KÜÇÜKLERİN GELİRİ

Belgede TÜRK BORÇLAR HUKUKU KAPSAMINDA (sayfa 60-63)

Haksız fiil neticesinde bedeninde çalışma gücü kaybı meydana gelen küçüklerin de sürekli iş göremezlik zararına uğradığı kabul edilmektedir226. Çocukların, başarısına, karakterine, zekasına, sosyal ve ekonomik durumlarına göre ileride seçebilecekleri mesleklerin tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiştir227. Uygulamada, ileriye dönük varsayımsal gelir hesaplanırken, küçüğün yaşı, öğrenim durumu, okuldaki başarısı, ailesi ile birlikte yaşadığı sosyal ve ekonomik koşulların dikkate alınması, ancak gelirin daha

223 Çelik Ahmet Çelik, s. 20.

224 Yarg. 15. HD., 20.10.1975 T. 3787 E. 4103 K.; “(…) Öyleyse mahkemece yapılacak iş, sol gözdeki görmemenin genel beden gücünde yaratacağı eksilmeyi usulüne göre saptamak ve davacının normal yaşama süresinde ev işlerini ve hizmetlerini yürütürken bu beden gücündeki eksilme nedeniyle sarfedeceği fazla efor karşılığını hesap ettirip peşin sermaye değerine indirilmesi yoluyla bulunacak maddî tazminatın ödetilmesine karar vermekten ibarettir.”. (www.lexpera.com.tr) E.T: 07.01.2022.

225 Yarg.17. HD., 18.6.2020 T. 2019/309 E. 2020/3690 K.; “(…) dava dışı yaralanan ...'in ceza dosyasındaki ifade tutanaklarına göre ev hanımı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan aktüer raporunda dava dışı yaralanan ...'in ev hanımı olduğu ve asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapılması yerindedir. Ancak anılan raporda aktif dönemde ücretin netleştirilmesi sırasında asgari geçim indiriminin dikkate alınması hatalı olmuştur. Dava dışı yaralanan ...'in zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı ev hanımı olan dava dışı yaralanan ...'in uğranılan zararın hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açıktır.”

Aynı yönde bkz. Yarg. 4. HD., 14.05.2013 T. 2012/13504 E. 2013/9315 K. (www.lexpera.com.tr) E.T:

07.01.2022.

226 Tandoğan, s. 288; Eren, s. 771; Şahin, s. 133; Soytürk, s. 51.

227 Tunçomağ, s. 299; Tandoğan, s. 288; Oğuzman/Öz, s. 98.

yüksek olabileceği iddiasının somut delillerle ispatlanması gerektiği aksi durumda hesaplamanın asgari ücret baz alınarak yapılması gerektiği kabul edilmektedir228.

Uygulamada, küçüklerin uğramış olduğu çalışma gücü kayıplarının tazmini tartışmasız kabul edilmekle birlikte, tazminatın hesaplanmasına esas olacak gelirin başlangıç tarihi hususunda içtihat farklılıkları mevcuttur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin kararlarında, zarar verici olayın meydana geldiği tarihten itibaren çalışma gücü kaybı zararının hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir229. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin kararlarında ise zarar gören küçüğün reşit olduktan ve askerlik süresi de bittikten sonra gelir elde edeceği kabul edilmektedir230. Öğretide de küçüğün çalışmaya başlayabileceği tarihten itibaren bir gelir hesaplaması yapılması gerektiği ifade edilmiştir231. Erkek çocuklar için askerlikte geçecek sürenin hesaba dahil edilmeyeceği yönünde bir içtihat farklılığı bulunmamakla birlikte 17. Hukuk Dairesi meydana gelen çalışma gücü kaybı oranının askerliğe engel teşkil edip etmeyeceğinin araştırılarak tespit edilecek sonuca göre karar verilmesini kabul etmektedir232.

