• Sonuç bulunamadı

III. ULUSLARARASI AHILIK SEMPOZYUMU

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "III. ULUSLARARASI AHILIK SEMPOZYUMU"

Copied!
18
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KIRŞEHİR

AHi EVRAN

ÜNİVERSİTESİ

Yayın

No: 001

@

III. ULUSLARARASI

• •

AHILIK SEMPOZYUMU

XIII. Yüzyıla Kadar

Türk ve İslam Dünyasında Ahiliğin Temelleri

TI-IE III. INTERNATIONAL SYMPOSIUM OF AKHISM

5-7 Ekim 1 October 2017

KIRŞEHİR

BİLDİRİLE~

CİLT2

Kırşehir, 2018

(2)

XITI. YÜZYıLDAANADOLU'DA

FÜTÜVVET TEŞKiLATININ ESNAF

TEŞKiLATI (AHİ TEŞKiLATI) HALiNE

DÖNÜŞMESİNİ HAZlRLAYAN FAKTÖRLER

THE FACTORS CAUSING FUTUWWA ORGANIZATIONS TO TRANSFORM INTO CRAFTSivffiN ORGANIZATION (AHI

COJvfMUNITY) IN ANATOLlA IN

13tıı

CENTURY

Doç.

Dr.

Mehmet Ali HAClGÖKMEN Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih B6lümü

[email protected]

(3)

@

XDl YüzyıldaAnadolu'daFiitüvvetTeşkilalmm EsnafTeşkilalı (Ahi Teşkilalı) Ha1iııe Dönüşmesini Hazırlayan FaktiSıler

Özet

476

Ahiliğin temeli cahiliye dönemine kadar inen adına fiitüvve deni- len anlayışa dayanmaktadır. İs/ôm dünyasına yayılan kabul gören fii- tiivve anlayışı XIII. yüzyılda Abbasi hafifesi en-Nôsır Li diniilah (Hi/a- feti:575-622/1180-1225) tarafindan bütün lslôm dünyasında derlenip

toplanıp teşkilôt hôline getirilmiştir. Anadolu ya gönderilen fiitiivvet tem- silcilerinin faaliyetlerini Türkiye Selçuklu Sultanları destek/emiş, teşvik etmişti1: Bu teşvik ve destek, Selçuklu Sultanlarının başarılı siyasetleri so- nucunda Anadolu 'da huzur ortamı oluşmuştur. Fütiivvet temsilcileri olan Evhadiiddin-i Kirman i ve Ahi Evren Şeyh Nasiruddin Mahmud bu müsait ortamda, fiitiivvet anlayışını kendi görüşleri ile birleştirerek, Anadolu 'da İslôm dünyasından farklı bir YOj)ıya büründiirmiişlerdir. Bu farklı yapı, fii-

tüvvet anlay1şma mensup olan/ann, fiitüvvet-nômelerde seyfi, kavli, şürbf

gibi tasnif edilmesine sebep olmuştur. Yani fiitüvvet mensupları Anadolu 'da hem tacü; hem esnaf, hem sanatkôr; hem de asker olup Selçuklular döne- minde devlet kademesinde görev alm1şlardır. ,

Çalışmamızda Ahiliğin temelini düşünce yapısını oluşturan fiitiivve- tin anlamı, bu anlayışın tarihi süreçte uğradığı değişikle1; XIII. yüzyılda

Fiitiivvetin, nasıl esnaf teşkilatı hôline dönüşünün sebepleri tarhşılacaktır.

An alıtar Sözcükler: Fütüvvet, Ahi/ik, EsnafTeşkilah

Abstract

\

The basis of Ahi community had its origins in the concept of Futuw- wa which dated back to JahiliyyaFı organized by the Abbasid Caliphate en-Nasir Li diniilah (Ca/iphate period:575-62211180-1225) in period The concept of Futuwwa, which spread and got acceptance in the Islamic world, was rationalized and all Islamic world in 131/ı cenhıry. The Activities of the Futuwwa representatives who were sent to Anato/ia were supported and encouraged by the Sultans of Seljuk Sultanale of Rum. This support and encouragement created peace atmosphere in Anatolia as the result of successfu/ policies of the Seljuk Sultans. Evlıadiiddin-i Kirmanf and Ahi Evren Şeyh Nasirnddin Mahmud who were the futuwwa representatives combined the futuwwa concept with their own views in this eligible at- mosphere, formed it in a different frame in Anatolia from that of the Isla- mi c World. This different structure caused various c/assifications of those who were associated with futuwwa concept such as seyfi, kavli, shurbi- in futuwwatnames. That is the members of futuwwa were merchants, trades-

men, craftsmen, and also soldiers in Anatolia, they were also assigned as government officia/s during the period ofSeljuks.

(4)

Doç. Dr. Mehmet Ali HAClGÖKMEN 6Ro ---~---:~

In our study, the meaning of futuwwa which forms the basis and men- taUty of Ahi order, the changes that the concept underwent throughout the history and the reasons how futuwwa transformed into the craftsmen orga- nization in 13', century will be discussed.

Keywords: Futuwwa, Ahi order, Craftsmen Organization.

Giriş

Ahiliğin, düşünce ve yapı olarak kök:U cahiliye dönemine kadar inen, İslam düşün­

cesine uyuşması dolayısıyla da bütün İslam dünyasında kabul" gören, daha sonra da en-

Nasır li-Dinillcib (1179-1225)1 tarafından Abbasi halifeliğinin siyasi h§kimiyetini tekrar ihya etmek için derlenip toplanan Fütüvvet Teşkilatma dayandığını biliyoruz. Ahi teşki­

latı hakkında bugüne kadar birçok araştırma yapılmıştır. Ancak bu araştırmalar ahi teşki­

latının kökeni, Ahi Evren'in hayatı eserleri, teşkilatın ahlaki kuralları2, Osmanlı devleti dönemindeki durumu olan esnaflık yapısı ve zaviyelerl, çok az da olsa mezar kitabeleri

1 En-N~ır li-Diniilah hakkında aynntılı bilgi Angelika Hartman 'ın en-Nasir Li Dini/lah, (1180- 1225), Berlin 1975, adlı eserinde bulunmaktadır.

2 Mikail Bayram,"Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıklan İddiası Üzerine", Tarih Dergisi; İsmail Hakkı Uzunçarşılı'ya Armağan, Ankara 1979; aynı yazar "Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Taribinin Tespiti", Tarih Enstitüsü Dergisi, Sa.12, İstanbul 1982, s.521-540; aynı yazar, Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı'nın Kuruluşu, Konya 1991; aynı yazar, Şeyh Evhaddü'd-din Hamid el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı, Konya 1993; ayru yazar, "Ahi Evren Kimdir? Gerçek Şahsiyeri ve Eserleri", Türk Kültürü, Sa.l91, Ankara 1978, s.658-668; aynı yazar, Fatma Bacı ve Bacıytin-ı Rı/m {Anadolu Bactları Teşkilôtı), Konya 1994; aynı yazar ,"Türkiye Selçuklulan Döneminde Bilimsel Ortam ve Ahiliğin Doğuşuna Etkisi", Türkiye Selçukluları Üzerine Araştırmalar, Konya 2005, s.61-74; aynı

yazar, Sosyal ve Siyôsi Boyutlarıyla Ahi Evren-Mevltinô Mücadelesi, Konya 2006; Claude Cahen, "lık

Ahiler Hakkında", (çev. Mürsel Öztürk), Belleten, L/197, Ankara 1986, s:' 591-601; (Sur les Iraces des preıniers Aklıis, Fuad Köprülü Armağaru, İstanbul 1953; s. 81 'deki yazısının Türkçe çevirisi); Neşet Çağatay, Bir Türk Kurumu Olan Ahi/ik, Konya 1981; aynı yazar, Ahilik Nedir, Ankara 1990; aynı

yazar, "Anadolu Türiderinin Ekonomik Yaşalnıarı Üzerine Gözlemler (Bu Alanda Ahiliğin Etkileri)", Be/leten LW 203 (1988), s. 485-500; A.Yasar O~ "Türkiye'de Ahilik Araştırmalanna Eleştirel Bir Balaş", /. Uluslararası Ahilik Kılltıini Sempozyum Bildirileri,JJ-15 Ekim 1993, Ankara 1996, s.l29- 138; Ab dülbaki Gölpınar h, "Burgazi ve Fütüvvet-Name'si", İktisat Faldillesi Mecmuası, 15/l-4, İstanbul

