EDİTÖR
PROF. DR. AHMET CAHİD HAKSEVER EDİTÖR YARDIMCILARI DR. MEHMET YILDIZ HARUN ALKAN YAYIN KURULU
PROF. DR. ETHEM CEBECİOĞLU PROF. DR. AHMET CAHİD HAKSEVER PROF. DR. M. MUSTAFA ÇAKMAKLIOĞLU DOÇ. DR. VAHİT GÖKTAŞ
YRD. DOÇ. DR. ÖNCEL DEMİRDAŞ DR. MEHMET YILDIZ HARUN ALKAN GRAFİK TASARIM TAVOOS
UYGULAMA TAVOOS
BASKI YERİ
ANIL MATBAACILIK, DİKMEN CAD. NO: 244/P 13-14, TEL: +90 (312) 483 6353, ANKARA
BASKI TARİHİ 30.11.2016 ISBN978 -605- 8560-2 4- 6
YAZIŞMA ADRESİ
Kalem Eğitim Kültür Akademi Derneği, Hacı Bayram Mah Şeyh İzzettin Sk. No: 9 Ulus/Ankara Tel: +90 (312) 232 4226;
[email protected] SEMPOZYUMU BİLDİRİLER KİTABI 2
HACI BAYRAM-I VELİ’NİN AHLAK ANLAYIŞI
Ethics of Hacı Bayram-ı Veli
NİLÜFER ÖZTÜRK KOCABIYIK
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü [email protected]
ÖzetHacı Bayram-ı Veli (1348/50-1430), İslam düşüncesinin en önemli düşünürlerden biri olarak kabul edilir.Çünkü o tek yönlü bir âlim olmaktan ziyade Tefsir, Fıkıh, Hadis, Kelam ve Felsefe gibi alanların yanında esas olarak tasavvufî yönü öne çıkan bir düşünürdür. Hacı Bayram-ı Veli’nin etkisinin geniş olmasını, onun bilim ve tasavvufu birleştirmesiyle açıklayabiliriz. Onun ya- şadığı dönemin siyasi ve dini bakımdan sıkıntılı olduğu da görül- mektedir.Ancak Hacı Bayram-ı Veli’yi öne çıkaran unsurlardan bir diğeri de insana çok değer vererek eser bırakmaktan ziyade öğrenci yetiştirmeyi tercih etmiş olmasıdır. Onun yetiştirdiği in- sanları incelediğimizde de, onların hayata yön veren ve insanla- rı etkileyen şahsiyetler olduklarını görebilmekteyiz. Bu da bize Hacı Bayram-ı Veli’nin insana verdiği değeri ve insanlığa katkı- sını göstermektedir. Bu ifadelerden yola çıkarak onun ahlakçı bir mutasavvıf olduğunu ifade etmek mümkündür.
Ahlak, tarih boyunca çeşitli şekillerde işlenmiştir. Konusu itiba- riyle ahlak, insanın ne olduğu ve insan için iyi olanın ne oldu- ğu ile ilgilidir. Bununla ilgili tartışmalar tarihin ilk çağlarından itibaren ortaya çıkmış ve ahlak, bir bilim dalı haline gelmiştir.
İlkçağ filozoflarının temel görüşlerinden olan, insanın kendisini bilmesi ile ahlaklı olması arasındaki ilişki mefhumu,erdemler ve erdemsizlikler, Hacı Bayram-ı Veli’nin ahlak anlayışının da ana unsurlarından biri olmuştur. Hacı Bayram-ı Veli’nin, ahlak an- layışının bir yansıması olarak değerlendirebileceğimiz şiirlerinde, kullandığı metaforik üslup ahlak felsefesinin inceliklerini barın- dırmaktadır. Onun şiirlerine baktığımızda, şiirlerinin sadece ta- savvufi olarak değil felsefi bir bakış açısıyla etik değerlerde taşıdığı görülmektedir.
Hacı Bayram-ı Veli, insanın bütün varlıkların bilincinde olma- sı gerektiği kanaatindedir. Zira o, insanı hem ontolojik hem de epistemolojik olarak metafiziksel boyutu ile ele almaktadır. Biz de bu makalede Hacı Bayram-ı Veli’nin şiirlerinden hareketle onun ahlak anlayışını, vurgu yapmış olduğu temel ahlâkî kavramlar çerçevesinde açıklamaya çalışacağız.
