• Sonuç bulunamadı

MİMAR AYLIK YAPI ŞEHİRCİLİK VE TEZYİNÎ SAN'ATLAR MECMUASı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "MİMAR AYLIK YAPI ŞEHİRCİLİK VE TEZYİNÎ SAN'ATLAR MECMUASı"

Copied!
51
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MİMAR

AYLIK YAPI Ş E H İ R C İ L İ K VE T E Z Y İ N Î S A N ' A T L A R MECMUASı

(2)

o %

MİMA&

A Y L I K Y A P I S A N A T I , Ş E H İ R C İ L İ K V E T E Z Y İ N Î S A N ' A T L A R M E C M U A S I

D ö r d ü n c ü y ı l

19 3 4

İ s t a n b u l

(3)
(4)

M i m a r y e t i ş t i r e n m ü e s s e s e

Mecmuamızın bu sayısını Güzel San'at- lar akademisinin, 934 yılı tedris faaliyetine t a h - sis ediyoruz. Bu yanm asırdan daha yaşlı mües- sese; seneden seneye tekemmül etmektedir.

Kurulduğu günden bu senelere kadar birçok istihale devirleri geçiren akademi 53 se- ne evvel; istanbul eski eserler müzelerinin bu- günkü Eti eserlerine tahsis edilen binada tesis edilmişti.

Saltanat devrinde memlekette san'atkâr telâkkisi bugünkünden çok başka idi, san'ata rağbet yoktu. San'âtkârın mevkii yoktu. Eski Sanayi Nefise mektebinin ilk ve orta yaşları bir ekalliyet mektebine çok benzerdi. Burada Türk çocuğu parmakla gösterilecek kadar azdı.

San'atin hor görüldüğü saltanat devrinde bakımsız, inkişafsız, eski sanayi nefise mektebi âlisi Cümhüriyetle kendisine lâyık bir alâka gör- meğe başladı. Alelâde bir kaç atelyeli, dersha- neli, eski mektebi lisandan saltanat devrinin nıebusan dairesine göç edan ve ismi, Güzel San' - atlar akademisine çevrilen bu müessese kendi- sine verilen ehemmiyete on senedenberi, her sene vücude getirdiği varlıklarla, hergün biraz dalıa lâyık olduğunu göstermektedir.

Güzel San'atlar çerçevesi içine giren, bütün şubeleri kendisinde toplıyan akademi başta yüksek mimarlık kısmını ve bundan sonra dahili mimarî, resim, heykeltraş, tezyini san'at- lar, ve şark san'atları şubelerini ihtiva ediyor.

Bu yazının merkez sikletini, akademideki yüksek mimarlık kısmı teşkil edecektir. Elli se-

neden fazla bir zamandanberi, (Mimar) yetişti- ren akademi, cümhüriyetle başlayan, bir ıslâhat ve yenileştirme devresi geçirdi. Ve on seneden- beri, bu ıslahat neticesinde; memlekete yeni bir mimarlık zümresinin yetişmesine saik oldu.

Milletlerin yarattıkları büyük inkılâpları, büyük san'? t ve mimari devirleri tamamlar. Ve yine o devirlerin, tarihini kendi yetiştirdiği san'- atkârlar, tunç ve taştan işliyerek ebedileştirirler.

inkılâbımızı ebedileştirecek büyük san'at adamlarını bize bu müessese verecektir, inkılâp devri, akademinin bugünkü Sinan çocukların- dan elbette bir (Sinan) doğuracaktır. Bunun tezahürünü, şimdiden fırsat bulan ve itimat gö- ren genç mimarlık zümresinde görüyoruz.

Akdamenin. mimarî kısmının, bugünkü ted- ris programlarım birçok devletlerin yüksek mi- marlık müessseselerinden farksız, ve bazı nokta- larda daha iyi buluyoruz. Hatta diyebiliriz ki memleketimizde mimarlık tahsili Balkanlardan üstündür. Ve bu müessese, daha ziyade inkişaf etmeğe, komşu şark devletlerinin ve Balkanların tahsil hususunda istifade edebilecekleri bir mü- kemmeliyete namzet bulunuyor. Akademide mi- mari tedrisat ve tahsilin muvaffakiyeti iki esasın birleşmesinden doğuyor. Burada klâsik ve mo- dern san'at tedrisatı ile müvazi olarak bugünkü mimarlık, telâkki ve fikriyatına tamamen uyğun teknik ve nazarî tahsilin mevcut olmasıdır.

Bu iki vasfın bir mimarda birleşmesi bize ideal mimar vasfını bahşetmekte, bu suretle

(5)

müessesenin yetiştirdiği mimar evvelâ san'atkâr ve sonra hakiki bir teknik adamı olmaktadır.

Beş senelik tedris esnasında, talebe aka- demiye girdiği günden itibaren bir san'at h a - vası içinde yaşamağa başlar. Bu muhit talebeyi beş sene zarfında san'at telâkkileri ve düşünce- leri, ideolojisi üzerinde hazırlar.

Beş sene zarfında güzel s a n ' a t l a r m her şu- besinde talebenin hazırlamağa ve devam etme- ğe mecbur olduğu (Seminerler) ve bunlarda vücude getirdikleri mesai, onları geniş bir san'- at malûmatına sahip eder. Talebenin mimarî ile müvazi diğer san'at şubeleri hakkında meş- bu bir hale gelen dimağı idrakini genişletir.

Mimarlık bir idrak meselesidir. Mimarlık yara- tıcılıktır. Doğurabilecek bir idraki hazırlamak ancak bir san'at muhitinin mevcudiyeti ile ka- bildir. Öyle bir san'at muhiti ki mevcut isti- datları işletsin.

işte bunun içindir ki: bir genç mimar ta- lebe, bir t a r a f t a n statik; ve diğer t a r a f t a n f ü - zenle işe başlar. Mimarlık, doğuş mesel&sidir.

İnsan (mimar olmaz, mimar doğar) derler. Bu doğuşu işliyecek ve ona istikamet verecek mü- essese akademidir.

Memleketimizde, yüksek mimarlık tahsili kuruluş itibarile, Fransayı andırır. Akademide- ki yüksek mimarlık şubesi Pariste (Ecole des beaux arts national) ın mimarî kısmının m u - adilidir.

Sözüme nihayet vermeden evvel; memle- kete muasır Avrupa devletlerindeki yüksek mi- marlık mektepleri derecesinde mimar yetiştir- meğe muvaffak olan akademi müdürüne, pro- fesör Egli bey ve diğer muallim arkadaşlarına teşekkür etmeği bir borç sayıyoruz. Memleket mimarî sahasının yarınki şuurlu elemanlarını yetiştirmekte olan bu müessesenin d a h a ziyade ehemmiyete değer bir varlık olduğunu da kay- dedelim,-

Burada mimarî tahsilin d a h a inkişaf ettire- rek ihtisas şubelerine ayrılmasını ve memleke- timizde pek mühim bir ihtiyaç olan şehircilikle fazla alâkadar olunmasını temenni ediyoruz.

Akademide, bir doktora sınıfın da açılması mu- vafıktır.

Mimarlık yalnız riyazî ve kat'î ilimlerle ik- tisap edilir bir meslek değildir. Bunlar kadar mimarlıkta estetiğin lüzumu vardır. Bunu çok iyi anlamış olan memleketimiz, mimarlık t a h - silini gösteren Güzel San'atlar Akademisin- de kurmuştur. Mimarlık tahsili akademik bir tahsildir. Bu hususta isabet eden memleketler arasında evvelâ Fransa, İngiltere, İtalya ve

Amerikayı görüyoruz. Ve bizim tahsil sistemi- miz bunlara yaklaşıyor.

Son senelerde; Almanyada, mimarlık tahsi- linin akademi sistemine temas etmekte oldu- ğunu, yüksek mimar olmak istiyenlerin; (Teclı- nische Hochschule) tahlisinden sonra uzun bir akademi tahsili yapmak mecburiyetinde kal- maları bunu ispat ediyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi; Güzel San'at- lar akademisindeki yüksek mimarlık şubesi programları ile bizde ve Avrupa memleketleri- nin de, tatbik etmekte olduğu, en yeni ve iyi bir usul olan teknik nazariyatı ile beraber san'at tedrisatını tatbik etmektedir.

