MİMAR
AYLIK YAPI SANATI, ŞEHİRCİLİK VE TEZYİNİ SAN 'ATLA R MECMUAMIO l
MİMAR
A Y L I K Y A P I S A N A T I , Ş E H İ R C İ L İ K V E T E Z Y İ N t S A N ' A T L A R MECMUASI D ö r d ü n c ü y ı l1 9 3 4
İ s t a n b u l
F o r d g a r a j ı - izmir
M i m a r A. K e m a l
İzmirin birinci kordonunda Cumhuriyet meydanı civarında avukat İbrahim Etem Beye ait 1500 metre murabbaı saha üzerine bir teşhir salonu, iki taraf galeri, arka kısımda tamirhane ve yan tarafta bir otomobil deposu, yazıhaneler ve teferruattan ibaret bulunan bu bina kısmen iki kat t a m betonarme, diğer kısımlar betonar-
me kirişler üzerine istinat ettirilmiş taş duvarlı olarak inşa edilmiş ve heyeti umumiyesi Mimar Kemal tarafından 32,000 lira bedelle taahhü' ve ikmal edilmiştir.
Bu bina Fort acentası tarafından on sene müddetle isticar edilmiş, otomobil garaj ve ta- mirhanesi olarak kullanılmaktadır.
H a l it Z i y a B. a p a r t m a n ı - çenberiitaş
Prof. M i m a r M. V e d a t
Bu apartıman İstanbul belediyesinin kar- cısında eski Türk - A l m a n Dostluk Yurdu ar- sasının bir kısmına inşa edilmiştir. Her katta iki daire vardır. Her dairede, dörder oda, birer hizmetçi odası, mutfak, halâ ve banyo vardır.
Müşterek bir merdivenden bir methal ile dairelere girilmektedir. Mutfakların doğrudan doğruya esâs merdivene kapıları vardır. Plânın tanziminde, arsanın hususî vaziyeti nazarı dik-
kate alınarak, kısımların doğrudan doğruya güneş ve hava almasına çalışılmış ve bunda m u v a f f a k olunmuştur. Sağ taraftaki dairelerin sol taraftakilerden fazla olarak birer ofisi v a r - dır.
Bu apartıman bugün birçok ailelerin ara- dıkları dört odalı ve bütün teferruatı bulunan daireleri havi iyi bir binadır.
Bu bina, Kadıköyünde, Talimhane meyda- nında bir arsa üzerine inşa edilmiştir. İskeleti betonarmedir. Üç katlıdır. Zemin katta cadde üzerinde bir dükkân vardır. Binaya yandan gi- rilmektedir. Antreden esas merdivene ve ortada apartımanların depolanna ve zemin kattaki iki odalı apartımana girilmektedir. Zemin kat üzerinde iki kat vardır. Her katta birer apartı-
man mevcuttur. Apartımanlar, cephe üzerinde iki salon, bir antre, halâ, mutfak, banyo ve ar- kada şark cephesinde iki yatak odası ve birer balkondan ibarettir.
Cephenin yanları ternova ve orta kıs- mı düz mermer sıvadır. Rengi koyu kremdir.
Mimarî itibarile haricî cephe düz hatlardan mürekkep sakin bir tesir yapmaktadır.
A v n i y e Hf. k i r a e v i . Kadıköy.
M i m a r Abidln, Zeki S a l â h .
B u r s a t a y y a r e s i n e m a s ı d e t a y l a r ı
M i m a r Şevki
İnşa kontrolü mimar Bedri tarafından y a - pılan Bursa tayyare cemiyeti sinema binasının tafsilât resimlerini mimar Şevki yapmıştır. Bu
binaya ait hususiyetleri ve mimari te'sir İtiba- rile değerli bulduğumuz bazı detayları burada neşrediyoruz.
K ö r k ü n k ö p r ü s ü
P r o j e : M ü h e n d i s Halit.
T a l b i k : M ü h e n d i s F e r r u h , S a d ı k ve Halit
Adanayı Karaisalıya rapteden yol Adana ovasının orta Anadolu ila İrtibatı noktai naza- rından ileride büyük bir kıymeti iktisadiyeyi haiz olacağı Adana meclisi umumisinde düşü- nülmüş ve N a f ı a programında bu yolun inşası birinci derecede ehemmiyeti haiz işler meyanı- ııa ithal edilmiştir. Bu cümleden olarak mezkûr yol üzerindeki Körkün köprüsünün de idarei hususiye bütçesinden 1932 senesinde N a f ı a V e - kâleti tarafından yapılan ilk proje münakaşa ile ihale cdilml.jrtr.
Ameliyata başlamadan evvel kat'l proje hakkında yapılan tetkikatta köprü mahallinde Körkün çayının alçak seviye zamanındaki cere- yan istikametile yüksek seviye zamanındaki ce- reyan istikametleri arasında kırk beş dereceye yakın bir fark bulunduğu ve binnetice dere içinde orta ayak yapıldığı takdirde yüksek sevi- ye zamanında ayaklar mail cereyanlara maruz kalacağı anlaşılmıştır. Bunun üzerine müteah- hitler tarafından teklif edilen orta ayaksız tek göz yetmiş metro açıklığındaki köprü şekli Na- fıa başmühendisliği tarafından muvafık görü- lerek vekâlete bildirilmiştir. Vekâlet bu mesele üzerinde uzun boylu tetkikat yapmış ve gerek teknik zaruretler ve gerekse bedelinin fevkalâde ucuzluğu hasebile başlanmasını emretmiştir.
Yalnız bu muamelelerin intacile inşaat an-
cak 28 T e m m u z 1933 de başlanabilmiş ve gece gündüz çalışılarak 15 kânunuevvel 1933 de köp- rü aksamı esasiyesi tamamen ikmal edilmiş ve bundan sonra kalıplar indirilebilmek için bir ay kadar beklenilmiştir.
Bu köprüde kalıp tenzil ameliyesi için anah- tarda evvelden va^ed'len 100 ton kuvvei is'adi- yeyi haiz idrolik verenler tesisatı ile köp- rü iki tarafa tazyik ile anahtardan yükseltilmiş ve altında boşta kalan iskeleler kolaylıkla alın- mıştır. Bu ameliyenin bir esas faideside temin etmiş olduğu teknik menafi neticesi köprü eb'a- dı umumiyesi ve demirleri miktarından mühim miktarda tasarruf yapılmış ve böylelikle köprü ucuza mal olmuştur.
Arada şunu da işaret etmek isteriz ki, bu tip köprülerde anahtarda köprü açılması sure- tile yükseltilmesi ilk defa tatbik olunmuştur.
Ameliyat tamamen düşünülen ve evvelden h e - sap edilen şekilde cereyan etmiş ve en ufak bir arıza kaydedilmemiştir. Bu köprü Cümhuriyet devrinin en feyizli eserlerinden biridir. Ve Türk mühendislerinin gerek teknik malûmat ve g e - rekse iş kudretlerinin mühim bir timsalidir ve bu hususta ecnebi meslektaşlarından hiç bir za- man geri kalmadıklarını irae noktasından ayrı- ca hususî bir kıymeti haizdir.
Bu çiftlik bir mimarın yaz mevsiminde ve tatil zamanlarında ikametine mahsustur. Biri oturmağa diğeri hizmete tahsis edilen iki kat- tan mürekkeptir. Sokaktan merdivenle doğruca ikamet katma çıkılır. Buradaki zemini taş bü- yük sofa yazın ailenin daima oturacağı yerdir.
Alt kat yekdiğerinden ayrı iki kısmı ihtiva eder.
Sağ tarafta hizmetçi, aşçı, teshin odası kömür- lük ve çamaşırlıktan başka büyük bir mutfak ile bir de kiler vardır. Bu mutfakta peynir, yo- ğurt, yağ v. s. gibi çiftlik mahsulleri imal
olunur ve yanındaki souk hava depolu ki- lerde hıfzedilir. Sol kısımda da mimarın kendi muhtelif meşguliyet daireleri ile eserlerini teş- hir edebileceği küçük bir sergi salonu vardır.
Otomobil garajı bu iki kısmın arasına vazedil- miştir. Binanın dıvarları kâmilen tuğla olup döşeme ve tavanlar beton armedir. Yukarıdaki büyük sofanın pençere çerçeveleri demirdir.
Ötekiler ahşaptır. Çatı örtüsü olarak yerli makina kiremidi kullanılmıştır.
D a ğ ü z e r i n d e b i r h a n
M i m a r Arif H i k m e t
D A Ğ D A yOt_ ÜZERİNDE BİR H A N PROJESİ mİK. I / I O O
Yüksek ve havadar tepelerin ormanlık ve yeşillik yamaçlarından biri üzerinde binası dü- şünülen bu hanın arkasından birbirinde uzak iki büyük şehri yekdiğerine bağlıyan nisbeten işlek bir yol geçer.
Bina dört katlıdır. En alt kat odunluk, sa- manlık, ahır ve garajdır. Onun üzerinde- ki kat arabacıların yatak odasına ve an- barlara tahsis edilmiştir. Şosadan doğru-
dan doğruya girilen zemin katı da hancı dai- resile mutfak, oturma ve yemek salonlarına tah- sis edilmiştir.
Koridorda konulan iki büyük soba kış mev- siminde burasını ısıtır. Y a t a k odaları kapıları- nın üzerindeki panjurlu kapaklar vasıtasile bu sıcaktan istifade ederler. Damın üstü katranlı bez ile kaplanmıştır.
