilecek mi?", diye soruyor. Özetleyerek aktaralım. "Irak’taki Kürt Bölgesi teoride, bağımsız değilse de, Birleşmiş Milletler'in bazı üyelerinden daha güçlü. Irak'ın parçası;
ama aldığı kararlarda Bağdat'ın etkisi pek az. "Beyaz Saray ve Downing Street'ın bir zamanlar varlığını bile reddettiği liderleri, şimdi her ikisinin de, önemli müttefikleri arasında. Saddam'ın devrilmesinden kazara kârlı çıkan Iraklı Kürtler oldu. "Ancak bir felaketle sonuçlanabilir, fiili özerklikleri sona erebilirdi. Amerika'nın 40 bin Türk askeriyle Irak'a kuzeyden girme planları, Türk meclisinde reddedilmeseydi... Kürtler bir gecede, Amerika'nın Irak'taki tek gerçek müttefiki haline geldi. "Bugün, Kürt Bölgesindeki oteller, dolup taşıyor, Erbil ve Süleymaniye'de birbiri ardına açılan inşaat alanlarından dev vinçler yükseliyor. Irak'ın başka yerinde çalışmak istemeyen doktorlar, gösterişli klinikler açıyor. Üstelik Kürtler sadece üç eyaletle de sınırlı kalmadılar, kontrollerindeki alan da genişledi." Patrick Cockburn, Kürtlerin sadece coğrafi anlamda güçlenmediği; hem Irak hükümeti hem de ordusu içinde, etkin olduklarına dikkat çekiyor; ama pek çok Kürdün gelecek konusunda kaygılı olduğunu anlatıyor yazısında. "Şimdi Amerika'nın dostular; ama Washington, geçmişte yüz üstü bıraktığında hiçbir pişmanlık duymamıştı. Irak'tan askerlerini çekmesinin ardından, bir kez daha geniş Kürt nüfusa sahip ve Iraklı Kürtler'den şüphe duyan, eski müttefiki Türkiye'ye yüzünü dönebilir. "Kürtler güçlü; çünkü Irak'ın yüzde 80'ini oluşturan Sünni ve Şiiler savaş halinde... Ama
günün birinde birleşip Kürtlere hükmetmeye öncelik verebilirler. "Farklılık, Kürt Bölgesi’nin sınırlarının nasıl çizilmesi gerektiğinde yatıyor. Petrol zengini Kerkük, daima tartışmaların odağında. Kürtler diğer Iraklılardan giderek ayrışıyor. Büyük bölümü, bağımsızlıktan yana olan. Giderek daha az sayıda Kürt, Arapça konuşur oldu. "Bununla beraber, Şii partilerle ilişkilerini iyi tutmaları gerektiğinin bilincindeler. Kürt liderler, ayrıca Đranlılar ya da Türkler karşısında, Amerika'nın garantör olmasından yanalar. Kürt liderler, şimdiye dek sayısız badire atlatmakta kurnaz davrandılar; ama herhangi bir hatalarının, halka pahalıya patlayacağını da biliyorlar."
Avrupa'da pek çok gazetenin gündeminde, dün Viyana'da sona eren Avrupa Birliği - Amerika Birleşik Devletleri Zirvesi yer alıyor.
Almanya'da yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesi, Zirveden bir gün sonra, "hem Avrupa hem de Amerika'nın, eski adetlerini aşıp küresel konularda yakın iş birliğine gitmeye başlaması gerek", diyor. Gazete, "Avrupa Birliği, küreselleşme çağında başrol oyuncularından biri olmak için, bir tür süper güç olması gerektiğini fark etti", diyor; ama ekliyor; "Bunun için Amerika'yla müttefik olması gerektiğinin de farkında." Gazete, "Amerikalı siyasetçiler de diğerleriyle beraber hareket ettiklerinde daha inandırıcı olduklarını öğrendiler", diye yazmış.
Avusturya gazetesi Der Standard, "Zirve, belki alışıldık kalıplardaydı", diyor;
ama yine de Avrupa ile Amerika'nın bazı önemli konularda ortak fikre varabildiğini belirtiyor. Guantanamo skandalı ve bu skandalın, Amerika'nın imajı üzerindeki yansımaları, besbelli çok ciddi olmuş olmalı ki, Amerikan Başkanı George W. Bush, hapishanenin kapatılacağı planlarını açık ifadelerle doğruladı.
Der Tagesspiegel'e göre ise Amerika'nın tavrı sadece Guantanamo değil, Đran ve Avrupa'nın savunma yapısı konusunda da değişti. Đspanyol El Pais gazetesi ise Zirveyi önemli insan hakları konuları tartışılmadığı gerekçesiyle eleştiriyor. Gazeteye göre, George W. Bush, Guantanamo kampını kapatmak istediğini söylese de Avrupalı temsilciler, yeterince bastırmadı ve "olağanüstü nakil" yani, terör zanlılarının CIA gözetimindeki uçaklarla sorgulanmak üzere işkence görme ihtimali bulunan ülkeleri götürülmeleri konusunu gündeme getirmedi.
Romanya'da yayımlanan Curentful gazetesi ise Viyana'da Başkan W. Bush için uygulanan olağanüstü güvenlik önlemlerinin zirvenin önüne geçtiği yorumunu yapıyor. Nüfusun çoğunluğunun Bush'a düşman olduğu bir ülkede, nihai karar çıkmayan bu zirvenin, protesto edilmesi de normal, diyor Curentful.