• Sonuç bulunamadı

1837-1840 tarihlerinde Konya'nın sosyal ve ekonomik durumu (83 numaralı Konya şer'iyye siciline göre)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "1837-1840 tarihlerinde Konya'nın sosyal ve ekonomik durumu (83 numaralı Konya şer'iyye siciline göre)"

Copied!
376
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

TARİH ANA BİLİM DALI

YAKINÇAĞ TARİHİ BİLİM DALI

1837 – 1840 TARİHLERİNDE

KONYA’NIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU

(83 Numaralı Konya Şer’iyye Siciline göre)

Hazırlayan

Ferhat BİLDİK

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Doç. Dr. Doğan YÖRÜK

(2)

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

Ferhat BİLDİK

(3)

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU

Ferhat BİLDİK tarafından hazırlanan “1837 – 1840 TARİHLERİNDE KONYA’NIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU (83 Numaralı Konya Şer’iyye Siciline Göre)” başlıklı bu çalışma 09.03.2010 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Prof. Dr. Bayram ÜREKLİ

Başkan İmza

Doç. Dr. Doğan YÖRÜK

Üye İmza

Doç. Dr. İbrahim SOLAK

(4)

ÖNSÖZ

Yakın zamana kadar, Türkiye’deki tarih anlayışı hanedanlar ve savaşlar tarihi şeklindeydi. Ancak son dönemlerde tarihin asıl unsuru olan insan ve toplum üzerine yapılan çalışmaların giderek arttığı görülmektedir. Genellikle şehirlerin sosyo-kültürel ve ekonomik hayatlarına dair yapılan bu çalışmalarda, sıradan insanların yaşamlarına dair bir çok bilgiye ulaşılmaktadır.Böyle bir çalışma için ise, en önemli kaynaklardan biri şer’iyye sicilleridir.

Bizim bu konuyu seçmemizin birinci sebebi, Konya şehrinin, Osmanlı Devleti döneminde, Anadolu’daki önemli merkezlerden biri olması, ikincisi ise yaşadığımız şehrin tarihine bir nebze olsun katkı sağlayabilme düşüncesidir. 83 numaralı şer’iyye sicilini seçmemizdeki neden ise, ihtiva ettiği dönemin (1837-1840), Konya özelinde, Osmanlı Devleti genelinde önemli bir dönüm noktası olan Tanzimat Fermânı’nın ilânına rast gelmesidir. Daha önce defterden birkaç belge bazı araştırmacıların ilgisini çekmiş ve üzerinde durmuşlardır. Ancak defterin tamamı ilk defa tarafımızdan incelenmiştir.

Bu çalışmada 1837-1840 yıllarını kapsayan 83 numaralı şer’iyye sicili esas alınarak, II. Mahmut dönemi ıslahatlarının Konya’ya yansıması, Tanzimat fermânının Konya’da uygulanması ve Konya şehrinin sosyal ve ekonomik yapısı incelenmeye çalışılmıştır.

Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte şer’iyye sicilleri ve önemi, Konya şer’iyye sicilleri ile 83 numaralı Konya şer’iyye sicili hakkında bilgi verildikten sonra Konya şehrinin Tanzimat devrine kadar olan tarihi kısaca anlatılmıştır. Birinci bölümde sosyal hayat başlığı altında özellikle aile kurumu üzerinde durulmuştur. Sosyal ilişkiler, mahalle, gayrimüslimlerin durumu, toplum içindeki anlaşmazlıklar, vakıf ve seyahat bu bölümde üzerinde durduğumuz diğer konulardır. İkinci bölümde ekonomik hayat başlığı altında, vergi, ticaret, para ve Konya şehrindeki mülk satışları konuları işlenmiştir. Üçüncü bölümde ise askerî, dinî, idarî ve sağlık konuları işlenmiştir.

(5)

Çalışmamızın ana kaynağı 83 numaralı KŞS defteridir. Bunun yanında çalıştığımız döneme yakın şeriye sicil çalışmaları ile makale ve kitaplardan yararlanılmıştır.

Çalışmamıza 83 numaralı defterin transkripsiyonuyla başladık. Transkripsiyon çalışması gibi çok zor bir işte hata yapılmaması mümkün değildir. Titizlikle çalışmamıza rağmen, dikkatten kaçan hataların bulunması muhtemeldir. Sicilde okunmayan kelimeler için (…), okunan ama şüphe duyulan kelimeler için (?), boş bırakılan yerler için ise (boş) ibâresi kullanılmıştır. Zaman zaman da köşeli parantez içerisinde orjinal metinde olmadığı halde tarafımızdan eklenen kısımlar vardır. Dipnotlarda belgeler belirtilirken KŞS 83, 5/2 şeklinde bir yazım yoluna gidilmiştir. “KŞS”, Konya Şer’iyye Sicilini, “83” sicil numarasını, 5 sicildeki orijinal metnin sayfa numarasını, “2” ise sayfada yer alan belgenin kaçıncı belge olduğunu göstermektedir. Bunun dışında okuyucuya kolaylık olması açısından hicri tarihlerin yanında milâdi tarihler de verilmiştir.

Transkripsiyondan sonra kaynakları taradık ve konuyu işlemeye başladık. Konuyu işlerken bizi şaşırtan en önemli husus, şehrin sosyal ve ekonomik hayatına dair belgelerin azlığıydı. Belgeler genellikle merkez taşra ilişkileri kapsamındaydı. Bu durum her ne kadar bizi sıkıntıya soksa da, ikincil kaynaklardan yararlanarak bu sorunu aşmaya çalıştık.

Çalışmamın her aşamasında desteğini gördüğüm danışmanım Doç. Dr. Doğan Yörük hocama, eserlerinden ve kıymetli fikirlerinden istifade ettiğim Prof. Dr. Muhittin Tuş ve Doç. Dr. İzzet Sak hocalarıma teşekkürü bir borç bilirim. Özellikle transkripsiyon aşamasında bana yardımı dokunan, bazen bir kelime hatta bir harf okumama yardım ederek çalışmama destek veren bütün arkadaşlarıma tek tek teşekkür ederim. Yine çalışmamın başından sonuna kadar desteğini gördüğüm arkadaşım Özgür Bağcı’ya, benimle geçirecekleri zamandan ferâgat ederek, bana iyi bir çalışma ortamı sağlamak için çalışan eşime ve kızım Elif’e de teşekkür ederim.

Ferhat BİLDİK KONYA – 2010

(6)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Adı Soyadı Ferhat BİLDİK Numarası: 014202041002 Ana Bilim /

Bilim Dalı Tarih / Yakınçağ

Ö ğ re nc ini n

Danışmanı Doç. Dr. Doğan YÖRÜK

Tezin Adı 1837 – 1840 Tarihlerinde Konya’nın Sosyal ve Ekonomik durumu (83 Numaralı Konya Şer’iyye Siciline göre)

ÖZET

Bu çalışmada 1837-1840 (Hicri 1253-1256) yıllarını kapsayan 83 numaralı (F 24) Konya şer’iye sicili defteri nin transkripsiyonu yapılarak, defterde geçen belgeler ışığında adı geçen dönemde Konya’daki sosyo-kültürel hayat değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca incelenen dönemin, Osmanlı Devletinde çok önemli yeniliklerin yapıldığı II.Mahmut devrine rast gelmesi sebebiyle, çalışmada II.Mahmut devri ıslahatlarına ve bu ıslahatların Konya sancağındaki yansımalarına da değinilmiştir.

Çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte şer’iyye sicilleri ve önemi, Konya şer’iyye sicilleri ile 83 numaralı defter hakkında bilgi verildikten sonra Konya şehrinin Tanzimat devrine kadar olan tarihi kısaca anlatılmıştır. Birinci bölümde sosyal hayat başlığı altında özellikle aile kurumu üzerinde durulmuştur. Sosyal ilişkiler, mahalle, gayrimüslimlerin durumu, toplum içindeki anlaşmazlıklar, vakıf ve seyahat bu bölümde üzerinde durulan diğer konulardır. İkinci bölümde ekonomik hayat başlığı altında, vergi, ticaret, para ve Konya şehrindeki mülk satışları konuları işlenmiştir. Üçüncü bölümde ise askerî, dinî, idarî ve sağlık konuları başlığı altında merkez taşra ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın sonundaki ekler kısmında ise 83 numaralı Konya şer’iyye sicilinin tamamının transkripsiyonu mevcuttur.

(7)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Adı Soyadı Ferhat BİLDİK Numarası: 014202041002 Ana Bilim /

Bilim Dalı Tarih / Yakınçağ

Ö ğ re nc ini n

Danışmanı Doç. Dr. Doğan YÖRÜK

Tezin Adı 1837 – 1840 Tarihlerinde Konya’nın Sosyal ve Ekonomik Durumu (83 Numaralı Konya Şer’iyye Siciline göre)

ABSTRACT

In this study; in the light of the transcriptions of the Konya court records number 83 (F 24) including the years 1837-1840 (Anno Hegirae 1253-1256), the sociocultural life in Konya during the previously mentioned period is tried to be evaluated. Moreover, the reforms era of Mahmut the 2nd and the reflections of these reforms in Konya are also mentioned as the evaluated period and the reforms, the very important innovations in Ottomans, are parallel in time.

The study consists of an introduction chapter and three more chapters. The introduction chapter shortly deals with the general importance of court records, Konya court records and the records number 83, and the history of Konya until the administrative reforms era in Ottomans. Chapter one handles the ‘family concept’ under the title of social life, social relations, neighbourhood, the situation of non-Muslims, the conflicts among the public, foundation and travel during the period. Chapter two deals with the issues such as tax, trade, money and the real estate sales in Konya under the heading of economic life. The last chapter examines the center-provinces relations by the aspects of the military, religious, administrative and health matters. This study ends with the appendix of the complete transcriptions of the Konya court records number 83.