Anahtar Kelimeler:Hacı Bayram-ı Veli, Ahlak, Nefs,Tekamül, Erdem, Tasavvuf.
Abstract
Hacı Bayram-ı Veli (1348 / 50-1430), is considered as one of the most important thinkers of Islamic thought. Because he rather than a one-way scholar, he is öainly a stand out thinker of Isla- mic mysticism alongside areas such as Philosophy, Tafsir, Fiqh, Hadith and Kalam. Hacı Bayram-ı Veli’s broad impact can be explained by his unification of science and İslamic mysticism. It is observed that the period which he lived was troubled from poli- tical and religious aspects. However, another of the factors high- lighting Hacı Bayram-ı Veli is that he gave much value to people and has preferred training students rather than to leaving behind works. When we look at the people that was his disciples, we can see that they were personalities which give direction to life and affect people. This also shows us how much value Hacı Bayram-ı Veli given to humans and his contribution to humanity. Based on these statements it can be stated that he is a moralistic mystic.
Ethics are discussed in various ways throughout history. Mora- lity concerned with its subject as what people are concerned and what is best for the people. The discussions about this have oc- curred since the dawn of history and thus morality has become a discipline. One of the fundamental ideas of ancient philosophers, the notion that the relationship between morality and human knowledge itself, the virtues and vices are also has been one of the main elements of Hacı Bayram-ı Veli’s morality. İn poetry of Hacı Bayram-ı Veli which we can define as a reflection of his morality understandig, the metaphoric idiom he used is contains the intricacies of his moral philosophy. When we examine his poems,they didn’t only have mystical aspect as it is seen they carry philosophical ethical values.
Hacı Bayram-ı Veli, considers that humans should be aware of all existence. Because he examine people both ontologically and epistemologically with its metaphysical dimension. In this article, we will try to explain Hacı Bayram-ı Veli’s ethic understanding in the context of the moral concepts that he have made emphasis will in his poems.
Keywords: Hacı Bayram-ı Veli, Ethics, Soul, Evolution, Virtue, Su- fism.
HACI BAYRAM-I VELİ’NİN AHLAK ANLAYIŞI 337
Giriş
Hacı Bayram-ı Veli’nin (ö. 1430) çocukluk yılları hakkında çok fazla bilgi sahibi değiliz. Hacı Bayram-ı Veli’yi ilk olarak müderris sıfatı ile tanımaktayız.1 Ancak daha sonraları hem müderris hem de şeyh olarak tanıyacağımız Hacı Bayram-ı Veli’nin oldukça önemli bir âlim olduğuna hiç şüphe yoktur. Onun yaşadığı dönemin ol- dukça hareketli ve siyasi bakımdan da sıkıntılı olduğu bilinmek- tedir. Ancak bu makalede, hem müderris hem de şeyh olan Hacı Bayram-ı Veli’nin şiirlerinden hareketle onun ahlak anlayışını ve ahlak felsefesi açısından da bazı yönlerini açıklamaya çalışacağız.
Bu sebeple Hacı Bayram-ı Veli’nin hayatını ve yaşadığı dönemin genel yapısını ortaya koymanın gerekli olmadığı kanaatindeyiz.
Ancak doğrudan onun ahlak anlayışını ortaya koyabilmek için ön- celikle insanın bu dünyadaki konumuna ve alem anlayışına bak- mamız gerekli olacaktır.
İnsan bu dünyadaki en mükemmel varlık olarak ifade edilebilir.
Zira sadece insan aklî melekelere sahiptir. Akıllı bir varlık olma- sı insanı sorumluluk sahibi yapmakta ve işlediği fiillerden dolayı yargılanmaktadır. Bu durum insanın ahlaklı olmasını kaçınılmaz kılmaktadır.