D l ü ^ C i : - • H A L K E V İ ,
İ E ^ M P ^ + İ p n - l t f B P M B f '4; •'! S i • a
D ü z c e h a l k e v i b i n a s ı p r o j e s i
^ İ J k m . ,
m m r ı r u ı ı n [ " .
M i m a r A b i d i n
t
Cumhuriyet Halk Fırkası Kâtibi Umumili- ğinin, arzu ve iş'arı üzerine, Birlik Mimarî şube- si tarafından, M i m a r Abidine hazırlattırılan bu proje iki kısımdan ibarettir. Halkevinin mevcut tahsisatile binanın hepsini yapmak kabil olma- dığından, proje iki kısım olarak hazırlanmıştır.
Birinci kısım; Halkevi bürolarım ve idare kısmı diğer kısım da, icabında (350) kişi alacak bü- yüklükte, toplantı ve konferans salonunu ihtiva etmektedir.
Bina; Düzcede büyük bir bahçe olan par- kın bir tarafına yapılacaktır. Bina bir katlı olarak düşünülmüştür. Konferans kısmile büro
kısımları icap ettiği zaman beraberce kullanıl- mağa elverişlidir.
Yapı tuğla duvarlar üzerine betonarme dö- şeme ve tavan olarak yapılacaktır.
Biı ka?a Halkevi faaliyeti için çok elverişli olan bu 6ina inşaatının tatbikında da dikkat edildiği takdirde iyi bir eser olacaktır. Burada bir noktaya temas etmeliyiz: Memlekette mevcut (60) tan fazla Halkevi yeni binalarını herhangi bir suretle bir mimara hazırlattırma- lıdırlar. Bu suretle iyi ve uygun yapılar elde edilmiş olacaktır.
T İ P : I I I E ait u m u u ı i s i t u a s y o u
1 cfi
' 1
n n
? 1
fl. r r - f T h • 0 M e z b a h a t i p l e r i
Kararname No. 2/411 Neşri tarihi: 26/4/1934 Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 197 inci maddesi mucibince Sıhhat ve İçtimaî Muave- net Vekilliğince teklif ve Şûrayı Devletçe görü- lerek 8/4/1934 tarih ve 9190 sayılı tezkere ile tevdi olunan ilişik «Mezbaha Yapı Nizamna- mesi» nin mer'iyete konulması; İcra Vekilleri Heyetinin 9/4/1934 toplanışında kabul olun- muştur.. 9/4/1934
Reisicümhur GAZİ M. KEMAL Başvekil Adliye Vekili Millî Müdafaa Vekili
İSMET Ş. SARAÇOĞLU ZEKÂI Dahiliye Vekili Hariciye Vekili Maliye Vekili
Ş. KAYA Dr. T. ROŞiV FUAT Maarif Vekili Nafia Vekili İktisat Vekili
HİKMET ALİ M. CELÂL Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekili Ziraat Vekili
Dr. REFlK MUHLİS Gümrük ve İnhisarlar Vekili
ALİ RANA Z.
Mezbaha Yapı Nizamnamesi Madde 1 — Şehir ve kasabalarda yeniden yaptırılacak veya varken düzeltilecek mezba- halar için şehir ve kasabaların nüfusuna göre üç tip kabul edilmiş ve örnekleri bağlanmıştır.
Tip: 1 - Nüfusu 2 000 - 10 000 ve tip 2 - nü- fusu 10 000-20 000 ve tip 3 - nüfusu 20 000- 50 000 olan şehir ve kasabalara mahsustur.
Madde 2 — Nüfusu 50 000 den yukarı olan
şehirler, ihtiyaçlarının derecesine göre fennî e- saslar dairesinde hususî bir tip kabul ederek plânını o yolda tanzim ettirerek tetkik ve tas- dik edilmek üzere Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletine gönderirler.
Madde 3 — Mezbaha yaptıracak veya mev- cut mezbahayı ıslah edecek olan belediyeler yu- karıdaki maddede zikredilen tiplere göre plân- lar tertip ettireceklerdir. Yalnız arsanın vazi- yetine ve sair bazı sebeplere göre bu tiplerdeki şekillerin değiştirilmesi lâznngelirse, kabul edi- len tiplerin esasları değişmemek şartile, yapıla- cak plânlar tetkik edilmek üzere Sıhhat ve İç- timaî Muavenet Vekâletine gönderilir.
Madde 4 — Bu nizamnameye bağlı tiplerin eb'adı vasati olarak kabul edilmiştir. Her bele- diye bulunduğu yerin ihtiyacına ve kesilen hay- vanların miktarına göre bu eb'adı değiştirebi- lir.
Madde 5 — Nüfusu 2 000 den aşağı olmak- la beraber vilâyet veya kaza merkezi olduğun- dan dolayı belediye teşkilâtı bulunan kasaba- larda birinci tipin tatbiki zaruridir. Nüfusu 2 000 den aşağı mahaller belediyesinden vari- datı müsait olmıyanlar için birinci tipteki yal- nız kesim yerinin yaptırılmasına müsaade olu- nabilir.
Madde 6 — Mezbaha mevkileri, etrafı boş, meskûn mahallere asgarî 250 metre mesafede, kabil olduğu ve mahzursuz görüldüğü takdirde bir akar su kenarında ve şehir ile irtibatı kolay olacak derecede şose ve yol kenarında intihap edilmelidir.
Madde 7 — Mezbahada kesilen her büyük hayvan başına bir kesim için 300 litre ve her küçük hayvan başına 150 litre hesap edilmek üzere yetecek kadar su bulunması şarttır.
Madde 8 — Tazyikli su olmıyan yerlerde su- yun kâfi tazyikle gelmesini temin için yapılacak su depolarının mezbaha döşemesinden en aşa- ğı 1,80 metre yüksekte tesis edilmesi lâzımdır.
Madde 9 — Kesim mahalli ile helâlardan çıkan kullanılmış kirli sular mazarratları ber- taraf edildikten sonra defedilecektir. Bunun için aşağıda gösterildiği gibi hareket edilir:
A - Şehirde kanalizasyon mevcut ise kirli suları bu kanalizasyon şebekesine akıtmak.
B - Şehirde kanalizasyon olmadığı takdir- de kirli suları tasfiye etmek. Bunun için kirli suları, içindeki kaba maddeler ıskara tertibatı vasıtasile ayrıldıktan sonra dibe çöktürme ve süzme tesisatı yaparak mihaniki ve hayati u- sullere müracaat olunur. Bu tesisat mahalline ve ihtiyaca göre az derin kuyular, süzme hen- dekleri veya sun'l olarak yapılmış havuz ve süzgeçlerden ibarettir.
Madde 10 — Kabul edilen her üç tipte de büyük ve küçük hayvanlar için müşterek kesim yerleri vardır; müşterek kesim yerlerinin büyük hayvanlara mahsus olan kısmında bu hayvan- ların kesme, yüzme temizleme ameliyeleri yapı- lacaktır. Kesilmek için salona getirilen hayvan döşemeye merbut bir halkaya bağlanır. Yalnız bu halkalar taşta açılmış oyuğa girecek tarzda olmamalıdır.
Madde 11 — Halkaya bağlanan hayvanlar kesilmek üzere yere yatırıldığı vakit sırtının iyi- ce dayanması için tahtadan sırtlıklar yapılır.
Bu sırtlıklar, araları hayvan sırtı girecek kadar açık bırakılarak yekdiğerine tesbit edilmiş ve muntazam yonulmuş uzunca iki ağaçtan iba- rettir. Bu sırtlıklar yerine kaim olmak üzere kesim mahalli döşemesine ayrıca oyuklar yap- tırılmamalıdır.
Madde 12 — Halkaların bulunduğu mahal- de hayvanın kanile kirli sulan toplamak üze- re ısgara ile örtülmüş çukurlar yapılacaktır. Bu çukurlardan sular münasip bir mecra ile umu- mi mecraya verilir.
Madde 13 — Kesme işi bittikten sonra hay- vanların yüzülmesin! temin için beden duvarla- ra tesbit edilmiş çıkrık tertibatı ile hayvanlar makaralara asılır ve yüzme işi burada bitirilir.
Bundan başka etlerle baytarlar tarafından tet- kik edilecek olan hayvan kısımlarını asmağa mahsus ayrıca çengel tertibatı lâzımdır.
Madde 14 — Yüzme işi bittikten sonra bi- rinci tip mezbahalarda etler kesim yerinde din- lendirilecektir. İkinci ve üçüncü tiplerde bu dinlendirme yeri ayrıdır.
Madde 15 — Küçük hayvanların kesilmesi için, kesim yerlerinden birinin kenarında üzeri
ıskara ile örtülmüş bir kanal yapılacaktır. Yüz- me işini kolaylıkla temin için yapılan asma de- mirlerinin aralarındaki açıklık 2-3 metre ola- caktır.
Madde 16 — Büyük ve küçük hayvanların sakatları için her üç tipte de ayyjça sakat ma- halli yapılacaktır.
Madde 17 — Sakat mahallinde duvar ke- narlarına kâfi emaye «tedariki mümkün olmı- yan yerlerde çinkodan veya çinko ile kaplanmış ahşap» yıkama tekneleri konulacaktır. Bu tek- neler arasına konan sakat temizleme tahtaları meşe ağacından veya su geçirmiyen bir ağaçtan yapılacaktır. Temizleme tahtaları yıkama tek- nelerine doğru meyilli olacaktır. Yıkama tek- neleri üzerinde suyu temin eden musluk terti- batı yapılacaktır. «Kabilse bu tertibat sıcak su dahi verecektir.» Teknelerin suyu, bunların im- tidadınca döşemede açılmış üstü açık bir oluğa akıtılıp bu oluktan da umumi mecraya sevkedi- lecektir. Sakat mahalline yetecek kadar çengel konacaktır.