(8)

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ...i ÖZET ...iii ABSTRACT...iv İÇİNDEKİLER ... v KISALTMALAR...xiii

TABLOLAR LİSTESİ ... xiv

GİRİŞ... 1

A- ŞER’İYE SİCİLLERİ VE ÖNEMİ ... 1

B- KONYA ŞER’İYE SİCİLLERİ VE 83 NUMARALI KONYA ŞERİYE SİCİLİ ... 3

C- TANZİMAT DÖNEMİNE KADAR OSMANLI İDÂRESİNDE KONYA... 5

I. BÖLÜM SOSYAL HAYAT A- AİLE ... 8 1- AİLENİN OLUŞUMU ... 8 a) Nişan ... 8 b) Nikah ... 9

ba) Erken Yaşta Nikah ... 10

bb) Çok Eşle Nikahlanma ... 10

c- Çocuk Sahibi Olma... 11

ca) Çocuk Sayıları... 11

cb) Çocuklara Konan İsimler ... 13

2- AİLENİN DAĞILMASI... 14

a- Boşanma... 14

b- Dağılan Ailede Kadın ve Çocukları Koruyucu Müesseseler ... 16

ba) Kadınların Korunması... 16

ba 1) Mehir ... 16

ba 2) İddet Nafakası ... 17

bb) Çocukların Korunması... 17

bb 1) İskat-ı Cenin ... 17

bb 2) Haml... 19

bb 3) Vasi ve Nazır Tayini, Nafaka Takdiri... 19

B- SOSYAL İLİŞKİLER ... 24

1- MAHALLE ... 24

(9)

b) Konya’daki Mahalleler ... 25

2- GAYRİMÜSLİMLERİN DURUMU... 27

a) Osmanlı Devletinde Gayrimüslimlerin Durumu ... 27

b) Konya’da Gayrimüslimlerin Durumu... 28

3- TOPLUM İÇİNDEKİ ANLAŞMAZLIKLAR ... 30

4- VAKIF ... 32 5- SEYAHAT... 37 II. BÖLÜM EKONOMİK HAYAT A- VERGİ ... 41 B- TİCÂRET... 48 C- PARA... 51 D- MÜLK SATIŞLARI... 55 III. BÖLÜM MERKEZ TAŞRA İLİŞKİLERİ A- ASKERİ KONULAR ... 58 1- Redif Askerleri... 59 2- Tekâüdlük Maaşı... 61 B- SOSYAL KONULAR... 63 1- Dinî Konular ... 64 a) Namaz ... 64 b) Hac... 65 2- İdarî Konular... 67

a) Hânedan Âilesiyle İlgili Bilgiler ... 67

b) Devlet Memurları ve Tarik-i İlmiye Hakkında Yayınlanan Ceza Kânunnâmesi... 68

c) Kavalalı Mehmet Ali Paşa Olayı... 71

3- Sağlık Konuları ... 73 a) Karantina Usulü... 73 SONUÇ ... 76 BİBLİYOGRAFYA... 79 E K L E R ... 90 1-1 Evrâk-ı hisar... 91 1-2 Tarla Şüf’ası... 91 1-3 Câriye İstirdâdı... 91

(10)

2-1 Evrâk-ı Hisâr-ı Karye-i Karasınır... 91

2-2 İslamı İhtiyar Etmek... 91

2-3 İslâmı İhtiyar Etmek... 92

2-4 Hazine Evrâkını Beyan... 92

2-5 Sülüs ... 92

3-1 Nâib Ta’yîni ... 92

3-2 Vasî ve Nâzır Ta’yîni ve Nafaka Takdîri ... 93

3-3 Vasî ve Nâzır Ta’yîni ve Nafaka Takdîri ... 94

4-1 Askere Toplanan Yardıma El Koyan Kişi Hakkında Da’vâ... 94

4-2 Fahri Hatıblık Vazifesine Tay’in Fermânı... 95

5-1 Redif Alayının Nakli Hakkında Fermân... 96

5-2 Vasî Ta’yîni ... 98

6-1 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 98

6-2 Vasî ve Nâzır Ta’yîni ve Nafaka Takdîri ... 99

6-3 Vasî Ta’yîni ... 100 7-1 Vasîyet ... 101 7-2 Tarla Da’vası... 101 8-1 Tarla Da’vası... 102 8-2 Mülk Da’vası (ev) ... 103 9-1 Tarla Da’vası... 104 9-2 Verâset ... 105 9-3 Takrîr Kaydı... 105

10-1 Vasî Ta’yîni ve Nafaka takdîri... 106

10-2 Huccet Kaydı... 107

10-3 Vasî Ta’yîni... 107

11-1 Vasî ve Nâzır Ta’yîni Nafaka Takdîri ... 108

11-2 Vasî Ta’yîni... 109

11-3 Kefalet’den Doğan Alacak Da’vası... 110

12-1 Vasî Ta’yîni ve Nafaka Takdîri... 111

12-2 Zabt Edilmiş Bağ Da’vası... 112

13-1 Vasî Ta’yîni ve Nafaka Takdîri... 113

13-2 Mülk Satışı (Ev satışı ) ... 114

13-3 Tasdîk ... 115

14-1 Mülk Satışı ( Tarla Satışı )... 115

14-2 Mülk Satışı (Tarla Satışı )... 116

14-3 Kayıb kişi için Kayyım Ta’yîni... 116

15-1 Öldürülen Kişinin Mallarını Tesbiti ... 117

(11)

15-3 Tarla Da’vâsı (Anlaşmazlık)... 118 16-1 Vasî Ta’yîni... 120 16-2 Nafaka Takdîri ... 120 16-3 Vasî ve Nâzır Ta’yîni ... 121 16-4 Kayyım ve Nâzır Ta’yîni ... 122 17-1 Alacak Da’vâsı ... 122 17-2 Kayyım Ta’yîni ... 124 17-3 Zimmet İbrası... 125

18-1 Haksız El Konan Bağ Da’vâsı... 125

18-2 Vasî Ta’yîni ve Nafaka takdîri... 126

18-3 Vasî Ta’yîni... 127

18-4 Kayyım Ta’yîni ... 128

19-1 Tarla Da’vâsı... 128

19-2 Verâsetten Doğan Alacak Da’vâsı ... 129

19-3 Vasî Ta’yîni... 131 20-1 Tarla Da’vâsı... 131 20-2 Nafaka Takdîri ... 132 21-1 Vasî Ta’yîni... 133 21-2 Vasî Ta’yîni... 134 21-3 Kayyım Ta’yîni ... 134

22-1 Vasî Azli Ve Yerine Tekrar Vasî Ta’yîni... 135

22-2 Teslim Tutanağı... 135

22-3 Kayyım Ta’yîni ... 136

23-1 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 137

23-2 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 137

23-3 Vasî Ve Nâzır Ta’yîni... 138

24-1 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 139

24-2 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 139

24-3 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 140

24-4 Nafaka Takdîri ... 140

25-1 Nafaka Takdîri ... 141

25-2 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 142

25-3 Alacak Talebine Cevap... 142

26-1 Alacak Talebine Cevab... 143

26-2 Vekâlet... 144

27-1 Vakfiye ... 144

29 -1 Vasî Ta’yîni... 147

(12)

30 -1 Kayıp Kimse İçin Kayyum Ta’yîni ... 149

30 -2 Mülk Satışı (Ev satışı ) ... 149

30 -3 Vasî Ta’yîni... 150

30-4 Nafaka Takdîri ... 151

31-1 Nâzır Ta’yîni ... 151

31-2 Kayyum Ta’yîni ... 152

31-3 Kayıp Kimse İçin Kayyum Ta’yîni ... 153

31-4 Kayyum Ta’yîni ... 153

32-1 Vakfın İcar Talebi ... 154

33-1 Nâib Ta’yîni ... 155

33-2 Kayıp Kimse İçin Kayyum Ta’yîni ... 155

33 -3 Boşanma (Hulu’) Talebi ... 156

33-4 İhâle ... 157

34-1 Vasî Ta’yîni... 157

34-2 Vasî Ta’yîni ve nafaka takdîri... 158

34-3 Tarla da’vâsı... 158

35-1 Tarla da’vâsı... 159

35-2 Boşayan Kocasından Mehir Ve Diğer Alacak Da’vâsı ... 160

35-3 Otlakiye Da’vâsı... 161

36-1 Sinan Ağa Vakfı Mütevellilerinin Mülk Da’vâsı... 162

36-2 Kayıp Kimse İçin Kayyum Ta’yîni ... 163

37-1 Miras da’vâsı... 164

37-2 Miras Da’vâsı ... 165

37-3 Vasî Ta’yîni... 166

38-1 Sinan Ağa Vakfına Karşı Dava ... 166

38-2 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 168

39-1 Vasî Ta’yîni ve Nafaka Takdîri... 168

39-2 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 169

40-1 Vasî Ta’yîni... 170

40-2 Mülk Satışı (bağ)... 170

40-3 Mülk Satışı ... 171

41-1 Vasî Ta’yîni ve nafaka takdîri... 172

41-2 Vasî Ta’yîni... 173

41-3 Mülk satışı(bağ)... 173

42-1 Karaman Oğlu İbrahîm Beğ Vakfı Gelir Ve Gideri ... 174

42-2 Vasî Ta’yîni... 176

43-1 Mülk Satışı ... 177

(13)

44-1 Nafaka Takdîri ... 178

44-2 Vekâlet... 179

44-3 Vasî Ta’yîni Ve Nafaka Takdîri... 180

45-1 Vasî Ta’yîni... 180

45-2 Kayıp Kimse İçin Kayyum Ta’yîni ... 181

45-3 Miras Da’vâsı ... 181

46-1 Kayıp Kimse İçin Kayyum Ta’yîni ... 183

46-2 Miras Da’vâsı ... 183 47-1 Naib Ta’yîni ... 184 47-2 Miras Da’vâsı ... 185 48-1 Nafaka takdîri... 186 48-2 Vasî Ta’yîni... 187 48-3 Nafaka takdîri... 187 48-4 Vasî Ta’yîni... 188 49-1 Vakfiye ... 188 50-1 Vasî Ta’yîni... 190

50-2 Vasî Ta’yîni ve nafaka takdîri... 191

50-3 Mülk Satışı ... 192

51-1 İnkâr Edilen Bin Guruşu Taleb ... 193

51-2 Mülk Satışı ... 193

52-1 Miras... 194

52-2 Mülk Satışı ... 195

53-1 Itlak Emridir... 197

53-2 Itlak Emridir... 197

53-1 Doğan Hisarı Fermânı ... 198

54-1 Asker Kaydı ... 199

55-1 Askerden Mütekâid Olana Bazı Muafiyetler ... 201

55-2 Vergi ... 202

56 -1 Vergi ... 203

56 -2 Miras... 204

57 -1 Muaccelât Nâzırı Ta’yîni ... 205

58-1 Şartnâme Tescîli. ... 206

58-2 Konya da ki Ermeni Ve Rumların Mezarlık Tartışması... 207

59-1 Vergi ... 208

60-1 Vergi ... 210

60-2 Vergi ... 211

61-1 Mütekâid Olan Askerlerin Gözden Geçirilmesi... 212

(14)