Ahlak
“Nasîruddin Tusî’ye göre ahlâk ilmi, insan nefsinin güzel ve övgü- ye değer bir ahlâkı kazanmasını sağlayan ilimdir.”2 Ahlak ise, “hulk veya huluk” kökünden türetilen bir isimdir. Arapça’da huy, tabiat, seciye gibi manalara gelmektedir. Ahlak ve hulk kavramları İslamî kaynaklarda genellikle iyi ve kötü huylar ile fazilet ve reziletleri ifa- de etmek üzere kullanılmıştır.3 Ahlak kavramının anlamlarına bak- tığımızda ahlakın insanla ilişkisinin zorunlu olduğunu görmekte- yiz. İnsan bu dünyadaki tüm varlıklardan düşünme yeteneği ve akıl
1Mehmet Ali Okhan, Hacı Bayram Veli Münakaşaları Münasebetleriyle, Biricik Basımevi, Anka- ra, 1950, s. 41.
2Murat Demirkol, “İslâm Ahlâk Literatüründe Başlıca Perspektifler”, İslam Ahlak Esasları ve Felsefesi, ed. Müfit Selim Saruhan, Grafiker Yayınları, 1. Baskı , Ankara, 2013, s. 122.
3Mustafa Çağrıcı, İslâm Düşüncesinde Ahlâk, DEM Yay., 2014, s. 30.
sahibi olması itibariyle farklıdır. Ayrıca insan Tanrı’nın muhatabı- na layık görülmüş ve Tanrı’nın yeryüzündeki halifesi4 olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla insan da ahlakî olarak en mükemmel seviyeye ulaşabilecek bir yetkinliğe sahiptir. Bu yetkinliği insan nefsi ve ruhu ile ancak bu dünyada gerçekleştirebilmektedir. Bu itibarla insan ve alem ilişkisi üzerinde durmamız gerekmektedir.
Hacı Bayram-ı Veli’ye göre alem, şehadet, gayb ve kalb alemi ol- mak üzere üçe ayrılmaktadır. Şehadet alemine cisimler alemi diye- biliriz. Bu alem geçici ve fanidir. Ayrıca imtihan yeri olan bu dünya zorluklarla doludur. Allah bu alemi bir sınav yeri olarak yaratmıştır.
Bu alemin malına mülküne tamah etmek sonunda pişmanlığa se- bep olacaktır. Bu sebeple Hacı Bayram-ı Veli, bu aleme gereğinden fazla meyletmemeyi ve onu gerektiğinden çok sevmemeyi öğüt- lemektedir5. Gayb alemi ise, ruhlar alemidir. Bu iki alem arasında yer alan da kalb alemidir. Kalb alemini ise insan olarak yorumlamak mümkündür. Zira kalb hem cisimler alemine hem de ruhlar ale- mine meyl edebilen bir yapıya sahiptir. Bu da insanın en belirgin özelliğidir. Ancak tek bir yöne meyl etmek insanın mükemmelliği açısından eksik olmasına yol açacaktır.6 Çünkü insanın da iki yönü vardır ve bu iki yönün mükemmelleşmesi için her ikisi içinde çalış- ması gerekir. bu yönlerden ilki, beşeri ben olarak ifade edebileceği- miz nefsi, diğeri ise ilahi ben olarak kabul edebileceğimiz ruhudur.
Nefs kavramı ahlak ilmi açısından oldukça önemlidir. Bu neden- le nefs kavramının ne olduğuna dair ve nasıl anlaşıldığı üzerinde durmakta fayda olacağı kanaatindeyiz. Ahlak pratik felsefedir. Bu sebeple doğrudan insan ile ilgilidir. Ahlak ile ilgili eserlere baktığı- mızda da onların öncelikle nefs konusuyla başladığını görürüz.7 Nefs ve Ahlak Anlayışları
Grek dilinde psūkhē kavramına karşılık gelen nefs, yaşam soluğu, dirilik ilkesi, hayat, can, canlılık, dirilik belirtisi olarak nefes gibi
4Bakara 2 / 30.
5Ethem Cebecioğlu, Hacı Bayram Veli, TDV Yay., 2013, s. 51-53.
6İsmail Hakkı Bursevî, Çalabım Bir Şâr Yaratmış, haz. Suat Ak, Büyüyenay Yay., 2013, s. 18.
7bkz. İbn Miskeveyh, Tezbibu’l-Ahlâk; Nasîruddin Tusî, Ahlâk-ı Nâsırî.
