G O T İ K v e K A T E D R A L L E R İ
Toplıyan: Y. Mimar Halûk Togay
XII ve XIII üncü yüzyılın ilk yarısında «Ile- de-France» krallık sahasının genişlemesi, Philippe Auguste'ün iyi siyaseti, bu siyasetin VIII Louis ile St. Louis tarafından devam ettirilmesi, Capetien sülâlesine, bütün Frar.sada bir hâkimiyet sağla-- mıştır. Bunun neticesi olarak, Paris ve île-de-Fran- ce'ın itibarı lisan, edebiyat ve sanat bakımından, bütün Fransaya, hristiyan âlemine ve deniz aşırı sömürgelere yayılmıştır. İktisadî inkişaf, şehirlerin' büyümesi, dinî ateşin alevlenmesi, bu sanat hava- sım geliştirmiş, teknik imkanların mükemmelleş- meği ise bu gelişmeyi hudutsuzlandırmıştır. Bu İle-de-France sanat:, Roman sanatından, şakulî hatlara yükselen bir hafiflik arayışiyle, ritmi ve ar- monisi, iyi nizamlandrrılmış sarahat ve mânâsı bu- lunan bir dekor zenginliğiyle aynlır.
Gotik katedrallerinin yükseliş tesiri çok defa kalın kemerlerin tesirini kaybettirir. Bazı tezyinî süslerin bulunduğu yükseklikte bunlara haddi za- tında haiz olmadıkları bir hafifliği verir. Teknik ilerleme her şeyden önce tavan örtüsünde olmuş- tur. Beyzî manastır tonozu (Fr. Voûte sur croisee d'ogives. Alm. Kreuzrippengewöble) daimî olarak tavan örtüsü olarak kullanılmış ve hattâ bazan ro- lü mübalâğa edilmiştir. Beyzî manastır tonozunun kesişmelerinde görünen kutrî kemerlerin taşıyıcı bir rolleri yoktur, ve bu tonozlar adî manastır to- nozunun yan duvalara vereceği basıncı verirler.
Bu tonozların tazyikini dış istmad kemerleri (Fr.
arc boutant Alm. Strebebogen) karşılar. ~ Bu mimarinin cazibesi süslemeye roman sa- natından daha sistemli olarak meyletmesidir. Bü- tün mimarî uzuvlar, ayaklar, başlıklar, sivri ke- merler, pencere boşlukları, istinat kemerleri, ka- pılar, tezyinî tesir cihetinden birbirleriyle yarış ederler. Yenileşme hem tezyinî unsurlarda, hem de bunların tevziinde olmuştur. Çok yükseklere konmuş olan baslıklar mahallî yapraklarla süslen- miştir. (iğreti otu, meşe yaprağı v.s...), bu süsler
Fotoğraflar Elie Faure'un L'histoire de L'art kitabından alınmıştır.
D'ALBİ katedrali XIII üncü yüzyıl evvelâ stilize edilmiş ve piskopos asası kıvrımı (Fr. Crosşe Alm. Bischofskrummstab) ile . niha- yetlendrdi, XIII üncü yüz yıldan itibaren, hakikat- teki gibi yontulmuşlardır. Roman sanatındaki aca- yip esatir .hayvanları binanın üst kısımlarına alın- mış Ve çörtenleri teşkil etmişlerdir. Gotik tezyi- nat bilhassa cümle kapısı ile ön cephede harikula- dedir. Cümle kapısı (Fr. Portail Alm. Portal) etra- fı, alm (Fr. tympan Alm. Giebelfeld), nişler için- deki heykeller, kariatidler, gotik katedrallerde
• ••Tevrat, İncil ve Azizler destanı» na ait hudutsuz bir şiiri ihtiva ederler.
İlk hriştiyanlar ayinlerini yer altlarında gizli
olarak yapmışlardır. Sonradan hristiyan dinini Ro-
(Chartres) Katedralinin Transept'i XIII üncü yüzyıl
malılar kabul edince, mabed olarak yeni bina in- şa etmeyip, eski bazilikaları klişeye çevirmişler ve mübrem ihtiyaçlar içinde bazilika tipinde klişe- ler inşa etmişlerdir. Hristiyan dininin yarattığı ilk mimarî, roman mimarisidir. Filhakika roman mimarisi daha evvelki mimariye nazaran iptidai- dir, lâkin hristiyan anlayışının ilk eseri olması ba- kımından mühimdir. Nitekim roman mimarisii İle-de-France'da gotik olarak meydana çıkınca za- ten roman mimarisiyle yoğrulmuş olan hristiyan âlemi, gotik mimariyi yadırgamamış, bilâkis mü- him gelişmelerine sebep olmuştur.
