NORMAL SÜRE VE AZAMİ SÜRE

Belgede TÜRK BORÇLAR HUKUKU KAPSAMINDA (sayfa 111-114)

B. NORMAL SÜRE VE AZAMİ SÜRE

Haksız fiiller neticesinde meydana gelen zararlar TBK m. 72/I hükmünde belirtildiği üzere zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. İlgili hüküm kapsamında zamanaşımının başlaması için zararın öğrenilmesi ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi olmak üzere iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir497. Zararın

493 Eren, s. 855; Nomer, s. 268-270; Hayrunnisa Altın, “Haksız Fiillerde Ceza Kanunlarındaki Zamanaşımının Uygulanması”, Ankara: Ankara: AÜHFD, 69 (1), (2020), ss. 1-32, s.2.

494 Antalya, s. 502; Özcan Günergök, Haksız Fiil Hukukunda Ceza Zamanaşımı, 1. b., İstanbul: On İki Levha Yayınları, 2021, s. 9; Sami Narter, “Haksız Fiillerde Zamanaşımı ve Bedensel Zararlarda Zamanaşımının Başlangıcı Sorunu”, Terazi Hukuk Dergisi, C. 10, S. 109, 2015, s. 25.

495 Eren, s. 855; Antalya, s. 514-515.

496 Antalya, s. 515.

497 Eren,s. 855-857; Antalya, s. 503; Günergök, s. 10; Narter, s. 25.

öğrenilmesi, zarar verici olaydan ziyade zararın kapsamının, niteliğinin ve unsurlarının tam olarak öğrenilmesi anlamına gelmektedir498. Kesin nitelikte olmayan şüpheli durumlar zararın öğrenilmesi anlamına gelmeyecektir499. Zarar verici eylemin/olayın veya zararın sonuçlarının devam ediyor olması halinde zararın öğrenildiğinden bahsedilemeyecektir500.

Sürekli iş göremezlik zararının geleceğe yönelik kapsamının belirlenebilir nitelikte olması durumunda zararın belirlenmesinden itibaren zamanaşımının başlayacağı ifade edilmektedir501. Bedensel zararlar kapsamında birden fazla zararın oluşması durumunda en son zarar kaleminin belirlenmesi ile zamanaşımının başlayacağı kabul edilmektedir502. Sürekli iş göremezlik zararları bakımından zamanaşımı süresinin maluliyeti tespit eden kesin nitelikteki hekim veya adli tıp raporu ile başlayacağı kabul edilmektedir503. Yargıtay uygulamasında sürekli iş göremezlik zararları bakımından, maluliyet oranının öğrenildiği tarih zamanaşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir504. Artan

498 Eren, s. 856; Nomer, s. 268; Antalya, s. 504

499 Antalya, s. 504; Fatma Burcu Savaş, “Haksız Fiil Tazminatının Bağlı Olduğu Zamanaşımı Süresinin İşlemeye Başlama Anı”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 74, Ankara, 2008, s. 132.

500 Antalya; s. 504; Eren, s. 856; Gönergök, s. 31; Savaş, s. 132; Yarg. 17. HD., 01.04.2013 T. 2012/7710 E. 2013/4600 K.; “Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.”

(www.lexpera.com.tr) E.T:26.01.2022.

501 Antalya, s. 504.

502 Eren, s. 857; Antalya, s. 507.

503 Eren, s. 857; Antalya, s. 506; Nomer, s. 269; Savaş, s. 133.

504 Yarg. HGK., 15. 05.2015 T. 2013/2216 E. 2015/1349 K.; “Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.”; 4. HD., 09.10.2019 T. 2019/ 2319 E. 2019/4472 K.; “Dosya kapsamından; davacının yaralanması sonucu maluliyet durumunu gösterir Adli Tıp Kurumu raporunun, davacı vekiline 15/04/2015 tarihinde, tebliğ edildiği, davacı vekilinin ise 29/03/2016 tarihinde ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırdığı anlaşılmaktadır. Buna göre, maluliyet raporunun tebliği ile davacının olay sebebiyle zararı öğrendiğinin kabulü gerekmektedir. Şu halde maluliyet raporunun tebliği ile ıslahın yapıldığı 29/03/2016 tarihine kadar geçen sürede 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun 60/1.

maddesinde öngörülen bir ve on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı görülmektedir. Şu durumda mahkemece davalılardan .. Hipermarketler Zinciri A.Ş’nin ıslah edilen miktara yönelik zamanaşımı def’i yerinde olmadığından anılan davalı yönünden de ıslah dilekçesi doğrultusunda maddi tazminata

maluliyet oranında zarar verici olay ile bağlantılı olarak sonradan meydana gelen artışlara ve değişiklere ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresi ilgili artışın veya değişikliğin öğrenilmesi ile başlayacağı kabul edilmektedir505. Buna karşılık öğretide, maluliyet artışlarının uzun zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih açısından bir öneminin bulunmadığı bu hususun yalnızca kısa zamanaşımının başlangıcı bakımından etkili olduğu kabul edilmektedir506.