HACI BAYRAM-I VELİ’NİN AHLAK ANLAYIŞI 339
anlamları bünyesinde taşımaktadır.8 Nefs, ruh, hayat, can anlam- larına sahip olduğu gibi, insanın yeme, içme türünden biyolojik ihtiyaçlarını da ifade etmektedir. Ayrıca nefs bir şeyin kendisi, şahsı, cevher anlamlarına da sahiptir.9 Nefsin nebatî, hayvanî ve insanî olmak üzere üçe ayrıldığını görmekteyiz. Ancak konumuzun ahlak olması bakımından nefs denilince insanî nefsi anlatıyor olacağız.
Nefs beden ile birleşince hareket özelliği kazanmaktadır ve bazı kuvvelere sahip olmaktadır.10 Bu durumda da insan bu kuvveler ile eylemler gerçekleştirmekte ve yaptığı eylemlere de iyi ve kötü olarak nitelenmektedir.
İbn Miskeveyh’e göre nefs, ne cisim ne cismin bir parçası ne de arazdır.11 Bu itibarla nefs, bedeni şeylerden uzaklaşıp kendi özüne doğru ilerledikçe tam ve kamil olmaktadır. Nefsin tabiatı bede- nin tabiatından tamamen ayrıdır. Bu durumda da nefsin yaratılış bakımından bir üstünlüğünün olduğu söylenebilir.12 Bu düşünce Hacı Bayram-ı Veli’nin ahlak anlayışında da bulunmaktadır.13
Aristoteles ahlakla ilgili en önemli eseri olan Nikomakhos’a Etik’e,
“her sanat ve her araştırmanın, aynı şekilde her eylem ve tercihin de bir iyiyi arzuladığı düşünülür; bu nedenle iyiyi –her şeyin arzu- ladığı şey- diye yerinde dile getirdiler” diyerek başlamaktadır.14
İnsanın karakterinin iyi veya kötü olması yetenek olarak vardır.
Bu nedenle insan iyi veya kötü bakımdan bu yeteneği geliştirerek ortaya çıkarır. Aristoteles bunu enstrüman örneği ile açıklamak- tadır. Nasıl ki bir enstrümanı sürekli çalarak onda ustalaşıyorsak, aynı şekilde de adil ve ölçülü fiilleri sürekli yapmamız da bizi adil ve ölçülü yapacaktır.15
8Francis E. Peters, Antik Yunan Felsefesi Terimleri Sözlüğü, çev. Hakkı Hünler, Paradigma Ya- yınları, 1. Baskı, İstanbul, 2004, s. 321.
9Ahmet Doğan, Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, Ankara: Akçağ Yayınları, 2011, s. 957.
10Demirkol, s. 122.
11İbn Miskeveyh, Tehzîbu’l- Ahlâk / Ahlâk Eğitimi, çev. Abdulkadir Şener, İsmet Kayaoğlu, Cihat Tunç, Büyüyenay Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2013, s. 22. İbn Miskeveyh’in ifade et- tiği bu görüş Nasiruddin Tusî tarafından da kabul görmüştür. bkz. Ahlâk-ı Nâsırî, çev. Anar Gafarov ve Zaur Şükürov, Litera Yayıncılık, 2007, s. 27.
12İbn Miskeveyh, s. 23.
13Bursevî, s. 75.
14Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, çev. Saffet Babür, BilgeSu Yayıncılık, 2014, s. 9.
15David Ross, Aristoteles, çev. Ahmet Arslan, Kabalcı Yayıncılık, İstanbul, 2011, s. 301.
