11-15 yaş arası tenis sporcularında kor antrenman programının kuvvet, sürat, çeviklik ve denge üzerindeki etkisinin incelenmesi

128  Download (0)

Tam metin

(1)

KASIM 2017

K A S IM 2017

RIDV

DOKTORA TEZİ

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI

RIDVAN KIR 11-15 YAŞ ARASI TENİS SPORCULARINDA KOR ANTRENMAN PROGRAMININ KUVVET, SÜRAT, ÇEVİKLİK VE DENGE ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İNCELENMESİ

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI

T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

(2)
(3)

PROGRAMININ KUVVET, SÜRAT, ÇEVİKLİK VE DENGE ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İNCELENMESİ

Rıdvan KIR

DOKTORA TEZİ

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

KASIM 2017

(4)
(5)
(6)

11-15 YAŞ ARASI TENİS SPORCULARINDA KOR ANTRENMAN PROGRAMININ KUVVET, SÜRAT, ÇEVİKLİK VE DENGE ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İNCELENMESİ

(Doktora Tezi)

Rıdvan KIR

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Kasım 2017

ÖZET

Yapılan çalışmada kor antrenman programının tenisçilerde kuvvet, sürat, çeviklik ve denge üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmaya katılan 11-15 yaş arası 28 tenisçinin (13,29 ± 1,21) 14’ü deney gurubunu oluşturmuş ve kulüp antrenmanlarına ek olarak haftanın 3 günü, ısınmayla beraber günde yaklaşık 30 dakika süren kor antrenman programını uygulamış, kontrol gurubundaki 14 sporcu ise sadece kulüp antrenmanlarına devam etmişlerdir. 10 hafta süren antrenman periyodu sonucunda yapılan egzersizlerin ön test ve son test verileri doğrultusunda kuvvet, sürat, denge ve çeviklik özelliklerine etkisi incelenmiştir. Kontrol ve deney guruplar arası, gurup içi analizle nonparametrik tekrarlı testler ile (wilcoxon) ve antrenman etkisine ilişkin analizler tekrarlı ölçümlerde çok yönlü varyans analizi(MANOVA) ile incelenmiştir(p<0,05). Yapılan atletik performans testlerinden durarak uzun atlama, 20 ve 30 metre sürat, proagility çeviklik öntest sontest değerlerinde herhangi bir gelişim görülmemiş, kontrol grubunun 30 metre sürat testinde gerileme olması dışında guruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Aktif sıçrama testinde guruplar arasında deney gurubundaki gelişimden kaynaklı anlamlı farklılık bulunmuştur(%8,4). Squat sıçrama testinde deney gurubu ön test ve son testleri arasında gelişim gurup içi anlamlı farklılıkla desteklenmiştir(%3,31). Kor performans ölçümlerinde plank ve mekik testlerinde deney gurubundaki gelişmeden kaynaklı, guruplar arası anlamlı farklılık bulunmuştur(%13,6-%13,8).

Sağlık topu fırlatma testinde herhangi bir anlamlı farklılık görülmezken, şınav testinde hem deney hem kontrol guruplarında gurup içi gelişim görülmüştür(%14,5- %9,23). Statik çift ayak(area)

%35,4, dinamik çift ayak(PL) %27,6ve dinamik çift ayak(area) %45,9 luk değerlerle yapılan testlerde deney gurubundaki gelişmeden kaynaklı guruplar arası anlamlı farklılık bulunmuştur.

Sonuç olarak uygulanan antrenman programının aktif sıçrama testi, plank, mekik, statik ve dinamik denge test skorlarını artırdığı ancak sürat, çeviklik, durarak uzun atlama, sağlık topu fırlatma gibi test skorlarına etki etmediği ortaya çıkmıştır. Kinetik zincirin öneminin fazlasıyla hissedildiği ve asimetrik kuvvet gelişiminin çocuk yaşlarda itibaren görüldüğü teniste hem sakatlık riskini azaltmada hem de sporcuların performansını artırmada kor egzersiz programlarının antrenman programlarında kullanılması gerektiği söylenebilir.

Bilim kodu : 6.003

Anahtar Kelimeler : Kor stabilizasyon, tenis, denge, sürat, çeviklik, kuvvet.

Sayfa Adedi : 113

Danışman : Prof. Dr. Metin YAMAN

(7)

STUDY OF THE EFFECT OF CORE TRAINING PROGRAM ON STRENGTH, SPEED, AGILITY AND BALANCE IN TENNIS PLAYERS AGED BETWEEN 11 AND 15 YEARS

OLD (Ph. D. Thesis)

Rıdvan KIR

GAZİ UNIVERSITY

INSTUTE OF HEALTH SCIENCES November 2017

ABSTRACT

In this study the effect of core training program on strength, speed, agility and balance in tennis players was analysed. 14 of 28 tennis players aged between 11 and 15 (13,29+1.21) participating to the study formed the experiment group and they practiced core training program for 30 minutes including warming up in a day for three days in a week in addition to club training on the other hand 14 athletes in control group just continued their club training. In accordance with the data of pre- test and post-test of practices which were done during 10 weeks period, the effect of this program on strength, speed, agility and balance was analysed. In-group analyses between experiment and control groups were analysed by nonparametric repeated measures test (Wilcoxon) and analyses concerning the training effect were analysed by multi-factor analysis of variance (Manova) in repeated measurements. (p<0.05) In pre-test and post-test values of athletic performance tests like standing long jump, 20 and 30 meters dash and pro-agility no improvement was observed and no significant difference was found between groups except decline in 30 meters dash test in control group. A significant difference was found in active jumping test between groups because of improvement in experiment group. (% 8.4) Progress between pre-test and post-test of experiment group in squad jump test was supported with an in-group significant difference. (%3.31) A significant difference was found in plank and curl up tests in core performance measurements because of the progress in experiment group.(%13,6-%13.8)No significant difference was observed in medicine ball throwing test while there was an in-group progress in push up test in both control and experiment groups.

(%14.5-%9.23) %35.4, %27,6 and %45,9 progress in the field of static two leg sway area, dynamic two leg sway distance and dynamic two leg sway area in respectively in experiment group in balance test formed the significant difference between groups. As a result, it was found out that applied training program increased the scores of active jumping , plank , curl up , static and dynamic balance tests however it did not have an effect on scores of tests like speed, agility, standing long jump, medicine ball throwing. It might be stated that core training programs are to be used in training programs in both declining the risk of injury and increasing the performance of athletes in tennis in which the importance of kinetic chain is strongly needed and asymmetric strength progress is observed from early childhood.

Science Code : 6.003

Key Words : Core stabilization, tennis, balance, speed, agility, strength Number of Pages : 113

Supervisor : Prof. Dr. Metin YAMAN

(8)

TEŞEKKÜR

Doktora eğitimim boyunca bana her desteği veren ve yol gösteren danışman hocam Sayın Prof. Dr. Metin YAMAN’a teşekkür ederim. Çalışmanın tüm aşamalarında yol gösteren Prof. Dr. Erdal ZORBA, Prof. Dr. Mehmet GÜNAY, Doç. Dr.

Fatih ÇATIKKAŞ hocalarıma tek tek teşekkür ederim. Çalışmada çok büyük emeği bulunan kardeşim Yrd. Doç Dr. Ozan SEVER’e minnetlerimi sunarım. Çalışmada uygulanan ölçümlerde yardımlarını ve fikirlerini esirgemeyen değerli arkadaşlarım Yrd. Doç. Dr.

Süleyman GÖNÜLATEŞ, Erkan TORTU, Yrd. Doç. Dr. Nigar YAMAN ve Yrd. Doç. Dr.

Murat Sarıkabak’a teşekkür ederim. Çalışmanın gerçekleştirilmesinde yardımlarını esirgemeyen başta ODTÜ tenis kulübü antrenörü değerli kardeşim Muhittin DEDE’ye, diğer kulüplerin antrenörlerine ve sporcularına ayrı ayrı teşekkürü borç bilirim. Çalışmada maddi manevi desteklerini esirgemeyen kardeşim Ejder ELVEREN’e ve Elif Aybüke YILMAZ’a teşekkür ederim. Çalışmada benden desteklerini esirgemeyen sevgili okulum Bartın Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu müdürü Doç. Dr. Taner BOZKUŞ başta olmak üzere tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ederim. Beni bugüne kadar yalnız bırakmayan hayatımın her anında desteklerini esirgemeyen değerli aileme minnettarlığımı sunar, teşekkür ederim.