Madde 18 — Hayvan ahşasından çıkan pis- liklerin harice definin mahzursuz bir surette yapılabilmesi için üçüncü tipe göre yapılacak mezbahalarda bir gübre sevk mahalli yapıla- caktır. Gübre sevk mahallinin alt kısmı boştur ve bu kısmın yüksekliği arabaların girmesine elverişli olacaktır. Boş kısımla gübre sevk ma- hallini ayıran döşemede açılmış hususî delikler vasıtasile gübreler sevk mahallinden arabalara boşaltılarak mesahadan ayrı olarak yapılan gübre saklama yerine sevkedilir. Birinci ve ikin- ci tiplerde gübreler sakat mahallinden alınarak
Madde 19 — Gübre saklama yerleri asıl bi- nadan uzakta ve üzerleri örtülü olarak yapıla- caktır.
Madde 20 — Soğuk hava tesisatı yalnız ü- çüncü tip mezbahalarda mecburî olup diğer mezbahalarda arzu üzerine yapılacaktır.
Madde 21 — Kandan istifade edilmesini ar- zu eden belediyeler bu tertibatı havi yaptıra- cakları plânları tasdik edilmek üzere Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletine gönderirler.
Madde 22 — Laboratuarların duvar ve dö- şemesi temizlenmesi kolay bir madde ile örtü- lecektir. Lâboratuvarlarda akar su bulunacak - tır.
Madde 23 — Mezbaha duvarları döşemeden itibaren 1,80 metre irtifaa kadar beyaz fayans veya su geçmez bir sıva tabakasile örtülecektir.
Duvarların döşeme ile ve yekdiğerile birleştik- leri yerler ve köşeler keskin bırakılmayıp yu- varlattırılacaktır.
Madde 24 — Döşemeler, tokmaklanmış kır- ma taş veya betondan yapılmış bir temel taba- kası üzerine asfalt veya sert cinsten döşemelik taşlar konularak yapılacaktır. Taş döşemeler yapıldığı takdirde bitişme yerleri çimento veya
TİP: I 3000 10,000 NDlus*
Mikyas - 1:200
suya karşı dayanıklı bir harçla kapatılacaktır.
Kesme ve sakat yerlerinden başka yerlerin dö- şemeleri için ahşap olmamak üzere her türlü döşeme yapılabilir.
Madde 25 — Kesme salonunda döşemenin meyli her iki taraf tulâni beden duvarlarına doğru verilecek ve sular buralarda açılacak o- luklar vasıtasile umumî mecraya sevkedilecek- lerdir.
Madde 26 — Tahsisat müsait olduğu takdir- de mezbaha dahilinde et nakliyatını temin et- mek üzere havai hat tesisatı yapılır.
Madde 27 — Kesme salonunun yüksekliği en az 4 metre olmalıdır.
Madde 28 — Mezbahalar umumiyetle bir katlı yapılarak üzerine başka herhangi bir
T İ P III : 20,000 - 50,000 nüfusa Mikyas — 1 : 4 0 0
maksat için olursa olsun inşaat yapılması m e m - nudur.
Madde 29 — Mezbaha ve müştemilâtının bir duvarla çevrilmesi lâzımdır. Duvarla çevrilen bu saha dahiline hayvan ahırları ve saire gibi müştemilât yaptırılır.
Madde 30 — H e r üç mezbaha tipi için h a y - van ahırları yapmıya belediyeler mecburdur.
Madde 31 — Umumi Hıfzıssıhha K a n u n u - nun 197 inci maddesine göre tertip edilerek Şû- rayı Devletçe görülen bu nizamname neşri tari- hinden muteberdir.
Madde 32 — Bu nizanienin hükümlerinin icrasına Sıhhat ve İçtimaî Muavenet ve Dahili- ye Vekilleri memurdur.
B i z i m M i m a r l a r ı m ı z v e b i z i m M i m a r î B u r h a n A s a f
(Hakimiyeti Milliye. 13-8-1934) Sanatın mevzuu olmadıkça ne sanat doğar
ne de sanatkâr. Bütün tarihte, büyük sanat devirleri, büyük inşa devirleridir. Modern Türk mimarisinin şimdiye kadar tecrübeleri Ankara- da yapılmıştı. Onun usta eserleri, bundan son- ra da Ankaradan memlekete yayılacaktır.
Ankaranın inşası ile beraber Türk mimari- sinin istihale ve inkişaf merhaleleri, tetkike değer bir mevzudur. Evkaf otelinden Sergievine kadar uzanan yolun iki yanında bir çok yarım ve sakat tecrübeler, bazı kıymetli ecnebi m i - marların örnek eserleri, «Adliye sarayı» gibi acubeler, ve Yenişehirin Haydar Bey zamanın- dan müdevver çirkin torsosu ile sonraki şirin evleri yatar.
Muhakkak olan, eğer Ankara inşa edilme- se idi, bu tecrübelerden birinin yapılamıyacağı idi. Ankara plânının inzibat kaideleri dahilin- de Ankara mimari zevkinin bir mahsulü olan bugünkü Ankara mimarisi, yeni Türk mimari- sine temel teşkil edecektir. Nasıl ki, Türk hey- keltraşını da, bir çok şehirlerimizin bir Gazi abidesine malik olmak arzuları yetiştirecektir.
Nasıl ki, Türk şimendifercisi dediğimiz çalışkan ve vazifeşinas mahlûk, Kemalist inkılâptan ve demiryolların devletleştirilmesinden sonra ye- tişebilmiştir.
Mimarî kadar, mevzuları bakımından mü- tenevvi sanat sahası azdır. İnsan ihtiyaçları- nın her çeşidine, mimari, cevap vermek mecbu- riyetindedir. Gar, hastane, tiyatro, hamam, konservatuvar, mektep, otel, ev ve daha neka- dar saysak bitiremiyeceğimiz kadar çok yapı cinsleri, mimarinin sebep ve gayesidir. Mimar, bütün bu ihtiyaçlara cevap verecek, cevap ver- mek için de ihtisasa gidecek olan adamdır.
Genç Türkiyenin genç mimarı, bütün bu işleri kusursuz ve hatta başka memleketlerdeki mükemmeliyette halledecek kadar tecrübe sa- hibi olamamıştır. Fakat bunlardan bir çoğunu başaracak bir mevkidedir.
Eğer yabancı ustaların örneklerini genç mimarlarımızın önüne koymasaydık ve akade- mideki ıslahatı yapmasaydık, meşrutiyet dev- rindeki cephe nakkaşlığından bir adım öteye gidemezdik. Mimarlarımızı ya Avrupaya sık sık göndererek gezdireceğiz yahut memleket dahi- linde yabancı yapı ustalarına örnek bina n e v i - leri yaptıracağız. Bunun ikisi ortası yoktur.
Görgüsüz sanatkâr yetişmez. Ressamlarımıza ne «galeri» yapabiliyoruz ne de seyahatlerini temin ediyoruz. Bu. yüzden, ileri gitmesi nisbe- ten daha kolay olan resim sanatının bir türlü terakkisine şahit olamıyoruz.
Genç mimarlarımız, bir çok işleri başara- bileceklerini bize göstermişlerdir. Millî İktisat ve Tasarruf cemiyetinin açtığı ilk beynelmilel müsabakayı m i m a r Şevkinin kazanması, bir çok yapıların projesini kendi mimarlarımıza havale edebileceğimiz kanaatini takviye etmiş- tir.
Şimdi duyuyoruz ki, bir kaç bina projesi daha müsabakaya konacaktır:
1. İstanbul konservatuvarı 2. Sümer Bank merkez binası 3. Ankara garı
4. İstanbul Adliye binası
5. Ankarada bir Himayeletfal apartımanı.
Bunlardan iki birincisi hatta müsabakaya konmuştur. Diğerleri de önümüzdeki h a f t a l a r - da konacaktır.
Bunların hepsi büyük binalardır. Herhangi bir mimarımızın bunların hepsine birden işti- rak etmesine imkân yoktur. Çünkü mimarları- mız, henüz tekbaşlarına çalışan ve büyük atel- ye teşkilâtlarından mahrum bulunan kimseler- dir.
Eğer her bina müsabakasına azamî 5-6 m i - marımız iştirak eder ve bunlardan da ancak birisi liyakatli bir m i m a r olursa, bizzat müsaba- ka fikrini baltalamış olmaz mıyız? Çünkü mü- sabaka demek, en iyi kuvvetlerin tam bir işti- rakini temin ettikten sonra bunların arasın- dan en iyisini seçmek demektir.
İşte bunun için, bizde, sadece müsabaka ilân etmek kâfi değildir. Müsabakaları bir el- den tanzim etmek te lâzımdır. Bunu, ya bina yaptırmak istiyenlerin bir araya gelerek bina- larını bir takım zaman fasılaları dahilinde mü- sabakaya koymaları yahut ayni şeyin meselâ Mimarlar Birliği gibi meslekî bir teşekkül tara- fından temini lâzımdır. Yahut ve daha iyisi, her iki t a r a f ı temsil eden bir müsabaka komis- yonunun yapılması lâzımdır.
Böyle yapılmadığı yani müsabakaların cılız ve verimsiz kaldığı takdirde, hem-bina sahiple- ri, hem mimarlar hem de ve daha fenası Türk mimarisinin ilerlemesi davası mutazarrır ola- caktır.