Nefsin faziletini İbn Miskeveyh, nefsin kendine has olan fiilleri- ne arzu duyması ve cisme ait fiillerden uzaklaşması olarak belirtir.16 İbn Miskeveyh’e göre insan nefsinin en önemli özelliği, ayırt et- me ve düşünme yeteneğidir.17 Bu itibarla “kimin ayırt etmesi da- ha sağlam, düşüncesi daha üstün ve seçimi daha doğru ise; onun insanlığı o ölçüde mükemmeldir.”18 Bunun sonucu olarak ahlakî olarak üzerimize düşen görev açıktır. İnsanî olarak mükemmel ol- mamızı sağlayacak ve yaratılışımızdaki amacı oluşturan iyilikleri isteyip onlara ulaşmak için uğraşmaktır. Ayrıca bizi bu amacımıza ulaşmaktan alıkoyan ne varsa o kötülüklerden de uzaklaşmamız bizim asıl görevimizdir.19
İnsan aslî olan görevini unutup yaratılış amacının gerisinde ka- lırsa o zaman hayvan mertebesine daha layık duruma gelir. Bu durumda da nefs aşağıların en aşağısında olacaktır.20 Zira nefsin yetkinliği ve tamlığı sağlanmadığı takdirde mahlukatın en aşağı- sında olabileceği de Kur’an-ı Kerim’de21 ifade edilmektedir. Bu anlayış çerçevesinde Hacı Bayram-ı Veli, insanın hem şehadet hem de gayb alemi için çalışması gerektiğini ifade etmektedir. Zi- ra Hacı Bayram-ı Veli ruh ve madde arasındaki orta yolu en iyi şekilde oluşturan önemli şahsiyetlerden biridir. Çünkü insan hem yaşamını devam ettirmek hem de kimseye muhtaç olmaması için sanat ve zanaatle uğraşmak gerektiğini22 ifade etmekle birlikte;
gayb alemi için de ibadet etmeyi ve ahlaklı olmayı öğütlemekte- dir. Nitekim Hz. peygamber “Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, hemen ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” diye buyurmuştur.
Hacı Bayram-ı Veli’nin de bu anlayışı benimsemiş olduğu aşikar- dır. Zira o hem akli hem de nakli ilimlerde derinleşmiş çok yönlü bir alim olmasının yanında geçimini de ihmal etmemiştir. Aynı zamanda da müritlerine bu şekilde yaşamayı öğretmiştir.23 Bura-
16İbn Miskeveyh, s. 26.
17İbn Miskeveyh, s. 29.
18İbn Miskeveyh, s. 29.
19İbn Miskeveyh, s. 29-30.
20İbn Miskeveyh, s. 30.
21Tin 95 /4-6.
22Bayram Sezgit, Hacı Bayram-ı Velî, Nur Yayınları, Ankara, s. 16-17.
23Sezgit, s. 17.
HACI BAYRAM-I VELİ’NİN AHLAK ANLAYIŞI 341
dan Hacı Bayram-ı Veli’nin insanın bu iki yönün geliştirilmesi hususunda önemle durduğunu söyleyebiliriz.
Hacı Bayram-ı Veli; “Ben dahi bile yapıldım; Taş u toprak âresinde.” ifadesinden de anlaşılacağı üzere; insanın kalbinde olumlu olumsuz niteliklerin her ikisi de bulunur. Hacı Bayram-ı Veli taş ile insanın kalbinde bulunan olumsuzlukları, sertlikleri ve celal özellikleri nitelemektedir. toprak ise yumuşaklığı, iyiliği, gü- zelliği ve cemal özellikleri ifade etmektedir. İnsanın kalbindeki bu iki yönün düzenlenmesi onun olgunlaşmasını sağlar. Bu da insa- nın iki yönü itibariyle tekamülüne işaret eder (taş nefsin tekamülü, toprak ruhun tekamülü).24 İnsan nefsinin ve ruhunun tekamülün- de önemli olan hususlardan biri de bilgidir. Bu anlayış Kindi’nin felsefe tanımına da yansımıştır. Zira Kindi felsefeyi insanın kendi- ni bilmesi olarak tanımlamaktadır.25 Bununla beraber Sokrates’ten beri süre gelen bir ifade vardır: “Erdem bilgidir, erdemsizlik de bilgisizliğe eş değerdir.” işte insanın kendini bilmesi, nefsini tanı- masının önemi, Sokrates’inde ifade ettiği gibi, eylemelerin kayna- ğı bensem ve bildiğimi en iyi şekilde bilerek, bilmediğim bir şeyin de farkında olarak hareket edersem, o zaman kötülük yapmak için hiçbir mazeretim olamaz.26
Hacı Bayram-ı Veli’nin de bu anlayışı benimsediğini söylemek mümkündür. Çünkü insanın kendisini bilmesi, farkına varması Rabbini bilmesidir. Bu durumda da insan Rabbinin ona bahşet- tiği şeylerin farkına varıp ona göre davranacaktır.27 İnsanın mü- kemmelliği erdemli olması ile açıklanabilir. Çünkü erdem, insanın doğasında bulunan şeyleri kullanması ve ona göre hareket etmesi ile ifade edilebilir. Yani insan aklını kullanmalı ve doğru olan iş- lere yönelmelidir. İnsanın asıl olan doğası budur. Eğer insan bu dünyada özünü bulamaz ve tanıyamazsa, Farabi’nin de ifade ettiği gibi28 öbür dünyada karanlıklar içinde kalacaktır. Bu durum o in-
24Cebecioğlu, s. 44.