(9)

İÇİNDEKİLER

Sayfa

ÖZET ... iv

ABSTRACT ... v

TEŞEKKÜR ... vi

İÇİNDEKİLER ... vii

ÇİZELGELERİN LİSTESİ ... ix

ŞEKİLLERİN LİSTESİ ... x

SİMGELER VE KISALTMALAR... xi

1. GİRİŞ

... 1

2. GENEL BİLGİLER

... 7

2.1. Tenis ve Antrenman ... 7

2.1.1. Tenis biyomekaniği ve kinetik zincir ... 9

2.1.2. Teniste kuvvet antrenmanları ... 20

2.1.3. Teniste sürat antrenmanları ... 22

2.1.4. Teniste çeviklik antrenmanları ... 25

2.1.5. Teniste denge antrenmanları ... 27

2.1.6. Tenis kuvvet antrenmanlarının uygulanışı ... 29

2.1.7. Yaş dönemleri ve cinsiyetlere göre tenis egzersizleri ... 29

2.2. Kor ... 35

2.2.1. Kor Nedir? ... 35

2.2.2. Kor anatomisi ... 39

2.2.3. Kor stabilizasyonu ... 43

2.2.4. Kor kuvveti ... 44

2.2.5. Kor stabilizasyonu ve kor kuvvetin karşılaştırılması ... 44

2.2.6. Kor bölgesi ile ilgili ölçümler ve sportif performansla kor bölgesinin ilişkisi ... 45

(10)

Sayfa

2.2.7. Kor egzersizin sportif performansta önemi ... 47

2.2.8. Kor egzersizi uygulamaları ... 48

3. YÖNTEM

... 51

3.1. Deney Grupları ve Çalışma Dizaynı ... 51

3.2. Antropometrik Ölçümler ... 52

3.2.1. Boy ve ağırlık ölçümü ... 52

3.3. Atletik Performans Ölçümleri ... 52

3.3.1. Sürat ölçümü ... 53

3.3.2. Çeviklik ölçümü (ProAgility testi) ... 53

3.3.3. Kuvvet ölçümleri ... 54

3.3.4. Denge ölçümü ... 55

3.3.5. Kor performans ölçümleri ... 55

3.4. Antrenman Planı ... 56

3.4.1. Deney gurubu ... 57

3.4.2. Kontrol grubu ... 58

3.4.3. Egzersiz seçimi ve kor antrenman programının oluşturulması ... 58

3.5. İstatistiksel Analiz ... 70

4. BULGULAR

... 71

5. TARTIŞMA

... 75

6. SONUÇ

... 83

KAYNAKLAR ... 87

EKLER ... 109

Ek-1. Etik kurul raporu ... 110

ÖZGEÇMİŞ ... 112

(11)

ÇİZELGELERİN LİSTESİ

Çizelge Sayfa

Çizelge 2.1. Raket hızını etkileyen bazı faktörler ... 14

Çizelge 2.2. Tek el backhand ile çift el backhand arasındaki farklılıklar ... 16

Çizelge 2.3. Raket hızını etkileyen bazı faktörler ... 18

Çizelge 2.4. Teniste oluşan sürat çeşitleri ve bileşenleri ... 25

Çizelge 2.5. Yaş gruplarına göre motor beceri gelişimleri ... 27

Çizelge 2.6. Beceri kazanım tablosu ... 30

Çizelge 2.7. Tenis oyuncusunun fiziksel gelişimi ... 34

Çizelge 3.1. Egzersiz sınıflandırmasına göre kas kasılmaları ve hareket örnekleri ... 59

Çizelge 3.2. Antrenman bileşenleri ... 61

Çizelge 3.3. 1. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 61

Çizelge 3.4. 2. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 62

Çizelge 3.5. 3. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 63

Çizelge 3.6. 4. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 64

Çizelge 3.7. 5. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 65

Çizelge 3.8. 6. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 66

Çizelge 3.9. 7. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 67

Çizelge 3.10. 8. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 68

Çizelge 3.11. 9. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 69

Çizelge 3.12. 10. Hafta’da uygulanan antrenman programı ... 70

Çizelge 4.1. Katılımcılara ait tanımlayıcı bilgiler (yaş, ağırlık, boy, BKİ). ... 71

Çizelge 4.2. Deneklerin atletik ölçümlerinin grup içi ve gruplar arası karşılaştırılması ... 71

Çizelge 4.3. Deneklerin kor performans ölçümlerinin grup içi ve gruplar arası karşılaştırılması ... 72

Çizelge 4.4. Denge ölçümlerinin grup içi ve gruplar arası karşılaştırılması ... 73

(12)

ŞEKİLLERİN LİSTESİ

Şekil Sayfa

Şekil 2.1. Servis biyomekaniği ... 14 Şekil 2.2. Teniste backhand vuruşu sırasında vücutta görülen eksen hareketleri ... 17 Şekil 2.3. Vuruşlar sırasında bazı önemli noktalarda oluşan zincirleme hareketler ... 19

(13)

SİMGELER VE KISALTMALAR

Bu çalışmada kullanılmış simgeler ve kısaltmalar, açıklamaları ile birlikte aşağıda sunulmuştur.

Kısaltmalar Açıklamalar

1 TM 1 Tekrarlı Maksimal

BKİ Beden Kitle İndeksi

CM Santimetre

FMS Fonksiyonel Hareket Analizi (Functional Movement Screen) FTPI Fırlatma Performans İndeksi

ITF Uluslararası Tenis Federasyonu

KG Kilogram

M Metre

MaksVO2 Maksimal oksijen tüketimi MRI Manyetik Rezonans Görüntüleme

N Newton

PHV Maksimum boy uzaması(Peak Height Velocity) PL Dengede orijine göre çizilen yol (Path Length)

SN Saniye

TFL Tensor Fasya Lata

YRD Yard(uzunluk birimi)

(14)

1. GİRİŞ

Tenis, içeriğinde fazlasıyla öngörülemezlikler barındıran bir spordur. Vuruş seçiminin, stratejilerin, maç sürecinin, hava koşullarının ve rakibin durumu başlıca öngörülemezliklerdir. Tenisin gereksinimlerini daha iyi anlayabilmek, uygulayabilmek ve optimal performansa ulaşabilmek için, tenise ait birçok fizyolojik değişkenin doğru bir şekilde anlaşılmasını gerektirir. Tenis içeriğinde sürekli tekrarlanan enerji patlamaları barındıran ve süre kısıtlaması olmayan bir spor branşıdır. Bazı maçlar bir saatten az sürerken bazıları 5 saate kadar uzamaktadır (5 setlik maçlar). Bu değişkenler sporcuların anaerobik performanslarının, aerobik performanslarının, maç öncesi ve sonrası toparlanmalarının çok iyi olmasını gerektirmektedir [1-2].

Çoğu tenis oyuncusu iki setlik maç kazanmak için mücadele verir, maçların süresinde önemli ölçüde değişiklikler görülse de ortalama maç uzunluğu 1,5 saattir. Maçtaki rallilerin süresi;

oyun sitili, çevresel faktörler, zemin, oyun stratejisi, oyunun seviyesi, vuruşların hızı ve motivasyon gibi faktörlerden etkilenir. Yüksek seviye maçlarda oyun içindeki aktif süre ve dinlenme süreleri karşılaştırıldığında beklenildiği üzere farklılıklar bulunmuştur [2]. Çoğu yüksek seviye maçta oyun içindeki aktif süre ve dinlenme oranları incelendiğinde, ortalama 1: 2 ve 1: 5 oran görülmektedir. Daha hızlı zeminlerde (çim, kapalı kort gb.) bu süre ortalama 15 sn. farklılık gösterir [3-4].

Yapılmış bir araştırmada ileri seviye üniversite tenis turnuvalarının sayı ortalaması 6, 36sn olarak tespit edilmiştir [5]. Oyuncunun oyun stilinin; alınan tenis sayılarının süresi üzerinde büyük etkisi olabilir. Dip çizgiye yakın oynayan, tam kortu kullanan ve nete kolayca gelen oyuncuların ralli süreleri 6-11 sn. (ortalama: 8,2) arasında değişkenlik göstermektedir. Yine sayıların çoğunu dip çizgiye yakın noktalardan yapılan vuruşlardan kazanan ancak file önüne gelmeyi çok tercih etmeyen oyuncuların sayı kazanma süreleri ise ortalama 15, 7sn olarak belirlenmiştir. Bu iki tip oyuncuların sayı kazanma süreleri arasında ise anlamlı farklılık(p<0,05) bulunmuştur. Yine aynı çalışmada maçın toplam zamanına (toprak kortlarda) göre oyun süresi yüzdesi hücum ağırlıklı oynayan oyuncular için yaklaşık %21, tam kort oyuncuları için %28, 6 son olarak dip çizgi oyuncuları için ise %38,5 olarak gösterilmiştir [6]. Başka bir çalışmada ise, daha sert zeminlerde maç esnasındaki oyun süresi yüzdeleri incelenmiş ve yaklaşık olarak %20 bulunmuştur [7]. Toplam maç süresine oranla

(15)

toplam oynama süresine bakıldığında sadece %20-%30 oranları arasında olduğu tespit edilmiştir [8-9].

Maksimum oksijen tüketimi (Vo2 maks.) genelde aerobik ve kardiyorespiratuvar kapasitenin ana işareti olarak kullanılır. Tenis maçlarında oyunun süresi ilerledikçe maksimum oksijen tüketimi ve kalp atış hızında artış beklenir, dinlenme periyotlarında ise aynı özelliklerde düşüşler gerçekleşir [6]. Müsabık ileri seviye tenis oyuncularında Vo2 maks. Değerleri; 44-69 ml / kg / dakika arasında değişmekte ve ezici çoğunlukla 50 ml / kg / dakikadan fazla olduğu görülmüştür [3, 6, 8-11]. Bu verilere baktığımızda tenis sporcularının yüksek oranda anaerobik açıdan antrene olduklarını söyleyebiliriz [12]. Daha çok dip çizgiyi kullanan oyuncuların, atak oynayan oyunculara göre daha yüksek Vo2 max.

Değerlerine sahip olması ise ilgi çekici bir sonuçtur [6]. Bu bilgilere dayanarak sporcuların antrenman programlarını dizayn ederken oyun stillerinin de göz önünde bulundurulması verimi artırabilir.

