SPORDA ALAN VE LABORATUVAR TESTLERİ İLE PERFORMANSIN
DEĞERLENDİRİLMESİ 3.DERS
Prof. Dr. Rasim KALE
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu
Uygulama Objektivitesi
Uygulama objektivitesi bir önemli konuyu daha bünyesinde bulundurur. Bu önemli konu şu şekilde açıklanmıştır: Bilindiği gibi bir spormotorik testin uygulanışında özellikle koordinatif becerilerin test edilmesinde ya da bu becerilerin kondisyonel özelliklerle bir arada ölçülmesinde; birden fazla test bataryası kullanılabilir. Bu kullanım üç yönde gerçekleşir. Uygulanan spormotorik test bataryaları, ya homojen ya heterojen ya da karma nitelikte olabilir. Test bataryalarının heterojen nitelikte olması ya da daha açık bir ifade ile bir spormotorik testin heterojen test profilinden oluşması durumunda; spormotorik test bataryalarının bir toksonomisinin yapılması gerekir [BÖS et al. 2009, 186; KAYNAK: OBERGER 2015, 14]
Değerlendirme objektivitesi; elde edilen ham verilerin yapılacak istatistik hesaplamalarda standart sapma hata paylarının düşük ya da en az oranda olmasından hareket eder. Bilindiği gibi istatistik bilimi, bu manada % 3-5 hata payını kabul etmektedir. Yapılacak değerlendirme
objektivitesi, uygulama objektivitesi ile doğru orantılıdır.
Bir test; ne kadar objektif koşullar altında uygulanırsa, elde edilen verilerin değerlendirme sonuçları da o kadar objektif olur. Tabi değerlendirme aşamasında; bir
ölçümün objektif olarak matematiksel ve istatistiki yöntemlerle değerlendirilmesine de gereken özen gösterilmelidir.
Yorum objektivitesi, iki yönlü bir fonksiyona sahiptir.
Öncelikle elde edilen sonuçlar testin geçerliliği ve
güvenilirliği açısından kontrol edilir. İkincisi ise; kısaca bu geçerlilik ve güvenilirlik katsayısı doğrultusunda elde
edilen sonuçların uygulatıcının dışında ve alanla ilgili kamuoyu tarafından değerlendirilmesi gerektiğidir.
Kamuoyuna dahil olacak paydaşlar, ilgili kamu kurumları, özel sektör, stk kuruluşları, üniversiteler/enstitüler, yazılı- görsel basın ya da ilgili bilim insanları vb unsurlardır.
Burada önemli olan; sonuçların bu paydaşlar tarafından genelde aynı şekilde yorumlanması, açıklanması ve kabul görmesidir.
Spormotorik testte esas kriterlerden olan reliabilite, güvenilirlik anlamına gelmektedir. Reliabilite, bir
spormotorik testin bir kez daha tekrar edilmesi
durumunda ulaşılan sonuçların birbirine çok yakın ya da birbirleriyle örtüşmesi durumudur. Bir başka ifade ile bir motorik testin tekrarında elde edilen ham veriler, birbirine çok yakın ya da aynı ise,
ölçülen bu spormotorik özelliğe ait uygulanan bu test güvenilir olarak algılanır ve kamu oyunca kabul görür. Reliabiliteyi ölçmek için farklı test yöntemleri bulunmaktadır. Bunlar şu şekildedir:
• Paralel test.
• Re- test ve
• Test yarılama yöntemleri.
Paralel testte; deneklere birbiri ardı sıra iki test uygulanır ve her iki testte elde edilen sonuçlar birbirleri ile korrele (İlişkilendirilir) edilir.
Retest; test tekrarı anlamında kullanılan bir kavramdır. Burada önemli olan; uygulanacak bir testin tekrarında elde edilen iki sonuç arasındaki farkın belirlenmesidir. Spor biliminde tekrar edilecek testin süresi
konusunda bir uzlaşı olmamakla birlikte, bu süre yaklaşık 10-14 gün olarak kabul edilmektedir. Bazı durumlarda bu süre daha az ya da daha fazla olabilmektedir.
Bu bağlamda; bir yığına uygulanmış olan bir test aynı uygulatıcı, aynı araç- gereç ve ekolojik
koşullarla yaklaşık iki hafta (14 gün) sonra tekrar uygulanır. Bu uygulama tekrarı sonucunda elde edilen veriler önceki test sonuçları ile
karşılaştırılır. Bu tekrar sonucunda elde edilen sonuçlar; birbirine yakın ya da birbirleri ile
örtüşüyor ise, bu test güvenilir bir test olarak kabul görür. Reliabilitenin son yöntemi; madde analizi ile ilgili test yarılama yöntemidir.
Burada özellikle istasyonlar olarak belirtilen testin bölümleri ya da test evreleri
bulunmaktadır. Spor biliminde test bataryası
(Bateri: Pil) şeklinde ifade edilir. Bu birimlerden oluşan bir spormotorik test, deneklere sadece bir kez uygulanır. Daha sonra bu evreler ya da
test bataryaları; iki eşit bölüme ayrılarak, her bir bölümden elde edilen sonuçlar arasında
manidar bir farklılığın olup olmadığına bakılır.
Örneğin;
8 istasyonlu bir dairesel çalışmada; 1,3,5,7 no’lu istasyonlarda elde edilen sonuçlarla, 2,4,6,8
no’lu istasyonlarda elde edilen sonuçların
karşılaştırılması. Ya da başka bir örnekte olduğu gibi; basketbol potasına yapılan 10 adet serbest atıştan 1,3,5,7,9 no’lu atışlarda elde edilen
sonuçlarla, 2,4,6,8,10 no’lu atışlarda elde edilen sonuçların karşılaştırılması gibi.
Bu karşılaştırmada; bölümlerin genel toplamı ele alınabileceği gibi, madde analizi şeklinde her iki bölümdeki serbest atışlar tek tek olarak ta
değerlendirmeye tabi tutulabilir. Bu suretle yapılan teknik analizde; hangi sıra atışlarda başarı sağlandığı, hangi sıra atışlarda başarı sağlanamadığı belirlenebilir.
Spormotorik testte bir diğer esas kriter validitedir. Validite; geçerlilik anlamında
kullanılmaktadır. Yüksek düzeyde objektivite ve yüksek düzeyde reliabilite, yüksek validiteyi
ortaya koyar. Bir başka ifade ile, yüksek düzeyde validite, yüksek objektivite ve yüksek reliabilite sonucuna götürür.
Aşağıdaki Tablo XII’de görülen korelasyon
değerleri, validiteye ait istatistiki sınıflamada genel geçerliliğin derecesini tayin eder. Bunu belirlemek için istatistik temele oturmuş bir motorik testte r (Pearson korelasyon katsayısı) değerleri dikkate alınmalıdır.
Korelasyon değerleri r (Pearson korelasyon katsayısı)
Anlamı
r: ± 0 Hiçbir korelasyon
r: ± 1 Tam bir korelasyon
r: - 1 Ters yönde tam bir korelasyon
r: 0.7 – 1.0 Yüksek düzeyde bir korelasyon
r: 0.4- 0.7 Orta düzeyde korelasyon
r: ≤ 0.4 Düşük düzeyde korelasyon
Tablo XII: Pearson Korelasyon (r) Katsayısı Değerleri ve Anlamları [RÖTHIG/ GRÖβING 1990, 116].