• Sonuç bulunamadı

Meşruiyet Dayanakları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Meşruiyet Dayanakları"

Copied!
11
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Meşruiyet Dayanakları

(2)

“İslâm’ı seçen, yücelten, şereflendiren,

büyüten ve bizim için din olarak seçip onunla bizi kuvvetlendiren; bizi İslâm’ın ehli, sığınağı, kalesi, ayakta tutucusu, koruyucusu ve

yardımcısı yapan Allah’a hamdolsun. Takvâ kelimesini bize yoldaş yaptı ve bizi takvâ ehli olmakla şereflendirdi. Bizi Resûlullah’ın

soyundan getirdi, onun pınarından kaynattı.

Onu aziz, bize düşkün, mü’minlere karşı

yumuşak kalpli ve merhametli kıldı. Bizi İslâm içinde yüce bir mevkiye yerleştirdi.

Müslümanlara okunan bir kitap indirdi.

Kitab’ında şöyle buyuruyor:

(3)

‘...Ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak istiyor.’

‘Sizden yakınlara sevgiden başka bir ücret istemem.’

‘Yakın akrabalarını uyar.’

‘Bilin ki, ganîmet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri (Humus) mutlaka Allah’a,

Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir.’

Ahzâb, 33/ 33.

Şûrâ, 42/ 23.

Şu’arâ, 26/ 214.

Enfâl, 8/41.

(4)

Yüce Allah mü’minlere bizim üstünlüğümüzü

bildirdi, onlara bizi sevmeyi ve hakkımızı vermeyi farz kıldı. Bize ikram ve lütufta bulunarak, ganîmet ve vergilerden nasibimizi bol yaptı. Allah büyük

lütuf sahibidir.

 

Dalâlete düşmüş olan Sebeiyye fırkası reisliğe,

idareciliğe ve halîfeliğe bizim dışımızdakilerin daha layık olduklarını iddia ettiler. Yüzleri kara olasıcalar!

Niçin böyle olsun ey insanlar? Allah insanları dalâletten hidayete bizimle çıkardı, cahil iken

onlara hakikatı gösterdi ve onları helâk olmaktan kurtardı. Bizimle hakkı ortaya çıkardı, batılı

mahvetti.

(5)

Bizimle onların bozuk yönlerini düzeltti, alçak şeyleri yükseltti. Noksanlıkları

tamamladı, ihtilafları giderdi. İnsanlar birbirlerine düşmanken birbirini seven,

birbirine iyilik eden, dünyada yardımlaşan, ahirette koltuklar üzerinde karşılıklı oturan kişiler yaptı. Yüce Allah bütün bunları Hz.

Muhammed’e lütuf ve ihsan olarak yaptı.

O irtihal edince görevi ashâbı (Dört halife

kastedilmektedir: Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer,

Hz. Osman ve Hz. Ali) devraldı.

(6)

İşlerini istişare ile yürüttüler. Ümmetin mirasını

devralıp adil bir şekilde, kullanılması gereken yerlerde kullandılar, layık olanlara verdiler. Daha sonra

Harboğulları ve Mervânoğulları (Emevîler) ortaya çıkıp bunu zorbalıkla ellerinden aldılar. Zulmettiler, adam kayırdılar, ehline haksızlık ettiler. Uzun süre bu böyle devam etti, sonunda Allah’ın gazabına uğradılar ve

Allah bizim ellerimizle onlardan intikam aldı. Hakkımızı geri verdi, ümmetimizi bize kavuşturdu. Bize yardım etti, yeryüzündeki zayıflara bizimle lütuf ve ihsanda bulunmak için davamızı ayağa kaldırdı. Bizimle

başladı, bizimle bitirdi. Size hayır gelip şer

gelmeyeceğini, salâh gelip fesat gelmeyeceğini

umuyorum. Ehl-i Beyt olarak bizim güvenimiz sadece

Allah’adır ve yardımcımız O’dur.

(7)

Ey Kûfeliler! Sizler sevdiğimiz kişilersiniz. Sizleri zalimlerin zulmü değiştirmedi ve bizim

zamanımıza kadar bozulmadan geldiniz. Allah başımıza devlet

kuşunu kondurdu. Artık insanların en mutlusu ve en şereflilerisiniz.