Egzersiz esnasında egzersiz yoğunluğunun tespiti için kalp atım sayısının belirlenmesi pratik bir metottur. 85 dakikalık bir tenis maçında üniversitedeki tenis sporcularının kalp atım sayıları dakikada ortalama 144,6 olarak bulunmuştur [8]. Bu sonuç diğer çalışmalarda bulunan ortalamalarla çelişmemektedir [10, 13-15]. Bu sonuçlar, oyunun doğasında aralıkların ve yoğunluğun değişken olmasına rağmen kalp atış hızının egzersiz öncesi seviyelerin üzerine çıkarak belirgin bir şekilde arttığını göstermiştir.

Nabız, kolaylıkla ölçülebilen bir yoğunluk indeksi olmasına rağmen, metabolizmadaki tek ölçüm olarak kullanılmamalıdır; çünkü sadece nabız ölçümü tenis gibi aralıklı oynanan bir sporun fizyolojik doğasını doğru şekilde temsil etmeyebilir. Tenis maçı sırasında kalp atış hızının değişkenliği ve değişim aralığı, oyunun doğasında bulunan ve sürekli gerçekleşen durma / başlama hareketleri ve patlayıcı hareketleri içermesi sebebiyle oldukça geniştir. Bazı araştırmalarda tenisin maç süresinin uzunluğundan kaynaklanarak aerobik bir spor branşı olduğu söylenir [8]. Bununla beraber teniste kullanılan servis, forehand, backhand, hızlı yön değiştirmeler gibi hareketlerin doğası itibariyle yüksek anaerobik kapasite gerekmektedir.

Bu nedenle teniste aerobik enerjinin baskın olduğunu söylemek yanlış olmasa da tenisi yorgunluğu önlemek ve sayılar arasında toparlanmaya yardımcı olmak için yüksek düzeyde aerobik şartlandırma gerektiren, içerdiği hareketlerde anaerobik enerjinin baskın olduğu bir aktivite olarak sınıflandırılmak daha doğru olabilir.

(16)

Tenisin fiziksel gereksinimlerinin yerine getirilmesi kas- iskelet sisteminde bazı adaptasyonlara neden olur. Bu adaptasyonlar bazen pozitif (artan güç gibi), bazen de negatif (eklem hareket açıklığının azalması ya da kas esnekliğinin azalması gibi) olabilir. Kasın boyunun kuvvet üretimi için tekrarlı kısalmalarıyla, sıkışık kaslarda mikro travma döngüsü başlar, bu süreç devam ederse mikro travmaların miktarı çok daha artabilir [16]. Bu adaptasyonlar; maladaptasyonlar (çevreye uyumsuzluk hali) haline de gelebilir, eklem hareket açıklığını azaltabilir, biyomekanik kalıpları değiştirerek kuvvet üretiminde verimi düşürebilir, böylece kaslarda sakatlık riskini artırabilir. Tenis sporcuları baskın olan kollarında omuzun içe rotasyonunda çok daha geniş bir eklem hareket açıklığına sahipken omuz dışa rotasyonunda ise daha dar bir açıya sahiptir [17]. Bunun en büyük sebebi, tekrarlanan servis atışlarıyla içe rotasyonun eklem hareket açıklığının artmasıdır. Bu durum performansa fayda sağlasa da dışa rotasyonun eklem hareket açıklığı geliştirilmezse dengesizlik oluşur. Kısa süre içerisinde performansı geliştirse de orta ve uzun vadede kas ve eklem sakatlıklarına neden olabilir.

Tenisçilerde antrenman programı tasarlarken, antrenmanın ya da maçın son saatlerinde, sporcularda yorgunluk belirtilerinin görülmesi ciddi bir endişe kaynağıdır. Yorgunluğun oyuncunun mekaniğine olumsuz etkileri olduğu açıktır [18], özellikle topun hızını (performansı) düşürmesiyle vücut kendini koruyacak geniş bir eklem hareket açıklığı ile koruyucu bir mekanizma oluşturur. Tenis maçı içerisindeki yorgunluk, atletik performansı azaltır, eklem hareketlerini etkiler ve yorgunlukla bağlantılı olarak özellikle teniste maç içerisinde kuvvetin azalmasına neden olan omuzda fonksiyon bozukluklarına yol açabilir [19].

Kor kuvvet antrenmanları; kuvvet ve kondisyon programlarında, sağlık, fiziksel uygunluk ve rehabilitasyon programlarında performansı artırmada ve sakatlık riskini azaltmada sıklıkla kullanılmaktadır. Atletik performansı geliştirmede ve sakatlıktan korunmada uzmanlar kor egzersizlerin kuvvet ve kondisyon programlarının vazgeçilmez parçası olması gerektiğini savunmaktadır [20-21]. Bu güçlü inanışa ve pozitif etkilere rağmen, daha kuvvetli kor bölgesi kaslarının atletik performansa direkt etkisinin olmadığını belirten birkaç çalışma da literatürde yer almaktadır. Bu çalışmalarda kor kuvvetlendirme antrenmanı sonucunda kor bölgesi kasların kuvvetinde anlamlı bir gelişme olsa da atletik performansta anlamlı bir değişim yaşanmamıştır [22-24]. Kor antrenmanın sportif performansa etkisini inceleyen başka çalışmalarda mevcuttur. Erkek kürekçilerde yapılan

(17)

bir çalışmada 8 haftalık kor dayanıklılık egzersiz protokolünün etkilerine bakılmıştır.

Çalışma sonucunda kor bölgesindeki dayanıklılığın artmasına rağmen dikey sıçrama, mekik koşusu ve 40 metre sprint gibi fonksiyonel performansa ait parametrelerde herhangi bir anlamlı gelişme olmadığı bulunmuştur [24]. Diğer bir çalışmada terapi topu antrenmanının kor stabilizasyon ve koşu ekonomisine etkisi incelenmiştir. Çalışmada kor stabilizasyonda artış bulunurken, fiziksel performans ölçümlerinde herhangi bir anlamlı farklılık bulunmamıştır [23]. Benzer bir çalışmada terapi topu antrenmanının yüzmedeki performansa etkisine bakılmıştır. Yine kor stabilizasyon gelişirken, sporcuların yüzmedeki performanslarında bir değişiklik olmamıştır [25]. Başka bir çalışmada 6 haftalık kor stabilizasyon programının rekreasyonel ve müsabık koşucuların; zemin kaynaklı reaksiyon kuvvetine, alt ekstremitenin stabilizasyonuna ve koşu performanslarına etkilerine bakılmıştır. 5000 metre koşu zamanlarında anlamlı bir iyileşme görülürken, bacak stabilizasyonu ve reaksiyon kuvvetinde değişim görülmemiştir [26]. Çoğu çalışmada a kor stabilizasyon gelişirken atletik performansta gelişim görülmemiştir. Antrenman programlarının kinetik zincirde iyileştirmeler yapacak şekilde olmaması ve bu zinciri bozacak başka unsurlar olabileceği göz önünde bulundurulursa bu alanda daha çok çalışma yapılması gerekliliği olabilir.

Yaptığımız araştırma kor egzersiz programının tenisçilerde sürat, çeviklik, kuvvet ve denge gibi motorik özelliklerine etkisini inceleyerek literatüre bu anlamda katkı sağlayabilir.

Ayrıca çalışmalar genellikle kor stabilizasyon hareketlerini içermektedir. Kor kuvveti ve kor gücü ile ilgili yapılacak çalışmaların atletik performansa etkisi olabilir.

Araştırmanın amacı

Bu çalışmanın amacı; 11-15 yaş aralığındaki tenis sporcularında 10 hafta düzenli olarak yapılan kor antrenmanın, sporcuların kuvvet ve kor kuvveti, statik ve dinamik denge, sürat ve çeviklik üzerindeki etkisini incelemektir.

Problemler

1- Kor antrenmanı uygulanan 11-15 yaş aralığındaki tenis sporcularının ilk test kor ölçümleri son test kor ölçümleri arasında anlamlı bir fark vardır.

(18)

2- Kor antrenmanı uygulanan 11-15 yaş aralığındaki tenis sporcularının ilk test statik denge özelliği ile son test statik denge özelliği arasında anlamlı bir fark vardır.

3- Kor antrenmanı uygulanan 11-15 yaş aralığındaki tenis sporcularının ilk test dinamik denge özelliği ile son test dinamik denge özelliği arasında anlamlı bir fark vardır.

4- Kor antrenmanı uygulanan 11-15 yaş aralığındaki tenis sporcularının ilk test sürat özelliği ile son test sürat özelliği arasında anlamlı bir fark vardır.

5- Kor antrenmanı uygulanan 11-15 yaş aralığındaki tenis sporcularının ilk test çeviklik özelliği ile son test çeviklik özelliği arasında anlamlı bir fark vardır.

Araştırmanın önemi

Kor egzersizin atletik performansla ilişkisini inceleyen çalışmalar mevcuttur [27-29]. Ancak yapılmış çalışmalarda netlik olmayıp, kor egzersizin atletik performansın bazı parametreleriyle ilişkilerinin olduğunu gösteren çalışmaların yanında böyle ilişkilerin olmadığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Özellikle çocuk yaş gurubu tenisçilerde yapılmış çalışmaların yok denecek kadar az olması ve uygulanan antrenman programının farklılığı göz önünde bulundurulduğunda, sorunun cevabının netleşmesi ve bu yaş gurubunda literatüre destek olması açısından çalışma önem kazanmaktadır.

Sınırlılıklar

1. Çalışmaya yalnızca Ankara ilinde tenis oynamakta olan sporcular katılmıştır.

2. Farklı tenis kulüplerindeki sporcuların kulüplerinde yaptıkları antrenman programları kontrol edilmemiştir.

3. Sporcuların antrenman içindeki dinlenme aralıkları haricindeki bir gün önceki uyku süreleri ve kaliteleri, antrenman öncesi ve sonrası beslenmeleri, motivasyon durumları kontrol edilmemiştir.