İşte bizzat plân demek olan mimari dava- sında bile, tekrar plân ve plânlı çalışma meselesi.
Bu, bizim memleketin derdidir. Bunu anla- mak lâzımdır. Bizde her şey, henüz o kadar da- ğınık, o kadar yeni ve o kadar teşekkül ve te- kevvün halindedir ki, işleri plânlaştırmak esas- tır ve daha uzun zamanlar esas kalacaktır. Aksi takdirde enerji israflarından kurtulamayız.
Mücerrit m a d d e l e r ve istimalleri
M i m a r N a c i C e m a l
Strassburg belediyesi, gürültüye karşı lâzım gelen tedbirler alınmamış bina projelerine yapı müsaadesi vermemeğe başlamıştır. Evin bir is- tirahat makinesi mahiyeti almağa yüztuttuğu bugünlerde mimarlar nasıl ki keşiflerine mer- kezî teshin bedelini ithal ediyorlarsa, bunun gibi gürültüye karşı tedabir ittihazını göz önün- de tutmağa başladıkları ve halkın sükûneti bir ihtiyaç olarak anladığı gün binaların gürültüye karşı tecridi bir ihtiyaç haline gelecektir.
Y e n i inşaat tarzının yük taşıyan ve boş- lukları kapıyan unsurları ihtiva ettiği malûm- dur. Y ü k taşıyan kısımların kabil olduğu kadar ufak maktada olmak üzere mukavemetli mad- deler olması lâzımdır. Fakat boşlukları kapıyan unsurların vazifesi yalnız örtmek değil ayni zamanda müesslratı havaiyeden ve haricin pa- tırdı ve gürültüsünden de muhafaza etmektir.
Boşlukları kapıyacak maddelerin tecrit kabili- yeti fa.zla olan malzemeden yapılması tasarruf ve rahatlık itibarile şayanı tercihtir.
Fazla mücerrit olan cisimler, mesami, yani kütlelerinde hava kabarcıkları olan cisimlerdir.
Hava gayriıjıüteharrik bir halde kalmak şartile eh iyi mücerritlerden biridir.
Mücerrit maddelerin ekserisi hava kabar- cıklarını ihtiva etmeleri dolayısile hafiftirler.
Bunlardan bazıları müesslratı havaiyeye mu- kavim olmadıklarından bunlar duvarların iç kısımlarına vazedilmek suretile kullanılır.
Soğuk ve sıcağın geçmesine mâni olan ci- simler ayni zamanda sedanin da geçmesine gayrimüsaittirler.
En iyi tecrit edici maddeler:
Sanayiin meydana getirdiği tecrit maddele- ri çok muhteliftir. Böyle olmakla beraber mü- cerrit maddelerin mevaddı iptidaiyesini made- nî ve nebatî cisimler teşkil ederler.
Menşelerinin tehalüfü ve cinsleri itibarile tecrit maddeleri başka başka ihtiyaçları temin ederler.
Ekseriya mimarda şu veya bu maddeye kar- şı tercih fikri vardır.
Tecrit maddelerinin nakıliyet emsallerini bilmeden böyle bir fikirde bulunmak bir döşe- menin nekadar sıklet taşıyacağını bilmeden döşemeyi yapmağa kalkışmak kadar isabetsiz- dir. Memleketimizde henüz kâfi miktarda isti- mal edilmemekle beraber başlıca mücerrit maddelerinni cinsi ve evsaflarını gözden geçire- lim.
1 — Arki — Bu madde - vareş - tabir olu-
nan bir nevi sureti mahsusada kurutulmuş ve alevden müteessir olmıyacak ve çürümiyecek tarzda muamele edilmiş bir deniz yosunundan ibarettir. Bu madde yanmaz. İnşaatta gayrime- sami iki kâğıt tabakası arasına konularak muh- telif kalınlıklarda kullanılır. Bundan başka bu madde amyant elyafile kaplanarak yangın ve gürültüye karşı sesli filim stüdyolarında kul- lanılır.
Bu levhalar ufkî, şakuli ve mail satıhlar üzerine çivi İle tuturulmak üzere kolaylıkla kaplanır.
Eğer bu levhalar üzerine çimento, kireç, ve- ya alçı sıva yapmak istenirse levhalar üzerine metal depluvaye çekilmek suretile sıva yapılır.
2 — İçinde hava habbecikleri olan beton — Beton cellulaire — İsminden de anlaşılacağı üzere bu beton birçok boşluk ve hava kabarcık- larını ihtiva eder.
Bu cinsten olan maddelerin başlıcaları Be- ton cellulaire C. N ile Aerocrötedir.
Birincisi hususî bir makinede çimentoya hususî terkibi haiz bir nevi yosunla miktarı kâfi suyun karıştırılmasından husule gelen bir maddedir.
Çimento ve yosunun miktarı elde edilmek istenilen maddenin derecesine göre değişmek- tedir. Sanayide alelekser kesafeti 0,53 - 0.5 ilâ 0,9 a kadar yapılmaktadır. Bu madde cins İti- nle ne yanar ne de çürür.
Kesafeti ve tecrit kabiliyeti içindeki hava habbeciklerinin hacmine, şekillerine ve birbi- rinden müteferrik veya mülasık olmalarına gö- re değişir.
Dünyanın her tarafı için imtiyaz almış olan bu maddenin tarzı ihzarı şöyledir: İyi cins Portland çimentosuna kimyevî bir muamele yapılır. Bunun neticesinde çimento evsafını muhafaza etmekle beraber fazla olarak kimye- vi hikemî, mihaniki, diğer vasıflar kesbeder.
İlkönce temizlik, rahat ve huzur memleket- leri olan İsveç ve Norveçte revaç bulan bu mad- deler şimdi dünyanın her tarafında kullanıl- makadır.
Bu iki madde muhelif eb'at ve kalınlıkta olmak üzere tuğla, levha, şeklinde ve alçı ile örtülmüş karolar halinde imal ediliyorlar.
3 — Beton - Ponce:
Bu madde en iyi cins Portland çimentosu ile sünger çakılile yapılır.
Bu madde de ne yanar ne çürür. Haricî du- varlarda, bölmelerde, tavan ve taraçalarda kul-
lanılır. Beton gibi demirle teçhiz edilebilirse de bu çakıl diğer çakıldan hafif olduğu için daha az mukavemetli olur.
4 — Celotex — Bu madde 11 milimetre ka- lınlığında, metre murabbaı sıkleti 3 kilo olup dünya piyasalarında 12 muhtelif eb'atta setılır.
Terkibi: Şekerkamışı elyafı bu maddeye bükülmeme ve yeknasak olma hassasını verir.
Harici duvarlar, bölme, tavan, döşeme, çatı altı, taraçaların inşaatında kullanılan bu madde duvarların kalın yapılmasına olan mecburiyeti tahfif etmiştir.
Bu levhaların vaz'ı kolay ve çabuktur. Tes- tere ile kesilebilir. Eski ve yeni her türlü satıh- larda kullanılabilir. Yağlı boya, tutkallı badana gibi telvlnata da gelirler.
Muntazam ve kendine mahpus bir şekli olan pürüzleri bu maddeyi boyamaksızın kullanma- ğa da müsaittir. Kireç ve çimento bu madde ile iyi imtizaç eder.
5 — İnsulite:
Bu maddenin tecrit kabiliyeti ağaç el- yafının arasındaki namütenahi habbeciklerin bulunmasındandır. 12,5 milimetre kalınlığında olan tabakalar ve muhtelif eb'atta bulunup tahta gibi tutkalle yapıştırılabilir, çivilenir ve testere ile de kesilebilir.
Bu madde, tavan ve bölmelere doğrudan
doğruya çakıldığı gibi tutkalla karıştırılmış alçj ile de yapıştıl'.r.
Taraçaların tecridinde katranla yapıştırılır ve katranlı muşamba ile örtülür. Yüksek dere- ce! hararet ve rutubete karşı kullanılmak lâzım gelirse Kasein mürekkebatından olan bir tut- kalla tıla edilir.
Linoleum veya halı altına konmak üzere 6 milimetro kalınlığında ve 152X91 eb'adında levhalar halinde bulunur.
Bu tarzda döşenmiş linoleum rutubetin geç- mesine mâni olduğu gibi ayak seslerini de işit- tirmez ve yürüyüşe bir rahatlık verir.
İnsulwood:
Bu henüz yeni tanınmıya başlamış bir madde olup kalınlığı 6-12 milimetre, metre murabba sıkleti 3,5 kilodur ve 0,51X283 ten 1,83X3,66 eb'adı arasında tehalüf eden levha- lar halinde satılır.
yapılış tarzı:
15 atmosfer buhar tazyikına maruz bırakı- lan ağaç elyafının ve ağaç usaresinin bitişip yekdiğerine kaynamamasile elde edilir ve ec- nebi bir diğer madde terkibine girmez.
Kullanıldığı yerler:
1 — Betonarme döşemelerin üzerine kona- cak ahşap döşeme, parke, linoleum çininin al- tına.
2 — Sıvanacak veya boyanacak şakulî ci- darlarda kullanılır.
7 — Heraclite:
Bu madde on beş şene kadar evvel Avus- turyada yapılmıştır.
Manye2yumlu sıva İle kaba tahta elyafının birleşmesinden husule gelmiş bir maddedir. 2 ilâ 10 santimetre kalınlıkta levhalar halinde bulunur.