63-1 Altın İçin Emir ... 217

64-1 Mürur Tezkeresi ... 220

65-1 Karantina Tedbirleri Almak... 223

66-1 Karantina Tedbirleri Hakkında Buyruldu. ... 226

66-2 Devlet Me’mûrları Hakkında Buyruldu ... 227

70-1 Tarik-İ İlmiyeye Dair Ceza Kanunnâmesi... 236

72-2 Tekâüdlük ... 242

73-1 Tekaüdlük Maaşı Tahsisi ... 243

73-2 Tekaüdlük Maaşı Tahsîsi ... 244

74-1 Tekaüdlük Maaşı Tahsisi ... 246

74-2 Tekaüdlük Maaşı Tahsisi ... 247

74-3 Müsâdere... 248

75-2 Sürre Alayı ... 251

77-1 Vakıflara Nâzır Ta’yîni... 253

78-1 Mürur Ve Ubur Tezkeresi... 255

79-1 Tımar Tevcîhi... 257

80-1 İskat-ı Cenin... 258

81-1 Mürur Ve Ubur Nizamnamesine Riayet... 261

82-1 Askere Malzeme Alımı... 262

83-1 Güherçile fermânı... 264

84-1 Güherçile Fermânı... 265

85-1 Güherçile Fermânı... 267

86-1 Güherçile Fermânı... 268

87-1 Sancaklarından Deve, Diğer Hayvanat Ve Araba Temini... 270

87-2 Kaimmakamlık Vazifesi Tevcihi ... 271

88-2 II.Mahmut un Ölümünün Îlanı ... 272

89-1 Sultan Abdülmecid Hanın Culusunu İlan ... 274

89-2 Tecdid-i Berat... 275

90-2 Duhan Rusumu... 276

91-2 Fransa İle Yapılan Ticaret Anlaşması ... 278

93-1 Namazı Edâya Dikkat... 281

95-1 Mülhâk Vakıflar Hakkında Layiha... 286

99-1 Enfiye Emri... 291

100-1 Hâcıların Geçeceği Yolların Bakımı ... 293

101-1 İane-i Cihadiye ... 294

102-1 Murur Ve Ubur Tezkeresi... 296

103-1 Tanzimat Fermanı... 298

(15)

107-1 Zahire Satışının Tahdidi... 307

108-2 Vârissiz Malların Hazine Tarafından İdare Edilmeleri ... 309

109-1 Eyâlet Ve Kazâlarda İdari Düzenleme ... 311

110-1 Güherçile Nakli Hususunda Eski Emrin Te’yidi... 313

111-1 Vergi Maddesinini Islâhı ... 315

115-1 Vergi ... 324

115-2 Karantina... 325

116-1 Vakfa Yeni Gelir Kaydı... 327

117-1 Tımar Tevcihi... 328

118-1 Metropolid Beratı ... 329

120-2 İmâmet Ve Hitâbet Tevcihi... 335

121-1 Askeri Yerleşkelerin Tamiratı İçin Vergi ... 336

122-1 Askere Yazlık Kıyafetlerinin Gönderilmesi ... 337

122-2 Mevhibe Sultanın Doğumunu Haber Ve Kutlamak ... 338

123-2 İdari Düzenleme ... 340

125-1 Muhtelif Meskûkât Fiyatları ... 342

126-2 Ayarı Bozuk Altının Mübâyaacı Tarafından Alınması ... 345

128-1 Asâkiri Mansûrenin Nakli Emri ... 349

128-2 Asâkir-i Mensûrenin Nakli Emri... 350

130-1 Mısır Vâlisi Mehmed ‘Alî Paşa... 351

159-1 Ayarı Düşük Paraların Alımı ... 354

161-1 Mütakâidinin Sahha’ları Defteridir ... 355

(16)

KISALTMALAR

AÜDTCF : Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi. bkz. : Bakınız.

C : Cilt. Çev. : Çeviren.

DİA. : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Edit. : Editör.

Haz. : Hazırlayan

İA : İslam Ansiklopedisi Kr. : Kuruş.

KŞS : Konya Şer’iye Sicili. Meb. : Milli Eğitim Bakanlığı. Mh. : Mahallesi

s. : Sayfa.

S. : Sayı (Sadece dip notlarda bu anlamda kullanılmıştır.) Sad. : Sadeleştiren. ss. : Sayfalar arası. TC : Türkiye Cumhuriyeti. TTK : Türk Tarih Kurumu. Ünv. : Üniversite. vd. : ve devamı.

Yay. Haz. : Yayına Hazırlayan. M. : Muharrem. S. : Safer. Ra. : Rebiülevvel R. : Rebiülahir Ha. : Cemaziyelevvel H. : Cemaziyelahir. B : Receb. Ş. : Şaban. N. : Ramazan. L. : Şevval. Za. : Zilkade. Z. : Zilhicce.

(17)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo-1: Âilelerin çocuk sayıları ... 12

Tablo-2:Vasî atananların akrabalık durumu ... 21

Tablo-3: Nazır atananların akrabalık durumu... 22

Tablo-4: Tâyin edilen nafaka miktarları... 23

Tablo-5: 83 Numaralı KŞS Defterinde İsmi Geçen Konya Mahalleleri ... 26

Tablo-6: Anlaşmazlık davâları... 31

Tablo-7: 1840 yılı Konya şehrinde geçerli muhtelif meskûkât fiyatları ... 53

Tablo-8 : 1838-1840 yılları Konya da mubâyaacı tarafından satın alınan değeri düşük para miktarı... 55

Tablo-9: Mülk Satışı (Ev)... 57

Tablo-10 : Mülk Satışı (Tarla -Bağ)... 57

(18)

GİRİŞ

A- ŞER’İYE SİCİLLERİ VE ÖNEMİ

Kuruluşundan düşüşüne kadar İslam gücünün ve inancının ilerlemesine veya savunmasına adanmış bir devlet olan Osmanlı Devleti’nin,1 hayatının her aşamasında (siyasi, sosyal, ekonomik) dinin etkisini görmek mümkündür. Şüphesiz devlet hayatında mühim bir yere sahip olan adalet teşkilatında da dini kurallar geçerliydi.

İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim’in en uzun âyeti2 müslümanlar arasındaki alacak verecek dâvâlarının kayıt altına alınmasıyla ilgilidir.Osmanlı Devleti’nde şer’î ve hukukî bütün meseleler şer’î mahkemelerde Hanefi fıkhı üzerine çözüme bağlanırdı. Bu vazifeyi yerine getiren kadılar aynı zamanda bulundukları idâri bölgede şehir ve kasabaların beledî hizmetlerini, bugünkü manada bir noter gibi vekâletnâme ve alım satım işlerini de yürütürlerdi.3 Bu denli önemli fonksiyonları olan şer’i mahkemelerde tutulan kayıtlara şer’iye sicilleri denilmektedir. Şer’i Mahkeme sicilleri4de denilen bu kayıtlar Türk içtimâi, iktisat ve siyasi hayatını toplamış olmaları itibariyle Türk tarihinin ana kaynaklarındandır.5 Bu önemli kaynağın farkına ilk varanlardan olan İsmail Hakkı Uzunçarşılı 1935 yılında “Şunu çok açık olarak söyleyeyim ki 15 ila 19. asırlara ait içtimâi, iktisâdi, siyasi Türk tarihi yazmak isteyenler bu sicilleri karıştırmadıkça mevzularında esas hükmü veremezler, bunlar görülmeden yapılacak herhangi bir tetkik noksandır”6 demiştir. Ancak şer’iye

sicilleri hak ettiği ilgiyi araştırmacılardan uzun bir süre görememiştir. Bununla birlikte Osmanlı şehir tarihçileri için en önemli kaynak niteliğini taşıyan7 şer’iye

1

Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1998, s. 12.

2 Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi Ayet: 282 (Âyet şahitlerin sayıları ve özelliklerine varıncaya kadar

ayrıntı içermektedir)

3 Yusuf Halaçoğlu, XIV-XVII. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı, TTK

Yayınları, Ankara 1998, s. 124.

4 Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C. III, Milli Eğitim Yayınları,

İstanbul 1993, s. 343.

5 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Şer’i Mahkeme Sicilleri”, Ülkü Halkevleri Mecmuası, C. 5, S: 29,

Ankara 1935, s. 366.

6 Uzunçarşılı, Mahkeme Sicilleri, s. 368.

7 Özer Ergenç, Osmanlı Klasik Dönem Kent Tarihçiliğine Katkı XVI. Yüzyılda Ankara ve Konya,

(19)

sicilleri son otuz yıldır, Osmanlı çalışmalarının en gözde kaynaklarından biri olmuş ve toplumsal tarih yazımını da önemli biçimde etkilemiştir.8

Osmanlı Devletinin her yönüyle kurumsallaştığı Fatih Devrinde şer’iye sicillerinin de düzenli olarak tutulmaya başlandığını herhalde söyleyebiliriz. Zira bilinen ilk şer’iye sicili 1455 Bursa şer’iye sicili9 ki bu döneme rastlamaktadır. Şer’iye sicilleri 20. yy’ın başına kadar tutulmaya devam etmiştir.