4. Yapılan çalışma haftada 3 gün olmak üzere 10 hafta sürecek 30 antrenman biliminden oluşmaktadır.

(19)
(20)

2. GENEL BİLGİLER

2.1. Tenis ve Antrenman

Spor bilimlerinin tenisteki yerini açıklamak için 3 anahtar kelime kullanılabilir. Bunlar hazırlık, performans (mental, fiziksel, teknik ve taktik açıdan) ve katılım. Spor bilimlerinde yapılan araştırmalar sonucu şu başlıklarda tenise fayda sağlanabilir:

• Sporcu sağlığı

• Sporda biyomekanik

• Egzersiz fizyolojisi

• Spor psikolojisi

• Motor öğrenme

• Sporcu beslenmesi

• Teknoloji [30].

Tıbbın tenis içerisindeki yeri: sağlık hizmetleri, eğitim ve araştırma- bilgilendirme gibi temel başlıklarda incelenebilir [31]. Özellikle tenis yaralanmalarının tedavisi ve rehabilitasyonu ile ilgili araştırmalar önemli bir yere sahiptir [32]. Bunun bir parçası olarak, önleyici, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon prosedürlerinin ve oyuncuların geliştirilmesi durumunda hem çocuk hem de profesyonel oyunlarda yaralanmaları takip etmek kolaylaşabilir.

Biyomekaniğin tenis içerisindeki yerine baktığımızda; performans, fiziksel stres ve ekipman dizaynında öne çıktığını görmekteyiz. Hareket tekniklerinin optimize edilmesinde, teniste performansı artırabilecek ekipmanlar geliştirmede ve sakatlık riskini azaltmada biyomekaniğin önemi büyüktür [30]. Sonuç olarak teniste biyomekanikten faydalanabilecek alanları maddeleştirecek olursak:

• Elit tenis oyuncularının (Davis kupası, Fed kupası ve Grand Slam turnuvalarında oynayan oyuncular gibi) biyomekanik analizlerinin (kinematik ve kinetik) yapılması.

• Teniste vuruşların biyomekanik özelliklerinin tanımlanmasında (özellikle sakatlık sebeplerinin belirlenmesi ya da performansın artırılmasında) belirleyici olabilir.

• Tenis antrenörlerinin etkili ve verimli biyomekanik analizler yapabilecekleri yazılım programlarının oluşturulmasında önemli yere sahiptir.

(21)

Tenisin fizyolojisine baktığımızda birkaç alt başlıkta incelenebilmesi mümkündür.

Testler: sporcuların bireysel gelişimleri, sakatlık geçmişleri ve değerlendirmeleri takip edilmelidir. Bunları gerçekleştirmek için kullanılabilecek fiziksel uygunluk testleri ve diğer takip formlarına örnekler mevcuttur [33-34].

Maçın fizyolojisi: tenis maçının yapısına baktığımızda, döngüsel olmayan hareketler, vücudun tüm kas sistemi üzerinde etkisi olan ve kısa süreli-aralıklı yüklemeler içeren bir spor branşı olduğunu görebiliriz [8, 35]. Sürantrenmanın fizyolojik belirtileri, aerobik ve anaerobik kapasitelerin ölçümüyle ilgili yapılan testlerin geçerliliği, yorgunluğun tenisteki performansa etkisi gibi konularda daha çok araştırma yapılması gerekebilir.

Fiziksel Antrenman: Tenis oyunu içerisinde kas ve eklemlerin fonksiyonlarını (kuvvet, güç, dayanıklılık, eklem hareket açıklığı gibi) geliştirecek antrenman programlarının tasarlanması önemlidir [30]. Bu bağlamda özellikle tenise özgü fonksiyonel antrenman programlarına yönelmek faydalı olabilir. Yine üzerinde fazlaca çalışma yapılması gereken alanlardan birisidir.

Beslenme ve Sıvı alımı: beslenme ve sıvı alımının sporda performansa etkisi yoğunlukla araştırma yapılan konulardan olsa da içeriğinde çok fazla değişken olduğundan daha fazla araştırma yapılmalıdır. Ancak dehidrasyonun performansa olumsuz etkisi aşikârdır [30].

Diğer spor branşlarında olduğu gibi psikoloji tenisteki araştırmalarda yer almaktadır.

Özellikle müsabakanın sporcular üzerinde yüksek şiddette stres oluşturabileceği bir gerçektir. Duyguların kontrol altında tutulması performansı yükseltmede önemli bir etkiye sahip olabilir. Özellikle mental antrenman programlarının oluşturulması, antrenörler ve bilim adamları arasındaki iletişimin geliştirilmesi sporcuların performansını artırmada etkili olabilir [35].

Tenis sporcularının özel motor becerileri nasıl öğrendiği hakkında çalışmalar olsa da tenisin beklentilerine ve görsel isteklerine göre yeni araştırmalar yapılabilir. Solaklık ve nero imaj gibi konular bu alanda ilgi çekebilir [36].

(22)

2.1.1. Tenis biyomekaniği ve kinetik zincir

Tenis alt ve üst ekstremite hareketlerini içeren bir spor branşıdır. Bu branşta iyi sporcular kas dengesi ve kuvvetine ihtiyaç duyarlar. Tenis; servis, farklı türde vuruşlar, ayak hareketleri, çeviklik ve dayanıklılık gibi birçok parametrenin birleştiği bir spordur. Teniste önemli parametrelerden birisi de servis atışıdır. Elit tenisçi olabilmek için isabetli ve etkili servis kullanabilmek gereklidir. Servis atışını etkileyen unsurlar; kullanılan raket, oyuncunun boyu, kullanılan teknik ve kor bölgesi kuvveti olarak sıralanabilir. Elit tenisçilerde başarının bir kısmı power serve ya da flat serve olarak adlandırılan güçlü servislerdeki başarı oranına bağlıdır. Bu tür servislerde servis yüksek hızda atılır ve spin yok denecek kadar azdır [37].

Tenisteki başarı, oyuncunun kullandığı tekniklerden büyük oranda etkilenir ve biyomekanik hareket esnasında ayrılmaz bir role sahiptir. Tüm vuruşların teknik ve mekanik bir yapısı vardır ve spor sakatlıklarının birincil sebebi de mekanik nedenlerdendir [38]. Bilimsel kanıtlara dayalı oyuncu gelişimi, yeteneklerin geliştirilmesine ve oyuncunun fiziksel özelliklerinin dikkate alınmasına olanak sağlarken, her bir becerinin kilit mekanik özelliklerine dikkat ederek bireyselleştirilmiş bir yaklaşımın yapılandırılmasına olanak tanır.

Sporcu sağlığı açısından biyomekaniği anlamak, sporcuda sakatlık riskini minimuma indirmek açısından oldukça önemlidir. Bu konuların detaylı açıklandığı ITF’nin İleri Seviyede Tenis Biyomekaniği [39], Servis Kırmadan Avantaja [40], Teniste Fizik ve Teknoloji [41], Teniste Tekniğin Biyomekanik Prensipleri [42] gibi kaynaklar yardımıyla teniste vuruşları geliştirmek için bilimin nasıl kullanılabileceği anlaşılabilir. Genel bakış açısıyla biyomekanik teniste vuruşların oluşumunu geliştirmede önemli bir rol oynar.

Genelde kulanılan 3 tür serviş atışı vardır. Bunlar; flat servis, topspin (burgulu, döndürmeli) servis ve sidespin servistir. Teniste yüksek hızda atılan ilk servis, tenis maçını kazanmada baskın faktörlerdendir [43]. Günümüzde çoğu sporcu hızlı ve güçlü servisler kullanmaktadır.

Teniste servis atışını etkileyen unsurlardan özellikle raket başı hızıyla ilgili çalışmalar mevcuttur [43-44]. Tenis raketiyle, topunu sweet spot (raket başının ortalarına denk gelen, vuruşta ideal güç ve kontrolü sağlayan bölge) denen bölgede buluşturmak servisin hızını artırabilir [45]. Ağır olanlara göre daha hafif raketler, servisin gücünü benzer şekilde artırabilir [46]. Bunun sebebi hafif raketlerde raket başı hızını artırmanın daha kolay olması olarak gösterilebilir. Servis atışı esnasında kolun üst kısmının omuzla beraber içe rotasyon

(23)

kuvveti, raket başı hızını etkileyen unsurlardan bir diğeridir [47]. Daha açık bir şekilde açıklayacak olursak; üst kolun daha kuvveti içe rotasyonu servis atış hızını 0,05-0,10 metre kadar artırabilir [44]. Raket teknolojisinin günümüzde ilerlemesiyle bunun olabilirliği daha da artmıştır. Fakat üst düzey tenisçilerin raket seçimleri değişkenlik gösterebilir, bazıları ağır bazıları daha hafif raketler tercih edebilirler. Ağır raketler top üzerinde kontrolü artırabilirken, çoğu tenisçi ise kontrol için hızdan ödün vermemektedir [43]. Tenis raketiyle topun daha yüksekte buluşmasını sağlayan sporcunun boy uzunluğun daha fazla olması servisin doğal olarak daha güçlü atılmasında önemli bir etkendir [37, 44]. Yüksek hızda servis atmada müsabaka esnasında kullanılan topun türü, ölçüsü ve basıncıda etkilidir. Tüm bunlarla beraber sporcular teniste sevisi hızlı, güçlü ve isabetli atacak beceriye sahip olmalıdırlar.