1955, s. 76-154; aynı yazar, ·"İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kaynakları" ,iktisat Fakültesi Mecmuası, XI. İstanbul 1949-1950, Franz Taeschner, "İslam Ortaçağmda Futuvva (Fütüvvet Teşkilatı)"

İktisat Falcıi/resi Mecmuası, 15/1-4,(çev. Fikret Işıltan), İslanbul 1955, s. 3-32; ayru yazar, "İslam'da fiitüvvet teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri" 1TK Bel/eten, XXXV11142,(çev. Semahat Yüksel) 1972; Muallim Cevdet, "Ahi Teşkilatı", BM, (Büyük Mec), Sa, 4-1 O; aynı yazar," Ahilerde Ocak Teşkilatı",BM, İstanbul1335 (1919); aynı yazar, "Mazide Esnafİşleri", Meslek Mec. Sene. I, Sa. 2, 1925;

aynı yazar, "İslam-Türk Teşkilat-ı Medeniyesinden Ahiler Müessesesi" BM, Sa. 4-10/1335.vdd.

3. Halime Doğru, XVI Yüzyılda Sultantinıi Sancağmda Ahiler ve Ahi Zaviyeleri, Ankara 1991;

M Akif Erdogru, "Karaman Vılayeti Zaviyeleri" Tarih İncelemeleri Dergisi(I'İD), IX, İzmir 1994, s.

89-158; Mehmet Akif Erdo~"Anadolu'da Ahi Zaviyeleri", Türk Dıinyası İncelemeleri Dergisi, rv,

İzmir 2000, s.39-55; İlhan Şahin, "Ahi Evran Valdiyesi ve Vakıflanna Dair", Türkliik Araştırmaları

~-~-~~477

(5)

xm.

Yllzyılda Anadolu'da Filtüvvet Teşlcilatımn EsııaiTeşkilan (Ahi Teşkilan) Haline Dönllşmesini Hazırlayan Fakıörler

ve kitabeler hakkında yapılmış~. Ahi düşüncesinin Anadolu'ya geldiği andan itibaren nasıl. değişikliğe uğradığı ve bunun sebepleri üzerinde detaylı bir araştırma yapılmış de-

ğildir. Abiler günümüzde bilinen şekliyle yalnızca esnaf olarak değil, ondan önce asker, sanatkar, çiftçi, tüccar, vs. meslekleri de yapınışlard.J.rS. Bundan dolayı ahilerin kurdukları

zaviyeler hiçbir desteğe ihtiyaç duymadan gelene gidene (ayende ve revende) yardım etmiştir. Aynca

xm.

XN. Yüzyıllarda, ahi zaviyeleri bir nevi borsa görevi de görmüştür.

Ürettikleri malların hammaddelerini kendi mesleklerinin merkezi olan zaviyelerinde pay

etmişlerdir. Tabii ki ahiler bu hammaddelerden ürettikleri mallan sattıkça büyük gayr-ı

menkul sahibi de olmuşlar ve bunları işletmişlerdir. Selçuklu devleti yılaldıktan sonra para ve gayr-ı menkul sahipleri ve askeri özelliği (alperen) olan ahiler, Osmanlı devletinin kuruluşuna doğrudan etki etmişlerd.i.t. Osmanlı vakıf kayıtlarında ahilere ait, Selçuklu döneminden kalma birçok çiftlik ve zaviye ile karşılaşırız. Buna en güzel örnek Ankara ve çevresidir. Ankara'daki yapıların büyük bir kısmı ahiler tarafından yapılmıştır. Ahile- rin maddi gücü olmadan bunların yapılması mümkUn değildir. Hatta bir diğer önemli taraf

Dergisi, I, İstanbul 1985, s. 325-41; aynı yazar, "Osmanlı Devrinde Ahi Evran Zaviyesinin Hususiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar", Ahilik ve Esnaf Konferanslar ve Seminer. Metin/er-Tartışma/or, İstanbul 1986, s. 159-74; Ömer Lütfi Barkan, "Osmanlı İmparatorlu~'nda Bir İskan ye Kolollizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve Temlilder I. İstila Devirlerinin Kolonizatör T!irk Dervişleri ve zaviyeler', Vakıftar Dergisi, ll, Ankara 1942,s.279-387; aynı yazar, "XVI. Asnn ikinci Yansında Türk:iye'ôe Fiyat Hareketleri", B elleten XXXTV/133- 136 (Ankara 1 970), s. 557-607; Mehmet İn başı, "Kayseri' deki Ahiler ve Ahi zaviyeleri (XV-XVI. Yüzyıl)", I. Alıi Evran-ı Veli ve Alıilik Araştırmaları Sempozyumu (12- 13 Ekim 2004 Kırşelıir),K.ırşehi.r 2005, s. 541-551; YusufKüçükdag, "Osmanlı Döneminde Konya'da Ahilik ve Ahiler", ll. Uluslararası Alıilik Kiiltüni Sempozyumu Bildirileri (13-15 Ekim 1999 Kırşehir), Ankara 1999, s. 214-228; Mujgan Cunbur, "Şer'iye Sicillerin~ Göre Mudumu Esnafi", l Uluslararası Alıilik Kıiltiin·ı Sempozyum (13-15 Ekim 1993-Ankara) Bildiri/eri, Ankara 1996, s. 25-32; Mübahat Ş.

Kütüko~lu, "1009 Tarihli Narh Defterine Gore İstanbul'da Çeşitli Eşya ve Hizmet Fiyatları", İstanbul Oniversitesi Edebiyat Fakiiliesi Tarih Enstitılsii Dergisi, Sayı: 9 (İstanbul 1978), s. 1-85; aynı yazar, Osmanlılar 'da Nar/ı Muesses~si ve 1640 Tari/ı/ı' Narh Defteri, İstanbul 1983; M. Çağatay Uluçay, XV11 inci Yüzyılda Manisa'da Ziraat, Tıcaret ve Esnaf Teşkilatı, İstanbul 1942. vdd.

4 Aimed Tevhld, "Ankara' da Ahiler Hükümeti", TOEM, N/19-24, I Nisan 1329, s. 1200-1204;

Halil Edhem,"Ankara'da Alhilere Aidİk:i Kitabe", TO EM, Vll/37-42, ! Kanunevvel 1332, s. 312-15; R.

Melul Meriç, "Akşehi.r Mezar Taşlan," Türkiyat Mecmuası, V. s. 141-212; Mehmet Ali Hacıgökmen,

"Ank.ara'daAhi Hakimiyeti", Türkleı; VI, Ankara 2002, s. 830-839.

5 M. Akif Erdoğru Ahi ZaYiyeleri üzerine yaptığı E. O. Tiirk Dii11)1ası incelemeleri Dergisi NI lzmir 2000, s. 37-55'de "Anadolu'da Ahiler ve Ahi Zaviyeleri" adlı ~tırınada Anadolu'da mezar

taşlanndan tutunda Osmanlı kayıtlannda Ahilere ait birçok kayıt oldugunu tam olarak ineelenmediğini yazmaktadır. Burada belirtilen ahilerin çiftlikler, bağlar, bahçeler ve tarlalan ve ziraatı OSmanlı ziraat tarihi açısında önemli oldu~ belirtilmektedir. Hak:ikaten doğrudur, Ahilere bu açıdan bakılmış değildir.

Çalışmamızın başlığı olan "Ahiler nasıl Esnaf Teşkilatı ~lmuştur" sorusuna verilecek cevap Ahilerin neden ziraat yaptıklarını da açıklar.

6 Osman Çetin, "Osmanlı Devleti'nin KuruluşundaAhiler', Osmanlı imparatorluğu 'nun Kurucıısu Osman Gazi ve Dönemi - Sempozyıım Sonuç Bildiri/eri, Bursa 1996, s.l05-115; Ahmet Gündüz,

"Beylikler ve Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunda Ahilerin Siyasi ve Askeri Rolü",l Ahi Evran-ı Veli ve Alıilik Araştırmaları Sempozyıımu (12-13 Ekim 2004 Kırşehir), Kırşehir 2005, s. 465-491.

