• Sonuç bulunamadı

Toplıyan: Y. Mimar Halûk Togay

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Toplıyan: Y. Mimar Halûk Togay "

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

G O T İ K v e K A T E D R A L L E R İ

Toplıyan: Y. Mimar Halûk Togay

XII ve XIII üncü yüzyılın ilk yarısında «Ile- de-France» krallık sahasının genişlemesi, Philippe Auguste'ün iyi siyaseti, bu siyasetin VIII Louis ile St. Louis tarafından devam ettirilmesi, Capetien sülâlesine, bütün Frar.sada bir hâkimiyet sağla-- mıştır. Bunun neticesi olarak, Paris ve île-de-Fran- ce'ın itibarı lisan, edebiyat ve sanat bakımından, bütün Fransaya, hristiyan âlemine ve deniz aşırı sömürgelere yayılmıştır. İktisadî inkişaf, şehirlerin' büyümesi, dinî ateşin alevlenmesi, bu sanat hava- sım geliştirmiş, teknik imkanların mükemmelleş- meği ise bu gelişmeyi hudutsuzlandırmıştır. Bu İle-de-France sanat:, Roman sanatından, şakulî hatlara yükselen bir hafiflik arayışiyle, ritmi ve ar- monisi, iyi nizamlandrrılmış sarahat ve mânâsı bu- lunan bir dekor zenginliğiyle aynlır.

Gotik katedrallerinin yükseliş tesiri çok defa kalın kemerlerin tesirini kaybettirir. Bazı tezyinî süslerin bulunduğu yükseklikte bunlara haddi za- tında haiz olmadıkları bir hafifliği verir. Teknik ilerleme her şeyden önce tavan örtüsünde olmuş- tur. Beyzî manastır tonozu (Fr. Voûte sur croisee d'ogives. Alm. Kreuzrippengewöble) daimî olarak tavan örtüsü olarak kullanılmış ve hattâ bazan ro- lü mübalâğa edilmiştir. Beyzî manastır tonozunun kesişmelerinde görünen kutrî kemerlerin taşıyıcı bir rolleri yoktur, ve bu tonozlar adî manastır to- nozunun yan duvalara vereceği basıncı verirler.

Bu tonozların tazyikini dış istmad kemerleri (Fr.

arc boutant Alm. Strebebogen) karşılar. ~ Bu mimarinin cazibesi süslemeye roman sa- natından daha sistemli olarak meyletmesidir. Bü- tün mimarî uzuvlar, ayaklar, başlıklar, sivri ke- merler, pencere boşlukları, istinat kemerleri, ka- pılar, tezyinî tesir cihetinden birbirleriyle yarış ederler. Yenileşme hem tezyinî unsurlarda, hem de bunların tevziinde olmuştur. Çok yükseklere konmuş olan baslıklar mahallî yapraklarla süslen- miştir. (iğreti otu, meşe yaprağı v.s...), bu süsler

Fotoğraflar Elie Faure'un L'histoire de L'art kitabından alınmıştır.

D'ALBİ katedrali XIII üncü yüzyıl evvelâ stilize edilmiş ve piskopos asası kıvrımı (Fr. Crosşe Alm. Bischofskrummstab) ile . niha- yetlendrdi, XIII üncü yüz yıldan itibaren, hakikat- teki gibi yontulmuşlardır. Roman sanatındaki aca- yip esatir .hayvanları binanın üst kısımlarına alın- mış Ve çörtenleri teşkil etmişlerdir. Gotik tezyi- nat bilhassa cümle kapısı ile ön cephede harikula- dedir. Cümle kapısı (Fr. Portail Alm. Portal) etra- fı, alm (Fr. tympan Alm. Giebelfeld), nişler için- deki heykeller, kariatidler, gotik katedrallerde

• ••Tevrat, İncil ve Azizler destanı» na ait hudutsuz bir şiiri ihtiva ederler.

İlk hriştiyanlar ayinlerini yer altlarında gizli

olarak yapmışlardır. Sonradan hristiyan dinini Ro-

(2)

(Chartres) Katedralinin Transept'i XIII üncü yüzyıl

malılar kabul edince, mabed olarak yeni bina in- şa etmeyip, eski bazilikaları klişeye çevirmişler ve mübrem ihtiyaçlar içinde bazilika tipinde klişe- ler inşa etmişlerdir. Hristiyan dininin yarattığı ilk mimarî, roman mimarisidir. Filhakika roman mimarisi daha evvelki mimariye nazaran iptidai- dir, lâkin hristiyan anlayışının ilk eseri olması ba- kımından mühimdir. Nitekim roman mimarisii İle-de-France'da gotik olarak meydana çıkınca za- ten roman mimarisiyle yoğrulmuş olan hristiyan âlemi, gotik mimariyi yadırgamamış, bilâkis mü- him gelişmelerine sebep olmuştur.

Netice olarak gotik mimarisi, mahallî olarak kalmamış, evvelâ Fransanm köşe bucağına, sıra- siyle İngiltere, Belçika, Felemenk, İtalya, İspanya, Portekiz, Almanya, Polonya, Danimarka, İsveç ve Norveçe kadar yayılmış, her memleketin mahallî mimarisiyle anlaşmıştır. Kısaca yukarıda* zikret- tiğimiz memleketlerdeki mühim gotik katedralleri gözden geçirelim.

F r a n s a d a G o t i k m i m a r i s i : Gotik mimarinin T^eşiği Fransa olduğu için burada

gotik mimarî tezahürünü biraz daha derin olarak tetkik edelim.

a — Deneme devri: Bir araştırma devrinden ionra, XII. yüzyılın başında gotik mimarisi niza- .nmı bulur. Valois, Beauvaisis, Paristeki St. Mar- ',in-des-Champs. ile St. Pierre- de Montmartre (1147) katedralleri kısmen roman uslûbundadır.

Sens katedralinin (1142-1168) koro (papazların di- ni merasimi yaptıkları mahal (Fr. Choeur Alm- Chor) kısmı ve St. Deniş katedralinin koro kısmı- nı saran sahası (Fr. deambulatoire) gotik tarzın- dadır. St. Deniş katedrali dış istinad kemerleri, plânmm zarafeti, taş işçiliğinin güzelliği, heykel- traşisinin sağiamlığiyle nazarı dikkati celbeder.

St. Deniş'den sonra, artık bütün katedraller gotik uslûbunda yapılmaya başlar. Noyon (1157-1188), Laon (İİ60-1205) Soissons (1176-1212) ve Senlis (1153-1191) katedralleri gibi.

1160 tarihinde piskopos Maurice de Sully, es- ki St. Etienne ve eski Notre-Dame katedrali arsa- sına, yeni bir Notre-Dame de Paris katedrali in- şasına karar verir. Çalışmalara 1163 tarihinde baş- lanmış, koro ve koroyu saran çift sahan (Fr. deam- bulatoire) m inşası 1177 de, esas sahanın (Fr. la nef, Alm. Schiff), ve çift yan sıhanlar (Fr. latlerale veya bas cote. Alm. Seitenschiff) 1196 da, esas cep- he ajurlu galeriye kadar 1220 de inşa edilmiştir.

Notre-Dame de Paris katedralinin inşası de- vam ederken bir yandan da Pariste St. Germain des Pres katedralinin koro kısmı inşasında (1163) Marne üzerindeki Chalons'ta Joulian-de-Pauvre katedraline (1170), Vaux'da Notre-Dame kated- raline (1157-1183), Reims'te St. Remi katedralinin koro kısmı (1169-1181), Normandi'de Lisieux ka- tedrali (1160-1172) inşasına devam ediliyordu.

Bütün bu katedraller gotik uslûbunun gençli- ğini ifade ederler ve bir çok noktalarda benzerlik- leri vardır. Planlar geniş ve sarihti. Ve umumiyet- le çok sahanlıdır. Transpet (Katolik klişeleri haç şeklindedir ve bu haçın küçük hattını klişenin transept. denen kısmı teşkil eder (Fr. Transept.

Alm. Querschiff), Notre-Dame de Paris'de az çı-

kık, Senlis'te mevcut değil, Laon'da ise mübalâğa-

lıdır. Bu devrenin en büyük ölçüleri Notre-Dame

de Paris katedraline aittir. Uzunluğu 136 metre, ge-

nişliği 48 metre, beyzî manastır tonozlarının isti-

nad açıklığı 34 metredir. Bu beyzî tonozların şek-

li müstatili yerine karedir. İptidada katedrallerin

ışığı ön cephedeki yuvarlak pencere (Fr. Rosace

Alm. Einsatz-Rose) ile üstündeki pencerelerden

gelirdi. Sonradan katedrallerin her duvarı birer

ışık menbaı olmuştur.

(3)

Merkezî bir çan kulesi yalnız Laon katera- linde ihmal edilmiştir. Buna mukabil bir fener ku- lesi bu katedralin normand tesiri altında kaldığını tebarüz ettirir.

Gotik cephenin ibda edilişi de bu devreye tesadüf eder. Gotik cephe dikey olarak üç eşit bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerden iki yan kısım- lar yükselerek kuleleri teşkil ederler; orta kısım- da bir yuvarlak pencere bulunur. Ve bu yuvarlak- lık bu kısmın yüksekliğini azaltır, bu suretle iki yan kule bize daha yüksek görünür. Bu üç eşit kıs- mın altında üç cümle kapısı bulunur, ortadaki ka- pı diğerlerine nazaran daha büyüktür.

b -— Olgunluk devri XIII. yüzyılın başmda- yeni bir tiple gotik mimarî evcine yükselir. Bu sa- hada en eski örnek Chartres katedralidir, 1194 te eski katedral yandıktan sonra yenisi (1220-1260)

:

nşa edilmiştir. Yenilikler plân üzerinde olmuştur;

transept gayet genişlemiş iki kenar sahanlarından sarfı nazar edilmiş ve iki büyük dış cepheyle ni- hayetlenmiştir. Esas sahanın üst galerisi kalkmış yerine zarif bir Triforium kaim olmuştur. Taşıyı- cı ayaklar dört sütunun .birleşimi tarzında yontul- muştur. Bu katedralin ölçülerine daha o vakte ka- dar vasıl olunamamıştı: 150 metre uzunluk, 44 met- re genişlik, 36,55 tavan yüksekliği ve 16,4 metre tonoz açıklığı.

Reims katedrali mimar Jean d'Orbais tarafın- dan yapılmıştır. İnşasına 1211 de başlanmış, ko- ro ile transept kısımları 1241 de esas sahan ile ba- tı cephesi 1290-1311 arasında inşa olunmuştur.

Chartres katedraii plânına göre tertiplenmiştir.

Transept. az çıkıntılıdır, yan sahanları yok ve iki abidevî cepheyle nihayetlenmiştir. Esas sahan Chartres'inkine benzer, fakat pencerelerin taş oy- ma bölümleri daha zariftir. Nisbetlerde bir yük- seklik arandığı göze çarpar, esas sahanın genişliği 30, yüksekliği 38 metredir. Cephenin iç sathında yapraklı bir çerçeve içinde bulunan birkaç sıra heykel bulunur, bu cihetten bir benzeri yoktur.

Dış istinat kemerleri bir orman manzarası arzeder.

ler. Çan kulelerini de saran heykel galerileri, orta büyük yuvarlak pencereyle yarış ederler. Fakat bu katedrali şahikalara çıkaran, esas batı cephesi- dir. Burada dikey hatlar hâkimdir. Cümle kapı- sında alın yoktur, yerine yuvarlak penceerler kon- muştur. Buna mukabil cümle kapılarına sivri te- pelikler (Fr. gable) le süslüdür. Bu sivri tepelikle- rin üzeri tıpkı diğer klişelerin alınlıklarında b u -

Yukarıda: (D'amiens) katedrali XIV üncü yüzyıl

Aşağıda: (Burgos) katedrali 13 - 14 üncü yüzyıl

(4)

"l * • f V ' î i

V • ,

» I y j ,

(Beauvais) Katedralinin tonoz ve vitrayları

Nötre-Dame'in (Paris) kuzeydeki büyük penceresi

lunan kabartma kompozisyonlarla süslüdür. Yal- nız orta büyük sivri tepelik orta büyük yuvarlak pencereyi kısmen kapatır, ve içten bilhassa pence- redeki renkli cam kompozisyonu akislerine mâni olur. Başka katedrallerden ayrı olarak da bu yu- varlak büyük pencere bir sivri kemer altında bu- lunur.

Amiens katedralinin ilk taşı 1220 de Piskopos Evrard de Fouilly tarafmdan konmuştur. Robert de Luzarches ile Thomas de Cormont bu katedra- lin üstadlarıdır. Esas sahanın 1236 da itmam edil- mesine mukabil, koro çalşımaları uzun bir kesin- tiye uğradıktan sonra 1269 da tamamlanabilmiştir.

Plan itibariyle az değişiklik mevcuttur, yalnı^

nisbetler değişir, esas sahan kısa, koro

1

uzundur.

Yükselme tesiri Reims'ten daha fazladır. Esas sa- handa yükseklik 45 metreye çıkar, buna mukabil genişlik ancak 14,6 metredir. Bu yükseliş tesirine ayakların incelmesi de yardım eder. Karonun tez- yinatı içden olduğu kadar dıştan da zengindir. Ön cepheye Reims'ten aşağı yukarı 60 sene evvel baş- lanmasına rağmen ancak XV. asırda bitirilmiştir.

St. Ohapeîle (1243-1248) Pierre de Monteran tarafmdan inşa edilmiştir. Bina küçük olduğundan

rstinad kemerlerine ihtiyaç hissedilmemştir. Beau- vais katedrali (1247-1272) 48.2 tavan yüksekliği ve çatının oturduğu 68 metreyle, gotiğin eriştiği, en son noktaya varılmıştır. Bourges katedrali (1200-1266), halka açılışı 1324, geri kalmış bir stil- dedir. ve Notre-Dame de Paris'ye benzer. Beş cüm- le kapısiyle süslenen ön cephesi 1390 da Guy de Daumartin tarafından tamamlanmıştır.

c — Vilâyet mektepleri: 1 — Normandi mek- tebi: Çabuk eser vermiştir, eserlerinde ne kadar îie-de-France tesirinde kaldıysa o kadar da kendi özelliklerini tebarüz ettirmiştir. Bayeux ve Rou- en katedralleri.

2 — Burgonya mektebi: XIII üncü yüzyılda gotik tesiri gözükür: Fakat bazı mahallî tesirlerini muhafaza eden istinad; kemerleri kullanılmamış, geniş esas sahanların yan sahanları yoktur. İspan- yol tesiriyle beyzî manastır tonozunun nervüleri artar, çiçek tezyinatına kadar muğlâklaşır. En mü- him eseri Toulouse katedralidir. (1211-1213)

3 — Güney Fransa: İnşaat bu mektepte ba- sitleştirilmiştir. Plan bir esas sahandan ibarettir;

beyzî manastır tonozları masif ayaklara dayanır.

(5)

Tezyinatın fakir olması ve tuğlaların sık kullanıl- ması klişelere ciddî bir karakter verir. Eskiden bu bölgede olan sık isyanlardan klişeler kale şeklin- de inşa edilmiştir. Bu tarz katedrallerin şaheseri Albi katedralidir. (3282-1390) Esas sahanın geniş- liği 28, yüksekliği ise 30 metredir. Pencereler top- rak seviyesinden bir hayli yüksekte ve mazgal tar- zındadır. Diğer katedraller St. Bertrand de Com- minges (1304-1352) St. Jaques de Montauban (1359)

D — Alevli üslûp: (Fr. Style flamboyant Alm. Stil der spâtern Gotik) gotik mimaride son değişiklik İngilterede huusle gelip, Fransaya te- sir eder. Yeni sosyal.ve siyasî şartlarla gotik büyük- lüğünü, sarahatini, idealini bilhassa tezyinat bakı- mından kaybeder; bununla beraber inşaat daha tekemmül etmiş ve mimarlar en cüretli tesirleri muvazenetin icap ettirdiği unsurları bozmadan el- de etmişlerdir. Pencere tezyinatında aleve benzi- yen kıvrımların uzanması bu uslûbu isimlendirir, Rouen'de St. Maclou (1137-1488) Moulins (146 - 1505), d'Auch (1489 - 1549, Brou (1505-1552) Orle- ans (1601-1800). Bu stil XV. asırda tamir edilen bütün gotik katedrallere nufuz etmiştir.

• İ n g i l t e r e d e g o t i k m i m a r i s i : ,

; a) İptidai üslûp (1150-1280): Gayet büyük ve yayılmış binalardır. Taş 'tezyinatında .mahallî ne- batat model olarak alınmıştır. Lincoln, Canterbu- ry, Salysbury ve Wells katedralleri.

b) Süslü üslûp: (1280-1400) Binalar hafifler, yontulmuş tezyinat yüklü bir zenginlik teşkil eder.

Koro kısmının arkasında büyük bir pencere açılır, Exeter, York, Lichfield katedralleri.

c) Dikey üslûp: (1400-1550) Tamamiyle bir İngiliz sanatidir. Dikeyde hâkimiyet, yelpaze gibi açılan tonozlardaki nervürlerin tezyinat bollu-*

ğiyle temayüz eder. Gloucester ve Winchester ka- tedralleri. İngiliz gotik sanatında heykel ciheti çok zayıf olup ancak tahta yontması heykellerle güzel eserler vermiştir.

B e l ç i k a v e F e l e m e n k t e G o t i k m i m a r i s i : XIII-XIV. yüzyıllarda inşa edilen binalarda fransız gotik tesiri barizdir. Tournoi ve Liege'deki St. Paul katedrallerinin koro kısımları tamamiyle Fransız uslûbundadır. Ypres'in St. Mar- tin katedrali ise Soissons katedralinin bir kopya- sıdır. Bu doğrudan doğruya taklitlerin yanında mahallî mekteplerin tesirleri ehemmiyet kazanır.

1 — Scaldienne mektebi: Audenarde'daki Notre-Dame-de-PameJe katedrali.

2 — Brabant mektebi: Fransız zevkini terke- derek, katedraller genişlemiş ve bir yer arama kaygusunu hissetmiştir.

3 -T- Flandr mektebi: Üç sahanlı (Hallenkir- chen) lere benziyen orijinal temayüllü klişeleri ih- tiva eder. Bu düz memlekette, yayılmış binaların yüksek kuleleri binaların ehemmiyetini daha çok uzaklardan haber verir. Anvers'teki Notre-Dame, Bruxelles (1402-1447), Louvain (1448-1463) Mons

(1458) katedrallerini zikr edebiliriz.

İ t a 1 y a d a g o t i k m i m a r î : XII- yüzyılın sonu ile XIII. yüz yılın başında ( Cister- çiens) papazları İtaiyaya gotik san'atını yaymışlar- dır. Tonozlardaki nervürler Lombardide XI. asır- dan beri mevcuttu. Haçlı seferlerinin tesiri de go- tiğin İtalyada yerleşmesine bir sebep olmuştur Todi, BoJonya ve Napolide Fransız klişeleri taklit edilmiştir. Heykel kompozisyonlarının da ayni o- luşu her hangi bir kuzey tesirini bertaraf etmekte- dir, Madene, Sienna, Ovieto ve Brindizi katedralle- ri-gotik devrinin eserleridir.

İ s p a n y a v e P o r t e k i z d e g o t i k m i m a r i s i : Müslüman arap mimarî eserleri- nin tesiri İspanyada gayet bariz bir şekilde görü- nür. Meselâ bütün Avrupa roman mimarisinde tam kemer kullanmışken, İspanyada sivri kemerli roman eserlerine raslamr. Üstad Mathieu'ye ait 1168 Compostella bazilikasmm, «Porche de la glo- ire» adiyle maruf giriş mahalli, roman bir eserin tam bir gotik uzvudur. Zamora ve Salomaque ka- tedralleri gotikten ziyade arap tesirindedir.