228 Yarg. 17. HD., 19.10.2010 T. 5213 E. 8521 K.; “(…) Hükmedilecek tazminat tutarı, yaralanan kişinin hayat boyunca elde edeceği gelirin, çalışma gücü kaybı oranına karşılık gelen kısmıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, elde edilecek farazi gelir miktarı noktasındadır. Farazi gelir hesaplanırken, küçüğün yaşı, öğrenim durumu, okuldaki başarısı, ailesi ile birlikte yaşadığı sosyal ve ekonomik koşullar birlikte değerlendirilmelidir. Bu koşullar birlikte değerlendirildiğinde, farazi gelirin daha yüksek olabileceğine ilişkin somut olgular birlikte yer almadığı durumlarda gelirin asgari ücret düzeyinde olacağı kabul edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta Fatih'in kaza tarihinde 9-10 yaşlarında olduğu ve iki yıllık öğrenim durumunu gösteren belgelerden başarılı bir öğrenci olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, bu bulgular, özellikle davacının yaşı, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında, mutlak yükseköğrenim göreceğinin kabulü için yeterli sayılmamalıdır.” (www.lexpera.com.tr) E.T: 09.01.2022.

229 Yarg. 17. HD., 15.5.2018 T. 2015/10764 E. 2018/5055 K.; “(…) Somut olayda; hükme esas alınan 11.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda, beden gücü kaybına uğrayan davacı ...'un 20 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itibaren zarar hesabı yapılmış ise de; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı çocuğun çalışma gücünü sürekli yitirdiği tarihten itibaren zararın oluşacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.” Aynı yönde bkz. 17. HD., 10.5.2018 T. 2015/9613E. 2018/4855 K.; 2.4.2018 T. 2015/7913 E. 2018/3722 K.; 30.1.2018 T. 2015/4792 E. 2018/382 K.; 26.03.2015 T. 2013/13386 E. 2015/4873 K.; 25.12.2014 T. 2013/13485 E.

2014/19487 K.; 13.11.2017 T. 2015/4618 E. 2017/10383 K. sayılı kararları. (www.lexpera.com.tr) E.T:

09.01.2022.

230 Yarg. 4. HD., 19.11.2014 T. 2014/307 E. 2014/15580 K.; “(…) Dosya kapsamından, yaralanan çocuk K.. A..'nın olay tarihinde 7 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, K..'ın reşit olduktan ve askerlik süresi de bittikten sonra gelir elde edeceği dikkate alınarak maddi tazminat hesaplaması yapılması gerekirken, bu husus göz önünde bulundurulmadan yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.” Aynı yönde bkz. 4. HD., 18.01.2011 T.

2010/2087 E. 2011/264 K. (www.lexpera.com.tr) E.T: 09.01.2022. Ayrıca bkz. Nilgün Taş, “Yargıtay Uygulamasında Bedensel Zararların Hesaplanması İlkeleri”, Bedensel Zararlar Konusunda Yüksek Mahkeme Görüşleri Sempozyumu 5-6 Nisan 2019, ed. Necdet Basa, Sema Uçakhan Güleç, Ankara: Türkiye Barolar Birliği, 2020, ss.185,190, s. 186.

231 Tandoğan, s. 290; Eren, s. 774; Antalya, s. 113.

232 Yarg. 17. HD., 2.7.2020 T. 2019/6600 E. 2020/4315 K.; “(…) Davacının kazadan kaynaklanan %15.2 oranındaki maluliyetinin derecesi ve niteliğine göre, askerliğe engel teşkil edip etmeyeceğinin (maluliyet

Kanaatimizce 17. Hukuk Dairesi’nin vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket ederek zararın olay tarihinden itibaren oluştuğu yönündeki görüşü isabetlidir. Nitekim, çalışma gücü kaybının kişinin yaşıtlarına kıyasla daha fazla efor sarf edeceği anlamı taşıdığı, Türk Hukuk öğretisinde ve uygulamasında yerleşik hale gelmiştir. Dolayısıyla, söz konusu efor kaybının meydana getirdiği zararın reşitlik ve askerlik gibi aşamalardan sonra başlayacağı görüşü çalışma gücü kaybı zararının kapsamını daraltacak ve hak kayıplarına sebep olabilecektir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021 yılında vermiş olduğu kararlarda küçük için olay tarihinden itibaren gelir ve zarar hesabı yapılması gerektiğine hükmettiği gözlemlenmektedir233. Kanaatimizce bu yönde verilen kararlar daire tarafından içtihat değişikliğine gidildiğine işarettir. Ancak, içtihat değişikliğine gidildiği hususunun kesin olarak ifade edilebilmesi için aynı yönde kararların yerleşik uygulama haline gelmesi gerektiğinin belirtilmesi de zaruridir.

raporu eklenerek yazılacak yazı ile) ilgili askerlik şubesinden sorulması; alınacak cevaba göre askerlikte geçireceği sürede de efor tazminatı verilip verilmeyeceği tartışılarak davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”

(www.lexpera.com.tr) E.T: 09.01.2022.

233 Yarg. 4. HD., 25.10.2021 T. 2021/4609 E. 2021/7385 K.; “(…) Uyuşmazlığa konu trafik kazası, 04/08/2018 tarihinde meydana gelmiş olup dosya içerisinde bulunan 21/06/2019 tarihli öğrenci belgesine göre davacının 10. sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 24/01/2020 tarihli aktüerya bilirkişi ek raporunda; kaza tarihinde 15 yaşında olan ve halen öğrenci olduğu açıkça belli olan davacı için, muhtemel mezuniyet tarihine kadar olan süre de ve iş bulma süresinde ve pasif dönemde de AGİ dahil edilmemiş asgari ücret düzeyinde gelir elde edebileceği varsayılarak efor tazminatı hesabı yapılması gerektiği dikkate alınmadan davacının kaza tarihinden itibaren muhtemel ömür sonuna kadar asgari ücretin iki katı kadar gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.(…) davacının öğrenimini sürdürdüğü okuldan mezun olacağı muhtemel tarihin ilgili öğrenim kurumundan sorulması; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği, hususunun sorulması; bu tespitlerden sonra, davacının okulundan mezun olacağı tarih ve sonrasındaki iş bulma süresinin sonuna kadar geçecek süre için gelirinin AGİ dahil edilmemiş net asgari ücret olarak; çalışmaya başlamasından sonraki dönem yönünden ise tarafların kabulünde olduğu üzere.” 4. HD., 4.10.2021 T.

2021/5496 E. 2021/5966 K.; “(…) Bu itibarla; davacı için kaza tarihinden itibaren tazminat hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, kaza tarihinde 2 yaşında olan ve gelir getirici bir işte fiilen çalışması mümkün olmayan davacı çocuk için işgücü kaybı (efor kaybı) tazminat hesabı yapılırken, fiilen çalışmaya başlayacağı 18 yaşına kadar AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden ve 18 yaştan sonraki aktif devre içinse ... bedeli dahil edilmiş asgari ücret üzerinden hesap yapılması gereklidir.

Bu yönü gözetmeyen rapor hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacının 2-18 yaş aralığındaki dönem için ...

dahil edilmemiş net asgari ücret üzerinden ve 18-60 yaş arasındaki aktif dönem içinse AGİ bedeli dahil edilmiş net asgari ücret üzerinden tazminat hesabının yapılması (pasif dönem hesabının kök rapordaki gibi yapılması, kararı sadece davalı taraf temyiz ettiği ve rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, hesabın 2018 verileriyle ve işlemiş/ işleyecek devre belirlemesinde 2018 yılı esas alınarak yapılması) için rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp karar verilmesi gerekirken.”

Aynı yönde bkz. 4. HD., 14.6.2021 T. 2021/2499 E. 2021/2951 K.; 4. HD., 21.10.2021 T. 2021/14938 E.

2021/7301 K. (www.lexpera.com.tr) E.T: 09.01.2022.

Uygulama açısından önemle belirtmek gerekir ki, 28.01.2020 tarih ve 31022 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23.01.2020 tarih ve 2020/1 sayılı işbölümü kararı doğrultusunda haksız fiilden kaynaklı tazminat davaları 4.

Hukuk Dairesi’nin görev alanı kapsamındadır234. Öte yandan, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 03/11/2020 tarihli ve 245 sayılı kararı ile 17. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarihinden geçerli olmak üzere kapatılmasına, 28.01.2020 tarih ve 31022 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23.01.2020 tarih ve 2020/1 sayılı işbölümü kararı ile 17. Hukuk Dairesine verilen ve bu dairenin arşivinde bulunan işlerden; 08.04.2021 tarihi itibariyle 4. Hukuk Dairesine UYAP bilişim sistemi üzerinden devrine karar verilmiştir235. Dolayısıyla, 4. Hukuk Dairesi tarafından haksız fiiller ve trafik kazalarından doğan tazminatlar bakımından kapsayıcı bir içtihat oluşturulana değin küçüklerin uğramış olduğu çalışma gücü kaybı zararları incelenirken uygulamada yer alan bu değişikliğin dikkate alınması gerektiği ifade edilmelidir.

Belgede TÜRK BORÇLAR HUKUKU KAPSAMINDA (sayfa 60-63)