8 — Mantar — Meşe ağacının kabuğu olan hafif ve yekdiğerile birleşmiyen hava kabarcıkla- rını ihtiva eden elâstiki ve mukavim bir cisim- dir. Hararetin geçmesine mânidir. Mantarla kaplanmış satıhlarda buhar tekâstifü görülmez.
Ateşte kömüre inkılâp eder. Fakat alevi geçir- mez. Bu hassasından dolayı yangınlarda man- tar bölmelerin ateşi durdurduğu görülmüştür.
Toprakta bırakılsa bile mantar çürümez. Ağaç kurtları mantarda yaşamaz, malzemenin ihza- rına ince dişli taneler ve toz halinde girer.
2-4 santim kalınlığında, 1,00X0.5 eb'adın- da ve 1-6 santimetre kalınlığında 0,5X0,35 eb'- adında ve tuğla eb'adında yapılır.
î r i taneli mantar hafif ve sadayı geçirmez bölmeler yapmağa müsaittir. Alçı, çimento ve- ya kireçle karıştırıldıkta döşemelerin araları- nın doldurulmasında kullanılır. Bu takdirde 10 kilo yani 100 litre mantar 35 kilo harç konur.
Her cins sıva mantara iyi yapışır.
9 — Salomit:
Hususî nebat veya otların levha halinde çok yüksek bir tazyikle sıkıştırılıp galvanizli çelik demir teçhizatile tutturulmasından elde edilmiştir
Ses geçirmemek noktasından 5 santim ka- lınlığında, Salomit bölme 60 santim kalınlığın- daki bir moloz taş duvara muadildir.
2.80 ilâ 3 metre boy, 1.5 genişliğinde ve 3 ilâ ft santim sihaninde levhalar halinde satılır.
Berlinde 930 senesinde açılan beynelmilel mimari sergisinin bulunduğu parkın karşısında mimar profesör Pölzig tarafından inşa edilmiş olan radyo müessesindeki sadadan tecrit terti- batını bir gözden geçirelim.
Binanın etraf tuğla duvarlarile audito- ryumun demir iskeleti! duvarları 1.5 santimetre kalınlığında sadanın geçmesine mâni birer t a - baka ile tecrit edilmişlerdir.
Bu tabaka 1,5 santim kalınlığında çimen- to sıva, 2 santim kalınlığında Anibrit, 4 san- timlik mantardan ibarettir. Bu suretle bir m a - halden diğerine ses geçmesine mâni olunmuş-
tur. Şekil ( 2 ) Temellerde, ortasında çelik saç levha bulunan iki kat ( A n t i v i b r i t ) [ * ] temel betonlarile duvarların arasına konmuştur.
Bodrum katının kirişlerinin 30 santim aşa- ğısına keza bu tecrit tertibatı yapılmıştır. Ha- vai ihtizaza karşı tavanla çatı arasında iki metrelik bir hava tabakası bırakılmıştır. Dör- düncü katta bulunan mutfak zemini şekil 3 te- ki gibi yapılmıştır.
Salonların akustiği
Konser salonu müteharrik iki taraflı bir kaplama ile teçhiz edilmiştir.
Bu .kaplamanın bir tarafı tahta diğer t a - rafı ise Celotextir. Radyo vasıtasile neşredilen parçaların mahiyetine ve artistlerin adedine göre sesin tenkisi İmkânı hasıl edilmiştir.
Üç cihet duvarları bu şekildedir. Daha dar olan dördüncü cihet duvarı seslerin aksetmesi için mermerden yapılmıştır.
Bunun üst kısmına muhtelif cins maden- lerden yapılmış 2000 kadar borulu elektrikle işler bir org konmuştur. Kullanılmadığı zaman borularının ihtizazından müteessir olarak akis- ler yapmaması için org ahşap bir bölme ile sa- lonun diğer kısımlarından ayrılmaktadır.
Musikişinasların bulunduğu mahal 15 met- re nısıf kutur dahilinde hareket edebilmekte- dir. Sesin istenildiği tarzda tenkisini temin için cMğer bir salonda kumaş perdeler kullanılmış- tır.
Auditoryum ile salon arasında rejisörler için dar bir oda ayrılmıştır. Bunlar, salona açılan pencereden musikişinasların hareketini kontrol edebilirler. Bu salonların sureti tecridi şekil ( 1 ) de gösterilmiştir.
Meşhur bir Fransız mimarı demiştir ki:
Y a l n ı z proje çizen eski mimar artık ölmüş- tür. Bugünkü mimar inşaata temas eden şube- lerde de en ince teferrüata kadar vâkıf olup mütehassıslar tarafından yapılacak bina dahi- lindeki her türlü tesisatı kontrol edecek ve bunlara fikir ve kanaatini tasdik ettirecek adamdır.
Bu fikir üzerinde nekadar düşünülse yeri vardır zannederim.
[*1 Antivibrit İhtizazlara karşı kullanılan bir mad- dedir.
Y a p ı m a l z e m e s i n i n k o n t r o l ü
M i m a r Zeki S e l â h
Memleketimizde, imal (»dilmekte olan yapı malzemesi sıkı bir kontrola ihtiyaç gösteri- yor. Yapının birer unsuru olan ve en basitinden, en ince bir tekniğe muhtaç olanına kadar yapı malzemelerini gözden geçirirsek; malzeme sa- nayiinin memleketimizde çok geri olduğunu gö- rürüz.
Avrupa inşaat âleminin, müteaddit ve mü- tekâmil malzemesi karşısında; pek az mütenev- vi yerli malzemelerimizin imalinde teknik nok- sanlarımızın pek çok olduğunu görüyoruz. Bu noksanlara mukabil malzeme sanayicilerinin;
imal ve satışta halâ yirminci asra yakışmaya- cak lâkayt ve tekniksiz bir zihniyet taşıdıkları- na şahit oluyoruz. Burada; evvelâ toprak sana- yiinden başlıyacağım.
İstanbulda delikli, kerpiç ve prese olmak üzere başlıca üç nevi tuğla imal edilmektedir.
Piyasada en az prese, en çok kerpiç tuğla sar- fedilir.
İstanbulda tuğla, Haliç ( K â ğ ı t h a n e deresi), Bakırköy, Sarıyer, Şişli semtlerindeki h a r m a n - larda yapılır. Bir iki fabrikadan maada hepsi gayri fennî esaslarla çalışırlar ve henüz İstan- bulda ( H o f f m a n n ) usulü yüksek hararetli tuğ- la furunları yoktur.
Kâğıthanedeki harmanlarda tuğlanın ça- muru, kışın dereden çıkarılır; birkaç ay yattık- tan sonra; ilk yazda kalıplanır ve pişirilir. Bu- na Hasköy kuru tuğlası ismi verilmektedir. Y a l - nız dereden çıkarılan mille imal edilen tuğla İstanbulun iyi cins tuğlasıdır.
Son senelerde, Şişli sırtlarında; çok iptidaî bir şekilde birçok tuğla harmanları açılmıştır.
Burada h a m toprak kazılarak; çamur yapılır ve kalıplara basılır. Bu tuğlanın evsafı çok f e - nadır. İkinci nevi âdi toprak kerpiçten farksız- dır.
Diğer delikli v e prese tuğlalara gelince;
bunlar Avrupadaki emsallerine yakın evsafa malik malzemedir. Maalesef Beyoğlu semti kâ- milen Şişli malı kullanmaktadır. Mesafenin in- şaat -mahalline yakınlığı ve imaldeki kolaylık, malın nekadar fena evsafta olmasına rağmen, mal sahiplerini bu gayri fennî tuğlaları kullan- mağa sevkediyor. Hasköy tuğlasile; Şişli tuğla- sının (1000) adedinde, iki, üç lira flat farkı vardır.
Bu vaziyet; Kâğıthanedeki tuğla harman- larının bazılarının faaliyetlerini tatil etmeleri-
ne sebebiyet vermiştir. Diğer harmanlar da; re- kabet yapmak için; maliyet fiatını indirmeğe çalışmaktadırlar. Bu sebepten bazı fena çarelere tevessül ediyorlar; meselâ: Dereden çıkarılan milin içine % 50 miktarında ham toprak kaza- rak karıştırmaktadırlar. Bu suretle dereden çı- karılan çamurun masrafını yarıyarıya İndirmiş oluyorlar. Ancak böyle bir çamurla yapılan tuğlalar, mukavemetsiz; su ile ıslatıldığı zaman dağılmağa başlıyan; f e n a bir mal oluyor. Bu- gün piyasada bu nevi mallar; Şişli mallarına ancak Kadıköy ve İstanbul cihetlerinde reka- bet ediyorlar.
Maalesef bütün harmanlar yukarıda yazdı- ğım şekilde çalışıyorlar. Avrupa tuğlarile bi- zimkileri mukayese etmek imkânı yoktur.
Toprak sanayiinden kiremit ayni fena v a - ziyeti gösteriyor. A l a f r a n g a modelde prese kire- mit memleketimizde 7-8 senedenberi imal edil- meğe başlandı. İlk senelerde yerli malı olduğu için, bir çok noksanlarına rağmen iştiyakla kullandığımı?, kiremitlerde 8 senedir n e bir te- kâmül ve ne de bir ıslah gördük, Marsilya mo- deli kiremit; memleketimizde imaline başlan- dığı günden beri ayni alâkasızlığı gösteriyor.