Şer’iye sicil defterlerinin şekilleri hususunda kısaca bilgi verecek olursak. Bu defterler muayyen bir usul ve kâide üzerine müstakil şeklinde boylu ve dar enli olurlardı. En 11-15 cm arasında; boy 32-50 cm arası diyebiliriz. Ancak Tanzimat sonrası defterlerde enin 20 cm’yi, boyun da 50 cm’yi geçtiği görülmektedir.10 Defterin eninin dar olmasının sebebini kadının davâya giderken defteri cebine koyabilme gereksiniminden diyebiliriz.11 Şer’iye sicillerinin yazıları çok zaman tâlik kırması dediğimiz yazı şeklidir. Kağıt çok parlak ve sağlam, mürekkepleri de bugün bile parlaklığını muhafaza edecek kadar sabittir.12

Şer’iye sicillerinin içindeki belgelerden bahsedecek olursak, bu belgeleri temelde üç gruba ayırabiliriz. Bunlar:

1) Kadı tarafından verilen hükümler,

2) Herhangi bir hadiseyi, bir şehâdeti, bir ikrarı, bir hibeyi resmiyete raptolunması istenen bir hususu zaptedenler,

3) Devlet merkezinden gelen bütün fermanlar, emirler ve tebliğler.13

Şer’iye sicilleri her çeşit dava zabıtlarıyla, mükâvele, senet, satış, vakfiye, vekâlet, vesâyet, tereke, taksim, i’lam vs. gibi fıkıh ilminin başlıca konularını teşkil eden şer’i muamelelere dâir resmi kayıtlar ile narhlar ve esnaf teftişine âit kayıtları ihtiva ederdi. Öte yandan başta hükümdar olmak üzere her derecedeki büyük ve küçük makamlardan, beylerbeylerine, kadılara, müftülere, mütesellimlere,

8 Hülya Canbakal, 17. Yüzyılda Ayntâb Osmanlı Kentinde Toplum ve Siyâset, İletişim Yayınları,

İstanbul, 2009, s. 28.

9 Ahmet Akgündüz, Şer’iye Sicilleri 1, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1988, s. 11. 10 Akgündüz, Şer’iye Sicilleri 1., s. 198-199.

11 Akgündüz, Şer’iye Sicilleri 1,s. 19. 12 Uzunçarşılı, Şer’iye Sicilleri 1, s. 366. 13 Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri,C.III,s.343.

(20)

voyvodalara, mütevellilere, iş erlerine hitaben yazılan ferman, berat, divan tezkeresi, mektup vs. gibi resmi mâhiyetteki emir ve yazı kopyaları da şer’iye sicillerinde bulunan belgelerdendir.14 Burada çok geniş bir yer tutacağından şer’iye sicillerinin

ihtiva ettiği belgelerin teker teker açıklamasını yapmayacağım. Ancak Mübahat S. Kütükoğlu’nun, “Osmanlı Belgelerinin Dili”15 adlı eserinde bu belgelerle ilgili çok geniş izâhat yapılmıştır.

Şer’iye sicil defterlerinin tutuluş biçimlerinden de kısaca bahsedecek olursak, şer’iye sicillerine kayıtlar iki biçimde yapılırdı. Bu yüzden defter, iki taraftan kullanılan, iki bölümlü olarak düzenlenirdi.16 Birinci bölümde, mahkemede görülen davaların seyrini katipler, belirlenmiş bir usule ve biçime göre kaydederlerdi. Bunlara sicil/hüccet veya ilam denirdi. Bu yüzden defterin bu bölümü, gündemin tarihlerini izleyerek, bu ilamlardan oluşurdu. Defterin diğer bölümüne ise, davalar sırasında delil olarak sunulmuş her türlü belge (ferman, berat, buyruldu, mektup, tezkire sureti, defter mürâsele vb.) ile merkezden ve diğer örfi, mali ve adli makamlardan alınmış belgelerin sûretleri kaydedilirdi.17 Bu sebeple sicil-i mahfuz denilen defterlerin içindeki belge düzenini ve tarihleniş biçimini saptamak üzere titiz bir çalışma yapmak gerekir.

B- KONYA ŞER’İYE SİCİLLERİ VE 83 NUMARALI KONYA ŞERİYE SİCİLİ

Osmanlı Tarihçisinin elindeki en önemli kaynaklardan olan şer’iye sicilleri Türkiye dışında Yunanistan, Makedonya, Ürdün, Suriye, Mısır gibi eskiden Osmanlı İmparatorluğu’nun parçası olan ülkelerde de bulunmaktadır.18 Türkiye’de kilerinin

bir kısmı maalesef yangın tahrip veya nakil esnasında çok miktarda zâyi olmuştur.19 Nihayet 1941 yılında çıkan bir yasayla şer’iye sicilleri bulundukları muhtelif yerlerden müze ve kütüphanelere nakledilmişlerdir. 1991 yılında Kültür

14 Nuri Köstüklü, 1820-1836 Yıllarında Hamid Sancağı ve Türkiye (182 numaralı Isparta Şer’iye Siciline göre), Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya 1993, s. 8.

15 Mübahat S. Kütükoğlu, Osmanlı Belgelerinin Dili, Kubbealtı Neşriyat, İstanbul 1998. 16 Hülya Taş, XVII. Yüzyılda Ankara, TTK Yayınları, Ankara 2006, s. 12.

17 Taş, Ankara, s.12

18 Suraiya Faroqhi, Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir, Tarih Vakfı Yurt yayınları, İstanbul 2001, s. 55. 19 Uzunçarşılı, “ Mahkeme Sicilleri”,s. 367.

(21)

Bakanlığı’nın aldığı bir kararla şer’iye sicilleri İstanbul Şer’iye Sicilleri arşivindekiler hariç olmak üzere Ankara Milli Kütüphane’de toplanmıştır.20

Konya Şer’iye sicillerine gelirsek 1991 yılına kadar Mevlânâ Müzesi’nde muhafaza edilen siciller, alınan karar gereği bu tarihte, Milli Kütüphane’ye nakledilmiştir.21 Sicillerin Mevlana Müzesi’nden nakledilmeden önce birer nüsha fotokopileri çekilmiştir.22 Bu nüshalar şu anda Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde tezler bölümünde bulunmaktadır. Ancak buradaki nüshalardan bir kısmı eksiktir ki zannımca nakledilmeden önce hepsi fotokopi edilmediğinden bu eksiklikler olmuştur.

Konya şer’iye sicillerinin ilki (1 nolu) Kanuni dönemine aittir. Sonuncusu ise (115 nolu) 1907-1916 yıllarına aittir.23

Bizim inceleme konumuz olan 83 nolu şer’iye siciline gelirsek: 83 Numaralı Konya şer’iye sicili defteri 163 sayfadan ibarettir. Orijinal metinde sayfa numarası olmamasına rağmen daha sonraları Latin harfleriyle numaralandırılmıştır. Defterin üzerinde 6.6.971 Adnan Özdece (Adnan Özgüven de olabilir çok net okunmuyor) ismi vardır. En son sayfasında ise işbu defterin 163 sayfa olduğu tastik olunur. 23.12.941 tarihi ve imza bulunmaktadır. Ancak defterin 132 ila 159. sayfaları arası eksiktir ve 98, 124, 132 ve 160. sayfaları boştur. Eksik olan bu 26 sayfalık kısmı bulmak için ilk önce Selçuk Üniversitesi tezler bölümüne baktık, ancak burada defterin fotokopisi mevcut değildi. Bölge Yazma Eserlerin, defteri aktarmış olduğu dijital ortamda araştırma yaptık ancak burada da eksiklik vardı. En son Milli Kütüphane’den getirttiğimiz mikrofilm fotokopilerinde de eksikleri görünce maalesef bu kısım olmadan çalışmamızı devam ettirdik. Bizin tahminimiz bu sayfaların boş olması münasebetiyle hem Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde hem de Milli Kütüphane’de gereksiz görülerek buraların çekilmemiş olmasıdır.

20 Fethi Gedikli, “Osmanlı Hukuk Tarihi Kaynağı Olarak Şer’iyye Sicilleri”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, C. 3,S 5,Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1999, s. 187-213.

21 Köstüklü, Hamid Sancağı, s. 10.

22 İzzet Sak, 10 Numaralı Konya Şer’iye Sicili (1070-1071 / 1659-1661) (Transkripsiyon), Selçuk

Ünv. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Yayınları: 3, Konya 2003, s. XXIX.

(22)

Belirttiğimiz gibi defterin orjinalini görmedik ancak Ahmet Akgündüz eserinde defterin 83 genel F 24 özel nolu 17x46 ebatında 163 sayfa olduğunu belirtmiştir.24

83 numaralı Konya Şer’iye Sicil Defteri 1253-1256 (Hicri) yılları arasındaki dönemi kapsamakla birlikte birkaç tane de olsa 1252 ve 1257 yılına ait belge vardır.

Aslında şer’iye sicil defterleri genel olarak içerik bakımından birbirine benzerler ortalama her sayfada 3-4 konu olur ve defterin ağırlıklı kısmı mülk satışı,miras davaları,anlaşmazlık davaları, tereke kayıtlarıdır. Ancak bizim inceleme konumuz olan 83 numaralı defter içinde Türk ve Osmanlı tarihi açısından fevkalâde önemli olan Tanzimat Fermanı bulunmaktadır. Ayrıca II. Mahmut dönemi yeniliklerinin de bulunduğu defterimizin büyük bir kısmı merkez taşra arasındaki ilişkileri konu almıştır. Bu yüzden her ne kadar bazı sayfalarda 3-4 konu olsa da birçok yerde 3 hatta 4 sayfayı bulan fermanlar vardır. Defterdeki birçok konu tez içerisinde inceleneceğinden, tamamında transkripsiyonun verileceğinden bu kısımda defterle ilgili verilen bilgiyi kâfi görüyorum.

C- TANZİMAT DÖNEMİNE KADAR OSMANLI İDÂRESİNDE KONYA

Eskiçağ kaynaklarında ismi “İkonion”25 veya “İkonyum”26 olarak geçen Konya şehrinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Tarihte bilinen ilk, şehir yerleşim yeri olan Çatalhüyük’ün Konya’da olması bunun en önemli göstergesidir. Osmanlı’dan önceki Konya tarihine kısaca bakarsak ilk olarak Hitit Medeniyeti içinde olan Konya, Hititlerin yıkılmasından sonra Frigyalıların idaresine girmiştir. 4. yy’da İran Medeniyeti’yle tanışan şehir, aynı yüzyılın sonlarına doğru Makedon Kralı İskender’in hakimiyetine girmiştir.27 Daha sonra da şehirde 1000 yıldan fazla sürecek Roma hakimiyeti başlamıştır.

24 Akgündüz, Şer’iye Sicilleri 1¸s. 199.

25 Sebahattin Ağaldağ “Osmanlı Döneminde Konya’nın Siyasi Tarihi”, Osmanlı Dönemi’nde Konya,.

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayını, Konya 2003, s. 3.