Teniste topun sürati nasıl ölçülür?

Radar(hız) tabancaları tenis ve beyzbol gibi çoğu toplu spor branşında topun hızını ölçmek için kullanılmaktadır. Radar tabancalarının sportif branşlarda kullanımına göre kıyaslanması ile ilgili lteratürde pek çalışma bulunmamaktadır. Ancak radar tabancalarıyla teniste serviş atız hızınının ölçüldüğü çalışmalar mevcuttur [37, 48].

Stalker markalı radar silahıyla teniste servis atış hızını ölçebilmek için, oyuncunun 2 metre arkasında 2,5 metre yüksekliğinde bir referans noktası oluşturulur [37]. Bir diğer radar ölçüm cihazı modeli olan MuniQuip T-3S modelde ise elde tutularak servis atış hızı ölçülür [48]. Bu modelin avantajı cihazı sabitleyecek bir düzeneğe ihtiyaç olmadan elde tutularak sahada ölçüm yapılabilmesidir.

Elastik enerji (kas kasılması öncesi evre)

Esneme ve kasılma döngüsünde, hareketin eksantrik evresi süresince(esneme) depolanan elastik enerji kısmen toparlanır, böylece konsantrik faz güçlenir.

Aynı zamanda, konsantrik hareketin, kasın gevşemesinin ardından tamamen konsantrik olarak kasılmaları durumunda daha yüksek gerilim altındaki uygun kaslarla başlaması gerçeği ile de desteklenmektedir. Araştırmalar, bu iki faktörden, özellikle kas kasılması

(24)

öncesi elde edilen performansın, tenis gibi sporlarda başarı için önemli olduğunu göstermiştir [49]. Tenisteki vuruşlardan örneklendirecek olursak;

• Servis atışı: Servisteki maksimum gücü kullanmanın püf noktası topa vuruş öncesi bacak hareketi ve raket hareketinin zamanlamasıdır. Ön omuz kaslarının (özellikle içe rotasyon yapan kaslar) gerilim öncesi eksantrik olarak kasılmasıyla, takiben güçlü bir bacak hareketiyle raketin topa doğru hareket ettiği anda kuvvet hızla maksimize edilir.

• Forehand ve Backhand vuruşlar(Groundstrokes): omuzlardaki rotasyon kalçadakinden fazladır ve raketin topa vurmadan önce geriye doğru salınım yaptığı ilk evrede (backswing evresi) üst ekstremite gövdeye göre pozisyon alır. Bu sebeple backhand vuruşunda raketin topla buluşmasından önce üst ekstremitenin gövdeye göre açısı çift el vuruşta 20 derece, tek el vuruşta 30 derecedir [50].

• Vole/Servis karşılama:

Split step (topa vurmadan önce iki ayakla küçük bir sıçrama yapılarak pozisyon alma) vole vuruşunun, servis karşılamanın, forehand ve backhand vuruşlarının hazırlık evrelerinde ayrılmaz bir parçadır. Split step ile birlikte; diz eklemine ekstansiyon yaptıran quadriseps kası esner, böylece enerjinin depolanması ve mümkün olan en çabuk şekilde bir sonraki vuruşa hazırlık için enerjinin serbest bırakılması gerçekleşir. Elastik enerjinin toparlanmasında önemli olan hareketin gerçekleşmesinde kasılma ve gevşeme evrelerinin zamanlamasıdır.

Hareketin bu evreleri arasında bir gecikme meydana gelirse, depolanan enerji verimli kullanılamaz. Bench press hareketinde 1 saniyelik bir sürenin ardından depolanan enerjinin

%55’i kaybolur [51]. Elliott ve arkadaşları [51], duraklama olmadan hareketin yapılmasıyla, 1,5 saniye duraklama durumu ile hareketin yapılmasını karşılaştırdıklarında, üst kolun içe rotasyonunun yaklaşık olarak %20 oranında arttığını göstermişlerdir. Teniste bu nedenle, vuruşların oluşumunda backswing ve forwardswing fazları arasında veya servis atışı esnasında azami diz fleksiyonunda sadece kısa süreli bir bekleme yapılabilir.

Kinetik zincir

Teniste kullanılan koordinasyon stratejilerine baktığımıza genelde 2 bölümde incelendiğini görmekteyiz. Forehand, backhand ve servis gibi güç gerektiren vuruşlarda öne çıkan birimler şunlardır;

(25)

• Bacak hareketi ve gövde rotasyonu=omuz hızı

• Üst kol elevasyonu ve fleksiyonu= dirsek hızı

• Ön kol ekstansiyonu ve pronasyonu, üst kol içe rotasyonu= dirsek hızı ve raket uyumu

• El fleksiyonu= raket hızı [47].

Vole gibi file önünde yapılan vuruşlar ise daha hassas ve zamanlamanın öne çıktığı vuruşlardır.

Bu tip vuruşlarda harekette hareket bölümlerinin sayısı azaltılır ve bölümler birleşerek drive voledeki gibi daha çok birim gibi çalışırlar [52].

• Omuz rotasyonu, öne adım alma, raketi tutan kolun öne hareketi= raket hızı

Görüldüğü gibi bölümler birleşerek bir birim gibi çalışmaktadırlar.

Verimin artması, maksimal performansın gösterilebilmesi ve sakatlık riskinin en aza indirilebilmesi için kinetik zincirin her basamağının sıralı bir şekilde aktif olması gerekir [53].

Sakatlıklar genellikle bölümler arasında enerji akışındaki değişikliklerle ilişkili olabilir; kinetik zincirin parçalarından herhangi birisi bozulursa bu kaybı gidermek için diğer bölümlere daha fazla yüklenme gerçekleşebilir, bu da sakatlık için ciddi bir risk demektir.

Teniste servisin biyomekaniği

Teniste servis atışını diğer vuruşlardan ayırmak gerekir. Atış esnasında omuzlar ve bel kısmında sakatlığa yol açabilecek yüksek şiddette yüklemeler olabilmektedir [54-56].

Teniste servis atışının doğru formunda, doğrusal ve açısal momentumun transferi vardır [57].

Servisin biyomekaniği; voleybolda seriş atışına, atletizmde cirit atışına benzer şekilde karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu karmaşıklık; denge, kuvvet üretimi, vücudun bölümleri arasındaki koordinasyon, elastik enerji gibi birden fazla faktörün aynı anda devreye girmesinden kaynaklanır [58]. Ayrıca vücudun bölümleri güç üretmek için rotasyonlar dâhil olmak üzere karmaşık sıralı kas aktivasyonları içerir [59]. Servis atışındaki performansı artırırken, kinetik zincirde bulunan kas guruplarının kuvvetini, hareketin akışını bozmayacak, kinetik zinciri aksatmayacak şekilde yapılmalıdır [60].

(26)

Başlangıç pozisyonu: vücut enerji üretimine engel olmayacak şekilde dengeli olmalıdır. Bu denge sağlanırsa kaslarda depolanan enerji kinetik zincire uygun bir şekilde açığa çıkabilir.

Vücut top sektirme gibi ritüellerle kaslardaki temel gevşemenin sağlanacağı konsantrasyon durumunu arar. Bununla beraber vücut ağırlığı öndeki bacaktadır.

İkinci Pozisyon: Doğrusal bir şekilde önce öne sonra arkaya ve tekrar öne olmak üzere ağırlık transferinin gerçekleştirildiği evredir. Bu evrede de oldukça önemlidir. Bunun yanında kolların ritmik hareketleri kinetik zincir açısından önemli bir role sahiptir. Yine bu evrede kollar aşağı ve yukarı yapılan hareketle rahatlar ardından kolun yükselmesiyle elastik enerji oluşturulur [58].

Topun havaya atılıp kolun topu takip etmesiyle servisteki aksiyon başlamış olur. Başlangıçta vücut ağırlığı arka bacaktayken, kol yükseldiğinde vücut ağırlığı öne doğru hareket etmeye başlar. Top havaya atıldığında kolda ve omuzda yüksek miktarda elastik enerji depolanır. Enerji merkez olan gövdeden başlamak üzere, omuz ekseninin geriye doğru dönmesiyle omuz ve kol maksimum kuvvet ve denge pozisyonuna geçer. Bu pozisyonda kalçalar biraz esnetilir, omuz dışa rotasyon ve horizontal abduksiyon yapar. Ardından maksimum ivmelenmeyle hareket sonlandırılır.

Aynı evrede alt ekstremiteye bakacak olursak; arkadaki bacak doğrusal hareketini tamamlar ve top eli terk ettiğinde öndeki bacak dizler bükülerek sağlam bir şekilde yere yaklaşır. Böylece vücut maksimum enerjiyi toplama fırsatı yakalar. Tam bu esnada kinetik zincir vasıtasıyla vücudun bölümleri arasında enerji transferi başlatılır. Vücudun bölümleri arasında kinetik zincirle enerji transferinin verimli bir şekilde sağlanması için bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Bunlar;

• Kalça ve bacaklarda fleksiyon gerekir.

• Dizlerin fleksiyon ve ekstansiyonu zeminden alınan kuvvetin transferine yardımcı olur.

• Zeminden alınan kuvveti rakete taşıyabilmek için arkadaki bacak doğrusal hareket etmelidir.

• Gövde ve omuz ekseni arkaya dönerek, omuz ve kol maksimum enerjinin sağlanabileceği ve dengede kalabileceği pozisyona geçerek hızlı bir ivmelenme sağlar.