Piyasaya mal çıkaran 8-10 fabrika vardır. Bun- ların ancak bir iki tanesi vasat mal çıkarabili- yorlar. Piyasadaki mallar, imtizaçsız, çarpık ve pişmemiştir. Çok massedicidir. Maalesef kire- mitlerimiz Bulgaristanda çıkarılan kiremitler- den daha dun evsaftadır.
Fabrikalar, çıkardıkları m a l l a n tasnif etmiyorlar; kiremitler pişerken çarpılmaktadır.
Bunları bilâhare cinslere ayırmak ve büyük pi- yasalara en birinci malları göndermek lâzımdır.
K i r e m i t sanayii itinaya muhtaçtır. Hamurunun müteaddit süzme havuzlarından geçirilmesi, terbiye edilip, uzun müddet yatırılması lâzım- dır.
Fabrikalar yukanda yazdığım gibi malları tasnif ederek; büyük piyasalara göndermelidir- ler. İkinci ve üçüncü cinsler, küçük piyasalarda istimal edilir.
Bundan başka fabrikaların, bilhassa yarım kiremit imal etmeleri de lâzımdır. Bu büyük bir noksandır. Fabrikatorların bu hususta dikkat- lerini celbederim.
Toprak sanayiden mecralara ait künkler vardır. Bunların üzerinde durmıyacağım.
Çünkü istimalleri günden güne azalıyor
ve bunların yerini demir dökme klinkler tutma- ğa başlıyor. Ancak sırlı toprak künklerin de ayni fena şeraitle imal edildiğini kaydederim.
Çimento İle imal edilen yapı malzemesi:
Çimentonun memleketimizde çok pahalı satıl- dığını beşinci sayıda anlatmıştım. Bu sebeple, çimento ile imal edilen yapı malzemesi ayni pa- halılıktan müteessirdir. Yani fabrikacılar; bu malzemeyi imal ederken; fenni bir surette çi- mentoyu harcamaktan çekiniyorlar. Bunun için, çini., künk, ve mozayık gibi malzemeler noksan dozajla imal ediyor ve bunun içindir ki altı ay evvel döşenmiş bir trotuarın çinileri kazınmış, sökülmüş bir hal alıyor. Bugünkü çimento çi- niler çok mukavemetsizdir.
Kereste: Bu malzeme de ayni fena zihniye- tin ve rekabetin neticesi olarak, ayni şeraiti arzediyor. Alâkadarlar, piyasada kuru ve iyi ev- safta mal bulamıyorlar. Yerli keresteden imal edilen bütün doğrama ve mobilyalar, bir müd- det sonra çatlamakta ve çarpılmaktadır. Bu se- nelerde, sert ağaçtan mobilyalık kereste imali daha bizim İçin mevzuu bahsolamaz. Malları- mız bu kadar itlnasız hazırlanmaktadır.
Memleketimizde, meşe ve cevizi lâyikile işliyemiyoruz. Yerli kontrplâklar; Avrupa malları derecesinde değildir. Bunun için mo- bilya ve doğramacılar el'an Rus kontrplâkını kullanmağı tercih etmektedirler. Kontrplâk ih- tiyacı fazla olduğundan yeril mallar, kâfi dere- cede preste ve depoda kalamıyorlar. İmal edilen mal süratle piyasaya sevkolunuyor. Bu sebeple kâfi bir teknik görmîyen kontrplâklar, istimal- lerinden bir müddet sonra kabarmaktadır.
Memleketimizde henüz kereste kurutmağa mahsus büyük furunlar yoktur. Bu büyük bir ihtiyaçtır. Kereste işile uğraşan büyük firma- larla bu işle alâkadar bankaların bu büyük noksanı bertaraf ve furun tesis etmeleri lâzım- dır. Furunlanmış kereste ile imal edilecek doğ- ramalar bugünkülerden çok yüksek evsafta olacaktır.
Kereste satışında da bazı garip noktalar vardır. Faturalara konan eb'at ile hakiki eb'at arasında yarım santime kadar fark vardır. Tabii bu fark tüccarın lehine olarak kullanılır. Bil- hassa, temizlenmiş döşemelik tahtalarında ya- pılan fatura hesapları ham tahta eb'admdan alınmaktadır. Umumunda bu farklar % 5 kadar bir yekûn yapmaktadır ki bu alıcının çok aley- hindedir. Bilhassa, temizlenmiş tahta için ham eb'adm farkını da temizleme bedelinden ayrı olarak ödemek bir hayli gariptir.
Madeni yapı malzemesi.
Döküm işlerini kasdediyorum. Memleketi- mizde birkaç senedenberi bu işlerin imalinde bir fazlalık görülüyor. Fakat dikkatsizlik, tek- niksizlik, ve rekabet meseleleri göze çarpı-
yor. Memleketimizde dökmeciler v<* tornacılar küçük esnaftır. Sermayeleri 300-3000 lira ara- sında tehalüf eder ve iptidai usullerle çalışırlar.
Bugün dökme fiatları rekabet yüzünden okadar düşmüştür ki bir kilo dökme işi (40) kuruşa kadar yapılıyor. Bu fiat halita noktai nazarın- dan iyi bir halita madenin ham bedeli dahi o- lamaz. Bunun için, dökmeciler daima hurda bakır ve çinko ile çalışıyorlar. Halita dozajları gayri fenni olduğu ve bilhassa çinko azamî mik- tarda kullanıldığı için yapılan malzeme çok yumuşak ve mukavemetsizdir. Bu sebepten kapı kollan, musluklar istimallerinden pek az bir müddet sonra bozulmakta, yalama olmakta ve kırılmaktadırlar. Perdahları dahi hava kabar- cıklı olmaktad r. Maktaları da ayni karakteri göstermektedir.
Nikelâj işleri de ayni suretle dikkatsiz ve hileli suretle imal ediliyor. Yerli nikelâjlar va- satî altı ay sonra bozulmaktadırlar. Nikelâjlar, fiat verilmemek yüzünden, ince tabaka olarak yapılmaktadır.
Galvaniz işleri de iyi yapılmıyor. Yerli gal- vanizler, biraz yüksek hararete mütehammil değildirler. Bu sebeple sıcak işlere tahsis edile- cek depo vesair imalâtta, yerli saç galvanizler pullanıp dökülmekte veya kavrulmaktadırlar.
Yukanda misal olarak birkaç çeşit malze- menin imalinden bahsettim. Memleket mimarı;
Avrupamn mütekâmil ve mebzul malzeme ile çalışan meslektaşlarına nazaran nekadar müş- kül bir vaziyettedir.
Yapı malzemesi sanayii Sıkı bir kontrola ihtiyaç gösteriyor. Bu kontrol devletin alâkasi- le kabildir. Belediyeler bu işi bir vazife olarak telâkki etmelidir.
Yapı malzemesi sanayiini, inkişaf ettirmek ve çeşitlendirmek için korumak lâzımdır. En evvel rekabetin makul derecede olması şarttır.
Fiatların tesbiti lâzımdır. Bu hususta tröstlerin aleyhindeyiz.
Malzeme sanayiinin her biri ayrı ayrı etüt edilmeğe değer birer mevzudur. İçlerinde güm- rük himayesinden istifade ederek; fena evsafta mal çıkarıp yüksek fiatla çalışan şubeler var- dır.
Ayni zamanda; himaye edilmeğe, meşgul olunmağa muhtaç olan kısımlarda mevcut- tur. Şimdilik bunlar dökmecilik, maden işleri, ve toprak sanayiidir.
Fena rekabet, fena imalâta sebebiyet veri- yor.
Buna kontrolsüzlüğü ilâve edersek; neka- dar kötü malzeme ile çalışmakta olduğumuzu anlarız. Malzeme sanayiinde fiatların tesbiti ve kontrol vaz'ı ile bir muvazene vücude getirmek kabildir. Usulsüz ve tekniksiz imal edilen mal- zemenin istimali menedilmelidir.
B a ş k a m e m l e k e t l e r d e m i m a r î
( E c n e b i m e c m u a l a r d a n )
Trablus
(Domus. Mllâno. 78. 1934) Trablu»
serpişinde bir Pavion. Mimar C. E- Rava ve S- Larco.
Y a p ı d a H a v a d e ğ i ş t i r m e usulleri
İnsan uzviyetinin faaliyeti için muntazam bir surette saf bir hava teneffüs etmek ihtiya- cında olduğu i nkâr edilmeyen hakikatlardan biridir. Bu itibarle hayatımızın mühim bir kıs- m ı m içinde geçirdiğimiz evlerimizde ve mesai yerlerimizde en evvel düşüneceğimiz şey vanti- lâsiyon olmalıdır. Saf manada temiz bir hava teneffüs için miktarı kâfi müvellidülhumuza
«0» ihtiva etmekle beraber muayyen bir dere- cede de ratıp olmalıdır. Bu rutubet miktarına
İstanbul Mmtaka san'at mektebi muallimlerinden
Ali K e m a l havanın «Higrotermique» derecesi ismi verilir.
Havası muntazaman değişmeyen bir mahalde bu rutubet derecesi kolayca yükselir. Zira uzvi- yet teneffüs ederken başlıca olmak üzere "sû buharı, gazı karbonik «C02» ve bir kısım da uz- vl mevat hasıl eder. Bilhassa uzvl mevadın vü- cudu havası çoktanberi değişmemiş bir odada h a f i f kokusu sayesinde kolaylıkla hissolunur.