26 Midhat Altan, Konya’nın İktisâdi Bünyesine Bir Bakış, Hüsnütabiat Basımevi, İstanbul 1940, s. 39. 27 Hayri Erten, Konya Şer’iyye Sicilleri Işığında Ailenin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapısı (XVIII. Yy

(23)

Müslümanların Konya’ya ilk fetih hareleri 704 yılında Emeviler devrinde olmuştur.28 Ancak bu kalıcı olmamıştır. Aynı şekilde Abbasiler de Konya’ya gelmiş ancak onlar da uzun soluklu bir idare kuramamışlardır. Konya’yı fethedip idari yönetimi eline alan ilk Müslüman devlet, Selçuklulardır.29 Selçuklular idaresinde çok parlak bir dönem yaşayan Konya, Selçuklulardan sonra Osmanlılar ile Karamanoğulları arasında meydana gelen mücadeledeki sahnede yer almıştır. 1467 yılında 2. Mehmet döneminde kesin olarak Osmanlı sınırlarına dahil olmuş ve Karaman Eyaletinin merkez sancağı olarak Osmanlı yerleşim merkezleri arasına katılmıştır.30

Konya, Osmanlı yönetimine girdiği ilk yıllarda Cem Sultan, Şehzâde Abdullah31 gibi hanedan üyelerinin gönderildiği önemli bir şehir olsa da, daha sonraları ancak padişahların doğu seferlerinde ziyaret ettikleri bir uğrak yeri olmuştur. Mehmet Ali Paşa isyanına kadar Osmanlı siyasi tarihi içerisinde Konya’nın ismini pek göremeyiz. Şunu diyebiliriz ki Konya şehri Osmanlı döneminde her ne kadar önemli bir sancak merkezi olsa da, Selçuklular dönemindeki şâşâlı günlerinden çok uzaktır.

Osmanlı yönetimindeki Konya’nın fiziki ve idari yapısından da kısaca bahsedecek olursak: Şehrin doğal sınırları, yalnızca Sultan Dağları ile Toroslar ı birleştiren bir dizi tepenin, Konya kazasını, Beyşehir ve Seydişehir kazalarından ayırdığı güney batıda vardı. Buradaki kaza sınırı aynı zamanda Konya ile Beyşehir arasındaki sancak sınırlarını da oluşturuyordu. Konya kentinin eteklerinde kurulu olduğu Bozdağ’ın güneyindeki bataklık bölge ise Konya, Ereğli ve Lârende (Karaman) kazaları arasında bölüşülmüştü.32

Günümüzde, Konya şehrinin yerleşim düzeninin belirlenmesinde önemli bir yer alan, Alaaddin Tepesinin çevresinin iskan yeri olarak kullanımı ms. 11. asrın başlarına tesadüf etmektedir.33 O dönemden bugüne, Alaaddin Tepesi ve Mevlana

28 İbrahim Hakkı Konyalı, Konya Tarihi, Enes Kitap Sarayı, Ankara 1997, s. 33. 29 Erten, Ailenin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapısı,s.24.

30 Konyalı, Konya Tarihi, s. 111. 31 Ağaldağ, Konyanın Siyasi Tarihi, s. 10.

32 Suraiya Faroqhi, Osmanlı’da Kentler ve Kentliler, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2004, s. 246. 33 Yusuf Küçükdağ, Lâle Devri’nde Konya, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,

(24)

Türbesi hattını merkez sayarsak şehir dışa doğru sürekli bir büyüme göstermiştir. O dönemin Konya’sında, yerleşim yerlerinin bitmesiyle şehrin etrafını yemyeşil bağ ve bahçeler sarmaktaydı.34 Konya şehri ile benzer bu tür yerleşimlerde şehir 3 bölümden

oluşmaktadır. Bunlar ticaret merkezi, oturma bölgesi ve en dışta bulunan bahçe bölgesidir.35

Konya şehrinin Osmanlı Devleti içindeki idari yapısından da kısaca bahsedecek olursak: Konya şehri 16. yy’ın ikinci yarısında: Konya, Aksaray, Niğde, Beyşehir, Kırşehir, Kayseri, Akşehir sancaklarından oluşan, Karaman Eyaletinin Paşa sancağı merkezidir.36 Bizim incelediğimiz dönem olan 1837-1840 yıllarında ise Muhittin Tuş’un belirttiğine göre: Karaman Eyaletinin 1836’daki sancakları Konya, Akşehir, Aksaray, Beyşehir, İç-il, Niğde, Hamid, Teke’dir.37 Görüldüğü üzere Geçen 250 yıla rağmen eyaletin yapısında çok fazla değişiklik olmamıştır.

Konya şehrinin sosyal ve ekonomik yapısıyla ilgili 1. ve 2. bölümde ayrıntılı bilgiler vereceğimizden, şehrin genel yapısıyla ilgili bu bilgileri yeterli görüyoruz.

34 Tuncer Baykara,Türkiye Selçukluları Devrinde Konya, Konya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayını,

Konya 1998,s.55; Muhittin Tuş, Sosyal ve Kültürel Açıdan Konya, Tablet Yayınları, Konya 2007, s. 23; Özer Ergenç, Ankara ve Konya, s. 33.

35 Tuş, Sosyal ve Kültürel Açıdan Konya,s.23. 36 Ergenç, Ankara ve Konya, s. 63.

(25)

I. BÖLÜM SOSYAL HAYAT

A- AİLE

1- AİLENİN OLUŞUMU

Aile akrabalık ilişkisiyle birbirine bağlanan fertlerin bir araya getirdiği topluluktur.38 İslam ailesi karı-koca, çocuklar, ana-baba bunların usûl ve furuundan oluşur.39 Bu küçük topluluk sosyal hayat içerisinde toplumun adeta küçük bir modelidir. Onlarca farklı milletin bir araya gelmesiyle oluşan Osmanlı Devleti’nde aile yapısının farklı toplumlarda birbirine fazlaca benzememesi muhtemeldir. Zirâ Osmanlı toplumu; gayrimüslimler bir yana müslüman unsurların bile muhtelif farklılıklar gösterdiği bir camiaydı.40 Şehirli köylü, göçebe ayrımı farklı coğrafyalarda daha başka ayrılıklar da doğuruyordu. Ancak hem bizim konumuz olan Konya şehrinde, hem de Anadolu genelinde ailenin oluşumunda izlenen yol, küçük farklılıklar olmakla beraber aynıdır diyebiliriz. Bu yolun başında, evliliğe rızâ ve nişan vardır.

a) Nişan

Ailenin teşekkülünde ilk adım olma niteliğini taşıyan nişanlanma merasimi, İslam hukukunda nikahın bir mukaddimesi sayılmıştır.41 Nişanlanma bir tarafın karşı

tarafa evlenme niyet ve arzusunu açıklamasıyla başlar, karşı tarafın bu teklifi ya reddetmesi veya kabul etmesi halinde nihayet bulur.42 Bizim inceleme konumuz olan 83 numaralı şer’iye sicil defterinde nişanla ilgili bir belge yoktu.

Zira normal şartlarda nişanlar sicil defterlerine kaydedilmiyordu, ancak anormal durumlardaki bir ihtilaf bu defterlere yansımıştır. Hayri Erten 18. yy’ın ilk

38 Mehmet Akif Aydın, “Aile”, DİA,C. II, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,İstanbul 1989, s. 196. 39 Hayrettin Karaman, “İslamın Getirdiği Aile Anlayışı”, Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk

Ailesi, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara 1992, s. 387.

40 İlber Ortaylı, “Osmanlı Aile Hukukunda Gelenek, Şeriat ve Örf”, Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara 1992, s. 459.

41 Saim Savaş, “Fetva ve Şer’iye Sicillerine Göre Ailenin Teşekkülü ve Dağılması”, Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara 1992, s. 504.

42 Hamza Aktan, “İslam Aile Hukuku”, Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi, T.C.

(26)

yarısına değin Konya şer’iye sicillerinde nişanla ilgili 143 belgeye rastlamıştır ki43, bu olaylar ya nişan bozma, veya nişanlısının dışında başka biriyle evlendirilme gibi olağanüstü durumlardır.

b) Nikah

Nişanlanma ile evlenecek gelin ve güvey adayları belirlenip evlenme niyetleri ilan ediliyordu. Nikah akdinin yapılmasıyla da, nişanda verilen sözler yerine getirilmiş ve aile teşekkül ettirilmiştir.44 İslam hukukunda evlenmelerin iki şahit huzurunda yapılmasından başka bir şekil şartı bulunmamasına rağmen din ve toplum hayatında oynadığı rol sebebiyle bu akdin oldukça erken dönemlerden itibaren, onun hukuki yönünü bilen din ve hukuk adamları huzurunda yapılmasına özen gösterilmiştir.45 Osmanlı Devleti’nde de nikahın mahkeme siciline kaydedilmesi gerekiyordu. Ama bu tip kayıtlara her sicilde çok sayıda rastlanmamaktadır. Sicile kayıt edilmeyen nikah da sözlü rıza ile cemaat nezdinde meşruiyet kazanmış demektir.46 Bizim inceleme konumuz olan 83 numaralı şer’iyye sicilinde de hiçbir nikah kaydı yoktur. Muhakkak ki Konya gibi önemli bir sancakta 3 yıl boyunca nikah kıyılmaması söz konusu değildir. Bizim buradan çıkardığımız sonuçların birincisi; o dönem Konya insanının, herhangi bir anlaşmazlık konusunu, kendi aralarında halledemedikleri takdirde kadı huzuruna getirmeleri47, ikincisi ise Kadı’nın yapmış olduğu işlerden ücret alması nedeniyle48, halkın nikah akdini kadıya onaylatmaktan alıkoyduğu yönündedir49.

43 Erten, Ailenin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapısı, s. 35. 44

Savaş, “ Ailenin Teşekkülü ve Dağılması”, s. 510.

45 M. Akif Aydın, “Osmanlılarda Aile Hukukunun Tarihi Tekâmülü”, Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi, T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara 1992, s. 437.

46 Ümit Erkan, “1509 no’lu Rize Şer’iyye Sicili Işığında Rize’de Aile”, Rize Sempozyumu, Rize 2006. 47 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Leslie Peirce, Ahlak Oyunları 1540-1541 Osmanlı’da Ayntab

Mahkemesi ve Toplumsal Cinsiyet, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2005.

48 KŞS 83, 70/1.

49 Halil İnalcık, Osmanlı’da Devlet Hukuk Adalet, Eren Yayınları, İstanbul 2000, s. 118. “Evlenecek kızlardan vergi alan yöneticilere “Subaşı, Sipâhi ve Voyvodaların bu işe karışmalarına gerdek resmi bir bahane olmaktadır. Gerdek resmi, resm-i arus veya ârusâne denilen bu resm örfi bir resmdir. Şer’i değildir. Onu nikahı akdeden kadının aldığı resm-i nikahla karıştırmamak lazımdır”; Saim Savaş, “ Ailenin Teşekkülü ve Dağılması”,s. 522. Burada evlenecek erkeğin, gerdek resmi, izinnâme akçesi ve nikah parası adında 3 türlü vergi vereceğini ve bu uygulamanın Tanzimat’a kadar devam ettiği belirtmektedir. ;Halil Cin,İslam Ve Osmanlı Hukukunda Evlenme,Selçuk üniversitesi Yayınları, Konya 1998 ,s282. “Osmanlı da evlenecek tarafların kadıya gitmeleri mecburi olmadığı gibi,herhangi bir memurun veya imamın evlenmede hazır bulunmasına gerek yoktu .”demektedir.

(27)

Osmanlı Devleti’nde nikah konusunda akla en çok gelen soruların başında erken yaşta nikah sorunu vardır.

ba) Erken Yaşta Nikah

83 numaralı Konya Şer’iye sicilinde bu konuyla ilgili bir belge olmamasına rağmen, günümüzde bile karşımıza çıkan bir mesele olmasından, burada değinmek istedik.

Hanefi mezhebine göre aile hukukunda tam ehliyetli olmak için akıllı ve baliğ olmak yani temyiz gücüne sahip olarak ergenlik çağına ulaşmak yeterlidir.50 Ancak Osmanlı toplumunda ergenlikten daha önce evlendirilen kızlar vardı.51 Bu durumun sebebini yüzde yüz açıklayamamakla birlikte, fakir ailelerin küçük yaştaki kızlarını nikahlayarak, karı-koca hayatı sürebileceği çağa gelinceye kadarki bakımından kurtulmak olarak tahmin ediyoruz. Daha mâsum bir düşünceyle kızların aileleri, evlatlarının daha iyi bir hayat sürebilmesi için bu uygulamaya başvurabiliyordu.

bb) Çok Eşle Nikahlanma

Günümüzde dahi tartışmalara konu olan bir diğer husus da çok eşliliktir. Müslüman Osmanlı ailesinin çok zevceli (eşli) bir düzene dayandığı yaygın bir mütearifedir52, fakat bu tarif doğru değildir. Araştırma konumuz olan 83 numaralı şer’iye sicilinde tereke kayıtları olmadığı için bu konuya ışık tutamasak da defterde bulunan vasi tayini, nazır tayini, nafaka takdiri konularına ait 54 belgeden sadece 2 tanesinde 2 eşliliği görebildik. Filcancı Mehmet ibni Osman adında aslen Ankaralı olan ancak ticaretle uğraştığı için Ereğli’de oturan bu kişinin Halime ve Huriye adında 2 eşi olduğunu anlıyoruz.53 diğer belge de bir mülk satışı belgesidir ki54

Kâimmakam Esseyid Mesud Efendi’nin Sâliha ve Münevver adında iki eşi olduğunu tespit ediyoruz.

50 M. Akif Aydın, Aile Hayatı, İlmihal, İslam ve Toplum, C. II, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,

İstanbul 1999, s. 210.

51 Peirce, Ahlak Oyunları, s. 174.

52 İlber Ortaylı, Osmanlı Toplumunda Aile, Pan Yayıncılık, İstanbul 2002, s. 75. 53 KŞS 83, 44/2.

(28)

Muhakkak ki elimizdeki iki belgeyle genelleme yapamayız. Ancak daha önce bu konuda çalışmaları olan Muhittin Tuş 1756-1856 yılları arasında Konya Şer’iyye Sicillerinde Müslüman erkeklere ait 148 terekeyi incelemiş ve % 90.55’inin tek eşli olduğunu tespit etmiştir.55 Hayri Erten XVIII. yy ilk yarısında Konya’ya ait 1367 evlilikten % 87.6’sının tek eşle evli olduğunu tespit etmiştir.56 Bu veriler o dönem Konya halkı arasında tek eşliliğin kabul gördüğünü ispatlamaktadır.

c- Çocuk Sahibi Olma

İnsanoğlunun fıtratında neslini devam ettirme düşüncesi vardır. Aile kurmaktaki ilk amaç ne cinsel arzular, ne de gündelik ihtiyaçlardır. İslam dini de insanı bu yönde teşvik eder.57 Bu düşüncelerle Osmanlı toplumunda çocuk sahibi olmak önemliydi.

ca) Çocuk Sayıları

Toplumumuzda yaygın, yanlış düşüncelerden bir tanesi de Osmanlı toplumunun bir tarım toplumu geleneği ve doğulu kafa yapısından kaynaklanan çok çocuklu ailelerden oluştuğudur.

İnceleme konumuz olan 83 numaralı Konya Şer’iyye sicilinde 61 belgede çocuk sayılarına ulaştık. Ancak bu belgelerin büyük bir kısmı vasi ve nâzır tayini ve nafaka takdiri olduğundan belgede ailenin bütün çocukları değil sadece vâsiliğe muhtaç olanlarının isimlerinin geçmesi muhtemeldir. Buna rağmen tespit ettiğimiz çocuk sayıları şu şekildedir:

55 Tuş, Sosyal ve Kültürel Açıdan Konya, s. 146.

56 Erten, Ailenin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapısı, s. 59. 57 Karaman, “ Aile Anlayışı”s. 386.

(29)

Tablo-1: Âilelerin çocuk sayıları

Aile Sayısı Çocuk sayısı

1 çocuklu aile → 2358 23 2 çocuklu aile → 2359 46 3 çocuklu aile → 760 21 4 çocuklu aile → 261 8 5 çocuklu aile → 462 20 6 çocuklu aile → 163 6 TOPLAM 60 124

Yapmış olduğumuz hesaplamalara göre aile başı ortalama 2 çocuk düşüyor, fakat yukarıda belirttiğimiz sebeplerden ötürü bu rakamlar pek de güvenilir değil. Ancak konuyla ilgili daha kapsamlı araştırmalara bakarsak Hayati Erten 1832 ailenin ortalamasını 2.87 çocuk olarak almıştır.64 Muhittin Tuş 382 müslüman ailede yaptığı

araştırmada çocuk oranını 2.29 olarak tespit etmiştir.65 Mehmet İpcioğlu 57 numaralı Konya Şer’iye sicilindeki 39 ailenin çocuk sayısında 3.3 ortalama tespit etmiştir.66 Savaş Eroğlu ise 1848 yılı müslüman ailelere ait 126 tereke kaydı incelemiş ve ortalama çocuk sayısını 3.4 olarak tespit etmiştir.67Alaaddin Aköz ve Doğan Yörük,

Karaman eyaletinin bir diğer sancağı olan Aksaray’daki sürgün olaylarını incelerken tahrir ve sürgün defterlerinden yararlanarak kız ve erkek çocukların sayıları üzerinde

58 KŞS 83, 6/2, 6/3, 10/1, 11/1, 23/1, 24/1, 25/1, 31/1, 34/1, 35/1, 37/3, 38/2, 39/1, 41/1, 44/1, 44/3, 45/3, 48/1, 48/2, 48/3, 50/1, 50/2, 50/3 59 KŞS 83, 5/2, 6/1, 8/2, 10/3, 11/3, 12/1, 13/1, 16/1, 18/2, 18/3, 19/3, 21/2, 23/2, 23/3, 29/1, 30/3, 30/4, 40/2, 41/2, 44/2, 48/4, 29/2, 30/2 60 KŞS 83, 3/2, 3/3, 7/1, 16/3, 20/3, 24/2, 25/2 61 KŞS 83, 40/1, 46/2 62 KŞS 83, 9/2, 12/2, 41/3, 45/1 63 KŞS 82, 21/1

64 Erten, Ailenin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapısı, s. 92. 65 Tuş, Sosyal ve Kültürel Açıdan Konya ,s. 149.

66 Mehmet Altan, Mehmet İpcioğlu, “Şeriye Sicil Kayıtlarına Göre 1748-1749 Yıllarında Konya’da

Aile”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.21, 2009, s. 529.

67 Savaş Eroğlu, 1847-1848 Tarihlerinde Konya’nın Sosyal ve Ekonomik Durumu (80 numaralı Konya

Şer’iyye Siciline göre) Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, basılmamış Yüksek Lisans tezi,Konya 2007, s. 40.

60 124

(30)

titizlikle durmuş ve aile başına düşen çocuk sayısını şehirlerde 1,47 ile 1,86 aralığında tespit etmişlerdir68.

Sonuç olarak yapılan bütün araştırmalar gösteriyor ki Konya’da ailelerin ortalama çocuk sayısı 3.5’tan daha azdır. Bu sonuç Osmanlı toplumunun çok çocuklu ailelerden oluştuğu düşüncesinin de yanlış olduğunun ispatıdır.

cb) Çocuklara Konan İsimler

İnsanların çocuklarına vermiş oldukları adlar onların kişiliklerinin ve kültürlerinin bir yansımasıdır. Çocuklara konan isimler o ailenin dünya görüşünün de bir yansıması olabilmektedir69. Türk milli geleneğinde ismin, çocuğun kişiliğine yansıyacağı düşüncesi vardır. İslamiyette ise evladın baba üzerindeki ilk hakkı güzel isimdir. Bu sebeplerledir ki, Türk-İslam geleneğinde isim koyma önemlidir. Ve bu iş bir ritüel olarak çocuğun kulağına ailenin büyüğü tarafından (genellikle baba) ezan okunup 3 defa ismi söylenerek yapılır.

İnceleme konumuz olan 83 numaralı şer’iyye siciline baktığımızda H. 1253-1256 (1837-1840) yıllarında Konya halkı çocuklarına hangi isimleri veriyordu açıkça görebiliriz.