Size verilecek bağışları yüz

dirhem artırıyorum. Hazır olun, ben çok kan dökücüyüm ve

mahvedici bir intikamcıyım

(Seffâh)”

(8)

Allah’ın Ehl-i Beyt’i seçkin kıldığı iddiası

“Muhammed ailesinden razı olunacak kişi” sloganının sadece Abbâsoğulları’nı içerecek şekle dönüştürülmesi

Davud b. Ali:

“yönetim hakkının asıl sahipleri olarak kendilerine

döndüğünü” açıkladıktan sonra, bu mücadeleye girme gerekçeleri üzerinde durdu. Abbâsîlerin hakkı olan iktidarı zorla ele geçiren ve Alioğullarına karşı da kötü davranan Emevîler’in bu kötü tutumlarını önlemek Abbâsoğullarına düşmekteydi, çünkü “Allah’ın, Peygamberinin ve Abbâs’ın koruması, Alioğulları üzerindeydi ve onları Allah’ın indirdiği hükümlerle idare etmek, ileri gelenlerine ve diğer kesimlerine Resullulah’ın takip ettiği siyaseti benimsemek onlar için

zorunlu bir görevdi.”. Dâvûd b. Ali, konuşmasını hilâfetin sonsuza dek kendilerinde kalacağını ifade eden bir sözle bitirmi

(9)

 Muhammed en-Nefsu’z-Zekiyye, Mansûr’a yazdığı mektubunda;

“...Hak, bizim hakkımızdır. Siz bu işi bizimle beraber iddia ettiniz.

Taraftarlarımızla birlikte ortaya çıktınız ve bizim üstünlüğümüzle bu nimete erdiniz. Şüphe yok ki babamız Ali vasî ve imamdı. O

halde onun çocukları sağ iken siz ona nasıl varis

oldunuz?...İslâm’da Resulullah’ın kızı Fâtıma’nın çocukları siz

değilsiniz, biziz.

(10)

Mansûr ise Muhammed’e yazdığı mektupta;

“…siz onun kızının oğullarısınız. Bu da yakın bir akrabalıktır. Ancak o, miras hakkına bütünüyle sahip olamadığı gibi velayet hakkına da mirasçı olamaz. Onun imameti de caiz değildir. Bu

durumda olan bir kadın vasıtasıyla nasıl mirasçı olunur?”

“...Yine sen biliyorsun ki Peygamber’den sonra Abdülmuttalib oğullarından Abbâs’tan başka hiç kimse kalmamıştı. Böylece amcalık yönünden onun varisi olmuştu…”

“...Peygamberlerin sonuncusuna siz değil biz

varis olduk

(11)

 Abbâsiler ilerleyen dönemlerde;

yönetilenleri, iktidarlarının

meşruluğuna inandırmak ve bu meşruiyet temelini daha da güçlü kılabilmek için Hz. Muhammed’i konuşturma yoluna gitmişler,

hilâfetlerini ona onaylattırmışlardı.

Rivayete göre Hz. Muhammed amcası Abbâs’a, halîfeliğin onun çocuklarına geçeceğine dair müjde bile vermişti.

(Taberi, İbnü’l-Esir, İbnü’t-Tiktaka)

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu kan zehirli maddelerle de akar, yine vücutta ürik asit vard ır, zararlı ve faydalı maddeler vardır, vitaminler, mineraller, mineral benzeri maddeler, çözünmü ş gazlar,

İnsanlardan Allah’a dua eden ama Zeyd’e, Ubeyd’e ümit ba ğlayanlar vardır. Allah Teala yine bir kudsi hadiste şöyle buyurmuştur:.. امع لمع نم ، كرشلا نع ءاكرشلا ىنغأ انأ

Haklıya hakkını vermek, mazluma insaflı davranmak, güçsüz insanlar için güçlü insanlardan, fakirler için zenginlerden, mazlumlar için zalimlerden al ıp, hak edene hakk

Bütün mahlûkatın beyin ağırlıklarını gövdelerine oranlasak, kesinlikle insan, bedenine göre en a ğır beyine sahip olma açısından en yüksek mertebede olurdu.. Tabi balina

Bu iki doktor, çörek otu ile ilgili laboratuvar çal ışmalarında şu sonuca ulaştılar: "dört hafta boyunca günde iki kere bir gram çörek otu kullan ımı, lenf

Bu üç nitelik şu demektir: Güzel olan ı doğrulamak ki güzel olan cennettir, Allah’a isyandan sakınmak ve tüm hayat ını Allah için vermek üzerine inşa etmek.. Bunlar

Özetle mesele şudur; şayet bir beldede Allah'tan başkasına dua etmek ve bunun tamamlayıcıları olan ameller ortaya çı- karsa; belde ehli bunu devam ettirirse; bunun için

“Hiçbir küçük günah da ısrar edildiği takdirde, küçük kalmaz/büyür Hiçbir büyük günah, tövbe ve isti ğfar edildiği takdirde, büyük kalmaz.”.. (Ebu Hureyre