(6)

Doç. Dr. Mehmet Ali HA CI GÖKMEN ~ ---~~---~

da B acı vakıflannın varlığıdır. Bu da bize B acılann ticaret yaptıklarını para kazandılda­

mu gösteriyor. Selçuklu devlet kademesinde ahi unvanlı birçok devlet adamı ve asker görebiliyoruz.

Çalışmamızda Anadolu' da, fütüvvet teşkilatının, yani ahi teşkilatının nasıl ve neden esnaf teşkil ah haline dönüştüğünün cevabı aranacaktır.

I. Anadolu'da Ahiliğin EsnafTeşkilatı Hilline Dönüşmesi

A. Ahi Kelimesinin Menşei Hakionda Görüşler

Ahiliğin temelini oluşruran fütüvve kelimesinin aslı olan. ,;feta" (l:i.!) (çoğulu fityan:

ü\.;i! ) Cahiliye döneminde Arap toplumunda .hem cömert, misafirperver, yardımsever bem de asalet ve şecaat sahıbi yiğit kişiyi ifade ederdi7• Bu anlayış İslami dönemde de kabu1 gördü. Fütüvvet anlayışı Orta Asya, İran Horasan, Kirınarı, Kınm, bölgelerinde ve Irak gibi sahalara yayıldıkça değişik kültürlerle karşılaşh. Tabü ki fütüvvet anlayışı bölge

halkı tarafından kabu1 gördü, farklı anlamlar da ortaya çıktı.

Fütüvvet anlayışı büyük ölçüde Türk ve İran kültürünün içinde bu1unduğu yeni siyasi ve dini ortam karşısında, X. ve XI. yüzyıllarda tasavvufun şekillenmesi il~ birlikte ideal kahraman "feta" kelimesine silahla savaşmak. düşmanı kahretmek manaları yerine,

başka anlamlar da yüklenmeye başlandı. Bu anlamlar ise: "fevkalade dürüst, cömert, baş­

kaları için çalışan yardımsever, engin hoşgörü sahibi, kusurları bağışlayan, çok merha- metli, Allah 'tan korkan, iyi huylu, kannca bile incitmekten çekinen, kusursuz gibi üstün meziyetler idi8İşte bu noktadan sonra "feta" denilen ideal kahramanın karşısına "ahi"

denilen ideal kahraman tipi ortaya çıkmıştır. Feta nasıl olmuşta bazen "ahi" "kardeşim"

olmuştur? Bununla ilgili iki görüş vardır;

Birinci görüş şudur: Tasavvuf dairesine giren feta ehli kişiler birbirlerine büyük ili- timaile Arapça ''kardeşim" "ahi"( ~ı )diye seslenmekte idiler9 .... Yani Anadolu'da kulla-

nılan ahi kelimesinin Arapça ahi ''kardeşim" kelimesirtden başka bir şey olmasa gerektir.

Bu durum ahi kelimesinin ortaya çıkışını daha Anadolu dışında X-XI. yüzyıllarda oldu-

ğunu göstermektedir. Tasavvuf 'un şekilleninesi ile ideal kahraman "feta" anlayışı, Arap- ça kardeşim anlamına gelen "ahi"··kelimesi ile de bir kullanılır olmuşhır. Buna Zencan'da ve 457/1065 yıllannda yaşamış Ahi Ferec Zencani adlı fütüvvet ehli mutasavvıf en güzel örnektir. Ahi Ferec'irı halifelerinden iki şahsiyet vardır ki, aynı zamanda, bu bölgedeki fütüvvet hareketinin de temsilcileridir. Bunlar

.

Nahçıvanlı Hace Muhammed Hoşnam . ve

7 İbn Manzur, Lisaım '1- Arab, XV, Beyrut 1990, s. 145, 1L!6.

8 Kuşeyri, Risa/etıı'/- Kuşeyriyye, s. Mışır 1367/1957, s. 103-105; İbrahim Muhammed Hasan el-

Cemi!, ei-Fıitıiwetii fi'1-İslôm, Mısır ty, s. 21, 23; M. Bayram, Ahi Evren ve Ahi Teşkilatınlll Kunıluşu, Konya 1991, s. 15; Saadettin Kocatürk, "Filtüvvet ve Ahilik", Tiirk Kiiltiirii ve Ahi/ik, (XXI.Ahilik Bayramı Sempozyumu Tebliğleri,. 13-15 Ey/ii/1985 Kırşehir), İstanbul 1985, s. I; F. Taeschner, "İslam Ortaçağında Futuvva Teşkilatı", (Çev. F. Işıltan), İÜİFM. XV (1953), s. 3-32.

9 İbn Manzur, Lisanu '/- Arab, :X\1. I:eyrut 1990, s. 145, 146.

(7)

@ :xm.

YüzyıldaAnadolu'da FütnvvetTeşkilalınm EsnafTeşkilatı (Ahi Teşkilatı) Hfil.iııe Dönüşmesini Hazırlayan Faktörler Bal~-Halil'dirıo. Bu da bize feta ehli şahıslaınn birbirlerine Arapça "kardeşim" olan "ahi"

dediklerini gösteren en büyük delildir.

Ahi kelimesinin kaynağı hakkında ikinci görüş ise Divan-ü Lügat-it-Türk11 ve

Atabetü'l-Hakayık12gibi kaynaklarda geçen ve "eli açık, cömert''anlamlanna gelen Türk- çe "ala" (ı}l)kelimesinden geldiği görüşüdür13Ahi kelimesinin Türkçe kökenli olduğunu ileri sürenlere göre, "ala" kelimesi Türkçede çok görülen bir ses olayı olan(k<h) deği­

şimiyle "ahi" şekline dönüşmüş ve nihayet "ahi" olmuştur14Dilimizin kuralları içinde bu ses olayının birçok örneği vardır. Ancak bütün bu örneklere rağmen, "ahi" kardeşim

kelimesinin Türkçe "ala"den geldiğini göstermez. Bir kere yukarıda ifade ettiğimiz gibi tarihi seyir feta ehlinin tasavvuf dairesi içine ginne~i birinci görüşün daha doğru olduğu­

nu göstermektedir.

B. FütüvvetTeşkilatınm Tarihi Seyri ve Anadolu'da Uğradığı Değişim

Fütüvvet teşkilatı.run aldığı tarihi seyir ve Anadolu'da uğradığı değişimin sebeple- rinin farklı açılardan ele alınması gereken bir konu olduğunu ifade etmiştik. Buna göre, futüvvet teşkilatının aldığı tarihi seyri beş madde altında toplayabiliriz.

1-İs/am Öncesi Dönem (Cahiliye Dönemi)

2-İsltim 'ın ilk Asırlan ve Fühlvvetin İslam Dünyasında ·Farklı Kültiirlerle1s Karşı-

laşması (Türk Kiil~"irii-Fars Kültürü: Tasavvuf)

3-Abbasf HalifesiN asır Li diniilah (1180-1225) Dönemi.

4-Fühlvvetin Anadolu 'ya gelişi, Evhadiler( Ahi/er), (Seyfi, Kavl~ Şürbi) (XII-XIV yy)

5-0smanlı Dönemi ( EsnafTeşkilatı).

Yukarıdaki maddelerde görüldüğü ÜZere ahi teşkilatı Anadolu'ya gelmeden ev:vel esnafteşkilatı değildi. Anadolu dışında

imi

unvanlı bazı mutasavvıfiara rastlanmış olması yukarıda bahsettiğimiz gibi, fiitüvvet anlayışının tasavvuf dairesi içine girmesi sebebiy- ledir. Bu sebeple, fiitüvvetin, dolayısıyla ahiliğin Anadolu'da uğradığı değişiminin, Sel- çuklu döneminden, Osmanlı kuruluş dönemine kadar, anlam, muhteva ve işlev bakımın-:

10 Mehmet Rıhtım, "Azerbaycan Tasavvuf Tarihinde İlk Sufiler _(VITI-XI. Asırlar)" Journal Of Qafqaz Unrversıty History, Law And Political Sciences Number 29, 2010, s. 106-107.