Erkeklere en çok konan isimler sırayla: 1. Mehmet 2. Ali 3. Mustafa 4. Ahmed 5. İbrahim 6. Hüseyin 7. Osman 8. Süleyman

68 Alaaddin Aköz-Doğan Yörük, “Aksaray Sancağı’ndan Kıbrıs Adasına Sürgün Edilen Aileler”

,

Orta-Doğu Araştırmaları Dergisi,sayı 1,C2,Elazığ 2004,s.94.

69 Yılmaz Kurt,”Sivas sancağında kişi adları”, Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi,Sayı: 4 Yayın Tarihi: 1993,s.223.

(31)

9. Ömer 10. Salih

Genel olarak Peygamberimizin isimleri, 4 Halifenin ve ehlibeytin isimleri ve diğer peygamberlerin isimleri olarak gruplandırabiliriz.70

Kızlara gelince; 1. Şerife 2. Fatıma 3. Aişe 4. Havva 5. Asiye 6. Hatice 7. Alime

Öne çıkan kız isimlerine baktığımızda genellikle Peygamberimizin ehlibeyti ve dinen önemli kişilerin isimleri tercih edilmiştir.

2- AİLENİN DAĞILMASI a- Boşanma

İslam da aile kaydı hayat şartıyla kurulan bir müessesedir. Yani karı ve koca ölünceye kadar evli kalmak niyet ve azmiyle evlenirler.71 Bununla beraber evliliğin sürdürülmesi imkânsız, hatta taraflar için fayda yerine zarar verecek hale gelince evliliğin muhtelif yollarla sona erdirilmesine cevaz verilmiştir. Bu yollar: Talak, ilâ, muhâle’a, muhayyerlik, liân, fesih, tefviz-i talak şeklinde görülebilir.72 Bu boşanma

şekillerinden daha fazla rastlanılanlarını kısaca açıklayalım:

70 Muhittin Tuş, “Kayseri Tereke Defterleri Üzerine Bir Araştırma (1700-1730)”Selçuk Üniversitesi Sosyal bilimler enstitüsü dergisi,S.4/1999,s.167-168. Makalesinde Konya gibi bir orta Anadolu şehri olan Kayseri üzerine yaptığı çalışmada karşılaştığı çocuk isimleri,bizim çalışmamızla,büyük benzerlik göstermektedir.

71 Aktan, “İslam Aile Hukuku, s. 408. 72 Aktan, “İslam Aile Hukuku”,s. 409.

(32)

Talak: Prensip olarak kocanın, tek taraflı iradesiyle evliliği sona

erdirmesidir.73

Muhâla’a: Evliliği sürdürmek istemeyen kadının, kocasına vereceği bir bedel

karşılığında evlilik bağından kurtulması veya kadının bir bedel karşılığında talakı kocasından satın almasıdır74.Muhâla’a veya hulû ya, karşılıklı anlaşma ile boşanma diyebiliriz75.

Bizim inceleme konumuz olan 83 numaralı KŞS defterinde 5 adet belgede boşanma konusuna rastladık. Bunlardan 4 tanesi boşanmadan sonraki nafaka talebi, bir tanesi de boşanma talebidir. 3 belgede de yer alan “meyânımızda hüsn-i zindegani muâşeret olmamağ” ibaresinden 3 evliliğin de karı koca arasındaki, günümüz manasıyla şiddetli geçimsizlik olmasından sona erdiğini söyleyebiliriz.

Bunlardan 4 tanesinde76 kadınlar kocalarından nafaka talep ettiğinden

muhâla-a yoluylmuhâla-a boşmuhâla-anmmuhâla-adıklmuhâla-arını muhâla-anlıyoruz.

Belgelerde yer alan beni “tatlik”(talak) etti ibaresinden açıkça kocanın talak yoluyla boşadığını anlıyoruz77.Bu ibare olmasa da, bazı davalarda da kadının nafaka isteği bize talak yoluyla boşandıklarını düşündürüyor78

33/3 nolu KŞS belgesinde ise Uzun Mescit Mahallesi’nde sakin Hatice Hatun “merkum Hüseyin benim zevcim olup lâkin meyanımızda hüsnü zindegâni muâşeretimiz olmadığından zimmetinde mütekarrar otuz guruş mehr-i müeccelim ve doksan guruş iddet nafakam ve müenneti sükkârım ve muaccelemde bir kutni entâri ve bir şalvar ve sâir mâlumul eşya hakkımdan fariğa ve merkum Hüseyinin firâşından hasıla ve benden mütevellide perişan-ı reşide olmuş sağire kızım Aişe nam sağirenin nafaka ve kisvesi dâhi kendi üzerime olmak üzere hul’a tâlip olup ol dahi ber-minvâli muharrer beni hul’i sahih ile muhalaa…” ifadesini kullanmış ki burada açık olarak Hatice Hatun’un muhâla’a yoluyla kocasından boşandığını görebiliriz.

73 Aktan, “İslam Aile Hukuku”,s. 409.

74 İzzet Sak - Alaaddin Aköz, “Osmanlı Toplumunda Evliliğin Karşılıklı Anlaşma İle Sona

Erdirilmesi: Muhâla’a(18.Yüzyıl Konya Şer’iyye Sicillerine Göre)”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat

Araştırmaları Dergisi,sayı15,Güz 2004,s.92-93.

75 Halil Cin,Eski Hukukumuzda Boşanma,Selçuk Üniversitesi Yayınları,Konya 1988,s.70. 76 KŞS 83, 24/1, 35/2, 44/1, 16/2

77 KŞS 83,24/4,35/2 78 KŞS 83,16/2,44/1

(33)

Sonuç olarak Osmanlı toplumunda boşanmanın sâdece erkeklerin hakkı değil,şartlar oluştuğu taktirde kadının da boşanma talebinde bulunabileceğini görüyoruz.

b- Dağılan Ailede Kadın ve Çocukları Koruyucu Müesseseler ba) Kadınların Korunması

Osmanlı toplumunda ailenin nafakasını sağlamak babanın göreviydi. Bu yüzden aile dağıldığı zaman kadının maddi sıkıntılara düşmesi muhtemeldi. İşte bu durumu engellemek için İslam Hukuku’nun getirmiş olduğu uygulamalar Osmanlı toplumunda tamamen kabul görmüş ve uygulanmıştır. Bu uygulamaların başında ise mehir vardır.

ba 1) Mehir

Terim olarak erkeğin nikah sebebiyle kadına ödemekle mükellef olduğu para veya malı ifade eder.79 Mehirin nikah akdi sırasında peşinen ödenen kısmına mehri muaccel; ileride ödenmesi için söz alınan kısmına mehri mueccel denilmektedir.80Mehir evvelâ talak yetkisini kötüye kullanmak isteyen koca için, kadını koruyan bir müessesedir81.Bu müessese kocanın ölümü veya boşanma durumunda da kadını korur.

İnceleme konumuz olan 83 KŞS’de mehri müeccele 1 kez rastladık.82 Bu davada “gerek mehr-i müecceli ve gerek iddet’i nafaka ve sair dâva için 600 guruş üzerinde musâlahai sahihi şer’i ile sulh olup…” ibaresinden, ayrıldıktan sonra kadının maddi olarak sıkıntıya düşmemesi için o dönemin şartlarında yüksek bir meblağ olan 600 guruş para verildiğini görüyoruz. Fakat burada mehr-i müeccel dışında karşımıza bir terim daha çıkıyor ki o da iddet nafakası.

79 Aktan, “İslam Aile Hukuku”,s. 405.

80 Mehmet İpcioğlu, Konya Şer’iyye Sicillerine Göre Osmanlı Ailesi, Nobel Yay., Ankara 2001, s. 30. 81 Cin,Evlenme,s.231

(34)

ba 2) İddet Nafakası

Evlenmenin ölüm, talak veya adli boşanma ile sona ermesi halinde kadın, yeni bir evlenme akdedebilmesi için belli bir süre beklemek zorundadır. İşte bu bekleme süresine iddet adı verilir83. Ayrılan kocanın bu bekleme sürecinde, ihtiyaçlarını karşılamak için kadına verdiği nafakaya ise iddet nafakası84 denir.

35/2 nolu KŞS, belgesinde iddet nafakasının o dönem geçerli bir uygulama olduğunu görüyoruz.

bb) Çocukların Korunması

Diğer canlılardan farklı olarak, insan yavrusunun sağlıklı yetişmesi için belli bir yaşa ulaşıncaya kadar ebeveynlerce yapılması gereken işler vardır. Anne baba sağ olduğu ve yuvada işler düzgün gittiği sürece bu hayatın doğal akışı içinde kendiliğinden sürer gider. Ârızi bir durum söz konusu olduğunda Osmanlı Devleti gerekli önlemleri alırdı.85 Osmanlı Devleti’nde çocuğun hakkı daha anne rahmine düştüğünde başlardı.86 Bu durumun ispâtını şer’iyye sicillerinde görmekteyiz.87

bb 1) İskat-ı Cenin

En basit tanımıyla çocuk düşürme diye tanımlayabileceğimiz iskat-ı cenin İslam dininde yasak olduğu gibi88, günümüz TCK 99, 100 ve 101. maddelerinde yerini bulmuştur.89

İnceleme konumuz olan 83 nolu KŞS 80. sayfasında ıskat-ı cenin ile ilgili bir ferman vardır. Bu fermanın ilk paragrafında Anadolu’nun hemen her sancağındaki vali, mutasarrıf, ferik, mütesellim vb. yöneticilere emredilmiş,90 Demek ki ıskat-ı

83

Cin ,Boşanma, s.111.

84 M.Akif Aydın, İslam-Osmanlı Aile Hukuku, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları,

İstanbul 1985, s.124.

85 Yusuf Küçükdağ, Cumhuriyetten önce dezavantajlı gruplarla ilgili uygulamalara dair bazı tesbitler”, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Sempozyum Sunumu.

86 Ömer Düzbakar, “Osmanlı Devleti’nin dilencilere bakışı (Bursa Örneği)”, Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C.1, Sayı: 5, Sonbahar 2008, s. 293.

87 KŞS 83, 80/1

88 Kur’an-ı Kerim, Hud Suresi, Ayet: 14.

89 Fatma Şimşek, Haldun Eroğlu, Güven Dinç, “Osmanlı Devleti’Nde Iskat-ı Cenin (Çocuk

Düşürme)”, Uluslar arası oysal Araştırmalar Dergisi, C.2, Sayı: 6, 2009, s. 594.

(35)

cenin olayı sadece Konya şehrinde değil bütün Osmanlı topraklarında görülüyordu. Iskat-ı ceninin Osmanlı toplumunda yasak olduğuna dair elimizdeki en eski belge 6 Ramazan 1179 (1766) tarihlidir.91 Bu belge bir mahkeme kaydıdır. Ancak bizim

elimizdeki belgenin hem ferman olması, hem Tanzimat’ın hemen öncesinde bile bu tür olayların görüldüğünü göstermesi, hem de sistematik oluşu bakımından önemlidir. Zira ferman gönderilmeden önce Meclis-i Umur-u Nâfia, Dar-ı şuârâ, Bâbıâli ve Meclis-i Vâlâyı Ahkam’ı Adliye’de92 konu müzâkere edilmiş, ülkedeki doktor, ebe ve eczacılar uyarılmış ve ıskat-ı cenin işine karışanlara ağır cezalar getirilmiştir.93

Iskat-ı cenin olayına o dönem insanların neden başvurduğu sorusuna cevap arayacak olursak yine konuyla ilgili belgelerde cevaplar bulabiliriz. Bu cevapların en başında, halkın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıda daha fazla çocuk istememesidir.94Ayrıca 1820’ lerde,30’ larda ve 40’ larda yeni tanzim edilmiş orduya asker alınmasından dolayı köylerdeki erkek nüfus azalınca kadınların bir çoğu kendi hayatlarından korktuklarından ve henüz doğmamış çocukların istikbâlinden şüphe ettiklerinden çocuk düşürüyorlardı95.

Devletin bu konuda sıkı tedbirler almasının sebeplerinin başında ise o dönem devletin içine düştüğü nüfus darlığı gelmektedir.96 Iskat-ı cenin’i yasaklamayı sadece dini sebeplere ve asker ihtiyacına bağlayamayız. Zira fermanda ıskat-ı cenin gayrimüslimlere de yasaklanmıştır.97 Her ne sebeple olursa olsun ıskat-ı cenin’in yasaklanması, Osmanlı toplumunda çocuğun daha ana rahmine düştüğü andan itibaren haklarının başladığının göstergesidir. Bu durumun bir diğer göstergesi ise haml meselesidir.

91 Şimşek-Eroğlu-Dinç, “Iskat-ı Cenin”, s. 597.

92 Meclisin kuruluş ve işleyişiyle ilgili bkz. Ekrem Buğra Ekinci, Tanzimat ve Sonrası Osmanlı Mahkemeleri ,Arı Sanat Yayınevi ,İstanbul 2004,s.142-158.

93 KŞS 83, 80/1

94 Şimşek-Eroğlu-Dinç,“Iskat-ı Cenin”, s. 595.

95 Donald Quataert , “19.Yüzyıla genel Bakış Islahatlar Devri 1812-1914,Osmanlı İmparatorluğu’nun Sosyal Ve Ekonomik Tarihi,C II,(Edit:Halil İnalcık-Donald Quataert),Eren yayıncılık,İstanbul 2004,s.913

96 Donald Quataert , “ Islahatlar Devri”, s. 596. 97 KŞS 83, 80/1

(36)

bb 2) Haml

Anne karnındaki çocuğa, yani cenine “haml” de denir.98 Cenin anne karnında bulunduğu süre içinde, onun bir parçası durumunda olması sebebiyle, onun aleyhine hiçbir hak yüklenemez, o borçlandırılamaz. Hiçbir yükümlülüğünün bulunmamasından dolayı, o, zimmet ve ehliyet sahibi de değildir. Fakat bir insan olması sebebiyle de müstakil bir fizik varlık olarak kabul edilmiştir. Çünkü o başlı başına bir hayata sahiptir ve annesinden ayrı bir şahıstır.99

İnceleme konumuz olan 83 numaralı KŞS’de “haml”le alâkalı 3 belgeye rastladık.100

Bunlardan 9/2 numaralı KŞS’de Mehmed, Hatice, Saliha, Havva ve Alime adlı çocuklarla birlikte annesinin karnında “haml” ber mucibi defteri kassam hıssalarına isâbet ve intikal eden bilcümle emval ve eşyâya ortak kılınmış ve annesi vasi tayin edilmiştir.101

23/3 numaralı KŞS belgesinde de Ali bin İbrahim ölünce çocukları Mehmed ve Fâtıma ile birlikte anne karnındaki haml’e, amcaları Ömer vasi ve dedeleri Esseyyid Hüseyin de nâzır tayin edilmiştir.

48/1 numaralı KŞS belgesinde ise haml kelimesi geçse de çocuğun artık doğduğu anlaşılıyor. Bu çocuğa vasi tayin edilerek 20 guruş nafaka bağlanıyor.

Osmanlı toplumunda küçük yaşta öksüz veya yetim kalan çocukları korumak için yapılan uygulamaların en önemlileri ise yukarıda da bahsi geçen vâsi ve nâzır tayini ile nafaka takdiridir.

bb 3) Vasi ve Nazır Tayini, Nafaka Takdiri

Vasi, ölen bir kimsenin çocuklarına bakmak ve onlar akıl baliğ oluncaya kadar terekelerini tasarruf etmekle mükellef kimsedir102 diye tanımlansa da

98 Mahmud Es’ad b. Emin Seydişehri, Ferâidü’l Ferâiz, İzmir, 131, s. 30.

99 Mustafa Uzunpostalcı, “İslam hukukunda şahsiyet ve hakiki şahıs” İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, Sayı: 7, Nisan 2006, s. 62.

100 KŞS 83, 9/2, 23/3, 48/1

101 Vasilik kavramını daha sonraki bölümde açıklayacağız.

102 Fuat Tezal, 61 Numaralı Şer’iyye Sicil Defterine Göre Ankara’da İctimai ve İktisâdi Hayat (1680-1682),

(37)

belgelerde sadece ölen değil boşanan ailelerin de küçük çocuklarına vasi tayinine rastlıyoruz.103

İslam toplumunda yetimlerin korunması hem ahlak, hem hukuk söylemine giren önemli bir konuydu.104 Vasîlik ise yetim kalan çocukların haklarını korumak adına önemli bir uygulamaydı. Vâsilik uygulamasının sözlükteki manasından daha geniş bir içeriği vardır. Öncelikle vasi, geride kalmış ve mallarını idare edemeyecek durumda olan kişilerin hisselerini korumakla ve idare etmekle görevli olduğu gibi bu mallar üzerinde her türlü tasarruf hakkına, vasisi olduğu kişi adına sahiptir ve hukuken temsil yetkisi vardır. Vasî, vasîsi olduğu kimseye intikal etmiş olan malları parasal olarak değerini düşürmemek kaydıyla, artırmak için dilediği gibi değerlendirebilirdi.105 Ve bu sırada vasîsi olduğu kişinin her türlü masrafını karşılamak zorundaydı.

Yetime bir vasi atayan kadının işi burada bitmezdi. Çocuğa harcanan nafakanın yerli yerince harcanıp harcanmadığı, eğitimiyle ilgilenip ilgilenilmediğini takip etmek için vasinin üzerine bir de “nâzır” atanırdı.106

Nâzır, herhangi bir yanlış uygulama tespit ederse bunu mahkemeye bildirip gerekli önlemin alınmasını sağlardı.107 Ancak yetimin geleceğe dair, hayatının

kolaylaşmasına katkı sağlayacak en önemli uygulama nafakaydı.

Nafaka aile hukuku veya mülkiyet ilişkisinden doğan bakım yükümlülüğü ve bu kapsamda yapılan harcamalar manasına gelmektedir.108

Yetim veya öksüz kalan küçük çocuklara anne-babalarının bıraktıkları mirastan kendilerine tekabül eden hisselerinden karşılanmak üzere, Konya Mahkemesi tarafından nafaka miktarı tayin edilerek, çocukların gıda, yiyecek, mesken ve bakım masrafları karşılanmaya çalışılmıştır.109

103 KŞS 83, 24/4

104 Hülya Canbakal,17. Yüzyılda Ayntâb, s. 184.

105 Haldun Eroğlu, “Ondokuzuncu Yüzyılda Yetim Çocuklara Vasi Tâyini: Antalya Örneği”, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, C.50, Sayı: 4, Yıl: 2007, s. 285-288.

106 Yusuf Küçükdağ, Dezavantajlı gruplar. 107 Yusuf Küçükdağ, Dezavantajlı gruplar..

108 Celal Erbay, “Nafaka”,DİA, C.32, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları ,İstanbul 2006, s. 282. 109 Erten, Ailenin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapısı, s. 128.

Referanslar

Benzer Belgeler

Mahkeme durumu İvaz’a sorduğunda inkâr etmesi üzerine aynı köyden olan Hüseyin bin İsa Beşe ve Süleyman bin Hamza olaya şahit olarak sorduğunda onlar da

We suggest reduced band-bending due to x-ray in- duced photovoltage and excitation of charge carriers over the surface potential barrier by absorbed x-rays as possible mechanisms

If we turn from what it has not done to some of the things it has, the AKP government has made strenous efforts to make Turkey a full mem- ber of the EU, which have included

59 Diğer hastalar ise Konya merkeze bağlı Kara Cifan mahallesinden Molla Mustafa bin İbrahim, Fakih Dede mahallesinden Osman ibn-i el-hâc Ali, Ömer Hoca mahallesinden

Ayrıca, katılımcıların çoğu (N=38) sanayi ile iş birliği yapabilen okullarda çalışan mesleki teknik öğretmenlerin işlerinden daha çok doyum sağladığını,

Trabzon Vilâyet-i celîlesi dâhilinde Rize Kazâsına muzâfe Gürgen Karyesi ahalisinden olub bundan akdem vefât eden Selimoğlu Yakub bin Abdullah’ın verâseti

Nitekim Evasıt-ı Şevval 978/8-17 Mart 1571 tarihinde, Konya kazasına tabi Belviran nahiyesinde Kuzviran isimli köyde Karamanoğlu Mehmet Bey bazı mülk

ifade etmektedir. EbUızlya ' nın değişik NUmune-ı Edeblyyat' ı Osmanlyye baskılannda ulaştığı · basım ı:nuke~mellyetl ile resim basımcıh!lndakl öncülük ve