• Omuz dışa rotasyon ve horizontal abduksiyon yapmalıdır. Böylece topun maksimum ivmelenmeye geçmesi sağlanır.

• İçe rotasyona paralel olarak raketi vuruş alanına ivmelendirmek için ön kol pronasyon yapmalıdır.

(27)

Özellikle vuruş yapıldıktan sonra yine denge devreye girmektedir. Denge mekanizması iyi çalışmazsa bir sonraki vuruş için dezavantaj oluşabilir [58].

Şekil 2.1. Servis biyomekaniği [61]

Çizelge 2.1. Raket hızını etkileyen bazı faktörler [62]

RAKET HIZINI ETKİLEYEN BAZI FAKTÖRLER (Kinetik Zincire Göre)

Yapılan hareket Katılan eklem Raket hızına etkisi

GÖVDE ROTASYONU VE BACAK HAREKETİ

OMUZ %10-20

ÜST KOLUN HORİZONTAL HAREKETİ

DİRSEK %15-25

ÖNKOL PRONASYONU EL BİLEĞİ %5-10

ÖNKOL EKSTANSİYONU EL BİLEĞİ -%10

ÜST KOL İÇE ROTASYONU EL BİLEĞİ/RAKET % 40

EL FLEKSİYONU RAKET %30

EL FLEKSİYONU(YANA) RAKET GÖZ ARDI EDİLEBİLİR

Servis atışı esnasında gövde ve altındaki kasların %54’lük bir kuvvet üretimi gerçekleştirdiği öne sürülmektedir. Omuzun rotasyonunda %34’lük artışta kalça ve gövde kuvvet üretiminde

%20’lik bir azalma gerçekleşir [63]. Omuz servis esnasında Saatte ortalama (47mil) 75,6 km hız üretebilir, bununla beraber gövde proksimal dengeyi sağlayamazsa, distal hareketlilikte verimi düşürecek sorunlar ortaya çıkarabilir [63]. Chow, Shim ve Lim teniste serviş atışının farklı evrelerinde gövde kaslarının durumunu incelemişlerdir.

Elektromiyografi (EMG) yardımıyla kor bölgesi kaslarından rektus abdominis, internal

(28)

oblikler, eksternal oblikler, erektör spina kasları incelenmiştir. Sağ eli baskın olan bir oyuncu için, ilk evrede (topun bırakıldığı evrede), sol lateral gövde fleksörleri, erektör spina (ekstansiyon esnasında), bu evrenin bitimine yakın erektor spinanın sağ tarafı ve eksternal rotatör kaslarında aktivasyon bulunmuştur [64].

Bir sonraki evre raketin topla buluşmak için salınım yaptığı bölümdür. EMG sonuçlarına göre, gövde geriye devrildiğinde, her 2 taraftaki internal oblik kasları eksantrik kasılmayla aktif olmuştur. Rectus abdomisin ve eksternal obliklerin sol kısmı gövde sola esnediğinde, geriye devrilip sağa rotasyon yaptığında aktiftir. Kol raketi topla buluşturmak için salınım yaptığında erektör spinada ortalama bir aktivasyon gerçekleşir [64]. Topu vurulduğu esnada bütün kaslar yüksek güç üretir. Topa vurulduktan sonraki safhada bütün abdominal kasların (rectus abdominis, internal oblikler, eksternal oblikler) aktivasyonu düşerken, erektör spina kasının aktivasyonu artar. Raketin topa vurduktan sonra hareketine devam ettiği evrede, araştırmacıların gövdenin stabilizasyonunu sağladıklarını düşündüğü internal ve eksternal obliklerin her ikisi de aktiftir. Gövde rotasyon yaptığında, sol ve sağ eksternal oblikler sıralı kasılmaktadır [64].

Sonuç olarak, teniste güçlü ve hızlı bir servis atışı için raket ve top seçiminin yanında kor bölgesi kasların aktivasyonu oldukça önemlidir.

Teniste backhand vuruşunun biyomekaniği

Backhand vuruşu tek el veya çift elle yapılabilir. Tek el backhand vuruşunun hazırlanış evresinde vuruş sürecindeki kuvvet üretiminde ciddi bir farklılık vardır. Hazırlanış esnasında raketin geriye salınımının artması raket hızını artırabilmektedir [65-67]. Yinede tek elle backhand vuruşuna kıyasla çift elle backhand vuruşlarında raket başında daha yüksek açısal hız geliştirilebilir [58]

(29)

Bu iki vuruş arasındaki farklılıklar şunlardır:

Çizelge 2.2. Tek el backhand ile çift el backhand arasındaki farklılıklar [58]

Tek El Backhand ve Çift El Backhand Arasındaki Farklılıklar

TEK EL BACKHAND ÇİFT EL BACKHAND

Tek elle yapılan defansif vuruşlar, vücuda yeterli uzaklıkta gelen toplarda ve yaklaşma sırasında vücuda çok yakın gelen toplarda kullanılır.

Vücuda yakın olan el kontinental tutuşta olmalıdır. Böylece stres azalır ve daha rahat bir hareket oluşur.

Çift elle yapılan vuruşa göre gövde daha az kullanılır ve daha çok kas kuvvetine ihtiyaç duyulur. Bu sebeple dirseğin vücuda yakın olmasının gerekliliği, kuvvet oluşumunun şartlarındandır.

Çift el kullanıldığından daha az kuvvet efor gerektirir.

Tek elle yapılan vuruşların sonuçları:

- Zayıf yönlendirme

- Underspin kolay yapılırken topspinin zor olması

- Yüksek toplarda vuruş zorluğu

Çift elle yapılan vuruşların sonuçları:

- Kuvvetli yönlendirme - Topspinin kolay yapılırken

underspinin zor olması

Kinetik zincir bölümleri:

- Kalça - Gövde - Kol - Önkol - El

Kinetik zincir bölümleri:

- Gövde, kalça ve kolun bir bütün olarak hareketi.

Teniste forehand vuruşunun biyomekaniği

Genel adıyla teniste “drive” vuruşlar olarak geçen bu vuruşların mekaniği büyük bir gelişim içerisindedir. Teknik olarak kolun mekanik hareketinde gelişim olsa da fiziksel ve biyomekanik olarak kuvvet üretiminde tüm vücudun kullanılması söz konusudur.

Spor branşlarında kullanılan tüm hareketler insan mekaniğiyle alakalıdır. Tüm hareketlerde yeryüzündeki fizik kuralları direkt olarak etkilidir. Forehand vuruşu disk atmada ki kuvvet üretimiyle benzerlik göstermektedir. Her iki durumda da sporcular optimum açısal hareket ve uygun etki tepki kuvvetini oluşturmak için dizlerini bükerler.

Kollar açısal hareketini gerçekleştirirken ve dizler bükülüyken, yerde etki kuvveti oluşur ardından bu kuvvet vücutta tepkiye dönüşür. Sporcular bilindiği üzere sagital, horizontal ve

(30)

frontal olmak üzere 3 düzlemde hareket ederler. Buna ek olarak teniste sporcular forehand vuruşu sırasında uzunlamasına yani z eksenine doğru hareket ederler [58].

Y

X

Z

Z ekseni

Şekil 2.2. Teniste backhand vuruşu sırasında vücutta görülen eksen hareketleri

Sporcular dizlerini bükerek, ayakta durdukları zemine yaklaşıp, ağırlık merkezlerini yere yaklaştırırlar böylece denge ve kontrolü artırırlar. Rotasyonel hareketler tüm sporlarda olduğu gibi teniste de çok önemlidir. İnsan vücudu dönme hareketlerini sadece iletebilen bir kol sistemi gibidir. Bir cismi kendi ekseni etrafında döndürmek için uzak bir kuvvet uygulamak gerekir. Kuvvet ne kadar uzaktan uygulanırsa o kadar büyük rotasyon yapılabilir.

Rotasyonla ilgili diğer bir kural ise torktur. Dansçılara ve buz patencilere baktığımızda yüksek hızda rotasyon yaparken her ikisi de dizlerini bükerler, kollarını serbest bırakarak dirseklerini vücuda yaklaştırır ve bacaklarını rahat tutarlar böylece açısal momentumlarını oluştururlar. Teniste açısal momentum aktivasyon ve ilk rotasyonu içerirken, takip eden süreçte kollar gevşer ve dizler bükülür.Temel olarak rotasyon yer merkezli bir harekettir.

Raket elde olan kolla yapılan teniste “loop” olarak adlandırılan geriye ve öne yapılan raket salınımının tamamında yarım daire çizilir yani semisirküler bir hareket yapılır. Bu hareket teknik seçimine bağlı olarak birden fazla şekilde yapılabilir. Ancak unutulmaması gereken bu hareketin geniş bir yörüngede yapılması gerekliliğidir. Bu durumda raketin kullanıldığı taraftaki dirsek veya omuz vuruş çeşidine göre sadece destek noktası olarak kullanılmalıdır [58].

(31)

Çizelge 2.3. Raket hızını etkileyen bazı faktörler [68]

Raket Hızını Etkileyen Bazı Faktörler (Kinetik Zincire Göre) Yapılan hareket Katılan eklem Raket hızına etkisi

GÖVDE ROTASYONU OMUZ %10-15

ÜST KOLUN HORİZONTAL HAREKETİ

DİRSEK %20-25

ÖNKOL PRONASYONU EL BİLEĞİ Minimal

ÖNKOL EKSTANSİYONU EL BİLEĞİ Minimal

ÜST KOL İÇE ROTASYONU EL BİLEĞİ/RAKET % 30-40

EL FLEKSİYONU RAKET %15-20

EL FLEKSİYONU(YANA) RAKET %5-10

Forehand vuruşun aşamaları

1- Notral pozisyon- Başlangıç (Hazırlık Pozisyonu): Ağırlık merkezi yere yakın olmalı ve dizler bükülü olmalıdır. Ağırlık merkezinin yere yakın olması dengeyi artıran önemli bir faktördür.

Kalçalar, dizler ve omuzlar ile birlikte, oyuncunun her iki yanında simetrik açılar oluşturur.

Omuzlar, baş ve gövde kalçaya göre oldukça ileride V açısı oluşturur. Kollar ve raket vücudun önünde, dirsekler vücuda yakın ancak yapışık olmadan dengeli bir pozisyon alır [58].

2- İlk Aktivasyon ve Lateral Rotasyon: Bu aşamada oyuncu topun düşeceği yeri algılamasına göre enerjisini harekete geçirir. İki bölümde incelenecek olursa, birinci bölüm yani fiziksel aktivasyon sırasında sporcu statik dengededir. Dizler bükülü, durağanlığın bitmeye başladığı, zemine karşı hareketin oluşmaya başladığı evredir. İkinci bölüm olan yana rotasyonda sporcu topun düşeceği yeri algılamasına göre harekete geçer. Öncelikle topa daha yakın olan ayak dışarı doğru hareket eder ve kalça ile dizin pozisyonu değişir. Ardından kol ve raket vücutla beraber harekete geçer. Vücut ağırlığının ortalama %70’i dışa doğru hareket eden bacakta, %30’u diğer bacakta olur.

3- Hazırlık evresi: Vuruş için gerekli olan enerjinin üretildiği evredir. İlk vücut rotasyonu kolların yardımıyla gerçekleşir. Destek noktası ise oyuncunun tekniğine göre omuz veya dirsek olabilir. Gövde ve kollardaki kasların eksantrik olarak esnemesiyle elastik enerji üretilir. Ardından gövdenin pozisyonunu değiştirmesiyle gövde ve kollardaki kaslarda enerji

(32)

depolanması artırılır. Böylece elastik enerji artmış olur. Raket olmayan kol ise açısal momentumun oluşmasına yardım eder ve vücudun genel dengesinin korunmasına katkıda bulunur.

4- Enerji toplanması: Bu evrede dizler bükülerek zemin üzerine belirli bir basınç uygulanır.

Böylece kinetik zincir aktif hale getirilmiş olur. El bileğindeki hiperekstansiyonla bir sonraki basamak için elastik enerji depolanır. Topa vurmadan önceki son enerji depolanma evresi bu evredir. Bir sonraki evrede kinetik zincirin basamakları sıralı bir şekilde gerçekleşir [58].

5- Topa Doğru Hareket: Bu evrede depolanmış ve üretilmiş enerji kullanılmaya başlar. Bu evreye gelmeden önce etki tepki yasasına göre alt ekstremitede, gövdede enerji veya açısal kuvvet, kolda ve bilekte ise elastik enerji oluşur. Hazırlık evresi –enerji toplanması evresi ile topa doğru harekete geçme evreleri arası 200 milisaniyeyi geçmeyecek şekilde bir boşluk oluşur. Eğer bu sürenin üzerine çıkılırsa depolanan enerjide kayıp yaşanır. Bu beklemeden sonra başlangıçtaki kuvvetimin aktarımıyla kinetik zincir aktive edilir. Enerji aktarımı ayak bileklerinde başlar sırasıyla dizler, bacaklar, kalça, gövde, omuzlar, önkol ve en son el bileğinde sonlanır. Bu basamaklardan herhangi birisindeki kopma kinetik zincirin bozulmasına, kuvvet kaybına ve koordinasyon bozukluğunda sebep olabilir.

Şekil 2.3. Vuruşlar sırasında bazı önemli noktalarda oluşan zincirleme hareketler

6-Topa Vuruş Noktası: Bu evrede daha önce sarf edilen efordan maksimum fayda sağlanabilmesi için vuruş noktası iyi tasarlanmalıdır. Çünkü tüm vuruşlar için kritik bir

önkol el bileği raket

kalça gövde omuz

ayak bileği dizler bacaklar

(33)

evredir. Raketin hizalaması topun yörüngesini belirleyecektir. Bu evre kinetik zincirin son aşamasıdır. El bileği yine bu evrede hiperekstansiyon yapar.

• Raket ivmesinin artması çoğunlukla doğrusal hızın artmasıyla gerçekleşir.

• Vuruşun yapılacağı etki noktası vücudun önünde olmalıdır

• Etki noktasına doğru raket horizontal bir yörüngede olmalıdır.

7- Bitiriş Evresi: Bu evrede raket topu takip ederek hareket bitirilir. Özellikle genç sporcularda kısa tutulan bu evre, uygun bir şekilde yapıldığında hareketin yavaşlamasıyla kaslarda üretilen enerji doğru bir şekilde boşaltılır, kas ve eklemlerdeki stres vücuttan uzaklaştırılmış olur. Vuruştan sonra diğer harekete hazırlanmada dengenin rolü çok büyüktür. Sonuç olarak bitiriş evresinde raketin yapacağı top takibi ardından ivmenin azaltılarak hareketin uygun bir şekilde bitirilmesi, toparlanma ve bir sonraki vuruşa hazırlanmada anahtar role sahiptir [58].

2.1.2. Teniste kuvvet antrenmanları

Kas kuvveti, belirli bir hızda spesifik bir hareket örneğinde üretilebilecek maksimum kuvvet miktarı olarak tanımlanabilir [69]. Dinamik kas aksiyonunda, belirlenen herhangi bir egzersizde tüm efor kullanılarak bir tekrarda kaldırılabilen en yüksek ağırlığın kaldırılması 1 tekrarlı maksimal olarak adlandırılır. Bunun yapılamadığı durumlarda submaksimal kuvvet performansından hesaplanabilir. Kuvvet gelişiminin bu nihai büyüklüğü, bir kişinin spesifik bir egzersiz için fiziksel kapasitesinin sınırını temsil ettiğinden mutlak kas kuvveti olarak tanımlanabilir.

Maksimal kuvvet vücut ağırlığına veya yağsız kas kütlesine oranla açıklandığında relatif kuvvetin tanımı yapılmış olur. Özellikle kiloya göre sınıflandırmanın yapıldığı branşlarda (güreş vb.) relatif kuvvetin önemi artmaktadır.

Kas kuvveti kesinlikle çok boyutludur ayrıca kas hareketleri (konsantrik, eksantrik, izometrik), kasılma hızı, kas grubu ve uzunluğu, eklem açısı ve kas, sinir, metabolik, endokrin ve iskelet sistemi gibi fizyolojik ve biyomekanik faktörlere bağlıdır [70].

Performansı (top hızı) arttırmak ve yaralanmaları azaltmak (eklemlerin, ligamanların, tendonların vb.) korunması için kas ve eklemlerde kuvvet gereklidir. En uygun vuruşu

(34)

gerçekleştirmek için raket ile top arasında sağlam bir temas gerekir ve bu temas kavrama kuvvetinden etkilenir. Raket başının yüksek açısal hız ve momentlerin etkisiyle hedeflenen rotadan sapmasını önlemek için sağlam bir bilek gereklidir [71]. Elit seviyedeki tenis sporcularında ölçülen en yüksek grip kuvveti 600N’dur [72]. Kibler ve Chandler grip kuvveti ve gripte dayanıklılığın ilişkisi olmadığını bulmuşlardır. Bunun için grip kuvveti ve grip dayanıklılığı ayrı ayrı ölçülmeli ve geliştirilmelidir. Teniste servis atışında raket başının son hareketindeki en yüksek hıza ulaşabilmesinde sıralamasıyla; üst kolun içe rotasyonu, el bileği fleksiyonu, üst kolun horizontal adduksiyonu, ön kol pronasyonu ve omuzun ileri doğru hareketi önemlidir [47, 73].

Omuz ekseninin teniste tüm vuruşlara ve omuz içe, dışa ve diogonal tork kuvvetinin serviste top hızının artmasıyla önemli bir etkisi vardır [74]. Bu sebepten tenisle araştırmaların çoğunda omuz ekseninin performansı, sakatlık önleme ve rehabilitasyona etkisi araştırılmaktadır.

Eksantrik kas kasılmaları fonksiyonel aktivitelerde önemli bir role sahiptir. Teniste omuz bölgesi (özellikle rotator kaf kasları-infraspinatus ve teres majör-minor), forehand, backhand ve vole gibi vuruşlardan sonraki raketin topu takip evresinde, özellikle servis atışı esnasında en büyük öneme sahiptir [75]. Özellikle bu kaslar eksantrik kas kasılmasıyla eklem sağlığını korumada da önemlidir. Teniste servis atışının hızı özellikle ivmelenme evresinde, hızlı ve güçlü bir şekilde konsantrik içe rotasyon yapılmasına bağlıdır [76]. Kastaki eksantrik kasılmanın olduğu evre özellikle ivmelenmenin azaldığı hareket sonlandığı evrede öne çıkabilir [77]. Bu nedenle tenisçiler performanslarını artırmak için antrenmanlarda özellikle omuz bölgesinde hem eksantrik hem de konsantrik kasılmalar içeren egzersizleri tercih etmelidirler. Ancak tenisteki sakatlıklara bakıldığında alt ekstremite sakatlıklarının daha çok yer aldığını görmekteyiz [78]. Tenis sporcularında kuvvet egzersizlerinde alt ekstremitenin daha çok yer almasının nedeni bu olabilir [79]. Kinetik zincir konusunda bahsettiğimiz gibi hem alt ekstremite hem de üst ekstremite kuvvetini ayrı ayrı artırmaktan ziyade bu zinciri bozacak asimetrilerden uzak durmak ve arada ki bağlantıyı artıracak kor egzersiz gibi antrenman türlerini programa eklemek faydalı olabilir.

