F i k i r
M İ M A R
Yazan: Arch. Lucien ÇAYLA Tprcüme eden: Y. Mimar Halûk TOGAY
T A R İ F : Bir binanın gerçekleşmesi için gere-ken dört esas dâva: Teknik dâva, fonksiyon dâvası, es-tetik (bediî) dâva. ameli veya çalışmaların icrası: ilk iki dâva dikkatli, objektif ve istidlâlli bir zekâye; üçün-cü dâva artist, hisli ve hayalli bir mizaca; dördünüçün-cü dâ-va ise idareci bir beyne ihtiyaç gösterir.
Bu kadar muhtelif ve birbirine zıt vasıfların ayni şahısta bulunmasına nasıl şaşmamalı?
Bununla beraber bir binanın gerçekleştirilmesi bir mütehassıslar grupuna tevdi edilemez. Mütehassıslar hususî meselelerin hallini mükemmelen başarabilirler, fakat bu halledişin ekseriyetle heyeti umumiyeyi boza-cak bir çerçeve içinde olmasından kaçınılamaz. Bu şa-hıslar kendi sahalarındaki meseleleri dakik olarak hal etmeli fakat bizim anladığımız manadaki eserin tek ya-pıcısı olan mimarın direktiflerine tâbi olmalıdırlar.
Birçok ecnebi memleketlerde ezcümle Amerika Birleşik Devletlerinde, çok kere mimarın, müteahhidin bir memuru olarak kullanıldığından haberdarız. Bu sistemin müdafaa edilemez olduğunu iddia etmiyoruz. Hattâ bazılarının Fransa için tavsiye bile ettiklerini de biliyoruz. Fakat biz san'at ve mesleğimizi ticari dâvala-rın üstünde tutmaktayız. Bu hususta geçmişin büyük sanatkârlariyle hemfikir olduğumuzu ve bütün dünyada mimari nizamlar kurulmakta olduğunu unutmıyalım. Biz mimarın an'anevî bir geçmişi olan eserin tek yapı-cısı mevkiinden indirip her hangi bir müşterinin kap-rislerine boyun eğen müteahhidin emirleri altına ver-meyi çok şayanı teessüf bulmaktayız. Fakat en nihayet mimarın meşru kudretinin tasvibi, halka dayanabilir, maamafih bu hususta kültürlü mümtaz sınıf rolünün halkı iyi ve güzele doğru sevketmek olduğuna daha çok inanıyoruz. Böylece bu halkı sevk vazifesi cemiyetteki mümtazların en yüksek unsurlarından biri olan mima-ra düşer.
Biz de, eski Fransız an'anesine bağlı kalarak mima-rın inşaatı t a s a v v u r ile çalışmaları i d a r e etti-ğini ve hesapları n i z a m ladığını teyit edeceğiz.
M i m a r ı n v a z i f e l e r i Üç esas hizmet, mimara ciddî vazifeler yükler
T e k n i k b i l g i
Büyük bir sanatkâr bile olsa mimarın inşaat tek-niğinden bihaber olması hayret uyandırır. Eskiden yal-nız tahta ile taşın kullanıldığı zamanda böyle bir mese-le bahis mevzuu değildi. Sanatkâr çok hayamese-le malik ve binanın muvazenesini doğuran kuvvetleri, çalışmaları hislerine göre sevkedebilirdi. Bu hususta da yardımcı taslaklardan istifade ederdi. Fakat teknik meselelerin sayı ve ehemmiyeti demir, betonarme, çelik, asansör, elektrik, kalorifer, klimatizasyon (iklimleştirme), bir-çok hususi maddeler ve tesisatlarla çoğalmıştır. Bir taş köprünün hesapsız olarak inşası mümkündür, ayni a-meliyeyi madeni bir köprüde tasavvur bile imkânsız-dır. Eyfel (Eiffel) kulesinin muvazenet ve mukavemeti histen doğmamıştır. Ayni mesele Empire State Building için de caridir. Eğer binanın basit bir betonarme döşe mesi malzemenin mukavemeti hakkında ciddi bilgile re dayanılmıyarak yapılırsa, ya lüzumsuz olarak fiyatı arttıran bir malzeme masrafı veya bir âmme tehlikesi doğurur ve ekseriyetle bu iki şıkka beraberce rastlanır. XX. inci asırdaki bir mimar geçmiş devir malze mesiyle inşa edilen kalıp ve dekor mimarisi sahasından uzaklaştırmak isteniyorsa, umumi bilgileri bilhassa fen ni sahada sağlam olarak yetişmesi elzemdir. Bu olgun-laşma için birçok beşerî faaliyet kolları, bu meyanda: fizik, kimya, riyazi ilimler, malzeme bilgisi, sanayi, hıfzıssıhha, hukuk, sosyoloji., v.s. yi ihtiva edecektir.
Tabiatiyle mimarın külli bir dâhi olması istene-mez, bununla beraber mümkün olduğu kadar geniş tek-nik bilgilere malik olmak onun vazifesidir .
A r t i s t i k e h l i y e t i :
sı-rasında elde etmesi tehlikesine atılamaz. Her ne kadar sanatın öğretilmesi münazaaya mucip görünürse de, hiç olmazsa sanatın ifade imkânları, tekniği malûm olan kanunlariyle bir usuller birliğini izhar eder.
Hesap yapmasını öğrendiği gibi mimar kompozis-yon için muhayyilesini çalıştırmalı ve gördüğü ile ta-savvur ettiğini desen (resim) vasıtasile ifade için el maharetini tekemmül ettirmelidir. Mimar olmak istiyen ne kadar istidatlı olursa olsun mimarlığı tahsil etmek mecburiyetindedir: Şaheserle temas hislerini inceltir, tasavvur kabiliyetini, güzellik duygusunu genişletir.
Demek plâstik sanatlar sahasındaki bütün imkân-lardan faydalanmak mimar için bir vazifedir.
M ü s t a k i m o l u ş :
İşlerin baş âmiri olmak vazifesi mimara şantiye ü-zerinde tam bir salâhiyeti bahşeder. Bu salâhiyeti şa-hıslar üzerinde de kullanır (mal sahibi, müteahhitler, sanayiciler, işçiler, hattâ artistler) ve sırı bu şahısların maddî menfaatlerini düşünmez. Kendisine imtiyaz ve-renler olduğu kadar müşterek eserin icrasında idare ettikleri de, bu hususta mimara hiç bir şüphe tevcih et-memelidirler.
Salâhiyeti, mimarı istikametli (namuslu' olmaya cebreder.
D o ğ r u l u k
Teknik bilgiler, münakaşa götürmez bir artistik eh-liyetin temayüzü ve en mutlak mânasında istikameti) hareket etmek gibi mimarın esas hizmetleri, mimarın hâkim vasfının doğruluk olması icap ettiğini gösterir. Mimar bu vasfının delilini başkaları için değil, fakat kendisi ve mesleği için hayatın bütün tebeddüllerine karşı göstermelidir.
Taslak olarak bu meslek sevgisinin esas hedefleri şunlardır:
— Projelerin tasavvuru sırasında: San'at.
— Ktşfin ve tatbikat projelerinin hazırlanması sıra-sınaa: Teknik
— Şantiyenin nezareti sırasında: İdare.
— Hesapların nizamlanması ve tetkiki sırasında: Doğ-ruluk.
Bu saydıklarımızdan da anlaşılacağı üzere herkes mimarlık vazifesini yapabilme saadetine nail olamaz. Zaten biz de mesleğin teşkilâtlandırılıp, iktidarsızlara karşı kapalı olması fikrindeyiz.
(Bu makale Raoul Tari 1946 neşriyatı arasın-da ki Lucien Cayla'nın BATÎR adlı eserinden ter-cüme edilmiştir.)
<Baş tarafı 216 ncı sayfada)
bu kadar külfete katlanmadan da satılabilir zanne-dilir. Halbuki yarını bugünden hazırlamasını bilen tüccar, rekabetin yarın için kendisine müşkül durum-lar hazırladığını düşünerek yeni binaya, yeni tesi-sata ve en ileri kolaylık ve konfora para yatırmak tan çekinmemektedir. Bu düşüncelerle bütün A m e -rikan tüccarları yeni bina yaptıranlar hariç, hiç ol-mazsa binalarında tenvir, teshin, havalandırma ve klima tesisatında yenilikler yapmağa, döşeme, du-var ve tavan kaplamalarını şekillendirmeye, müzik ve eğlence tertibatı yaptırmaya çalışmaktadırlar.
Yeni mağaza binalarında mimarîden ziyade bir nevi stilleştirmeden bahsetmek daha doğru olur. Esas olan mağazanın plânı ve aydınlatılmasıdır.
İstihdaf edilen gaye de her malı en kolay tarzda çak satmaktır.
Bugün yeni mağaza A m e r i k a ' d a umumî ya-şayış muhitlerine, meskene, büroya, nakil vasıtaları-na tesir yapacak, yeni tertipleri ortaya atacak bir tecrübe merhalesi telâkki edilmektedir. Reklâm için sermayeden ve işletmeden büyük paralar ayı-rabilen tüccarlar her gün başka bir yenilik teklif etmek hususunda birbirile yarış halindedirler. Bu-nun da umumî anlayış ve yaşayış tarzı üzerindeki tesiri tabiîdir.