Akademinin ıslâhından sonra: bundan bir kaç sene evveline kadar bir mimarî faaliyet görmediğimiz halde son bir iki sene zarfında bu İslâhatın iyi tezahürlerine şahit oluyoruz.

Yeni açılmağa başlayan mimari müsabakalar bunu bize temin etmiştir. Büyük bazı devlet binalarının müsabaka usulü ile yaptırılmağa başlaması memleketimizde bu müessesenin ye- tiştirdiği genç bir cümhuriyet mimarlığının mevcut olduğunu gösterir. Şimdiye kadar açı- lan ilk müsabakadan sonuncuya kadar bunla- rın bütün derecelerini kazananlar Güzel San'- atlar akademisinin yetiştrdiği mimarlardır. Bu müsabakalara birçok yabancı mimarlar da iş- tirak ettiğini kaydedersek; çetin bir suretle el- de edilmiş bir liyakat görürüz. Bu neticeler, bi- ze ileri için büyük ümitler vermektedir.

Memleket mimarlığı için mühim ve hayatî bir noktadan daha bahsetmek isterim. Bu sene akademiden mimarlık hayat ve âlemine on dört genç d a h a atılıyor. Bunlar bugünden itibaren, devlet ve halk muvacehesinde diplomalı genç mimarlardır. Bunlar da diğer meslektaşları gi- bi uzun seneler neticesinde kazandıkları mes- lek hakkını istiyeceklerdir.

Kanunla tahdit edilmiş ve verilmiş hakları vardır. Ancak Cümhüriyetle başlayan memle- ket mimarlığı da diğer meslekler gibi koruyucu kanunlara muhtaçtır.

Bugün diplomalı mimarlık haklarını koru- yan kanunlar yoktur. Mühendisler ile müşterek olan 1035 numaralı kanun bizim için koruyucu değildir ve kifayetsizdir. Mimarlık sahası müs- tevliler ile doludur. Adetleri günden güne çoğa- lan diplomalı mimarlara h a y a t ve meslek h a k - kı vermek için müstevlilerin çekilmesi lâzımdır.

Bugün memleketimizde bir mimarlık küt- lesi vardır. Bunu göğsümüzü gererek söyliyebi- liriz. Bunun için, memleket mimarlığını yük- seltecek ve onu koruyacak, kanunlara mutlaka ihtiyacımız vardır.

Mimar Zeki Sal&h

(6)
(7)
(8)

Arsa eb'adı 50 X 30 metro olup üç tarafı m n irtifaı sokak seviyesinden azamî on metro sağır ve bir yüzü caddeye nazırdır. Bina- olacaktır. P i l â n i a istenilen taksimat:

(9)
(10)
(11)
(12)
(13)
(14)
(15)
(16)

A — Sefarethane kısmı: ye odası, gardrop, tuvalet, hademe ve kavas o- 1 — Sefir odası, kütüphane, müşavir odası, daları,

daktilo odası, kâtiplerin odası - başkâtip - kur- B — Merasim kısmı: Merasim salonu, ye-

(17)
(18)
(19)

G.S.A DİPLOMA MÜSAMI&9 PÜOÜS' MÖW1A TTJBK S M L 1 U 1 M 3 M. 1 . 5 0

1^5 mâ ası Görünüş ve zemin kot plânı. Talıır flziı

(20)

mek salonu, hanımlar salonu, oyun salonu, .siga- ra salonları, gardrop ve tuvaletler.

C — Sefir ikametgâhı: Sefirin, ailesi, üç kızı iki oğlu vardır. Ayni zamanda Sefir ikam i l â - hında icabında üç kişilik misafir yatak ve otur- ma ve tuvaletleri olacaktır.

Hizmetçi odaları, mürebbiye odaları, tuvalet, banyo ve alaturka hamam.

B — Müstahdemin kıs.mı: H zmetçi ve ka- vas yatak odaları, şoför ve bahçıvan, ahçı vesa- ire yatak odaları, tuvalet ve banyoları.

Diğer servis kısmında; icabında ziyafetlerde yemek pişecek derecede büyüklükte mutfak, ofis, erzak odaları içki meşheri vesair depolar.

Ayrıca sefarethanede iki otomobil alacak büyüklükte garaj olacak.

(21)
(22)

Hususî şartlar: Bina, sıcak bir memlekette inşa edileceği için vanilâsyona ehemmiyet veri- lecek ve burada cun'î vanilâsyon yapılacaktır.

Bu projeyi yaparak bu sene mektebi bitiren genç arkadaşlarımızın eserlerini, bu sayımızda, sıra gözetmeden, neşrediyoruz.

(23)
(24)

M i m a r î a t e l y e l e r t a l e b e l e r i n i n y ı l l ı k ç a l ı ş m a l a r ı Hazırlayıcı sınıflardan atelyelere geçen ta-

lebeler, program mucibince, her sene mütaddit projeler hazırlamaktadırlar. Atelye muallimle- rinin nezaretleri altında hazırlanan bu projeler sayesinde talebeler, nazariyatla öğrendikleri malûmatı, tatbika muvaffak olmaktadırlar.

Atelye, talebelerinin çalışmalarını göstermek üzere, orijinal bulduğumuz bir kaç çalışmayı bu- rada neşrediyoruz.

Talebeden Emin Necibin (Hafta sonu evi) mevzuuna göre hazırladığı proje programın hususiyetlerine göre iyi hazırlanmış bir eserdir.

Hâmit Kemalinin milli müze ve hariciye köş- kü projeleri de muvaffak olmuştur. Bilhassa Ha- riciye köşkü projesi Türk karakterini çok güze}

ifade etmektediı. Bunlardan maada Adnanın Halk tiyatrosu gerek plân, gerek umumi tecsim bakımından enteresandır.

(25)
(26)
(27)
(28)

G ü z e l s a n ' a t l a r a k a d e m i s i n d e h a z ı r l a y ı c ı t e z y i n a t s ı n ı f ı M u a l l i m E d i p H a k K ı

Güzel San'atlar Akademisi tezyinat şubele- rinin nüvesini teşkil eden ihzari atelyesi hak- kında bir iki söz söylemeği faydalı görüyorum.

Atelye faaliyeti iki mühim esas üzerine ib- tina eder.

Talebeyi müstakbel mesaisine elverişli biı hale getirmek.

Talebeye bediî bir zevk aşılamak.

Talebeyi müstakbel mesaisine elverişli bir hale getirmek için yegâne vasıta, mual! imdir.

(29)

Onun kabiliyetini mütemadi kontrol etmek ve bu kabiliyeti meslek ittihaz edeceği şubeye h a - sırlamak muallimin en birinci vazifesidir.

Maarif mekteplerinde talebeye gösterilen resim derslerile tezyinat şubemize müracaat eden talebinin geçkin edükasyonunu tamir ve ıslah etmek, onlarla, tabiat arasında bir vasıta olarak kalan muallimlerin elinden yetişmiş bu gençlere bediî bir zevk aşılamak ihzari atelyesi- nln en esaslı ve büyük bir dikkatle takip ettiği keyfiyetlerden biridir.

Yaptığım müşahedelerde bugün maalesef, her insanın, tezyinatın herhangi bir şubesinde derhal itayı rey edecek kadar kendisinde büyük bir vukuf görüyor.

Bu keyfiyet esas itibarile memleket bedii- yatının seviyesini gösterir bir ifadedir.

Tezyinatın tarzı hiç te gelişigüzel değildir.

Muhitle, iklimle, cemiyetle alâkadardır. Tıpkı tarih gibi, riyaziye gibi 'bir ilimdir. Bir ihtisaıs âlemidir. Binaenaleyh bir üslûbu olan bu şube- nin zerre kadar hokkabazlığa t a h a m m ü l ü yok- tur.