Netice olarak gotik mimarisi, mahallî olarak kalmamış, evvelâ Fransanm köşe bucağına, sıra- siyle İngiltere, Belçika, Felemenk, İtalya, İspanya, Portekiz, Almanya, Polonya, Danimarka, İsveç ve Norveçe kadar yayılmış, her memleketin mahallî mimarisiyle anlaşmıştır. Kısaca yukarıda* zikret- tiğimiz memleketlerdeki mühim gotik katedralleri gözden geçirelim.
F r a n s a d a G o t i k m i m a r i s i : Gotik mimarinin T^eşiği Fransa olduğu için burada
gotik mimarî tezahürünü biraz daha derin olarak tetkik edelim.
a — Deneme devri: Bir araştırma devrinden ionra, XII. yüzyılın başında gotik mimarisi niza- .nmı bulur. Valois, Beauvaisis, Paristeki St. Mar- ',in-des-Champs. ile St. Pierre- de Montmartre (1147) katedralleri kısmen roman uslûbundadır.
Sens katedralinin (1142-1168) koro (papazların di- ni merasimi yaptıkları mahal (Fr. Choeur Alm- Chor) kısmı ve St. Deniş katedralinin koro kısmı- nı saran sahası (Fr. deambulatoire) gotik tarzın- dadır. St. Deniş katedrali dış istinad kemerleri, plânmm zarafeti, taş işçiliğinin güzelliği, heykel- traşisinin sağiamlığiyle nazarı dikkati celbeder.
St. Deniş'den sonra, artık bütün katedraller gotik uslûbunda yapılmaya başlar. Noyon (1157-1188), Laon (İİ60-1205) Soissons (1176-1212) ve Senlis (1153-1191) katedralleri gibi.
1160 tarihinde piskopos Maurice de Sully, es- ki St. Etienne ve eski Notre-Dame katedrali arsa- sına, yeni bir Notre-Dame de Paris katedrali in- şasına karar verir. Çalışmalara 1163 tarihinde baş- lanmış, koro ve koroyu saran çift sahan (Fr. deam- bulatoire) m inşası 1177 de, esas sahanın (Fr. la nef, Alm. Schiff), ve çift yan sıhanlar (Fr. latlerale veya bas cote. Alm. Seitenschiff) 1196 da, esas cep- he ajurlu galeriye kadar 1220 de inşa edilmiştir.
Notre-Dame de Paris katedralinin inşası de- vam ederken bir yandan da Pariste St. Germain des Pres katedralinin koro kısmı inşasında (1163) Marne üzerindeki Chalons'ta Joulian-de-Pauvre katedraline (1170), Vaux'da Notre-Dame kated- raline (1157-1183), Reims'te St. Remi katedralinin koro kısmı (1169-1181), Normandi'de Lisieux ka- tedrali (1160-1172) inşasına devam ediliyordu.
Bütün bu katedraller gotik uslûbunun gençli- ğini ifade ederler ve bir çok noktalarda benzerlik- leri vardır. Planlar geniş ve sarihti. Ve umumiyet- le çok sahanlıdır. Transpet (Katolik klişeleri haç şeklindedir ve bu haçın küçük hattını klişenin transept. denen kısmı teşkil eder (Fr. Transept.
Alm. Querschiff), Notre-Dame de Paris'de az çı-
kık, Senlis'te mevcut değil, Laon'da ise mübalâğa-
lıdır. Bu devrenin en büyük ölçüleri Notre-Dame
de Paris katedraline aittir. Uzunluğu 136 metre, ge-
nişliği 48 metre, beyzî manastır tonozlarının isti-
nad açıklığı 34 metredir. Bu beyzî tonozların şek-
li müstatili yerine karedir. İptidada katedrallerin
ışığı ön cephedeki yuvarlak pencere (Fr. Rosace
Alm. Einsatz-Rose) ile üstündeki pencerelerden
gelirdi. Sonradan katedrallerin her duvarı birer
ışık menbaı olmuştur.
Merkezî bir çan kulesi yalnız Laon katera- linde ihmal edilmiştir. Buna mukabil bir fener ku- lesi bu katedralin normand tesiri altında kaldığını tebarüz ettirir.
Gotik cephenin ibda edilişi de bu devreye tesadüf eder. Gotik cephe dikey olarak üç eşit bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerden iki yan kısım- lar yükselerek kuleleri teşkil ederler; orta kısım- da bir yuvarlak pencere bulunur. Ve bu yuvarlak- lık bu kısmın yüksekliğini azaltır, bu suretle iki yan kule bize daha yüksek görünür. Bu üç eşit kıs- mın altında üç cümle kapısı bulunur, ortadaki ka- pı diğerlerine nazaran daha büyüktür.
b -— Olgunluk devri XIII. yüzyılın başmda- yeni bir tiple gotik mimarî evcine yükselir. Bu sa- hada en eski örnek Chartres katedralidir, 1194 te eski katedral yandıktan sonra yenisi (1220-1260)
: