K r o n i k : P i y a s a ı
M İ M A R V E M E M U R Yazan: Vedat Nedim TÖR
(Vatan) gazetesinin 23 Ağustos 19$4 tarihli sayısın- da Vedat Nedim Törün aşağıya koyduğumuz yazısı çık- mıştır.
Memleketimizde mimarlığı tanıtmak ve onu lâyık olduğu mertebeye çıkarmak içiıı çalışan ve didişen mi- marlara, zaman zaman Vedat Nedim gibi münevverleriniz ve idealistlerimizin katıldığını görmekte memnun olmak- ta, nihayet memleket içinden bizim gibi düşünenlerin ço- ğalmasından biiyük bir haz duymaktayız. Bu küçük ve fakat mânası biiyük yazıyı okuyucularımıza takdim, et- mekteyiz.
Türkiyenin kalkınması elemek, her bakımdan güzelleşmesi demektir. Nice nice Tabiat ve Tarih güzelliklerimiz (bile, sırf bakımsızlık, gerilik ve pislik yüzünden, çekici olmak şöyle dursun, itici bir iğ-
rençlik içinldedirler. Bu yeryüzünde millet olarak var olabilmek için, ıbir yandan, ibu topraklara tabi- atın ve tarihin bol bol armağan ettiği güzellikleri sürekli ve anlayışlı bir ba'kımla korumak, öte yan- dan da yeni yeni inşa hamleleriyle, daıha refahlı, daha seviyeli, daha güzel bir yurt kurmak zorunda- yız. Bu diyardan gitmiyeceğiz amma, bu devenin kıçına icabında bir değil, dört motör takmasını bi- leceğiz!...
Her inşa işi, her şeyden önce, bir mimar işi- dir. Onun için, mimarlarımii.m, paylarına düşen bü- yük mes'uliyeti, fakat ayni zamanda eşsiz şerefi her an duyarak çalışmaları lâzımdır. Böyle bir mes'uli- yeti ve böyle bir şerefi ise, ancak memleketin çeh- resini tarih boyunca tesbit etmek birsiyle çalışan ya- ratıcı san'atkârlar duyabilirler.
Hiçbir san'at eseri, mimarın eseri kadar (har- cı âlem» değildir. Ressamın eseri, müzelere tıkılır.
Şairin eseri, kitaplarda mahpus kalır. Bestekârın e- seri, çalınırsa duyulur. Fakat mimarın eseri, her mey danda, her köşe başında ve her sokakta nesiller b o - yunca, herkese çırıl çıplak açık durur, onun içindir- ki, mimarın, tarih huzurundaki mes'uliyeti sonsuz- dur. Mimar, l i r memleketin manzarası üzerinde ta- sarruf eden insandır. Istanbulul ve Edirneyi, Sinan- sız düşünmek muhaldir. Nitekim, şimdi artık bir- çok büyük mimarî eserlerinden mahrum kalan A v - rupa da, artık o bizim bildiğimiz Avrupa değildir.
Ona başka bir ad taksınlarI..
İ N Ş A A T M A L Z E M E S İ F I A T L A R I
Son siyasî olaylar neticesi malzeme piyasasın- da geçen iki aya nazaran bazı maddelerde düşüklük bazılarında ise yükseliş vardır. Yükselen yapı mal- zemesini bilhassa Almanya ile münasebetlerin kesil- mesinden sonra Avrupadan idhal edilemeyen ma- denî eşya teşkil etmektedir.
Bunlar başta çinko, çivi ve fayanstır. Bu mad- deleri henüz ne A.merikadan ne de Ingiltereden id- ıhal imkânları bulunmadığı için memlekette mevcut
küçük stoklar kullanılmaktadır. Çivinin kara bor- sada kilosu 250, çinkonun kilosu 350, metal telin levhası 400 kuruşa kadar satıldığı söylenmektedir.
Putrel ve 18 m / m den daha büyük kuturda yerli malı Karabük demirlerinin resmî perakende fiatı 67 - 69 kuruştur. Karabük 12 m / m kuturda de- mir çubuk veriyorsa da piyasada mevcudu kalma- mıştır. Daha ince yabancı malı çubuk demirler me- selâ 6 - 10 m / m lik çubuk demirlerin tamamen ka- ra borsaya intikal ettiği ve 1 60 kuruş istendiği söy- leniyor. Karabük fabrikaları, istanbul tüccarları i- çin geniş bir demir kontenjanı vermiştir. Bu sebep- le kalın yuvarlak demirlerin 67 kuruştan satıldığı görülüyor.
Piyasada bol miktarda putrel vardır, putrelin Türkiyenin çehresini değiştirmek gibi haşmet- li olduğu kadar da zorlu, âdeta destanllk bir vazi- fe karşısında kalan mimara hâlâ bir kalfa muame- lesi yapan memurlarımızın bulunduğunu sık sık işi- tiyoruz.
Bizde, san'at eseri ve san'atkâr hakkında ulu orta lâf etmenin daha henüz ayıp sayılmadığını bi- liyoruz. San'at eserine ve onun yaratıcısına dil u- zatmanın küfür ve günaih telâkki edildiği devirler- den uzaktayız. Fakat tarihte, kalıcı eserleriyle za- manlara hükmedecek bir Cumhuriyet çağı açmak is- tiyorsak, san'atkârı yine tahtına oturtmalıyız. San'- atkârın sözüne, Hakkın sözü gibi itibar göstermek ahlâkını yaymalıyız.
Şelhir plânlarını kıeyfî .müdahalelerle hiçe in- diren, mütehasıs sözüne kulak asmıyan, san'atkâ- rın tavsiyelerini yan çizen, ve kendi zevksizliğini Jıer şeyin üstünde tutan memura karşı, san'at cep- hesinin veto hakkını kullanmak zamanı gelmiştir:
Yurdumuzun güzel çehresini çirkinleştirenlere lânet olsun...