11 Besim Atalay, Divanu Lıigati't-Türk Tercümesi, I, Ankara1999, s. 90, 310.

12 Reşit Rahmeti Arat, Atebetü'l-Hakoyık, D., İstanbul 1951, s. 231, 260. 227., 229., 233., 234., 237.,245., 257., 230., 232., 250., 258., 260.,beyitler.

13 Bayram, Alıi Teşkilah, s. 12; N. Çağatay, Ahilik (Bit Türk Kurumu Olan), Ankara, 1974, s.

4; Sülemi, "Tasawufta Filtüvvet'', (Çev. S. Ateş), Ankara, 1977, s. 22-24; Claude Cahen; "İlk Ahiler Hakkında", (Çev. Milisel Öztürk). Bel/eten, Ankara, L/ 1977, s. 560-591.

14 bkz. J. Deny, Journal Asiatique, 9. Seri, XVI .. s.183; Taescbner, "Futuvva Teşkilatı", s. 3-32;

F.Köprülil, "Anadolu'da İslfuniyet", DFEFM, Temmuz 1338/1922, s.188-221.

15 A.Y. Ocak, "fU.tüvvet'' DlA,

xm,

İstanbul 1996, s. 261-263.

(8)

Doç. Dr. Mehmet Ali HA CI GÖKMEN ~ ---~~---~

dan nasıl bir teşkil.at haline geldiğinin çok iyi açıklanması gerekiyor. Şimdi bu konulan

açıklamaya çalışalını.

1. Türklerin Fütüvvet Anlayışını Alplık Ülküsü Olarak Benimserneleri ve Fütüvvetin En-Nasr Li Dinilialı Tarafından Yeniden Orga~e Edilmesi

Fütüvvetin İslam Dünyasına özellikle, Harezm, Horasan'a yayılması sonucunda,

-b~ mutasavvıfların fiitüvvet temsilcileri olarak birbirlerini yukanda bahsettiğimiz gibi,

"ahi" "kardeşim" olarak isimlendirseler bile- Türk muhitlerinde "feta" ehli bazı grupların

milli kahramanlık ülküsü içinde kendilerini "gazi;' olarak adlandırdıklarını biliyoruz. Bu

"gazi"ler Bağdat'ta Abbas! hanedanının iç mücadelelerinden ·istifade ederek kuvvetleneo ve XI. Yüzyılın ilk yarısında şehri haraca keserek vergi toplayan Ayyarlar teşkilatının bir benzeri idi. IX. Asırda bu grup Tahiriler16 ve Safariler17 ile başlayıp, XI. yy. da Samano-

ğullan18 zamanında, Maveraünnehir sahalarında daha da etkin bale gelmişlerdi. Özellikle Maveraünnehr bölgesinde bulunan Türkler, Arap ve irıinı.ı fiitüvvet birlikleri ile iç içe bulunuyorlar ve birbirlerini kültür balamından etkiliyorlardı19. Bu etkinin sonucu olarak

"fe ta" anlayışı, Türkler' de alplık ülküsü, gazilik mefkUresi adı ·altında daha aktif ve he-

yecanlı bir safhaya gelmişti.

xm.

yüzyılda, otuz dördüncü Abbasi Halifesi en-N asır li-Dinillah, bazı siyasi emel- lerini gerçekleştirmek için fiitüvvet birliklerinden yararlanmak maksadıyla İslam dünyası çapında Fütüvvet hareketini yeniden orgai:ı.i.ze etmek istediğinde2° durum bu şekilde idi.

Fütüvvet yeni bir temele oturtulmuş, halife en-N asır bütün fiitüvvet birliklerini kendi şah­

sına bağlamış, kendisine bağlanmayanları ve kendisinden fiitüvvet libası alıp, şalvar gi- yip, şed (kuşak) kuşarınıayanların hakimiyetlerini meşru saymamıştır. Pek çok hükümdar ve devlet adamının onun bu isteğine uydukları (Harezmşahlar hariç21) ve ondan fiitüvvet

libası giydikleri biliyoruz. Şüphesiz bu hükümdarlar da ülkelerinde :fiitüvveti yaymaya

çalışmış veya en azından teşvik etmişlerdir. En-Nasır li-Dinillah, kendi şahsına bağladığı

fiitüvvet teşkilatını bütün İslam alemine kol budak salan mi.Us gücü baline getirmişti.

İslam alemine yayılmış olan :fiitüvvet erbabı şeyhler, halife ve müritleri onun adına fa- aliyette bulunuyordu. Bu şeyhler sayesinde İslam dünyasını siyasi balamdan kontrolü

altında tutmaya çalışıyordu. Bundan som;ı :fiitüvvet hareketi yeni bir mahiyet kazartmış

ve yeni bir gelişme tarzı göstermeye

.

· başlaniıştır . .

16 Hasan Kurt, "Tahiriler", DİA, XXXIX, İstanbul2010, s. 403-404.

17 E. Merçil, "Safariler'' DlA, X:XXV, İstanbul2008, s. 464-465.

18 V.F. Büchner, "Samaniler", İA, X. İstanbul 1964, s.-140-143; Hasan Kurt "Devlet Kuıma Sürecinde Samanoğullan" AOiF; XLIV/2, (2003), s. 109-129.

19 F. Köprülü, Türk Edebiyatmda İlk Mutasavviflar, Ankara.1993, s. 85; F. KöprüiU, Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu, Ankara 1972, s.148.

20 Hartmann, a.g.e., s·. 93-107; Taeschner, a.g.m., s. 3-32; İ. Kayaoğlu, "Halife en-Nasır'ınFUtUvveti Girişi ve Bir Fütüvvet Buyrultusu" AtJiFM, XXVI 1981, s. 221-227.

21 Cüveyni, Tarih-i Cihanguşa, (çev. M. Öztürk), ll., Ankara 1983, s. 27, 32-33, 77-78; Nesevi, Siret ii Sultan Celaleddin Mengüberti, (Çev. Necip Asım) İstanbul1934, s. 15-16; Bemard Lewis, Haşişi/er,

(Çev. A. Aktan), İstanbull995, s. 66.

(9)

@

xm.YüzyıldaAnadolu'daFütüvvetTeşkilabnınEsnafTeşkilatı(AhiTeşkilatı)HıilineDönüşmesiniH.azırlayanFaktörler

c.

Fütüvvet Teşkilatı Nasıl Ahi EsnafTeşkilatı Haline Gelmiştir?

482

· Bu konuyu başlıklar hillnde değerlendireceğiz. Buna göre yukarıda bahsettiğimiz

fiitüvvetin anlamlan dışında, Anadolu'da düşünce ve teşkilat farklı bir yola girmiş görü- lüyor. Bu yol da İslam dünyasında görülmeyen kendilerine ahi denen bir esnaf teşkilatının ortaya çılaş yoludur. Tabii bu değişim yaşanırken, feta ehlinin Anadolu'ya gelmeden ön- ceki mahiyeti ve anlamı da devam etmiştir. Bu konu üzerinde çalışmaınızın ikincfbölü- mü olan ahiliğin tırnar sistemi içine gmşi anlatılırken durulacaktır. Şimdi Ahiliğin esnaf

teşkilatı haline dönüşmesinin sebeplerini görelim.

1. Sel~uklu Sultanlannın Siyasetleri

I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in tahtı ele geçirmesinin ardından devlet yapısında ve yö- netimde yeni bir yapılanmaya giriştiği görülmektedir. Böylece bu devlet yapısındaki şe­

killenme Anadolu'da huzur ve sükfuı ortamı doğurmuştur. Bu da Anadolu'da "feta" ebli ahilere rahat ortam hazırlamıştır.· Nedir b.u yapılanma? Bunu dört başlık altında toplaya- biliriz22.

a. I. Gıyaseddin Keyhüsrev OğuUannı Malatya Ve Tokat'a Melik Olarak· Göndermesi ve Anadolu'da Huzur Ortamı OluŞması

I.

Gıyaseddin

Keyhüsrev, büyük

oğlu

I.