Her hangi bir mahallin havasının bozulması de- mek o mahalde «C02» miktarının ve Higroter-
mique derecisinin hadden fazlaya varmış olma- sı demektir. Bizzat saf havada 0,0004 ilâ 0,0006 kadar «C02» mevcuttur ve bu miktarın 0,001 den fazlaya çıkmaması lâzımdır. Aksi takdirde te- neffüs güçleşir ve gayrı sıhhî bir mahiyet ikti- sap eder,. Oturduğumuz odalarda teshinat ve tenvirat için kullandığımız aletler de bizi mu- hit olan havanın bozulmasına sebep olurlar.
Bilhassa gaz lâmbaları fazla miktarda zehirli gazlar neşrederler.
Havada bulunan su buharına gelince:
Bu miktar sabit olmayıp mevsime göre de- ğişir. Vasati olarak soğuk havalarda beher met- re mikâbında 4,5 ve sıcak havalarda ise 11,5 gram kadardır. Teneffüs için nasıl ki pek kuru hava muzır sayılıyorsa aynı surette lüzumun- dan fazla rutubetli hava da muzırdır. Böyle bir mahalde insan vücudünü kemiren mikroplar kolaylıkla tekssür edebilirler. Bilhassa verem mikrobu en ziyade bu şerait içinde yaşar ve ço- ğalır. Şu halde sıhhatli bir teneffüs için vanti- lâsiyonun lüzumu aşikârdır.
Vantilâsiyon evvelâ tabiî ve sun'î olmak üzere ikiye ayrılır: Bundan başka muvakkat ve daimî vantilâsiyon namlarüe tekrar ikiye ayrı- lır.
Muvakkat vantilâsiyon:
Bir mahallin muvakkat bir zamandan son- ra içine oturanlar tarafından terkolunmasını müteakip kapı ve pencere açmak suretile bir hava ceryanı hasıl etmek ve bu sayede bozul- muş havayı kâmilen değiştirerek saf hava ile doldurmaktan ibarettir. Bu usul vantilâsiyon basit ve iptidaî olup bizce teknik bir kıymeti yoktur.
Daimî ve sun'î vantilâsiyon:
Teneffüs keyfiyetinin daimî bir surette vu- ku bulduğu yerlerde bozulan havanın munta- zaman değiştirilmesidir. Bu değiştirilen hava miktarı o mahallin kullanüdığı işe, içindeki o- turanların yaşlarına ve sıhhî vaziyetlerine gö- re değiştiği gibi işbu mahalle giren saf havanın içeriden çıkan bozulmuş hava ile karışmaması- nı temin maksadile alınan tedbirlere de tâbi- dir. Pratik olarak bir insana saatte metro mikâ- bı olarak lâzımgelen hava miktarı şunlardır:
Hasta koğuşlarında beher hastaya 80 metro mikâbı.
Hususî çalışma odasında sağlam adama 30 metro mikâbı,
Salonlarda 20 metro mikâbı, Sınıflarda 10-20 metro mikâbı.
Hasta koğuşlarında hiç değilse hava yarım saatte bir defa,
Oturma odalarımızda ve salonlarda saatte bir defa,
Banyo dairelerinde saatte iki Sınıflarda saate iki veya üç
Helâlarda saatte üç ilâ beş defa değişmeli- dir.
Daimî vantilâsiyon:
Sun'î olduğu gibi tabii olarak ta temin olu- nabilir. Sun'î vantilâsiyon da hariçten alman hava doğruca toz odası namını verdiğiimz ve tuğladan yapılmış hususî bir odacığa getirilir, bu odamn zemini hafif meyilli olmakla beraber her tarafı ince bir çimento ile sıvanmış yani sathı pürüzsüz olmalıdır. Bundan maksat ha- vada mevcut tozların duvar cidarına takümayıp doğruca zemine düşmesini temindir. Dışarıdan alınacak hava tercihen evin çatısından hiç ol- mazsa 1/2 metre yukarıdan alınmalı, bu suret- le hem tozsuz ve hem de evin civarında bulun- ması muhtemel uzvî mevaddın tefessühünden mütevellit kokulardan ari bir hava elde edilmiş olur.
Hususî kanal vasıtasile toz odasına indiri- len hava orada tozunu bırakır. Bu suretle biri- ken tozları temizlemek için de bir kapı bulun- malıdır. Toz odasının bir tarafında münasip bir satıhta bir filitre bulunur. Odaya indirilen ha- va bu filitreden geçirildikten sonra temizlen- miş olur.
Filitre işini ince ve sağlam bir tülbent gö- rebilir. Mevsim kış ise filitreden geçen havayı doğruca istimale göndermek doğru değildir. Zi- ra kışın dışarıdan alınan havanın suhunet de- recesi pek düşüktür, yani soğuktur. Bu itibarle havayı kâfi derecede ısıtmak zaruridir. Bunun için filitreden geçen hava «hava reşoförü» is- mi verilen yanyana gelmiş müteaddit radiya- tör elemanlarından geçirilir. Hava reşoförü üaerinde bir kısım su mevcuttur. Hararetin tah- tı tesirinde bu suyun sathından yavaş, yavaş su buharları hasıl olur. Filitreyi takiben gelen hava reşoförden ısınarak geçerken bu su bu- harlarından da bir kısım almakla miktarı kâfi nemlenmiş olur. Ve bu suretle hava sıhhî bir
mahiyet iktisap ettikten sonra artık odalara yani istimale sevkolunur.
Şekilde:
A - Hava prizini B - Tos odasım C - FUtreyi D - Vantilatörü E - Reşoförü F - Ozonatörü
G - Odalara giden kanalı göstermektedir- ler.
Mevsim yaz ise odalara sevkolunacak hava- nın suhunet derecesini kışın olduğu gibi reşo- förden geçirerek yükseltmeğe lüzum kalmaz.
Bilâkis yazın dışarıdan alacağımız havanın su- hunet derecesini düşürmemiz lâzımdır. Bu mak- sadın temini için de toz odasından ve filitreden hava geçerken sevk kanalının her hangi bir ye-
rinde küçük bir vantilâtör bulunur. Bu vantilâ- tör bir su tabakası üzerinde sür'atle dönerken su sathında küçük zerreler hasıl olur. Filitre- den gelen hava buradan geçerken matlûp dere- cede serinlenmiş ve nemlenmiş olur. Bu âlete
«Hümidifikatör» namı verilir. Bazan vantilâsi- yon tesisatına bir de «Ozonifikatör» ismi veri- len bir alet ilâve olunur. Bundan maksat ta o- dalara sevkedilen havamn içine bir miktar ozon ilâvesile işbu havada buluması melhuz kokuları izale etmektir. Şekilde vantilâtör alıcı ve ayni zamanda verici olarak hümidifikatörden evvel konulmuştur. Ve bizce en muvafık olanı da bu- dur. Havamn arzu edilen mahallere şevki için kullanılacak kanallar mümkün mertebe için- den geçen havaya az bir mukavemet arzetmeli- dir. Bunun için de bu gibi kanallerin galvanizli saçtan yapılması lâzımdır.
H a b e r l e r
Nakil: Millî Müdafaa Vekâleti Hava Müste- şarlığı mimarı İzzet Bey Eskişehir Bankası hu- susî inşaat şirketi mimarlığına tayin edilmiş- tir.
(Akay) idaresi mimarı Nazım Bey İstanbul Tütün İnhisarı Fen Heyeti müdürlüğüne tayin edilmiştir. Arkadaşlarımıza muvaffakiyet te- menni ederiz.
Sümer Bank projesi: Ankarada Taşlıtnın bulunduğu mevkide inşa edilecek olan Sümer Bank merkez binası projesi müsabakaya konul- muştur. Müsabaka müddeti (30) Birinci teşrin- de nihayetlenecektir.
(Font) dökme işlerinde ihtikâr:
Memleketimizde kanalizasyonda kullanılan dökme demir malzemesi hazırlayan birkaç fab- rika açılmıştır. Bu fabrikalar, iç piyasadaki hurda dökmeyi işledikleri gibi, hariçten Teşvi- ki Sanayi kanunundan istifade ederek; hiç bir resim vermeksizin kilosu 1,5-2 kuruşa ham dök- me ithal ediyorlar. Yerli imal edilen dökme- ler bu suretle piyasada toptan 10, perakende 12 kuruşa satılmaktadır.
Kanalizasyon işlerinde kullanılan, ızgara baca ve sair dökme teferruatı İstanbulda bir tek fabrika imal etmekte olduğu ve hariçten de İthali memnu bulunduğu cihetle rekabet et- mek imkânı bulunamadığından; bunların piya- sa fiatları fabrikanın keyfine kalmıştır. Bir ka-
nalizasyon ızgarasına 35 lira, bir bacaya eb'adı- na göre 45. 50, 60 lira istenmektedir.
Şimdiye kadar bu teferrüatı belediye şehir kanalizasyonunda kullanıyor ve bunların para- sını bu yüksek fiattan ödüyordu. Son zamanlar- da memleketimizin umumî menfatlara ait bi- nalar, fabrikalar inşaatı çoğaldığından bunların da kullanılması çoğalmıştır. İstanbul sebze halin- de, Alpullu fabrikasında bu kanalizasyon te- ferrüatı istimaline lüzum hasıl olmuş, ve müte- ahhitler bu yüksek fiat karşısında şaşırmışlar- dır. (45) lira istenilen bir kanalizasyon kapa- ğının kilosu (50) kuruşe gelmektedir ki, neka- dar fahiş bir fiat olduğu anlaşılır. Ticaret ve Sanayi Odasının inşaat malzemesi fiatları ile meşgul olmasım temenni ederiz.