Asıl gotik eserler İspanyada XIII. yüzyıldan sonra başlar. Cuenca, Gırnata, ve Bourgos kated- ralleri bu devrin eserleridir. XIV ve XV. yüz yıl- kıda İspanyada orijinal bir gotik mimarisi ortaya çıkar: Barcelone, Gerone, Maurese, Tortese, Palma de Majorque katedralleri gibi.

Portekizde ise Alcobaço manastırı XIII. yüz- yılın, Batalha manastırı ise XIV ve XV. yüz yılın en son eserleridir.

A l m a n g o t i k m i m a r i s i : Alman-

yada bilhassa kulelerin yükseltilmesine çalışılmış-

tır. Yüksek ve en güzel taş işçiliğine sahip gotik

küle Strasbourg katedralidir. (1250 - 1280). Rhöne

nehri üzerindeki Limbourg (1215-1240) , Treves'in

Notre-Dame (1242-1253) Marbourg'ur. St. Elisa-

beth katedralleri güzel işçiliğe sahiptirler. Kolon-

ya katedraline 1248 de başlanmış ancak XIX yüz

yılda bitirilmiştir: Alman gotiğinin bir şaheseri

sayılır, hattâ bir zamanlar gotik mimarisinin bir

şah eseri nazariyle bakılmış olmasına rağmen Re-

ims veya Amiens katedrali yanında çok donuk ka-

lır. Ratisbonne katedrali de 1275 yılında başlan-

masına rağmen ancak XIX. yüz yılda tamamlan-

(Arkası 286 ncı sahifada)

(6)

T e k n i k

P O R T L A N D Ç İ M E N T O S f ü

Yzan : Ralph Cooke

Çimento, tekerlek ve gemi gihf beşeriyet ta- rihinin en gerilerine giden harcı âlem şeylerden biridir. Muhakkak olan bir hakikat varsa o da, yer yüzünde eve benzer bir şey bulunduğundan beri, yapı malzemesinin aralarını doldurmak için, ça- m u r olsun, sulu 'kil olsun, bir harcın çimento niye- tine kullanılmış olmasıdır. Tekerlek ve gemiler gi- bi, çimento da mühim bir keşifin mevzuu olmuş- tur.

Yalnız yüz kadar seneden beri; su altında do- nup sertleşen, kendisinden evvel kullanılan her şeyden daha mukavim, kolayca ve her zamaıı b u - lunması kabil malzemeden, imâl edilen bir çimen- toya malikiz. O vakite kadar, inşaatçılar, kireç, su ve kumdan müteşekkil çeşitli harçlar kullanmış- lardır. Bu harçların sertleşmesi sadece kirecin ku- ruması idi. K u m u n vazifesi, çekme dolayısile çat- lakları azaltmaktı. Mısırlılar 5000 sene evvel bun- ları Piramidlerde kullanmışlar. Romalılar da aynı yolu takip etmişlerdi. Fakat bu nevi harcın kulla - nılışmı tahdid eden nokta suya dayanamaması idi.

Çok eski zamanlardanberi, inşaatçılar sertleş- tikten sonra suyun tesirine karşı koyan ki, bugün

«hidrolik çimento» denilen, bazı maddelerin mev- cudiyetinden haberdardılar. Fakat, bu maddeler ekseriyetle volkanik birikintiler olup, ancak bazı mahallelerde bulunmakta idiler ve umumiyetle kullanılan hidrolik çimento yoktu.

Ondokuzuncu yüzyılda, inşaat mühendisli- ğinin gelişmesi sırasında; suya karşı olan b u nok- sanı bertaraf etmek icap ediyordu.-Leeds şehrinde, tanınmış bir ingiliz inşaat mühendisi olan Joseph Smeaton, Eddystone fenerinin yeniden inşası için muhtelif malzeme üzerinde tecrübeler yapmakta idi. Puzzolano ile kirecin karışmasından, donduk- tan sonra su altında sertleşmeye meyyal bir harç meydana geldiğini bulmuştur. Bu, mühim bir ke- şifti ve Smeaton un inşa ettiği fener 120 seneden fazla dayanmıştır.