25Kindi, Felsefi Risaleler, çev. Mahmut Kaya, Klasik Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2014, s. 37.
26http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/1292039673_03_Ozkan_(35-53).pdf , s. 41.
27Bursevî, s.37.
28Farabi, Medinetu’l-Fazıla, çev. Ahmet Arslan, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1990, Ankara, s.
87-90.
sanın özüne yabancı kalmasının bedelini ödemesine sebep olacak- tır. Hacı Bayram-ı Veli’ye göre, insanın özünü bulması bilginin yanında İslam’ı da tam olarak yaşamasına bağlıdır. Çünkü insan İslam ile nefsini pisliklerden tam olarak arındırabilir. Ancak burada önemli olan şey, iyiliklerin bilgisine sahip olup onları pratik olarak hayata aktarmaktır.29 Zira ahlak pratik felsefe olarak kabul edilir.
Yani insan bildiği şeyleri fiili olarak hayata uygulamalı ki, o zaman gerçek manada ahlaklı bir yaşam sürebilsin. Aksi takdirde insan biliyor fakat uygulamıyorsa bu da gerçek manada bir bilgi sayıl- maz. Çünkü insan pratikte erdemleri ne kadar uygularsa o kadar bildiği varsayılır. Ancak insan ahlakî erdemleri yerine getirirken bir karşılık beklememelidir. Çünkü Hacı Bayram-ı Veli’ye göre hakiki tevhid amel tartısına konulamayacağı30 için insan amellerini karşılıksız olarak yapmalıdır. Temelinde aşk bulunmalıdır. Hakiki tevhid inancına sahip olan bir kişi de, yaptıkları için bir karşılık beklemez. Yani amellerini cennet için veya cehennemden korun- mak için yapmaz. Sadece Rabbinin rızasını kazanmak ve O’nun aşkı ile hareket etmelidir.
Hacı Bayram-ı Veli’ye göre akıl düşünme, kalb ise sevme mahallidir.31 Bu itibarla insan Allah’ı tam manasıyla bilemez ancak ona karşı aşk hissedebilir. İnsan Rabbine karşı ne kadar sevgi dolu olursa, o kadar O’na yakın olur ve tavırlarını ona göre yapar. Yani insan gönlü ne kadar Allah aşkı ile dolu olursa, insan mükemmelli- ğe ve yetkinliğe daha çok yaklaşır. İnsanın bu aşk ile pişer.32Allah sadece kulun kalbine sığar. Bu nedenle insan her an Rabbin hu- zurunda olur ve sevdiğinin istediği gibi davranır. Hacı Bayram-ı Veli’nin hayatına baktığımızda da bunu en açık şekilde görmekte- yiz. onun kalbi Allah’ın evi olmuş ve o ihsan mertebesinde Allah’ı görüyor gibi kulluk etmenin bilincine ulaşmıştır.33 Hacı Bayram-ı Veli’nin şu ifadeleri bize bunu göstermektedir: “Mesken-i canan mesken-i cânân; Olsa aceb mi şimdi bu gönlüm.” Aynı ifadeleri
29Cebecioğlu, s. 57.
30Bursevî, s. 16.
31Cebecioğlu, s.38.
32Cebecioğlu, s. 39
33Cebecioğlu, s. 41.
HACI BAYRAM-I VELİ’NİN AHLAK ANLAYIŞI 343
“Çalabım Bir Şar Yaratmış” adlı şiirinde de görmekteyiz. Aynı şe- kilde insan nefsinin kötülüklerden arınıp iyiliklerin hükmetmesi ile insan gönlünde Allah’ı bulacağına dair ifadeler bulunmaktadır.
