KIRŞEHİR
AHi EVRAN
ÜNİVERSİTESİYayın
No: 001
@
.
III& ULUSLARARASI
• • 1
AHILIK SEMPOZYUMU
XIII. Yüzyıla Kadar
Türk ve İslam Dünyasında Ahiliğin Temelleri
THE III. INTERNATIONAL SYMPOSIUM OF AKHISM
5-7 Ekim / October
2(l17KIRŞEHİR
BİLDİRİLER
CİLTl
Kuşehir, 2018
lll. ULUSLARARASI ARİLİK SEMPOZWMU
XIII.
YüzyılaKadar
Türk ve
İslam Dünyasında AhiliğinTemelleri S-7 Ekim/ October 2017
KIRŞEHİR-BİLDİRİLER-
Bu bildiri kitabırun hazırlanmasına katkı sağlayan
Doç. Dr. Ahmet Gündüz' e, Yrd. Doç. Dr. Rıfat İlhan Çelik' e ve Okt. Fatih Çil' e
teşekkür ederiz.
Ed.itörler:
Prof. Dr. Ahmet GÖKBEL Doç. Dr. Ahmet DOGAN
Haberleşme Adresi:
Kırşehir AJıi Evran Üniversitesi Rektörlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
web: https:/ /basin.ahievran.edu.tr e-mail: [email protected]. tr
' ..
Tasarım
Mert SARIY1LDIZ
Baskı
SARIY1LDIZ OFSET LTD. ŞTİ.
İvogsan Ağaç İşleri Sanayi Sitesi 1358. Sokak No: 31 Ostim 1 ANKARA Tel: 0.312 395 99 94 - 95 .
© Bu kitabın bütün hakları Kırşehir Ahi Evran Üniversitesine ait olup elektronik/ dijital ortani dahil, herhangi bir şekilde çoğalhlması, yayımlanması
yasaktır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
NASIR Lİ-DİNİLLAH'TAN ÖNCE FÜTÜVVETİN DURuMu
THE STATUS OF FUTUWWABEFOREAL-NASIR LI-DIN ALLAH
Yrd. Doç. Dr.
Fati/ıGÜZEL
Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
Jatihgiizel75@Jıotmail.com
· @
N asır Li-Dinillah'tan Önce FütUvveıin Durumu Ö~etFiitüwet terimi genç, yiğit anlamına gelen "Fetô" kelimesinden tiire-
tilmiştiı: · "Fiitiiwet" ise kalıramanlık ve cömertlik vasfiyla temayüz etmiş
gençlik demekti ı: Fiitüwet yarı göçebe Arap kültüründeki asil, konuksever- lik, cömertlik, yiğitlik gibi değerlerin İslômf dönemdeki Arap toplumıma yansımasıdu: İslôm diniyle birlikte hızlı bir döniişiim yaşayan Ortadoğu haklarmda aşiret yapısı çözülmüş, kan bağınm önemi kalmamış, kişiler toplımıda kendi yetenekleriyle var olma gayretine girmiş/erdi!: Bu sosyal ve siyasal şaı1lar gençlerin birlikte yaşama isteklerine yol açmış, gençlik
grupları olarak isimlendirebileceğimiz "fityôn" birlikleri o11aya çıkmış
tır. Fityôn birlikleri bölgesel farklılıklara bağlı olarak, AY.)Im; Rimi, Şôtıı;
Civanmert, Ahdôs şeklinde isimlendirilmiştir. Oldukça gevşek bir hayat
tarzı benimseyen fiitiiwet erbaplarz kir reisin başkanlığmda bir bölgede hôkimiyet tesis ederek, devlet otoritesinin zayifladığı dön~mlerde kolluk kuweti gibi çalışıyoı; anlaşliıazlıklaruia kendi iç mekanizmalarıyla çözüp, gayr-i meşru icraatlannda birbirlerine yardımcı oluyorlardı. Tarihsel sü- reç içinde değişikliğe uğrayan Fiitı'iwet kavramı, Cahiliye dönemindeki fetô anlayışı, sfı.fi anlayışla birleşerek tasawıı.fi fiitiiwete daha sonrada
esnaf kesimiyle birleşerek Ahifiğe döniişmüştiil:
Anahtar Sözcükler: Abbôsfleı; Nôsır li-Dinillôh, Fetô, Fiitiiwet, Alıili k.