Tezyinat, resim san'atınm bir ihtisas şube- sidir. Her iyi tezyinatçı iyi resim yapabilir. Fa- kat her iyi ressamdan tezyinat yapmasını bek- lemek garip olur.

Takip ettiğimiz programlarda etütlerin, eskizlerin müstakbel mesailerinde kuvvetli bir yardımcı olabilmesini, onlardan azamî istifade temin edebilmeleri için tabiatı gelişigüzel kop-

ya ettirmek değil onları tabiatle, zekâlarım ve zevklerini hemahenk yürütebilmek gayesini görmek lâzım geliyor.

Bugün, maalesef dekorasyon çok yanlış a n - laşılıyor. Birçok misallerle karşılaştığım hâdi- seler var. Faraza: Maddî hayatını azçok inti- zama. sokmuş bir kimse evinin tanzimine bizzat nezaret eder. Daha doğrusu bir kimse herhangi mobilya mağazası sahlbile evi müşterek tanzim ederler. Alelusul enfes! bir dekorasyon vücude getirilmiş! olur. Gelenler, taallûkat ve dostlar bu zevkin karşısında ağzı açık kalırlar. Mobilya mağazasının adresi sorulur ve notlar alınır...

F a k a t kimsenin bu oda, bu ev nedir? ne tarzdadır? diye hatırına bir sual gelmez. Masa ve iskemlenin yekdiğerine dargın gibi baktığı bu stil ifade nedir?.

Ne midir?

Hiç sıkıntı çekmeden size söyliyeyim.

Bu ev, bu salon o döşeten kimse ile filân mobilya mağazasının meçhul ve müşterek zevk- lerinin nümunesidir ve herkesin takdir ettiği!

bir kocaman faciadır.

Sorarsanız: — Kübik derler.

Buna mukabil diğer t a r a f t a , tezyin san'atı- nı bilen ve tanıyan ihtisas sahibi dekoratörler, yapılanlara müdahale edemezler.

İşte bu hastalığı ortadan kaldıracak, yine o s a n ' a t m kuvvetli tekniğidir. Bize mevdu genç istidatları bu tekniğe alıştırmak tezyinat şube- sinin ve ihzarî san,'atın birinci vazifesidir.

(30)
(31)

G ü z e l s a n ' a t l a r a k a d e m i s i n d e S e r a m i k ş u b e s i 1933-1934 s e n e s i t a l e b e e s e r l e r i

1926 senesinde Güzel San'atlar Akademi- sinde başlıyan bu şube muallim Weber'in idaresine tevdi edilmişti. Maarif Vekâleti- nin emri üzerine derhal İstanbula döndü- ğüm zaman tesis edilmiş tam bir şube bulaca- ğımı beklerken Fındıklı sarayının bodrumların- da iki karanlık odada bırakılmış plâstik torna, sarayın bir vakitler hazinesi olan taş binada yerde yanan bir tecrit furunu ve bir de çamur makinesi buldum. Muallim Weber'in muavini o- larak tedrisata başladım. Bu eksik malzemeyi de bir taraftan kurdurduk. Fakat her nedence umum tezyini san'atlar mütehassısı gösterdiği plâstik seramik ve tedrisatı iki sene devam et- tiği müddetçe parlak bir netice vermedi. Niha- yet Maarif Vekâleti seramik şubesine esaslı bir tedrisat programı yaptıktan sonra tedrisatta lü- zumu olan tesisat ve malzemeden eksikleri de tamamlattı.

Bir t a r a f t a n talebe tedrisatile meşgul iken diğer taraftan da kullanmakta olduğumuz kır- mızı balçık yerine beyaz fayans hamuru ara- mağa başladık. Herşeyden evvel bu şubenin lü- zumunu ve seramikte çalışacakların ileride kendilerine hayatta yeri olan bir meslek edine- ceklerini ispat etmek lâzımdı. İstanbul civarın-

da bulduğumuz mevaddı iptidaiyelerle Avrupa- da olduğu gibi fayans hamuru terkibini bulduk ve 1932-1933 akademi talebe sergisinde ilk de- fa olarak Türkiyede yeni fayansçılığm yapıla- bileceğini ispat ettik. Akademiye verilmiş olan mütedavil sermayeden istifade ederek talebe eserleri teksir dilerek Beyoğlunun tanınmış bir cam ve seramik mağazasında teşhir edildi.

Bu eserler çok kısa -bir zamanda tama- men satıldı ve daima mağaza ve hariçten birçok kimseler bize müracaat ederek yeniden bu eserlerden siparişte bulundular. Bu küçük tecrübe seramik kısmına vermiş olduğumuz ye- ni şeklin hayatta yeri olan bir san'at ve bu san'ata çalışacakları dışarıda iyi bir istikbal bek lediğini göstermişti. 1929 da eksik tesisatla baş- lıyan seramik şubesi bugün Akademi dahilinde geniş, aydınlık atölyelerde talebeleri esaslı bi- rer seramist yetiştirecek tesisat ve tedrisat programile teçhiz edilmiştir.

Kısa bir zamanda seramik şubesinin elde et- tiği teknik tekâmül millî sanayi programımızın dahilinde bulunan toprak işine lâzım olacak ilk seramistleri yetiştirmektedir.

S e r a m i k m u a l l i m i : İ a m a l l B a k k ı

(32)
(33)

İ Ü B

A*

2\ i * İ

! Seramik. Talebe'eserleri.

, v r 1

28-1

(34)
(35)
(36)
(37)
(38)

T ü r k M i m a r l a r ı F a l i h Rıfkı

(Hakimiyeti Milliye gazetesinden)

Memleket mimarlığı dikkati çeken bir yükselme devresine girmeğe namzettir. Genç mimarlık neslimizin:

fırsat bularak yaratmağa başladığı eserler bunu teyit edi- yor. Günümüzün festet)leri mimari faaliyetimizi dikkatle takip ediyorlar.

Şüphesiz ki, Türk mimarları kendileri ile meşgul o- lunmağa, ve devlet tarafından korunmağa lâyıktırlar.

MİMAR

Biri Ç a n k a y a s ı r t l a r ı n d a , biri Hariciye Ve- killiği karşısında, A n k a r a şehri, iki T ü r k m i m a - r ı n ı n eserine kavuştu. Güzel s a n a t l a r a r a s ı n d a T ü r k gençliği, e n çabuk, m i m a r l ı k t a ilerlemiş- tir.

A n k a r a ş e h r i n d e m o d e r n m i m a r i n i n ilk eserini k u r m u ş o l a n Sıhhiye Vekili Doktor R e - fik Beyle Millî M ü d a f a a yapıları için gene bu m i m a r i y i tercih eden Recep Beye t e ş e k k ü r e t - meliyiz. Eski s a k a t cami va h a n t a k l i t l e r i n e n i - h a y e t veren Avrupalı m i m a r l a r , yeni k ü l t ü r ü güzel s a n a t l a r m e k t e b i n d e de h â k i m kıldılar.

Artık m i m a r l a r ı m ı z olduğunu söliyebiliriz: Mo- d e r n teknik içine T ü r k l ü k özünü koyarak, m i - m a r i y i millileştirecek, o n u iklim, m u h i t ve b ü - t ü n m e m l e k e t hususiyetlerine u y d u r a c a k olan- lar onlardır.

İyi başlıyan iş iyi devam edebilmek için b a - zı esasları tesbit e t m e ğ e ihtiyaç var. Çünkü m i - marlık, k a z a n ç payı oldukça m ü h i m olan ve t a - a h h ü t l e r l e karıştığı vakit, suiistimallere m ü s a i t olan bir meslektir.

Tesbit edilecek esaslar ş u n l a r olabilir: T ü r - kiyede plânsız hiçbir yapı yaptırılmaz. P l â n a n - cak bir m i m a r ı n e l i n d e n çıkar. B ü y ü k b i n a l a r m u t l a k a m ü s a b a k a y a konur. Abide e h e m m i y e - tinde o l a n l a r için b u m ü s a b a k a beynelmilel olur.

İ n ş a işlerindeki iş b ö l ü m ü bizde h e n ü z iyi a n l a ş ı l m a m ı ş t ı r . Yapı m i m a r ı olduğu gibi, b a h - çe m i m a r ı ve eşya ile u ğ r a ş a n ev d e k o r a t ö r ü ayrı ayrı şeylerdir. Halbuki bazı şehirlerimizde b ü t ü n bu işlerin bir yol m ü h e n d i s i t a r a f ı n d a n yapıldığını görmekteyiz. A v r u p a k ı t a s ı n ı n sayı- lı m e y d a n l a r ı n d a n biri olacak o l a n e m n i y e t abidesi bir şehirci, bir m i m a r ve bir h e y k e l t r a - şin m ü ş t e r e k eseridir: Yansen, Holzmeister ve H a n a k !

Bir m e m l e k e t i n m a n z a r a s ı , binaları,, yolları ve bahçeleri d e m e k t i r . Eğer b u n l a r d a k ü l t ü r ve zevk h â k i m olursa, m e m l e k e t t e hakikî ü m r a n

yüzgösterir. Bu esasın i h m a l edildiği m e m l e - ketlerde, m i l y o n l a r gene h a r c o l u n u r s a da, y a - pılan b i n a n ı n d a h a çatısı k u r u l m a d a n o n u n n e z a m a n ve nasıl yıkılacağı m ü n a k a ş a edilmeğe başlanır. Boğaziçinde birçok yeni y a p ı l a r ı n ge- lip geçenlere ilk verdiği fikir, yıkmak fikridir.

Hem mütehassısları, h e m inşayı inzibat a l - tına a l m a k sırası gelmiştir. Bu iki t a r a f l ı inzi- b a t şöyle t e m i n olunabilecektir: S a n a t k â r l a r , a v u k a t l a r gibi, k a n u n l a k u r u l m u ş olan bir bir- likte t o p l a n a c a k l a r d ı r . Birlikte t o p l a n a n s a n a t - k â r l a r i h t i s a s l a r ı n a göre m i m a r , bahçe m i m a r ı ve d e k o r a t ö r s ı n ı f l a r ı n a ayrılacaklardır. T ü r k i - yede y a p ı l a c a k olan h u s u s i ve u m u m i yapılarla, u m u m î b a h ç e l e r ve u m u m î yapıların, yeni eşya- l a r ı n p l â n l a r ı m u t l a k a bu b i r l i k t e n bir s a n a t - k â r ı n imzasını taşıyacaktır. P l â n ü c r e t i n i n m i k - t a r ı bellidir. Bu m i k t a r , birinci ve ikinci derece m i m a r l a r a göre değiştirilebilir. Meselâ ikinci sınıf bir m i m a r ı n p l â n ücretini yüzde 3,5 olarak t a s a v v u r ediniz. 100 liralık bir kulübe y a p t ı r a n f a k i r b a h ç ı v a n a d a h i , 3,5 lira p l â n ücreti ver diyebiliriz. Eğer m ü ş t e r i m i m a r ı n n e z a r e t i n i de isterse, plân ücretine, yüzde 1,5 veya 2 (beynel- milel nisbetler ne ise) bir hisse d a h a ilâve ede- cektir.

M ü t e h a s ı s s a n a t k â r l a r , y a p t ı k l a r ı p l â n ı n devletin inşa k a n u n l a r ı n a m u v a f ı k olmasından mes'uldürler. Bu veya h e r h a n g i bir suiistimal- de b u l u n a n s a n a t k â r birlik a z a l ı ğ ı n d a n çıkarıl- dığı vakit, s a n a t ı n a devam edemez. Hiç o l m a z - sa büyük belediyelerin i m a r b ü r o l a r ı n d a m ü t e - hassıs şehirci, m ü t a h a s s ı s m i m a r ve m ü t e h a s - sıs b a h ç e m i m a r ı b u l u n m a k t a mecburî sayıl- malıdır.

Eğer bu iki t a r a f l ı inzibatı t e m i n edecek olan k a n u n a meselâ yüz bin lira gibi bir ye- k û n d a n ü s t ü n olan u m u m î b i n a l a r d a r e s s a m - l a r a k ü ç ü k bir yüzde hissesi k a d a r iş verilmek mecburiyeti k o n a c a k olursa, T ü r k r e s s a m ı n a da esaslı bir f a a l i y e t sahası h a z ı r l a m ı ş oluruz.

(39)

Ş e h i r l e r i n m ı n t ı k a l a r a a y r ı l m a s ı v e t e r t i b i M i m a r N a c i C e m a l

Şehirlerin tanzimindeki gaye, yeniliklerden istifade ederek, insanları cemiyet halinde yaşa- mağa sevkeden ihtiyacın, ticaret ve hayatın en iyi bir tarzda tanzimi suretile, iyi ve mükem- mel bir surette tatmin edilmesidir.

Medenileşmiş bir insanın evinde intizam ol- ması zaruridir. İkametgâhta bu zaruret olunca, bu intizam bir zümre içinde bilhassa büyük bir şehir zümresi içinde de o kadar lüzumludur.

Büyük fabrika, tezgâhlar, gayrisıhhî ve bel- ki de sıhhate tehlikeli sanayiin lüzumundan fazla halk bulunan mahallelerde, yüksek bina- ların, sahibi belli olmıyan arazi boşlukları ara- sında birbirine karışmış bir şehir gayrimunta- zam bir şehirdir.

Şehri mınıtakalara ayırmanın gayesi şehrin tanzimidir.

Bir şehri mıntakalara ayırmak demek o şehrin müzepzep vaziyetine biraz intizam ver- mek demektir. Binaenaleyh mıntakaya ayırma fikri, bir lüks fikri değil sade ve mantıki bir fi- kir mahsulüdür. Bu fikir yarım asırdanberi di- ğer Avrupa memleketlerinde mer'î ise de henüz memleketimizde lâyık olduğu ehemmiyetle te- lâkki edilmemektedir.

Diğer Avrupa memleketlerindeki mıntakaya ayırma usullerini tetkik edersek şunları görü- rüz:

A — Almanya: 30 senedenberi Alman şe- hirlerinde mıntaka usulü ıtatbik edilmektedir.

Alman mıntaka plânları yalnız bir mahal- lenin nerelere tahsis edildiğini göstermekle kal- maz. Bu plân ayni zamanda inşaatın nevini ya- ni kat irtifaını ve inşaat şeklini de gösterir.

Mıntaka plânı araziyi beş kısma tefrik eder.

1 - Yalnız ikamete tahsis edilen mıntaka, 2 - İş mıntakası, 3 - sınaî mıntaka, 4 - Muhtelif mırutakalar, 5 - Serbest sahalar.

B — Avusturyada: Viyana dört mıntaka üzerine ayrılmıştır.

1 - İkamete mahsus mıntaka, 2 - Ticaret ve sıhhate muzır olmıyan sanayii le müşterek ikametgâh mıntakası, 3 - Sanayi mıntakası, 4 - Dokların mıntası.

İnşaat sınıfı da beşe ayrılır.

C — İsviçrede: Büyük şehirlerin hepsinin bir mıntaka taksimatı vardır.

Ceneva 1929 senesinde çıkan bir kanun mu- cibince 5 mıntakaya ayrılmıştır.

1 inci mıntaka — Eski şehir. Burada altı kata kadar inşaata müsaade vardır.

2 inci mıntaka — Eski tahkimat sahasında- ki yeni mahalleler. Gene altı kata kadar inşaat yapılır.

3 üncü mıntaka — Tadilât yapılmakta olan mıntaka. Burada beş kata kadar müsaade var- dır.

4 üncü mıntaka — Villâlar ve kira evleri tarafından işgal edilen saha. 4 kata kadar mü- saade verilir.

D — İngilterede: Mıntaka usulü her yerde tatbik edilmektedir.

Meselâ Bristol ve Bat sahalrının tertibinde- ki gayede:

1 — Mıntakanm iktisadi inkişafının kolay- laştırılması,

2 — Bediî güzelliğinin muhafazası, 3 — Halkın sıhhatini korumak düşünceleri göze çarpmaktadır.

Bu mıntakanın teşkilâtında başlıca on iki kısım vardır.

Bu kısımlardan ikamete mahsus mıntakada hektar başına 10, 20, ilâ 30 evf geçmez.

Ziraî ve ikamete mahsus mıntakada hektar başına ancak 5 eve müsaade edilir.

Her mıntakada bir levha o mıntakada ya- pılacak inşaatın cinsini, hususî bir müsaade al- mak suretile yapılacak inşaatı, yapılması mem- nu olan inşaatı gösterir.

(40)

İkamete m a h s u s mıntakada sınai tesisata müsâade edilmediği gibi sınaî mıntakada da ikametgâh inşasına müsaade edilmez.

E — İtalyada: Milân şehrine diğer 11 kaza- nın raptedidmiş olmasına rağmen 1932 senesinde neşredilen bir rapora nazaran imar faaliyeti çok intizamsız bir şekilde cereyan etmiş olduğu için ve yalnız yeni mahallelerin evvelceden ka- rarlaştırılmış bir plân dahilinde yapılmış oldu- ğundan ve civar mahallelerin gelişigüzel inkişaf etmiş olmasından dolayı şimdilik muntazam bir şekil alması gayri m ü m k ü n görüldüğü anlaşıl- mıştır.

F — Cenubi Amerikada: Mıntaka usulü bu- rada da tatbik edilmektedir.

Buenos-Aires'te belediye bediiyat komisyo- nu, inşaat yapanların ve bu yüzden ihtikâr ya- panların şerrinden halkı m u h a f a z a etmek için bir nizamname yapmak lüzumunu hissetmiştir.

Bunun için de şehri her birinin kendisine göre tâli nizamnamesi olan altı mıntakaya taksim etmiştir.

Şehrin merkezi iş mıntakası olarak kabul edilmiş ve bina irtifaları burada çok yüksek olarak bırakılmıştır.

Buna mukabil merkezden uzaklaştıkça bi- na inşa edilmiş saha nisbeti gittikçe azalmak- tadır.

Rio de Geneyro'da şehrin imar projesi 5 mıntakaya ayrılmıştır.

1 - Merkezî mıntaka, 2 - Sınaî mıntaka, 3 - İkametgâh mıntakası, 4 - Şehir ve civarı mınta- kası, 5 - rual mıntaka.

3 üncü mıntakada gene inşaat sahalarının nisbeti ve katların adedine azaran 4 kısma ay- rılmaktadır.

Şehir civarı mmtakalarında evlerin k a t ade- di bire inhisar etmektedir ve binaile meşgul sa- h a nisbeti % 10 ilâ % 2.5 a kadar inmektedir.

G — Birleşik Amerika hükümeti: Nevyork şehri t a r a f ı n d a n 1916 senesinde mıntakaya ayırma usulü kabul edildikten sonra bunun iyi neticeleri gözükmeğe başlamıştır.

Son 10 sene zarfında Birleşik Amerikanın şehir halkının % d e 67 si mıntakaya t a k - sim esasıı kabul etmiş bulunuyor.

H — Afrikada: Halihazırda Afrikanm 93 şeh- rinin 82 sinde ve ikinci derecede 800 şehrinde mıntaka usulü kabul edilmiş bulunmaktadır.

Aksayışarkta bile şehirlerin m ı n t a k a usulü kabulüne doğru gidilmektedir.

İstanbulun evvelce mıntakaya ayrılmama- sının neticelerinden bahsetmek bile fazladır.

Bunun menfi neticelerini her vakit görmekteyiz.

Haliçteki tuğla fabrikaları o havaliyi du- m a n içinde bırakmıştır. Son zamanlarda K a r a - ağaçta yapılan saçma fabrikasının kurşun dö- küm kulesine ve makinelerine tuğla h a r m a n l a - rından çıkan dumanlar zarar iras etmemiş ol- saydı d a h a tuğla h a r m a n l a r ı n a baca yapmaları mecburiyeti belki de hatıra gelmiyecekti.

Halicin mezbahadan n e k a d a r şikâyetçi ol- duğu denizin renginden, Kuruçeşmedeki evlerin kömür depolarından nekadar müteessir oldukla- rı haricî vaziyetlerinden pek âlâ anlaşılır. Bi- zansların pek haklı olarak altın sahil tabir ettik- leri adalara nazır Anadolu sahilinin de o civarda yapılan çimento fabrikasının d u m a n ı n d a n ak- şamları daimî bir sis içinde kaldığı çok defa görülmüştür.

Her vilâyette vilâyetin kendi hususiyeti göz önünde tutularak bir mıntaka plânı hazırlan- ması o vilâyetin ileride alacağı vaziyet üstünde mühim roller oynıyacağmdan bu işte geç kalmış bulunsak bile mıntakaya ayırmak usulünün şe- hirlerin istikbali noktai nazarından mühim faydalar vereceği şüphesizdir.

(41)

B e t o n a r m e M ü h e n d i s Bu makaleden maksat, betonarme inşaatın muhtelif şekillerinin nasıl kalıplandığını bu- rada birer birer anlatmak değildir. Bunu ayrı bir makalede yazacağız. Burada daha ziyade betonarmede kalıbın ehemmiyeti derecesini prensiplerini tebarüz ettirmeğe çalışacağız.

Bir metre mikâp betonarmenin maliyet fiatın.a kalııbın derecei tesiri bu fiatm % 20 ile

% 30 u arasında değişen bir miktar olduğuna göre betonarmede kalıp meselesinin hususî bir itina ile tetkika değer bir mahiyeti olduğunu kabul etmeliyiz. Bilhassa mühim inşaatta kalıp Projesinin tetkiki ayrı bir iş teşkil eder. Umumi olarak düşünürsek kalıp meselesinde nazarı iti- bare alacağımız esaslar ikidir: 1 - Emniyet, 2 - iktisat,

Emniyet: kalıp meselesinin ruhunu teşkil eder. Yapacağımız kalıp taşıyacağı yükünü tam bir emniyet ile taşıyabilecek şeklide teşkil edil- melidir. Bunun için kaliD tağyiri şekil etmiye- cek surette yekdiğerine bağlanmış ve her birisi kâfi derecede ve icabında bilhesap verilmiş eb - ada malik ahşap ve demir elemanlardan teşekkül eder. Kalıbı teşkil eden bu muhtelif elemanla- rın rolü müvazenet noktai nazarından iyice tahlil edilmiş olmalı ve her biri bu esasa göre kıymetlendirilmelidir.

Kalıp hesabında metre mikâbının vezni 2400 kilogram kabul edilen betonarmenin ağırlığın- dan başka metre murabba üzerne 250 kilogram- lık münzam bir siklet alınması muvafık olaca- ğı gibi ayrıca kalbıa vazedildiği esnada sulu bir halde bulunan betonun kalıbın cidarlarına ya- pacağı daifa tesirini ve tokmaklamaktan mü- tevellit sarsıntıları da hesaba katmalıdır. Bu son tesirattan dolayı kalıpları teşkil eden ak- samın hesabında emniyet gerilmesi ekseri- yetle 30kg/cm2 tecavüz etmiyecek şekilde ka- bul edilir. Kalıbı teşkil eden aksama verilecek eb'adın hesabı basittir. İnşaatta şu eb'adın kullanıldığı çok vakidir:

1 — Hurdi ve rîaller ve kirişlerin yan ka- lıplarınnda 3 sm. kalınlığında tahtalar.

2 - Şakulî cidarlar için arzani bağlamalar yapmak şartile bu kalınlıktan daha az olanları kullanılır.

Kirişlerin alt kalıpları için 5 sm. kalınlı- ğında kalaslar. (Bu suretle aşağıda sirkülas- yonu güçleştiren direklerin adedi azaltılmış o- lur.)

4 - Esası taşıyıcı kısımlar (direkler vesai-

Bundan maada kalıpta birinci derece haiz ehemmiyet olan ve üzerinde bilhassa ısrar ede-

i n ş a a t t a k a l ı p F e r i d u n N u r i

ceğimiz nokta şudur: Kalıbı teşkil edeıı ele- manların vücude getirdiği sistem tamamen ri- jit yani tağyir şekil etmiyen bir sistem olmalı ve bunu temin edecek şekilde muhtelif aksam biribirine muvafık veçhile bağlanmış olmalıdır.

Memleketimizde betonarme esasen herke- sin kendi anlayışına göre tatbik ettiği bir in- şaat sistemi manzarasını arzeylediği bu işle uğraşan arkadaşlarımızca malumdur.

Bundan dolayı betonarme inşaatın emniye- ti noktasından ehemmiyeti çok fazla olan ka- lıp meselesi bizde tamamen ihmal edilmekte- dir. Bir mühendisin veya bir mimarın teknik nezareti altında yapılmıyan binalarda bilgisiz- liğin verdiği cesaretle, feci neticeler verebile- cek olan kalıp şekillerine daima tesadüf edil- mektedir.

Ve hatta diyebiliriz ki bu cesaret, ihmal ve lâkaydi şeklinde birçok meslektaşlarımıza, he- pimize az çok sirayet etmiştir. Her nedense biz- de kalıbın oynadığı rol hakkile takdir edileme- miştir.

Kalıpta ikinci şart, iktisat şartıdır. Bunun için şu noktalara dikkat etmek lâzımdır:

a - Mümkün olduğu derecede kirişlere piyasa- da tesadüf edilen kereste eb'adını veya bunun mi-

sillerini vermeğe gayret etmelidir.

b - Kereste kesişini asgariye indirecek şe- killeri araştırmalı,

c - Kalıp alınmasını kolaylaştıracak tarzı halleri tetkik ve tercih etmeli ve hususile kabil olduğu kadar az kereste zayi ettiren şe- killeri tatbik etmeli: Zira bir kal ID müteaddit defalar kullanılabilmesi küçük görülemiyecek b:r tasarruf temin eder.

Kalıp alınmasından sonra geriye kalan ah- şap parçalar hususî bir şantiyeye götürülür, Ve burada yekdiğerine çivilenmiş olan kısımlar biribirinden ayrılır, çiviler sökülür ve kabaca temizlenir. Bundan sonra ikinci bir kullanış için yeniden tasnif yapılır. Kalıbın alınmasın- dan elde edilen bazı elemanlar demontaj ya- pılmadan tekrar kullanılabilir. Bunlar ayrı bir tarafa konur, her kalıp alınışında bir miktar kereste istimalden sakıt olur. Bu suretle bir daha kalıpta işe yaramıyacak olan parçalar yakılmak için satılır. Vasati olarak ahşabın kalıpta üç defa kullanılabileceği takdir edil- mektedir. Bu adet daha aşağı düşerse kalıbın iyi tertip edilmediği veya kalıp alınmasının iyi bir şekilde olmadığı anlaşılır. Birçok defa- lar da bu kullanış adedi arttırılabilir.

Devam edecek

(42)

Y a ğ m u r s u l a r ı n ı n t o p l a m a u s u l l e r i istanbul mıntıka un'at mektebi ı

Ali Kemal Suyun kıt bulunduğu köy ve kazalarda ev-

lerdeki umumî temizlik için lâzım olacak suyu yağmurlu mevsimlerde yağan yağmurlardan temin etmek fikri bir hayli eskidir. Yalnız, bu- n u n temiz bir şekilde toplanması usulleri he- men hemen yeni denecek kadar yakın bir za- mana aittir. Evin çatısı üzerine düşen yağmur suları oluklar vasıtasile sarnıç ismini verdiği- miz hususî hacim ve evsafta bir depoya indiri- lir. Sarnıçtaki suyun suhunet derecesinin yar.

ve kış mümkün mertebe sabit kalabilmesi için bunlar umumiyetle yer altında inşa olunurlar. Ve dahili kısımları mutlak surette iki veya 4 santi- metre kalınlığında bir beton tabakası ile sıva- nır. Hatta haricen de böyle bir sıvanın yapıl- ması sarnıç içindeki suyun dışardan vaki ola- cak sızıntılarla karışmamasına karşı bir tedbir- dir. iyi ve fennî bir sarnıç şekil 1 de görüldüğü veçhile 3 adet bölmeyi ihtiva etmeli. Ve bölme- leri çeviren duvarın kalınlığı statik hesabının neticesine göre olmalıdır. Bölmelerden birinci- si yani A bölmesi terşih, ikinci B bölmesi filtre ve üçüncü C bölmesi de asıl depo yani sarnıç- tır. Şekilde bölmelerden birinci ve ikincinin hacmi 5X3X3 metre mikâbıdır. Çatıdan gelen sular «O» deliğinden A bölmesine dahil olur ve ihtiva ettiği gayri münhal mevad çamur vesa- ire burada teressüp ederek bölmenin dibine iner ve su buradan G deliği yardımı ile B böl- mesine yani filtreye gider. E ve F süzücülerini teşkil eden ince ve kalın çakıl taşlarından ve münasip irtifadaki bir kum tabakasından ge- çen su G deliğinden C bölmesine gelir. C böl- mesi umumiyetle A bölmesinin 3 misline mü- savi bir hacimde yapılır. Misal olarak gösteri- len şekilde C bölmesinin boyu 8 metre irtifa ve genişliği de A bölmesine müsavidir. Şekilde A bölmesi üzerine bir de «a» borusu bulunmak- tadır. Bu boru bölmeye fazla olarak gelen suyu harice çıkarmağa yarar ve taşıntı borusu ismi- ni alır.

Bundan başka C bölmesinde de bir «E» bo- rusu vardır. İşbu boru lâğımla iştirakte olup lüzumu halinde sarnıcı kâmilen boşaltmak için kullanılır.. Sarnıcın heyeti umumiyesi statik hesabının vereceği kalınlıkta bir kemerle ör- tülmüştür. Ve P, P noktalarından içinin aydın- lanması ve görülmesi maksadile camdan delik- ler açılmıştır. Şekle dikkat olunursa sarnıç içindeki suyun muntazaman havalanması için de ayrıca bir K bacası bulunmaktadır.

Sarnıçlarda temizlik

Sarnıçlar her sene tamamile boşaltılmalı ve süzücü maddeleri temizlemelidir. C, A, böl- meleri güzelce fırça ile ovulmalı bol ve temiz su ile çalkanmalıdır.

Çatı üzerine düşen ilk yağmur suyu çatıda bulunan bütün toz ve bazı uzvi mevadı da be-~

raberinde sarnıca sürükliyeceğinden çatıdan gelen suyun bir müddet sarnıca akıtılmaması lâzımdır. Bunun için ekseriya (separateur) na- mı verilen bir alet kullanılır. Bu aletin çeşidi çok olmakla beraber prensip itibarile hepsi bi- ribirinin aynidir.

Bir mihver etrafında serbestçe hareket e- debilen bir oluk ve buna bağlı bir makara- dan, ibarettir. Bu tertibat çatıdan gelen ilk nis suyun hacmma müsavi bir depo üze- rinde bulunur. Depo boş iken makara ve buna bağlı oluk deponun dibinde bulunur. Yağmur yağmağa ve çatıdan kirli su gelmeğe başlayın- ca depo içinde su seviyesi yükselmeğe ve dola- yısile makara ve merbutu olukda beraberce yükselmeğe başlar Vaktaki depo dolar ve ağız seviyesine gelir bu zaman zarfında da çatı te- mizlenmiş bulunur. Bunu müteakip çatıdan ge- lecek sular temiz bulunacağından oluk ile doğ- ruca yağmur borusuna ve oradan da sarnıca geçer. Yağmur kesildikte depoda bulunacak o- lan bir musluğu açılır ve depo kâmilen boşal- tılır bu suretle separateur ikinci bir yağmurda vazifesine hazır bir hale konur.

(43)

Sarnıçlara verilecek hacım

Bir sarnıcın hacmini tayin ederken evvelâ sarnıcı kullanacak olanların sarfedecekleri su»

yun miktarını, saniyen senede yağan yağmur- ların (Pluviometrique) irtifaını bilmek lâzım- dır. Misal:

8 nufuslu, 2 beygir, 2 inek ve 4 koyun bulu- nan küçük bir çiflikte su ihtiyacını temin için bir sarnıç yapmak matlup olsa:

Nüfus başına yevmi 15 litre, Beygir başına yevmi 40 litre,

Koyun başına yevmi 4 litrelik bir sarfiyat kabul etsek,

Yevmi mecmu sarfiyat Q = (8X15) -f- (4X4) = 296 litre yani yuvarlak bir hesapla 300 litredir.

Senelik sarfiyat ise: Q = 360X300 = 108 metre mikâbıdır.

Senevi yağan yağmur (Pluviometrique) ir- tifaı 0,80olduğuna ve bunun tebahhurat vesa- ire sebepler dolayısile 0,60 kadar düştüğüne na- zaran bu miktar suyu toplayabilecek çatının sathı: S = 108: 0,60 = 180 metre murabbaı ol- malıdır. ,

D e v l e t m a t b a a s ı p r o j e s i M i m a r Seyfettin N a s i h

Vaziyet plânı

Adliye yangınından sonra, Adliye sarayına çok yakın olan Devlet matbaası binasının bu- günkü harap vaziyeti içindeki makine ve birçok kitap depolarile büyük bir servetin korunma- sına çok dikkat edilmesi bir defa daha anlaşıl- mıştır. Bu münasebetle matbaa müdüriyeti ta- rafından mimar Seyfettine yaptırılan ve Maarif Vekâletince kabul edilen projeyi dercediyoruz.

Mevcut binaların kârgir kısımlarını muhafaza ederek tadil ve tanzim edilen bu proje İstanbu- lun denizden görülen bu çok mühim kısmında iyi bir profil teşkil etmektedir. İçindeki tesisat

ve yangın tertibatı itina ile tanzim edilmiştir.

Amelelerin giriş ve çıkış yerleri, kontrol mahalli, idare binası heyeti umumiyesile modern bir teş- kilâtı bir araya, getirmiştir. Devlet matbaası için yeni,bir bina yapılmasına mukabil bu tarz- da ilâvelerle yenileşen bu eserin esas projeleri de hazırlanmış olduğundan İstanbulun ve hattâ bütün Türkiyenin maarifine büyük hizmetleri dokunan Devlet matbaasının asrî vasıtalarla mücehhez yeni bir müessese halinde ve daha verimli olarak çalışması temin edilmiş olacak- tır.

(44)
(45)

Bahçeden görünüş

M İ T "

i d

FFTTfl FFTTR EB H~i

b t d b ± d E B

Yan görünüşler.

L

^

x p n s j r l

Caddeden görünüş

(46)
(47)
(48)

H a b e r l e r

Çimento:

— Piyasada perakende çimento fiatları 180 kuruşa kadar yükselmiştir. Birçok peraken- decilerde çimento bulmak imkânı yoktur. Fab- rikalar aldıkları siparişlere ancak on gün sonra mal verebilmektedirler. Bu hal inşaat sahiple- rini mevsimin ilerlemesinden dolayı sıkıntıya sokmaktadır. Demiryol faaliyetinin devamı, İk- tisat Vekâleti ve Sümer Bank t a r a f ı n d a n ku- rulmakta olan fabrikaların inşaatı, ve hergün biraz d a h a çoğalan halk yapıları bu hale sebe- biyet verdiği gibi diğer amillerden biri de mem- lekete artık hariçten hiç çimento girmemesidir.

Önümüzdki seneler; bu inşaat faaliyeti de- vam edeceği için, mevcut fabrikaların istihsa- lâtı memlekete kâfi gelmiyecektir. O zaman İs- tanbul ve civarında bulunan çimento fabrika- larından başka mıntakalarda yeniden çimento sanayii kurmak lüzumu hasıl olmaktadır. Bu m ı n t a k a l a r m Karadeniz sahillerile İzmir hin- terlantında olması muvafık olacaktır.

İstanbul piyasasında çakıl buhranı

— Piyasada çakıl fiatları beher metre mikâ- bında 30-40 kuruş kadar yükselmiştir. Yeni in- şa edilmekte olan fabrikalar fazla mal çekti- ğinden piyasada mal bulmakta müşkülât çekil- mektedir.

Hayvanat ve nebatat Enstitüsü:

İstanbul Üniversitesi eski Meşihat arsası üzerine takriben 200 bin lira kıymetinde yeni bir Nebatat Enstitüsü binası yaptırılacaktır. Bu iş münakaşadadır, ve 24/11/1934 te ihale edile- cektir.

Düzeltme:

(Simeryol) inşaat müteahhitliğinden aldı- ğımız bir mektupta aynen şöyle yazılmaktadır:

Mecmuanızın (7) sayılı nüshasında, 222 in-

ci sahifede, haberler kısmında «Çimento fiat- ları ve Simeryol» başlıklı bir yazınızı okuduk.

İnşası 'taahhüdümüz altında bulunan Sivas - Erzurum ve Malatya iltisakı hatları için bir çi- mento fabrikası yapmak müteahhitliğimizce hiç bir vakit düşünülmediği gibi böyle bir fabrika yapmamak için de çimento şirketlerile fiat h u - susunda anlaşma yapıldığı ve mukavele akte- dildiği tarzında vaki olan neşriyat külliyen yanlıştır. Bunun ilk çıkacak mecmuanızın h a - berler kısmına aynen dercedilmesini rica ederiz efendim.

Yeni mezunlar:

— Güzel san'atlar akademisinin mimarî kıs- mından bu sene 14 genç mezun olmuştur. Bun- ların içinde iki hanım vardır. Memleketimizde ilk hanım mimar, Münevver ve Leman h a n ı m - lardır,. Mezun olanların isimleri, Münevver, Lem- an hanımlar, İsmet Münci, Seyfi, Fahrettin Kâ- mil, A. Tahir, Sedat, Rebii, Mustafa Lütfi, Tahir, Feridun, Berç, Simoidis ve Torkum Beylerdir.

Genç mimarlara muvaffakiyet temenni e- deriz.

Yeni bir Rasathane:

— Üniversite meydanında, talebenin rasat tedrisatına tahsis edilmek üzere inşa edilecek rasathane binası münakaşa ile ihale edilmiştir.

İnşaata yakında başlanacaktır.

İtalyada müsabakalar:

İtalyan mimarları sendikasının her on beş günde bir neşredilen 30/8/934 tarihli sirkülerin- de okuduğumuza nazaran, yeniden on altı res- mî bina ve şehir plânlarının tanzimi İtalyan mimarları arasında müsabakaya konulmuştur.

Bu müsabakaların yedi tanesi kasaba plân- larının, tanzimidir.

(49)

İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası yapı malzemesi piyasa cetveli istanbul Ticaret va Sanayi Odası tarafından toplanan va neşredilmekte olan yapı malzemaal raylçi

Alçı

Yerli (40 kg) T r . 80 — 100 kş.

(50 kg) » 150 — 180 »

Alman (50 kg) > —' 500 •

Asfalt

Yerli kg — 7,50 kş.

Ecnebi — 10

Çimento Yerli

Aslan (50 kg) ÇU. 159 — 166 kş.

K u r t ( » » ) ' 144 - 154 Çini

ye ıj j ( mozayıktan l çimentodan

ad. 5,50 — 10 kş.

ye ıj j ( mozayıktan

l çimentodan • 4 — 4 5 . Ecnebi 1 'a*a n s • 6 — 7,5 .

1 » aksamı » 10 12 »

Kireç

Su kireci yerli T o . 8 — 12 li T o z kireci > 6 — 7 >

T a ş kireci ka. 40 — 45 kş.

K i r e m i t

[ Bakırköy a d . 6 — 7 kş.