Teşviki Sanayi kanunundan istifade ede- rek, maliyeti 5 kuruş olan bir metam on kuruş fiatına satılması doğru değildir. Bu işlerin kontrol ve fiat tespitine ihtiyacı vardır.
Cam fiatları: Son zamanlarda cam fiatla- rında, % 20 derecesinde bir yükselme kaydedil- miştir. Piyasada; ikinci derecede bir mal olan Yunan camlarına tesadüf edilmektedir. Yunan camlarının rengi yeşil ve nescî hava kabarcıklı ve satıhları dalgalıdır. Dışarıdan sokulan bir malzeme olan cam, kontenjan ve kılıving gibi ithali mecburiyetlerine tâbi olduğundan ve memleket piyasası da ancak iki tüccarın elinde
bulunduğundan; yükselmekte devam etmekte- dir.
M ü n a k a ş a :
12,089 lira 89 kuruş bedeli keşifli Heybeli - ada Sanatoryomu ara paviyonu inşaatı hususî münakaşa, proje, şartname ve keşifleri muci- bince ve 23 teşrinievvel 934 salı günü saat 14 te kapalı zarf usulile muamele yapılmak üzere münakaşaya konulmuştur. Proje ve şartname- leri görmek, mahallen tetkikat yapmak ve fazla izahat almak istiyenlerin mezkûr müesseseye müracaatları lâzımdır.
Müsabaka:
Y o z g a t valiliği tarafından; Yozgatta Terzili mevkiindeki kaplıcada bir otel projesi müsaba- kaya konmuş ise de şeraitinin noksan ve müdde- tinin ilânda bulunmamasından ne vakit icra edileceği anlaşılamamıştır. Y a l n ı z ilânda, fazla malûmat için valiliğe müracaat edilmesi yazılı- yor. Vaziyet plânı da mevcut değildir. İlân edi- len noksan şeraiti aşağıda aynen yazıyoruz:
Terzili mevkiindeki kaplıcada hususî idare namına inşa olunacak otel ve kazinonun plâ- nı aşağıda şeikl dahilinde Yozgat Vilâyetince müsabakaya konmuştur.
1 — Otel 20 yataklı ve hususî iki ve umumî bir banyo dairesini muhtevi olacaktır.
2 — Zemin katı kazino ve lokanta halinde olacak, mutfak ve sair kısım bodrum katmda tesis edilecektir.
3 — Binanın etrafında mevkiile mütenasip bir bahçe resmi de ilâve edilecektir.
4 — Projesi kabul olunacak talip bilâhare on beş gün zarfında tafsilât resimlerini halk kâğıdı üzerine mürekkeple çizecektir.
5 — Teklif edilen resimler N a f ı a Vekâleti- nin teşekkül edeceği iki mütehassıstan mürek- kep bir heyet tarafından tetkik edilerek birin- ciye 300 lira. ikinciye 150 lira mükâfat verile- cektir. Verilecek mükâfatlar tafsilât resimleri- nin verilmesinden sonra tediye olunacaktır.
6 — Daha fazla malûmat almak istiyenlerin Y o z g a t valiliğine müracaatları ilân olunur.
Güzel San'atlar Birliği Umumî Kâtipliğin- den:
Mimarî kısmı tahsildarı ihsan Efendinin vazifesine nihayet verildiği ve yerine Osman Efendinin tayin edildiği azaya ilân olunur.
Yeni müsabakalar:
Ankara garı ve İstanbul Adliye binası pro- jelerinin müsabakaya konulacağı memnuni- yetle öğrenilmiştir.
İstanbul satdyomu:
İstanbul valisi Muhittin Bey geçenlerde VUKU bulan beyanatında şehir stadyomunun projesinin Türk mimarları arasında müsabaka ile yaptırılacağını söylemiştir.
İtalyada müsabakalar:
İtalyan mimarları sendikası tarafından her on beş günde bir neşredilen sirkülerde okundu- ğuna nazaran son iki ay zarfında İtalyada, yalnız İtalyan mimarlarının iştirak edebilecek- leri (15) müsabaka açılmıştır. Bunların bir kıs- mı şehir plânlarının tanzimidir.
Fransada müsabakalar:
Pariste (Cliehy) de bir açıkhava mektebi projesinin tanzimi Fransız mimarları arasında müsabakaya konulmuştur. Beşinciye kadar mü- kâfat verilecek ve biriciye (20,000) frank veri- lecektir.
Münakaşa: Samsunda « K a p a n » mevkiinde yaptırılacak yaprak tütün anbar binası inşaa- tının kapalı zarfla ihalesi İstanbulda 17/10/934 çarşamba günü saat 15 te icra edilecektir.
Keşif bedeli «159.997» yüz elli dokuz bin do- kuz yüz doksan yedi lira 9 dokuz kuruştur.
Projelerin beher takımı «15» On beş lira mukabilinde İstanbulda Cibalide Levazım ve Mübayaa Şubesinde N a k i t Muhasibi Mes'ullü- ğünde ve Samsunda İnhisarlar Başmüdürlü- ğünden alınabilir.
Taliplerin « % 7,5» muvakkat teminatlarını havi teklif mektuplarını ihale günü muayyen saate kadar Cibalideki mezkûr komisyona tevdi etmeleri icabeder.
T a y i n : A f y o n Karahisar belediyesi mimarı K e n a n Bey Millî M ü d a f a a Vekâleti Deniz f a b - rikaları mimarlığına tayin edilmiştir.
Münakaşa:
1 — İzmirde Mezarlıkbaşı mevkiindeki va- kıf arsa üzerine yaptırılacak hal binası inşaatı kapaı zarf usuliyle münakaşaya konulmuştur.
2 — İhalesi 25 teşrinievvel 934 perşembe gü- nü saat on dörtte İzmir hükümet konağında V i - lâyet m a k a m ı yanındaki salonda toplanacak o- lan Evkaf ihale komisyonunda icra olunacak- tır.
3 — Bu işe ait projeler ile şartname ve mu- kavelename nüshaları; İzmir, Ankara ve İstan- bul Evkaf Müdürlüklerinden 20 lira mukabilin- de alınabilir.
4 — Münakaşaya iştirak edecek taliplerin mütehassıs mühendis veya mütehassıs mimar olması veya inşaatın her türlü mesuliyeti kanu- niye, idariye ve fenniyesinl kabulü kat'inîn ic- rasına kadar kabul ve ifa eyliyecek mütehassıs bir mimar veya mühendisi istihdam eylemesi ve bu işi yapabilecek iktidarı haiz olması şarttır.
Mütehahhitlerin mühendis ve mimarların ikti- dar ve ihtisaslarını bildirmek için bu gibi işleri yapmış olduklarına dair resmî heyeti fenniye- lerden alınmış vesaiki tekliflerine lef eyleme- leri lâzımdır. Ancak bu esas dairesinde müraca- at eden talipler münakaşaya ithal olunurlar.
İst a n b u l Ticaret ve S a n a y i O d a s ı yapı m a l z e m e s i piyasa cetveli İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası tarafından toplanan ve neşredilmekte olan yapı malzemesi raylçl
Yerli (40 k g ) (50 k g ) Alman (50 k g )
T r . 80 — 150 —
ı o o kş.
180 >
500 >
Asfalt Yerli Ecnebi
kg — 7,50 kş.
10 Çimento
Yerli
Aslan (50 k g ) Kurt ( . » )
ÇU. 159 - 144 —
166 kş.
154 ç i n i
y 1 mozayıktan l çimentodan
nıl. 5,50 — 4 —
10 kş.
4,5 . Ecnebi J
1 • aksamı 6 — 10 -
7,5 • 12 >
Yerli [ l . m e itibarilejks. S İtalya [ ». » »
Tuğla Yerli
Feriköy •
Mürefte I mavnada
1 *• Bi. — 32
1 » — 35
1 h. > 9
_
101 12 — 13
l h. » — 1 «• > — 12,50 1 h. > 10 — 11
»• > 13 — 14 h. > 11 — 12
(»•
14 — 15> 9 — 11 EL • 13 — Io.5
Yerli
7,50 — 8 — Kireç
Su kireci yerli T o z kireci Taş kireci K i r e m i t
(Bakırköy Eskişehir Kütahya
\ Büyükdere Marsilya
Kiink
Yerli Çimento [ b e y . l . m e ] » k . 8,50 —
» Toprak no. 10 — Belçika, İngiliz [Uoy. 1 .ıııe] s. 15 — Marsilya [bo.50.sm] no. 12 — Aksamı kg. — Dökme boru Yerli » I I — Dökme boru Ecnebi » 1 2 —
» » aksamı » 1 3 — 7 kş.
8 » 8 » 8,50 »
4 kş.
15 18 11,50 12,50
Demir ve envai Camlık, köşebent kg.
Dörtköşe, lııma, yuvarlak » Mıhlık, silme » Petrol » Siyah çember » Yuvarlak (
! [ 6nun. aşağı] » çubuk
Galvanizli saç düz
| oluklu Siyah saç Karfiçe Çinko
Bakır tahta ve yuvarlak 16 - 16,25 - 11
22, -
15 - 66 -To. 8 — 12 li Fransız prese ad. - kş.
ka. 6 — 7 * Ateş tuğlası • 22 — 23 >
ka. 40 — 45 kş. . Yerli • 12 — 14 •
— 8 kş.
19, 5 >
17 » 12,50 >
16, 5 ı 23 >
Tr = Torba Kg = Klloora Çu = Çuval
İmtiyaz sahibi: Mimar A. Ziya — Neşriyat müdürü: Mimar Abidin Matbaacılık v KUŞE.KENAN