Abstract
The term of Futuwwa was derived from ''feta" word which means young, brave person. Futuıvwa refers to the J!Outh who has came to the fore through heroism and generosity. Futuwwa isa rejlection ofvalues /ike nobility, hospitality, generosity, braveıy in semi-nomadic Ara b i c cultııre to the Arab society before Islamic age. In Middle Eastern communities who e.r:perienced a rapid canversion witlı the faith of Islam; tı·ibal structııre
_P.i§!__olved, consanguinity los! its importance and people made an effort to exist liiso.ciety w ith the ir own talents. These social and political conditions /ed young people to live togetlıer and the "fityan" unions w hi ch can be na- med as youth groups showed up. Fityan ımions was nam ed as AY.Ym; Ri nd,
Şatıı; Civannıerd, ;l.hdas depending on regional differences. Futuwwa con- noisseures who adopted a quite loose life style; established a dominion in a region ımder the presideney of a head, worked !ike apo/ice force during periods when the state authority was weak, foımd solutions to their dispu-
tes with their own internal meclıanisms, helped each other in their unoffi- ciallegitimate acts. The no tion of Futuwwa that clıanged
.
in the historical ,-process, firstly tıırned in to sufistic futuwwa by merging sufic ımderstanding
Yrd. Doç. Dr. Fatih GÜZEL
@
with ''feta" understanding in Ignorance period, later turned into Turldslı-
Islamic gıti/d by emerging with craftsmen.
Keywords: Abbasids, Al-Nasır li-Din Allah, Feta, Futuwwa, Turldslı
Islamic Guild
Fütüvvet Nedir?
Fütüvvet terimi Feta'dan türetilmiştir. Feta; genç, yiğit anlamına gelmektedir. Fü- tüvvet ise kahramanlık, cömertlik anlamJanna gelmektedir. K. Kerim'de ''feta. fitye, feteyat" (Nisa 25; Yusuf 30, 36; Kehf, 13, 60, 62) kelimeleri ayetlerde ahlaki birer du- rum belirtmeksizin sadece temel anlamı olan "genç adam" anlamında kullanılmıştır. Eski Arap düşüncesinde ise feta; misafirperverlik, cömertlik, cesaret özellikleriyle ortaya çı
kan asil insan anlan:ıına gelmekteydi. Fütüvvet en yüksek cöniertliğin, konukseverliğin, fedakarlığın ifadesidir. Fütüvvette cömertlik bakımından Hatem-i Tiii, cesaret ve bilgi
bakımından Hz. Ali örnek olarak kabul edilmiştir (Taeschner, 1995: 9).
Fütüvvetin birbirirıden farklı tarifleri yapılmıştır. İbnü' 1- Mi 'mar fütü vv eti şöyle tarif eder; "Fütüvvet dininaslında olan bir özelliktir. Doğru yolda olan insanlara ait bir sıfattır.
Feta olan bir kimsenin dindar olması gereklidir. Feta olan kimse AUah'a, meleklere, pey- gamberlere ve dinin temel akidelerine yakinen iman eder. Dinirı gereklerini, ibadetlerini itina ile yerine getirir. Her zaman doğruyu söyler, her zaman iyilik yapar (İbnü'l-Mi'mar, 1958: 140).
Cürcaru ve Kuşeyri'nin fütüvvet tarifi ise şöyledir; fütüvvet halkı dünya ve ahirette kendi nefsine tercih etmektir ( Cürcani, 1985: 171 ). Fütüvvet, Kulun başkasının emrinde olması ve onun maslahatı ile mukayyet olmasıdır (Kuşeyrl, 1989: 390).
Bu tanımlardan da anlaşılabileceği gibi iki tip fütüvvetten söz etmek mümkündür.
Gençlerin bir araya gelerek daha ziyade eğlence maksadıyla oluşturdukları, oldukça gev-
şek bir ahlak anlayışa sahip bir fiitüvvet, diğeri de tasavvuf da tarifini bulan üstün ahiakla
donanınayı ifade eden i1imde, cesarette Hz. Ali'yi, cömertlikte Hatem-i Tai'yi örnek alan fütüvvet. Kaynaklarda fütüvvetin tanımında her ne kadar mistik, tasavvufi tanımlamalar
ön plana çıksa da zulüm ve kahır görmüşlere sahip çıkma. bu yolda gözünü budaktan
sakırırnama, cesur ve yiğit olma anlamlanndan dolayı fütüvvetin ilk şekillerinin daha ziyade bir çeşit şövalyelik olduğu düşüncesi araştırmacılar tarafından ifade edilmekte- dir. FUtUvvet daha sonra İslam tasavvufunun etkisi ile tarikatvari bir yapıya bürünmüştür (Güllülü, 1977: 30). Fütüvvet kavramı tarih içerisinde gelişerek değişikliğe uğramıştır.
Cahiliye Arap toplumundaki feta anlayışı sufi anlayışla birleşerek tasavvufi fütüvvete daha sonra da esnafkesimiyle birleşerekAhiliğe dönüşmüştür (Ocak, 1993: XIII/263).
Fütüvvet, yan göçebe Arap. kültürüne ait asil insan, konukseverlik. cömertlik ve yi- ğitlik gibi değerlerin İslamiyet'in tesiriyle aşiret hayatından yerleşik hayata geçen Arap toplumuna yansımasıdır (Güllülü, 1977: 30). Bu yansımanın kahramanı olan "Feta- Genç" eski Araplarm zihin dünyasmda yaşattığı asil ve kamil insanı ifade eder. Bu kahra-
@
Nasır Li-DiniUab'tan Önce Fütüvvetin Durumuman, biri. cömertlik diğeri ise kahramanlık olan iki özelliği ile temayüz etmiştir. Fütüvvet İran'daki civanmertliğin, eski Türklerdeki Alp lığın, Batıdaki Şövalyelik ve Japonya'daki
Samuraylığın Arap toplumundaki bir tezahürüdür. Gençlik, canlılık, kanın kaynaması,
dinamizm ve toplumsal idealler taşıma gibi anlamlar içerir, fiitüvvet gençliğin dinamiz- mini, canlılığını toplumsal ideallere yönlendirmeyi amaçlayan gençlik teşkilatıdır (Dik- kaya, 2000: 63).
Başlangıçta fütüvveti ortaya çıkaran sebep, e~kek topluluklarının pek çoğunda ol~
duğu gibi erkeklerin bir araya gelme ve beraber zaman geçirme güdüsü ve arkadaşlık
duygusudur. Bu çeşit topluluklarda daha ziyade eğlence ön planda tııtulmakta, ahlaki
erdemle~ ikinci planda kalm~dır (Taeschner, 1972: 203).
Fütüvvetin Tarihsel Gelişimi
Fütüvvet, hızlı bir şehirleşme sonucunda sosyal değişimlere maruz kalan Ortadoğu
toplumlarının, yeni şartlara ayak uydunıla ·çabası sonucu ortaya Çıkmış ve gelişmiş bir müessesed ir. Hızlı şehirleşme sonucunda aşiret yapısı çözülmüş~· sosyal ilişkilerde kan
bağının önemi kalmamış, şehir ekonomisi kişileri kendi yetenekleriyle baş başa bırakmış,
cemaat ilişkilerinin yerini cemiyet ilişkileri almıştır. Bu sosyal ve siyasal şarti~, gençle- rin ortak hayat sürme isteklerini tetiklemiş, bunun sonucunda gençlik grupları Şeklinde fityan birlikleri ortaya çıkmıştır. Bu birlikler genellikle fityan birlikleri olarak isimlendi- ritmekle birlikte yönetim ve halk tarafından bölgesel farklılıklara bağlı olarak "Ayyar,
Şatır, Rind, Civarımerd, Ah das" şekillerinde isimlendirilmişlerdir (Güllülü, 1977: 31 ).
Fütüvvet ve fityan kavramlarını birbiriyle bağlantılı olmakla birlikte daha ziyade
ayrı düşünülmüş ve tanımlanmıştır. Fityan ile ahlak anlayışı oldukça gevşek, serbest bir hayat tarzı yaşayan ve çoğu zaman Şillikle örtüşen gençlik gruplar, fUtüvvet terimi ile de ahlaki seviyesi yüksek, tasavvufi boyuttı olan tarikatvan yapı kastedilmiştir. Fityan fütüvvetin daha ziyade gelişmemiş ilkel halidir.
Fütüvvett zamanla tasavvufla birleşerek ahlaki bir boyut kazanmıştır. Fityan birlik- lerinde ahlaki yön bulunmakla birlikte bazı gençlik grupları Fütüvvetin sufi şekline dıllıil
. olmayıp eski Arap fetasının şehirlerdeki devarnı şeklinde teşkilatlanarak oldukça gevşek
bir hayat tarzı benimsemişlerdi. Özellikle Ayyar ismiyle anılan gruplar, düzene karşı ta- vır takınarak,-yağma ve çapul gibi toplum düzenini bozucu faaliyetlerde bulunuyorlar- dı. Ayyarlar sadece avret yerlerini örten, başlarına hurma yaprağından yapılmış başlık koyan, boyunlarına çan, yular veya ip takan serseriler grubu olarak tasvir edilmişlerdir
(Barthold, 2004: 157-158; Özcan, 1991: IX/296). Bu tür fityan grupları devlet güçlerine
savaş ilan ederek, kendileri adeta bir kolluk kuvveti gibi çalışıyorlardı. Anlaşmazlıkianna
kendi iç mekanizmalarıyla son verip, devlet mahkemelerine müracaat etmezlerdi Gayri meşru icraatlannda birbirlerine yardım eder, destek oluil~dı. Zenginden zorla para alıp·
fakiriere dağıtmak gibi uygulamalarına çok sık rastlap.ılmaktaydı (Taeschner, 1953:
i
O;Iş, 1990: 196). .
Ayyar ismi verilen fityan grubu zaman zaman Bağdat'ta yönetimi dahi tehdit et-
Yrd. Doç. Dr. Fatih GÜZEL
@
mekteydi. Bağdat'ta Burcumi isminde bir Ayyar reisi halk tarafından çok seviliyordu.
Burcurol'nin halk ÜZerindeki etkisi devletin etkisinden daha fazla idi. Hatta bir defasında
halk Rusafe mescidinde Cuma hutbesinde imama müdahale ederek; " Ya Burcumi adına
hutbe okursun ya da ne bir sultan ne bir halife ne de bir melik adına hutbe okuturuz"
demişlerdir {İbnü'l-Esir, I 987: VTII/213). Ayyarlar 1 135-1144 yıllan arasında hilafet merkezi olan Bağdat'ta bile yönetimi ele geçirmişlerdi. Bağqat'ta kontrolü kaybeden hü- kümet halka Ayyarlara karşı kendilerini korurnalarını ilan etmiştir. Malını ve canını ko- rumak isteyen halk silahlanarak Ayyarlarla mücadeleye belşlam ış, yakaladıklan.Ayyarlan
öldürmüşlerdir (Neccar, 1981: 114).
Abb§si halifesi Raşid il~ Irak Selçuklu Sultanı Mesud arasındaki mücadele esnasın
da ortaya çıkan iktidar boşluğundan istifade eden Ayyarlar 530/1135 yılında Bağdat'ta anarşiye sebep olmuşlardır. Tüccar ve esnafi tehdit ederek ellerindeki mallan zorla al-
'
mışlardır. Selçukluların Bağdat Şahnesi Ayyarların sebep olduğu anarşi yi bastırmamıştır.
Ayyarlar anarşisi ancak Sultan Mesud'un ordusuyla Bağdat'a gelmesiyle bastırılabilmiş
tir. Yakalanan Ayy~l.rlar sultan tarafından idam ettirilmiştir. Diğer Ayyarlar ise ülkenin dört bir yanına dağılmışiardır. Selçuklu ordusu ile Ayyarlar arasındaki mücadelede Bağdat halkının bir kısmı Ayyarların tarafını tutmuştur (İbnü'l-Cevzi, 1985: X/85). Bu durum sosyal tabakanın alt kesiminin Ayyarlan desteklediğini göstermesi açısından öne~dir.
. 532/1138 tarihinde Irak'ta ve Bağdat'ta çok sayıda yandaşı bulunan, her zaman ya- nında kalabalık bir grupla gezen İbn Bekran isminde bir Ayyar reisi vardı. İbn Bekran kendisini o kadar güçlü hissediyordu ki Bağdat yakınlarındaki An bar şehrinde kendi adı
na para dahi bastırıruştı. Bağdat valisi bile İbn Bekran'dan korlanaktaydı. Hatta Bağdat valisinin kardeşi İbn Bekran 'ın elinden şedd kuşanarak onun refikleri arasına d§hil olmuş
tu. 532/1138 yılında BağdatAyyar1arının reisi İbn Bekran ve onun yardımcısı İbn Bezzaz, Bağdat şahnesi Zeynebi'nin emri ile öldürülmüştür (İbnü'l-Esir, 1985: IX/302-309).
Bazı devlet adamlarının Ayyar gruplarının faaliyetlerinde göz yumduklan ve on- lardan menfaat temin ettikleri de rivayetler arasında yer almaktadır. Nitekim 538/1155 tarihinde Ayyarlar Bağdat'ta büyük kanşıklığa sebep olarak, halkın malını mülkünü yağmalamışlardı. Bağdat'ta bulunan Selçuklu komutanı İldeniz, Ayyarların· sebep oldu-
ğu kanşıklıklan bastiramamıştır. Durumdan haberdar olan Irak Selçuklu sultanı Mesud, İ1deniz'i Hemedan'a çağırarak Bağdat'taki Ayyar probleminin çözülemeyişinin sebebini sormuştur. İldeniz, Sultana; "Senin kayınbiraderinle vezirinin oğlu Ayyarların işbirlikçisi ve ortağı iken ben nasıl olur da onlarla baş edebilirim" diyerek Bağdat'taki durumun vabametini anlatmıştır. Durumdan haberdar olan Sultan Mesud, kayınbiraderinin ve ve- zirinin oğlunun derhal idam edilmesini emretrniştir. En büyük destekçilecinden mahrum kalan Ayyarlar öldürülecekleri korkusu ile Bağdat' ı terk etmişler. Yakalananlan ise Emir ildeniz tarafindan öldürülmüştür {İbnü'l-Cevzi, 1985: X/106).
538/1155 yılında göçebe Oğıızlar, Büyük Selçuklu sultanı Sencer' e isyan ederek Horasan ve İran 'ı yağmaladılar. Oğuzlar tarafindan yağmalanan şehirler daha sonra Oğıızları takip eden Ayy§rlar tarafindan yağmalanmıştır. isyancı Oğıızlar tarafindan ya-
@
N asır Li-DiniUab'tan Önce FUtüvvetin Durumupılmayan zülüm ve fenalıklar Ayyarlar tarafından halka reva görülmüştür (İbnü'l-Esir, 1987: IX/388).
Abbas! halifelerinden ilk defa Müktefi, Ayyarlarla ilişki kurup .istilacı dış güçlere
karşı onlardan·askeri güç olarak istifade etmek istemiştir. Irak Selçuklu sultam Mesud'un ölümünden istifade ederek Abbas! hilafetini bağımsızlığına kavuşturmak isteyen Halife Müktefi 547/1156 tarihinde kurmuş olduğu orduya Ayyarlan da davet etmiştir (Neccar, 1981: 115).
Fütüvvet mensuplarının bu durumu Halife N asır li-Dinillab dönemine kadar devam
etmiştir. 575-622/1180-1225 yıllan arasında hilafet makamında kalanNasır li-Dinillab 578/1182 yılında fiitüvvete dahil olmuştur. Fütüvvet nizarnının bozulduğunu mÜDtesip- lerinin balkın başına bela olduğunu gören Nasır li-Dinillab 604/1207 yılında kendisini fiitüvvet önderi, şeyhi i~an ederek, fiitiivveti yeniden tanzim etmiştir.
SONUÇ
Gençlik, yiğitlik, kabramanlık, cömertlik anlamlarına gelen fiitüvvet bu özellikler- le donanmış asil insanı ifade eden bir kavramdır. Fütüvvet batıdaki şövalyelik, Japon- ya'daki Samuraylık, eski Türklerdeki Alplik geleneğinin Arap toplumundaki karşılığı
dır. Ortadoğu'da İslam fetihlerinden sonra hızlı bir şehirleşme sonucu toplumsal yapı değişmiş, aşiret yapısı çözülmüş, sosyal ilişkilerde karı bağının önemi kalmamış, şehir
ekonomisi kişiyi kişisel kabiliyeri ile var olamaya zorlamıştır. Değişen şartlar gençlerin bir araya gelerek ortak hayat kurma ve var olma çabası içinde fityan ismi verilen organize gençlik birlikleri ortaya çıkıruştır. Fftyan birlikleri farklı bölgelerde Ayyar, Rind, Şatır, Ahdas, Civanmerd gibi farklı isimlerle auılmaktaydı.
Fütüvvet ve Fityan kavramlan birbiriyle bağlantılıdır. Fityan, daha ziyade fiitüvvetin
gelişmemiş ilkel halidir. Fityan ile ahlak anlayışı oldukça gevşek, serbest bir hayat tarzı benimsemiş gençlik gruplan kastedilirken, fiitüvvet ile ahlaki seviyesi yüksek, tasavvufi
boyııtu olan tarikatvari yapı kastedilmektedir.
Bir reisin riyasetinde toplanan fityan birliklerinin her birinin hakimiyet kurduğu
. bir alan mevcuttu. Devlet otoritesini tanımayan, adeta kolluk kuvveti gib~ çalışan fityan _ birlikl~ri, müntesipleri arasındaki anlaşmazlıklara kendi iç mekanizmalan ile son verir, devlet ~iilı.kem~lerine müracaat etmezlerdi. Gari meşru işlerde fityan müntesiplerine bir- birlerine destek olurlardı. Zenginlerden zorla para alıp fakiriere dağı tm~ çok sık görülen olaylardandı. Özellikle Ayyar ismi verilen fiitüvvet grubu toplı,ımda anarşi kaynağı ha- line gelmişti. 1 135-1144 yıllan arasında Bağdat'ta hakim olan Ayyarlara karşı merkezi hükümet halktan yardım istemiş, silaha sanlan Bağdat halkı ele geçirdikleri Ayyarlan öldürmüşlerdir. Ayyarlar sadece hilafet merkezi Bağdat'ta değil İran'da da problemlere sebep olmuşlardır. 538/1155 yılında göçebe Oğuzlar Büyük Selçuklu sultanı Sencer'e is- yan ederek İran ve Horasan şehirlerini yağmalamışi ardır. Oğuzlan tarafından ta lan edilen şehirler daha sonralan Ayyarlar tarafından yağmalanmıştrr. Öyle ki O~lar tarafından
4 : - : ·
2401@~].
Yrd. Doç. Dr. Fatih GÜZEL
@
yapılmayan zulümler Ayyarlar tarafından halka yapılmıştır.
Bağdat'ın çeşitli malıallerine hakim oları Ruhhasiyye, Haliliyye, Mevludiyye, Nebe- viyye gibi farklı gruplara ayniarı fityarı birlikleri birbirleri ile çatı-şma halindeydiler. Ha- life Nasır li-Dirıillah'ı ftitüweti tanzim etmesinde önceki Bağdat'ı etkileyen geniş çaplı
olaylara bakıldığında genellikle fityan gruplanndan kaynaklandığı görülecektir. Anarşi ve terör kaynağı halirıe gelen ftitüvvet 604/1207 yılındaNasır li-Dinillah tarafından yemden tanzim edilerek, tasawufi ftitüvvetle birleşerek yeni bir doktrin halinde insanlara sunul-•
muştur. Zamanla esnafkesimiyle kaynaşan fiitüwet özellikle Türkler arasında etkinliğini
muhafaza ederekAnadolu'da ahiliğe dönüşmüştür.
KAYNAKÇA
Barthold, Vasilij Viladimiroviç (1930). İslam Medeniyeti Tarihi, İstanbul: Kanaat Kitabevi.
Cevad, Mustafa (1958). Kitabü'l-Fütüwe'.nin Mukaddimesi, Bağdat: Mektebetü Müsenna.
Cürcaru, Ebü'l-Hasan Seyyid Şerif Ali b. Muhammed b. Ali (1985). Kitabü't- Ta'ri!at, Fütüvvet mad., Beyrut: Mektebetü Lübnan.
Dikkaya, Mehmet (2000). "Ahiliğin İlk Örnekleri Olarak Ortaçağ İslam Dünyasında Fütüvvet Teşkilatları, " İktisat, Tarih ve Zihniyet Dünyamız, Müsiad Yönetim
-Kitaplıği, S. 25, s. 63-74.
Eyyübi, Muhaıllined b. Takıyyüddin Ömer İbn Şahinşah (2005). Mizmaru'l-hakaik ve Sırrü'l-Halaik, thk .. Hasan Hebeş, Kahire: el-Hey'etü'l-Mısriyyeti'l-Amme li'l- Kitab.
Güllülü, Sabahattirı (1977). Ahi Birlikleri, · Sosyoloji Açısından, İstanbul: Ötüken
Yayınları.
. .
Hatşatrayan, Aleksarıder (1998). Ehlü'l-Fütüvve ve'l-Fityan fi Müctemai'l-İslfuni, Beyrut: el-Merkezü'l-Arabiyyu li'l-İbhas.
İbnü'l-Cevzl, Ebü'l-Ferec Cemaleddin Abdurrahman b. Ali (1985). el-Muntazam fi Tarihi'I-Müluk ve'l-Ümem, thk. Süheyl Zekkar, Beyrut: Daru'l-Kütüb.
İbnü'l-Estr, İzzüddin b. Ebi'l-HasenAli b. Muhammed (1987). el-Kamil fi't-Tarih, thk.
Ebü'l-Fida' Abdullah el-Kadi, Beyrut: Daru'l-İlmiyye.
İbnü'l-Mi'mar, Şeyh EbuAbdullahMuhammed b. Ali b. Ebi'l-Mekarim (1958). Kitabu'l- Fütüvve, thk. Mustafa Cevad- Muhammed Takiyyüddin Hilali, Bağdat:Mektebetü'l
Müsenna.
İbnü's-Sai, Ebfı Talib Taceddirı Ali b. Enceb b. Osman (1934). el-Cfuniü'l-Muhtasar
@
Nasır Li-Diniilah'tan Önce Fütüvvetin Durumufi Unvani't-Tevarih ve Uytlni's-Siyer, nşr. Mustafa Cevad, Bağdat: Matbaatü's- Süryaniyye el-Katolikiyye,
Iş, Yusuf(l990). TfuiliuAsri'l-Hilafetil-Abbasiyye, Dimeşk: Daru'l-Filcr.
Kuşeyıi, Ebü'l-Kasım Zeynülislam Abdilikerim b. Revazin (1989). er-Risaletü'l-
Kuşeyriyye, thk. Abdulhalim Mahmut- Mahmut b. Şerif, Kahire: Daru'ş-Şa'b. · Neccar, Mustafa Recep (1981). Hikayatü'ş-Şuttar ve'l-Ayyiirin, Kuveyt: Marife.
Ocak, Ahmet Yaşar (1993). "Fütüvvet", DİA, Ankara: C. XIII, 261-263.
Özcan, Abdülkadir (1991). "Ayyar", DİA, Ankara: IV, 296-297.
· Taeschner, Franz (1953). "İslam Ortaçağında Fütüvvet'', İktisat Fak. Mecmuası, C. XV, s. 3-32.
Taeschner, Franz (1972). "İslam'da Fütüvv~t Teşkilatının DoğuŞu Meselesi ve TarihiAna Çizgileri", çev. Yüksel Semahat, Belleten, Nisan, C. XXXVI, S. l, s. 203-235.