Yerli fe5,eUr

i K ü t a h y a

> 7 — 8 .

Yerli fe5,eUr

i K ü t a h y a » 7,50 — 8 »

\ BOyûkdere » 8 — 8,50 . Marsilya

Kiink

Yerli Ç i m e n t o [bey. 1 ıııejsk.3,50 — 4 kş.

» Toprak no. 10 — 12

Belçika, İngiliz [ b o y . l . m e ] s. İŞ Marsilya [bo.50.sm]no. 12 Aksamı kg.

Dökme boru Yerli » 11 Dökme lıoru Ecnebi » 12

» » aksamı » 13 11,50 12,50 14

Yerli [1 .me itibarilejks. S.

İtalya [ » » » Tuğla

Yerli

BUyükdere P r e s e

Feriköy I deliksiz

\ deliksiz Mürefte I m a v n a d a

Fransız prese ad.

Ateş tuğlası > 22

» Yerli » 12 Demir ve e n v a i Cıımlık, köşebent kg.

Dörtköşe, lama, yuvarlak » Mılılık, silme » P e t r o l

Siyah çember » Yuvarlak

1 h- Bi. — 32

1 y • — 35

( h. > 9

_

10 1 «• » 12 — 13

(

h. » i y- • — 12,50 1 ''• jâ 10 — 11

» 13 — 14

*• » 11 — 12

(»•

• 14 15

t > 9 — I I la • 13 — l->.5

çubuk |

Galvanizli saç

Siyah saç Karfiçe Çinko Bakır t a h t a v

[ 6mrn. aşağı]»

düz » .oluklu »

yuvarlak 14,50 10,5 -

22, 60

8 kş.

7 » 8,50 »

12.50 » 16,75 »

imtiyaz sahibi: Mimar A. Ziya — Neşriyat müdürü: Mimar Abidin Matbaacılık ve Neşriyat T. A. Ş. istanbul KLİŞE KENAN

(50)

RECEP HÜSEYİN HEMATEKT

S o ğ u k A s f a l t

V E

Bü damlar hiçbir vakit akmaz!

Boya Fabrikası

H A S K Ö Y Yazıhane : istanbul, Galata Voyvoda caddesi

Jeneral Han No. 1 0 - 2 i n c i kat

DİKKAT: Su ve rutubet geçirmez Türk malzemesi.

HEMATEKT ııamile beş seııedeııberi Türkiye inşaat piyasasına Almanyadan getirtilen ve ötedenberi Avrupada bile benzerlerine faik bulunan l>u tecrit malzemesi Türkiye Cumhuri- yeti resmi müessesatında ve hususî inşaatlarda mimar, mühendis ve inşaat eshabını son derece memnun etmekte idi.

Bu kere müessesem tarafından bu malzemenin çok mahrem ve kıymetli olan formülleri Alnıaııyadaki ana iabrikasından Türkiyede imali ve Türkiyeye hem hudut olan memleketle- re de ihracat hakkı büyük fedakürlıklar mukabilinde temin edilmiş bulunduğundan piyasa- mıza yeni ve kıymetli bir Türk mamulûtı daha iltihak etmiştir.

Binaenaleyh tecrit maddesi olarak şimdiye kadar beton damları kaplamakta, tarasalar- da, köprü ve tünellerde, banyolarda çinilerin altına ve beton üzerine sürdüğünüz ecnebi marka asfalt ve macunlarını kullanmayınız.!

Piyasaya muhtelif namlar altında sevkedilen bitümlü mukavvalardan (Karton Bitüme) vazgeçiniz ve işlerinizde muvaffak olmak için rakiplerinin hepsinden çok daha ucuz fakat şayanı itimat bir tecrit maddesi ohııı Türk mamulâtı HEMATEKT i tercih ediniz. Bu suretle hem memnun kalacaksınız hem de paramızın harice gitmemesine yardım edeceksiniz.

Delik deşik olmuş oluklu saç, çinko her çeşit çatı ve tarasaların tamirlerinde, temel ve duvarlardaki nem ve rutubete karşı yegâne çare H E M A T E K T macunu sürmektir.

Bundan daha iyi hiç bir şey bulamazsınız.

Yalova kaplıcalarındaki bütün inşaatta Binaların dam ve tarasaları H E M A T E K T ile ürtülıniiş ve tecrit edilmiştir. Bu damlar senelerdenbeıi kat'iyyeıı akmamaktadır.

(51)

F A K A T " n M a l z e m e s i k u l l a n ı r s a n ı z m u t l a k a

I M IV n I m u v a f f a k o l u r s u n u z .

G A B 8 A malzemesi kat'iyen su geçirmez.

H E R N E V İ İ N Ş A A T I

Sudan, rutubetten ve kimyevî tesirlerden korur.

" G A B R A „ dan Şaşmayınız!

C. Merkez Bankası Ankara. Temeller, teras ve kasa dairesi Gabra malzemesile tecrit edilmiştir.

Gabra malzemesinin başlıcaları :

D U R S İ T : Teraslarda, balkonlarda, banyolarda kulllamlır, soğuk sürülür, elâstikîdir, çatlamaz.

G A B R İ T: Temellerde, beden duvarları uda kullanılır. Her rengi

— — — — ^ — vardır.

A A IT /» c i t Çimento ve kireçli harçlara karışır, 1 çuval çimen- A I | U A o l l ;

t o y a l / 2 K g ı

« AQUASİT „ karıştırılır. En iyi bir

dafii rutubettir.

A R B A G İ T : Bina cephelerine sürülür, şeffaf ve renksizdir.

Kat'iyyen su tutmaz.

L A O S İ N ; Çimentoyu, betonu ve taşları sertlegtirir ve kimyevî

— — — — — — tesirlerden korur.

F a z l a m a l û m a t i s t e y e n e k a t o l o g g ö n d e r i l i r .

B i l u m u m t c c i ' i l i p l e r i n d e i h t i s a s ı m ı z , v a r d ı r . M ü ş a v e r e i ç i n ü c r e t a l ı n m a z . H e r t e c r i t i ş i i ç i n b i r d e f a b i z d e n N o r m a k k e n d i m e n f a a t i n i z i c a b ı d ı r .

Türkiye için umumi mümessili: EMİN SAİD, Voyvoda Han No. 20, Galata. Tel. 41072

Referanslar

Benzer Belgeler

Kongreyi küşat eden mimar Kemal Bey 1933 senesi idare heyeti raporunu vermek üzere idare heyeti reisi mimar Samih Beyi kürsiye davet ederek müzakeratın başlamış olduğunu

Bilâkis gölge tarafındaki (şimale nazır) odalar oldukça serindirler ve diğer cephedeki odalardan daha fazla mahrukatla ısıtılabilirler. Son seneler zarfında Almanyada

mimar Muhammedülmecnun, mimar Hayrettin, mimar Ayas, mimar Kemalettin, mimar Ali gibi zevat yaptıkları eserlerde asırlardanberi sürüklenip gelmiş şekillerden ve muhit

Eğer dahilî derecei hararet haricî derecjl hararetten daha dun ise aşağıdan soğuk hava çıkar yukardan sıcak hava girer. İşte bu giriş ve çıkış mıntakaları

11 — Hakem heyeti azasından her birinin bir reyi vardır. Projeler tetkik edildikten sonra kazan- dıkları rey sırasile tasnif edilecektir. 12 — Müsabakalar için üç derece

Madde 10 — Kabul edilen her üç tipte de büyük ve küçük hayvanlar için müşterek kesim yerleri vardır; müşterek kesim yerlerinin büyük hayvanlara mahsus olan kısmında

Düz kirişlerin alt kalıplarının istinat ettiği direkler kamalar yardımile tanzim edilir ve ki- rişin kalıbına evvelâ makûs istikamette metre- de (2 veya 3 mm.) lik bir

Bu yeni ilâve duvara, altın kapının mihve- rile beraber ikinci bir kapı açdırarak bunun da sağ ve soluna pilonlar yapdırmışdı.. Marmara sahilinden Yedikule ve Halice ka-