Haksız fiilden doğan zararların her halde fiilin işlenmesinden itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Sürenin başlangıç anı net bir şekilde tespit edildiği için öğretide mutlak süre olarak adlandırılmaktadır507. Bu bağlamda, zararın meydana gelmesi veya öğrenilmemiş olması uzun zamanaşımı süresinin başlamasına engel olmayacaktır508. Dolayısıyla, zarar verici fiilin meydana gelmesinden itibaren on yıllık sürenin geçmesiyle tazminat talebi zamanaşımına uğrayacak ve bu süre geçtikten sonra zarar veya tazminat sorumlusu öğrenilse dahi tazminat davası açılamayacaktır509. Bir başka ifade ile, kısa zamanaşımı süresi işlemeye başlamasa dahi on yıllık uzun zamanaşımı süresinin dolması ile alacak zamanaşımına uğramış olacaktır510. Öte yandan, on yıllık süre içirişinde iki yıllık kısa zamanaşımın dolmuş olması halinde de on yıllık sürenin uygulanması söz konusu olmayacaktır511.

hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle ıslah edilen kısmın bu davalı bakımından zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.” Aynı yönde bkz. 4. HD., 04.06.2007 T. 2006/7378 E.

2007/7467 K.; 4. HD., 8.5.2019 T. 2018/5294 E. 2019/2691 K.; 4. HD., 7.6.2021 T. 2021/2489 E.

2021/2459 K.; 4. HD., 21.2.2019 T. 2018/4489 E. 2019/912 K. (www.lexpera.com.tr) E.T: 26.01.2022.

505 Eren, s. 857; Narter, s. 33; Yarg. 11. HD., 21.02.1994 T. 113/6410 E. 1994/1301 K.; “Davacı tarafından açılan önceki davada, davacının uğradığı kaza sonucu % 37 oranında maluliyetinin kesinleştiği saptanarak dava bu maluliyet oranına göre sonuçlandırılmıştır. Oysa, davacı açtığı bu yeni dava ile maluliyet oranında değişiklik yükselme olduğunu bildirmiştir. Nitekim, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 25.11.1992 tarihli kurulu raporunda davacının ayak bileğindeki deformasyonun, önceki rapora dayanarak yapılan nervus fibularis paralizöve bağlı olmadığı bu nedenle bu hususun ayrıca mütalaası gerektiği ve buna bağlı maluliyet oranının ise % 7,5 olduğu saptanmış bulunmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, davacının maluliyet oranındaki artışın önceki olaya bağlı ve fakat 25.11.1992 tarihli raporla ortaya çıktığı anlaşılmasına göre, bu ek maluliyet artışından doğan zararın da bu tarihte öğrenildiğinin ve buna bağlı tazminat davası zamanaşımının da bu tarihten itibaren başlatılması gerekir. Nitekim, doktrinde de zarar görenin sağlık durumunun, daha sonra kötüleşmesi halinde bundan doğan zararın bağımsız olarak ele alınacağı ve bu yeni zarar için yeni birzamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir. (Bkz.

Prof. Dr. F. Eren. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt: 2, Sh. 433 ve orada atıfta bulunulan yerli ve yabancı yazarlar).” (www.hukukturk.com) E.T:27.01.2022.

506 Günergök, s. 32.

507 Eren, s. 858; Antalya, s. 509; Altın, s. 17.

508 Günergök, s. 30.

509 Eren, s. 858.

510 Günergök, s. 9; Narter, s. 26.

511 Antalya, s. 508; Savaş, s. 135.

Sürekli iş göremezlik zararının tazmini talebinin zarar gören ile zarar veren arasındaki sözleşme ilişkisine dayanması durumunda TBK m. 146 hükmünde düzenlenen on yıllık zamanaşımı süresi uygulama alanı bulacaktır. Uygulamada sürekli iş göremezlik zararı bağlamında en sık rastlanılan sözleşme sorumluluğu türlerinden biri olan iş kazaları konusunda TBK m.417/III hükmünde açık bir şekilde sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir512. Yargıtay kararlarında da iş kazaları bakımından TBK m. 146 hükmünün uygulanacağı ve zamanaşımının on yıl olduğu kabul edilmektedir513. TBK m. 60 hükmüne göre bir bedensel zararlar sebebiyle sorumlu kişinin sorumluluğunun birden fazla hukuki sebebe dayanması durumunda uygulanması gereken kural için öncelikle zarar görenin iradesi dikkate alınacak zarar görenin bu yönde bir iradesi yoksa veya kanunda da bu yönde bir düzenleme bulunmuyorsa hâkim zarar görenin lehine olan hükme ilişkin kuralları uygulayacaktır514.

Belgede TÜRK BORÇLAR HUKUKU KAPSAMINDA (sayfa 111-114)