İzzeddin Keykaviıs'u Malaty~ ·'ya

melik ola- rak gönderdiğinde Güneydoğu Anadolu'nun yönetimini de ona vermiş oluyordu23• Diğer oğlu I. Alaaddin Keykubad'ı da Tokat'a gene melik olarak gönderdi. Türkmenlerin yoğun olduğu ve Danişment ili diye anılan Kuzey Anadolu'nun idaresini de bu oğluna vermiş­

tif24. Kendisi de büyük sultan olarak başkent Konya'da bulunuyordu. Böylece iki bölge

arasındaki kültürel dengeyi sağlamış, devlet mekanizması içine almış, babası zamanında yaşanmış taht mücadelelerinden ders çıkaı:mış melikler bulunduklan bölgede birer vali durumuna getirilmiştir. Böylece devlet taht mücadelelerinden kuituimuş, huzur ortamı oluşmuş oluyordu.

b. Gayr-i Müslimlerin Devlete Isındınlması

I. Gıyaseddin Keyhüsrev bu amacını gerçekleştirmek için

ilk

olarak yeniden

tahtı ele geçirmekte Komnenos Manuel Mavrazemos'dan çok büyük yardım ve destek

gördüğü için ikinci defa iktidara gelişinin hemen ardından Emir Mavrazemos'u melik

unvanıyla uç bölgesine Denizli ve Honaz'a göndermiştiJ-25. Bu·da Anadolu'da huzur or-

22 M. Bayram, "Selçuklu Devlet Yapısının ŞekiUenmesi" Türkiye Selçukluları ÜzerineAraşhrmalar, Konya 2003, s. 36-46.

23 İbn Bibi, El-Ewimirıi'l-alaiyyefi'/-umuri'l-Alaiyye, I, Tıpkı Basım, (nşr. A. Erzi-N.Lugal) Ankara 1957, s. 93; İbn B ibi, el Evamiru '/-Alaiyyefi'l-um~tri '/- Alaiyye, I, (tre. M Öztürk), Apkara 1996;

s. lll; S. Koca, Sultan L İzzeddin Keykôvus, A.n.kara 1997, s.19.

24 Bayram, "Selçuklu Devlet Yapısı," s. 36-37; Osman Turan, Selçuklular Zamanmda Türkiye, İstanbul 1971, s. 238.

25 Bayram, "Selçuklu Devlet Yapısı," s. 36.

(10)

Doç. Dr. Mehmet Ali HAClGÖKMEN ~ ---~---~

tamının oluşmasının diğer önemli sebebidir. Bu yeni. siyasi yapılanmanın devrin yazar-

ları üzerinde de etkisini gösterdiği görülmektedir. Mesela: Ahi teşkilatının fikri mimarı

olan Ahi Evren Hace N asıreddin Mahmud 1257 yılının Zi1hicce ayında sultan II. İzzed­

din Keykavus'a sunduğu bir siyaset-name olan ''Letaif-i Hikmet'' adlı eserinde sultana:

Anadolu'daki Hıristiyan halka karşı. iyi davranmasını ve devlet bütçesinden onları da faydalandırınasını tavsiye etmektedir.26 I. Gıyaseddin Keyhüsrev bütün bu etnik ve dini zümreleri kendi siyasi otoritesi altında toplayarak ve kendini merkeze alarakAnadolu'da istikrar ve barış ortamı oluşturmaya çalışmıştır. Bu da yeni devlet felsefesinin ve siyasi

anlayış ve düşünüş biçiminin yapılanınasma yönelik bir çalışma yürütülmüş olduğunu

gösteriyor. Böylece gayr-ı müslim halk da devleti sahipleniniŞtir. Dikkat edilirse Selçuklu Sultanlarının İran Şahlarının unvaniarını kullanmaları bu dönemden sonra başlanmıştır.

Bu bize gösteriyor ki Sultanların bu unvanıarı kullanmalannın İran kültürüne duyulan

hayranlıktan çok politik bir amacı bulunduğunu göstermekted.if27Bundan sonraki Türki- ye Selçukluları sultanları "Sultanü' 1-Arabi ve'l Aceı:;" (Arap veAcem balklarının sultanı

) unvanlarına, "Sultanu'l-Babreyn" (iki denizin sultanı) unvaJlll11 da katmışlardı28Bu du- rum I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in gerçekleştirmeye çalıştığı politik düşünceyi oğullarının

daha da ileriye

götürdüğünü

göstermektedir. / {

c. I. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Oğullannın Siyasi Fetihleri, Yapılan Ticaret

Anlaşmalan

I. Gıyaseddin Keyhüsrev ve oğulları onun bu. düzenlemelerine azami riayet etmiş­

lerdir. Önce I. Gıyaseddin Keyh~~rev Antalya'yı almış, mahiyetini bilmesek de Kıbns Haçlı Krallığı ile bir anlaşma yapmıştır29Büyük oğlu, I. İzzeddin Keykavus Sinop'u z;ıpt etıniş ve burada bir tersane inşa ederek Karadeniz' e açılmış30, güneyd,e Antalya'yı yeniden fetbederek şehrin kale ve surlarını tahkim etmiş ve burada da mi.ıbkem bir ter- sane inşa etmişfir31• Güneydoğu Anadolu 'da da fetihler gerçekleştirerek Anadolu'ya açı­

lan ticaret yollarını güvence altına almıştır. Sultan I. Alaaddin Keykubat da Hüsameddin Çoban komutasmda bir donanmayi Karadeniz'in kuzeyine sevk ederek Kınm ve Deşti-i

Kıpçak' a ticariyollarm güvenliği için ilk defa deniz aşın bir ülkeye sefer yapılınıştırl2I.

26 Letaif-i Hikmet, ( nşr. G. Yus"ufi ), Tahran 1340, s. 252-253; Bayram, "Selçuklu Devlet Yapısı", s.46.

27 Bayram, "Selçuklu Devlet Yapısı" , s. 38.

28 M. Ali Hacıgökmen, "Türkiye Selçuklu Sultanlannın Kİtabelerde Geçen Bazı Unvaniarı ve Bunların Selçuklu Siyasetiri e Yansımaları" S. U. Türkiyat Araşhrmaları Dergisi, Sayı: 31-Bahar, Konya 2012, s. 173-191; Bayram, "Selçuklu Devlet Yapısı", s. 40. .

29 İbn Bibi, s. 99-102; tre. I, sll8-l20; Selim Kaya, I Gıyaseddin Keyhüsrev v~

n.

Süleyman-şah Dönemi Selçuklu Tarihi (1192-1211), Ankara 2006, s.44-112. ·

30 İbn Bibi s.l53-156; tre., I, s.173-17S.

31 İbn Bibi, s.144-l45; tre, I, (s.l66-167.

32 Andrew C. S. Peacock; "Kınm'a Karşı Selçuklu Seferi veAJaaddin Keykubad'ın Hllimiyetinin İlk Yülanndaki. Genişleme Politikası", Tari/ı Araşhrmaları Dergisi, (çev. M. Keçiş-Ali Mıynat), Sayı:

47 (Aııl<ııd 2010), s. 243-265. .

483

(11)

/

@

xm. YllzyıldaAnadolu'da Fütüvvet Teşkilatmm EsnafTeşkilatı (Ahi Teşkilatı) Hılline Dönüşmesini Hazırlayan Faktörler

Alaaddin Keykubat güneyde Alanya'yı fetbederek şehri yeniden kurmuş, muhkem surlar ve tersaneler inşa etmiştir. Tabii ki bu siyasi fetihler ticaret anlaşmalan ile taçlanmıştır.

I. İzzeddin Keykavus, Kıbns Haçlı Krallığı ile I. Alaeddin Keykubat ise Venediklilerle

yaptığı ticaret anlaşmalan33 ileAnadolu'da birçok uluslararası pazarların kurulmasına se- bep olmuştur. Türkiye Selçuklular döneminde inşa edilen kervansaraylann34 ve bunıın

sonucunda ortaya çıkan pazarlann35 büyük bir kısmı bu üç sultan döneminde yapılmıştır.

Tabii ki ahilerde kendi ürettikleri mallan bu pazarlarda satarak ticaretin içine ginnişlerdir.

484

d. I. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Oğullannın 34. Abbasi Halifesi En-Nasır Li- Dinillah 'ın Gönderdiği Fütüvvet Temsilcilerine Yardım Etmeleri

I. Gıyaseddin Keyhüsrev ikinci defa iktidara gelince hocası Şeyh Mecdeddin İshak'ı cülusunun Abbas! halifesi en-Nasır li-Dinillah'a bildirmek üzere diplomat olarak Bağdat'a göndermesi bu siyasetin sonuci.iduı-36Türk asıllı olan Şeyh Evhadüddin Hamid el-Kirmani'rıin (öl. 635-1238), Anadolu' daki fiitüvvet teşkilatıDa mensup şeyhterin lideri olarak Anadolu'ya geldiği "menakıp-namesi"nden anlaşılmakta<Jır37Bunun sonucunda Fütüvvet teşkilatıDa mensup şeyhterin lideri olarak gelen Evhadüddin-ı Kirmani38 ve Ahi Evren Şeyh Nasiruddin Mahmud'u ve onun müntesiplerini teşvik ve yardıriı etmiştir. Ha- life en-Nasır, I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in büyük oğlu I. İzzeddin Keykavus tahta çıktı._

ğında ftltüvvet teşkilatıDa kabulünü bildiren biİ fiitüvvet-name (Kitab-ı fiitüvve) kaleme

aldırmıştır. Fütüvvet teşkilatının sembolü oları "fiitüvvet şalvan" ile "fiitüvvet-name"yi sultana ulaştırmak üzere Şeyh Mecdüddin İshak'a teslim e~şfu39• Diğer kardeş I. Alaed- din Keykubat tahta çıktığı 1221 yılı içinde halifeen-Nasır fiitüvvet teşkilatının "Şuyühu 'ş­

şuyüh"u Şeyh Ebu Hafs Ömer es-Sühreverdi'yi (öl.632/1234) fiitüvvet libasını kuşatmak için Anadolu'ya göndermişti40Durum böyle olunca Anadolu'da çok rahat hareket ede-

33 Osman. Turan, Türkiye, s. 283; Osman Turan "Selçuklu Türkiyesi ve· Dünya Ticareti", Türk Yurdu, Sayı: 10, s. 6; Mart 1220 tarihli bu antlaşma O.

TUran

tarafından yayınlanmış ve antlaşma Uzerine geniş bir değerlendirme yapılınıştır; Osman Turan, Türkiye Selçukluları Hakkında Rirmi Vesikalar, Ankara 1988, s. 121-137; metin: 143-146). Antlaşmanın farklı bir açıdan yorumu için bkz.. Şerafeddin

Turan, Tiirkiye-İta/yan hişkileri L (Selçuklular 'dan Bizans'ın Sona Erişine}, İstanbull990, s. 118-126;

34 Anadolu'daki Selçuklu dönemi kervansaiaylan hakkında bkz. M. Kemal Özergin, "Anadolu'da Selçuklu Kervansaraylan", İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, XV/20, İstanbul 1965, s. 141-170;

Osman Turan, "Selçuk Kervansaraylan", TTK Belleteni, x,J39, Ankara 1946, s. 471-496.

35 Bkz. Koray Özcan," Anadolu'da Selçuklu Dönemi Yerleşme Tipoİojileri I, Pazar ya da Panayır Yerleşmeleri", Anadolu Oniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Wl, 2006, s. 205-224.

36 Hacıgökmen, "Türkiye Selçuklulan Şehzade ve Sultanlar Muallinıi MecdOdd.in ishale'', Bel/eten, LXXVTI/277-Yıl: 2012 Ağustos, s. 421-432.

37 Bayram, Ahi Teşkilatı, s. 27-28. .

38 Bayram, Şey/ı Evlıadüddin Ham id el- Kirmani ve Menôlab-Namesi, Konya 2005, s.-14.( bkz..

29- 30. bi.kaye)

39 İbn Bibi, s.l55-157; tre., I, s. 176-177; Koca, Sultan I. İzzeddin Keykfrvus, Ankara 1997, s. 64, 97.

40 İbnU'l-Esir, el-Kamil fi't-tarih, Xll, (trc.A. özaydın), İstanbull987, s. 401; İbnBibi, s. 231-235, tre., s. 249-253; Taeschner, a.g.m.,s. 13;Turan,Türkiye, s. 330; a.mlf. "Keykubat r•,JA, VI., 647.

(12)

---~D~oÇ~-~Dr~·~M=e=hm=e=t~Ali=·~HA~O~G~Ö=·KME===N~~

cek, Anadolu'nun her tarafına zaviyeler kuracaklardır. Ahiliğin temelini oluşturan Ana- dolu'daki bu Türlanen Şeyhler ve dervişler coşkun bir iman ile fiitüvvet teşkilatma bağlı

idiler. Menakıp-namesinden öğrendiğimize göre Şeyh Kinnam'nin hemen her beldede halifeleri vardı41Türlanen Şeyh Kinnam'nin bu halifeleri bazen abi unvaw kullawrken, Bazen de Evhadi lakabını alarak Evdüddin Kirmani'ye bağlılığını göstermişlerdir. Buna en güzel ömek, Niksar'da zaviye ve vakıf sahibi olan Ahi Pehlivan'a ait türbe ki tabesinde Ahi Pehlivanel-Evhadi (690/1291) ibaresi%u görüşümüzü doğrulamaktadır. Yani bura- dan şunu çıkarmamız doğru olsa gerekir: O da Anadolu' da fiitüvvet ehl:i olan ahil er, ken- dilerini Evhadi olarak da adlandırmışlardır. Tabü ki bu durum Evhadüddin-i Kirmaıll'nin

Anadolu 'yu terk etmesinden sonra değişıniştif43Bundan sonra Anadolu' da Evbadüddin-i Kinnam'nin yerine Zeyneddin Sadaka gelse de44 bir süre sonra fiitüvvet ehli ahiler Ahi Evren Şeyh Nasiıüddin Mahmud el-Hoyt etrafında toplanacaktı.r"5Artık bundan soma tamamen farklı bir süreç başlayacaktır. Ahilerin asker, tüccar (esnaf), sanatkar, gibi fark-

özellikleri ortaya çıkacak, bunlar da şecere-namelerde ve Fütüvvet-namelerde "kavli, şürbi, seyfi".ı6 gibi isimlerle ifade edilecektir. Fütüvvet-namelere göre, Hz. Ebu Bekir'in kavü dir. Bunlar fiitüvvete mensup doğruluk sehat ve vefa dolaYısıyla fiitüvvet asbabırun arasına katılmış olanlardır'7Şürbi ise şerbet içenlerdir'8• Yani fiitüvvetin içinde yoğru­

lanlardır. Şürbiler bellerine yün kuşak, kavli olanlar bez, seyfi olanlar ise kayış kuşak bağlar idi49• Hz. Ali'nin seyfi olduğu kabul edilifSO. Yalnız Gölpınarlı, seyfi kol hakkında

fiitüvvet-namelerin müttefik olmadığını ifade eder. Özellilde muahhar kaynaklar da seyfi kolun olmadığından babsedilir. Bu da bizim aşağıda ortaya koyacağımız görüşümüzü

desteklemektedir. Aşağıda anlatılacağı üzere Osmanlı döneminde ahilerin seyfi kolu dev- letin, tırnar sistemi içine dahil edilecektir.

41 Bayram, Evhadüddin Kimıanf, s. 98-114.

42 İ. Hakkı Uzunçarşılı, Kitabeler, İstanbull928, s. 69.

43 Bayram, Evhadiiddin Kinnani, s.44; Bayram, Menalap, s. 44 (63. Hikaye).

44 Bayram, Evlıadiiddin Kimıaııf, s.98-99. ·

45 Bayram,A/ıi Evren, s. 80-lOS;'vdd.

46 A. B Gölpınarlı, "İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kaynakları", iüİFM, C. Xl/1-4 (Ekim 1949-1950)'den ayn.basını, s. 42-43; tre. S.245-247.

47 Gölpınarlı, Tiirk İllerinde Fıitiivvel, s. 42.

48 Göl pınarlı, Türk hlerinde Fıitiivvet, s. 42.

49 Aynı eser, s. 43.

50 Seyfi kolu hakkında bilgi için bkz. Nasu1, 327; Göi,Pınarlı, "İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet

Teşkilatı ve Kaynakları", s.246-247; Müjgan Cunbur, "Anadolu'da Ahilerin Seyfi Kolu", Türk KiiltilriJ, XIIIII 53-ı 55 (1975),Ankara, 283-284; Bütü.iı ftltüvvetzincirlerinin Selmanel-FarisY'ye bağlandığı iddiası ise farklı bir olaydır. Louis Masigııon, La Fut111vıva, Publicationldela sicieredes Etudes lranniennes, No 7, Paris 1934, 175'den naklen Bedri Noyan, VD, 253; YusufBenli, "Aııilikıe Şiilik Etkisi ve "Ahiliğin Anadolu'da Alevüiğe Tesirleri Meselesine İlişkin Bazı Değerlendirmeler" Hikmet Yurdu, Yıl: 2, S.3 (Ocak-HaZiran 2009), s. 147- 180.

485

(13)

@ xm.

YüzyıldaAnadolu'da FOtnvvetTeş.lcilaııııııı EsnafTeşkilatı (Ahi Teşkilıılı) Haliııe Dönüşmesini Hazırlayan Faktörler e. Kirmani ve Ahi Evren 'in Fikirleri

486

'Ahilik geleneğinde sanat erbabı olan ahinin mesleğini kimden öğrendiği (el aldığı)

ve meslek intisabı hangi pirlere dayandığı büyük önem taşır. Mesleki intisabı olmayan

sanatkarların sanatında kutsiyet ve bereket olmayacağına inanılır. Onun için her sanat

mesleği bir ulu kişiye dayandırılır. Ahi Evren'in kayınpederi Evhadüddin-i K.irmani'nin mesleki intisapla ilgili birçok menkıbesi anlatılır. Evhadüddin-i ~ani'nin Malatya'da- ki halifesi Şeyh Fahruddin Hasan, "bir zaviye yaptırmış, zaviyeye su temin etmek için de bir kuyu inşa ettirmiştir. Kirmani kuyuyu görünce çok beğenmiş, kuyuyu yapai:ı ustaya bu sanatı kimden öğrendiğini sormuştıır. Usta ise bu sanatı, kendi kendine icat ettiğini

ifade edince, Şeyh Kirmani hemen kuyuyu doldurttİıuştıır. Kendisine bu davraruşın sebe- bi sorulunca ''bir usta mesleğini, ustasından öğrenmemişse, yani intisabı yoksa meydana

getirdiği eserde kutsiyet ve haysiyet olamaz" buyurmuşrurs•. Bu zihniyet, tarih boyunca ahiler arasında geçerli olmuştıır. Bu itibarla abiler meslekl intisaplarıni belirtme ihtiyacını duymuşlardır. Bu konu Ahi Evren'in eserinde işlenmiştir. Ahi Evren "Letaif-i Hikmef' adlı eserinin bir yerinde şöyle demektedir: "Bilmiş ol ki Yaradan insanlığı şehirli tabia-

tında yarattı. Bu sözün manası şudur ki Cenap-ı Allah insanlıgı öyle yaratmıştır ki çok

şeylere muhtaçtır. Yiyecekler, içecekler, giysiler, evlenme, mesleJ.<· edinme gibi. Bütün

bunları hiç kimse tek başına elde edemez. Bilakis bir topluluk gereklidir. İhtiyaç ve bir

losmını tedarik edebilirsiniz. Bir kısmı ziraat yapsınlar, bazıları aletler yapsınlar,(demir­

cilik, marangozluk gibi). Demircilik, marangozluk da birtakım alet ve edevatlar yapabiJ.i.r.

Bu aletlerin yapılm~sı içinde başka bir topluluk gereklidir. Bu yolla bütün sanatlar yapı­

labilir. İnsanlık buna muhtaçtır. Öyleyse malum olmuştıır ki insanlardan her birisi çok sa-

yıda topluluklar muhtaçtır. Çok sayıda insanı n bir yerde toplarımaları gerekir. Her birisi sanatla meşgul olmalıdır ki, herkesin ihtiyacı !Girşılanmış olsun. İnsanlık medeni tabiat- hdır, sözünün manası budur. Böyle olunca çok sayıda insanların toplarıması çekişmeye

düşmanlığa sebep olur. Çünkü malum olduğu üzere o insanların he b.iri kendi ihtiyaçlarını karşılamaya talip olacaktır. Her kimin elinde bir şeyler varsa buna birkaç kişi talip ola- bilir. Her birinin nefsi müsamaha etmeyebilir. Onun elinde olan şeyi dağıtması gerekir.

Öyleyse halka bir kanun gerekir ki o kanun onların çekişmelerini kessin. O kanuna uy-

duklarında çekişme halkın arasından kesilsin. Her biri kendi talep ettiği şeye kavuşsun

(münazaa olmaksızın). Eğer bir zaman oraya bir çekişme girerse o· kanununa müracaat etmek suretiyle ortadan kaJkarS2."

O, eserlerinde sık sık ilmi, ve sanat alarunda kullarımak gerektiğini ifade eder53

ilmin arnelden önce geldiğini, ilimsiz anıelin fayda sağlayamayacağını ve kişinin ilmini uyguladığı ölçüde makbul insan olacağını savunmaktadu-54. Ahi~ cömertlik.mesleği ol-

ması itibarıyla bir yönüyle de elinin emeği ile geçinme ve başkasına yedirme ülküsüdür.

Ahi zaviyeleri bu şekilde oluş_muştıır

Bayram, Menakıp, s. 83; Bayram, Alı i El·ren, s. 150 .. 52 Letôif-i Hikmet, (yay. Gulam Muhsin Yusufi), Tahran, s 145.

53 Bayram,AiıiEvren, s. 139'dannot 10.

54 Bayram, Alıi Evren, ayni yer, not 11.

(14)

Doç. Dr. Mehmet Ali HAClGÖKMEN ~ ---~---~

Evhadü'd-din Hamidel K.innfuıi, ahi düşüncesini şöyle ifade eder: "Babalanndan onlara mal ve şeyh kalmıştır. Onlar salih gençler olup Ahiliğe (kardeşliğe ), sofra döşeme­

ğe gönül vermişledir. Ev kurmuş, orada yemek, içmek ve barınmak için gerekli olanlan temin etmişlerdir. Kapıları açık gelene gidene güzel hizmetler sunmaktalar"55 demektedir.

SONUÇ

Böylece bu siyasetin etkileri kısa sürede sosyal, kültürel, siyasi ve ticari alanlarda gö-

ıülmeye başlanmıştır. Huzurlu ve güvenli bir toplumun yaratılması öncelikle ticari alanda büyük gelişmelerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Bir kere bu güvenli ortam Anadolu'ya büyük bir göçlin başlamasına da sebep olmuştur. Bu da haliyle Anadolu' da sosyal refahın bilimsel çalışmalann ve kliltlirel faaliyetlerin gelişmesine yol açmıştır. Böylece oluşan

bu huzurlu ortamda fütüvvet teşk.ilatının, esnaf teşkilatı baline gelmesi kolaylaşmıştır. Bu da demek oluyor ki, ahiler buldukları müsait ortamda, ürettikleri mallarını, Sultaniann

yaptıklan ticaret anlaşmalarıyla ortaya çıkan, uluslararası pazarlarda pazarlamışlardır. Bu dönemde Anadolu'da birçok zengin ahi unvanlı tacirler ortaya çılanıştır. Şüphe yok ki bu

şahıslar Ahi Evren Şeyh Nasiruddin 'in görüşleri çerçevesinde ticaret yapmışlardır. Mese- la bunlardan NiğdeliKadı Ahmed'in bahsettiği Ahi Mecdüddin Ankarav156 ile zengindir.

Efiaki ise ondan Ha ce Mecdüddin-i Mera ği diye bahsetınektedif57Ahi Mecdüddinin, An- kara ve Konya ovasında 1000 adet koyunu vardır58Ahi Mecdüddin Ankaravi, Mevlana Celaleddin ile yakın bir ilişki içindedir. Onun, Meraği nisbetiyle tanınması, Merağa şeh­

ri gUzergab.uıda ticaretle uğraşmasından veya Merağa'da ders görmüş olmasından ileri

gelmiş olabilif59Ankara bölgesin~e yapılann tamamına yakınının ahiler tarafından inşa

edilmesi ahilerin bölgede ticaretin içinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca Ankara'da

hacılar bile ticaretin içindedir. Bu bölgedeki ahi vakıfları incelendiğinde hacı vakıflan­

nın önemli bir miktar tuttuğunu görüyoruz. Bunun dışında münferit ticaretten b~yük mal sahibi ahilerden örnek verebiliriz. Mesela Selçuklu devletinin son döneminde Sivas'ta yaşayan Ahi Emir Ahmet'in çok miktarda gayr-i menkul sahib(olduğunu biliyoruz. Bun- dan dolayı vakfiyesi gayet zengin· olup, bir kayıtta 36 kalemden oluşan köy, mezriı, han, hamam vs. vakfetmiş, ayrıca bir vakfında 5-6 köy, 18 dükkan, bir divan vakfetmiştir. Si- vas şehrinin önemli vakıflanndan olan

Ahl

Emir Ahmet ZaYiyesi vakfinın karye-mezralar

açısından oldukça zengin olduğiı anlaşılmaktaciır6<l.Yıne bir başka örnek verecek olursak Ahi Bedreddin Gühe~ş'ın Konya Karaarslan mevkiinde zaYiyesinin vakti zengin idi61 •

ss Bayram, Menakıp, s. 62-63, I 59. Bkz.. Bayram, Alı i Evren, s. 135.

56 Bayram, Evhadüddin Kirmani, s. 109, dipnot 99. .

57 Ahmed Eflaki, Ar{fterin Menkıbeler i, (Çev. T. Yazıcı), C. I, İstanbul 1953, 256-257, 550-551.

58 Menakıbu'l-arifin, I, 28.

59 Nigdeli Kadı Ahmed, El Veledü's..ŞPjik, (Fatih Ktp. No: 4518, yp.ll9b),vr. 120b; bkz.

Hacıgökmco, "Ahiler Zamanında Ankara'da Sosyal. Kültürel ve İlmi Faaliyetler" S. O. Sosyal Bilimler

E11Stitüsı1 Dergisi, Yıl2002, sayı: 7, s. 137-160.

60 Ömer Demirel, Sivas Şehir Hayatmda Vakıflarm Rolıi, Ankara, 2000, s.lOO.

61 Hacıgökınen, "I. Alaeddi_n Keykubat Dönemi Emirlerinden Atabey Bedreddin Gühertaş

':"',\711. Yii~~IÔKafla,:Türk ı·e islaln',Püııyasmda Alıiliğin Temelleri 487

(15)

@ :xm.

YüzyıldaAnadolu'da FütüvvetTeşkiJalınm EsııafTeşkilaıı (Ahi Teşkilan) Haline Dönüşmesini Hazırlayan Faktörler Bu örnekleri arttırmanuz mümkün. Bizatihi Ahi Evren'in kendisi de ticaret yapmış bü- yük,gayr-menkuller kazandığını biliyoruz. Ahi Evren'in münkariz olan vakıfian Fatih

dönemllıde tekrar ihya edildiğinde bu vaktin az çok büyüklügü ortaya çıkmıştı.r62. Bunun

dışında Anadolu'nun birçok yerine Selçuklu döneminde yani XIII. yy. ortalanndan iti- baren kurulan Ahi zaYiyeleri ayeode ve reveodeye hizmetini kendi müntesiplerinin mali

imk§nıyla varlıklarını sürdürmüşlerciir63Maddi imkanlan olan bu zavi.yeler boş toprakla- nn şenlendirilmesinden tutunda hem Selçuklu devletinin Uc bölgeleri adı verilen Bizans

sınınnda hem de Osmanlı devletinin kuruluşunda bu gücüyle etki~i olmuşlard~.

488

Sonuç olarak eo başta şunu ifade etmemiz gerekiyor. Anadolu'da teşekkül eden Ahilik, İslam dünyasında kabul gören fütOwet anlayışı ile fütüwet-name ve şecere­

namelerde belirtildiği üzere benzer ahlaki kurallan olsa da farklı yönleri vardır. Bu da en

başta Anadolu'ya gelen fütüwet temsilcilerinin görtlşleri çerçevesinde farklı bir meqraya

girmiştir. Ahi Evren ve Evbadüddin-i Kirmani kendi müntesiplerine çalışmayı tavsiye et-

miştir. Tabii ki bu durum Türkiye Selçuklu Sultanlarının siyasetleri sonucunda oluşan hu- zur ortamı ve yapılan ticaret anıaŞmaları sayesinde, şeyhlerinin tavsiyelerine uyan ahiler, kendi ürettikleri malları pazarlamışlar, ticarette başarılı olmuşlardır. Bu da XIII. yüzyılda

Anadolu'da zengin alıi esnaf ve tacir gibi bir kesimin meydana gelıiıesini sağlamıştır.

Bu dönemde esnaf ve tacir adlı gruplar dışında, kökünü feta anlayışından alan, devlet kademesinde görev alan, devlet adamı, asker alıilere de rastlıyoruz. Bu--abilerin

Osmanlı kuruluş döneminde devletin kurulu_ş.,una doğrudan etki eden bir grup olduğu

görülüyor. Tabii ki bunlar, daha sonra tırnar teşkilatı içine d3.hil edilmişlerdir. Böylece

fiıtüwetnamelerde seyfi denilen bu grup doğrudan merkeze bağlanıruşlardır.

KAYNAKLAR

Ankara Livası Timariarı Mufassal Defteri (S67h/1462m) BOA, MAD, No:9.

Ankan, Muzaffer, R867 tarihli Ankara Tahrir Defteri (Açıklama/ı Metnin Tespiti), Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi DTCF.

Atalay, Besim (1999). Divanu Lügati't-Türk Tercümesi, I, Ankara: TDK. Yay.

Arat, Reşit Rahmeti (1951). Atebetii'l-Hakayık, II, İstanbul: TDK. Yay.

Ahmed Efiakl (1953). Ariflerin Menkıbeleri, (Çev: T. Yazıcı) I, .İstanbul.

(Gevhertas) (D.?-Ö. 1262)", A.Ü., DTCF. Tarih Araştırmaları Dergisi, XXX, Sa. 50, Ankara-2011/

EyiOI, s.119-137.

62 İlhan Şahin, "Ahi Evran Vakfiyesi ve Vakıflanna Dair'', Tıirklük Araştımıa Dergisi, Sa.l, İstanbul 1985, s. 325-341.

63

ö.

L. Barkan, "Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskan ve Kolanizasyon Metodu Ol~ Vakıflar

ve Temlilder I, İstila Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zaviyeler'', VD, W1-4, (1942), s. 279- 386.

64 Çetin, a.g.m., s.105-115; Gündüz, a.g.m., s. 465491.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bildiri Özetlerinin Gönderilmesi İçin Son Tarih 20 Mayıs 2016. Kabul Edilen Özetlerin Bildirimi 06

Ali Emirî’nin bildirimize konu olan bu Risâlesi’ndeki cümlelerin hemen hemen bütününde yer alan dinî unsurları özet olarak şöylece sıralamak mümkündür: “Adalet,

· Ahilik kültürünün nasıl 'ortaya çıktığını ve nasıl bir mesleki hüviyeti kazandığını görme- miz açısından son derece önemlidir. Abilik kavramının ortaya

Mekkeli muhacir müslümanı alıp evine götürdü ve evini, elaneğini ve imkAnlarını onunla öz kardeşi gibi paylaştı. Böylece Mekkeli muhacir Müslümanlarm iaşe ibate

vefatından sonra tekkesinin postnişlni olan Kastamonulu Hasan Hilmi Efendi,. gerek Gümüşhanevi dergabı ve gerek döneminin. dini, siyasi ve sosyal çevreleri

Güneş, Mustafa, “Menâkıb-I Akşemseddin’de Hacı bayram-I Veli ve Somuncu Baba”, Somuncu Baba ve Kültür Çevresi Aksaray 2011 Uluslararası Sempozyum Bildiri Kitabı,

Tuğba KARABULUT, İstanbul Ticaret Üniversitesi Prof.Dr Orhan KOÇAK, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Prof.. Mehmet Fatih KÖKSAL, İstanbul Kültür Üniversitesi

Diğer muta- savvıflarda olduğu gibi Hacı Bayram Velî’de nefsin olgunluğunu çok önemli saydığı, ayrı lık ve aşk acısının verdiği olgunluk, dert ve gam yüklü