İnsan nefsinin temizlenmesi Hacı Bayram-ı Veli’nin de ifade ettiği gibi Allah’ı zikretmekle mümkündür. Bu zikir insanı ihsan merte- besine çıkarır ve her an O’nunla olduğunun farkında olan insan kal- binde kötülük barındıramayacaktır. Bu durumda da insan Allah’ın ahlakını elde edecek ve insan en mükemmel şekline ulaşacaktır.34 Bu anlayışı Kindi’nin felsefe tanımında da görmekteyiz. “Felsefe, insanın gücü ölçüsünde Allah’ın fiillerine benzemesidir.”35 Bu iti- barla insan bir şeylerin farkına varmak ve kendini geliştirmek için sadece bulunduğu ortam ile yetinmemelidir. Aynı şekilde insan beden ve nefsinden de daha fazlası olduğunu anlamalı ve kalbine doğru bir yolculuk yapmalıdır.36
Hacı Bayram-ı Veli’nin önemle üzerinde durduğu iki kavram vardır: Fakr ve Mahv. Fakr ve mahv insanın gerçek özgürlüğüdür.
Hacı Bayram-ı Veli insanın gerçek özgürlüğünü de Allah’tan başka kimseye muhtaç olmaması ile açıklar. Çünkü insan ancak Allah’tan istemeli ve sadece ona karşı boyun eğmelidir. Allah’tan başka her şey fani ve geçicidir.37 İnsanın da fani yönü yok olacaktır. İnsan bunun bilincinde olursa kendi gerçekliğinin şuuruna varmaya yaklaşmış olur.38 İnsanın mükemmelleşmesi için fakrının bilincinde olması gerekir. Eğer insan fakr makamına ulaşırsa, nefsine ait kötü yanları giderir ve onların yerine iyilikler gelir. İnsanın ahlaklı olmasında tasavvuf böyle bir yol önermektedir.39 Benzer amacın İslam ahlak felsefesinde de olduğunu görmekteyiz. Zira tasavvufun temelinde bulunan çok yemek, çok içmek ve aşırı cinsî ilişkiler kötülük olarak nitelenir. Aynı ifadeleri ahlak felsefesi ile ilgili olarak yazılan eserler- de de rastlamaktayız.40 Çünkü insanın asıl amacı bu dünyada yemek
34Cebecipoğlu, s. 45.
35Kindi, s. 37.
36Bursevî, s. 35.
37Cebecioğlu, s. 39.
38Cebecioğlu, s. 40.
39Cebecioğlu, s. 40.
40bkz. İbn Miskeveyh, Tezhibu’l-Ahlâk /Ahlak Eğitimi, s. 27.
içmek değildir. onlar sadece yaşamı devam ettirmek için gerekli olan ihtiyaçlardır. insanın asıl amacı kendini bilip Rabbini tanıması ve ona göre bir yaşam sürmesidir. “Yâr ile her dâim beraber olan iğ- ne deliğinde bile olsa, geniş bir sahradadır; aksi halde, cihanın geniş sahrasında, cennette gibi görünse de, iğne deliğindedir.”41 İşte insan Allah’ın emirlerini yerine getirip ahlaklı ve güzel işler yaparken ge- len zorluklar içinde bile güzellikler vardır.
Hacı Bayram-ı Veli’ye göre iyi ve güzel işleri yapanlar ise, “Aşık- lar canı satılır; O şârın bazaresinde” ifadesinden de açık bir şekilde anlaşılacağı üzere, Allah’a yakın olup O’nun ahlakı ile ahlaklanan- lar arifler ve aşıklar olarak nitelenmektedir. Hacı Bayram-ı Veli’ye göre arifler, irfanî kelimelerin sırrına vakıf olan kişilerdir. Çünkü arif, lafız ve kelimeden manaya, manadan da hakikate ulaşırlar.42 Hakikate ulaşanlar ise hakiki mutluluğu elde edenlerdir.
Sonuç
Hacı Bayram-ı Veli bütün hayatı boyunca ahlakî değerlere olduk- ça önem vermiştir. Onun düşünce yapısına baktığımızda da, onun iyi bir ahlak filozofu olduğunu söylemek mümkündür. Her ne ka- dar bu konuda herhangi bir eser ortaya koymamış olsa da, yaşamı ve şiirleri itibariyle bunu iddia edebiliriz.
Ayrıca o, inzivayı değil toplum içinde yaşamayı seçmiştir. İslam ahlak felsefesine göre de ahlak ancak toplumda meydana gelir.43 Böyle bir anlayışa sahip olan Hacı Bayram-ı Veli’nin ahlak anlayışı da bilgi ve inanç- iman temeline dayanmaktadır. Nitekim insanın sorumlu olabilmesi için öncelikle akıl sahibi olması gerektiği ifade edilmektedir. Akıl sahibi olan kişi ancak dini olmaktadır. Bu ne- denle ahlakın sadece sorumluluk sahibi insanlar için geçerli oldu- ğunu söylemek mümkündür.
Hacı Bayram-ı Veli ahlakın kaynağını aşk, ümit ve sevgi ile ifade etmektedir. Zira Allah inancı en büyük aşk olarak kabul edi-
41Bursevî, s. 27.
42Bursevî, s. 88.
43Demirkol, s. 128.
HACI BAYRAM-I VELİ’NİN AHLAK ANLAYIŞI 345
lir ve İslam dini de sevgi ve ümit üzere kuruludur. Bu düşünce çerçevesinde ahlakın kaynağının aşk ve sevgi olması da kaçınılmaz olmaktadır.
Ahlak alanında en güzel örneklerden biri olan Hacı Bayram-ı Veli için oldukça fazla övücü ifadeler kullanılmıştır. Onlardan biri de şudur: “Âlim, aynı zamanda ruhî bir asalete sahip olan Bayram, içinde yaşadığı asrın mutasavvıfları gibi, marifetullaha dayanan ve beş hissin ötesinde tadılan, kalbe mahsus zevk ve bahtiyarlığa er- mek için nefis arzulariyla mücadeleye girişmiş ve çok ağır riyazetle ihlâs sahibi olmağa gayret etmiştir.”44 Zira bazı konularda oldukça yürekli olmak gerekir. Hacı Bayram-ı Veli de dünyevî arzuları bir köşeye bırakıp nefsini temizleyerek yüksek ahlak telakkisi45 ile mutluluğa ulaşmaya çalışan bir mütefekkir ve mutasavvıftır.
Kaynakça
Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, çev. Saffet Babür, BilgeSu Yayıncılık, 2014.
Bursevî, İsmail Hakkı, Çalabım Bir Şâr Yaratmış, haz. Suat Ak, Büyüyenay Yayınları, 2013.
Cebecioğlu, Ethem, Hacı Bayram Veli, TDV Yayınları, Ankara, 2013.
Çağrıcı, Mustafa, İslâm Düşüncesinde Ahlâk, DEM Yayınları, 2014.
Demirkol, Murat, “İslâm Ahlâk Literatüründe Başlıca Perspektifler”, İslam AhlakE- sasları ve Felsefesi, ed. Müfit Selim Saruhan, Grafiker Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 2013.
Doğan, Ahmet, Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, Ankara: Akçağ Yayınları, 2011.
Farabi, Medinetu’l-Fazıla, çev. Ahmet Arslan, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1990.
İbn Miskeveyh, Tehzîbu’l- Ahlâk / Ahlâk Eğitimi, çev. Abdulkadir Şener, İsmet Ka- yaoğlu, Cihat Tunç, Büyüyenay Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2013.
Kindi, Felsefi Risaleler, çev. Mahmut Kaya, Klasik Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2014.
Nasuriddin, Tusi Ahlâk-ı Nâsırî, çev. Anar Gafarov ve Zaur Şükürov, Litera Yayın- cılık, 2007.
Okhan, Mehmet Ali, Hacı Bayram Veli Münakaşaları Münasebetleriyle, Biricik Bası- mevi, Ankara, 1950.
44Okhan, s. 8-9.
45Okhan, s. 9.
Peters, Francis E., Antik Yunan Felsefesi Terimleri Sözlüğü, çev. Hakkı Hünler, Paradigma Yayınları, 1. Baskı, İstanbul 2004.
Ross, David, Aristoteles, çev. Ahmet Arslan, Kabalcı Yayıncılık, İstanbul, 2011.
Sezgit, Bayram, Hacı Bayram-ı Velî, Nur Yayınları, Ankara.
http://sosbilder.igdir.edu.tr/Makaleler/1292039673_03_Ozkan_(35-53).pdf (20.05.2016).