Fakat, b u tecrübeleri bir neticeye bağlıyan ve

modern çimentonun esası olan Portland çimento- sunu elde eden, yine Leeds şehrinden duvarcı Jo- seph Aspdin olmuştur. înce dövülmüş kalkere kil ilâve edip pişirdikten sonra, elde ettiği malzemeyi yeniden öğütmüştür. Hattâ, bir rivayete göre, tec- rübeleri için yollardan taş topladığından cezaya çarptırılmıştır. 1824 senesinde aldığı beratta: «yol- ların yapılmasında veya tamirinde kullanılan ve toz haline gelmiş kalker taşı» denildiğine göre, bu rivayetin doğru olması muhtemeldir.

Muhakkak, maruz kaldığı güçlüklerin başın- da öğütme meselesi gelmiştir. Çünkü o zamanlar, ancak, yel değirmenleri veyahut su değirmenle- rinden istifade edebilirdi. Kalker için yollardan ge- çen tekerlekler vardı. Fakat, kalker ve kilin yük- sek sıcaklıkta pişmesinden hasıl olan klinkeri öğüt- m e k daha güç bir işti.

Aspdin keşfine «Portland» çimentosu ismini vermiştir. Çünkü bu madde donduktan sonra, İn- gilterenin güneyinde bulunan Portland taşının ren- gini alır. Bu keşif belki de, modern zamanların en, mühimlerinden biri idi. Fakat Aspdin, tanınmış inA saat mühendisi Brunel'in çimentoyu 1843 te Tha- mes nehrinin alttmdan geçen ve bugün, Londra- lım yeraltı tren şebekesine dahil bulunan, tünelin inşasında kullanıncaya kadar, kâşiflerin mutat m ü - cadelesini etmiştir. Biraz sonra, Londra Belediyesi Bayındırlık İdaresi, yeni çimentoyu şehirin kana- lizasyon işlerinde kullanmıştır. Yeni endüstri, ar- tık yol almaya başlamıştır.

Aspdin'in oğlu, babasının imalâthanesini Wa- kefield şehrinin basit fırınlarından, Thames neh- ri üzerinde evvelâ Rotherhithe ve bilâhire, Gra- vesend civarına nakletmiştir. Böylece aşağı Tha- mes, Dartfordla, Gravesend arasında, bu «endüs- trinin beşiği» olarak tanınmıştır.

Ham maddeler kalker, kil ve fırınlar için kö-

mürdür; ayrıca nakil vasıtaları gayet yakın olma-

lıdır. Aşağı Thames'de ve Medway'de muazzam ki-

reç ocakları vardır, kil nehirden çıkarılır (bu ame-

Referanslar

Benzer Belgeler

» Et effectivement nous nous sommes dit que si notre stratégie, qui était destinée à notre coopération pour le monde extérieur, devait s’appliquer à la France nous

Haricen çok biçimsiz görünen Diyarbakır ev- lerinin, avlusu v e avluyu çevreliyen cepheleri gayet zengin ve süslüdür (resim: 4 )... sıkletini avlu

Genel Kültürü ele alan Cumhuriyet Hüküme- timiz gerek halkevlerimizin kollan gerek konferans, yayın ve sergiler vasıtasile genel kültürün yüksel- mesinde önemli sonuçlar

Construite au XIIe siècle, modifiée au XVIIIe siècle puis restaurée au XIXe siècle, elle est le symbole du culte chrétien à Paris au cours des siècles.. Au IVe siècle,

[r]

Cinsi Kalınlık

Ambroise şatosundan sonra, yeni stildeki hatırı sayılır binalar, Gaillon'da, muhtemel olarak Veronne- lu bir mimar, Giacondo tarafından inşa edilen A m - broise Kardinalinin ve

Netice olarak görüyoruz ki, gerek demir ge- rek ahşap veya gerekse betondan olsun hazır ev- lerin yerinde aynı malzeme ile inşa edilen evlere nazaran birçok faikiyetleri