(35)

2.1.3. Teniste sürat antrenmanları

Sürat fizikte iki nokta arasının en kısa sürede alınması olarak tanımlanmaktadır. Sporda sürat, farklı dirençlere gösterilen yüksek hızda yanıt ya da uyaran sonucu mümkün olan en kısa zamanda koşullara bağlı olarak reaksiyon gösterebilme yeteneği olarak tanımlanır [80].

Çoğu spor branşında önemi oldukça fazla olan sürat, sporcunun motor beceriyi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yansıtmasına dayanır. Bu bağlamda bütünleyici bir bileşendir.

Doğrusal koşularda hız 3 farklı evrede tanımlanır:

a) İvmelenme evresi b) Maksimum hız evresi c) Yavaşlama evresi

İvmelenme evresinde süratin artması kuvvet, güç ve reaksiyon zamanına bağlıdır.

Maksimum hız evresinde ise; bireyin ek yüksek hıza ulaşması ve bu hızı devam ettirmesiyle ilgilidir. Son evre olan yavaşlama evresi yorgunluğun sonucudur ve maksimum hıza ulaştıktan sonra istemsiz olarak süratin düştüğü evredir [70].

Tenis fosfojen ve laktik asit sistemlerinin %70 oranında kullanıldığı anaerobik sistem ağırlıklı bir spor branşıdır [81]. Bir tenis oyuncusu bir vuruş yapabilmek için ortalama 3 metre, bir sayı kazanmak için ortalama 8-12 metre koşmaktadır [82]. Sürati yeterli olmayan tenisçiler vuruş yapabilmek için uygun pozisyon alamaz ya da topu karşılayabilmek için uygun pozisyona ulaşamazlar. Teniste yapılan hareketler ise 3 yönlüdür. Bunlar %47 oranında öne doğru, %48 oranında yana doğru ve %5 oranında geriye doğrudur [83]. Yana doğru yapılan hamlelerde reaksiyon göstererek yön değiştirmek gerekirken, dip çizgiden file önüne yapılan koşularda olduğu gibi öne ve geriye yapılan hareketler doğrusaldır. Adım uzunluğu, sıklığı ve koşu formu sürati etkileyen faktörlerdendir [84]. Özellikle adım sıklığını artırabilmek doğrusal hızı artırmada önemli bir faktör olabilir.

Koşu uçuş fazı ve tek ayak destek fazından oluşan hareketin balistik halidir. Yürüyüşte ise uçuş fazı yoktur, tek ve çift ayak destek aşamalarıyla duruş değişir, balistik değildir. Süratte,

(36)

sporcunun kısa mesafeler ve sürelerde maksimum ivme ya da hızda defalarca tekrarlanan bir dizi koşusu söz konusudur [85]. Teniste sürati etkileyen bazı durumlar vardır. Bu durumlar:

• Bir sinyal sonrası hareket başlamak (reaksiyon zamanı ya da reaksiyon sürati)

• Döngüsüz hareketlerde sürat (teniste vuruşlardaki sürat)

• Devamlı hareketler (kısa sprintler gibi)

• Hareket kombinasyonları veya kompleks hareketler (hızlı oynanan maçlarda olduğu gibi)

Sporda temel sürat becerileri bir tarafta toplanırken, diğer tarafta kompleks çeşitleri bulunmaktadır [86].

Sürat çeşitleri

1- Reaksiyon sürati ve Zamanı: Luce ve Wellford reaksiyon zamanını 4 temel çeşide ayırmışlardır [87-88].

A- Basit reaksiyon zamanı: sadece bir uyarıcı ve bu uyarıcıya tepki vardır. Sadece tek bir ışık ya da tek bir sese verilen tepki buna örnektir.

B- Tanıma-Onaylama reaksiyon Zamanı: yanıtlanması gereken bazı uyaranlar(hafıza seti gb.), ve tepki verilmemesi gereken bazı uyaranlar vardır(dikkat dağıtıcı setler). Hala sadece tek bir tepki vardır. Sembol tanımlama ve ses tanımlama bu türe örnektir.

C- Tercih reaksiyon zamanı: Harf ekranda göründüğünde bir harfe karşılık gelen bir tuşa basmak gibi kullanıcı uyarana karşılık gelen yanıt vermelidir. Yapılan seçimlere göre, uyaran türlerinin sırası rastgele olur.

D-Seri (birbirini takip eden) reaksiyon zamanı: uyarıcıların sırası rastgele değildir.

Katılımcının yapılan teste pratiği arttıkça, sıralamayı öğrenmeye başlar ve başarısı da artar.

Schwarb ve Schumacher tarafından literatüre geçmiştir [89].

Teniste reaksiyon sürati özellikle ilk servisin karşılanmasında, nete yakın yapılan vuruşlar için hareketlenmede ve çiftlerde yapılan volelerde önemlidir.

(37)

2-Temel sürat becerileri: süreye bağlı temel programlar olarak tanımlanan sürat becerilerini (döngüsel ve döngüsel olmayan) öncelikle nöromüsküler kontrol ve düzenleyici süreçlerin kalitesine bağlıdır [90].

A-) Aksiyon sürati: Teniste vuruşlarda olduğu gibi düşük dirence karşı döngüsel olmayan hareketi mümkün olan en yüksek hızda gerçekleştirme kabiliyetidir.

B-) Frekans sürati: Teniste ayak hızlandırma drillerinde olduğu gibi düşük dirence karşı döngüsel hareketleri mümkün olan en yüksek hızda gerçekleştirme kabiliyetidir.

3- Kompleks sürat becerileri: yüksek şiddetteki dış dirençlere karşı (teniste özellikle sporcunun kendi ağırlığı) kullanılan hareketlerde ve uzun süren maçlarda yorgunluğun ortaya çıkmasıyla ortaya çıkan becerilerdir. Kendi içerisinde dörde ayrılır:

A-) Mukavemet hızı: sürat veya kuvveti süratli uygulamayla alakalıdır. Teniste smaç yapmak gibi döngüsel olmayan hareketlerde yüksek dış dirence karşı hareketlerin yüksek hızda yapılabilmesidir.

B-) Süratte kuvvetin Devamlılığı: Teniste 3. ve 5. Setlerde yapılan hızlı vuruşlarda olduğu gibi yorgunluğun hareket hızını düşürmesine izin vermeden döngüsel olmayan hareketlerin maksimum süratte yapılmasıdır.

C-) Sprintte kuvvet: Teniste kısa vuruşlar için ivmelenmelerde olduğu gibi döngüsel hareketlerin dış dirence karşı mümkün olan en yüksek hızda yapılmasıdır.

D-) Sprintte dayanıklılık: Döngüsel hareketlerde yorgunluk nedeniyle hareketin hızındaki düşüşe karşı direnç gösterebilmedir.

(38)

Çizelge 2.4. Teniste oluşan sürat çeşitleri ve bileşenleri

Bağımsız Sürat becerisi

Temel sürat becerileri Kompleks Sürat Becerileri

Sürat

çeşidi Reaksiyon sürati Aksiyon sürati

Frekans sürati

Mukavemet

hızı Süratte kuvvetin devamlılığı

Sprintte kuvvet

Sprintte dayanıklılık

Hareket formu

- Döngüsel

olmayan

Döngüsel Döngüsel olmayan

Döngüsel olmayan

Döngüsel Döngüsel

Örnek Bütün takım sporları

Masa tenisinde vuruş

Ayak hızlandırma drilleri

Sıçrama, vuruşlar

Boks Koşu, ivmelenme

60 metre üzerindeki sprintler

Birincil bileşenler

- Sezgi - Algı - Bilgi - Yönlendirme - Uyarıcı etkisi

- Zamanlama - Kas içi

koordinasyon

- Zamanlama - Sürat - Kuvvet

- Zamanlama - Spesifik

dayanıklılık

2.1.4. Teniste çeviklik antrenmanları

Çeviklik balistik hareketlerde eksantrik ve konsantrik eylemler içeren yön değiştirme yeteneğidir [91]. Denge ve koordinasyon yön değiştirmeleri kolaylaştıran etkenlerdendir.

Çeviklik sporcunun bütün hareketlerinde ki beceriyi artıran ayrıca genel manevra kabiliyetine etki eden bir özelliktir. Birçok kaynakta çeviklik sporcunun kollektif koordinatif becerileri olarak tanımlanır [92-94].

Dinamik faaliyetlerden ince motor kontrol hareketlere kadar tüm motor becerileri gerçekleştirmek için kullanılan teknik becerilerin temel öğeleri şunlardır:

 Uyarlanabilir çeviklik: Durumların ve şartların değişmesini gözlemleyerek ve sezinleyerek hareketin modifiye edilmesidir.

 Denge: Statik ve dinamik denge.

 Farklılaştırma: vücut bölümlerinde ve mekaniğinde ekonomik uygun ayarlamalar yapılmasıdır.

 Oryantasyon: Vücut bölümlerinin uzaysal ve zamansal kontrolü.

 Reaktivasyon: uyarıcılara hızlı ve uygun tepkiler verilmesi.

 Ritim: Dinamik hareket modelinin, zamanlama ve varyasyonunun gözlemlenmesi ve uygulanması.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :